Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Yaşar Coşkun’dan itiraf: “Facia sonrası patrona moral yemeğinin talimatını Erdoğan verdi”

Sakarya’da havai fişek patlamasının yaşandığı fabrikanın sahibi Yaşar Coşkun, facianın hemen ardından MÜSİAD’ın düzenlediği moral yemeğinin AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla organize edildiğini açıkladı. Açıklamadan sonra da gözaltına alındı.

BOLD – Sakarya’nın Hendek ilçesinde 7 kişinin yaşamını yitirdiği, 122 kişinin yaralandığı havai fişek fabrikası patlamasıyla ilgili fabrika sahibi ve MÜSİAD Sakarya Şube Başkanı Yaşar Coşkun yerel basına konuştu. Coşkun, patlamanın hemen ardından düzenlenen ve tartışmalara yol açan yemekli toplantıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Yemek organizasyonunda kendisinin yer almadığını söyleyen Yaşar Coşkun, toplantıyı AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan’ın organize ettiğini belirtti. Sözcü’den Erhan Kaytanbay’ın haberine göre, “Hendek’te gerçekleşen olay moral yemeği değildi, herkes bunu çok yanlış anladı” diyen Coşkun, şunları kaydetti:

“O yemekte ben yoktum zaten. Ben gelmişim gibi konuşuluyor, ama yoktum. Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Abdurrahman Kaan’ı görevlendirdi ve patlamadan bir saat sonra yanıma geldi. Patlamadan sonra destek için 30’un üzerinde MÜSİAD şube başkanımız geldi. Şube başkanlarımız içeri yanıma alınmadı. Genel Başkanımız, gelen şube başkanlarımızla toplantı yapmak istedi. Toplantıyı MÜSİAD’ta yapacaktık, ama uzak olduğu için Hendek Bayraktepe’yi ayarladı belediye başkanımız. Bayraktepe’de toplantı yapıldı, yemek değil.”

Toplantının detayları hakkında konuşan Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplantının amacı görev dağılımı yapmaktı. ‘Yaralar nasıl sarılır, ailelere nasıl destek olunur, vefat edenlerin cenazesine kimler katılacak?’ Bunun için toplantı yapıldı. Ama maalesef farklı zihniyetteki kişiler ‘Yemek’ dediler. Bizim Bursa şubemiz, sosyal medyada Sakarya’ya destek amaçlı Hendek’teyiz diye bir paylaşımda bulunmuş. Paylaşılan fotoğraf çarpıtılmış. Burada tek amaç, şube başkanlarımız ile birlikte toplanarak ‘neler yapabiliriz’i konuşmaktı.”

Fabrika sahibi ve MÜSİAD Şube Başkanı Yaşar Coşkun’un açıklamalarına Hendek Belediyesinden yalanlama geldi. “O yemekle ilgili hiçbir alakamız ve bilgimiz yok” başlıklı açıklamada Yaşar Coşkun’un kullandığı ifadelere ilişkin ‘Külliyen yalandır’ denildi. Belediyenin açıklamasında yemekle ilgili, “Başkanımızın hiçbir alakası ve bilgisi yokken heyetin tesiste ağırlandığı ve toplantı için Bayraktepe’ye yönlendirildikleri iddiası gündem saptırmak, eleştirilere bizleri de ortak etmek amacıyla kurgulanmış oyundur” ifadeleri kullanıldı.

Sakarya’nın Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasının sahipleri Ali Rıza Coşkun ve oğlu Yaşar Coşkun, patlamaya ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Jandarma ekiplerince gözaltına alınan şüpheliler, İlçe Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Gündem

Yusuf Bilge Tunç’un kaçırılışının üzerinden 1 yıl geçti

KHK’lı Yusuf Bilge Tunç’un kaçırılışının üzerinden 1 yıl geçti. Ailesi ve çocukları ayakta durmaya çalışırken, savcılık etkin soruşturma yapmamak için direniyor.

BOLD – KHK’lı Yusuf Bilge Tunç, 6 Ağustos 2019 günü Siyah Transporter’la zorla kaybedildi. Tunç’un kaçırılışının üzerinden 1 yıl geçti.

