Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Derikli Ermeni: En azından yüzleşmeliyiz

Derik’in sayılı Ermenilerinden Zekerya Sabuncu, ailesinin yaşadığı acıları anlattı ve “Yaşananları geri döndürme imkanımız yok ama en azından bununla yüzleşmek gerekiyor” dedi.

BOLD – Osmanlı’nın dağılma dönemi olan 1915’te Mardin’in Derik ilçesinde de Ermenilere büyük saldırılar gerçekleşti. Derik’in o dönem nüfusunun büyük çoğunluğu Ermeni’ydi. Şimdi sadece birkaç Ermeni aile yaşıyor. Onlardan biri de Sabuncu ailesi. Zekerya Sabuncu’nun ailesinin bir kısmı öldürülmüş, bir kısmı ise topraklarından sürülmüş. Hayatta kalan büyükleri ve yakınındaki yaşlılardan dönemi dinleyerek büyüyen Sabuncu, yaşadıklarını ve dinlediklerinden aklında kalanları anlattı.

“FETVA ÇIKARDILAR”

Mezopotamya Ajansına konuşan Sabuncu, o dönem kentte 7 tane kilise ve 3 okulun bulunduğunu anlattı ve “O okullarda, Osmanlıca, Fransızca ve Ermenice dillerinde eğitim veriliyormuş. Nenem 13 yaşlarında orada eğitim almış. Ben daha çocukken nenemin, babamla ve dedemle Ermenice konuştuğunu hatırlıyorum” dedi.

Zekerya Sabuncu hala atalarının geleneksel yöntemleriyle sabun üretmeye devam ediyor.

O dönem Derikli Ermenilerin ekonomik durumlarının iyi olduğuna değinen Sabuncu, Ermenilere yönelik fermanla birlikte halkın Ermenilere karşı kışkırtıldığına dair hikayeleri sık sık dinlediğini aktardı. Sabuncu, “Büyüklerimin anlatımına göre ferman çıkınca ağalar, imamlar ve şeyhler toplanmış. Ağalar, Ermenilerin malını mülkünü bu fetvayı fırsata çevirmişler. Şeyh ve imamlar da ‘Hıristiyanları öldürdüğünüz zaman cennete gideceksiniz’ diye fetva çıkarmış. İlk önce bütün Ermenilerin silahları toplatılıyor. Daha sonra vergilendirme ile ekonomik olarak zayıflatılıyor. Ermenilerin malına ve mülküne göz koyanlar bunu fırsat bildi ve saldırdı. Ferman ile birlikte nerede bir katil ve hırsız varsa Ermenilere saldırmış” dedi.

“ÖLMEYENİ TEKRARDAN ATIYORLARMIŞ”

Derik’te 1915’ten sonra 300 aileden sadece 40 kişinin kurtulduğunu söyleyen Sabuncu, “Yine büyüklerimiz ferman çıktığı zaman Ermeni halkının önde gelenlerinin devlet kurumlarında toplatıldığını ve gidenlerin ise öldürüldüğünü anlatır. Daha sonra sadece kadınlar, yaşlılar ve çocuklar kalıyor. Onları da 7 kafile yaparak, Derik’in etrafındaki tepe ve vadilerde öldürüyorlar. Burada yaşayan Müslümanlar da yaşananları anlatıyor. Bizim bilmediğimiz olayları da onlar anlatıyor. Kafileler tepeye çıkarıldıkları zaman uçurumdan atılıyormuş. Gözü kara bazı caniler, ‘Bakalım güvercinim uçuyor mu’ diyerek, küçük çocukları uçurumdan atmış. Ölmeyenleri getirip bir daha atıyorlarmış” sözleriyle kendisine anlatılanları aktardı.

NENESİNİN HİKAYESİ

Sabuncu, o dönemde bazı ailelerin ve ağaların, Ermeni çocuklarını kendi himayesine aldıklarını ve bunlardan birisinin nenesi olduğunu kaydetti. Sabuncu, “Bölgede yaşayan bir ağa onu yanına alarak büyütüyor. Ölümden kurtarılanlar artık ağaların insanları sayılmış. Bizimkiler de Ruta’nın insanları olmuş. Nenem ilerleyen süreçte yine Ermeni biri ile evleniyor. Dedemler o zaman ağa için çalışmaya başlamış ve zeytinyağından sabun üretiyormuş. Zamanla babam ve amcalarım doğuyor. Babam ve amcam da baba mesleğini yapıyorlar. Dönemin olayları bitince dedem bağlı bulunduğumuz ağaya artık ailesi için çalışmak istediğini söylüyor ve bu isteği ağa tarafından kabul ediliyor. Ağa dedemi özgür bıraktıktan sonra bizimkiler yine zeytincilik ve sabun işiyle uğraşıyordu. Dedem Agop evimizin altında sabun yaptığı zaman ben 5-6 yaşlarındaydım. Dedem sabun yapardı, ben de damga basardım o sabunlara. Daha sonra zeytinyağı yaptığımız yeri bozarak yazlık ve kışlık sinema yaptık. O zaman Derik’te aşevimiz vardı” şeklinde hem nenesinin hem de kendisinin hikayesine değindi.

