Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Meclis Başkanı işkencenin tarifine bile dayanamadı!

Afyon’da 2017’de işkenceye maruz kalan M.B’nin anlattıkları Meclis Başkanlığına sunuldu. Detaylar ‘kaba ve yaralayıcı’ bulunduğu için araştırma komisyonu kurulması istemi reddedildi. Önerge sahibi HDP’li Gergerlioğlu, “Makata cop sokmanın kibarca anlatımı nasıl olabilir” diye sordu.

BOLD – Üç yıl önce evlerinden gözaltına alınıp işkence edilen karı koca emniyette karşılaştıkları kötü muamelenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) duyurulmasını istedi. Afyon Terörle Mücadele Şubesinde (TEM) kendisine elektrik verildiğini, birkaç defa olduğunu bilmediği içecek içerildiğini söyleyen M.B’nin maruz kaldıklarının araştırılması için HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu devreye girdi. Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi. Meclis Başkanı Mustafa Şentop, söz konusu işkence için ‘kaba ve yaralayıcı’ diyerek önergeyi iade etti. Gergerlioğlu, iadeye tepki gösterip “İşkenceyi, makata cop sokmayı kaba ve yaralayıcı olmadan nasıl anlatabiliriz ki?” diye sordu.

SIRTIMDAN VE KALÇALARIMDAN ELEKTRİK VERDİLER

Duvar’dan Hacı Bişkin’in haberine göre cemaat soruşturması kapsamında Ekim 2017’de gözaltına alınan M.B. Afyon TEM’de yaşadıklarını şöyle anlattı: “Emniyette 3’üncü kata çıkardılar. İçeriye girdiğimizde beni odaya getiren polis, ‘Amirim M.B. bu’ dedi. Amirim denen kişi odadakilere dönerek ‘Bu benim kim olduğumu bilmiyor herhalde ama ben onu nasıl konuşturacağımı bilirim’ diyerek yüzüme sağlı sollu yumruk atmaya ve küfretmeye başladı. Sonra bana sorgu için yukarı çıkacağız dediler. Koluma bir polis girdi ve beni duvarlara çarpmaya başladı. Bu şekilde TEM şubeye çıktık. TEM şubenin kapısının önüne geldiğimizde içeriden bir kişi kafama bir şeyler kapatıp gözlerimi bağladı. Üzerime kaç kişi olduğunu bilmediğim ama en az 4 veya 5 kişi olduğunu tahmin ettiğim bu kişiler tekme tokat dövmeye başladı. Bu 15 dakika devam etti. Üzerimde iç çamaşırım kalacak şekilde soydular ve bana zorla bir şeyler içirdiler. Elektrik vermeye başladılar. Elektriği sırtımdan ve kalçalarımdan veriyorlardı. Bir yandan da başımdan aşağıya su döküyorlardı. Çıplak ve ıslak vaziyette elektrik vermeye devam ettiler. 30-45 dakika kadar işkenceye maruz kaldım.”

AKILLI OL EŞİNİ DE GETİRDİK SANA YAPTIKLARIMIZI ONA DA YAPARIZ

Yaşadığı işkenceye dair devamla şunları aktardı: “Bu vaziyette iken bir kişi başıma gelmiş uzun saçlarımı birbirine bağlamış ve parmaklarını saçlarıma geçirerek kafamı kaldırıyor ve yere çarpıyordu. Yüz üstü yatan benim arkamdan tenasül uzvumu ve testislerimi tutarak sıkmaya ve arkaya doğru asılmaya başladı. Odaya bir kişi girdi ve üzerime oturarak ‘Bak akıllı ol eşini de getirdik. Sana ne yapmışsak ona da aynısını yaparız, ona nasıl elektrik vereceğimizi ve neler yapacağımızı sen düşün’ dedi. Ben de ne isterseniz söyleyeyim dedim. O ara içeriye savcının girdiğini söylediler. Benim odadaki durumumu görünce beni yerden kaldırmalarını, üzerimi giydirmelerini ve yan odaya getirmelerini söyledi. Beni yan odaya sürüklediler. Bu haldeyken bana yine zorla iki defa bir şey içirdiler. Kendisinin savcı olduğunu söyleyen kişi, ‘Hadi konuş’ dedi. Bende konuşacak takatim kalmadı deyince kendisi bana, ‘O zaman daha 30 gün buradasın’ dedi. Bana verilen elektrikten sırtım ve kalçam acıyordu. O gece nezarethaneden sorgu için çıkarıldığım halim ile sorgudan sonra getirildiğim halin kamera görüntülerine bakılabilir. O geceki farklı iki halim nezarethanedeki nöbetçi memuruna sorulabilir. İşkenceler sonucu vücudumda ortaya çıkan durumları gören nezarethanedeki kişiler bunlara şahitlik yapabilir. Orada işkence, kötü muamele ve hakaret eden memurların suç ve suç delilleri karartılmadan, üzeri örtülmeden bulunmasını ve adalet önüne çıkarılmalarını talep ediyorum.”

