Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

“Eşimin durumu hapiste daha kötüye gidiyor, hala teşhis yok, tedavi başlamadı”

Dua mesajları gerekçe gösterilerek hapse atılan yönetmen Fatih Terzioğlu’nun sağlığı cezaevinde bozuldu. Bir aydır sürekli kusan Terzioğlu’nun eşi Esra Terzioğlu, bir an önce teşhis konulması ve tedaviye başlanmasını istedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 21 aydır Silivri Cezaevinde bulunan yönetmen Fatih Terzioğlu (40), Ramazan Bayramı’ndan bu yana çok hasta. Henüz teşhis konulmadığı için hastalığı nedir bilinmiyor. Ancak kandaki enfeksiyon değeri bir hafta içinde 19’dan 38’e yükseldi. Cezaevinde geç teşhis konulan ve tedavisi geciktirilen birçok hasta hayatını kaybetti. Fatih Terzioğlu’nun ailesi de şu anda paniklemiş durumda. Cezaevini aradıklarında her zaman yeterli bilgi alamıyorlar. Hastanın tam teşekküllü bir hastaneye götürülmesini ve bir an önce tedavisine başlanmasını istiyorlar.

Telefonuna gelen 15 tane dua mesajı yüzünden 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan ve cezası Yargıtay tarafından onaylanan Fatih Terzioğlu’nun eşi Esra Terzioğlu, bir aydır yaşadıklarını Bold Medya’ya anlattı.

Esra-Fatih Terzioğlu ve kızları.

Eşiniz ne zaman hastalandı?

Geçtiğimiz Ramazan Bayramı’ndan beri sürekli istifra ediyor. Geçen yıl mayıs ayında hüküm aldı. Ondan sonra anti-depresan kullanmaya başlamıştı. Bayramda önce ilacı kesmişler, pat diye. 9 ay kullandığı için artık ara vermesi gerektiği söylendi. O ilaçlar ağır, pat diye kesilince çok etkiliyor. Bir de bu dönemde kesilmemeliydi. Psikolojik olarak hiç iyi değildi.

Kaç yıl ceza verdiler, niçin tutuklanmıştı?

21 ay önce tutuklandı eşim. İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Şubatta Yargıtay onayladı cezayı. Bylock’tan ceza verdiler. İçeriğinde 15 tane dua mesajından başka bir şey yok. Bunu mahkemede de gördüler. Şu an Yargıtay’ın kabul ettiği haliyle bile! eşimin Bylock kullanması suç değil. Play Store’dan indirmiş, şifreli indirilmemiş, 2 ay durmuş telefonunda, kendi yazdığı hiçbir mesaj yok. Birkaç dua gelmiş sadece. Ceza almaması için bunlar yeterliydi ama dikkate alınmadı.

Hastalığını nasıl öğrendiniz?

Bayramdan son istifralar başladı. İlk başta kendisi korktu. Doktora gitmek istemedi. Hastaneye gidince karantinaya alıyorlar. Karantina koğuşları malum zor. Bunların da etkisi oldu. Sonra midedir, geçer diye düşündü. İkinci hafta revire çıkmak için dilekçe yazdı. Almadılar. Sonra üçüncü hafta, perşembe gecesi yani 12 Haziran’da gece 01.00’de hastaneye kaldırılmış. Ben e-Nabız’dan gördüm.

Hangi tahliller yapıldı?

Kandaki keratin, her şeyi çok kötü çıkmış. Şekeri yüksek, üresi yüksek. Kandaki enfeksiyon değeri (CPR) 19 çıkmış, serum verilmiş. Bulantı kesiciler yapılmış. Sonra cumartesi akşamı hastaneden çıkarılmış. Pazar günü avukatımıza durumu bildirdiler. Neden çıkardınız diye itiraz ettik. “Durumu iyi olmasaydı çıkarmazdık” dediler. Ben tekrar durumunu takip etmeye başladım. Pazar, pazartesi, salı, çarşamba her gün sabah 09.00’da revirde muayene edildiği görünüyor sistemde. “Tıbbi muayene yapıldı” diye yazıyorlar. Gözetimde tutuyorlar, önemli bir şey yok demek ki iyi gidiyor, geçecek diye düşünüyorum. Halbuki durum öyle değil.

Nasılmış durumu?

