Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

12 Alevi derneğinden Dersim Katliamı açıklaması

Dersim 38 katliamının 83. yıldönümünde Alevi dernekleri, devletin arşivleri açarak gerçeklerle yüzleşmesini talep etti.

BOLD – Dersim’de 12 Alevi örgütü, 1937-1938 yılları arasında gerçekleşen Dersim Katliamı’nın 83’ncü yıl dönümünde yazılı açıklama yaptı. 12 dernek, vakıf ve federasyonun yaptığı yazılı açıklamada, 4 Mayıs’ın Dersim 38 Tertele ve anma günü olarak kabul edilmesi ve Seyit Rıza ile arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması istendi.

“DEVLET YÜZLEŞMELİ”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM), Dersim 1937-38 Tertelesi Araştırma Komisyonu’nun kurulmasına ve Dersim halkı üzerinde yürütülen inkar ve asimilasyon politikalarına son verilmesine vurgu yapılan açıklamada, Dersim Katliamı ile bir an önce yüzleşilmesi gerektiğinin belirtildi.

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

“4 Mayıs kararı tarihe düşülmüş kara bir nottur. 4 Mayıs kararı Dersim katliamının siyasi emrinin verildiği tarihtir.4 Mayıs kararı kutsal Munzur suyunun günlerce kan akması ve kadınları  zalimin eline geçmemesi için kendi canlarına kıymasıdır. Bu katliam devlette hakim olan tekçi ve gerici zihniyetin eseridir. İnsanlarımızın belleğinde en ağırlıklı yerini tutarak yüreklerimizde tesellisi olmayan ve kabul edilemez olan bir yaradır. Günümüzde dahi yaramız kanamaya devam etmektedir. Cumhuriyet öncesi ve sonrası tekçi zihniyet karşısında olanlara yönelik zulüm, zalimce tutumu günümüzde de devam etmektedir. Tekçi ve gerici zihniyet kendi istediği kalıplara uymayan hiç kimseye yaşam hakkı tanımamaktadır.Bu zihniyetin dışında kalanlar defalarca talan, katliamlara maruz kalmışlardır. Dersim’in inançsal ve kültürel olarak Alevi olması etnik kimlik bakımından “Kürt” olması ulus – devletin kalıplarına uymuyordu. Dersim binlerce yıldır ocak örgütlenmesi şeklinde kendini yönetiyordu. Ocak merkezli bir yaşam esastır. Bu  Dersimlinin toplumsal beynidir. Binlerce yıldır ‘El ele el hakka’ düsturuyla her türlü tahakkümcü ve hiyerarşik iktidar ilişkilerinden uzak eşitlikçi, demokratik, çoğulcu, ekolojik bir örgütlenme modelini esas alarak bugüne kadar gelmişlerdir. Bu bakımdan inancın toplumsal hafızasıdır.”

EVLATLIK OLARAK VERİLEN ÇOCUKLAR

Katliam sırasında idam edilen Seyit Rıza’nın mezar yerinin açıklanması talebini de dile getiren Alevi ögütleri, özellikle evlatlık olarak verilen çocukların bilgilerinin de paylaşılmasını istedi.

Açıklamada imzası olan kurumlar ise şöyle:

“Alevi Bektaşi Federasyonu, Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Vartolular Derneği, Ankara Divriği Kültür Derneği, Demokratik Alevi Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Kızılırmak Yerel Dernekleri Federasyonu, Sivas-Gürün Yuva ve Külahlı Dernekleri.”

Sürgündeki gazeteciler, Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde tutuklu gazetecileri anlattı

Gündem

Depremin yıktığı Bayraklı’da yeni konutlar ormana yapılacak

Depremin vurduğu İzmir Bayraklı’da yeni konutların ormanlık alana yapılması kararlaştırıldı. Bayraklı’daki 375 hektarlık orman alanı, evlerin yapılabilmesi için Cumhurbaşkanlığı kararı ile orman vasfından çıkarıldı.

BOLD – 6,6’lık depremde büyük hasar gören İzmir Bayralı’da yeni konutların yapılacağı yer olarak ormanlık alan seçildi. Ancak ormanlık alana konut yapılması yasak olduğu için, belirlenen alan Cumhurbaşkanlığı kararı ile orman arazisi olmaktan çıkarıldı.

ORMAN YOK EDİLİP KONUT YAPILACAK

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına göre, İzmir Bayraklı’da 375 hektarlık orman alanı, orman vasfının dışına çıkartıldı. Cumhurbaşkanlığı kararında, “İzmir İl Bayraklı ilçesi, Bayraklı Mahallesi’nde bulunan, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olmayan ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın orman sınırları dışına çıkartılmasına karar verilmiştir” denildi.

