Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Tarım işçilerine yönelik önlem alınmazsa kıtlık gelir

Onlarca tarım işçisi aynı çadırlarda kalmaya devam ediyorlar. Çiftçilere ve tarım işçilerine yönelik önlem alınmasını isteyen Hamit Kurt, aksi halde kıtlık gelebileceğini açıkladı.

BOLD – Korona günlerinde evde kalma lüksü olmayan çiftçiler ve tarım işçileri salgın döneminde de çalışmaya devam ediyor. Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam-Sen) Genel Başkanı Hamit Kurt, çiftçiye yönelik tedbir alınmadığını, çiftçiler ve tarım işçileri arasında salgın çıkması durumunda kıtlık başlayacağını söyledi.

Salgın sürecinde açıklanan tedbirlerin tarım sektörüne hitap etmediğine değinen Kurt, şunları söyledi: “Tedbir paketlerinin içinde ne var; patrona, sermayeye, tüccara teşvik, af, erteleme, yeni fon kaynakları, çiftçiye, üreticiye, yoksul halka ise yeniden borç sarmalı, hak değil, yine vicdana ve acımaya dayalı yardım, sabır ve dua var. Bu yaklaşım çözüm olamayacağı gibi, kaosun daha derinleşmesine sebep olacağı kesindir. Tarım sektöründeki yurttaşa yönelik bir tedbir yok. Örneğin; mevsimlik tarım işçileri, çocuklarıyla zor şartlar altında yaşıyorlar, traktörlerle işe gidip geliyorlar, 3 kişinin kalması gereken çadırda onlarca kişi kalıyor. Canlı taşıması yasak olan traktöre onlarca işçi bindiriliyor. Bu duruma yönelik bir tedbir alınmadı. Bir an önce bu duruma da müdahale edilmelidir.”

TALEPLERİNİ SIRALADI

Kurt, tarım sektöründe alınması gereken tedbirleri şöyle sıraladı: “Küçük aile işletmeler ve tarımsal kooperatifler desteklenerek, üretim kapasiteleri arttırılmalıdır. Mevsimlik tarım işçilerine asgari çalışma koşulları sağlanmalıdır. Özelikle hayvansal ürünlerde dışa bağımlı olmamak için maliyetler düşürülmelidir. Meraların rant için imara açılmasından vazgeçilerek, üretim için kullanılmalıdır. İthalat gümrük vergileri yükseltilerek, çiftçi korunmalıdır. Nisan ayı itibariyle başlayacak ‘Buzağı Desteklemesi’ olmak üzere bütün destekleme başvuruları çiftçi ve üreticilerimizin hasat yapılmış olsa dahi, bütün hakları saklı kalmalıdır. Çiftçilerin bankalara olan borçları 1 yıl faizsiz ertelenmelidir. Ekim yapılmayan tarım arazileri teşviklerle yeniden ekim yapılır hale getirilmelidir. KHK’larla haksız olarak ihraç edilen bütün tarım ve orman emekçileri bir an önce işlerine iade edilmelidir. Liyakat ve meslek gruplarını göz önüne alarak, yeni, özelikle Gıda Denetim personeli yetersiz olan il ve ilçe personel istihdamı sağlanmalıdır. Bu alanda topluma hizmet sunan kamu emekçilerine sağlıklı çalışma koşulları yaratılmalı, gerekli koruyucu ekipmanlar sağlanmalıdır. Bu zor süreçte tarım orman alanında faaliyet gösteren sendikalar, meslek odaları ve diğer sivil toplum örgütleriyle işbirliği içerisinde olunmalıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı çalışanlarından, isteyen herkese ayrımsız virüs testi yapılmalıdır.”

Ekonomi

Ekonomiyi anlamak için gözler yabancı bankaların stratejisinde

Ekonomik gidişatı anlamak için en önemli göstergelerden biri bağımsız gözlem yapan yabancı bankaların neler yaptığında. Yaptıkları, kamu bankalarının yaptıklarından oldukça farklı.

