Bizimle iletişime geçiniz

Kültür

İnsanlar üzerinde yapılan deneyleri konu alan filmler

Kovid-19 ile ilgili komplo teorileri insanlar üzerinde yapılan bazı deneyleri akla getirdi.

BOLD- İnsanoğlunun öğrenme arzusunun sınırı yok. Bizi ilerleten bu tutku ne yazık ki her zaman etik yollarla yapılmıyor. Daha fazla bilgi ya da daha fazla güç adına insanın insana yapabileceklerini sınırı ne yazık ki pek yok. Sinemadan bu trajik öyküleri sizler için derledik.  İyi seyirler ve sağlıkla kalın…

EXPERIMENTER/DENEY- (2015) | IMDB 6.6

Ünlü bilim insanı Stanley Milgram’ın gerçek çalışmalarından uyarlanan film, 1961’de yapılan bir deneyi konu alıyor. Milgram sıradan insanlara elektroşok uygulayarak davranışlarını ve itaat düzeylerini kontrol edip edemeyeceğini ölçmektedir. Yaptığı bu sıradışı deneyler geniş bir yankı uyandırır.

THE STANFORD PRISON EXPERIMENT/STANFORD HAPİSHANE DENEYİ (2015) | IMDb 6.5

Psikolog Philip Z’mbardo, 1971 yılında Stanford Üniversitesi’nde yeni bir deneye başlar. Öğrencilerden seçilen 24 kişi, psikoloji bölümünün bodrum katına kurulan bir hapishaneye yerleştirilir. 24 öğrencinin bir kısmına mahkûm bir kısmına ise gardiyan rolü verilir. Ancak deney bir noktadan sonra tehlikeli bir hal almaya başlar.

THE BOYS FROM BRASIL/VAHŞETİN ÇOCUKLARI (1978) | IMDB 7.0

2. Dünya Savaşı’nın bitimiyle birlikte birçok Nazi gibi Dr. Josef Mengele de Güney Amerika’ya yerleşmiştir. Savaş yıllarında Auschwitz’de esirler üzerinde insanlık dışı deneyler yürüten bu sadist, şimdi çok daha büyük bir projenin peşindedir. Peşinde ise ünlü Nazi avcısı Ezra Lieberman’dan etkilenen genç bir Musevi vardır.

JACOB’S LADDER/DEHŞETİN NEFESİ (1990) | IMDB 7.5

Jacob Singer(Tim Robbins) Vietnam yıllarını geride bırakmaya çalışan evli ve bir çocuk babası eski bir askerdir. Gecelerini çekilmez hale getiren kâbusları uyanıkken de görmeye başlayan Jacob, aklını kaçırmaya başladığını düşünür. Fakat, eski bir gazi arkadaşıyla karşılaşması bakışını değiştirir. Bu kabusların temelinde Vietnam’da onlara yapılan bir şeyler mi vardır?

DIE WELLE/DALGA (2008) | IMDb 7.6

Todd Strausser’in aynı adlı kitabından uyarlanan film Almanya’da bir okulda geçiyor. karizmatik bir öğretmen olan Rainer Wegner, otokrasi üzerine verdiği dersin daha somut ve etkili olması için bir deney yapmaya karar verir. “Dalga” isimli bir grup kurar ve öğrencilerden kendisini lider gibi görmelerini ister. “Dalga”nın bir amblemi, üniforması ve hatta mottosu bile vardır: “Disiplin aracılığıyla güç!” Başlangıçta gençler için saf bir inanç, birlik ve dayanışma ifade eden “Dalga” büyüdükçe işin rengi değişir. Etki ve güç insanların içindeki tehlikeli yanları ortaya çıkarmaya başlamıştır.

DARK CITY/KARANLIK ŞEHİR (1998) | IMDB 7.7

John Murdoch, bir sabah hiç hatırlamadığı bir otel odasında uyanır. Hafızasını kaybetmiştir ve üstelik vahşice işlenen bazı cinayetlerin faili olarak aranmaktadır. Bir dedektif tarafından amansızca kovalanan Murdoch, kendisine ne olduğunu araştırdıkça akıl almaz gerçeklerle karşılaşır. İçinde yaşadığını sandığı şehir aslında koca bir laboratuvardan ibarettir. Peki ama bu deneyi yapanlar kimlerdir? Matrix’in öncülü sayılan bu sıra dışı filmi Alex Proyas yönetiyor.

DAS EXPERIMENT/DENEY (2001) | IMDB 7.8

Stanford Hapishane deneyini anlatan Alman yapımı filmde 8’i gardiyan, 12’si mahkum rolündeki 20 gönüllü katılımcı etrafında gelişiyor. Her şey bir oyun olarak başlasa da para için bir araya gelen bu kişiler için işler çok çabuk çığırından çıkar. Bilim, bir kez daha işin kontrolünü kaybetmiştir. Aynı hikayenin başrolde Adrien Brody ve Forest Whitaker’ın yer aldığı Amerikan versiyonu da mevcut.

