Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Süper Lig’de şampiyonluk vizesini düşme hattı verecek

Lider Başakşehir, Trabzonspor’la puan farkını ikiye çıkardı. Galatasaray Başakşehir’i yenemeyerek yarıştan büyük ölçüde koptu. Süper Lig’de düşme hattı zirve yarışından daha hararetli hale geldi.

BOLD – Süper Lig’de 29. hafta geride kaldı. Son puan durumuna bakıldığında Başakşehir 60 puanla lider. Hemen arkasında 58 puanla Trabzonspor bulunuyor. 53 puanlı Sivasspor, 52 puanlı Galatasaray ve 50 puanlı Beşiktaş’ta son 5 haftaya girilirken takipte. Görünen tabloda yarış Başakşehir ile Trabzonspor arasında geçecek. Düşme hattı ise Ligin zirvesinden daha karışık. Şampiyonluk vizesini de düşme potasındaki takımlar verecek.

Pandemi sonrası açıklanan fikstürde iki önemli maça dikkat çekiliyordu. Birincisi 29. haftada oynanan Başakşehir-Galatasaray, diğeri de 30. haftada oynanacak Galatasaray-Trabzonspor karşılaşmasıydı. İlki 1-1 bitti ve Galatasaray matematiksel olmasa da 8 puanlık fark ile şampiyonluktan uzaklaştı. Sarı-Kırmızılı takımın bu hafta Trabzonspor ile oynayacağı 90 dakika ise Başakşehir’in şampiyonluğa uzanıp uzanamayacağına bir işaret olacak. Ya da Karedeniz ekibini son haftaya kadar yarış içinde tutacak.

‘KAYBEDERSEK BASKISINA’ KENDİNİ MAHKUM ETTİ

Başakşehir son 5 haftayı kayıpsız atlatıp şampiyon olabilecek mi? Buna cevap vermek kolay değil. Öncelikle son oynadıkları Galatasaray maçındaki performansları fazla tutuktu. Maça iyi başlayıp sonrasını kendi içinde korkuları olan bir oyuna dönüştürdüler. Edin Visca’nın kırmızı kartla atılması, Turuncu-Lacivertli takımı ‘kaybedersek’ baskısına mahkum etti. Eksik olan, forveti bulunmayan, genç oyuncuları kullanmak zorunda kalan Galatasaray, oyuna daha hakimdi. Maçı kazanabilirlerdi ve o zaman 30. haftanın hikayesi farklı yazılırdı. Fatih Terim’in oyuncularını tebrik edip sonuna kadar savaşacaklarını söylemesi aslında yarışın kendileri için bittiğini ve olayın Şampiyonlar Ligi’ne katılmaya döndüğünün üstü kapalı anlatımıydı.

GÖZLERİ, KULAKLARI, RUHLARI TRABZON MAÇINDA

Başakşehir son 5 sezonda hep ilk 4 içinde kaldı ve şampiyonluk kovaladı. Abdullah Avcı ile kimi zaman 4’üncülükle kimi zaman da 2’incilikle yetindi. Ancak arzulanan şampiyonluk gelmedi. Okan Buruk ile Başakşehir oldukça istikrarlı bir tablo çizdi. İlk iki hafta dışında hep yükselen bir grafik ortaya koydular. Esas hikayelerin yazıldığı son 5 hafta geldi çattı. Bu dönem Boz Baykuşlar için hep kaybedilen zirve yarışları ile dolu. Futbolcuların çoğu yaşadıkları bu hikayeyi iyi biliyor. Aynı senaryo hem korkutuyor hem de baskı oluşturuyor. Bu süreçte maçların seyircisiz oynanması en büyük avantajları… Görünen o ki Okan Buruk ve ekibinin gözleri, kulakları ve ruhları Trabzonspor maçlarında olacak…

