Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

“Eşime 14 gün boyunca işkence yaptılar, elektrik verdiler, tehdit ettiler…”

Ev hanımı Fatma Kerez, 3,5 yıldır tutuklu olan eşine gözaltındayken elektrik verildiğini, zorla sigara içirildiğini ve tehdit edildiğini söyledi. Yetkililere “Eşimi kurtarın” çağrısında bulundu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 11 Eylül 2016’dan beri tutuklu olan İsmail Kerez’in eşi Fatma Kerez, eşine gözaltındayken işkence yapıldığını belirtti. Cemaat soruşturmaları kapsamında Ordu’nun Kumru ilçesinde gözaltına alınıp tutuklanan Kerez, 1 yıl Ünye Cezaevinde kaldıktan sonra Ordu Efirli Cezaevine nakledildi. İsmail Kerez’e Kumru’da gözaltında kaldığı 14 gün boyunca işkence yapıldı.

“ELEKTRİK VERDİLER”

Eşinin yaşadıklarını ilk başta anlatmadığını söyleyen Fatma Kerez, “Biz 15 Temmuz’dan 5-6 ay önce Kumru’ya yerleşmiştik. Eşim orada kimseyi tanımıyorum dediği için ciddi bir şekilde işkence görmüş. Başına gelenleri önce hiç anlatmadı. Karar mahkemesinde zorla sigara içirdiklerini, elektrik verdiklerini, eşiyle tehdit edildiğini, türlü ilaçlar verildiğini söyledi.” dedi.

“İKİ BÜKLÜM, ELİ BELİNDE GETİRDİLER”

8. gün savcıdan izin alabildiğini ifade eden Fatma Kerez, “Çocuklarım o zaman çok küçüktü. Biri 5 aylık, diğer 3 yaşındaydı. Büyük oğlum 7 yaşındaydı. 8. günde emniyet amiri eşliğinde eşimle görüştüm ama gözleri kan çanağı olmuştu. İki büklüm, eli belinde ağlayarak getirdiler. Ne olduğunu sordum. Böbreklerim ağrıyor, iğne yaptılar, iyiyim, merak etmeyin dedi ve çaresizce gitti. Kıyafet götürmüştüm. Onları hiç vermemişler. İkinci gidişimde kıyafetlerini bana verdiler. Hep ıslak, su gibi olmuş, üzerine su dökülmüş gibi. O zaman çok kötü olmuştuk. Büyük oğlumla birlikte ağlamıştık.” ifadelerini kullandı.

Eşinin daha sonra emniyetten alınıp jandarmaya ait bir yere konulduğunu anlatan Kerez, “Bir kere de orada gördüm eşimi. Yine zorla izin alabilmiştim. Kapkaranlık küçük bir yerdi. Hatta küçük kızımın bile hala hafızasında, ‘Babamı karanlığa kapatmışlar, ismini vererek bağırıyorlar’ diyor” diye konuştu.

2 YILDIR HÜCREDE TUTULUYOR

Fatma Kerez sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir yıl Ünye’de kaldı. 7 yıl 15 ay verdiler. Ordu Efirli Cezaevine gönderdiler. Burada 1 yıl koğuşta kaldıktan sonra 11 Nisan 2018’de Ankara’dan yazı geldi, koruma altına alıyoruz denilerek hücreye koydular. Eşim yaklaşık 2 yıldır hücrede. Her şey kısıtlı. Belli bir süre havalandırmaya bile çıkarmadılar. Aşırı kilo kaybetti.

Fatma-İsmail Kerez ve en küçük çocukları Salih (4), bir görüş gününde.

ELLERİ TİTREMEYE BAŞLADI, PSİKİYATRİSTE GİTTİ

Son görüşmede eşinin ellerinin titrediğini ifade eden Kerez, eşinin kurtarılması için yetkililere çağrıda bulundu. “Elleri titriyordu. Nedenini sordum, bana pek söylemiyor. Bilmemi istemiyor. İki elini tuttu, yok titremiyor dedi. Hareketsizlikten titreme başlamış. Duvarlar üstüme üstüme geliyor dedi. Psikiyatriste gitti, kilo kaybı olduğu için aldığı ilaçlar ağır gelmeye başladı. Hücrede olduğu halde havalandırmaya çıkarmıyorlardı. Savcılığa ve cezaevlerine dilekçeler yazdım. Eşimi sebepsizce hücrede tutmayın, bırakın diye. Cevap gönderdiler. Cezaevi şartlarına göre tek kişilik özel odaymış, hücre değilmiş. Şimdi haftada bir kez yarım saat çıkarıyorlar. Lütfen bulunduğu durumdan kurtarın eşimi. ”