KHK ile ihraç edildikten sonra karton bardak ve ambalaj malzemesi satarak geçimini sağlayan Tunç’un ailesi kaçırıldıktan sonra yaptıkları başvurlarda diğer kaçırılma vakalarındaki durumlarla karşılaştı. Savcılık, kamera kayıtlarını toplatmadı, cep telefonu sinyal bilgilerini inceletmedi. Ailenin kendi çabalarıyla topladıkları deliller ise emniyet ve savcılık arasında gidip geldi. Tunç’un 45 gün sonra terkedilmiş halde bulunan aracında, ailenin defalarca başvuru yapmasına rağmen delil incelemesi yapılmadı. Aile, parmak izi ve olası delillerin korunabilmesi için araca aylarca dokunmadı. Savcılığın inceleme yaptırmayacağı anlaşıldıktan sonra aile aracı temizletip satışa çıkarınca, savcılık aniden delil incelemesi kararı aldı.

Baba Mustafa Tunç, savcılıkla verdiği mücadeleyi anlatıyor:

“Arabasını kaçırıldıktan 45 gün sonra GİMAT’ın ıssız bir yerinde bulundu. Polis çağırdık, tutanak tutuldu ama olay yeri incelmesi yapılmadı. Savcılığa başvurduk. Arabayı 35 gün orada tuttuk. Savcı olay yeri incelemesi yaptırmayacağını bizzat avukata söyledi. İtiraz ettik, yine yaptırmadı. 35 gün sonra çektik arabayı. Savcı değişti. İkinci savcı olay yeri incelemesi talep etti. 6 ay sonra inceleme yapıldı. Biz arabayı o zaman satışa çıkartmak için temizledik ve tamirini yaptırmıştık ve arabayı şu anda sattık.”

MOBESE KAMERALARININ NUMARALARI VERİLMESİNE RAĞMEN GÖRÜNTÜLER TOPLANMADI

Oğlunun bulunması için hiçbir insani hassasiyet gösterilmediğini ifade eden Tunç, “Ailesine kızıp evden kaçan bir insan gibi aradılar oğlumu. HTS kayıtlarının incelenmesini istedik. 11. ay bitiyor, HTS kaydı incelemesi daha sonuçlanmadı. Olaydan hemen sonra gelinimle birlikte güzergahtaki MOBESE kayıtlarının numaralarını aldık, savcılığa bildirdik, incelenmesini istedik, bu konuda da hiçbir inceleme yapılmadı.  Olay yeri inceleme 6 ay sonra, HTS kayıtları 10 ay sonra istendi, hala sonuçlanmadı, MOBESE kaydı ile ilgili herhangi bir araştırma yok. Dosyada bol bol yazışma var. O ona bu buna yazmış. Arayıp bulma konusunda ciddi bir araştırma yapılmadığını görüyoruz.” dedi.

ULUSLARARASI HUKUKA BAŞVURU

Yerel hukuktan sonuç alınamayınca Tunç ailesi uluslararası kurumlara başvurdu. Birleşmiş Milletler’e ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine de başvuru yapıldı. Yusuf Bilge Tunç’un akıbetini Türkiye’ye soran BM’ye ulusal makamlar “O kişiyi biz de arıyoruz.” cevabını verdi. AİHM ise Yusuf Bilge Tunç’un bulunması için Ekim 2020’ye kadar süre tanıdı. AİHM’si 2019 yılında kaçırılan 6 kişi için de Eylül 2019’a kadar süre vermişti. Süre dolmak üzereyken 6 isim, Ankara Emniyet Müdürlüğünde ortaya çıkmıştı.

“DEVLETTE OLDUĞUNA EMİNİZ”

Aile, Tunç’un devlet tarafından kaçırıldığına emin. Kaçırılma olayından sonra devlet görevlilerinin delilleri toplamamaktaki direnişi bunun en önemli göstergesi. Kamera görüntülerinin belli bir noktanın ötesinde bulunamayışı, Tunç’un aracının daha önce ailenin aradığı bölgeye içi boşaltılmış olarak sonradan getirilip bırakılması, savcının tüm ısrarlara rağmen araçta delil arama talimatını vermeyişi bunun en önemli göstergeleri.