V FOR VENDETTA (2005) | IMDB 8.2

Artık bir kült mertebesinde olan film 2020 yılında ve İngiltere’de geçiyor. Biyolojik bir saldırı sonrası büyük bir salgın geçiren ülkede güvenlik endişesiyle özgürlükleri askıya alacak bir yönetim iş başına getirilir ve salgın biter. Ancak, bu otoriter yönetim artık kalıcı hale gelmiştir. “Farklı” olmanın ölümcül olduğu bu diktatörlük düzenine baş kaldıran biri vardır: V… Üstelik bu intikamcı diktatörlük düzeninin aktörlerinin iyi tanıdığı biridir.

NUIT ET BROUILLARD/GECE VE SİS (1955) | IMDB 8.6

1955… İkinci Dünya Savaşı Komitesi yönetmen Alain Resnais’den Nazi toplama kamplarıyla ilgili bir belgesel ister. Orianenbourg, Auschwitz, Dachau, Ravensbruck, Belsen, Neuengamme, Struthof gibi kamplarında geçmişin hayaletinin izini sürerken, kamplara gönderilenlerin yaşadıkları korkunç hikayelerini trajik arşiv görüntüleri eşliğinde sunar.

Kültür

Londra Caz Festivali’nde Türkiyeli sanatçılar

Alternatif müziğin ünlü isimleri “Moğollar”, “BaBa ZuLa”, “İlhan Erşahin” ve “Islandman” Londra Caz Festivali’nde yer alacaklar. Performanslar online izlenebilecek.

BOLD– Dünyanın en eski ve en saygın müzik organizasyolarından olan Londra Caz Festivali; ‘Istanbul Psychedelic’ konserlerinde ”BaBa ZuLa”, ”Moğollar”, ”İlhan Erşahin” ve ”Islandman”ı ağırlamaya hazırlanıyor.

MOĞOLLAR’DAN YENİ ALBÜM MÜJDESİ

İstanbul’un farklı lokasyonlarında İstanbul Kültür A.Ş. ‘nin desteğiyle kayda alınan performanslar, pandemi sebebiyle bu yıl online olarak yapılacak Londra Caz Festivali’nde 21 Kasım’da izlenebilecek.

Elli beşinci müzik yılını kutlayan efsanevi Moğollar’ın bu konseri aynı zamanda aralık ayında yayınlayacakları yeni albümlerinin de habercisi.

Anatolian Sun adını taşıyan albüm, dünyaca ünlü Artone Studio’larında direct – to – disc (doğrudan diske kayıt) teknolojisiyle kaydedildi. Herhangi bir düzenleme yapılmadan tek seferde ve tamamen canlı kaydedildiği için konser performansına en yakın albüm olma özelliğini taşıyan “Anatolian Sun” 11 Aralık’ta hem plak olarak hem de dijital platformlarda yayınlanacak.

Festivalle ilgili detaylı bilgiye ve Türkiyeli sanatçıların ücretsiz online performanslarına efglondonjazzfestival.org.uk adresinden ulaşabilirsiniz.

Okumaya devam et

Kültür

Leo Tolstoy’un 1909 tarihli ses kaydı ortaya çıktı: Din ve dayandığı öz…

Büyük Rus romancı Leo Tolstoy’un 1909 yılında kaydedilen ve Fransız Milli Kütüphanesi’nde saklanan ses kaydı France Culture kanalı tarafından paylaşıldı.

BOLDSavaş ve Barış, Anna Karenina gibi ölümsüz eserlere imza atan ve halen en büyük romancılardan kabul edilen Tolstoy’un ölümünden 1 yıl önce kaydedilen ses kaydı paylaşıldı. Tolstoy Fransızca konuştuğu kayıtta din ve inanç hakkındaki görüşlerini dile getiriyor.

KAYITLAR TİCARİ OLARAK SATILMIŞ

Tolstoy’un Fransa Milli Kütüphanesi’nin (BnF) Eski Ses Koleksiyonu’nda bulunan kayıtları Gramophone Company’de yapımcı ve ses mühendisi olarak çalışan Amerikalı Fred Gaisbeg tarafından alındı. Ünlülerin seslerini kaydeden Gaisbeg, Tolstoy’u da ziyaret ederek Rusça, İngilizce, Almanca ve Fransızca olarak inanç üzerine yaptığı ve konuşmaları kaydetti. İşte o kayıtlardan biri…

BnF’deki eski koleksiyonun Sesli Belgeler Hizmeti’nde görevli Lionel Michaux’nun verdiği bilgiye göre Fred Gaisbeg, ünlü sesleri kaydetme çalışmasına 1903’te Carmen Sylva takma adıyla şiirler yayınlayan Romanya Kraliçesi Elizabeth’le başladı. Çalışmalarına devam eden Gaisberg 1909’da Leo Tolstoy’un malikânesi Yasnaya Polyana’ya giderek ünlü yazarın ses kaydını aldı.