BİZE BUNLARI YAŞATANLARIN ADALETE TESLİMİNİ İSTİYORUM

Şu an Afyon Cezaevinde tutulan M.B’nin eşi de bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. M.B.’nin eşi kendilerine bunu yaşatanların yargılanmasını istiyor: “Aynı gün ben de eşimle gözaltına alındım. İşkenceye şahit oldum. Eşim perişan olmuştu. Eşim bir pansiyonda asgari ücretle çalışıyordu. Bizim bu tarz işlerle işimiz olmaz dememize rağmen bizi dinlemediler. Eşimin sağlığından endişe duyuyorum. Telefonda konuştuğumda durumunun kötü olduğunu biliyorum. Bize bunları yaşatanların adalete teslim edilmesini istiyorum.”

ZABİT KİŞİ’NİN İDDİALARIYLA İLGİLİ ÖNERGE DE REDDEDİLMİŞTİ

HDP’li Gergerlioğlu, UYAP kayıtlarına geçen işkence ifadelerini Meclis gündemine taşıdı. İddialar için Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti. Önerge Meclis Başkanı Mustafa Şentop’ca iade etti. Önergenin iade gerekçesi anlatılanların ‘kaba ve yaralayıcı’ olduğu şeklinde sunuldu. İadeye tepki gösteren Gergerlioğlu, “Orası bir hukuk devleti ise bu konular aydınlanır. İşkence insanlık suçudur ve zaman aşımı yoktur. Şahsın ifadelerini tırnak içine alarak önergeyi vermiştik ve tek yorum katmamıştık. Şahıs kendisine yapılan işkenceleri nasıl anlatsın? Evinin kapısı kırılarak tekme tokat dövülerek gördüğünü iddia ettiği işkenceleri nasıl anlatsın? Gözaltı merkezinde elektrik verildiğini makatına jop sokulma tehdidinde bulunulduğunu, karısına da aynı muameleler yapılacağı iddialarını başka nasıl gündeme getirsin? Bunları tırnak içine alarak araştırılması gerektiğini söylemişiz. Bundan daha doğal normal olan şey nedir? Ama bu ülke normal bir ülke olmadığı için, Meclis Başkanlığı işkenceyle ilgili bir önergeyi araştırmak istemediği için hep bu taktiklere başvuruyor. Bundan önce 108 gün ağır işkencelere uğradığını anlatan ve kaçırıldığını belirten Zabit Kişi isimli şahsın da iddialarını araştırma önergesi olarak Meclise sunduğumuzda yine sözde kaba ve yaralayıcı ifadeler olduğundan dolayı önergemiz reddedilmişti. Ben sorarım: Makata cop sokmanın, kibarca anlatımı nasıl olabilir” dedi.

28 Şubat’ın Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı öldü

Gündem

Askeri suçlara bakacak mahkemelere Hakimler Savcılar Kurulundan ayar

Hakimler ve Savcılar Kurulu, askeri suçlara ilişkin dava ve işlere hangi mahkemelerin bakacağını belirledi. Resmi Gazetede yayınlanan karara göre, Askeri Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçlara ağır ceza mahkemeleri bakacak.