TRABZONSPOR SÜKUNET İLE TEZ CANLILIK ARASINDA SIKIŞTI

Son iki haftaya kadar şampiyonluğun en büyük favorisi Trabzonspor olarak gösteriliyordu. Önce Alanyasporla deplasmanda son dakika yedikleri golle 2-2 berabere kaldılar. Ardından da 10 kişi kalan Ankaragücü karşısında öne geçmelerine rağmen 1-1’lik skorla iki puan verdiler. İki maçta kaybedilen 4 puan Bordo-Mavili takımı Başakşehir’in 2 puan gerisine attı. 30 yıldır şampiyonluk bekleyen Karadeniz ekibi Alanya maçında yaşadıkları kriz ortamının faturasını evindeki maçta ödedi. Trabzonspor’un sakin kalmaya ihtiyacı var. Karadeniz insanı tez canlı olur. Son düzlükte şampiyonluk için liderler öne çıkar. Bu isim mutlaka bulunmalı. Galatasaray ile oynanacak 90 dakika sadece şampiyonluğu değil, Şampiyonlar Ligi’ne katılımı da yakından ilgilendiriyor. Bordo-Mavili ekip İstanbul’da kazanırsa yarışı sonuna kadar götürür. Aksi durumda ikincilik de elden uçup gidebilir.

BEŞİKTAŞ KOLAY KAYBEDİLEN PUANLARA YANIYOR

Beşiktaş şu süreçte kaybettiği bedava puanlara yanıyordur. Yetersiz kadro, vasat kaleci, ve yedeklenemeyen forvet yüzünden en az 10 puan kaybedilmiştir. En basit örneği Antalyaspor maçı. O kadar pozisyona gir. İstatistikleri alt üst et, sahadan mağlup ayrıl. İşte Sergen Yalçın’a da kafayı yedirten durum bu. Denizli maçında 5, bu hafta Konyaspor karşısında alınan 3 gollü galibiyet aslında Siyah-Beyazlı takımın oyun gücünü gösteriyor. Yeni bir anlayış, hücuma dönük futbol ve her oyuncunun önceliğinin rakip kale gitmek olması gelecek adına umut verici. Yalçın’ın “gelecek sezon şampiyonluğa oynayacağız” diyerek iddialı konuşması da takıma, kendine ve sistemine inanmasından. Önemli olan eksiklerin doğru tespit edilip doğru isimlerle yola devam edilmesi. Ligde kalan 5 haftada futbol adına bol gol ve gol girişimi izlemek istiyorsanız Beşiktaş maçları tavsiye edilir.

FENERBAHÇE KENDİNİ KEMİRİYOR

Emre Belözoğlu’nun Malatyaspor maçının bitimindeki ağlaması aslında Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu psikolojik durumu ve gerilimi ortaya koyuyor. Uzatma dakikalarına 2-1 geride girip sonra maçı 3-2’ye getirmek saha içinde duygusal patlamalara neden oluyor. Bunu futbolcuların mimiklerinden okumak mümkün. Emre Belözoğlu’nun gözyaşları da böyle bir durumun sonucu. Takımın üzerindeki baskı, bir türlü işlerin rayına oturmaması, içten içe ‘neden olmuyor’ sorgulaması ve kendi kendini kemirme bütün takımı kısır döngüde tutuyor. Son dakikada atılan beraberlik ya da galibiyet gollerinde umulmadık tepkiler bu başarısızlıkla beraber ortaya çıkıyor. Fenerbahçe camiası da artık “bu sezon bitsin ve biz sıfır kilometre olarak yeni sezona başlayalım” diyor. Her hafta bir şekilde gösteren bu duygusal değişkenliklerden kurtulmak istiyor.

Gökhan Töre’nin ikinci sarı karttan kırmızıyı gördüğü pozisyonda Emre Belözoğlu’nun haksız karta itiraz etmemesi tepki çekti. Gerçekten de pozisyon ne sarı kartlıktı ne de ortada faul vardı. Hakem önce sarı sonra kırmızıyı gösterdi, haksızdı. Emre’de duruma sesiz kaldı. Maç sonrası “dirsek yoktu” demesi bir şey ifade etmiyor. Nihayetinde maç başı para kazanan Gökhan Töre ekmeğinden oluyor.

