Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Kamu çalışanı hamilelerden ‘sınırlı’ izin tepkisi!

Hamile kamu kurum ve kuruluşları çalışanı personel, gebeliğin 24’üncü haftasından 32’nci haftasına kadar geçen sürede idari izinli sayılacak. Ancak karar, sürenin dışında kalan anne adaylarının “24 haftadan öncekileri gözden mi çıkardınız” tepkisine yol açtı.

BOLD – Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı Metin Kıratlı, sosyal medya hesabından, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan hamile personelle ilgili izin kararını duyurdu. Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre Kovid-19 salgını kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarında, istihdam şekline bakılmaksızın görev yapan gebeliğinin 24 ila 32’nci haftasındaki personel, idari izinli sayılacak.

Kıratlı’nın, paylaşımı sonrası, kimi sosyal medya kullanıcısı anne adayları, “24 haftalıktan önceki hamilelerin koronavirüse yakalanma ihtimali yok mu? Lütfen kapsamı genişletin” şeklinde tepki gösterdi. İşte o mesajlardan bazıları:

“Çoluk çocuğumun ölmesine sebep olanlar Bartın’daki işkencecilerdir”

BOLD ÖZEL

820 gram doğan tutsak bebek Zeynep ve annesinin savaşı

Hamileyken tutuklandı, altıncı ayda erken doğum yaptı. Kendisi de ağır hastaydı. Ölümlerden döndü, kolundan serumlar söküldü. 820 gramlık bebeğiyle savaştı..

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Son dönemde artan operasyonlara çok sayıda anne ve hamile kadın tutuklanıp hapse gönderildi. Bir kısmı serbest bırakılırken hala bebekleriyle tutuklu kadınlar var. 8 haftalık hamileyken tutuklanan ve erken doğum yapan E.A.’nın yaşadıkları hamile kadınların nasıl bir psikoloji ve ortamla baş başa bırakıldığını gösteriyor.

Gaziantep’te yaşayan öğretmen E.A. hamile olduğunu öğrendikten iki gün sonra 3 Temmuz 2018’de gözaltına alındı. 8 gün nezarette tek başına kaldı. Düşük tehlikesi rağmen tutuklanıp cezaevine gönderildi. Üçüncü kez anne olan E.A. cezaevindeyken sürekli hastalandı. Cezaevi ve hastane arasında getirip götürdüler. 80 gün yoğun bakımda yattı. Stres, sıkıntı, yeterli beslenememe derken kızı Zeynep’i 6,5 aylıkken 31 Ekim 2018’de dünyaya getirdi.

820 GRAMLIK BEBEK

Zeynep doğduğunda sadece 820 gramdı. Göz damarları ve retinası gelişmemişti. Doktorlar en fazla yüzde 10 görür dediler. Zeynep o halde 108 gün yoğun bakımda kaldı. Annesini tekrar cezaevine götürdüler. Yasal hakkı olmasına rağmen E.A.’nın güçlükle sağdığı anne sütü kızına götürülmedi. 1,5 kilo olduğunda Zeynep kalp ameliyatı geçirdi.

34 yaşındaki E.A., kızını görmeye kelepçeli gitti. Hem anne hem bebek çok yıprandılar. Ambulans uçakla Van’dan Ankara’ya acile kaldırılan E.A’.yı HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu hastanede görmek istedi, savcılık izin vermedi.

“Doğmadan hayatını çaldılar kızımın. Şu an tutuklu olan hamileleri o kadar iyi anlıyorum ki… ” diyen E.A. hamile bir kadın olarak tutukluk sürecinde yaşadıklarını BOLD’a anlattı.

CEZAEVİNDE HAMİLELİK GEÇİREN BİR ANNENİN KENDİ ANLATIMIYLA YAŞADIKLARI…

“Gaziantep’te gözaltına alındığımızda 8 haftalık hamileydim. Normalde Haşimoto hastasıyım ve bu durum gebelik döneminde ciddi risk teşkil ediyor. Ciddi takip gerekiyor. Yaşadığım şok, iki çocuğumdan ayrılma vs. derken düşük tehlikem başlamıştı. Üç çocuk annesiyim. Sami 9, Berna 6 yaşında.