TMMOB YENİ FELAKET UYARISI YAPTI

Diğer yandan Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) daha önce yaptığı açıklamada yeşil alanların deprem bahanesiyle ranta açılacağına dair uyarılarda bulunmuştu. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, söz konusu alanın Yamanlar dağından başlayan ve yaklaşık 1.750,00 hektarlık su toplama havzasına sahip Laka Deresi Havzası içinde kaldığını belirterek 1995 yılında yaşanan sel felaketine dikkat çekmişti.

Okumaya devam et

Gündem

Anayasa Mahkemesi: KHK’lı eylemciye idari para cezası hak ihlalidir

Anayasa Mahkemesi, KHK ile memuriyetten atılan öğretmenlerin Malatya’da belediye önünde bankta oturarak yaptıkları eylem nedeniyle idari para cezası kesilmesinin hak ihlali olduğuna karar verdi. Eylemcilerin oturma eylemiyle kamu düzenini bozmadığı belirtilen kararda, barışçıl eyleme çok sayıda idari para cezası uygulanmasının orantılı olmadığı belirtildi.

BOLD – Anayasa Mahkemesi, KHK ile ihraç edilen 4 öğretmen ve bir memurun Malatya’da yaptığı eyleme 60 bin TL’nin üzerinde idari para cezası kesilmesini hak ihlali olduğuna hükmetti. Oybirliğiyle karar alan AYM, 4 eski kamu görevlisine 6’şar bin TL tazminat ödenmesine hükmetti.

Kararda, “Başvurucuların eylemlerinin başlamasından birkaç ay önce KHK ile ihraç edilmelerinin başvurucular üzerindeki etkisinin de göz önüne alınması gerekir… Kamu otoriteleri üzerinde baskı oluşturmak ve sorunlarını kamuoyuna duyurmak amacıyla sadece bir bankta oturarak ve yaklaşık 70 gün boyunca barışçıl şekilde eylem yapmalarına demokratik bir toplumda katlanılmalıdır” ifadesi kullanıldı.

AYM, KHK ile atılan 4 memura 104 kez kesilen ve toplamı 60 bin 836 TL’ye ulaşan idari para cezalarının ortadan kaldırılması için dosyayı Malatya Sulh Ceza Hakimliği ve Adalet Bakanlığına gönderdi.

Malatya’da KESK üyesi öğretmenler Özkan Karataş, Umut Sertaç Ökdemir, Erdoğan Canpolat ile Devlet Hastanesi veri hazırlama işletmeni Cengiz Uğurlu 29 Ekim 2016 tarihinde yayımlanan 675 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildi. İşten çıkartılmalarının haksız olduğunu belirten 5 memur, 5 Ocak 2017’den itibaren Malatya Belediye binası önünde trafiğe kapalı alandaki bankta Haziran 2017’ye kadar oturma eylemiyle durumu protesto etti.

Eylem yapan 4 KHK’lıya her gün için 227’şer TL’den toplam 61 bin TL idari para cezası kesildi. Eylemci 5 eski KHK’lının idari para cezalarının iptali talibiyle Malatya 1. Sulh Ceza ve 2. Sulh Ceza Hakimliğine ayrı ayrı yaptıkları toplam 54 itiraz ise reddedildi. Hakimlik ret kararında; 21 Temmuz 2016’da yurt genelinde olağanüstü hâl ilan edildiği, valiliğin de genelge ile eylem ve etkinlikleri izine bağladığı, bu nedenle eylemcilere Kabahatler Kanunu uyarınca para cezası kesilmesinin hukuka uygun olduğunu savundu. Bankta oturma eyleminin de Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında “toplantı” sayılacağını savunan Malatya 1. Sulh Ceza Hakimliği, OHAL şartları içerisinde toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin izine bağlanabileceğini, yasaklanabileceğini, AİHM’nin de toplantı için izin sistemi getirilmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı bulmadığına dair kararlarının olduğunu savundu.

Sulh ceza hakimliğinin idari para cezalarına itirazları reddetmesi üzerine 5 eski memur Anayasa Mahkemesi’ne, “kişi hürriyeti ve güvenliği” ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme” haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuru yaptı. AYM, 100’den fazla kez gözaltına alındıklarını belirtmelerine karşın gazete kupürü dışında kanıt sunamadıkları için kişi hürriyetinin ihlali yönünden yaptıkları başvuruyu reddetti.