LİGİN DİBİ ZİRVESİNDEN KARIŞIK

Gözlerimiz hep zirvede… Ancak ligin alt tarafı üstünden daha beter.. Düşme hattı içinde tam 6 takım bulunuyor. 12. sırada bulunan Denizlispor’un 32 puanı var. Son sırada yer alan Ankaragücü ise 25 puanda. Her puan altın değerinde derler ya işte öyle bir tablo var. Belkide atılan bir gol ligde kalacak takımı belirleyecek. Şampiyonluğa oynayan takımlarında düşme hattında yer alan ekiplerle maçları var. Galatasaray Çaykur Rize’ye takılarak avantajı kaybetti. Trabzon Ankaragücü’ne puan kaptırdı. Kayseri, Sivas’ı deplasmanda yendi. Görünen şu ki ligin tepesi de dibi de her maçı ‘final’ gibi oynayacak.

Başakşehir: Antalyaspor (D) / Denizlispor / Konyaspor (D) / Kayserispor / Kasımpaşa (D)
Trabzonspor: Galatasaray (D) / Antalyaspor / Denizlispor (D) / Konyaspor / Kayserispor (D)

SÜPER LİG PUAN DURUMU

SÜPER LİG 29. HAFTA SONUÇLARI

SÜPER LİG 30. HAFTA MAÇLARI

Analiz

‘Mavi Vatan’da köşeye sıkışmak ve hezimeti yaşamak

Alman turistlerden elde edilecek eurolar uğruna “Mavi Vatan” satıldı. Oruç Reis’in Türk Kıta Sahanlığı sınırları içerisinde yapacağı sismik araştırma iptal edildi. Bir kez daha Erdoğan rejiminin bekası uğruna devletin hak ve menfaatleri feda edildi.

FATİH YURTSEVEN

BOLD ANALİZ – İktidarını belli bir zümrenin hak ve menfaatlerini korumak üzerine inşa eden tek adam rejimleri için ulusal güvenlik ve dış politika gibi konular, kendi bağlamlarından koparılarak iç politik hedeflerinin güdümünde kendilerine hayat hakkı bulurlar. Mısır ve Yunanistan arasında 6 Ağustos tarihinde imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması Türkiye’nin şu anda içerisinde bulunduğu durumu özetleyen en somut gelişme olarak gösterilebilir.

Türkiye’nin yakın kuşağı için örnek olarak gösterildiği, parlamenter rejimin kurumlarının birbirleriyle uyum içerisinde çalıştığı, devletin hak ve menfaatlerinin herkes için belirleyici olduğu zamanlarda, Dışişleri ve Genelkurmay bürokrasisinin uyumlu çalışması sonucunda Mısır ile askeri ilişkiler en üst seviyeye çıkarılmıştı. 2011 ve 2012 yıllarında icra edilen “Dostluk Denizi” tatbikatlarında Doğu Akdeniz’in en uzun kıyı şeridine sahip iki ülkesi arasındaki yakın iş birliği Doğu Akdeniz’de hayat bulmuştu. İlişkilerde yaşanan ilerlemenin Türkiye açısından bir MEB anlaşması ile sonuçlanması ve Suriye krizi nedeniyle alternatif ticaret rotası olarak Port Said Limanı’nın kullanılması hedefleniyordu.

Ancak, Arap Baharı sonrasında oluşan siyasi ve toplumsal koşulları gizli ajandasındaki siyasal hedefleri hayata geçirmek açısından en uygun zaman olarak değerlendiren Erdoğan, Mısır’da Mursi’nin askeri darbe ile devrilmesine çok sert tepki vererek iki ülke arasındaki ilişkilerin sıfırlanmasına neden oldu. O dönem Genelkurmay karargâhı, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin içerisinde bulunduğu durumu dikkate alarak ilişkilerin askeri olarak örtülü bir şekilde devam etmesini isterken, Erdoğan rejimi kendi ajandası doğrultusunda Mısır ile ilişkileri askıya aldı.

Daha önce Mavi Marmara olayında da İsrail ile benzer bir durum yaşanmış, Erdoğan rejimi, İsrail ile ilişkileri askıya almış, Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı, İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs iş birliğinin önünü açmıştı. Mısır ile ilişkilerinin askıya alınması da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de tamamen yalnızlaşmasına neden oldu. Mısır o zamana kadar Yunanistan’ın ısrarlı talebine rağmen, Türkiye ile olan ilişkilerinden dolayı bir MEB anlaşmasına “Evet” demedi.