ANNESİ KEMİK İLİĞİ KANSERİ

İsmail Kerez, anne-babası görüş günlerine gelmekte zorlandığı için memleketi Trabzon’a 12 kez nakil istedi ama hep reddedildi. Kayınvalidesinin 8 yıldır kemik iliği kanseri olduğunu ifade eden Fatma Kerez, “Babası 74, annesi 72 yaşında. Nakil için söyledik, onu bile reddettiler, hasta olduğuna dair raporları mahkemeye götürdüm, hiç dikkate bile almadılar. Şu an ağlıyor annesi, sızlıyor. Her ay görmeye geliyor oğlunu, görüşten sonra çok etkileniyor, bağırarak ağlıyor, çocuklar çok etkileniyor, niye ağlıyor babaannemiz diye. Kadıncağız kaç kere ilçedeki karakola gitti, oğlumu bırakın diye. Hep hüsrana uğradı.” diye konuştu.

“OĞLUM OKULDA DIŞLANDI”

Fatma Kerez, babalarının yokluğunda çocuklarının okulda dışlandıklarını da anlattı: “Okulda oğlum çok zorluklar çekti. Senin baban yok, siz fakirsiniz diye türü türlü şeyler söylediler, çok ağladı. Okula gitmek istemedi, günlerce ağladı. Okula gittim öğretmeni ile görüştüm. Her gün birlikte gittik, orada bekledim, arkadaşlarıyla konuştum. Sonra vazgeçtiler. ”

İsmail Kerez oğlu Musab ile bir görüş gününde.

Kerez çiftinin Musab (10), Bahar (7) ve Salih (4) adında üç çocuğu bulunuyor. Üç kardeş, Yeni İnfaz yasası TBMM Genel Kurulundan geçmeden önce video mesaj yayınlayarak babalarının serbest bırakılmasını istemişti. Musab, “Üç ayların hürmetine babamı bırakın.” demişti.

Fatma Kerez: “Kızım üzüntüden bazı besinleri alamadığından purpura diye adlandırılan hastalığa yakalandı. 1 hafta hastanede yatırdılar, kanını serumla değiştirdiler.”

Erzurum Atatürk Üniversitesi Pazarlama bölümünden mezun olan İsmail Kerez, hapiste Açıköğretim İlahiyat okuyor.

Ömer Faruk Gergerlioğlu: Biz vazifemizi yaptık, şahit ol ya Rab!

BOLD ÖZEL

AİHM Hizmet Hareketi gönüllülerinin yargılandığı 4 davada daha Türkiye’den savunma istedi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, KHK’lı Yüksel Yalçınkaya’nın ardından Hizmet Hareketi gönüllülerinin yargılandığı 4 davada daha Türkiye’den savunma talep etti. Türk hükumetinden cemaat davalarında öne sürülen Bylock, Bankasya, dernek üyeliği, HTS kayıtları gibi delillerin hukukiliğini kanıtlaması istendi.

BOLD ÖZEL – AİHM, Yüksel Yalçınkaya’nın davasının ardından cemaat davalarında yargılanan Şaban Yasak, İbrahim Ürün, Gültekin Sağlam ve Sefer Çolakoğlu’nun başvuruları üzerine Türk hükumetinden detaylı savunma istedi. AİHM, davalarda sunulan Bylock, Eagle, Kakaotalk mesajlaşma programları, Bankasya, dernek üyeliği ve HTS kayıtları gibi delillerin hukuki olup olmadığını sorguladı.

AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin işkence yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, kanunsuz ceza olmaz ilkesi, özel yaşam ve aile hayatına saygı, toplantı ve dernek kurma özgürlüğü, ve etkili başvuru hakkı maddeleriyle ilgili ihlal iddialarını Türk hükumetine tebliğ etti. Türk hükumeti, AİHM’nin sorularını 4 ay içerisinde cevaplamak zorunda. 

AİHM’DEN HÜKUMETE: BYLOCK HUKUKA AYKIRI MI ELDE EDİLDİ?

