Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gazeteciyi gözaltına alan polis: “Öl, öl, öl, seni öldürmek istiyorum”

Baro başkanlarının Meclis önünde bekleyişini takip ederken gözaltına alınan gazeteci Sibel Hürtaş, o gün yaşadıklarını yazdı: “Bir kadın polis ağzımı ve burnumu kapatarak ‘öl, öl, öl, seni öldürmek istiyorum’ dedi.”

BOLD – Gazeteci Sibel Hürtaş, gözaltında yaşadıklarını artigerçek.com.tr’de “Bir Garip Gözaltı Hikayesi” başlığıyla kaleme aldı. Polislerin kendisine çok sert davrandığını ve darp ettiğini yazan Hürtaş, “Darp raporu aldım. Bir kadın polis ağzımı ve burnumu kapatarak ‘öl, öl, öl, seni öldürmek istiyorum’ diye bağırdı” diye yazdı.

Hürtaş, gözaltına alındığını ve kötü muameleye maruz kaldığını ilk önce sosyal medya hesabından “Gözaltındayım. Karakola götürülürken kötü muameleye uğradım” ifadeleriyle duyurmuştu.

“MORLUKLARI TİHV TESPİT ETTİ”

Artı TV muhabiri Sibel Hürtaş’ın kaleminden yaşadıkları:

“Olay 3 Temmuz’da yaşandı ancak şimdi sizinle paylaşabiliyorum. Bu gecikmenin nedeni, olaydan sonra belden yukarı tarafımın tutmaması. Sonunda birkaç iğne ve Türkiye İnsan Hakları Vakfında tüm gün süren tetkiklerin ardından buradayım. Darp raporum için götürüldüğüm hastaneler yüzüme bakmadı ama TİHV baştan sona kontrol etti beni. Hatta benim gözümden kaçan morlukları da onlar sayesinde tespit edebildik. Kollarım hala ağrısa da biraz zorlayacağım, çünkü bu hikayeyi size anlatmam gerekiyor, kendimi nasıl zorla gözaltına aldırdığımı!”

“SİZİN BURADA İŞİNİZ YOK”

“Olay, çoklu baro sistemine ilişkin kanun teklifi görüşmelerinin devam ettiği 3 Temmuz’da, TBMM’nin önündeki Atatürk Bulvarında başlıyor. Polis, TBMM Çankaya Kapısı önünde bekleyen Baro Başkanlarının yanına ulaşılmasını engellemek için, Meclis Parkını da içine alarak, Atatürk Bulvarı hizasına kadar geniş bir barikat kurmuştu. Boynumda FJI basın kartım, barikattan içeri girmek istedim. Ama izin verilmedi. Barikat önünde başta siyah tişörtlü ve siyah kot pantolonlu bir sivil polis olmak üzere ‘Sizin burada işiniz yok’ denilerek, uzaklaştırılmaya çalışıldım.

“4-5 POLİS MARKAJA ALDI”

‘Yoo’ dedim, ‘Tam da burada işim var, gazeteciyim ben!’ Milletvekilleri araya girdi, barikatı aşıp 5-6 basın mensubuyla birlikte içeri girdim. Girmemle birlikte, siyahlı sivil polis olmak üzere 4-5 polis tarafından markaja alındım. Kendimi rakip ceza sahasına kadar gidebilmeyi başarmış forvet oyuncusu gibi hissediyordum.”

“TEKME VE YUMRUKLARLA POLİS ARABASINA BİNDİRİLDİM”

“Polis ‘Kimliğini göster’ diyor, ben ‘Boynumda basın kartım asılı’ diyorum. ‘O kimliğini göster’ diyor, ‘Bırak kollarımı göstereyim’ diyorum. Bu arada beni bir yandan diğer sivillerle birlikte kalabalığa doğru savuruyor. O ara 30 kadar sivil polis oldular ve beni çevik kuvvetin olduğu noktaya doğru sürüklemeye başladılar. Herhalde en vahimi de burası. Önümde 30 sivil polis, arkamda bir tabur çevik tarafından ‘sosyal mesafeye uymuyorum’ gerekçesiyle karga tulumba, polis arabasına sürükleniyorum. ‘Bırakın kimliğimi göstereyim’ talebime yanıt ne mi? Bileklerimin arkadan kıvrılıp, başımın eğilmesi, alttan da tekme ve yumruklarla, polis arabasına bindirilmem!