Çarşamba günü (17 Haziran 2020) eşimin telefon günüydü. “Cumartesi akşamından beri tek kişilik hücrede karantinadayım ve aynı şekilde kusuyorum. Yediğim her şeyi çıkarıyorum. Bana hiçbir tedavi uygulanmıyor. Anti-depresanı tekrar vermeye başladılar. Yarım yarım alıyorum. Sabahları gelip veriyorlar.” dedi.  Yani sabah onu verdikleri saati, muayene olmuş gibi sisteme giriyorlar. Aslında muayene yok. Hastaneye götürmediler mi dedim. “Her gün hastaneye gitmiyorum, ne doktor geliyor, ne muayene ediyorlar. Sadece ilacı verip gidiyorlar. Aynı şekilde kustuğum için o ilaç da içimde durmuyor.” dedi. Biz tabi çok panikledik. Ben her yeri arayınca, avukatımız da dilekçe verince dün hastaneye götürdüler. Ama cezaevinin içindeki hastaneye. Biz tam teşekküllü bir hastaneye gitsin istiyoruz, götürmüyorlar. Hala teşhis konulmadı. Geç konulan teşhis ve geç başlayan tedaviler yüzünden birçok insan cezaevinde hayatını kaybetti. Eşimin başına da aynı şeyler gelmesinden korkuyorum. Bizi en çok endişelendiren teşhis ve tedavi yok.

Hasta haliyle 23 ay daha cezaevinde yaşamak zorunda olan Fatih Terzioğlu’nun biri 11, biri 5 yaşında iki çocuğu var.

Kampüsteki hastanenin doktoru ne diyor?

Bu defa dahiliye doktoru bakmış. Tahlilleri tekrar yapılmış. İlk doktora gittiğinde böbreklerin iflas derecesinde demişlerdi. Böbrekteki sıkıntıları şu an iyi çıkmış. Fakat CRP’si iki katına çıkmış. Geçen hafta 19 olan CRP bu hafta 38. CRP yükseldiği zaman vücutta bir yerde enfeksiyon var demek. Bunu bulmaları gerekiyor. Eğer azsa, viral enfeksiyon deyip antibiyotik vermeden geçebiliyor. Ama eşim kusmaktan perişan halde.

İdrar tahlili istemişler ama sonuç çıkmamış. İdrar enfeksiyonu ya da koronadan olabileceği söylediler. Ateş yok diye korona testi zaten yapılmıyor. Ateşsiz de korona geçirenler olabiliyor. Yani bir an önce bu enfeksiyonun sebebi öğrenilip tedavi edilmesi gerekiyor. Yoksa her şey kötüye gidiyor. Gıdasızlık, susuzluk böbreklerine, organlarına hasar veriyor. Gecikilip vücudunu hasar görmesi ya da kötü bir hastalıksa eğer tedavide geç kalınması bizi endişenlendiriyor.

Şu an eşiniz nerede? Hastanede mi, cezaevinde mi?

Cezaevinde tek kişilik hücrede. Karantina sürecinde. Hücrede tek başına olmasına bir şey demiyoruz, karantina sürecinde olmak zorunda. Fakat sürekli kusuyor. Korona testi yapılmadığı için hastaların yanına koyamıyorlar, kendi koğuşuna da götüremiyorlar. Biz bunlara bir şey demiyoruz ama orada fenalaşsa bir şey olsa kimsenin haberi olmayacak.

Sadece e-Nabız’dan mı ne olup bittiğini görüyorsunuz, telefonla bilgi veriyorlar mı? 

Her zaman aradığımızda yeterli bilgi alamıyoruz. Mesela önceki akşam cezaevini aradım. Hastaneye gitti, ne durumda diye. Bir sürü azarladılar beni. Daha önce güzel konuşuyorlardı. “Gece 12 oldu ben evime gidemedim, eşini götürdük, iyi, serum verdiler, reçete de yazıldı” dedi. E-Nabız’da görünmüyordu bunlar. Ben kavga da etmiyorum kimseyle. Bilmiyorum onlara da mı vermiyorlar.