ÜÇ ÇOCUĞU VAR

Zorla kaybedilen Yusuf Bilge Tunç, “Mülkiye” olarak bilinen Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olduktan sonra kamuda Mali Hizmetler Uzmanı olarak görev yapmaya başlamıştı. OHAL döneminde “iltisak ve irtibat” gerekçesiyle önce açığa alınan Tunç, ardından KHK’yla ihraç edildi. 10, 7 ve 3 yaşlarında üç çocuğu bulunan Tunç, ailesinin geçindirmek için ambalaj malzemeleri alım satımıyla uğraşıyordu.

İŞKENCE ÇİFTLİĞİ

Bugüne kadar kaçırılanların verdiği bilgilere göre, siyah Transporter’la kaçırılanlar MİT’in Çiftlik olarak tabir edilen Ankara’daki Anadolu Bulvarı ile Marşandiz’in kesiştiği noktadaki merkezine götürülüyorlar. 2016 ve 2017’de kaçırılanlardan bir kısmı, “Çiftlik”e götürülmeden önce birkaç ay Ankara Yenimahalle’deki MİT’in merkez karargahında tutuldular ve ardından Çiftlik’e götürüldüler. Burası MİT’in Özel Operasyonlar Merkezi olarak biliniyor. Bu merkez 80’li yıllarda solcuların götürüldüğü işkence merkeziydi. 15 Temmuz’dan önce yenilenen merkezde Gülen Hareketi üyelerinin yanı sıra Suriye’den getirilen bazı Kürtlerin de işkence gördüğü belirtiliyor.

Ayten Öztürk ve Zabit Kişi ise yurt dışından kaçırıldıkları için MİT’in Yurt Dışı Operasyonlar Birimi tarafından farklı bir yere götürüldüler. Ankara Esenboğa Havalimanı yolunda Saray Tesisleri olarak bilinen yerdeki MİT’in yerleşkesinde bulunan merkezde Zabit Kişi ve Ayten Öztürk ağır işkence gördü.

Kaçırılanlardan, Zabit Kişi, Ayten Öztürk, Gökhan Türkmen, Yasin Ugan, Mesut Geçer, Önder Asan ve Ümit Horzum yaşadıklarını aylarca süren sistematik işkenceyi mahkeme huzurunda anlattılar. Anlatımlar resmi mahkeme tutanaklarına geçti.

KAÇIRILANLAR

Kaçırılan kişilerin çoğundan aylarca haber alınamazken, bazıları aylar sonra Emniyet’e yasa dışı biçimde teslim edildi. Tamamı aylarca ağır işkence gördüklerini beyan ettiler. Kaçırılan kişilerden bazılarından ise bir daha haber alınamadı. Sunay Elmas, Ayhan Oran ve Yusuf Bilge Tunç halen kayıp.

Sunay Elmas(27 Ocak 2016), Ayhan Oran (1 Kasım 2016). Mustafa Özgür Gültekin (21 Aralık 2016), Durmuş Ali Çetin(17 Mayıs 2017), Hüseyin Kötüce (28 Şubat 2017), Mesut Geçer (26 Mart 2017), Turgut Çapan (31 Mart 2017), Önder Asan(1 Nisan 2017) Cengiz Usta(4 Nisan 2017), Mustafa Özben(9 Mayıs 2017), Fatih Kılıç(14 Mayıs 2017), Cemil Koçak (5 Haziran 2017), Murat Okumuş(16 Haziran 2017), Enver Kılıç (30 Eylül 2017),  Zabit Kişi (30 Eylül 2017), Hıdır Çelik (6 Aralık 2017), Ümit Horzum (6 Aralık 2017), Ayten Öztürk (13 Mart 2018), Orcun Şenyücel (21 Nisan 2018), Hasan Kala(20 Temmuz 2018), Fahri Mert(12 Ağustos 2018), Ahmet Ertürk(16 Kasım 2018), Gökhan Türkmen (7 Şubat 2019), Yasin Ugan(12 Şubat 2019), Özgür Kaya(12 Şubat 2019), Erkan Irmak(16 Şubat 2019), Mustafa Yılmaz(18 Şubat 2019), Salim Zeybek(20 Şubat 2019), Yusuf Bilge Tunç (6 Ağustos 2019)

