Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

820 gram doğan tutsak bebek Zeynep ve annesinin savaşı

Hamileyken tutuklandı, altıncı ayda erken doğum yaptı. Kendisi de ağır hastaydı. Ölümlerden döndü, kolundan serumlar söküldü. 820 gramlık bebeğiyle savaştı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Son dönemde artan operasyonlara çok sayıda anne ve hamile kadın tutuklanıp hapse gönderildi. Bir kısmı serbest bırakılırken hala bebekleriyle tutuklu kadınlar var. 8 haftalık hamileyken tutuklanan ve erken doğum yapan E.A’nın yaşadıkları hamile kadınların nasıl bir psikoloji ve ortamla baş başa bırakıldığını gösteriyor.

Gaziantep’te yaşayan öğretmen E.A. hamile olduğunu öğrendikten iki gün sonra 3 Temmuz 2018’de gözaltına alındı. 8 gün nezarette tek başına kaldı. Düşük tehlikesi rağmen tutuklanıp cezaevine gönderildi. Üçüncü kez anne olan E.A. cezaevindeyken sürekli hastalandı. Cezaevi ve hastane arasında getirip götürdüler. 80 gün yoğun bakımda yattı. Stres, sıkıntı, yeterli beslenememe derken kızı Zeynep’i 6,5 aylıkken 31 Ekim 2018’de dünyaya getirdi.

820 GRAMLIK BEBEK

Zeynep doğduğunda sadece 820 gramdı. Göz damarları ve retinası gelişmemişti. Doktorlar en fazla yüzde 10 görür dediler. Zeynep o halde 108 gün yoğun bakımda kaldı. Annesini tekrar cezaevine götürdüler. Yasal hakkı olmasına rağmen E.A’nın güçlükle sağdığı anne sütü kızına götürülmedi. 1,5 kilo olduğunda Zeynep kalp ameliyatı geçirdi.

34 yaşındaki E.A, kızını görmeye kelepçeli gitti. Hem anne hem bebek çok yıprandılar. Ambulans uçakla Van’dan Ankara’ya acile kaldırılan E.A’yı HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu hastanede görmek istedi, savcılık izin vermedi.

“ZULMÜN, HUKUKSUZLUĞUN KATMERLİSİ YAPILDI”

Gergerlioğlu, 6 Kasım 2018’de tahliye edilen E.A. için  “Zulmün, hukuksuzluğun katmerlisi yapıldı. aylarca. Hastane, hastane dolaşan ve ağır düşük tehdidine rağmen tahliye edilmeyen bir anne ve sonunda erken doğumla yaşam şansı çok düşük. 820 gr bir bebek. Allah sizi bildiği gibi yapsın!” demişti.

KIZ ÖĞRENCİLERLE İLGİLENDİĞİ İÇİN

Gözaltındayken işkence gören E.A’nın, gözaltında tutulduğu şehre ve yapılanlara annenin travmaları nedeniyle bu haberde yer verilmedi. Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan E.A., kapatılan eğitim kurumlarında öğretmenlik yaptığı, kız öğrencilerle ilgilendiği, Bylock programı, Bank Asya hesabı ve Zaman gazetesi aboneliği nedeniyle yargılanıyor.

“KIZIMIN HAYATINI DOĞMADAN ÇALDILAR”

“Doğmadan hayatını çaldılar kızımın. Şu an tutuklu olan hamileleri o kadar iyi anlıyorum ki… Bebeğimin masumiyet karinesi vardı. Hiçbir suçu yokken daha dünyaya gelmeden bedel ödemeye başladı ve maalesef bu bedeli hayatı boyunca ödeyecek” diyen E.A. hamile bir kadın olarak tutukluk sürecinde yaşadıklarını BOLD’a anlattı.

CEZAEVİNDE HAMİLELİK GEÇİREN BİR ANNENİN KENDİ ANLATIMIYLA YAŞADIKLARI…

“Gaziantep’te gözaltına alındığımızda 8 haftalık hamileydim. Normalde Haşimoto hastasıyım ve bu durum gebelik döneminde ciddi risk teşkil ediyor. Ciddi takip gerekiyor. Yaşadığım şok, iki çocuğumdan ayrılma vs. derken düşük tehlikem başlamıştı. Üç çocuk annesiyim. Sami 9, Berna 6 yaşında.