BOLD – Hükümet bankaları daha fazla kredi vermeye ve devlet tahvillerinden daha çok almaya zorluyor. Üç büyük kamu bankasının bilançosunu güçlendirmek için hazineden 21 milyar lira enjekte edildi. Ancak hükümetin stretejisine karşı Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı bankalar, Türkiye’den çıkmayı ya da küçülmeyi değerlendiriyor.

Reuters’te yayınlanan analize göre; Hermes Investment Management üst düzey analisti Filippo Alloatti ekonomideki zorlu durumun özel bankalar için ‘orta vadede birleşmeleri daha cazip hale getireceğini’ ifade etti.

Son altı ay içinde, İtalyan UniCredit Yapı Kredi’deki payını azaltırken, HSBC de Türkiye’den çıkmayı değerlendiriyor.

İsmini açıklamak istemeyen bir banka yöneticisi, özel bankaların kredi vermek ve sermaye artırımı yapmak ile ‘harekete geçmeme‘ arasında seçim yapmak zorunda kalacağını söyledi.

YATIRIM SÖZKONUSU DEĞİL

Üst düzey bir banka danışmanı da Türkiye’de iş yapma riskleri göz önüne alındığında hissedarların sermaye artırımı yapmalarının ‘söz konusu olmadığını’ belirterek şunları söyledi: “Şu anda özel bankalarda ve yabancı ortaklı bankalarda ana ortakların sermaye artışı yapması neredeyse imkansız. Özel banka sahiplerinin de bir pencere açıldığında hızlıca çıkacağını düşünüyorum. Ancak devam eden salgın, varlıkların gerçek değerlemesininin şu an zor olması ve potansiyel alıcı bulunmamasından dolayı şu an böyle bir pencere yok.”

Banka çıkışları
Borsa İstanbul’da işlem gören banka hisseleri bu yıl yüzde 26 düştü. Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank pazar payını artırdı. Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank’ın 2014 sonunda yüzde 30 olan toplam kredilerden aldığı pay şu an itibariyle yüzde 48 seviyesine kadar yükseldi.

Bankacılık sektörünün özsermaye karlılığı, yabancı ortaklıkların yoğun şekilde Türkiye’ye girdiği 2007 yılında yaklaşık yüzde 25 seviyesindeydi. Ancak özsermaye karlılığı azalarak yüzde 11.5 seviyesine kadar geriledi.

Öte yandan Türkiye’nin 40 civarındaki özel bankası 2018 krizinden sonra milyarlarca dolarlık batık kredi (NPL-takipteki kredi) ile de karşı karşıya kaldı.

HÜKÜMET KONTROLÜ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR

Bir bankacılık kaynağı “Sektör hükümet tarafından giderek daha fazla kontrol ediliyor ve bu özel banka çıkışlarını tetikleyebilir” dedi.

Değişimi tetikleyebilecek bir diğer faktör ise, Ankara’nın geçen yıl döviz piyasaları ve bankalar üzerindeki kontrolünü sıkılaştıran bir dizi düzenlemelerin yarattığı maliyet.

İlk çeyrek verilerine göre kamu bankalarının net karı yüzde 83 artış gösterirken, yerli özel bankaların net karı yüzde 9.3 yabancı bankaların ise yüzde 3.6 arttı.

Üst düzey bir banka yöneticisi şunları söyledi: “Son yıllarda artan maliyetler ve getirilen düzenlemelerin de etkisiyle bu sürece ayak uyduramayanlar sektörden çıkabilir; bu maliyeti yönetmeyenlerin paylarını, bu süreci daha iyi yönetenler alabilir. Haftada bir regülasyon degişmez, bu biraz sık olmaya başladı bankacılık sektöründe, bunun artık oturması gerekiyor.”

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Yönetici Direktörü Francis Malige ise Türk şirketleri iyi durumda olduğu için bu durumun kısa vadede birleşme baskısını azalttığını söyledi.