Dün gece 22.30’da aradım. Bu sefer Allah karşıma iyi bir gardiyan çıkardı. Tek tek bana açıkladı. Eşimi bugün doktora götürmüşler ve 3 gün üst üste verilecek şekilde serum yazmışlar. Her gün revire çıkarıp serum vereceklermiş. MR için önümüzdeki hafta pazartesine (22 Haziran 2020) randevu vermişler. Ama pazartesi eşim bizimle görüşmek için dilekçe yazmıştı. O yüzden hastaneye gitmek istememiş. Daha sonra götürülecek dedi gardiyan. Benim derdim birilerine iftar atmak ya da yalan yanlış şeylerin yazılması değil. Şu anda tek derdim teşhis konulup tedavi başlasın.

Cezaevlerinde kapalı görüşler başladı. Sizinki ne zaman, eşinizi 3 haftadır hiç göremediniz mi? 

Dün kapalı görüş vardı. Eşim karantinada olduğu için gidemedim. Fakat eşimin koğuş arkadaşının eşi haber gönderdi. “Fatih beyi görünce korkmasın.” demiş. O derece zayıflamış. E-Nabız’da hala kilosu 88 görünüyor.

Eşinizin STV’de yönetmenlik yaptığı biliniyor. Kanal kapanınca ne yaptınız? 

Sungurlar dizisinde ikinci yönetmendi. Zaten sonra kanal kapandı. STV kapanınca bir yıl işsiz kaldı. TRT’ye dizi çeken Adını Sen Koy dizisinde çalıştı bir ay. Sezon finali girdi. Sonra 15 Temmuz sabahı, daha olaylar olmadan önce eşimi işten çıkardılar. Ondan sonra zaten piyasada hiç iş bulamadı. Bir dönercide iki yıl garsonluk yaptı. Zaten o dönemde tutuklandı. Bir yıl önce pasaportunu istemişlerdi, gitti kendisi götürdü. Nedenini sorduğunda hakkınızda soruşturma var söylediler. Yaşadıklarına rağmen eşim buradaydı, bir yere gitmedi. Mahkemede bunları hep söyledik ama dikkate alınmadı.

15 santim büyüklüğündeki kistle cezaevinde yaşıyor

BOLD ÖZEL

63 yaşındaki hasta tutuklu Fatma Yurt: Yaşamımdan endişeliyim

Komşularına mukabele okuduğu ve dini sohbet yaptığı için tutuklanan 63 yaşındaki Fatma Yurt, cezaevinde hastalandığını ve hayatından endişelendiğini söyledi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Gözaltına alınmadan önce belini ve kolunu sakatlayan hasta tutuklu Fatma Yurt, sağlık sorunları nedeniyle cezaevinde zor günler geçiriyor. Astım bronşit, ülseratif kolit hastası olan, bel ve boyun fıtığı ilaçları kullanan Yurt, geçirdiği kaza nedeniyle çatlayan kolunun 3,5 ay geçmesine rağmen koğuş şartlarından dolayı iyileşmediğini ifade etti. Soğuk bir koğuşta, yerde yatmak zorunda kalan Yurt, cezaevinde hastalıklarının arttığını belirtti.

“HALİMİ, MUHTAÇLIĞIMI ANLATMAYA KARAR VERDİM”

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek sesinin duyulmasını isteyen Yurt, “Size yazmaya ve halimi, muhtaçlığımı anlatmaya karar verdim. Sesimi duyacağınızı ve bana yardımcı olacağınız inancı ile size yazıyorum. Annenizle veyahut babaannenizle ilgileniyor gibi düşünürseniz beni çok mutlu edersiniz” dedi. Gergerlioğlu’na iki kez mektup gönderen Yurt ilk mektubunda hastalıklarını, ikincisinde ise dosyasındaki ‘gücüne giden, canını yakan’ iddiaları anlattı.

“OĞLUMU DİKİŞ DİKEREK OKUTTUM”

10 Mart 2020’de İstanbul’daki evinde gözaltına alınan Fatma Yurt, 2 gün İstanbul’da, 1 gün de Manisa Çocuk Şube’de gözaltına tutukladıktan sonra 13 Mart 2020’de tutuklanıp Manisa E Tipi Cezaevine gönderildi. Bir çocuk sahibi Fatma Yurt, mektubunda kendisini ilkokul mezunu bir kadın, oğlunu dikiş dikerek okutmuş bir anne, yatalak annesine bakmış bir evlat olarak tanıtıyor. Hapse gönderilmeden önce oğlu ve gelini ile yaşadığını ve torununa baktığını ifade ediyor.