“DOKTOR CEZAEVİNDE KALAMAZ DİYORDU”

8 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklanıp cezaevine gönderildim. Küçük kızım dayanamadığından onu da yanıma aldım. Hamileyim, küçük kızım yanımda, diğeri benden uzakta… Cezaevindeyken yine rahatsızlanıyordum ve hastaneye götürüp tekrar cezaevine getiriyorlardı. Doktorlar cezaevinde kalamaz diye rapor yazıyorlardı ama hiçbiri dikkate alınmıyordu. Beni yine cezaevine getiriyorlardı. Bu raporların hepsi mevcut.

“BÜYÜK KIZIMIN DİLİ TUTULDU”

Bir gün çok hastalandım. Gardiyan kapıyı kilitlemiş gitmişti. Küçük kızım yanımdaydı. Koğuştaki arkadaşlar pencerelere çıkıp bağırdı. Uzun süre kapıyı yumrukladılar ama sesimize gelen kimse yoktu. Kızım çok korkmuştu. Dili tutulmuş bu olaydan sonra. Ben o günden sonra kızımı göremedim.

E.A. yaşadıklarını videoda kendi sesiyle anlatıyor.

BOLD ÖZEL | 6,5 aylıkken doğdu. Sadece 820 gramdı. Dünyaya tutsak bebek olarak gözlerini açan ve 108 gün yoğun bakımda…

Gepostet von Bold Medya am Donnerstag, 9. Juli 2020

“KOLUMDAKİ SERUMU KOPARIP CEZAEVİNE GÖTÜRDÜLER”

Koğuştaki arkadaşlar çaresizce başımda ağlıyorlardı. Sonra kapı açıldı ve ambulansla acil Van’a kaldırıldım. Van’da bir süre cezaevinde ve hastanede kaldım. Bazen kolumda daha bitmemiş serumu koparıp beni cezaevine götürüyorlardı.

“UÇAKLA ACİL ANKARA’YA SEVK EDİLDİM”

Artık dayanacak gücüm kalmamıştı ki doktor hayati tehlikemin olduğunu söyledi. 18 Ağustos 2018’de Van’dan Ankara’ya sevkimi istedi. Başımdaki komutan dayanamadı, savcıyı aradı. “Ölüyor bu kadın nasıl yapalım.” dedi. Maalesef savcı Ankara’ya götürün demiş. Mosmor olmuş kollarımdaki serumlarla, acil uçak ambulansla hastaneye kaldırıldım.

“10 LİTRE KAN KAYBETTİM”

Hayati tehlikem oluşunca telaştan beni götüren ekip nüfus cüzdanımı cezaevinde unutmuş. Ben nüfus cüzdanı olmadan Sincan Cezaevi’ne girdim. Toplamda 80 gün Ankara Zekai Tahir Hastanesinde yoğun bakımda kaldım. Hastanedeyken 10 litre kan kaybettim. Vücudum hiç kan üretmiyordu. Direkt kan veriyorlardı.

“KIZIMI GÖRMEYE KELEPÇELİ GÖTÜRDÜLER”

6,5 aylık hamileyken erken doğum yaptım. Yeterli beslenememekten 820 gram doğdu bebeğim. Doğum sonrası bebeğimin erken doğmasından dolayı kalpteki AORT damarı, göz retinası gelişmemişti. Bebeğimi görmeye ellerim kelepçeli ve 2 silahlı askerle gittim. Kuvözdeki bebeğin bana ve anne sütüne ihtiyacı varken tekrar ellerime kelepçe takıp beni Sincan’a götürdüler, bebeğim hastanede kaldı.

“GÜNLERCE 40 DERECE ATEŞLE YATTIM”

Doğum sonrası cezaevinde günlerce titreyerek 40 derece ateşle yattım. Koğuştaki arkadaşlar Allah razı olsun sırayla başımda nöbet tuttular. Kıyafetlerimi yıkadılar, yemek yedirdiler. Günlerce o hasta halimle sütümü sağdım, bebeğime götürmelerini istedim, maalesef götürmediler. Oysa ki yasal hakkım. O günlerde koğuşun kapısı her açıldığında bebeğimin ölüm haberini mi getirdiler diye yüreğim ağzıma geliyordu.

