Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Almanya’da maden işçiliğinden memleket zindanlarına Celal amcanın hayatı

9,5 aydır Çorum Cezaevinde tutuklu olan Celal Bülbül (72), Ramazan Bayramı’na birkaç gün kala eşiyle yaptığı telefon görüşmesinde gözyaşlarını tutamadı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 1973’te işçi olarak Almanya’ya giden Celal Bülbül, 9,5 aydır Çorum Cezaevinde kalıyor. Öğrencilere iftar verdiği, un çuvalları aldığı için 15 Temmuz’dan sonra iki kez tutuklanan Celal Bülbül (72) bayrama birkaç gün kala eşiyle yaptığı telefon görüşmesinde Ramazan ayı boyunca yaptıkları duayı anlattı, gözyaşlarını tutamadı. “Ramazan Bayramı’nda evde olalım diye dua ediyoruz ama…” diyen Bülbül, cümlelerini tamamlayamayıp ahizenin diğer ucunda sessiz sessiz gözyaşlarını akıttı.

“DAĞLARI, TAŞLARI ÖZLEDİK”

Sonra kendini toparlayıp “…Kandiliniz mübarek olsun. Allah Yarabbim bugünler de geçer inşallah. Sabrın sonu selamet diyorlar da bi görsek sonunu. Ormanları, dağları, taşları özledik. 1 Haziran’da kapalı görüş var diyorlar. Bakalım nasip… Ben gireli yine 9,5 ay oldu.” diyebildi.

MERDİVEN ALTINDA YATIYOR

İki-üç hafta önce vertigo nedeniyle başı dönünce koğuşun merdivenlerinden düşen Bülbül, cezaevinde birçok hastalıkla mücadele ediyor. Tutukluluk sebebiyle vertigo tedavisi yarım kaldı. Şiddetli reflü hastalığı var. Midesine sık sık endoskopi yapılması gerekiyor. Gözünün kör olma ihtimali bulunuyor. 20 yıldır tansiyon hastalığı olduğu için farklı farklı ilaçlar kullanıyor. Üstüne bir de koğuşta yer olmadığı için merdiven altında uyumaya mecbur bırakılıyor. Kendisinin anlatımıyla ‘koğuşa girer girmez, sol tarafta, kapının dibinde, gelen gidenin, gürültünün olduğu bir yer’de.

Celal Bülbül, torunuyla Çorum Cezaevinde bir görüş gününde, Şubat 2020.

“BEN ÖLÜRÜM, YAPAMAM KARANTİNADA”

Yalnız kalma, kapalı yerde durumama, karanlıkta kalmaktan korkma gibi psikolojik sıkıntıları da bulunan Bülbül, Kadir Gecesi gününe denk gelen haftalık telefon görüşünde hastalıklarının sürecini eşine şöyle anlattı:

“Vertigoyla ilgili Kasım 2019’da randevum vardı, Elit Parkt’a. Tutuklanınca kaldı, gidemedik. Burada istediğin zaman hap alamıyorsun, hastaneye gidemiyorsun. Hem öncesinde hem sonrasında 14 gün karantinaya koyuyorlarmış. Ben ölürüm dedim. Yalnız kalmaya, karanlıkta kalmaya, dar bir yerde durmaya hiç tahammülüm yok. Bunlar benim rahatsızlıklarım. Asansörde bile yalnız olmaya korkuyorum ama elimden bir şey gelmiyor.

“DOKTOR KÖR OLABİLİRSİN DEMİŞTİ”

Göz damlasına ihtiyacım var. Göz kuruluğu oluyor. Gözümün arkasında sarı nokta var. Bazen gözümün önünde sis perdesi oluyor. Ankara’daki doktor tedavisi yok, sonu körlük demişti, Allah korusun. O bana vitamin hapları gönderiyordu. Burada o imkanlarım yok, hiçbir şeyim yok.

