Bizimle iletişime geçiniz

Kültür

Beren Saat, Erdoğan’ın Netflix’i neden hedef aldığını anlayamadı

Siber zorbalıkla mücadelede hukuki yaptırım ve denetimlerin olabileceğini söyleyen ünlü oyuncu, sosyal medya platformu olmayan Netflix’in düzenlemeye dahil edilmesini anlamadığını söyledi.

BOLD – Youtube kanalı Yeniden tv’de yayınlanan’Ayşegül Doğan Soruyor’ adlı programının ilk konuğu olan oyuncu Beren Saat, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sinyallerini verdiği sosyal medya düzenlemesine ilişkin fikirlerini açıkladı.

NEFES ALACAK YERİMİZ KALMADI DERKEN

Bütün televizyon kanalların özgürlükten uzaklaştığı bir dönemde Netfix’in oyuncuların imdadına yetiştiğini belirten Saat, ”Tam böyle nefes alacak yerimiz kalmadı dediğimiz anda yepyeni ve daha dünyalı bir sistem girdi ülkeye. Netflix ile lokal hikayelerimizi daha geniş bir coğrafyada anlatabiliriz. Bir sosyal medya platformu olmayan Netflix’in torba yasa gibi o konuşmaya dahil edilmesini anlamadım” dedi.

ÖNCE MECLİSTEKİLER

Hükumetin siber zorbalık vakalarıyla mücadele için yasa tasarısı hazırlamasının anlaşılabilir olduğunu söyleyen ünlü oyuncu, ”Tabii ki hukuki çözümler, birtakım yaptırımlar ve denetlemeler olabilir ama bence çözüm artık nefret söylemlerini, ötekileştirmeyi hayatımızdan çıkarıp, insanların birbirine karşı öfkesini ve hırsını azaltmak. İnsanlara siber zorbalık yapmayacak bir sakinliği, dinginliği, pozitif eleştirmeyi öğretmek lazım. Bu örnek teşkil eden her figür için gereklidir. Bunu sadece liderler bazında söylemiyorum ama önce onlar, önce mecliste yumruklar atılmasın, düşünerek konuşalım” diye konuştu

KİTLESEL ÖFKENİN TEDAVİSİ

Bir paylaşımı nedeniyle sosyal medyada vatan haini ve terörist ilan edildiğini belirten Saat, “O dönem çok incindiğim, zorlandığım bir zaman dilimiydi. Bu nefreti eğitmek, kitlesel düzeydeki öfkeyi yavaş yavaş iyileştirmek gerekir” ifadelerini kullandı.

Mansur Yavaş AKP’li yönetimin 1,5 liralık fidanı 15 liraya aldığını açıklayınca ortalık karıştı

Kültür

Antik kentin taşlarından cami ve köprü yapmışlar

Manisa’nın Yunusemre ilçesindeki 2800 yıllık Aigaik Antik Kenti kalıntılarından alınan taşlarla üç köprü ve bir cami inşa edildiği ortaya çıktı.

BOLD– Manisa Yunusemre ilçesi Köseler Mahallesi’nde Aigai Antik Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazı çalışmaları 69 yıllık bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Antik kentten alınan ve sökülen taşlar 1951-53 arasında bir caminin ve üç köprünün yapımında kullanılmış.

ATHENA TAPINAĞI TAŞLARINDAN CAMİ YAPILMIŞ

Celal Bayar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Sezgin başkanlığında devam eden kazılarda söz konusu taşların sökülerek taşındığı 2017’de fark edildi. Üç yıldır taşların izini süren heyet özellikle Aigai’ye yakın yerleşim birimlerine odaklandı.

Titiz çalışmalar sonucunda Aigai Antik Kenti’ndeki Athena Tapınağı’ndan sökülen taşların izi 8 kilometre mesafedeki Seyitli Mahallesi Camii’nde bulundu.