“DOKTOR CEZAEVİNE KALAMAZ DİYORDU”

8 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklanıp cezaevine gönderildim. Küçük kızım dayanamadığından onu da yanıma aldım. Hamileyim, küçük kızım yanımda, diğeri benden uzakta… Cezaevindeyken yine rahatsızlanıyordum ve hastaneye götürüp tekrar cezaevine getiriyorlardı. Doktorlar cezaevinde kalamaz diye rapor yazıyorlardı ama hiçbiri dikkate alınmıyordu. Beni yine cezaevine getiriyorlardı. Bu raporların hepsi mevcut.

“BÜYÜK KIZIMIN DİLİ TUTULDU”

Bir gün çok hastalandım. Gardiyan kapıyı kilitlemiş gitmişti. Küçük kızım yanımdaydı. Koğuştaki arkadaşlar pencerelere çıkıp bağırdı. Uzun süre kapıyı yumrukladılar ama sesimize gelen kimse yoktu. Kızım çok korkmuştu. Dili tutulmuş bu olaydan sonra. Ben o günden sonra kızımı göremedim.

“KOLUMDAKİ SERUMU KOPARIP CEZAEVİNE GÖTÜRDÜLER”

Koğuştaki arkadaşlar çaresizce başımda ağlıyorlardı. Sonra kapı açıldı ve ambulansla acil Van’a kaldırıldım. Van’da bir süre cezaevinde ve hastanede kaldım. Bazen kolumda daha bitmemiş serumu koparıp beni cezaevine götürüyorlardı.

“UÇAKLA ACİL ANKARA’YA SEVK EDİLDİM”

Artık dayanacak gücüm kalmamıştı ki doktor hayati tehlikemin olduğunu söyledi. 18 Ağustos 2018’de Van’dan Ankara’ya sevkimi istedi. Başımdaki komutan dayanamadı, savcıyı aradı. “Ölüyor bu kadın nasıl yapalım.” dedi. Maalesef savcı Ankara’ya götürün demiş. Mosmor olmuş kollarımdaki serumlarla, acil uçak ambulansla hastaneye kaldırıldım.

“10 LİTRE KAN KAYBETTİM”

Hayati tehlikem oluşunca telaştan beni götüren ekip nüfus cüzdanımı cezaevinde unutmuş. Ben nüfus cüzdanı olmadan Sincan Cezaevi’ne girdim. Toplamda 80 gün Ankara Zekai Tahir Hastanesi’nde yoğun bakımda kaldım. Hastanedeyken 10 litre kan kaybettim. Vücudum hiç kan üretmiyordu. Direkt kan veriyorlardı.

“KIZIMI GÖRMEYE KELEPÇELİ GÖTÜRDÜLER”

6,5 aylık hamileyken erken doğum yaptım. Yeterli beslenememekten 820 gram doğdu bebeğim. Doğum sonrası bebeğimin erken doğmasından dolayı kalpteki AORT damarı, göz retinası gelişmemişti. Bebeğimi görmeye ellerim kelepçeli ve 2 silahlı askerle gittim. Küvezdeki bebeğin bana ve anne sütüne ihtiyacı varken tekrar ellerime kelepçe takıp beni Sincan’a götürdüler, bebeğim hastanede kaldı.

“GÜNLERCE 40 DERECE ATEŞLE YATTIM”

Doğum sonrası cezaevinde günlerce titreyerek 40 derece ateşle yattım. Koğuştaki arkadaşlar Allah razı olsun sırayla başımda nöbet tuttular. Kıyafetlerimi yıkadılar, yemek yedirdiler. Günlerce o hasta halimle sütümü sağdım, bebeğime götürmelerini istedim, maalesef götürmediler. Oysa ki yasal hakkım. O günlerde koğuşun kapısı her açıldığında bebeğimin ölüm haberini mi getirdiler diye yüreğim ağzıma geliyordu.

“SON BİR DEFA GÖR DİYE HASTANEYE ÇAĞIRDILAR”

Bebeğim 1,5 kilo iken kalp ameliyatı oldu. Hastaneye çağırdılar son bir defa gör diye. Ameliyattayken bebeğimle tek başımaydım. Allah çok büyük bir güç ve kuvvet veriyor. Nasıl dayandım, ben de şaşırıyorum şu anda. Hamd olsun bir mucize oldu, retinası da gelişti ve son muayenede doktor problem olmadığını söyledi.