BOLD -HSK Birinci Dairesi, askeri suçlara ilişkin ihtisas mahkemelerini belirledi. HSK’nın kararı Resmi Gazetede yayınlandı.

Buna göre, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nda düzenlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren Birinci Kısım Üçüncü Bap Birinci Faslında düzenlenen suçlara tek ağır ceza mahkemesinin bulunduğu il merkezlerinde bu mahkemeler bakacak. Birden fazla ağır ceza mahkemesinin bulunduğu il merkezlerinde 2 nolu ağır ceza mahkemeleri, Diyarbakır’da 4’üncü ve 5’inci, İstanbul’da ise 13’üncü ve 14’üncü ağır ceza mahkemeleri bu suçlarla ilgili davalara bakacak.

Birinci Kısım Üçüncü Bap Birinci Faslında düzenlenen suçlar dışındaki suçlara ilişkin açılacak davalara ise ağır ceza mahkemesinin tek dairesinin bulunduğu il merkezlerinde bu mahkemeler, birden fazla dairesinin bulunduğu il merkezlerinde 1 numaralı ağır ceza mahkemesi görevli olacak.

Asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar yönünden açılacak davalarda ise asliye ceza mahkemesinin tek dairesinin bulunduğu il merkezlerinde bu mahkemeler, iki dairesinin bulunduğu il merkezlerinde 2 numaralı asliye ceza mahkemeleri, ikiden fazla dairesinin bulunduğu il merkezlerinde ise 3 numaralı asliye ceza mahkemeleri bakacak. Ankara’da ise 3’üncü, 51’inci ve 52’nci asliye ceza mahkemeleri davaları görecek.

15 Temmuz’dan akılda kalanlar: Mehmetçik’e camide işkence

Okumaya devam et

Gündem

Başkentte polis kontrolünde ırkçı saldırı: Adalet yok!

Ankara Elmadağ’da Kürt aileye yapılan ırkçı saldırı polisin gözleri önünde devam etti. 12 yaşındaki kızı çocuğu ölümle tehdit edildi. Saldırının hedefindeki 5 çocuk annesi kadın, “Adalet yok, adaletsiz şekilde suçsuzları cezaevine atıyorlar. Böyle suçluları da atmazlar. Ben adalete güvenmiyorum” dedi.

BOLD – Ankara’nın Elmadağ ilçesine bağlı İsmetpaşa Mahallesi Derya Sokak’ta oturan Kürt aileye 27 Temmuz saat 22.30’de ırkçı saldırı gerçekleştirildi. MA’dan  Berivan Altan’ın haberine göre Hakkâri Yüksekovalı Z.D. (38) çocukları F.D. (21), S.D. (17), E.D. (12), Z.D. (6) ve O. D’nin (4) oturduğu eve yapılan saldırı sonrası gece boyunca uyumayan aile bireyleri, gece eşyalarını topladı. Aile, saldırının ertesi günü can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle yaşadıkları mahalleyi terk etmek zorunda bırakıldı.

Saldırının yaşandığı İsmetpaşa Mahallesi’nde yaşadıklarını anlatan 5 çocuk annesi Z.D, Elmadağ’a 4 yıl önce Ankara’nın Bala ilçesinden gelerek yerleştiklerini söyledi. Oğlunun işsiz olduğunu ve arada inşaatlarda çalıştığını, 17 yaşındaki kızının da bir kafede çalıştığını ve işten ayrıldığını dile getiren Z.D, ev temizliğine giderek geçimlerini sağladıklarını anlattı. Z.D, iki yıldır oturdukları mahallede komşular tarafından son birkaç haftadır ırkçı ve cinsiyetçi küfürlere maruz kaldıklarını dile getirdi.

KÜRT OLDUKLARINI BİR SÜRE GİZLEDİLER

Mahalleye ilk yerleştiklerinde Bala ilçesinden olduklarını söylediklerini ama sonrasında Kürt olduğunu gizlemediğini anlatan Z.D., “Kürt olduğumuzu öğrendikten sonra kimse bizimle konuşmadı. Ben bazen işe gidince çocuklarım Kürtçe şarkı açıyorlar, onlar da rahatsız oluyorlar bundan” dedi.

