Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

İstanbul Tabip Odası: Enfekte olan hekim sayısı bini aştı!

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu, sahadan aldıkları bilgilere göre İstanbul’da Koronavirüs’ten enfekte olan sağlık çalışanı ve hekim sayısının bini geçtiğini açıkladı.

BOLD-Geçen hafta Bilim Kurulu Toplanıtısı sonrası açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye genelinde enfekte sağlık çalışanı sayısının 601 olduğunu söylemişti.

Sağlık Bakanlığı’nın ayrıntılı verileri kamuoyu ile paylaşmamasını eleştiren İstanbul Tabip Odası’ndan yapılan açıklamada, “Pandemiye karşı yersiz, yanlış, hatalı politikalarınızın, başarısızlığınız apaçık ortadayken ‘başarı hikayesi yazma’ çabalarınızın kurbanı olmak istemiyoruz! Hayatlarımız politikalarınızdan değerlidir!” ifadesine yer verildi.

İstanbul Tabip Odası’ndan yapılan açıklama şöyle:

Covid-19 pandemisi ne yazık ki yüzlerce insanımızı hayattan kopararak devam ediyor.

Baştan beri ısrarla talep etmemize rağmen Sağlık Bakanlığı pandemiyle ilgili ayrıntılı verileri kamuoyuyla paylaşmamakta ısrar ediyor. Türkiye’deki vakaların yüzde 56’sının İstanbul’da olduğunu, İstanbul’un göz göre göre nasıl vahim bir duruma sürüklendiğini ancak 1 Nisan tarihinde öğrenebildik.

BAKANLIK SADECE POZİTİF VAKALARI AÇIKLIYOR

Dünya ve Türkiye tıbbı bu süreçte Covid-19 teşhis ve tedavisinde sadece PCR testine dayanarak karar verilemeyeceğini çoktan öğrendi. Oysa Sağlık Bakanlığı sadece, hala daha yeterli sayıda yapılmayan PCR testlerinde pozitif çıkan vakalarla ilgili rakamları açıklıyor. Yapılan açıklamalarda toplam test, vaka, vefat, yoğun bakımda yatan hasta, entübe hasta sayıları verilirken hastanelerde Covid-19 teşhisiyle tedavi edilen hasta sayıları bile açıklanmıyor. Bu arada test yapıl(a)madan ya da test sonucu pozitif gelmeden hayatını kaybeden hastalara istatistiklerde yer verilmiyor. (Oysa Dünya Sağlık Örgütü COVID-19 pandemisi sırasında ölüm kayıtları için “U07.1: COVID-19, virüs tanımlanmış (laboratuvar testi (PCR) ile kesinleştirilmiş olgular”) ve “U07.2: COVID-19, virüs tanımlanmamış” şeklinde iki farklı uluslararası kod önermektedir.)

VEFAT SAYILARI DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR

Netice itibarıyla, Covid-19 vaka ve vefat sayılarını olduğundan çok daha düşük gösteren bu yaklaşıma karşı İstanbul Tabip Odası olarak sahadan topladığımız verilerle gerçek tabloyu raporlaştırıyor ve kamuoyuyla paylaşıyoruz.

Covid-19 vakalarının yüzde 80’inin hastalığı semptomsuz olarak ya da ayakta geçirdiğini, ancak yüzde 20’sinin hastaneye yatırıldığını dünya ve ülke deneyimlerimizden biliyoruz.

İSTANBUL’DA COVİD-19’LU SAĞLIK ÇALIŞANI SAYISI BİNİ GEÇTİ

İstanbul’da Covid-19 teşhisiyle hastanelerde takip ve tedavi edilen hastaların sayısı çoktan binleri geçti. (İstanbul’da 45 gün içinde iki hastanenin yapılacağının açıklanması da durumun vahametini gösteriyor.) Hastanelerimiz Covid-19’lu hastalarla dolup taşıyor, artık aynı odada iki hasta birlikte yatırılmak zorunda kalınıyor. İstanbul’da eskiden bu yana çok sıkıntılı olan yoğun bakım yataklarıyla ilgili sıkıntı da hızla kendini gösteriyor.

Öte yandan Sağlık Bakanı 1 Nisan 2020 tarihindeki basın toplantısında Türkiye’de Covid-19’lu sağlık çalışanı sayısını 601 olarak açıkladı. (Sonraki açıklamalarında yeni bilgiye yer vermedi.) Oysa bizim sahadan topladığımız bilgiler sadece İstanbul’daki Covid-19’lu hekim, sağlık çalışanı sayısının çoktan 1.000’i geçtiğini gösteriyor.