“VÜCUDU DELİK DEŞİK”

Kızım 108 gün yoğun bakımda kaldı. Doğum yapar yapmaz cezaevine gönderildim. Yani olan hiçbir şeye şaşırmamak lazım. Erken doğduğu için kızımın akciğerleri hassas. Genelde hastanedeyiz. Akciğerleri yaralı. Kalp ameliyatı da olmuştu. Elleri her yeri iğne izlerinden delik deşik. O daha 1,5 yaşında. O kadar çok iğne yapıldı ki bebekken. Tam çekemedim. Eller, ayaklar, Sırtındaki de ameliyat izi. Koltuk altı ve oradan girdiler. Kronik akciğer ve kalp hastası kızım.

“HASTANEDE AÇ BIRAKILDIM”

Ben 80 gün hastanede tutuklu yattım ve beslenemedim. Aç uyudum. Doktorlar ısrarla bu kadının beslenmesi lazım dediler. Dışarıdan yiyecek alma yasaktı. Akıl almaz bir şekilde aç bırakıldım. 820 gram çocuk dünyaya getirdim. Travmalarım hala çok fazla. Yani sadece azıcık hastane yemeği. Onun dışında bir meyve bile hiç yemedim ve gebeydim. Bu akıl almaz olayları Ankara’da Türkiye’nin merkezinde yaşadım. Öğlen verilen pilavı, ekmeği fazla isteyip arasına koyup aksam yedim. Ankara’daki tüm hastane buna şahit maalesef.

“GERGERLİOĞLU YANIMA GELMEK İSTEDİ”

Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu yanıma gelmek istedi. Savcı izin vermedi. Hastane ile görüştü. Onlar prosedürü uyguladıklarını söyledi. Hayati tehlikem olunca hastanede uzun yattım. Cezaevi hastaneye gönderiyordu, hastane cezaevine. Ölürsem başlarına dert olmayayım diye.

“KAPIDA 6 ASKER BEKLERKEN BANYO YAPMAK ZORUNDA KALDIM”

Affedersiniz banyo yapmak zorunda kaldım hastanede. Banyonun kapısında 6 asker bekliyordu. Ben tesettürlü bir kadınım. Hamilelik boyuna tüm doktor kontrollerinde asker oldu.

“ÖLÜRSEM YAŞADIKLARIM BİLİNSİN DİYE GÜNLÜK TUTTUM”

Hastanede günlük tutmuştum. Ölürsem yaşadıklarım bilinsin diye. O sırada ne yaşadıysam onları kısa kısa not etmişim. Hamileliğimin tüm evleri ve doğum sonrası cezaevindeydim. Hamile olduğumu öğrendikten sonra bebeğimin ilk kalp atışını bile silahlı askerler yanımdayken duydum.

Hamile bir tutuklu olarak Türkiye’de şartları en kötü cezaevinde de kaldım en iyi yerde de. Hamile tutuklular için hiçbir yerde uygun hastane ortamı yok. Kadın doğum bölümleri hep ayrı ve kapalı. Erkek giremez. Ben Ankara’da mahkum odasında kaldım. Doğumhane bölümünde. Ve her gün kavgalar oluyordu benim yüzümden. İnsanlar şikayet ediyordu hastaneyi. Eşlerimizi en mahrem halde neden bu kadar asker görüyor diye. Bildiğiniz 5 asker 1 rütbeli asker doğumhanede bekliyor. Yani hiçbir koşul yerine getirilemiyor. Tedaviler hep aksıyor ve sonuç cinayet oluyor. Hastane yönetimi ve asker arasında yaşanan kriz yüzünden çoğu gece serumu kolumdan söküp cezaevine götürdüler.

“TRAVMALARLA DOLUYUM”

Doğum yaptıktan yaklaşık bir ay sonra 26 Kasım 2018’de beni tahliye ettiler. Yaşadıklarımı unutamıyorum. Travmalarla doluyum. Çocuğumu kaybetmemek için hayata tutunmak zorunda kaldım. İnsanoğlu her koşula alışıyor. Unutulmuyor. Nasıl unutayım. Çocuğuma her baktığımda o anlardayım. Bu süreç bitse de bizden çok şey götürdü. Eskisi gibi değiliz ve olmamız çok zor.

ZEYNEP’İN EPİKRİZ RAPORU, 820 GRAM DOĞDUĞU BU BELGEDE YAZIYOR

ZEYNEP’E YAPILAN TEDAVİLER

Burada da kalp ameliyatı, entübe oluşu ve en son taburcu edildiğine dair bilgiler yer alıyor.