Yunanistan kendisi adına oluşan boşluğu doldurmak için, hem siyasi hem de askeri olarak Mısır ile ilişkileri geliştirme yönünde güçlü bir irade ortaya koydu. Rodos Adası açıklarında her iki ülke deniz kuvvetleri unsurlarının katımıyla amfibi tatbikatlar icra edildi. Erdoğan rejiminin öngörülemezliği ve pragmatist yaklaşımı, ABD’yi uzun vadede bölgede Türkiye’ye karşı bir alternatif aramaya zorladı. Yunanistan’ın Dedeağaç limanı ve bazı üslerinin ABD’nin kullanımına açılması, Yunanistan’ı bölgede daha cüretkâr adımlar atma konusunda cesaretlendirdi.

Türkiye’nin elinde o kadar haklı argümanları olmasına rağmen, sırf iç politikada alıcısı var diye, kaynağı gayri milli bir kavram olan “Mavi Vatan” doktrini etrafında örgütlenen birkaç maceraperest ulusalcı asker ve Cihat Yaycı’nın yönlendirmesiyle, Libya’ya yönelik silah ticaretini perdelemek için, Ulusal Mutabakat Hükumeti ile yapılan MEB sınırlandırma anlaşması bardağı taşıran son damla oldu. Hukuki ve siyasi olarak çürük bir zemine dayanan anlaşma bölgede diğer “olmazların” önünü açtı. Doğu Akdeniz Gaz Forumu etrafında Türkiye karşıtı bir eksen oluştu.

Bölgede her geçen gün yalnızlaşan Türkiye askeri olarak daha sert tedbirlere başvurdu. 21 Temmuz’da Meis Adası’nın güneyinde Oruç Reis gemisinin sismik araştırma yapması için ilan edilen NAVTEXT (Denizcilere duyuru) Türk ve Yunan donanmalarını karşı karşıya getirdi. Almanya Başbakanı Merkel’in arabuluculuğunda Türkiye’ye yönelik seyahat kısıtlamalarının gevşetilmesi karşılığında, her iki ülke, sorunların çözümü için masaya oturmayı kabul etti. Herkesin anlayacağı dille ifade edersek gelecek Alman turistlerden elde edilecek eurolar uğruna “Mavi Vatan” satıldı, Oruç Reis’in yapacağı sismik araştırma iptal edildi. Oysa; Oruç Reis’in araştırma yapacağı saha, BM’ye deklare edilen Türk Kıta Sahanlığı sınırları içerisindeydi. Bir kez daha Erdoğan, rejimin bekası uğruna devletin hak ve menfaatlerini feda etti.

Almanya sayesinde Türkiye’nin kararlığını test eden Yunanistan, şartları çok iyi değerlendirerek Türkiye için en kötü senaryo olan Mısır ile MEB sınırlandırma anlaşmasını imzaladı. Peki bundan sonra ne olacak?

Erdoğan rejimi yaşanan ekonomik kriz nedeniyle iç politikada zor günler yaşıyor. Halkın yeniden “Saray” etrafında kenetlenmesi için yeni bir gündeme ihtiyacı var. Günlerdir pompalanan Yunan tehdidi, yapılan anlaşma ile somutlaştı. Ulusalcı askerler için de Yunanistan ile yaşanacak bir askeri mücadele kendilerine yeni alanlar açacağı için, tercih sebebi. Zira, onlarda çok iyi biliyor ki; 28 Şubat’ın en önemli aktörlerinden biri olan Güven Erkaya’nın yıldızı, Kardak krizinde parlamıştı.

Toparlarsak; Erdoğan rejimi yeniden Meis güneyinde bir NAVTEXT ilan eder, Oruç Reis sismik araştırma için sahaya intikal eder, Türk ve Yunan donanmaları Doğu Akdeniz’de tam kadro hazır olur, tarih tekerrür eder, Kardak krizinde üsteğmen olan şimdinin SAT Komutanı Amiral Ercan Kireçtepe komutasında SAT’larımız MEİS adası etrafında bulunan adalardan birine çıkar, Almanya ve ABD devreye girer, Erdoğan pazarlık yapar, alacağını alır, vereceğini verir ve “Mavi Vatan” bir kez daha satılır, bu arada ekonomik kriz unutulur, toplum sakinleşir. Bu iyi senaryo.