“SON BİR DEFA GÖR DİYE HASTANEYE ÇAĞIRDILAR”

Bebeğim 1,5 kilo iken kalp ameliyatı oldu. Hastaneye çağırdılar son bir defa gör diye. Ameliyattayken bebeğimle tek başımaydım. Allah çok büyük bir güç ve kuvvet veriyor. Nasıl dayandım, ben de şaşırıyorum şu anda. Hamdolsun bir mucize oldu, retinası da gelişti ve son muayenede doktor problem olmadığını söyledi.

“VÜCUDU DELİK DEŞİK”

Kızım 108 gün yoğun bakımda kaldı. Doğum yapar yapmaz cezaevine gönderildim. Yani olan hiçbir şeye şaşırmamak lazım. Erken doğduğu için kızımın akciğerleri hassas. Genelde hastanedeyiz. Akciğerleri yaralı. Kalp ameliyatı da olmuştu. Elleri her yeri iğne izlerinden delik deşik. O daha 1,5 yaşında. O kadar çok iğne yapıldı ki bebekken. Tam çekemedim. Eller, ayaklar, Sırtındaki de ameliyat izi. Koltuk altı ve oradan girdiler. Kronik akciğer ve kalp hastası kızım.

“HASTANEDE AÇ BIRAKILDIM”

Ben 80 gün hastanede tutuklu yattım ve beslenemedim. Aç uyudum. Doktorlar ısrarla bu kadının beslenmesi lazım dediler. Dışarıdan yiyecek alma yasaktı. Akıl almaz bir şekilde aç bırakıldım. 820 gram çocuk dünyaya getirdim. Travmalarım hala çok fazla. Yani sadece azıcık hastane yemeği. Onun dışında bir meyve bile hiç yemedim ve gebeydim. Bu akıl almaz olayları Ankara’da Türkiye’nin merkezinde yaşadım. Öğlen verilen pilavı, ekmeği fazla isteyip arasına koyup aksam yedim. Ankara’daki tüm hastane buna şahit maalesef.

“GERGERLİOĞLU YANIMA GELMEK İSTEDİ”

Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu yanıma gelmek istedi. Savcı izin vermedi. Hastane ile görüştü. Onlar prosedürü uyguladıklarını söyledi. Hayati tehlikem olunca hastanede uzun yattım. Cezaevi hastaneye gönderiyordu, hastane cezaevine. Ölürsem başlarına dert olmayayım diye.

“KAPIDA 6 ASKER BEKLERKEN BANYO YAPMAK ZORUNDA KALDIM”

Affedersiniz banyo yapmak zorunda kaldım hastanede. Banyonun kapısında 6 asker bekliyordu. Ben tesettürlü bir kadınım. Hamilelik boyuna tüm doktor kontrollerinde asker oldu.

“ÖLÜRSEM YAŞADIKLARIM BİLİNSİN DİYE GÜNLÜK TUTTUM”

Hastanede günlük tutmuştum. Ölürsem yaşadıklarım bilinsin diye. O sırada ne yaşadıysam onları kısa kısa not etmişim. Hamileliğimin tüm evleri ve doğum sonrası cezaevindeydim. Hamile olduğumu öğrendikten sonra bebeğimin ilk kalp atışını bile silahlı askerler yanımdayken duydum.

Hamile bir tutuklu olarak Türkiye’de şartları en kötü cezaevinde de kaldım en iyi yerde de. Hamile tutuklular için hiçbir yerde uygun hastane ortamı yok. Kadın doğum bölümleri hep ayrı ve kapalı. Erkek giremez. Ben Ankara’da mahkum odasında kaldım. Doğumhane bölümünde. Ve her gün kavgalar oluyordu benim yüzümden. İnsanlar şikayet ediyordu hastaneyi. Eşlerimizi en mahrem halde neden bu kadar asker görüyor diye. Bildiğiniz 5 asker 1 rütbeli asker doğumhanede bekliyor. Yani hiçbir koşul yerine getirilemiyor. Tedaviler hep aksıyor ve sonuç cinayet oluyor. Hastane yönetimi ve asker arasında yaşanan kriz yüzünden çoğu gece serumu kolumdan söküp cezaevine götürdüler.

