Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Siyahi Floyd’u boğarak öldüren polisin eşi boşanma davası açtı

ABD’nin Minneapolis kentinde siyahi Amerikalı George Floyd’u boğarak öldüren polis memuru Derek Chauvin’in eşi boşanma kararı aldı. Gerekçe olarak cinayeti gösterdi.

BOLD – George Floyd’un polis şiddeti sonucu ölmesine ilişkin protesto gösterilerin ve tartışmalar sürüyor. Üçüncü derece cinayet ve adam öldürmekle suçlanan polis memuru Derek Chauvin’in eşi Kellie Chauvin’in avukatı bir açıklama yaptı. “Müvekkilim Kellie, Floyd’un ölümünden büyük üzüntü duymaktadır ve ailesinin yasını paylaşmaktadır. Aynı zamanda, Derek Chauvin’le evliliğinin feshi için başvuruda bulunmuştur” dedi.

Sekula Aile Avukatlık Ofisi imzasıyla yayımlanan açıklamada, “Bayan Chauvin’in şu anki evliliğinden çocuğu olmasa da bu zor dönemde, çocuklarının, ebeveynlerinin ve aile yakınlarının güvenlik ve mahremiyetini saygıyla talep ediyor” denildi. Amerikan medyasında yer alan haberlerde, Kellie Chauvin’in boşanma başvurusunda, polis eşinin siyahi bir vatandaşın ölümüne sebep olmasını gerekçe gösterdiği belirtildi.

Kellie Chauvin’in polis eşine boşanma davası açmasına sosyal medya kullanıcılarından da destek geldi. Amerikalı Müslüman aktivist Linda Sarsour, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Minneapolis Polis Memuru Derek Chauvin’in karısı Kellie Chauvin onu boşadığını açıkladı. Bahsettiğimiz şey bu. Ailenizdeki ırkçılardan boşanın. Birini öldürene kadar beklemeyin. Kendi ayaklarınız üzerinde durun” ifadelerini kullandı.

Minnesota eyaletinde ölümle sonuçlanan son tutuklama olayının görüntülerinin sosyal medyada yayılması üzerine, ülkede siyahilere yönelik polis şiddeti tartışmaları tekrar gündem olmuş ve Minneapolis başta olmak üzere birçok şehirde protestolara yol açmıştı.

Floyd’un ölümüne sebep olan polis memurlarının hepsinin ağır bir cezaya çarptırılması ve polis şiddetinin durması için yapılan protestolar ABD’nin farklı kentlerine devam ederken, Amerikan medyasına yansıyan haberlerde, birçok eyalette göstericilerle polislerin karşı karşıya geldiği ve polisin şiddete başvurduğu görüldü.

Dünya

Alman BioNtech’ten “Korona aşısı yıl sonunda hazır” açıklaması

Alman BioNtech firmasının kurucusu ve CEO’su Prof. Uğur Şahin geliştirdikleri korona aşısının bu yılın sonunda onay almak üzere hazır olacağını açıkladı.

BOLD – Uğur Şahin, Wall Street Journal’a verdiği röportajda birden fazla aşının geliştirilmesi durumunda dahi küresel bağışıklığın sağlanmasının 10 yılı bulabileceğini belirtti. BioNTech, aşı geliştirme çalışmalarını ABD’li ilaç devi Pfizer’le birlikte yürütüyor. Şahin “Virüs ancak dünya nüfusunun yüzde 90’ından fazlasının bağışıklık kazanmasıyla biteceğini düşünüyorum” dedi. Ayrıca şirketin onay almadan önce yüzlerce milyon doz aşı üretebileceğini, 2021 sonundaysa bu miktarın 1 milyarın üzerine çıkabileceğini belirtti.

Şahin geçen hafta geliştirdikleri Kovid-19 aşısının insan üzerindeki ilk aşama deneylerinde bağışıklık sağlandığını ve iyi tolere edildiğini açıklamıştı.

Okumaya devam et

Dünya

Alman istihbaratı: MİT Almanya’da örtülü casusluk faaliyeti yürütüyor

Alman iç istihbarat teşkilatı, Almanya’nın MİT’in odak ülkelerinden biri olduğunu tespit etti. Türk istihbaratının odağında PKK, Hizmet Hareketi ve muhaliflerin bulunduğuna dikkat çekildi.