“BU HASTALIKTAN AİLEMDE ÖLÜMLER OLDU”

Doktora gidemeden alındığını söyleyen Fatma Yurt, “Koğuş çok soğuk olduğu için astım bronşitim arttı. Yerde yatmaktan dolayı belimdeki ağrı arttı. Ayrıca ileri derecede ülseratif kolit hastalığım var. Ailemde bu hastalıktan dolayı ölümler olduğu için ağır risk grubundayım. Maalesef cezaevi şartlarından dolayı hastalıklarım artıyor” dedi.

“KARANTİNA NEDENİYLE HASTANEYE GİDEMİYORUM”

Koronavirüs salgını cezaevindeki hastaların hayatını daha da zorlaştırdı. Bazı cezaevleri doktor randevularını iptal etti, bazı tutuklular da hastane dönüşünde 14 gün karantinada kalma zorunluluğu olduğu için kendileri hastaneye gitmek istemedi. Kişisel ihtiyaçlarını koğuş arkadaşlarının yardımıyla giderdiğini söyleyen Fatma Yurt, “Hastaneye gidersem tekrar 14 gün tek başıma karantina mecburiyeti olduğu için gidemiyorum. Yaşamımdan ciddi endişeliyim” diye yazdı.

“ÇOK SOĞUK ORTAMDA YERDE YATTIM”

Fatma Yurt, hapse girdiğinde 14 gün tek başına kaldığını ve çok zor şartlarla karşılaştığını söylüyor: “Tabanı muşamba kaplı sıcak suyu olmayan, çok soğuk ortamda yer yatağında yattım. Bir hafta imkan oluşturulmadığı için sıcak çay bile içemedim. Kronik hastalıklarımdan dolayı yemeklerin çoğunu geri gönderdim.”

İLK MAHKEMESİ 10 TEMMUZ’DA

Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan Fatma Yurt’un ilk mahkemesi 10 Temmuz 2020’de Manisa’da görülecek. Fatma Yurt, iddianamesinde ne olduğunu soran Gergerlioğlu’na ikinci mektubunda şöyle cevap veriyor:

“MUKABELE OKUYAN HALKTAN BİRİYDİM”

“Maalesef iddianamemde itirafçı denilen ama yaptıkları şeyden dolayı iftiracı ifadesi daha uygun olan insanların ifadelerinden başka bir şey bulunmuyor. Ülkemizde birçok insanın da olduğu gibi mazbut bir ailenin Kuran Kursu eğitimi almış ve bildiklerini konu komşu ile doğal olarak paylaşan, sesim uygun olduğu için Ramazan’da mukabele ve mevlüt okuyan halktan biriydim. Maalesef iftiracı insanlar sohbet hocası ifadesini kullanmış. Bu ifadeler ile terörist olduğum iddia edilmekte maalesef. İmanıyla, ülke sevdasıyla yaşamış ve yaşayan bir insan olarak bu ifadelerle anılmak çok gücüme gidiyor, çok canımı yakıyor. Hayatımda hiçbir derneğe üye olmadım. Hiçbir sebeple okul-dershane-yurt denilen yerlerle bir irtibatım olmadı. Sigortam da yok. Bylock denilen medya aracılığıyla herkes ile beraber duydum. Yaşım itibariyle teknoloji ile ilgili bilgim olmadığı için nasıl bir şey olduğunu bile kestiremiyorum maalesef. Hac parası için Bank Asya’da hesap açtırdım.”

EVİNE TEDBİR KONULDU

Ailesinin verdiği bilgiye göre Fatma Yurt’un babasından kalan Manisa’daki 80 metrekarelik evine de tedbir konuldu.

FATMA YURT’UN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ MEKTUPLAR

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Eşi de tutuklu hapisteki babanın feryadı: Yarın geç olabilir

Dokuz ay önce tutuklanan öğretmen Hüseyin Kaya, anneleri de tutuklu iki küçük kızının yaşadığı travmaları anlattı ve yardım istedi: “Feryadımızı paslanan gönüllere duyurun, yarın geç olabilir.”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Anne ve babaları birlikte tutuklanan çocukların yaşadığı travmaların boyutu gün geçtikçe büyüyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 ay önce tutuklanan Hüseyin Kaya İzmir Buca Kırıklar Cezaevine, eşi Hilal Kaya Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. Sümeyye (5,5) ve Sarenur (1,5) adlı iki küçük kızları ise Şanlıurfa’da yaşayan 70 yaşındaki babaannelerinin yanında kaldı.