MİDEME SIK SIK ENDOSKOPİ YAPILMASI GEREKİYOR

20 yıldır tansiyon hastasıyım. Sabah akşam farklı farklı tansiyon hapları kullanıyorum. Şiddetli reflü hastalığım var. Mideme sık sık endoskopi yapılması gerekiyor. Midem sürekli polit üretiyor. Doktor her hortum saldığında 30 tane polit alıyor, patolojiye gönderiyordu. Ondan sonra duruma göre bazen bir ay, bazen her ay, bazen de 6 ay sonra gel diyordu. Bunlar aksadı, yaptıramıyorum.”

İKİ KERE TUTUKLANDI

Cemaat soruşturmaları kapsamında Eylül 2016 yılında tutuklanan Celal Bülbül, Çorum Cezaevinde 9,5 ay hapis yattıktan Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılıp serbest bırakıldı. Cezası Yargıtay tarafından onaylanınca 9 Ağustos 2019’da tekrar tutuklandı. Celal Bülbül, hasta haliyle Temmuz 2022’ye kadar cezaevinde yaşamak zorunda. Bugüne kadar Türkiye’de cezaevlerinde tedavileri geciktiği ve hak ihlali yaşadığı için birçok insan hayatını kaybetti. İki kız bir oğlu bulunan Celal Bülbül’ün en büyük kızı da akciğer kanseri. Babasının cezasının onaylandığı duyunca hastalığının ilerlediği belirtiliyor.

ALMANYA’DA TAŞKÖMÜR MADENİNDE ÇALIŞTI

İki yaşındayken annesini kaybeden ve çok zor bir hayatı olan Celal Bülbül, 1973 yılında Almanya’ya işçi olarak gidiyor. Duisburg yakınlarındaki Bottrop taşkömür madeninde 10 yıl çalışıyor. Madene indiğinde ortaya çıkan, izne ayrılınca geçen alerjik egzema hastalığı nedeniyle Alman devleti ‘iş kazası’ deyip Bülbül’ü malulen emekli ediliyor. 1987 yılında memleketi Çorum’a geri dönen Bülbül, o günden beri kendini hayır işlerini adamıştı. Verdiği iftarlar, öğrenciler için aldığı un çuvalları, terzisi ve kiracılarının şikayetleri nedeniyle hakkında tutuklama kararı çıkarıldı.

“BİZE İFTAR VERDİ”

Celal Bülbül, hakkında şikayette bulunan 4 tanığın ifadesine dayanarak tutuklandı.

Birinci tanık, oturdukları apartmandaki yan komşusu olan kız öğrencilerden biri. Çorum’da üniversite okuyan kız öğrenci “Evinde bize iftar verdi” dediği için 72 yaşında hasta bir adam şu anda içeride. İstanbul’da yaşayan tanık, ifade vermek için 16 saatlik yol gidip Çorum’da hakimin karşısına çıktığında bu cümleden başka bir şey söyleyememiş. “16 saatlik yolu bunun için mi” geldin diye kızı azarlayan hakimin kararında bir değişiklik olmadı.

KİRACILARININ ŞİKAYET NEDENİ: “TELEFON AÇTIK, ULAŞAMADIK”

İkinci tanık, Celal Bülbül’ün iki kiracısı. 15 Temmuz’da Kahramanmaraş’taki kızının yanında olan Bülbül’ü kiracıları arıyor, ulaşamıyor, evine gidiyorlar, yine ulaşamıyorlar. Bu durumdan şüphelenip onu ‘darbeyi o yapmış’ gibi gidip Başbakanlık İletişim Merkezine (BİMER) şikayet ediyorlar. İlk mahkemeler katılmayan kiracılar, hakimin çağırması üzerine 3. mahkemeye gelmek zorunda kalıyor. “Hem adamın evinde oturuyorsunuz hem de şikayet ediyorsunuz” diye kiracıları da fırçalayan hakimin kararında yine bir değişiklik olmadı.