ÜÇ TANE DE KÖPRÜ YAPMIŞLAR

Camideki keşiflerinin ardından çalışmalarını devam ettiren heyet, mahalle içerisinde ve girişinde bulunan ve 1951’de inşa edildiği belirlenen 3 köprünün de bütünüyle Aigai Antik Kenti’nden taşınan taşlarla yapıldığını saptadı. Köprüleri yapmak için Aigai Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık tiyatro binası girişindeki kemer taşları sökülerek taşınmış.

EŞEK VE DEVELERLE TAŞIDIK

Söz konusu tarihlerde cami ve köprünün inşasında çalıştığını belirten İsmail Gürler, taşları antik kentten taşımalarını “1953 yılında tüm köylü el birliğiyle camimizi yaptık. Taşları antik kentten eşek ve develer yardımıyla getirdik. Hemen hemen tüm köylü 10’ar defa eşeklerle taş getirdik.” sözleriyle anlattı.

Dönemin bir başka tanığı olan Mehmet Tosun ise babasına ait deveyle taşları taşıdıklarını şu sözlerle anlattı:
“Köseler Mahallesi’ndeki tarihi antik kentten, köylüler olarak, el birliği ile deve ve eşeklerin yardımıyla taşları getirdik. Tüm köylü getirdi. Benim babamın devesi vardı. Devesiyle oradan taş getirdik. Zor oldu ama getirdik. Caminin yanı sıra köprü de yaptık. Köprüden geçerek, köyün mezarlığına gidiyoruz.”

TAŞLAR GERİ ALINAMAZ

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Aigai Kazı Başkanı Doç. Dr. Yusuf Sezgin, taşları geri almak gibi bir uygulamanın söz konusu olmadığını bunun yerine onları artık bulundukları yerde en iyi şekilde korumak gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Yusuf Sezgin’in açıklamaları şöyle:

“Maalesef antik kentlerin kaderi taş ocağı olarak kullanılmak. Aigai Antik Kenti de Yuntdağı’nın en önemli taş ocaklarından biri haline getirilmiş. Özellikle 1900’lü yılların başı ile koruma başlayana kadar yaklaşık 80 yıl boyunca, çevredeki bütün köylerin taş ihtiyacı Aigai’den karşılanmış. Şu an bulunduğumuz cami 1953 yılında, köprüler ise 1951 yılında yapılmış. Yani 1950’li yıllarda Aigai’den çok yoğun bir taş alımı gerçekleştirilmiş. Özellikle camide kullanılan taşların biz, Athena Tapınağı’ndan götürüldüğünü tespit ettik.”

Sezgin, ayrıca bazı taşlarda 1901 tarihin gördüklerini dolayısıyla yüzyılın başlarında da antik kentten taşlar alındığını ancak en yoğun yapılaşmanın 1950’lerin başında yapıldığını belirtti.

Okumaya devam et

Kültür

Yılın en etkileyici filmi: Sound of Metal

Amazon Prime duyma yetisini kaybeden bir davulcunun hikâyesini anlatan ve Riz Ahmed’in performansıyla öne çıkan Sound of Metal filminden fragman paylaştı.

BOLD– ABD’de “Duyma Engelliler Farkındalık Ayı” olarak geçen eylülde duyurulan Sound of Metal prömiyerini geçen yıl Toronto Uluslararası Film Festivali’nde yapmış ancak koronavirüs salgının da etkisiyle gösterim şansı bulamamıştı. 20 Kasım’da sınırlı sayıda gösterilerek Oscar yarışına sokulacak olan film, 4 Aralık’ta Amazon ekranlarına gelecek.

Riz Ahmed “Sound of Metal”de etkileyici bir performans sunuyor

İŞİTEMEYEN BİR MÜZİSYENİN DRAMI

Bantmag’dan Biçem Kaya’nın haberine göre Sound of Metal, Darius Marder’in ilk yönetmenlik denemesi. Eroin bağımlısı baterist Ruben’in, punk-metal grubuyla turneye çıktıkları günleri anlatan film, başkarakterin duyma yetisini kaybetmeye başlamasıyla bambaşka bir yöne evriliyor.