POLİS GELİNCE SALDIRMAYA DEVAM ETTİLER

İnci isimli komşusunun kendisi ve küçük oğlu O.D’nin, işten gelen kızı S.D’ye sopalarla saldırdığını belirten Z.D, komşusu İnci’nin “Defolun gidin Doğu’nun Kürtleri, PKK’lılar, sizi istemiyoruz Elmadağ’da. Defolun lanetler. Siz teröristsiniz, defolun gidin” şeklinde ifadeler sarf ettiğini söyledi. Bu sırada diğer komşuların da “Kürt istemiyoruz, PKK istemiyoruz, defolun gidin” sözleriyle bağırdıklarını kaydetti. Bu olay ardından polise haber verdiklerini kaydeden Z.D, polislerin gelmesi ardından komşuları İnci’nin 30’lu yaşlarında iki erkek kardeşinin kendilerine saldırmaya geldiğini belirtti.

ŞİKAYETÇİ OLMAK SONUCU DEĞİŞTİRMİYOR

Gelen kişilerin oğluna saldırmak için geldiğini anlatan Z.D, “Polisler ve birkaç bekçi onları tutarken bir tanesi kapıma kadar geldi. Bu sırada da küfürler ettiler ve oğlum F.D. de içerden beni korumak için eline bıçak aldı. O sırada polis bize saldırmaya gelenleri değil oğlumu tehdit etti. Oğluma, ‘Sen niye onlara saldırıyorsun? İstesem seni silahla vurabilirim’ dedi. Onlar haneye tecavüz ettiler polis ise oğlumu vurabileceğinden bahsediyor. Ben de ‘Siz zenginin, onların yanındasınız. Benim de evim, arabam olsa benim yanımda olacaksınız’ dedim” diye konuştu. “Şikayetçi de olsak sonuç değişmiyor, herkes onların yanında” diyen Z.D, can güvenlikleri nedeniyle içinde şikayetçi olmadıklarını belirtti.

SUÇSUZLARI CEZAEVİNE ATIYORLAR

Z.D, şöyle konuştu: “Devlet parası olanın yanında. Ben ise Yüksekovalı olduğum için beni umursamıyorlar. Kürtleri eziyorlar. Adalet yok, adaletsiz şekilde suçsuzları cezaevine atıyorlar. Böyle suçluları da atmazlar. Ben adalete güvenmiyorum. Gözaltına almadılar. Sadece ifade aldılar. Ama hep onların yanında durdular. Polisler onların yanında durdular. Dün gece güvenlikten dolayı yatamadık. Polislerden hiçbir hayır yok. Kürtleri böyle ezmeye hakları yok ki onların. Aynı bayrağın altında yaşıyoruz, biz de insanız.”

DOKTOR DA DARP RAPOR VERMEDİ

Z.D, 25 Temmuz’da 12 yaşındaki kızı E.D’nin de komşusu İnci tarafından şiddet uğradığını belirtti. 12 yaşındaki kızı üzüm toplamak için bahçesine çağıran komşunun, çocuğun kollarını sıktığını ve kimseye söylememesi için tehdit ettiğini ifade eden Z.D, şöyle aktardı: “Duyduk sonra çocuğumla birlikte Elmadağ Devlet Hastanesi’ne gittim darp raporu almak için ama doktor vermedi. Doktor, ‘polis gelmeden vermem’ dedi.”

Şiddete uğrayan 12 yaşındaki E.D. de “Ben gittim oraya kollarımı tutup, sıkmaya başladı. ‘Annene söylersen seni kuma gömerim’ dedi” diyerek yaşadıklarını aktardı.

İMZA KAMPANYASI YAPTILAR

Evin en büyük çocuğu F.D. de yan taraflarında bulunan Şafak apartmanındaki Erdinç P. ve Davut K. isimli komşularının bir hafta önce onları mahalleden göndermek için imza topladıklarını anlattı. Annesi ve kız kardeşine cinsiyetçi küfürler ve ırkçı söylemlerde bulunulması ardından polise haber verdiklerini aktarDI.