“ÖĞRENCİLER İÇİN BENDEN BİR ÇUVAL UN ALDI”

Üçüncü kişi gizli bir tanık. “Cemaatteki öğrenciler için benden bir çuval un aldı” diyor ifadesinde. Son tanık ise Celal Bülbül’ün her zaman yardımlarını esirgemediği terzisi. Terzi bey, Bülbül’ün Kahramanmaraş’ta olduğunu bilmesine rağmen 3-4 kez emniyete gidip “Bu adam hâlâ neden dışarıda!” diye şikayet ediyor. Terzi sonra pişman olup yaptıklarını inkar etse de Bülbül’ün dosyasında adı geçiyor ve yaşlı, hasta bir insan cezaevinde çile çekiyor.

Celal Bülbül’ün Nisan 2019’da Çorum Belediyesi’nin yan tarafında çektirdiği fotoğraf

Bayram günü bir çocuk daha hapse girdi

 

Cezaevinde geçen 3 bayram

BOLD ÖZEL

63 yaşındaki hasta tutuklu Fatma Yurt: Yaşamımdan endişeliyim

Komşularına mukabele okuduğu ve dini sohbet yaptığı için tutuklanan 63 yaşındaki Fatma Yurt, cezaevinde hastalandığını ve hayatından endişelendiğini söyledi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Gözaltına alınmadan önce belini ve kolunu sakatlayan hasta tutuklu Fatma Yurt, sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde zor günler geçiriyor. Astım bronşit, ülseratif kolit hastası olan, bel ve boyun fıtığı ilaçları kullanan Yurt, geçirdiği kaza nedeniyle çatlayan kolunun 3,5 ay geçmesine rağmen koğuş şartlarından dolayı iyileşmediğini ifade etti. Soğuk bir koğuşta, yerde yatmak zorunda kalan Yurt, cezaevinde hastalıklarının arttığını belirtti.

“HALİMİ, MUHTAÇLIĞIMI ANLATMAYA KARAR VERDİM”

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek sesinin duyulmasını isteyen Yurt, “Size yazmaya ve halimi, muhtaçlığımı anlatmaya karar verdim. Sesimi duyacağınızı ve bana yardımcı olacağınız inancı ile size yazıyorum. Annenizle veyahut babaannenizle ilgileniyor gibi düşünürseniz beni çok mutlu edersiniz” dedi. Gergerlioğlu’na iki kez mektup gönderen Yurt ilk mektubunda hastalıklarını, ikincisinde ise dosyasındaki ‘gücüne giden, canını yakan’ iddiaları anlattı.

“OĞLUMU DİKİŞ DİKEREK OKUTTUM”

10 Mart 2020’de İstanbul’daki evinde gözaltına alınan Fatma Yurt, 2 gün İstanbul’da, 1 gün de Manisa Çocuk Şube’de gözaltına tutukladıktan sonra 13 Mart 2020’de tutuklanıp Manisa E Tipi Cezaevine gönderildi. Bir çocuk sahibi Fatma Yurt, mektubunda kendisini ilkokul mezunu bir kadın, oğlunu dikiş dikerek okutmuş bir anne, yatalak annesine bakmış bir evlat olarak tanıtıyor. Hapse gönderilmeden önce oğlu ve gelini ile yaşadığını ve torununa baktığını ifade ediyor.

“BU HASTALIKTAN AİLEMDE ÖLÜMLER OLDU”

Doktora gidemeden alındığını söyleyen Fatma Yurt, “Koğuş çok soğuk olduğu için astım bronşitim arttı. Yerde yatmaktan dolayı belimdeki ağrı arttı. Ayrıca ileri derecede ülseratif kolit hastalığım var. Ailemde bu hastalıktan dolayı ölümler olduğu için ağır risk grubundayım. Maalesef cezaevi şartlarından dolayı hastalıklarım artıyor” dedi.