Herkes artık şunun farkına varmalı. Erdoğan rejimi bu ülkenin en büyük ulusal güvenlik sorunudur. Olayların kontrolden çıkarak sıcak bir çatışmaya dönüşmesi an meselesidir. Türkiye daha önce de buna benzer krizleri başarıyla yönetmiş bir hariciye hafızasına sahiptir. Eğer halen varsa sesini çıkaran birkaç cesur diplomat ve asker, onların tavsiyesine kulak vermek herkesin menfaatine olacaktır.

Okumaya devam et

Analiz

A’dan Z’ye VPN hakkında her şey

VPN, dünyada farklı, Türkiye gibi ülkelerde farklı şekillerde kullanılıyor. Peki nedir bu VPN ve nasıl çalışıyor? VPN ile ilgili bilmeniz gereken tüm ayrıntılar bu yazıda…

BOLD ANALİZ – VPN, Sanal Özel Ağ (Virtual Private Network) olarak tanımlanan bir ağ iletişim protokolüdür. Kullanıcılara internete gizli ve güvenli bir şekilde bağlanabilmeleri için özel bir sanal ağ sağlar. Esasen, bir VPN’nin nihai amacı özel bilgilerinizi gizli tutmaktır. Aslında bunun dışında birçok işlevi var. Nasıl çalıştığını kavrarsanız farklı amaçlar için işlevlendirebilirsiniz.

  • Her türlü gizlilik ve güvenlik: Veri alışverişinde şifrelenme, kimliğin gizlenmesi vs.
  • Uzaktan iç ağa bağlanabilme (iş, ev, okul vb. ağları)
  • Dosya indirme, gönderme vs. (Torrent gibi erişimi yasaklı yahut kısıtlı sayfalara erişim sağlar)
  • Yasaklı platformlara erişebilmenizi sağlar.

Global anlamda erişim engeli, Türkiye’deki gibi olmadığından genelde anonim olmak (kimliğinizin gizli olması), veri güvenliği, cihaz güvenliği vb. amaçlar için kullanılır. Fakat Türkiye ve benzeri ülkelerde erişim engellerini atlamaya yarayan by-pass işlevi yoğun olarak kullanılmaktadır.

VPN nasıl çalışır?

VPN, cihazınızın internet bağlantısını internet servis sağlayıcınız (ISS1) yerine seçtiğiniz VPN’nin özel sunucusu üzerinden yönlendirerek çalışır, böylece verileriniz internete aktarıldığında, veri paketleri bilgisayarınız yerine VPN’den gelir. VPN, internete bağlandığınızda bir tür aracı görevi görür, böylece IP adresinizi gizler (ISS’nizin cihazınıza verdiği sayı dizisi) ve kimliğinizi korur. Ayrıca, verileriniz bir şekilde ele geçirilirse, nihai hedefine ulaşana kadar okunamaz olacaktır. VPN, cihazınızdan internete özel bir “tünel” oluşturur ve hayati verilerinizi şifreleyerek üçüncül tarafların okumasına engel olur. *PPTP protokolünü kullanan VPN’ler hariç. En yaygın protokollerden olmasının yanı sıra şifrelenme olmayan bir protokol olduğunu belirtmekte fayda var.

VPN çeşitleri

VPN güvenli midir?

Öncelikle ortaya çıkma amacı gizlilik ve veri güvenliğiniz olsa da tersine mühendislik dediğimiz olay ile lehimize olması için yaptığımız işlem aleyhimize dönebiliyor. Bir genelleme yapmak yerine spesifik olarak çeşitlerini analiz etmemiz gerekir. Unutmayın ki kullandığınız web tabanlı bir VPN servisi kayıtlarınızı kötü amaçlı kullanmasa da kötü amaçlı hacker VPN servisinin kayıtlarına erişim sağlayarak veri gizliliğini tehlikeye sokabilir. Buradan çıkacak sonuç kullandığınız VPN’in çeşidine, kullandığı protokole, firmaya vb. birçok opsiyona göre güvenli ya da Truva atı olarak görebilirsiniz.