KURBAN OLMAK İSTEMİYORUZ

Daha önceki raporlarımızda açıkladığımız gibi, Covid-19 pandemisi göz göre göre gelmesine rağmen maske, önlük, eldiven gibi gerekli kişisel koruyucu malzemelerin bile yerinde ve yeterli miktarda temin edilmemesi, triyaj uygulamasının birçok sağlık kurumunda yapılmaması, sağlık çalışanlarının sağlığını koruyucu tedbirlerin -başta düzenli test yapılması olmak üzere- alınmaması; kısacası İstanbul’daki sağlık kurumlarında gerekli hazırlığın zamanında yapılmamış olmasının bedelini ne yazık ki hekimler, sağlık çalışanları ödüyor. Salgınlara karşı mücadelede en önemli faktörün hızlı davranmak olduğu bilindiği halde Sağlık Bakanlığı yöneticilerinin yapılması gerekenleri haftalarca gecikmeyle yapmaları ise tabloyu kurtarmıyor.

Pandemiye karşı yersiz, yanlış, hatalı politikalarınızın, başarısızlığınız apaçık ortadayken ‘başarı hikayesi yazma’ çabalarınızın kurbanı olmak istemiyoruz!

Hayatlarımız politikalarınızdan değerlidir!

Cezaevinde koronadan babasını kaybeden Ferhat Yeter: Ders çıkarılsın!

Gündem

“Ne olur yardım edin: 16 yaşındaki kız 54 yaşındaki adamın elinde”

Antalya’da 18 gün kaybolduktan sonra bulunup ailesine teslim edilen lise öğrencisi Hayriye Nur Özyurt, 2 hafta sonra tekrar kayıplara karıştı. Anneanne Ayşe Yıldırım, iz sürüp torununun tutulduğu adresi tespit etti.

BOLD – Kepez Kütükçü Mahallesi’nde yaşayan 16 yaşındaki Hayriye Nur Özyurt, markete gitmek için evden çıktı ancak dönmedi. Ailesinin kayıp başvurusu ile çalışmalara başlayan polis, genç kızı 18 günde bulup 29 Nisan’da yakınlarına teslim etti. Fakat Özyurt, 14 Mayıs gecesi tekrar kayboldu.

TORUNUNUN YERİNİ KENDİ ÇABASIYLA TESPİT ETTİ

Anne Meral Özyurt, kızının, birilerince zorla tutulduğunu iddia etti. Anneanne Ayşe Yıldırım ise iz sürüp torununu bir haftada buldu. Yıldırım, Hayriye Nur’un, 28 yaşındaki C.B. ile görüştüğünü belirledi. Kendi çabasıyla C.B’nin yerini belirleyen anneanne söz konusu adrese gitti.

18 YAŞINI DOLDURANA KADAR ALIKOYACAĞINI SÖYLEDİ

Ayşe Yıldırım sonrasını şöyle anlattı: “Komşular, C.B.’nin torunumu sürekli dövdüğünü anlattı. ‘Neden polise haber vermediniz?’ diye sitem ettim. Korktukları için ihbar edemediklerini söylediler. Kapıyı çaldığımda karşıma C.B.’nin babası olduğunu öğrendiğim S.B. çıktı. Bu kişiye, ’54 yaşındasın, 16 yaşındaki çocuğu nasıl tutarsın?’ dedim. ‘Tutarım’ dedi. Ağladım, yalvardım. Çocuğumu göstermesini istedim ama bana göstermeyeceğini söyledi. Hatta Adanalı olduğunu, torunumu 18 yaşını doldurana kadar alıkoyacağını belirtti. Neden 18 yaşının doldurmasını bekliyor, onu da anlamadım. Adli makamlara şikayet ettim. Ama sonra ortadan kayboldular.”

YETKİLİLERE SESLENİYORUM: BANA YARDIM EDİN

Torununun ne amaçla alıkonulduğunu bilmediğini dile getiren anneanne, “Polislerimiz inşaallah kısa zamanda bulurlar. Yardım bekliyorum. Yetkilere sesleniyorum, 16 yaşındaki kız çocuğu 54 yaşındaki adamın yanında. Ne olur bana yardım edin” dedi.

“Fikir Devlet Bahçeli’den icraat Tayyip Erdoğan’dan”

Okumaya devam et

Gündem

CİMER’e ‘maaş alamıyorum’ diye şikayet etti işten kovuldu

Karayolları Genel Müdürlüğünden iş alan taşeron firmada çalışan Mehmet Ünlü, iki aydır maaşları yatmayınca durumu CİMER’e şikayet etti. Taşeron firma, şikayet sonrası koronavirüs sürecinde yasak olmasına rağmen Ünlü’yü işten attı.