“KARANTİNA NEDENİYLE HASTANEYE GİDEMİYORUM”

Koronavirüs salgını cezaevindeki hastaların hayatını daha da zorlaştırdı. Bazı cezaevleri doktor randevularını iptal etti, bazı tutuklular da hastane dönüşünde 14 gün karantinada kalma zorunluluğu olduğu için kendileri hastaneye gitmek istemedi. Kişisel ihtiyaçlarını koğuş arkadaşlarının yardımıyla giderdiğini söyleyen Fatma Yurt, “Hastaneye gidersem tekrar 14 gün tek başıma karantina mecburiyeti olduğu için gidemiyorum. Yaşamımdan ciddi endişeliyim” diye yazdı.

“ÇOK SOĞUK ORTAMDA YERDE YATTIM”

Fatma Yurt, hapse girdiğinde 14 gün tek başına kaldığını ve çok zor şartlarla karşılaştığını söylüyor: “Tabanı muşamba kaplı sıcak suyu olmayan, çok soğuk ortamda yer yatağında yattım. Bir hafta imkan oluşturulmadığı için sıcak çay bile içemedim. Kronik hastalıklarımdan dolayı yemeklerin çoğunu geri gönderdim.”

İLK MAHKEMESİ 10 TEMMUZ’DA

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Fatma Yurt’un ilk mahkemesi 10 Temmuz 2020’de Manisa’da görülecek. Fatma Yurt, iddianamesinde ne olduğunu soran Gergerlioğlu’na ikinci mektubunda şöyle cevap veriyor:

“MUKABELE OKUYAN HALKTAN BİRİYDİM”

“Maalesef iddianamemde itirafçı denilen ama yaptıkları şeyden dolayı iftiracı ifadesi daha uygun olan insanların ifadelerinden başka bir şey bulunmuyor. Ülkemizde birçok insanın da olduğu gibi mazbut bir ailenin Kuran Kursu eğitimi almış ve bildiklerini konu komşu ile doğal olarak paylaşan, sesim uygun olduğu için Ramazan’da mukabele ve mevlüt okuyan halktan biriydim. Maalesef iftiracı insanlar sohbet hocası ifadesini kullanmış. Bu ifadeler ile terörist olduğum iddia edilmekte maalesef. İmanıyla, ülke sevdasıyla yaşamış ve yaşayan bir insan olarak bu ifadelerle anılmak çok gücüme gidiyor, çok canımı yakıyor. Hayatımda hiçbir derneğe üye olmadım. Hiçbir sebeple okul-dershane-yurt denilen yerlerle bir irtibatım olmadı. Sigortam da yok. Bylock denilen medya aracılığıyla herkes ile beraber duydum. Yaşım itibariyle teknoloji ile ilgili bilgim olmadığı için nasıl bir şey olduğunu bile kestiremiyorum maalesef. Hac parası için Bank Asya’da hesap açtırdım.”

EVİNE TEDBİR KONULDU

Ailesinin verdiği bilgiye göre Fatma Yurt’un babasından kalan Manisa’daki 80 metrekarelik evine de tedbir konuldu.

FATMA YURT’UN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUPLAR

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Eşi de tutuklu hapisteki babanın feryadı: Yarın geç olabilir

Dokuz ay önce tutuklanan öğretmen Hüseyin Kaya, anneleri de tutuklu iki küçük kızının yaşadığı travmaları anlattı ve yardım istedi: “Feryadımızı paslanan gönüllere duyurun, yarın geç olabilir.”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Anne ve babaları birlikte tutuklanan çocukların yaşadığı travmaların boyutu gün geçtikçe büyüyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 ay önce tutuklanan Hüseyin Kaya İzmir Buca Kırıklar Cezaevine, eşi Hilal Kaya Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. Sümeyye (5,5) ve Sarenur (1,5) adlı iki küçük kızları ise Şanlıurfa’da yaşayan 70 yaşındaki babaannelerinin yanında kaldı.