VPN ile tamamen anonim olur muyum?

Aklınızdan asla çıkarmamanız gereken bir husus var: Reel hayatta olduğu gibi burada da sonsuz değişken var. Eğer sonsuz değişken varsa kesinlik yoktur. Henüz tespit edilemeyen varyasyonlarla anonimliğiniz bozulabilir. Bu yüzden yapmaya çalıştığımız bizim kimliğimizi öğrenmeye çalışanların saldırılarını bertaraf etmek. Düşmanı ne kadar iyi tanırsanız o kadar verimli stratejiler gerçekleştirebilirsiniz. Biz de kötü niyetli attackerlardan korunmamız için saldırı yöntemlerine göre savunma adımları atarız. Yani neticeye gelecek olursak yüzde 100 anonimlik mümkün değil.

VPN servisleri kapatılabilir mi?

Birçok yöntem ile VPN Servisleri engellenebilir fakat VPN servisleri de engellemeleri atlayabilir. Örneğin tüm VPN servislerini engellemek isterseniz internet sitenize gelen VPN kullanan ip adreslerinin erişimini engellersiniz yahut kalıcı yönlendirmeyle engellendiklerini bildiren bir sayfaya yönlendirirsiniz. Fakat VPN kullandığımı anlamamanız için tor ile birlikte Obfsproxy kullanarak siteye erişim sağlayabilirim. Siz engelledikçe ben tıkanan yolu by-pass ederek erişim sağlarım. Kesin kapatabilmek için VPN servisini fiziksel olarak ortadan kaldırabilirsiniz. Fakat genelde sistemi kapatmak yerine el koyarak verileri ele geçirme politikası kullanılıyor. Sonuç olarak VPN servisinin lokasyonu ve engellemeleri aşma beceri ve çabasına bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.

VPN’nin avantajları

  • Anonimlik ve internette gizlilik.
  • Veri Güvenliği (Mesela Wi-Fi ağlarına bağlandığınızda VPN kullanarak ağdakilerden ve kötü niyetli attackerlardan veri trafiğinizi gizleyebilirsiniz.)
  • Erişim engellerini aşmanızı sağlaması.

VPN’nin dezavantajları

  • VPN’de güvenlik arttıkça hız düşer VPN’lerin en büyük dezavantajıdır.
  • Yüksek korunaklı VPN servislerinde video izlemek zordur.
  • MPLS, Hibrit ve IPsec VPN’lerde yanlış yapılandırmalar olması halinde; sisteminize kötü niyetli kişiler sızabilir.

VPN seçerken dikkat edilmesi gereken hususlar

  • Seçeceğiniz VPN, bilgilerinizi ve tarama geçmişinizi kaydetmemeli.
  • VPN servisi sizin verilerinizi koruyor mu kullanıyor mu buna dikkat etmelisiniz.

Okumaya devam et

Analiz

Yüksek Askeri Şura analizi: Artık Hulusi Akar tek güç

Üç kritik hamle vardı, Akar üçünü de yaptı. Korgeneral Aksakallı ve Org. Temel emekli edildi. Başbuğ’un sağ kolunu terfi ettirdi.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD – Yüksek Askeri Şura’da komuta kademesi beklendiği gibi aynen korunurken, gözlerin çevrildiği üç isim vardı. Korgeneral Zekai Aksakallı, Org. İsmail Metin Temel ve Korgeneral Metin Gürak’ın durumu.

Üç isimle ilgili yapılacak tasarruf hem Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki güçler dengesi ve NATO-Avrasya arasında git geller yaşayan TSK’nın yönünün nereye çevrileceği açısından önemliydi.
15 Temmuz’da Özel Kuvvetler Komutanı olan ve bir dönem “kahraman” olarak anıldıktan sonra aniden kızağa çekilen Korgeneral Zekai Aksakallı emekli edildi.