AVUKATLARLA GÖRÜŞTÜRMEDİLER”

“Polis arabasının içindeyken, kimliğimi istediler, verdim. Benim arabaya alınmamla bu haksız, hukuksuz; insanlık dışı, provokatif girişime tepki gösteren baro başkanları ve milletvekilleri aracın çevresini sardı. Onlara da aynı şekilde davranılması korkunçtu. Arabanın içindeyken, “Avukatlarla görüşeceğim, bu benim hakkım değil mi?” diye soruyordum, “Hayır, gözaltındasınız” diyorlardı. Bu haliyle suç işlediklerini söylüyordum, tabii ki yanıt veremiyorlardı.”

“EZ GEÇ, EZ GEÇ DİYE BAĞIRDI”

“Milletvekilleri de yaptıkları hukuksuzlukları bir bir dışarıda dile getiriyordu. Peki karşılığında ne olmuştu? Polis CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat’ın boğazını sıktı polis, CHP Maraş Milletvekili Ali Öztunç’u tekmeledi, küfretti; CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı’ya aynı şekilde. CHP’li Onursal Adıgüzel, HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç’un hiçbir söylemini dinlemedi. Çok sayıda milletvekili ‘Ne yapıyorsunuz?’ diye bu haksızlığa tepki gösterirken, bir polis ısrarla arabanın camını açtırıp, şoföre ‘ez geç, ez geç’ diye bağırdı.
Evet bir sivil polis, bir polis arabasının şoförüne milletvekillerini “ezmesi” talimatını verdi.

“KADIN POLİS ÜZERİME OTURDU”

O da ezdi, geçti!

Meclis bahçesinden kaçırılmam tam olarak böyle oldu.
Ben çıktım ama görüntüleri incelediğimde gördüm ki; ben çıktıktan sonra bu polis müdahalesi daha da büyüyordu. Çevik kuvvet caddeyi kapatıyor, kavga büyüdükçe büyüyor. Bu olan bitene ben de arabanın içinde tepki gösterdim, “Suç işliyorsunuz, suç işliyorsunuz, suç işliyorsunuz” diye uyardım. Ben konuşunca, yanımda oturan 100-120 kilo ağırlığındaki kadın polis, beni susturmak için üzerime oturdu. Bense 48 kiloyum!”

“KOLUNU BOYNUMA DOLADI, BOĞAZIMI SIKTI”

“Bir kadın polis ağzımı ve burnumu kapatarak ‘öl, öl, öl, seni öldürmek istiyorum’ diye bağırdı. Kolunu boynuma dolayarak, boğazımı sıktı. Polis o kadar kuvvetliydi ki o anlar boyunca nefes alamadım ve zar zor ‘Nefes alamıyorum’ dedim. Bunun üzerine diğer eliyle ağzımı ve burnumu kapayıp, iri bedeniyle üzerime abandı ve ‘öl,öl, öl, adi iğrenç kadın öl, ölmeni istiyorum. Seni öldürmek istiyorum’ diye bağırdı. Ben nefessiz kalınca da öyle sanıyorum, korkudan ağzımdan ve burnumdan elini çekti. Ama boğazımı sıktığı kolunu çekmedi ve kilometrelerce yolu böyle gittik. İlk durağımız Kavaklıdere Polis Karakolu. Arabadan indirilip, bir odada oturtuldum. Orada da ilk sosyal medya mesajını attım, ‘Kavaklıdere Polis Karakoluna götürüldüm, yolda kötü muameleye maruz kaldım.”

“SEN İŞKENCECİSİN”

“Ardından avukatları arayıp, olduğum yeri söyledim. Odaya gelen polisler, hemen hastaneye gideceğimizi söyledi. “Avukatlarımı çağırdım, yoldalar, bekleyelim” dedim. Kabul etmediler. Arabaya binerken işkencecimi görünce, sokakta bağırmaya başladım: ‘Sen işkencecisin, işkencecisin, işkencecisin.’

“Bir anda yol boyu tüm apartman sakinleri pencerelerden dışarı çıktı. Kafamı kaldırıp ve bu kadın polisi gösterip, bağırmaya devam ettim: ‘Bu polisi görün, bu polisi tanıyın, bu polis işkenceci, bu polis hepimizin utancı.’ O ne mi yaptı tüm bu olanlara, caddenin ortasında sadece güldü.