AİHM, 3 başvuruda Bylock’un elde ediliş şeklini, kullanıcılık iddialarını çürütmek için başvurucuya gerekli olanakların sağlanıp sağlanmadığını, bu verilerin güvenilirliğini ve yasal saklama süresi geçmiş internet trafik bilgilerinin kullanılmasının hukuki olup olmadığını sordu. Türk hukukunda dijital delillerin toplanmasını düzenleyen yasal hükümleri soran AİHM, yargının Bylock delillerinin elde ederken hukuka uygun hareket edip etmediklerini sordu. Hükumetten, Bylock verilerini savcılık makamlarına teslim etmeden önce, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın tarafından elde edilen ham verilerin neler olduğu ve MİT’in bu verileri, başvuran dahil olmak üzere ByLock’un bireysel kullanıcılarını belirlemek için nasıl işlediğini açıklaması istendi.  Ayrıca adli kolluk yetkisi olmayan MİT’in dijital materyalleri ele geçirmesinin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134’ncü maddesine uygun olup olmadığı, MİT’in Bylock’la ilgili verileri hangi yasal temelde elde ettiğinin açıklanması istendi. Bylock’la ilgili verilerin bütünlüğünü, doğruluğunu ve tutarlılığını belirlemek için bağımsız bir uzman incelemesi yapılıp yapılmadığı da soruldu.

TERÖR SUÇU SORGULAMASI

Ayrıca AİHM, Hizmet hareketi gönüllülerinin yargılandığı davalarda TCK’nın 314’ncü maddesinde düzenlenen silahlı örgüt üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşup oluşmadığını,  ulusal mahkemelerin bu suçun unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini usulüne uygun bir şekilde tespit edip etmediklerini sordu.

AİHM, gerçekleştirildiği tarihte suç oluşturmayan bankaya para yatırma, sendika ve derneklere üyelik gibi eylemlerin cezalandırmaya esas alınmasının kanunsuz ceza olmaz ilkesine uygunluğu kapsamında değerlendirecek.

AİHM, GÖZALTINDA KÖTÜ MUAMELEYİ SORDU

Yüksek lisans öğrencisiyken Çorum’da gözaltına alınıp tutuklanan ve 7 yıl 6 ay hapis cezası verilen Şaban Yasak’ın başvurusunda ise AİHM, gözaltındaki kötü muamele iddialarını sordu. AİHM, başvurucunun gözaltında aşırı kalabalık odalarda tutulmasının insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele teşkil ettiği şikayetini de Türk hükumetinin yanıtlamasını istedi.

AYM’YE ETKİLİ İÇ HUKUK YOLU İNCELEMESİ

İbrahim Ürün’ün başvurusunda Anayasa Mahkemesi’nin etkili bir iç hukuk yolu olup olmadığına cevap arayan AİHM, Anayasa Mahkemesinin AİHS’deki şikayetlere cevap vermediği iddiasını araştırmak için sorular yöneltti. AYM’nin başvuranın şikayetlerin doğru bir şekilde inceleyip incelemediğini soran AİHM, “AYM etkili bir iç hukuk yolu oldu mu?” diye sordu.

AİHM’den Cemaat davalarının seyrini değiştirecek hamle

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Üç kız kardeşin 8 Mart’ı: İkisi sürgünde biri ise tutsak!

15 Temmuz bahane edilerek ‘terörist’ suçlamasıyla yargılanan Dilek, Kader ve Sibel kardeşler, Türkiye’deki yüz binlerce insan gibi hukuksuzlukların mağduru oldu. İşten kovuldular, sürgün edildiler, hapse atıldılar…

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Dilek Dost, Kader Demirel ve Sibel Tuz’un hayatları 15 Temmuz 2016’dan sonra kabusa döndü. Dilek Dost, eşi tutuklu diye ilaç almaya gittiği eczaneden kovuldu. Sibel Tuz, hukuksuzluklar nedeniyle Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. Üç üniversite mezunu ziraat mühendisi Kader Demirel ise İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu…

DİLEK DOST: KOCASI TUTUKLU DİYE ECZANEDEN KOVULAN BİR KADIN

Dilek Dost.