GERİ DÖNDÜRME İMKANIMIZ YOK AMA YAŞANANLARLA YÜZLEŞİLMELİ

İlerleyen süreçlerde ağalar arasında iktidar kavgasının yaşandığını ve ortaya çıkan düşmanlığın kendi aileleri döndüğünü söyleyen Sabuncu, olası bir yeni ölümlerle karşılaşmamak için 1950’li yıllarda İstanbul’a göç ettiklerini dile getirdi. 37 yıl aradan sonra göç ettiği İstanbul’dan Derik’e tekrardan döndüğünü ve baba mesleğini sürdürdüğünü kaydeden Sabuncu, döndükten sonraki sürece ise şu sözlerle değindi: “Buradaki insanlar beni memnuniyetle karşıladı. Geçmişte yaşanan felaket üzerine onlar da büyüklerinin yaptıklarını anlatıyorlar. Büyüklerinin yaptıklarından dolayı utandıklarını belirtiyorlar ve onları lanetliyorlar. Yapılan bir hata varsa insan en azından kabul ediyor. Zaten yaşandı geçti. Yaşananları geri döndürme imkanımız yok ama en azından bununla yüzleşmek gerekiyor.”

Gündem

Orman yangını yüzünden Manavgat’taki yerleşimler boşaltılıyor

Antalya’nın Manavgat ilçesinde çıkan ve şu ana kadar 53 kişinin dumandan etkilendiği yangına kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Söndürme çalışmalarının kuvvetli rüzgar nedeniyle güçlükle ilerlediğini aktaran Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bölgede yangını körükleyecek her türlü sebebin olduğunu söyledi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Böcek de yangın ile ilgili sabotaj iddialarının araştırıldığını söyledi. Manavgat’taki yangından etkilenen 4 mahallenin boşaltıldığı öğrenildi.

BOLD – Antalya’nın Manavgat ilçesinde Yeniköy Mahallesi yakınlarındaki ormanlık alanda, öğlen saatlerinde çıkan orman yangını rüzgarın da etkisiyle kısa sürede yayıldı.

Zeytinlik, defne ve badem bahçelerinin yanı sıra ormanlık alanda da etkili olan yangına gün boyu havadan ve karadan da müdahale edildi. Yerleşim yerleri ve tarım alanlarına sıçrayan yangın hayvan barınaklarında da yayıldı. Bu arada bazı evlerin zarar gördüğü, hayvanların da telef olduğu öğrenildi.

BÖLGE BOŞALTILIYOR

Yangın söndürme uçağı ve helikopterin yanı sıra Orman İşletme Müdürlüğü ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin itfaiye ekipleri ile de yangına müdahale ediliyor. İlçenin Kalemler Mahallesi Azizler mevkisindeki yangında evlerinde olanlar, görevlilerce araçlara bindirilerek alandan uzaklaştırıldı.

Bölgede incelemelerde bulunan Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Şu ana kadar 53 kişi dumandan etkilenmiş durumda. Maalesef bir arazözümüz devrildi, şoförümüzün durumu ağır. Biliyorsunuz Hatay’daki yangının sebebi ve müsebbipleri neredeyse bir sene sonra belli oldu. Bu da (Manavgat’taki yangın) böyle bir şey olabilir” dedi.

SABOTAJ İDDİASI ARAŞTIRILIYOR

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Manavgat’ta çıkan orman yangını hakkında açıklama yaptı.

Muhittin Böcek, “27 yıllık yöneticiyim, ben böyle bir yangın görmedim. 4 mahallemiz boşaltıldı. İnsanlarımız, tahliye anlamında evlerinden itfaiye yardımıyla boşaltılıyor. Önlemlerimizi almaya çalışıyoruz. Şu ana kadar can kaybı yok. Herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor, inşallah en kısa zamanda söndürürüz. 4 noktada birden yangın çıkması düşündürücü. Acaba kundaklama var mı? Bunu araştıracaklardır, sayın valim bunu araştırtacaktır. Bunu kısa zamanda öğrenmiş oluruz” dedi.

Öte yandan Manavgat’taki orman yangını nedeniyle oluşan yoğun duman, 80 kilometre uzaklıktaki kent merkezinden de görüldü.

Meteoroloji 4’üncü Bölge Müdürlüğü verilerine göre, yangının devam ettiği bölgede hava sıcaklığı 39 ile 42 derece arasında değişirken, rüzgarın hızının ise gün içinde 50 kilometreye kadar ulaştığı öğrenildi.