BOLD – İşten atılan Ünlü, dava açtığını belirterek, “Yasal olarak haklarımı alacağıma inanıyorum. Kendim ve bütün arkadaşlarım için bu haksızlığın karşısında durmaya devam edeceğim” dedi.

Karayolları Genel Müdürlüğü 3. Bölge Müdürlüğünün işini alan taşeron firmada çalışan Mehmet Ünlü, koronavirüs sürecinde iki ay boyunca maaş alamayınca durumu Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi(CİMER)’ne şikayette bulundu. Ünlü, “Evinin kirası, hastası, taze bebeği, hamile eşi olan insanlar var… Yeri geliyor 3 ay ödemesiz çalışıyoruz. Biliyoruz ülke zor günlerden geçiyor ancak yaşadığımız durum biz işçiler için durumu daha zor hale getirdi. Karayolları personeli ile aynı işi yapmaktayız. Bizim de maaşlarımızın kurum tarafından belli günde standart şekilde ödenmesini istiyorum” dedi.

CİMER’E YAZDI İŞTEN ÇIKARILDI

Ünlü’ye CİMER’den “yüklenici firma uyarılmıştır” cevabı geldi ancak bir süre sonra CİMER’e yaptığı başvurudan dolayı koronavirüs sürecinde yasak olmasına rağmen işten çıkarıldı. Ünlü, CİMER’e bildirdiği firmanın da 3 ay önce ihaleyi aldığını ve 2 aydır maaşlarını ödemediklerini söyleyerek, yaptığı bildirimden sonra kendisine mobbing uygulandığını kaydetti. Ünlü, yıllardır Karayolları personeli ile aynı işi yapmalarına rağmen taşeron olarak çalıştırıldıklarını kaydederek, “3 yıllık periyotlarla taşeron firmalar değişir ama biz kalıcı oluruz. Firma değiştikçe de bize girdi, çıktı yapılır. Bazı firmalar bu süreçte kıdem tazminatımızı verdi ancak bazıları vermedi” dedi. Ünlü, şunları söyledi: “Koronavirüs sürecinde eşim Kovid hastanesinde çalışıyordu. 3 yaşında çocuğumuz var ve bırakacak kimse yok. Çocuğa ben bakıyordum. Bana ‘15 gün şantiyede kalacaksın, 2 gün izin yapacaksın’ dediler. Çocuğumu bırakıp gidemeyeceğimi söyledim. Arkasında CİMER’e attığım yazı gerekçe gösterilerek işimden ettiler.”

Hapis korkusu yaşayan çek mağduruna 1 yıl süre

Okumaya devam et

Gündem

“Onu ben öldürmedim kendi kendini bıçakladı”

Eşi Hafize Fidan’ı bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Ferhat Fidan hakim karşısına çıktı. Suçlamayı kabul etmeyen Fidan, “Onu ben öldürmedim. Kendi kendini bıçakladı” dedi.

BOLD Eskişehir’de Odunpazarı Erenköy Mahallesi’nde yaşayan 35 yaşındaki Hafize Fidan ile 26 yaşındaki Ferhat Fidan çifti, geçen Şubat, tartışmaya başladı. Kısa süre sonra kavgaya dönüşen olayda, Hafize Fidan bıçaklanarak ağır yaralandı. Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Fidan, tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Zanlı Ferhat Fidan ise tutuklandı. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli Fidan ile ilgili iddianamede ‘kasten öldürme’ suçundan ömür boyu hapis cezası istedi.

Kocası tarafından katledildiği iddia edilen Hafize Fidan.

İLK DURUŞMAYA SEGBİS İLE KATILDI

Tutuklu kocanın yargılanmasına Eskişehir 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde başlandı. İlk duruşmaya, cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılan Ferhat Fidan, suçlamayı kabul etmedi. Hafize Fidan’ın kendi kendini öldürdüğünü iddia etti: “Eşimi öldürmedim. Aramızda çıkan tartışmanın ardından eline geçirdiği bıçağı vücuduna sapladı. Kanlar içinde yere yığıldığını gördüm. Hemen alt katımızdaki komşulara durumu bildirip yardım istedim. Onlar da eve geldi. Ambulansı ile hastaneye götürdük. Onu ben öldürmedim. Kendi kendini bıçakladı” Mahkeme, tanık ifadeleri için duruşmayı erteledi.

Emekliler maaşlarının 3 bin liraya yükseltilmesini istiyor

Okumaya devam et

Popular