“TRAVMALARLA DOLUYUM”

Doğum yaptıktan yaklaşık bir ay sonra 6 Kasım 2018’de beni tahliye ettiler. Yaşadıklarımı unutamıyorum. Travmalarla doluyum. Çocuğumu kaybetmemek için hayata tutunmak zorunda kaldım. İnsanoğlu her koşula alışıyor. Unutulmuyor. Nasıl unutayım. Çocuğuma her baktığımda o anlardayım. Bu süreç bitse de bizden çok şey götürdü. Eskisi gibi değiliz ve olmamız çok zor.

ZEYNEP’İN EPİKRİZ RAPORU, 820 GRAM DOĞDUĞU BU BELGEDE YAZIYOR

ZEYNEP’E YAPILAN TEDAVİLER

Burada da kalp ameliyatı, entübe oluşu ve en son taburcu edildiğine dair bilgiler yer alıyor.

Doğumdan sonra hemen cezaevine götürülen E.A, kızının doğum bilekliğini yanına aldığını ve günlerce onun kokusuyla ağladığını söylüyor.

BOLD ÖZEL

“Evlatlarımın bir suçu olsa yüreğim hiç acımayacak”

KHK’lı matematik öğretmeni Dilek Özonur ve eşi hukuksuz gerekçelerle tutuklandı. Özonur’un annesi, üç torununa bakmak zorunda kaldı. Her gün gizlice ağladığını anlatan yaşlı kadın, “Anne-babalarının yaptıkları şey bir suç olsa hiç yüreğim yanmayacak” diyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Türkiye’de anne-babası tutuklu olan çocukların sayısı çok fazla. Binlerce çocuk kaç yıldır paramparça hayatlar yaşıyor. Duygu dünyaları alt üst. Kimi kendini ifade ediyor, kimi anne babasının sözünü dahi etmiyor. Kimi konu açılınca gözlerini kaçırıyor, ortam değiştiriyor. İntihar etmeye kalkan bile var. Eğitimleri ise tamamen aksamış durumda. Kardeşler bazen birbirlerinden ayrılıp farklı akrabalarda kalabiliyor.

Yaklaşık 4 yıldır babalarından, 2 aydır da annelerinden ayrı kalan Enes (5), Mesut (7) ve Tarık’a (10), Manisa Turgutlu’da yaşayan anneanne  ve dedeleri bakıyor. Anneanne 70, dede 72 yaşında.

Anneleri varken torunlarının daha iyi olduğunu söyleyen anneanne, bir anda hem yetim hem öksüz kalan torunları için ne yapacağını bilemediğini belirtiyor. Bold Medya’ya konuşan anneanne, kızının ve damadının neden tutuklandığına kendisi anlam veremezken durumu çocuklara anlatmakta çok zorlandığını söylüyor:

“Kızım ve damadım haksız yere tutuklandı. Ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Her gün torunlarıma hissettirmeden ağlıyorum. Dedesi şimdi yemeklerini yedirdi, yatırdı. İncitmeden, kırmadan onlara bakmaya çalışıyoruz. Yaptıkları şey bir suç olsa hiç yüreğim yanmayacak.”

Özonur kardeşler, anneanneleriyle birlikte.

KHK’lı matematik öğretmeni Dilek Özonur 28 Mayıs 2020’de, baba Murat Özonur ise 12 Şubat 2017’de tutuklandı. İkisi de Manisa E ve T Tipi Cezaevinde kalıyor. Cemaat soruşturmaları kapsamında yargılanan Özonur çiftine, Muş Ağır Ceza Mahkemesi, Bylock kullandıkları ve tanık beyanlarına dayanarak örgüt üyesi oldukları iddiasıyla ceza verildi. Anne 6 yıl 3 ay, baba 8 yıl aldı. Dosyaları da Yargıtay tarafından onaylandı. Bu demek oluyor ki Özonur kardeşler, annelerinden 4, babalarından 3 yıl daha ayrı kalmak zorunda.

“KONUŞMAMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Torunlarının her şeyin bilincinde olduğunu söyleyen anneanne, “Anne, babalarının cezaevinde olduklarını ve orada hırsızlık, cinayet gibi suç işleyenlerin girdiklerini biliyorlar. Ufaklar çok olgun. Konuşmamaya çalışıyorlar. Bazen annem babam neden orada, ne yaptılar ki diyorlar. Büyük oğlan kardeşlerine bakınca bazen annemi, babamı özledim diyor. Onları hatırlıyor galiba. Bu çocukların ne günahı var” diyor.

TORUN SEVMEK BAŞKA, BÜYÜTMEK BAŞKA

Özonur çifti gibi daha birçok aile var. Torun sevmek ile torun bakmak arasında sıkışıp kalan, kimi yaşlı, kimi hasta olan aile büyükleri de bir çeşit travma yaşıyor.

9 Mart 2018’de tutuklanan Emine-Hamit Eker çiftinin iki oğluna babaanne Zeynep Eker ve dede İdris Eker bakıyor. Sınıf ve matematik öğretmeni olan Eker çifti, 8,5’ar yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyaları Yargıtay tarafından onaylandı.

Zeynep Eker ve torunları.

ÜMMÜ TEYZE İLE ALİ AMCA 3,5 YILDIR TORUNLARINA BAKIYOR

Ömer (14), Nihal (10), Bilal (8), Fatma Nur (5,5) da üç buçuk yıldır anneanneleriyle Denizli’de yaşıyor. Kamile-Ali Tüter çifti, 28 Temmuz 2016’da tutuklandı. Anne İzmir Şakran Cezaevinde, baba Afyon Cezaevinde kalıyor.

KHK’lı öğretmenler tutuklandı, üç kardeş annesiz ve babasız kaldı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hasta tutuklu Fırat Mercan’ın böbreklerinde hasar oluştu ameliyat kararı verildi

Dört gün önce Silivri Cezaevi’nin içindeki hastaneye götürülen kronik böbrek hastası Fırat Mercan’a doktor ameliyat dedi. Mercan hapse girdiğinde 5 ay yerde yatmak zorunda kalmıştı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN 
BOLD  ÖZEL – 6 Ağustos 2020’de Silivri Cezaevi’nin içindeki hastaneye götürülen kronik böbrek hastası Fırat Mercan’a doktor, “Taşlar artık böbreğine zarar vermeye başlamış. Ameliyat olman gerekiyor.” dedi. Bu hafta içinde heyete tekrar görünecek olan Mercan’ın ameliyat olup olmayacağına heyetin vereceği rapora göre karar verilecek.

Eşinin sağlık durumundan endişelenen ve Bold Medya’ya konuşan Zeynep Mercan, “Eşim böbrek hastası olduğu için 3 ayda bir kontrolü var. O yüzden hastaneye götürmüşler. Ameliyat demiş doktor. Aslında kendisi de biz de ihmal olmadan ameliyat olmasını istiyoruz ama virüsten dolayı korkuyoruz.” dedi.

“AMELİYAT SONRASI İÇİN ENDİŞELİYİZ”

Cezaevlerindeki hastalar koronavirüs salgınından sonra başlayan karantina uygulaması nedeniyle 6 aydır hastaneye gitmek istemiyor. Dönüşte 14 gün tek başına kalmak istemiyorlar. Ameliyat olduktan sonra eşi için de endişelendiklerini ifade eden Zeynep Mercan, “Hastanede kaç gün yatacak, sonra tekrar cezaevine götürecekler. 14 gün karantinaya alınacak. Bakımı nasıl olacak bilmiyoruz. Korkuyoruz. Gerçekten arada kaldık. Hapiste ameliyat olmasa daha mı iyi olur diye aile içinde konuşuyoruz. Biz gerçekten çaresiziz vakit kaybetmeden olsun istiyoruz ama bu virüs koşullarında ve sonrası bakımı için endişeliyiz.” ifadelerini kullandı.