BOLD – Almanya iç istihbarat örgütü Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV), 2019 yılı raporunu kamuoyuyla paylaştı. İçişleri Bakanı Horst Seehofer ve BfV Başkanı Thomas Haldenwang tarafından düzenlenen basın toplantısıyla açıklanan 377 sayfalık raporda, Türkiye’nin Almanya’daki istihbarat faaliyetlerine ilişkin ayrıntılı bilgiler yer aldı. DW Türkçe’den Değer Akal’ın haberine göre MİT’in Almanya’daki casusluk faaliyetlerine dikkat çekilen raporda, ayrıca PKK, DHKP-C ve Ülkücü hareketle ilgili bilgi ve değerlendirmelere yer verildi.

AKP’nin lobi organizasyonu olarak UID’nin Berlin ve Batı Almanya’da yaklaşık 13 bölgede örgütlendiği not edilen raporda, UID’nin kendini kamuoyuna ılımlı olarak göstermeye çabaladığı, Türkiye’ye bağlı olmadığı izlenimini vermeye çalıştığı belirtiliyor.

Türk hükumetinin Türkiye kökenli diasporayı hem ülke içinde hem de ülke dışındaki politikaları için araçsallaştırmaya dönük girişimleri olduğuna vurgu yapılıyor, Almanya’daki Türk toplumunun Türkiye’deki siyasi yapılar ve süreçler için ‘anlam taşıdığı’, 2018 cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için Almanya’daki 1 milyon 400 bin Türk vatandaşının, yaklaşık 600 bininin oy kullandığı hatırlatılıyor.

Raporda şunlara dikkat çekildi:

  • ‘Türk güvenlik mimarisinin merkezi unsuru’ MİT son dönemde geçirdiği değişimle ‘geniş yetkilere’ sahip. Hakan Fidan başkanlığındaki teşkilatın 8 ila 9 bin personeli var.
  • MİT, cumhurbaşkanı ve partisi AKP’nin yönetimindeki Türk Hükumeti’ne, hükumet politikalarının uygulanması, iç güvenliğinin muhafazası ve aynı zamanda siyasi kararların hazırlanmasına dönük istihbarat toplamak için hizmet vermekte.
  • MİT Almanya’da hem açık kaynaklardan bilgi topluyor hem de örtülü casusluk faaliyetleri yürütüyor. Almanya’daki Türkiye kökenli toplumun büyüklüğü, Türk örgütlerinin ve diplomatik temsilciliklerinin sayıca çokluğu MİT’in istihbarat faaliyetleri lehine bir ortam sağlıyor.
  • Türkiye’deki Alman diplomatik temsilciliklerinde çalışanlar da MİT’in odağında. Son dönemde hem Alman hem Türk vatandaşlığına sahip olanlar, Türkiye seyahatlerinde gözaltı ya da giriş yasağı gibi sıkıntılı uygulamalarla karşı karşıya kalabiliyor.
  • Almanya, Türk istihbaratının faaliyetlerinin odağındaki ülkeler arasında. Bunun siyasi, ekonomik ve teknolojik istihbarat elde etme boyutları var. Ayrıca nüfuz etme gayretleri de sürüyor.
  • Türk istihbarat faaliyetlerinin yoğunluğu, Türkiye’deki mevcut siyasi ve ekonomik gelişmelerden bağımsız olarak devam edecektir. Almanya’daki Türkiye kökenli topluma, aktif diaspora politikası kapsamında nüfuz etme çalışmaları da devam edecektir.
  • Türk istihbaratının faaliyetlerinde, Türkiye tarafından ‘radikal’ veya ‘terörist’ olarak sınıflandırılan PKK ve ‘Gülen yapılanması’na ağırlık veriliyor. Ayrıca MİT’in öncelikleri arasında AKP hükumetine muhalif dernek veya kişilere yönelik istihbarat faaliyetleri var.
  • Türk istihbaratının, Almanya’daki Türkiye kökenli topluma nüfuz etme amaçlı girişim çabaları dikkat çekici. MİT aynı zamanda Almanya genelinde, siyasi karar alma süreçlerini etkilemeye, Alman siyaseti, ekonomisi, ordusu, bilim dünyası ve yüksek teknolojisine yönelik istihbarat edinmeye çalışıyor.
  • AKP hükumetine yakın organizasyonlar Almanya ve Avrupa ülkelerinde hükumet politikalarının propagandası yaparken aynı zamanda eleştiriler karşısında yine Türk hükumetini korumaya alıyor.
  • Silahlı mücadele yoluyla Türkiye’de sosyalist düzenin inşası hedefi güden’ DHKP-C, tıpkı Ülkücü hareket ve PKK gibi, anavatanlarında, çoğu zaman şiddet ve teröre başvurarak siyasi düzende radikal değişim hedefleyen siyasi oluşumlar.
  • Ülkücü hareket, aşırı sağcı bir hareket. Hareket, pantürkçü, panturancı kökenlere, milliyetçi ve ırkçı aşırı sağcı ideolojiye dayanıyor.
  • PKK, yaklaşık 14 bin 500 üyeyle yabancı aşırılıkçı hareketler arasında en büyük grup.
  • PKK yapılanmaları Avrupa’da terör örgütü algısını kırmak için çeşitli isim değişikliklerine gitti. Bu çerçevede geçen yıl Almanya’da da adımlar atıldı.
  • PKK’nın etkisindeki derneklerin çatı örgütü olarak görülen NAV-DEM geri planda kalırken, yeni kurulan KON-MED, örgütün faaliyetlerinde öne çıkmaya başladı.
  • Son dönemde PKK etkinliklerine katılanların sayısı geriledi. Örgüt 2019 yılında Almanya’da yaklaşık 16 milyon avro topladı. Bu geçen yıla göre daha fazla. PKK geçen sene Avrupa genelinde ise 25 milyon avro topladı.
  • PKK son dönemde Almanya’da özellikle gençleri endoktrine ederek silahlı mücadele için yanına çekmeye çalışıyor. Bu çabalar Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik askeri harekatıyla birlikte arttı.
  • Haziran 2013’ten bu yana en az 280 kişi PKK’ya katılmak için Almanya’dan, Türkiye’nin güneydoğusuna, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’ye gitti. Bunlardan en az 23’ü bölgede hayatını kaybettiği, 135 kişi ise yeniden Almanya’ya döndü.
  • 2019 yılında, PKK’ya katılmış en az dört Alman vatandaşı çatışmalarda hayatını kaybetti. Bunlar, Almanya’dan kişilerin, gerçekten de askeri olarak eğitildikleri ve çatışmalarda kullanıldıklarını ispatlıyor.