Üç çocuk annesi 51 yaşındaki Dilek Dost, 18 ay hapis yattıktan sonra 7 Aralık 2017’de tahliye edilen eşinden 4 gün sonra İstanbul’da gözaltına alınıp Kahramanmaraş’a götürüldü. AKP hükümetinin kayyım atadığı, kapatılan derneklerde yöneticilik ve Maraş’ta bir kız yurdunun müdürlüğünü yaptığı için aranıyordu. Polis sorgusunda kendisine neden o yurtta çalıştığı soruldu. Gazete aboneliği, Bylock programını kullanması, Bank Asya’da parasının olması, kapatılan Lalegül Derneğine üyeliği, çocuklarını kapatılan okullara göndermesi gerekçe gösterilerek 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Bir hafta gözaltında kaldıktan sonra denetimli serbestlikle bırakılan Dilek Dost, ülkesinde hayat tutunmak için çok mücadele etti. Eşinin memleketi Giresun Tirebolu’da bir tekstil atölyesinde çalıştı. O dönemde asgari ücret 1700 TL olmasına rağmen, işvereni tarafından büyük bir haksızlığa ve ayrımcılığa maruz kaldı. Sırf eşi tutuklu olduğu 1000 TL maaşla çalışmaya razı oldu. Akrabalarının lokantasında çalışırken de ucuz iş gücü muamelesi gördü. Eşi tutuklu olduğu dönemde bir süre İstanbul’daki babasının evinde yaşayan Dilek Dost, bir ihracat firmasında 40 kişiye aşçılık da yaptı.

“KIRK KİŞİ SİZE HAKİMLİK, SAVCILIK YAPIYOR”

Atatürk Üniversitesi Muhasebe bölümünden mezun olan Dilek Dost’un çevresinden gördüğü baskı ise dayanılmazdı. O günleri şöyle anlatıyor: “Eşim içeride ama bana kırk kişi hakimlik, savcılık yapıyor. Herkes soruyor, cevap veriyorsunuz ama asla tatmin olmuyorlar. Kapatılan kurumlarda çalıştığımız, çocuğumuzu okula verdiğimiz ve bankaya para yatırdığımız için bunları yaşıyoruz. ‘Beni niye almıyorlar, demek ki bir şey yaptınız’ diye bakıyorlar. Hapisteki insan bir savcıyla, bir hakimle muhatap, dışardaki insan herkese ifade veriyor.”

Dilek Dost’un ilaç almaya gittiği bir eczanede yaşadığı daha da korkunç: “Ben tansiyon ve şeker hastasıyım. O dönem eşimin memleketi Tirebolu’dayım. İlaçlarım için her ay bir eczaneye gidiyordum. Eczacı ‘neden yazdırmıyorsunuz’ diye sordu. Sosyal güvencemiz olmadığını söyledim. Birkaç kez böyle sordular. En sonunda eşimin içeride olduğunu söyledim. Bana ne dedi biliyor musunuz? ‘Abla ilaçlarını bir dahakine başka bir eczaneden al. Size yaşam alanı tanınmayınca mecburen ülkenizden ayrılmayı düşünüyorsunuz.”

KADER DEMİREL: BİR FABRİKATÖRÜN EVİNE TEMİZLİĞE GİDEN 3 DİPLOMALI KADIN

Kader Demirel.

Dilek Dost’un bir küçüğü olan 48 yaşındaki Kader Demirel, 8 Aralık 2020’de İzmir’de GBT kontrolünde “kaçma şüphesiniz var” denilerek tutuklanıp Şakran Cezaevine gönderildi. O da tıpkı ablası gibi aynı nedenlerle yargılanmış ve 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası Yargıtay’da bulunan Demirel, eşi tutukluyken karşısına çıkan her zorlukla mücadele etmiş, ama kimseye derdini anlatamamıştı.

Atatürk Üniversitesi Ziraat Mühendisliği mezunu olan Kader Demirel, daha sonra iki yıl sosyoloji ve ilahiyat okudu. Kütahya Sosyal Hizmetler İl müdürü olan eşi tutuklanınca her şeyi bir kenara bıraktı. Önce, saati bulaşıkçılık yapmak için görüşme gitti. Onun da eşinin tutuklu olmasını öğrenen iş sahibi fırsatçılık yapıp saatine bir saat bulaşık yıkaması karşılığında 3 TL verdi. O kapıdan boş dönen Kader Demirel, bir fabrikatörün evine temizliğe gitmeye başladı. 15 Temmuz’un hemen ardından tutuklanan eşi 4,5 yıl hapis yattıktan sonra denetimli serbestlikle bırakıldı ancak bu kez 3 ay önce kendisinin cezaevi süreci başladı.

SİBEL TUZ: “SUÇLU OLSAM BEN GİDİP KENDİM TESLİM OLURUM”

Sibel Tuz ve Dilek Dost, artık Almanya’da yaşıyor ve yeni hayatlarına alışmaya çalışıyorlar.