KOĞUŞTA 5 AY YERDE YATMAK ZORUNDA KALDI

Ekim 2019’da hapse giren Fırat Mercan ilk dönemde ranza olmadığı için 5 ay yerde yatmak zorunda kaldı. Bu süreçte sancıları arttı ve yaklaşık bir yılda yeniden ameliyat olacak duruma geldi. Eşinin 2016 yılında böbreklerinden yine ameliyat olduğunu belirten Zeynep Mercan şöyle devam etti:

“35 KİŞİLİK KOĞUŞTA KALIYOR”

“O zaman böbreğine stent takıldı. 3 ay kaldı, sonra aldılar. Ameliyat sonrası 15 gün yattı hastanede. Taşlar çok sık enfeksiyon yapıyor. Ameliyatta sonda takılıyor, affedersiniz ondan da enfeksiyon olmuş olabilir. Eşim sık sık antibiyotik kullanırdı. Böbrek ameliyatı ve sonrası steril bakım olması gerekiyor çünkü herkes bilir çok özür dileyerek söylüyorum, ameliyat sonrası sık idrara çıkıyor, böbrek hastaları iyi bilir. Eşim 35 kişilik koğuşta kalıyor. Zaten şu an cezaevleri kalabalık WC’leri kaç kişi kullanmak zorunda kalıyor.”

DOSYASI İSTİNAF AŞAMASINDA

Biyoloji öğretmeni Fırat Mercan, kapatılan Bilecik Anafen Dershanesinde hem müdürlük hem öğretmenlik yapıyordu. Cemaat soruşturmaları kapsamında Ekim 2019’da tutuklandı. 5 yıl dershanede çalıştığı, Bank Asya’ya para yatırdığı ve Bylock kullandığı için Bilecik Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Temmuz 2019’da 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mercan’ın dosyası İstinaf Mahkemesi aşamasında.

Hasta tutuklu Fırat Mercan’ın eşi: Eşimin ameliyat olması gerekiyor, durumu acil

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tavşanlı Cezaevinde pozitif çıkan 6 mahpus hastaneye kaldırıldı

Kütahya Tavşanlı Cezaevin’de de korona vakası tespit edildi. Testleri pozitif çıkan 6 tutuklu hastaneye kaldırıldı. Cezaevinde kaç kişinin virüse yakalandığı bilinmiyor.

BOLD ÖZEL – Türkiye’de Mart 2020’de etkisi altına alan koronavirüs cezaevlerine yayılmaya devam ediyor. Kütahya Tavşanlı Cezaevi erkek bölümünde kalan tutuklulara geçen hafta koronavirüs testi yapıldı. Pozitif çıkan 6 mahpus Tavşanlı Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

“BİZE SÖYLEMEK İSTEMEDİLER”

Bold Medya’ya konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen bir tutuklu yakını şöyle dedi:

“Geçen hafta çarşamba günü kapalı görüşe gittik. Herkesin eşi hasta geldi karşımıza. Kiminin eklem yeri ağrıyor, kiminin boğazı kötü, yutkunamıyor, kimi öksürüyor, kiminin sesi boğuk. Hasta mısınız diye sorduk, yok hasta değiliz dediler. Üzülmeyelim diye bize söylemediler. Görüşten çıktıktan sonra herkes birbirine sormaya başladı, ‘senin eşin hasta mı, benimki hastaydı’ diye.”

İki gün sonra, 7 Ağustos 2020’de yaptıkları telefon görüşünde eşine test yapıldığını öğrenen mahpus yakını, “O gün hepten bozuktu sesi. Zorla konuşuyor, ağlıyor. Test yapıldığını ve sonucunun cumartesi çıkacağını söyledi. Ama berbat konuşuyor telefonda. Ses kısık bitkin halde.” ifadelerini kullandı.

Kütahya Devlet Hastanesi’nde şu anda cezaevinden getirilen ve testleri pozitif çıkan 6 mahpus bulunuyor. 6 kişinin ne zaman hastaneye kaldırıldığı ve cezaevinde kaç kişide virüs olduğu ise henüz bilinmiyor.

Hasta tutuklu Fırat Mercan’ın böbreklerinde hasar oluştu ameliyat kararı verildi

Okumaya devam et

Popular