Okumaya devam et

Dünya

‘Diktatörün kızı’ lakaplı eski cumhurbaşkanına rüşvet ve yolsuzluktan 20 yıl hapis

Güney Kore’nin ilk seçilmiş kadın Cumhurbaşkanı, Park Geun-hye hakkındaki yolsuzluk davasında karar çıktı. ‘Diktatörün kızı’ lakaplı Park, 20 yıla mahkum oldu.

BOLD – Diktatör Park Chung-hee’nın kızı Park Geun-hye, 2013’te Cumhurbaşkanı seçildi, 2016’da azledildi, 2017’de ise gücü kötüye kullanma, rüşvet, baskı, devlet sırlarını sızdırmaktan tutukladı. Park hakkındaki yolsuzluk davası 3 yıl aradan sonra karara bağlandı.

Sadece Güney Kore’nin değil, Doğu Asya’nın da ilk seçilmiş kadın cumhurbaşkanı olan Park’ın savcıların 30 yıl hapis talep ettiği rüşvet almak ve hükumetin örtülü ödeneğini yasa dışı biçimde kullanması suçlamalarıyla ilgili karar açıklandı. Seul Yüksek Mahkemesi, 68 yaşındaki Park’ı 20 yıl hapis ve 15 milyon dolara karşılık gelen para cezasına çaptırdı.

Daha önce 2018’de Seul Merkez Bölge Mahkemesinin üç yargıçlı komisyonu tarafından görülen davada Park, 18 suçlamanın 16’sından suçlu bulunarak, 25 yıl hapis ve 16.8 milyon dolar para cezası almıştı. Bugünkü karar, Park’ın iki yıl önceki davadan çektiği mahkumiyetin düzeltilmesi olarak yorumlandı.

‘Diktatörün kızı’ lakaplı kadın liderin sonunu, Ebedi Yaşam Kilisesi isimli tarikatın liderinin kızı Choi Soon-sil ile yakın arkadaşlığı getirdi. Park’ın akıl hocası Choi Soon-sil ile birlikte büyük şirketlerin sahibi nüfuzlu ailelerden oluşan oligarklardan 10 milyonlarca dolar rüşvet aldığının ortaya çıkması, yüz binlerin protesto için sokaklara dökülmesine yol açmıştı.

Skandala karışanlar arasında Samsung Group Başkan Yardımcısı Jay Y. Lee gibi üst düzey iş insanları da var. İlkin 5 yıl hapis cezasına çarptırılan Jay Y. Lee, Güney Kore’de 2018 Kış Olimpiyat Oyunları’nın başlamasının hemen öncesinde serbest bırakılmıştı.

Okumaya devam et

Popular