Gaisberg’in kayıtları Gramophone markası tarafından yayınlandı ve ticari olarak satıldı. Fransa Milli Kütüphanesi tarafından satın alınan kayıtlar İngiliz Kütüphanesi’nde de bulunuyor.

DİN, İNSANIN TANRI İLE OLAN İLİŞKİSİDİR’

France Culture tarafından paylaşılan kayıtlarda Tolstoy, inançla ilgili düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor:

“Din, bir kez ve herkes için kurulmuş bir inanç, doğaüstü olaylara olan inanç ya da belirli duaların gerekliliğine dair bir inanç değildir. Zamanımıza uyum sağlamasına gerek olmayan eski batıl inançların ve cehaletin kalıntısı da değildir. Din, insanın sonsuzlukla, Tanrı ile olan ilişkisidir. Bilge bir İbranice ifade ‘İnsan ruhu Tanrı’nın lambasıdır’ diyor. İnsan, Tanrı’nın ışığı ruhunda yanmadığı sürece zayıf, sefil bir hayvandır. Ve bu ışık sadece din tarafından aydınlatılan ruhta tutuşturulduğunda, insan dünyadaki en güçlü varlık olur. Din ve dayandığı öz budur” diyor.

Okumaya devam et

Kültür

Tiyatro oyuncusu Ahmet Uz hayatını kaybetti

Birçok sinema filminde, TV dizisinde yer alan, seslendirme sanatçısı olarak birçok yapıma katkıda buluna tiyatro oyuncusu Ahmet Uz hayatını kaybetti.

BOLD– Uzun süredir akciğer kanseriyle mücadele eden ve 10 gündür özel bir hastanede yatmakta olan 75 yaşındaki Ahmet Uz’un cenaze namazı yarın öğle namazından sonra Üsküdar Şakirin Camii’inde kılınacak.

KÜLTÜR BAKANLIĞINDAN VE OYUNCULARDAN TAZİYE MESAJLARI

Ahmet Uz’un vefatının ardından bir taziye mesajı yayınlayan Kültür Bakanlığı ünlü sanatçı için “Tiyatro, sinema ve seslendirme sanatçısı, dizi oyuncusu Ahmet Uz’a Allah’tan rahmet, kıymetli sanatçımızın yakınlarına ve sevenlerine sabır diliyoruz. Sanat camiamızın başı sağ olsun.” ifadelerini kullandı.

Oyuncu Cem Davran da birlikte rol aldıkları “Kırık Testi” oyunundan bir sahneyi paylaştığı mesajında sahnede bulunan oyuncuları kastederek “Hepsi gitti” diyerek üzüntüsünü dile getirdi.

AHMET UZ KİMDİR?

Müzisyen bir aileden gelen Ahmet Uz, 1970 yılında İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümünden mezun olarak sanat yaşamına başladı. Devlet tiyatrolarının yanı sıra bazı özel tiyatrolarda da sahneye çıkan Uz, 1977’de Şehir Tiyatroları kadrosuna geçti.

Yüzü aşkın oyunda rol alan Ahmet Uz, birçok sinema filminde ve dizide yer aldı, seslendirme çalışmaları yaptı. Merhum sanatçının rol aldığı bazı oyunlar şöyle:

Sonbaharı Beklerken : Gökhan Eraslan – Sadri Alışık Tiyatrosu – 2012
Titanik Orkestrası : Hristo Boytchev – İstanbul Şehir Tiyatrosu – 2008
Yaban Ormanları : Alexandre Ostrovski – İstanbul Şehir Tiyatrosu – 2007
Hakimiyeti Milliye Aş Evi : Güngör Dilmen – İstanbul Şehir Tiyatrosu – 2004
Bizans Düştü : Turan Oflazoğlu : İstanbul Şehir Tiyatrosu – 2002
Suç Ve Ceza : Fyodor Dostoyevski – İstanbul Şehir Tiyatrosu – 2001
Oidipus : Sofokles – İstanbul Şehir Tiyatrosu – 1996
Kıral Lear : Wiliam Shakespeare – İstanbul Şehir Tiyatrosu – 1990
Üçüncü Selim (oyun) : Turan Oflazoğlu – İstanbul Şehir Tiyatrosu – 1983
Tırpan (oyun) : Fakir Baykut\Taner Barlas – İstanbul Şehir Tiyatrosu – 1979
Montserrat : Emmanuel Robles – İstanbul Şehir Tiyatrosu
Kıskanç : İstanbul Şehir Tiyatrosu
Marıus : Marcel Pagnol – Ankara Devlet Tiyatrosu – 1975
Çalıkuşu : Reşat Nuri Güntekin\Necati Cumalı – Ankara Devlet Tiyatrosu – 1974

Okumaya devam et

Popular