Saldırıyı duyan HDP Ankara İl Örgütü, ailenin yanına giderek ev bulmasını ve eşyalarını taşımasını sağladı.

Okumaya devam et

Gündem

Aşı olmayanların pandemisi başladı: 10 hastadan 9’u aşılı değil

Türkiye’de koronavirüse karşı aşılananların oranı yüzde 50’ye ulaşmadı. Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Recep Demirhan’dan aşı uyarısı geldi: “Delta virüs çok çabuk bulaşıyor. Tek çaresi ve önlemi de insanların aşılı olması. Yoğun bakımlara aldığımız 10 hastadan 9’u aşılanmamış kişi.”

BOLD – Yurt genelinde kısıtlamaların kaldırılmasının ardından vaka sayıları arttı. Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Recep Demirhan, koronavirüsle mücadeleye ilişkin açıklama yaptı. Birgün’de yer alan habere göre Demirhan, şu bilgileri paylaştı:

  • Ülkemizde yaklaşık olarak 1 milyon 200 bin aşı yapılıyor ama biz günlük 1 buçuk milyon aşı yaptık. Bunu yapabilecek kapasitedeyiz.
  • Bayram nedeniyle aşı taleplerinde azalma yaşandı. Bayramın bitmesiyle tekrar talepte artış var.
  • İnsanlarımız aşılanmanın gereğine tekrar inanmışlar ve aşı merkezlerine başvuruyorlar.
  • Burada çok kolaylıkla hiçbir prosedür uygulanmadan aşıları yapılıyor.
  • Ülkemizde şu an itibariyle yaklaşık 70 milyon doz aşı yapıldı.
  • Birinci dozu tamamlanan yaklaşık 40 milyon kişi var.
  • 24-25 milyon kişinin ikinci dozu tamamlandı.
  • İki veya üç hafta sonra da ülke nüfusunun yüzde 50’si aşılanmış olacak.
  • Ama bizim hedefimiz nüfusumuzun yüzde 75’ini aşılamak.
  • Dolayısıyla toplumsal bağışıklığı kazanmak.
  • Bu bağışıklık sistemini artırarak da olası ağır hastalık riskini ve yoğun bakım yatışlarını ortadan kaldırmak.
  • Delta virüs çok çabuk bulaşıyor.
  • Dolayısıyla maske ve mesafe konusunda çok daha dikkat etmemiz gereken bir virüs mutasyonu sonucu gelişen varyant.
  • Çok dikkat etmemiz lazım.
  • Tek çaresi ve önlemi de insanların aşılı olması.
  • İki doz aşımız varsa süresi de en az 3 ay geçmişse mutlaka 3’üncü doz aşıyı yaptırmamız gerekiyor.
  • İki tane Sinovac’ımız varsa üçüncüsü Biontech olmalı veya 2 kez Biontech aşısıyla aşılanıp tam bağışık hale gelmeliyiz.
  • Bayram öncesine göre vaka sayısında 5 kat artış yaşandı. Servislere bunun yansıması o kadar fazla değil. Çünkü insanlarımızın çoğu aşılı.
  • Aşılı olanlarda çok ciddi bir koronavirüs enfeksiyonu görmüyoruz.
  • Çok enfeksiyon gördüğümüz kişiler ki yüzde 90-95’i aşı olmayan kimseler.
  • Aşı olmayanların pandemisi diyoruz buna. Şu anda aşı olmayanlar hastaneye yatıyor ve yoğun bakımlara aldığımız hastalar. 10 hastadan 9’u aşılanmamış kişi.
  • Onun için aşı son derece önemli. Aşı yaparsak kendimizi ve çevremizi koronavirüsten koruyabiliriz.
  • Tüm insanları aşı merkezlerine bekliyoruz. Elimizde ülke nüfusunu iki kez aşılayacak kadar aşımız var.
  • Aşı lojistiğinde, aşının temininde hiçbir problemimiz yok. Aşı merkezlerinde sağlıkçılarımız, sağlık tesislerimiz yeterli.

Okumaya devam et

Popular

Shares