AYM, KHK’lı eylemcilerin oturma eylemi nedeniyle sonradan idari para cezası verilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir müdahale olduğuna karar verdi.

TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKI İZİN ŞARTINA BAĞLANAMAZ

Kararda, şunlar vurgulandı: “Başvuruculara uygulanan idari para cezaları da olağanüstü hâl sürecinde öngörülen izin şartının yerine getirilmemiş olması sebebine dayandırıldığından söz konusu cezaların Anayasa’nın 34. Maddesinin 1. fıkrasında yer alan ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemesinin izin şartına bağlanamayacağı’ güvencesine aykırılık teşkil ettiği açıktır.

Barışçıl bir eylem söz konusu olduğundan idarenin somut olayın şartlarını göz önünde bulundurarak gerekli tedbirleri aldıktan sonra kamu düzeni bozulması, bozulma tehlikesi veya başkalarının haklarının korunması gerekliliği gibi zorlayıcı şartlar oluşmadığı sürece barışçıl eyleme doğrudan veya dolaylı müdahalede bulunmaması esastır.

BARIŞÇIL EYLEME MÜDAHALEDE BULUNULMAMALI

Olağanüstü hâl döneminde izin sisteminin öngörülmesinin amacı, yetkililere kamu düzenini bozabilecek olayların engellenebilmesi ve gerekli tedbirlerin önceden alınabilmesi imkânını sağlamaktır. Bununla birlikte oturma eylemi başladıktan sonra ilk günden itibaren idarenin eylemden haberdar olduğu ve izin alınmamasının somut olayın şartlarında idarenin tedbir alabilmesi için esaslı unsur olmaktan çıktığı görülmektedir. Bu nedenle idarenin barışçıl eyleme doğrudan veya dolaylı müdahalede bulunmaması esastır.

KHK İLE İHRACIN ETKİSİ GÖZ ÖNÜNE ALINMALI

Bununla birlikte başvurucuların eylemlerinin başlamasından birkaç ay önce KHK ile ihraç edilmelerinin kişiler üzerindeki etkisinin de göz önüne alınması gerekir. Bu çerçevede başvurucuların sadece bir bankta oturarak ve yaklaşık yetmiş gün boyunca barışçıl şekilde eylem yapmalarına demokratik bir toplumda katlanılmalıdır. Bu nedenle Hâkimliklerce verilen kararlarda adil bir denge kurulmamıştır.

TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKI İHLAL EDİLDİ

Günlük yaşama, trafiğe veya kamu hizmetlerinin sunumuna engel oluşturmayan barışçıl nitelikte bir etkinliğe katılan başvurucuların izin yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle idari para cezasıyla cezalandırılmaları olağanüstü hâl döneminde de izlenen amaçla orantılı bir sınırlama olarak kabul edilemez. Somut olayda Anayasa’nın 15’inci maddesinin başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik Anayasa’nın 34’üncü maddesinde belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyi meşru kılmadığı değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.”

AYM, karayolunda yaptıkları eylem engellenen maden işçilerinin başvurusu üzerine açılan davada “şehirlerarası kara yollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez” ifadesini iptal etmişti. Karar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun tepkisi çekmiş, Soylu AYM Başkanı Zühtü Arslan’ı hedef alarak, “Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım” demişti. AYM Başkanı Arslan’da Soylu’yu “Kararı eleştirmek için önce okuyup anlamak gerekir” cevabı vermişti.

Tutuklu gazeteci Harun Çümen: “Koğuşta 25 fare öldürdük çıldırmak üzereyiz”

Okumaya devam et

Gündem

Burcu Kara 10 aylık bebeği olmasına rağmen tutuklandı

Bebekli anneler tutuklanmaya devam ediyor. 10 aylık Ömer Sait’in annesi Burcu Kara, bugün görülen mahkemeden sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi.

BOLD – İzmir Özel Gözde Hastanesi doğumhane kapısında 10 ay önce gözaltına alınıp serbest bırakılan Burcu Kara, bugün tutuklandı. 28 Ocak 2020’de dünyaya geldiğinde polislerle tanışan Ömer Sait bebek henüz sadece 10 aylık.

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanunu’na göre bebeği 18 aydan küçük olan kadınlar gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Ancak bu kanun Cemaat ve Kürt soruşturmaları kapsamında tutuklanan kadınlara uygulanmıyor.

Ömer Sait dünyaya geldiğinde de polislerle hastanede tanıştı.

Okumaya devam et

Popular