Üç kız kardeşin en küçüğü Sibel Tuz (41), Atatürk Üniversitesi’nde Tıbbi Laboratuvar bölümünden mezun olduktan sonra 2016’ya kadar İstanbul’daki Beyaz Çizgi Derneği’nde çalıştı. Önce Haziran 2016’da dernek kapatıldı. O da ablaları gibi dernekte çalıştığı için, gazeteye abone kampanyaları düzenlediği için terör örgütü üyesi olduğu iddia edilince ülkesinden ayrılmaya karar verdi. Ama bunu hemen yapamadı. Çocuklarının pasaportu yoktu. 15 Temmuz’dan sonra önce eşi Afrika’ya gitti. Kendisi İstanbul’da, 1, 3 ve 5 yaşlarındaki üç çocuğuyla, kimi zaman annesinin kimi zaman ablarının desteğiyle hayatta kalmaya çalıştı.

Sibel Tuz o günlerin çok zor geçtiğini anlatıyor: “Yaşadıklarımı imtihanım olarak görüyorum ama yapılan haksızlıkları da kabul edemiyorum. Benim bir hatam, suçum olsa zaten vicdanım rahat etmez gidip kendim teslim olurum. Cezam neyse çekerim. Ama hiçbir şey yapmamışsınız, kimseye zarar vermemişsiniz, size bir ceza kesiliyor. Tabi ki bu kabul edilecek bir şey değildi. Ülkemle vedalaşamadan, son bir kez bakamadan Meriç’i geçmek zorunda kaldık. Ya nehri geçip hayatta kalacaksın, ya ölümle burun buruna geleceksin ya da özgürlüğünden mahrum olacaksın. Yıllarca üç seçenek arasında yaşamaya mecbur bırakıldık. Çocuklarıma dedeleri pasaport çıkarttı. Onlar aile birleşimiyle Almanya’ya geldi. 60-70 yaşındaki anne-babamız çok yıprandılar, beklediler, ağladılar, yol gözlediler. Yaşadığımız sıkıntılarda hep yanımızda olan babamız stresten kanser oldu ve iki ay önce kaybettik.”

17 Nisan 2019’da Meriç geçip Yunanistan’a giden oradan da Almanya’ya ulaşmayı başaran Sibel Tuz, eşi ve çocuklarıyla sonunda biraraya gelebildi. Şimdi bir yandan dil ve kültürünü öğrenerek Almanya’ya adapte olmaya çalışıyor diğer yandan da dördüncü çocuğunu büyütüyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

3. dalga mı?: Korona hasta sayıları patladı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, haftalık korona hasta sayılarını gösteren haritayı paylaştı. Türkiye’nin 81 ilinde de Kovid-19 hasta sayısı arttı.

BOLD – Bütün şehirlerde korona hasta sayısı arttı. En fazla artış ise Sinop’ta oldu. 100 bin kişide 160 hastanın görüldüğü Sinop’ta 27 Şubat-5 Mart haftasında 314,15 vaka tespit edildi. Bu oranla Sinop yüksek riskli şehirler kategorisinde yer aldı.

İSTANBUL VE ANKARA’DA DA ARTTI

Bold, Bakan Koca’nın paylaştığı 27 Şubat-5 Mart tarihli İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritasını bir önceki haftayla karşılaştırdı. Buna göre İstanbul’da 100 bin kişide 99,18 vaka görülürken yeni haritada 117,57’ye yükseldi. Ankara’da ise 100 bin kişide testi pozitif çıkan kişi sayısı 33,84’ten 54,83’e tırmandı. İzmir’de de tablo değişmedi ve bir haftada vaka sayıları hızlıca tırmandı.

Mavi kategorideki düşük riskli Doğu ve Güneydoğu illerinde de hasta sayılarında hızlı bir artış yaşandığı haritaya yansıdı.

21-26 Şubat İllere Göre Vaka Sayısı Haritası

BAKAN DETAY VERMEDİ

Bakan Koca, “Kontrollü normalleşme için illerimizin 100.000 nüfusa karşılık gelen haftalık vaka sayılarını içeren insidans haritasının güncel hali ektedir. Yüksek riskli illerimiz risklerini düşürmek için daha tedbirli olmalı. Normalleşme kontrollü gerçekleşmeli” çağrısında bulundu.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0