 

15 Temmuz’dan akılda kalanlar: Mehmetçik’e camide işkence

Okumaya devam et

Gündem

15 Temmuz’dan akılda kalanlar: Mehmetçik’e camide işkence

15 Temmuz’un 5. yılında karanlık geceye dair resmi söylemler yerine karşı iddialar gündemi meşgul etti. O geceye dair birçok yeni iddiayı, Deniz Kuvvetlerinde görevli eski Binbaşı Hacer Çaylak ile ilk kez gün yüzüne çıkaran eski Albay Hüseyin Demirtaş’ın paylaştığı bir fotoğraf ise viral oldu. Camide işkence gören bir askerlerin fotoğrafını paylaşan Demirtaş, DİB başkanlarına “Camide işkence caiz mi” diye sordu.

BOLD – 15 Temmuz’da çekilen görüntülerden, birkaçı hariç üzerinde çok durulmayan çok sayıda kare var. Bunlardan birini eski Albay Hüseyin Demirtaş sosyal medya hesabından paylaştı.

Karanlık gecenin sabahında linçe uğrayan askerden bazıları, polis merkezi ve spor salonlarında bazıları da camide toplatıldı. Camide toplanan askerlere burada işkence yapıldığı iddia edildi. Albay Hüseyin Demirtaş’ın paylaştığı görüntülerde bu iddiaları doğrular nitelikte.

Fotoğraf karesinde yüzü gözü şiş, kanlar içinde, elleri ters kelepçeli askerin cami içerisinde tutulduğu görülüyor.

İŞKENCE CAİZ Mİ?

Fotoğrafı paylaşan Demirtaş, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve o dönemki başkan Mehmet Görmez’e şu soruyu sordu: “Bu Mehmetçik’e yapılan işkence camide mi yapıldı yoksa dışarıda yapılıp camiye mi getirildi? Camilerinizde işkence fotoğrafı çekip teşhir etmek dininizde var mı? Dininizde işkence caiz mi?”

Hüseyin Demirtaş ve eski Binbaşı Hacer Çaylak gazeteci Ahmet Nesin’e 15 Temmuz gecesi ve sonrasında TSK’ya fetömetre ve bylock ile kurulan kumpası detaylarıyla anlattı.

KENDİNE PERSONELLERİNE TUZAK KURDULAR

Çaylak da, albaylar Aykut Maniaoğlu, Aydın Sezenoğlu, Tuğamiral Tayyar Ertem ve Tümamiral Nevzat Taşdeler’in 15 Temmuz’da “silahlı ve üniformalı olarak birliğe gelin” emri vererek Harp Akademileri personelini tuzağa düşürdüklerini anlatmıştı.

Almanya Türkiye’de hakkında tutuklama kararı bulunan eğitimci Mustafa Kaşka’yı deport ediyor

Okumaya devam et

Gündem

Beraat eden KHK’lının isyanı: AKP’li bir siyasinin yeğeni işe dönebilmem için 150 bin istedi

Van gezi sırasında İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yanına gelen KHK mağduru bir vatandaş, 2,5 yıldır beraat etmesine rağmen işine geri dönemediğini anlattı. Mağdur vatandaş AKP’li siyasetçinin bir yeğeninin kendisinden 150 bin lira istediğini söyledi. KHK’lının sözleri Sedat Peker’in ‘fetöborsası’ iddialarını hatırlattı.

BOLD – İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Van gezisi sırasında sokaktaki vatandaşın derdini dinledi. Lütfü Türkkan ile birlikte Van sokaklarında halkla buluşan Akşener, yanına gelen bir KHK’lının kendisini şaşırtan sözlerine kulak verdi.

BENDEN PARA İSTEDİ

5 yıl önce ihraç edildiğini söylen vatandaş, 2,5 yıllık yargılama süreci sonunda beraat etmesine rağmen işine bir türlü dönemediğini anlattı. AKP’li bir siyasetçinin yeğeninin kendisiyle irtibata geçtiğini söyleyen KHK mağduru vatandaş, bu kişinin işine iadesi için 150 bin lira istediğini anlattı.

Meral Akşener KHK mağduru vatandaşın sözleri karşısında şaşkınlığını gizleyemedi.

Siyasi ve bürokratların bulaştığı suçları ifşa eden Sedat Peker’in de üzerine en çok durduğu konuların başında ‘fetöborsa’sı geliyor. Peker, Saray’a yakın isimlerle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve akrabalarının da para karşılığı dava dosyalarına müdahale ettiklerini iddia etti.

Frankfurt Havaalanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel yarın deport edilecek

 

Okumaya devam et

Popular

Shares