Okumaya devam et

Gündem

Kadın cinayetlerini protesto eden kadınlar gözaltına alındı

İzmir’de kadın cinayetlerini protesto etmek isteyen kadınlara müdahale eden polisin, kameralara yansıyan bir kadın göstericiyi gözaltına alma şekli tepki çekti

BOLD- İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılmasıyla birlikte kadın örgütleri bir dizi eylem kararı almıştı. Bu kapsamda İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli gibi pek çok ilde kampanya ve eylemler düzenleniyor.

Bu eylemlerden biri de dün İzmir’de gerçekleşti. Birçok siyasi parti, sendika, dernek ve platformdan kadınlar Alsancak ÖSYM önünde bir araya geldi. “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” pankartının açıldığı eylemde sıklıkla “Kadın cinayetleri politiktir”, “Kadınlara değil katillere barikat”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı.

Basın açıklaması için Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürümek isteyen polislerden müdahale uyarısı geldi.

Kadınlar yürümekte ısrar edince polis barikat kurdu. Barikatları aşmak isteyen kadınlarla çevik kuvvet ekipleri arasında arbede yaşandı. Birçok kadın yerlerde sürüklenerek darp edildi. Çıkan olaylarda 16 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

GÖZALTI ŞEKLİNE TEPKİ

Gözaltına alınmak istenen bir kadın göstericinin, maruz kaldığı polis şiddeti kameralara da yansıdı. Görüntülerde, zapt edilmek istenen bir kadın kollarından tutularak gözaltına alınmaya çalışılıyor. Direnen kadın daha sonra gelen bir başka polis tarafından saçlarından tutuluyor. Genç kadının çektiği acı yüzündeki ifadeye yansıyor. Sosyal medyada da dolaşıma giren görüntü tepki çekti.

Yusuf Bilge Tunç’un kaçırılışının üzerinden 1 yıl geçti

Okumaya devam et

Gündem

Bakan Koca, Konya İl Sağlık Müdürünü yalanladı!

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Konya İl Sağlık Müdürü Mehmet Koç’un koronavirüsle ilgili “Eğer bu hızda giderse bir şehir hastanesi daha olsa yetmez” açıklamasını yalanladı.  

BOLD – Türkiye yayılma hızı yeniden yükselen korona salgını nedeniyle uzmanlardan ardı ardına uyarılar gelmeye başladı. Konya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Koç’un bugün yaptığı açıklama basında geniş yer buldu.  

Salgın sürecinde kent olarak yoğun dönemden geçtiklerini belirten Mehmet Koç, “Pandemiyi güzel yönetiyoruz ancak vatandaşlarımızdan ricamız; maske, sosyal mesafe ve temizliğe dikkat edelim. Eğer bu hızda giderse bir şehir hastanesi daha olsa yetmez. Dikkatli olmalıyız” dedi. 

Konya İl Sağlık Müdürü Koç’un açıklamalarının ardından Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya üzerinden iddiaları yalanladı. Konya’daki hastaneleri kast ederek açıklama yapan Koca, “Yüzde yüz doluluk iddiaları, yüzde yüze varan bir kasıt taşımaktadır’ dedi.  

Konya’daki hastanelerin doluluk oranlarını paylaşan Koca, “Servis yatağı doluluk oranımız %48, yoğun bakım doluluk oranımız %76, ventilatör doluluk oranımız %42. Yüzde yüz doluluk iddiaları, yüzde yüze varan bir kasıt taşımaktadır. Hastalığı önemsiz gösterenlerle hastaneleri çaresiz gösterenlerin iddialarını dikkate almayın.” ifadesini kullandı.  

Korkulan oldu vaka sayısı artışa geçti!

 

Okumaya devam et

Popular