Yol uzun, maddi imkan yeterli olmayınca çocuklarını göremeyen Hüseyin Kaya, koronavirüs salgını başlamadan önce Mart 2020’de kızlarıyla yaptığı son görüş gününü ve sonrasında yaşadığı acıyı kaleme döktü. Büyük kızının terk edilme korkusu yaşadığını söyledi, küçük kızının ise kendisini artık tanımadığını, her gördüğünü anne, babası zannettiğini belirtti.

“AĞLAYARAK KAÇIYOR BENDEN”

Hüseyin Kaya’nın, kızları Sümeyye ve Sarenur ile yaptığı en son görüş günü. 3 Mart 2020, İzmir Buca Kırıklar Cezaevi.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek derdine çare arayan Kaya, “Büyük kızım terk edilme korkusuyla asi söz dinlemez olmuş maalesef. Küçük kızım her gördüğüne anne-baba demekte. En acısı bu ay görüşüme geldi. Kucağıma alıyorum, ağlayarak kaçıyor benden. Bıraktığımda benden ayrılmayan, her dışarı çıktığımda kağıda dakikalarca ağlayan kızım beni tanımıyor. Annelerini de görmeye gittiler, aynı şeyi anneleri de yaşamış.” dedi.

“FERYADIMIZI PASLANMIŞ GÖNÜLLERE DUYURUN”

“Ne olur yavrularımın sesini duyun. Eşimin sesini duyun. Yarın geç olabilir.” diyen Kaya, “Bir anne babanın en zor imtihanı yavrularının onları tanımaması. Rabbim kimseye böyle bir acı yaşatmasın. Ben adam öldürmedim. Vatanıma ihanet etmedim. Tek suçum 2 yıl bir dershanede çalışmak. Kimse feryadımızı duymuyor. Feryadımızı paslanmış gönüllere duyurursanız size çok minnettar olacağım. Kimse toplumun beklentilerini duymuyor. Herkes kendi menfaatlerinin peşine takılmış durumda.” ifadelerini kullandı.

“OKUYABİLMEK İÇİN GÜNDE 120 KM YOL GİDİP GELİYORDUM”

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Matematik Öğretmenliği mezunu olan Hüseyin Kaya, mektubunda büyüdüğü köyü ve ne şartlarda ilkokulu ve liseyi tamamladığını da anlattı:

“Ben Urfa’nın ücra bir köyünde ilkokul eğitimimi tamamladım. Sonra imkanlar olmayınca 4 yıl okula gitmedim. Taşımalı eğitim çıkınca okuyayım dedim kendi kendime. Ama yaş ilerlemişti. Okullar kabul etmiyordu. Zorla kendimi taşımalı eğitim yapan bir okula yazdırdım. Gündüzleri gidiş-geliş 120 km okula gider. Geceleri çobanlık yapardım. İki yılım öyle geçti. 7. sınıftan itibaren devletin yatılı okulunda okudum. Eskişehir’de bir lise kazandım. İmkan olmayınca gidemedim. Urfa’da liseyi okudum, çok zor şartlar altında. Baraka evde kaldım. Köyden ekmek gelirse 60 km uzaklıkta, köy postası ile o zaman karnımızı doyururduk. Fırından ekmek alacak gücümüz yoktu.”

“ŞİMDİDEN HAYATA KÜSLER”

Kullanmadığı Bylock programı nedeniyle tutuklu olduklarını ifade eden Hüseyin Kaya (35), 15 Temmuz’dan sonra çalıştığı özel kurum tarafından da işten atıldığını vurguladı. Kaya, 2012-2014 yılları arasında özel bir dershanede çalıştığı ve orada SGK kaydı bulunduğu için hiçbir kurumun iş başvurusunu kabul etmediğini sözlerine ekledi.

Hüseyin Kaya’nın fotoğrafın arkasına yazdığı not: “Çocuklar bıraktığımızda böyleydiler. Şimdi hem büyümüş hem de şimdiden hayata küsler.”