Hükümetle özellikle Suriye politikasında ters düştükten sonra kızağa çekilen Org. İsmail Metin Temel de emekli edilen ikinci isim oldu.

Bu iki isim aynı zamanda TSK içerisinde Hulusi Akar’la gerilim yaşayan iki üst düzey generaldi. Akar kendisiyle çatışan ya da rolünü çalmaya çalışan isimleri böylece YAŞ’ta tamamen temizlemiş oldu. Hatırlanacağı üzere Hulusi Akar, tıpkı bu iki isim gibi Tümamiral Cihat Yaycı’yı da YAŞ’a kısa süre kala pasifize etmiş ve YAŞ çemberine girmeden önce ağır yaralamıştı. Yaycı istifa etse de Org. Temel ve Korgeneral Aksakallı umutlarını koruyorlardı. Ancak Hulusi Akar’ın istediği oldu.

Akar böylece TSK üzerindeki tek güç olduğunun altını kalın harflerle çizdi ve tartışmasız hale geldi.

METİN GÜRAK HAMLESİ

Üçüncü kritik isim Korgeneral Metin Gürak’tı. Orgeneralliğe terfi edip etmeyeceği oldukça kritikti. Çünkü Metin Gürak’ın ismi “Ergenekon” parantezinde geçti ama süreçten hiçbir yara almadı. Fakat onu esas özel kılan şey İlker Başbuğ’la yakınlığı.

Metin Gürak, İlker Başbuğ’un bacanağı. Başbuğ karargahtayken Metin Gürak, İletişim Daire Başkanı olarak parlatılan bir isimdi. (Başbuğ da aynı şekilde parlatılmıştı) Fakat ismi Susurlukçu eski özel harekat polis şefi İbrahim Şahin’le askeri tesislerde baş başa yaptığı görüşmelerle ifşa olunca ve İbrahim Şahin bunu ifadesinde doğrulayınca aniden görünmez hale gelmişti.

Başbuğ ile Erdoğan arasında kısa süre önce yaşanan gerilim nedeniyle Gürak’ın orgeneral yapılmayabileceği speküle ediliyordu. Ancak öyle olmadı. Gürak orgeneralliğe terfi etti.

Gürak’ın TSK’daki “Ulusalcı” kadrolarla temas noktası olarak seçildiği görülüyor. Hulusi Akar, her ne kadar rakip kadroları doğrasa da Gürak’ın orgeneralliğinin önünü açarak TSK içindeki ulusalcı kadrolarla bir konsensüse açık olduğunun sinyalini vermiş oldu.

Metin Gürak 15 Temmuz’da Ankara’da bulunan 4’üncü Kolordu Komutanı idi. Deniz Kuvvetlerinde Koramiralliğe terfi eden Aydın Şirin ise bünyesinde bir Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığı buluna Amfibi Görev Grubu komutanıydı. Her iki komutan da darbe girişimine karşı tavır almıştı. Terfilerinde 15 Temmuz’da sergiledikleri tutum da etkili oldu.

AYDIN ŞİRİN ÖNEMLİYDİ

Hükümet açsısından önemli isim olarak ise Tümamiral Aydın Şirin’in durumuydu. Dindar ve muhafazakar kimliğiyle bilinen Aydın Şirin, koramiralliğe terfi etti. Muhtemelen ileride oramiral yapılıp Deniz Kuvvetleri Komutanlığının önü açılacaktır.

Donanma Komutanı Koramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun oramiral olması normal bir gelişme ama artık TSK’da bekleme süresi ortadan kaldırıldığı için, ileride emekli edilmesi muhtemel.
Kara Kuvvetlerinde Korgeneral Yavuz Türkgenci’nin görev süresi ise uzatıldı. Aydınlık cephesi Türkgenci’nin or yapılması üzerine beklenti kurmuştu. Ama Hulusi Akar’ın nefes aldırmadığı görülüyor.

Kuvvet komutanlarının tamamı ve Genelkurmay Başkanı, Hulusi Akar’la uyum içinde çalışan bir kadro ve bu sayede görevlerini devam ettirmiş gözüküyorlar.

Okumaya devam et

Popular