Sanatı kimliği haline gelmiş bir müzisyenin yepyeni bir hayata adapte olmaya çalışırken geçirdiği zorlu süreci başarıyla canlandıran Riz Ahmed’in 2021’de ödül törenlerinde boy göstermesi pek de sürpriz olmayacak. Başarılı oyuncu daha önce de Rogue One ve Nightcrawler filmler ve The Night Of dizisindeki performansıyla dikkatleri toplamıştı.

FİLME ÖZEL SES EFEKTLERİ

Duyma yetisini kaybeden bir müzisyeni anlamamız hedeflenen filmin ses efetkleri de titizlikle planlanmış. Ruben karakterinin işitme problemlerinin baş gösterdiği sahnelerin daha etkileyici olabilmesi için yenilikçi tasarımlar uygulanarak izleyiciyi filme çekilmek amaçlanmış.

Etkileyici performansında aynı zamanda bir müzisyen olmasının payı da bulunan Riz Ahmed’in deneysel hip-hop tarzındaki albümü The Long Goodbye aşağıdan dinlenebilir.

Okumaya devam et

Kültür

Surp Sarkis Kilisesi’nin taşları çalınıyor

Büyük oranda tahrip olan tarihi Surp Sarkis Kilisesi’ne ait taşlar, çalındı. HDP Milletvekilli Garo Paylan, bakanlığın koruma kararı için harekete geçmesini istedi.

BOLD– Diyarbakır Sur’daki Alipaşa Mahallesi’nde bulunan, yıllar içinde ilgisizlik ve korunmasızlık sebebiyle büyük bölümü yıkılan Surp Sarkis Kilisesi şimdi de taş hırsızlarının hedefinde. Ortodoks Ermenilerine ait kilisenin yıkılan bölümündeki taşlar çalındı.

BAKANLIK KORUMA ALTINA ALMALI

Nupel’in haberine göre HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan Surp Sarkis Kilisesi’nin durumunu gündeme taşıdığı açıklamasında Kültür Bakanlığı’nın tarihi yapıyı koruma altına almasını istedi. HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan yaptığı açıklamada 6 Aralık 2019’da duvarları yağmur sebebiyle yıkılan kilisede bu sırada bir çocuk ağır yaralandı. İki sütunun ve 50 civarında taşın yerinden çıktığı eserde hiçbir önlem alınmadığı için taşlar aradan geçen sürede çalındı. Paylan’a göre bu ilgisizlikle kentin hafızası yok edilmeye çalışılıyor.

ŞEHRİN HİKAYESİ YOK EDİLİYOR

Açıklamasında önceki yüzyılın başlarında Diyarbakır nüfusunun yarısının Ermeni ve Süryanilerden oluştuğuna vurgu yapan Garo Paylan, “Bu halkların hikayesi, hafızası, kültürel mekanları yok edildi ve yok edilmeye devam ediliyor. Surp Sarkis Kilisesi de bunların sembollerinden birisi. Surp Sarkis Kilisesi maalesef yıkılmaya terk edildi ve şu anda da görüldüğü gibi taşları da çalınarak, aslında bir hafıza, hikaye, Ermenilerin buradaki varlığına dair en büyük belgelerden birisi daha yok ediliyor” diye konuştu.

KAYYIM RESTORASYON ÇALIŞMALARINI DURDURMUŞ

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir yönetimi zamanında bir başka kültürel miras olan Surp Giragos Kilisesi’nin restore edildiğini ifade eden Paylan’ın verdiği bilgiye göre Surp Sarkis Kilise’si için hazırlanan projeler ise Sur’daki çatışmalar yüzünden önce bekletilmiş sonra da kayyım döneminde askıya alınmış. Kültür Bakanlığına çağrıda bulunan Garo Paylan “Kilisenin mülkiyeti şu an da Diyarbakır Ermeni Kilisesi Vakfı’na aittir. Ancak bu vakfın, kiliseyi restore edecek gücü bulunmamakta. Bu anlamda yerel yönetim, merkezi yönetim ve vakıfla birlikte kilisenin restore ve ihya edilmesi konusunda çalışma yürütülmesi lazım.” dedi.

Okumaya devam et

Popular