“NEFES ALAMIYORDUM”

“Bu polisle aynı arabaya beni asla bindiremeyeceklerini söyledim. Karakol polisleri olaya el koydu ve beni GMK Hastanesi’ne götürdüler. Burası bir pandemi hastanesi! Muayene odasına girdiğimde hala nefes alamıyordum, doktor ise ayağa bile kalkmadan beni Ulus Hastanesi’ne sevk etmekle yetindi.

“NASIL ALDIM AMA SENİ”

“Doktor odasından çıkınca ne göreyim? İşkencecim yine dibimde, peşim sıra hastaneye geldiğini görünce, “Sen işkencecisin, sen işkencecisin, sen işkencecisin” dedim. Beni susturmak için yanıma gelen de barikattan bu yana peşimi bırakmayan siyahlı sivil polis oldu. Kendisini sosyal mesafesini koruması için uyardım ama dinlemedi. Üstüme üstüme gelip şöyle dedi: “Nasıl aldım ama seni!”

Gazeteci Sibel Hürtaş gözaltına alındı: Kötü muameleye uğradım

Gündem

Prof. Dr. Ceyhan’dan salgınla mücadele için 6 maddelik öneri listesi

Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, sorumsuzca davranan bir grup bulunduğuna dikkat çekip “Pozitif vakalar yakalanamıyor. Test sayısı artırılmalı. Garson gibi meslek gruplarına test yapılmalı. Kademeli mesaiye geçilmeli” tavsiyelerini sıraladı.

BOLD – Koronavirüs salgını ile baş etmeye çalışan Türkiye, bir türlü arzulanan neticeleri alamıyor. Habertürk canlı yayınına katılan Bilim Kurulu Üyesi ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, “28 gün sokağa çıkma yasağı yapmalıydık, olmadı ama en azından vaka artışını kontrol altına almak için 6 madde uygulayalım” diyerek tekliflerini dile getirdi.

DİYANET MUHTARLAR VE ÖĞRETMENLER DEVREYE SOKULMALI

Ceyhan’ın dillendirdiği öneriler şu şekilde: Kademeli mesaiye geçilmeli Taziye ve düğünlere sayı sınırı koyulmalı Şehirler arası seyahatlerde kontrol artırılmalı. İmzalı taahhüt alınmalı Tarama testi ile vakalar yakalanamıyor. Şu anda 200 bin aktif vaka var. En azından sağlıkçılar, garsonlar ve hizmetliler taranmalı 65 yaş üstüne güvenli yürüyüş alanları ayarlanmalı Ulaşamadığımız bir grup var. Sorumsuzca davranıyor. Maske takmayanlar grubu. Bunlar için Diyanet, muhtarlar, öğretmenler devreye sokulmalı. Maske ile mesafe eğitimi ve uyarısı yapmalı. Kamu spotları ile bu grup uyarılmalı.

Bakan Koca açıkladı: Yeni vaka sayısı bin 226, can kaybı 22

Okumaya devam et

Gündem

Duygu Delen’in katil zanlısı Mehmet Kaplan tutuklandı

Gaziantep’te 5 katlı bir apartmanın 4’üncü kat daire penceresinden düşerek hayatını kaybeden Duygu Delen’in eski arkadaşı Mehmet Kaplan tutuklandı. Olay sonrası gözaltına alınan şahıs ‘çocuğa cinsel istismar ve kasten öldürme’ suçuyla itham edildi.

BOLD – Türkiye’deki şüpheli ölümlerin son halkası Duygu Delen olayının katil zanlısı Mehmet Kaplan tutuklandı. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaplan’ın ‘çocuğun cinsel istismarı ve kasten öldürme’ suçlarından işlem gördüğünü bildirdi. Delen, 13 Ağustos akşamı Batıkent Mahallesi’nde Kaplan’ın 4’üncü kattaki evinin penceresinden düşerek yaşamını yitirmişti.

OLAY YERİNDE HAYATINI KAYBETTİ

Duygu Delen, eski erkek arkadaşı olduğu iddia edilen Mehmet Kaplan’ın yaşadığı 5 katlı apartmanın 4’üncü katındaki evine gitti. Bir süre sonra dairenin penceresinden düştü. Kanlar içinde kalan genç kızı görenler, polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. Gelen sağlık ekibi, Delen’in can verdiğini tespit etti. Cenaze inceleme akabinde otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.