Yol uzun, maddi imkan yeterli olmayınca çocuklarını göremeyen Hüseyin Kaya, koronavirüs salgını başlamadan önce Mart 2020’de kızlarıyla yaptığı son görüş gününü ve sonrasında yaşadığı acıyı kaleme döktü. Büyük kızının terk edilme korkusu yaşadığını söyledi, küçük kızının ise kendisini artık tanımadığını, her gördüğünü anne, babası zannettiğini belirtti.

“AĞLAYARAK KAÇIYOR BENDEN”

Hüseyin Kaya’nın, kızları Sümeyye ve Sarenur ile yaptığı en son görüş günü. 3 Mart 2020, İzmir Buca Kırıklar Cezaevi.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek derdine çare arayan Kaya, “Büyük kızım terk edilme korkusuyla asi söz dinlemez olmuş maalesef. Küçük kızım her gördüğüne anne-baba demekte. En acısı bu ay görüşüme geldi. Kucağıma alıyorum, ağlayarak kaçıyor benden. Bıraktığımda benden ayrılmayan, her dışarı çıktığımda kağıda dakikalarca ağlayan kızım beni tanımıyor. Annelerini de görmeye gittiler, aynı şeyi anneleri de yaşamış.” dedi.

“FERYADIMIZI PASLANMIŞ GÖNÜLLERE DUYURUN”

“Ne olur yavrularımın sesini duyun. Eşimin sesini duyun. Yarın geç olabilir.” diyen Kaya, “Bir anne babanın en zor imtihanı yavrularının onları tanımaması. Rabbim kimseye böyle bir acı yaşatmasın. Ben adam öldürmedim. Vatanıma ihanet etmedim. Tek suçum 2 yıl bir dershanede çalışmak. Kimse feryadımızı duymuyor. Feryadımızı paslanmış gönüllere duyurursanız size çok minnettar olacağım. Kimse toplumun beklentilerini duymuyor. Herkes kendi menfaatlerinin peşine takılmış durumda.” ifadelerini kullandı.

“OKUYABİLMEK İÇİN GÜNDE 120 KM YOL GİDİP GELİYORDUM”

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu olan Hüseyin Kaya, mektubunda büyüdüğü köyü ve ne şartlarda ilkokulu ve liseyi tamamladığını da anlattı:

“Ben Urfa’nın ücra bir köyünde ilkokul eğitimimi tamamladım. Sonra imkanlar olmayınca 4 yıl okula gitmedim. Taşımalı eğitim çıkınca okuyayım dedim kendi kendime. Ama yaş ilerlemişti. Okullar kabul etmiyordu. Zorla kendimi taşımalı eğitim yapan bir okula yazdırdım. Gündüzleri gidiş-geliş 120 km okula gider. Geceleri çobanlık yapardım. İki yılım öyle geçti. 7. sınıftan itibaren devletin yatılı okulunda okudum. Eskişehir’de bir lise kazandım. İmkan olmayınca gidemedim. Urfa’da liseyi okudum, çok zor şartlar altında. Baraka evde kaldım. Köyden ekmek gelirse 60 km uzaklıkta, köy postası ile o zaman karnımızı doyururduk. Fırından ekmek alacak gücümüz yoktu.”

“ŞİMDİDEN HAYATA KÜSLER”

Kullanmadığı Bylock programı nedeniyle tutuklu olduklarını ifade eden Hüseyin Kaya (35), 15 Temmuz’dan sonra çalıştığı özel kurum tarafından da işten atıldığını vurguladı. Kaya, 2012-2014 yılları arasında özel bir dershanede çalıştığı ve orada SGK kaydı bulunduğu için hiçbir kurumun iş başvurusunu kabul etmediğini sözlerine ekledi.

Hüseyin Kaya’nın fotoğrafın arkasına yazdığı not: “Çocuklar bıraktığımızda böyleydiler. Şimdi hem büyümüş hem de şimdiden hayata küsler.”