 

Okumaya devam et

Gündem

TOKİ şantiyesinde korona şoku, işçiler tedirgin

TOKİ’nin Elazığ Meryem Dağı mevkiinde yapımı devam eden deprem konutları şantiyesinde çalışan 5 işçide koronavirüs saptandı. Diğer işçilerle ilgili önlem alınmadan çalıştırılmaları ise tepki çekti.

BOLD – Yaklaşık bin işçinin çalıştığı TOKİ’nin Elazığ Meryem Dağı mevkiinde yapımı devam eden deprem konutları şantiyesinde 5 işçide koronavirüs tespit edildi. Aynı çalışma ortamı ve aynı yatakhaneyi paylaştıkları arkadaşlarıyla ilgili önlem alınmaması diğer işçileri tedirgin etti.

İŞÇİLER FENALAŞINCA DOKTOR GELMİŞ

Cumhuriyet’ten Kübra Köklü’nün haberine göre Elazığ Meryem Dağı mevkiinde Egemen İnşaat ve Dost İnşaat’ın ortaklığıyla yapılan konutların inşaatında çalışan işçilerde koronavirüs görüldüğü iddia edildi. Önceki gün 87 kişinin koronavirüs tanısıyla hastaneye kaldırıldığını belirten bir işçi, “Hiçbir şey olmamış gibi çalışmaya devam ediyoruz. Karantina yok. Ölüm korkusuyla çalışıyoruz. Aslında hastaneye kaldırılan arkadaşlarımız bir süredir şantiyede karantinadaydı. Ancak durumları fenalaşınca doktorlar geldi” dedi.

İŞÇİLER MASKELERİ KENDİLERİ ALIYOR

İşçiler, konutların yapımında bin işçinin çalıştığını ve birçoğunun maske takmadığını ve dezenfektanın olmadığını savunarak, “İşyeri sahibi bizlere maske vermiyor. Kendi maaşımla maske ve dezenfektan alıyorum. Yemek yediğimiz alan yeterince büyük olmadığı için sosyal mesafeye dikkat edemiyoruz. 3 katlı konteynerlar da kalıyoruz bir katı boşaltılarak arkadaşlarımız hastaneye götürüldü” dedi.

“TEŞHİS KONULAN İŞÇİLER ÇALIŞANLARIMIZ DEĞİL”

Egemen İnşaat ve Dost İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Aysan Çelik ise koronavirüs teşhisi konulan işçilerin kendi çalışanları olmadığını öne sürdü. Çelik, deprem konutlarını yaptıklarını ve 3 ay sonra evleri teslim etmek zorunda olduklarını söyleyerek, “25 değil, 5 işçide koronavirüs görüldü. Bu işçiler de temizlik için dışarıdan gelenlerdir. İnşaatın başından beri koronavirüse karşı tedbirleri aldık. 1000 kişi çalışıyor. Türkiye genelinde birçok işyerinde de koronavirüs vakası görülüyor. İş güvenliği uzmanı şantiyede 24 saat çalışıyor. Alınan önlemler sürekli denetleniyor” dedi.

GENAR: AKP’nin oyları CHP’yle eşitleniyor

Okumaya devam et

Gündem

Polisten Roman düğününe sosyal mesafe baskını

Polis ekipleri, Ataşehir ilçesi Yeni Sahra Mahallesinde, dün akşam saatlerinde başlayan Roman vatandaşların düğüne, koronavirüs tedbirlerine muhalif edildiği gerekçesiyle baskın yaptı.

BOLD- Roman vatandaşların sokak düğününde sosyal mesafe ve maske takma kuralına riayet edilmediği ihbarı alan Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri olay yerine gitti. Tedbirlerin hiçe sayıldığını yerinde tespit eden polisler davul zurna eşliğinde düğün yapan vatandaşları evlerine gönderdi.

DÜĞÜN SONLANDIRILDI

Düğün sahibine Umumi Hıfzısıhha Kanunu uyarınca 3 bin 150 lira para cezası uygulandı. Ayrıca maskesi olmayan 10 kişiye de cezai işlem yapıldı. Düğünün sonlandırılmasına ve ceza kesilmesine tepki gösteren Romanlar ile polis arasında gergin anlar yaşandı.

Sosyal mesafenin hiçe sayıldığı düğünün görüntüleri, çevredeki vatandaşların da cep telefonu kameralarına yansıdı. İşte o görüntüler;

Okumaya devam et

Popular