Katil zanlısı Mehmet Kaplan ve maktul Duygu Delen

TARTIŞTIK BİRKAÇ KEZ VURDUM ELİMİ YIKAMAYA GİTTİM OLAY GERÇEKLEŞTİ

Gözaltına alınan Kaplan ise sorgusu sonrası çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklandı. Emniyetteki ilk ifadesinde olayı görmediğini beyan eden katil zanlısının akabinde “Beraber eve geldik. Telefonumda fotoğraflar gördü. Tartıştık, birkaç kez vurdum. Elimi yıkama gittim. Olay gerçekleşti” dediği öğrenildi.

Mehmet Kaplan’ın ve Duygu Delen’in apartmana girişi güvenlik kamerasına yansımıştı.

PSİKOLOJİK VE FİZİKSEL ŞİDDET YÜZÜNDEN AYRILDI

Tele1’den Büşra İlaslan’a genç kızın yakın bir arkadaşı olduğunu söyleyen kişi, Duygu’nun tehdit edildiği için eve gittiğini ileri sürdü: “Mehmet Kaplan, eski erkek arkadaşı. Gördüğü psikolojik ve fiziksel şiddet yüzünden ayrılmıştı. Olay öncesi Duygu’ya tehdit mesajı atmış. Duygu bu nedenle o eve gitmiş. Mehmet Kaplan zaten uyuşturucu bağımlısı ve daha önce hamile bir kadının ölümüne sebep oldu. Alkollü araç kullanırken bir kadına çarptı ve hiçbir ceza almadan kurtuldu. Ailesi eli kolu uzun insanlar. Paylaşılan videolarda tedirginliği tavırları belli oluyor zaten. Evde uzun süreli arbede ve boğuşma olmuş. Vücudunda kırık ve darp izleri bulundu. Duygu kesinlikle canına kıyabilecek biri değildi. Üstü örtülmeye çalışılan bu cinayette sessiz kalınmamalı. Destek bekliyoruz. Başka canlar yanmasın.”

ALKOLLÜ VE EHLİYETSİZ ARAÇ KULLANIRKEN BİR KİŞİNİN ÖLÜMÜNE YOL AÇTI

Öte yandan şehrin bilinen iş insanlarından birinin oğlu Mehmet Kaplan’ın, Ocak 2019’da alkollü ve ehliyetsiz araç kullanırken çarptığı 35 yaşındaki Zeynep Berna Atay’ın hayatını kaybettiği tespit edildi.

Pınar Gültekin cinayetinde yeni gelişme: Baba Gültekin’den savcılığa Nazlı B. müracaatı

Okumaya devam et

Gündem

Bakan Koca açıkladı: Yeni vaka sayısı bin 226, can kaybı 22

Günlük koronavirüs istatistiğini açıklayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bin 226 yeni vaka, 22 vefat ilan etti. Bugünkü sayılarla toplam olgu 246 bin 861’e, vefat 5 bin 934’e çıktı. Ağır hasta rakamı ise 656’ya ulaştı.

BOLD – Türkiye geneli yayılım hızı gün geçtikçe artan Kovid-19 salgınında 14 Ağustos’a dair sayılar da endişe verici şekilde ortaya çıktı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bin 226 yeni hasta olduğunu, 22 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurdu. Böylelikle şimdiye kadar ki olgu sayısı 246 bin 861’e, can kaybı 5 bin 934’e erişti. Ağır hasta sayısı da 656 şeklinde tespit edildi. Yine bugün yapılan 70 bin 192 ile toplam test sayısı 5 milyon 592 bin 72 oldu.

DIŞARDA RİSK ALIP EVE TAŞIMAYIN TAVSİYESİ

Bakan Koca sosyal medyadan yaptığı açıklamada “En yüksek test sayısına ulaştık. AĞIR HASTA sayımız 656’ya yükseldi. Veriler, yaşı veya hastalığı sebebiyle risk grubunda olup, Covıd-19’a yakalananların sayısında artış olduğunu gösteriyor. Dışarda risk alıp, eve taşımayın. 1 hasta, hasta bir AİLE demek.” ifadelerini kullandı.

Korona THY’nin kanadını kırdı: 6 aylık zarar 4 milyar 257 milyon TL

Okumaya devam et

Popular