HÜSEYİN KAYA’NIN 8 MART 2020’DE YAZDIĞI MEKTUBUN ORİJİNALİ

Sümeyye ve Sarenur Kaya.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mehmet Ali ilk yaşına hem annesiz hem babasız girdi

25 gün önce tutuklanan Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın oğlu Mehmet Ali, 1. yaşına annesinden babasından ayrı girdi. Çetinkaya çiftinin kızları Zeynep Nesrin’in (6) de kalbi delik.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Anne ve babası bir gün arayla tutuklanıp Diyarbakır Cezaevine gönderilen Mehmet Ali Çetinkaya bugün 1. yaşına girdi. Geçtiğimiz günlerde milletvekilliği düşürülen ve bir gece yarısı tutuklanan HDP Milletvekili Leyla Güven, yan koğuşunda bulunan Yasemin Çetinkaya’nın yaşadıklarına tanık olmuş ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’na durumu haber verince bir aile dramı daha gün yüzüne çıkmıştı.

Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Çetinkaya çifti, 6 yaşında kalbi delik bir kızları, daha bir yaşını doldurmamış anne sütü ile beslenen bebekleri olmasına rağmen Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 3 ve 4 Haziran’da peş peşe tutuklandı. Yasemin Çetinkaya bir hafta sonra cezaevinde virüs kaptı ve Diyarbakır’daki Gazi Yaşargil Hastanesi’nde karantinaya alındı.

KIZININ KALBİ DELİK

Olaydan 13 Haziran’da haberdar olan HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu , “Şu işe bak!? Yasemin Çetinkaya, 10 ay bebek, 6 yaş kalbi delik çocuk annesi, Diyarbakır’da tutuklu Covid 19 (+), Gazi Yaşargil Hastanesinde karantinada. 2 çocuk Konya’ya götürüldü. Avukat itiraz etti, yasal sınır geçti, 8. gün Hakim hala karar vermedi! Ne insafsızlık?” ifadeleriyle Çetinkaya çiftinin ve çocuklarının durumunu duyurdu.

İkinci testi negatif çıkan Yasemin Çetinkaya 14 Haziran’da tekrar hapse gönderildi. İki çocuk da şimdi annesinden kilometrelerce uzakta. Artık mama ile beslenen Mehmet Ali’ye ve Zeynep Nesrin’e Konya’daki akrabaları bakıyor. Avukatının verdiği bilgiye göre hem çocuklarından ayrı kalan hem de hastanede ve cezaevinde karantina süreci yaşayan Yasemin Çetinkaya’nın psikolojisi çökmüş durumda.

6 yaşındaki Zeynep Nesrin ve Mehmet Ali, 25 gündür anne babalarından ayrı.

ANNE KURAN, BABA COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

4 Haziran’da tutuklanan Fatih Çetinkaya (38), 2011-2014 yılları arasındaki Diyarbakır Sur’daki FEM derhanelerinde coğrafya öğretmeni olarak çalıştı. 2018’de ihraç edilen Kuran öğretmeni Yasemin Çetinkaya ise en son Yenişehir Berat Kuran Kursunda görev yapıyordu.

Tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek tutuklanan Fatih Çetinkaya’ya Bank Asya’daki maaş hesabı, yurt dışına gidip gelme nedenleri, sohbetlere katılıp katılmadığı gibi sorular yöneltildi. Aynı sorulara cevap veren iki çocuk sahibi Yasemin Çetinkaya örgüt üyesi olmak iddiasıyla yargılanıyor.

“ZULMEN TUTUKLU YARGILANIYORLAR”

Ailenin durumunu yakından takip eden Gergerlioğlu, en son yaptığı açıklamada “Kadın çok zor durumda bebekler anneden ayrı bir durumda bu insanlar adli kontrol ile tutuksuz yargılanabilir ama zulmen tutuklu bir şekilde yargılanıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın ikinci duruşması 5 Eylül 2020’de Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek.

MEHMET ALİ ÇETİNKAYA’NIN DOĞUM BELGESİ

Fatih Çetinkaya, çocukları Mehmet Ali ve Zeynep Nesrin ile.

Okumaya devam et

Popular