Malige, “Bir konsolidasyon olursa şaşırmam ama hemen olmasını beklemiyorum çünkü konsolidasyon genellikle finansal krizlerin akut aşamasından sonra olur” dedi.

Okumaya devam et

Ekonomi

Türkiye ülke ülke aradığı parayı bir ayda faize verdi

Yurt dışında borç arayışlarını sürdüren Türkiye geçen ay 22 milyar 300 milyon dolar dış borç ödedi. Bu borcun 5 milyar dolarını ise faiz oluşturdu. Resmi verilere göre Merkez Bakasının döviz rezervi ise 50 milyar dolara geriledi.

BOLD – Merkez Bankasının (MB) resmi rezerv varlıkları, nisanda bir önceki aya göre yüzde 6,3 azalarak 86,3 milyar dolara geriledi. Resmi verilere göre döviz rezervi 50 milyar dolara düştü. Nisan ayındaki 22 milyar 300 milyon dolar dış borcun 5 milyar dolarını faiz oluşturdu.

DÖVİZ VARLIKLARI YÜZDE 15.5 AZALDI

Merkez Bankası tarafından, Nisan 2020 dönemine ilişkin “Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi Gelişmeleri” verileri yayımlandı. Buna göre, resmi rezerv varlıkları nisanda bir önceki aya kıyasla yüzde 6,3 azalışla 86,3 milyar dolar oldu. Aynı dönemde döviz varlıkları yüzde 15,5 azalışla 50,1 milyar dolara gerilerken, altın cinsinden rezerv varlıklar yüzde 10,8 artışla 34,8 milyar dolara yükseldi.

5 MİLYAR DOLAR FAİZE GİTTİ

Vadesine 1 yıl veya daha az kalmış Merkezi Yönetim ve Merkez Bankasının önceden belirlenmiş döviz çıkışları nisanda bir önceki aya göre yüzde 0,6 azalarak 22,3 milyar dolara düştü. Bu tutarın 17,3 milyar doları anapara, 5 milyar doları faizden oluştu. Bu dönemde, Merkez Bankasının yurt içi ve yurt dışı yerleşik bankalarla yaptığı finansal türev işlemlerinden kaynaklanan net döviz ve altın yükümlülükleri 37,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşirken, söz konusu tutarın 17,2 milyar doları bir ay vadeli olarak kayıtlara geçti.

14 insan hakları örgütünden toplu korona ölümlerine karşı acil çağrı

Okumaya devam et

Ekonomi

YHT seferleri yeniden başladı

Koronavirüs tedbirleri kapsamında ara verilen Yüksek Hızlı Tren seferleri yeniden başlatıldı. Ankara-İstanbul arasında yarı kapasite ile hizmet verecek olan Yüksek Hızlı Tren bilet fiyatlarına zam yapılmayacak.

BOLD – Yüksek Hızlı Tren seferleri yeniden başladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, trenlerin yüzde 50 kapasiteyle çalacağını belirterek, bilet ücretlerinde artışın söz konusu olmadığını kaydetti.

YÜZDE 50 KAPASİTE İLE HİZMET VERECEK

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, Kovid-19 tedbirleri kapsamında ara verilen Yüksek Hızlı Tren (YHT) seferlerinin yeniden başlatılması dolayısıyla Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Treni’nin gardan uğurlanması törenine katıldı. Bakan Karaismailoğlu, “Trenlerimiz yüzde 50 kapasiteyle çalışıyor, diye bilet ücretlerinde artış söz konusu değildir” dedi.

ANKARA – SİVAS HATTI BU YIL AÇILIYOR

Bakan Karaismailoğlu, Ankara – Sivas YHT projesinde toplam uzunluğu bin 933 metre olan 6 adet viyadük öngörülürken, tüm viyadük imalatlarının tamamlandığını söyledi. Karaismailoğlu, “Ankara-Sivas YHT hattını 2020 yılı içerisinde hizmete almayı planlıyoruz” dedi

27 Mayıs koronavirüs bilançosu: Ölenlerin sayısı 4.431’e yükseldi

Okumaya devam et

Popular