HÜSEYİN KAYA’NIN 8 MART 2020’DE YAZDIĞI MEKTUBUN ORİJİNALİ

Sümeyye ve Sarenur Kaya.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mehmet Ali ilk yaşına hem annesiz hem babasız girdi

25 gün önce tutuklanan Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın oğlu Mehmet Ali, 1. yaşına annesinden babasından ayrı girdi. Çetinkaya çiftinin kızları Zeynep Nesrin’in (6) de kalbi delik.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Anne ve babası bir gün arayla tutuklanıp Diyarbakır Cezaevine gönderilen Mehmet Ali Çetinkaya bugün 1. yaşına girdi. Geçtiğimiz günlerde milletvekilliği düşürülen ve bir gece yarısı tutuklanan HDP Milletvekili Leyla Güven, yan koğuşunda bulunan Yasemin Çetinkaya’nın yaşadıklarına tanık olmuş ve Ömer Faruk Gergerlioğlu’na durumu haber verince bir aile dramı daha gün yüzüne çıkmıştı.

Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Çetinkaya çifti, 6 yaşında kalbi delik bir kızları, daha bir yaşını doldurmamış anne sütü ile beslenen bebekleri olmasına rağmen Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 3 ve 4 Haziran’da peş peşe tutuklandı. Yasemin Çetinkaya bir hafta sonra cezaevinde virüs kaptı ve Diyarbakır’daki Gazi Yaşargil Hastanesi’nde karantinaya alındı.

KIZININ KALBİ DELİK

Olaydan 13 Haziran’da haberdar olan HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu , “Şu işe bak!? Yasemin Çetinkaya, 10 ay bebek, 6 yaş kalbi delik çocuk annesi, Diyarbakır’da tutuklu Covid 19 (+), Gazi Yaşargil Hastanesinde karantinada. 2 çocuk Konya’ya götürüldü. Avukat itiraz etti, yasal sınır geçti, 8. gün Hakim hala karar vermedi! Ne insafsızlık?” ifadeleriyle Çetinkaya çiftinin ve çocuklarının durumunu duyurdu.

İkinci testi negatif çıkan Yasemin Çetinkaya 14 Haziran’da tekrar hapse gönderildi. İki çocuk da şimdi annesinden kilometrelerce uzakta. Artık mama ile beslenen Mehmet Ali’ye ve Zeynep Nesrin’e Konya’daki akrabaları bakıyor. Avukatının verdiği bilgiye göre hem çocuklarından ayrı kalan hem de hastanede ve cezaevinde karantina süreci yaşayan Yasemin Çetinkaya’nın psikolojisi çökmüş durumda.

6 yaşındaki Zeynep Nesrin ve Mehmet Ali, 25 gündür anne babalarından ayrı.

ANNE KURAN, BABA COĞRAFYA ÖĞRETMENİ

4 Haziran’da tutuklanan Fatih Çetinkaya (38), 2011-2014 yılları arasındaki Diyarbakır Sur’daki FEM derhanelerinde coğrafya öğretmeni olarak çalıştı. 2018’de ihraç edilen Kuran öğretmeni Yasemin Çetinkaya ise en son Yenişehir Berat Kuran Kursunda görev yapıyordu.

Tanık ifadeleri gerekçe gösterilerek tutuklanan Fatih Çetinkaya’ya Bank Asya’daki maaş hesabı, yurt dışına gidip gelme nedenleri, sohbetlere katılıp katılmadığı gibi sorular yöneltildi. Aynı sorulara cevap veren iki çocuk sahibi Yasemin Çetinkaya örgüt üyesi olmak iddiasıyla yargılanıyor.

“ZULMEN TUTUKLU YARGILANIYORLAR”

Ailenin durumunu yakından takip eden Gergerlioğlu, en son yaptığı açıklamada “Kadın çok zor durumda bebekler anneden ayrı bir durumda bu insanlar adli kontrol ile tutuksuz yargılanabilir ama zulmen tutuklu bir şekilde yargılanıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Yasemin-Fatih Çetinkaya’nın ikinci duruşması 5 Eylül 2020’de Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek.

MEHMET ALİ ÇETİNKAYA’NIN DOĞUM BELGESİ

Fatih Çetinkaya, çocukları Mehmet Ali ve Zeynep Nesrin ile.

Okumaya devam et

Popular