Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Sanatçılar AKP iktidarına bayrak açtı: Türkiye sahipsiz değildir!

Müjde Ar’dan Zülfü Livaneli’ye, Adnan Özyalçıner’den Ataol Behramoğlu’na, Ahmet Telli’den Rutkay Aziz’e kadar birçok sanatçının imzasıyla AKP iktidarına karşı ortak bildiri yayımlandı.

BOLD – Sanatçılar Girişimi çok sayıda sanatçı ve yazarın imzasıyla, ülkede yaşanan sorunlara dair bildiri yayımladı. “Sevgili halkımıza” seslenişiyle başlayan ve yazar, ressam, heykeltıraş, müzisyen, tiyatro ve sinema sanatçısının imzalarının yer aldığı bildiride, siyasal iktidarın çağdaşlık değerlerine karşı eylem ve girişimleri eleştirilirken, muhalefetteki güçler de daha cesur ve kararlı olmaya çağrılıyor.

Bildiride, her fırsatta ecdadımız diyen AKP’li siyasetçilere Osmanlı İmparatorluğu’nun aydınlanma çabaları göz ardı edilerek en karanlık, en gerici, en baskıcı dönemleri ve kişileri baş tacı edildiği hatırlatıldı, hukukun da güvenilirliğini yitirdiği dile getirildi.

Bildiri [email protected] adresinden imzaya açılarak destek talebi yenilendi.

“MUTLU OLMADIĞINIZI BİLİYORUZ”

Sanatçıların düşünceleri nedeniyle yargılandıkları belirtilen açıklama şöyle:

“Sevgili halkımıza,

Sizlere, emeğini, yeteneğini, halkının ve ülkesinin hizmetine sunmuş sanatçılar olarak sesleniyoruz.

Mutluluğunuz bizim mutluluğumuz, mutsuzluğunuz bizim mutsuzluğumuzdur.

Mutlu olmadığınızı biliyoruz, görüyoruz, seziyoruz, izliyoruz.

Yaşadığımız koşullarda nasıl mutlu olunabilir ki!

Dünyayı sarsan koronavirüs belası ülkemizde de can alıyor. Daha da alacağı anlaşılıyor.

Yeterince ağır bu belayla savaşırken çarşıda, pazarda, günlük yaşamda fiyatlar el yakıyor.

İşçimiz, köylümüz, esnafımız, memurumuz, emekçimiz, çoğu dar gelirli, kimisi büsbütün gelirsiz insanımız, geçim sıkıntısıyla, işsizlikle boğuşuyor.

Bu gününü kurtarmaya çabalarken yarınlarının ne olacağı bir karabasan gibi, kâbus gibi üzerine çöküyor.

Yarın kaygısı, gençlerimizi ümitsizlik içinde kıvrandırıyor.

Deprem kuşağındaki ülkemizde, bir depremin yaraları henüz sarılamadan, yakın gelecektekilerin habercisi öncü sarsıntılar, sanki doğa da bu kötülüklerle yarışıyorcasına, ülkemizin her yerinde birbirini izliyor.

İnsan eliyle yapılan doğa katliamları güzelim ülkemizi mahvediyor.

Gelmiş geçmiş en büyük deprem felaketinin beklenmekte olduğu İstanbul’umuzun üzerinde Kanal İstanbul denilen ölümcül rant kılıcı sallanıyor.

Cumhuriyetimizin değerleri alt üst edilmiş.

Monarşi hayranlığı körükleniyor.

“HUKUK GÜVENİLİRLİĞİNİ YİTİRDİ”

Osmanlı İmparatorluğunun birkaç yüz yılı kapsayan aydınlanma çabaları göz ardı edilerek en karanlık, en gerici, en baskıcı dönemleri ve kişileri baş tacı ediliyor.

Barolar ayaklar altında.

Hukuk güvenirliğini yitirmiş.

Büyük Millet Meclisi işlevinden uzaklaştırılarak etkisizleştirilmiş.
Emekçinin kıdem tazminatı yağmalanmakta…

Sıradan ve kimileri cinayet, yaralama gibi yaşama hakkına yönelik cürümlerin sanıkları serbest bırakılırken, düşüncelerinden ötürü yargılanan aydınlar, gazeteciler, siyasetçiler cezaevlerine kapatılmış.

Ölümle, sakatlanmayla sonuçlanan, bu nedenle de daha çok cinayete benzeyen iş kazalarında ve yanı sıra da annemiz, eşimiz, kızımız, kardeşimiz, sevgilimiz, canımız olan kadınlara karşı işlenen alçakça cinayetlerde, bütün dünya ülkeleri arasında korkarız ki en ön sıralardayız.

Bütün bu haksızlıklar karşısında suskun kalamayan; duyarlı insan olma gereğini, sorumluluğunu yerine getiren, her zaman halkının yanında yer almış olan sanatçılar, yazarlar, gösteri ve dinletilerin yasaklanmış olması ve yayın dünyasının geçmekte olduğu dar boğaz nedeniyle, maddi olarak da her zamankinden daha çok sıkıntı içinde kalmış durumdadır.

Özel tiyatrolar perdelerini tamamen kapatma tehdidiyle karşı karşıyadır.

Pek çok müzisyen, ressam, heykeltıraş, çağdaş sanatçımız günlük yaşamlarını sürdürme konusunda çözümsüz sorunlar yaşamaktadırlar.

Ülkesine sevgiyle, onurla, özveriyle uzun yıllardır hizmet etmiş ve etmekte olan saygın sanatçı dostlarımız, büyük bir saygısızlıkla, değer bilmezlikle, güvenirliği kalmamış yargının önüne yem gibi, kurban gibi atılıyor.

Bir zamanların çağdaş, saygın Türkiye Cumhuriyeti’nin kendisi de, iç politikaya yönelik iktidar söylemleri bu gerçeği ne kadar örtmeye çalışsa da, uygar dünya önünde bütün saygınlığını ve güvenirliğini yitirme tehlikesi altındadır.

Paramızın değerinin dünya pazarlarında sıfırlanmış oluşu bütün bu söylediklerimizin bir özeti ve simgesi gibidir…

Orta gelirli, hatta ortanın altında geliri olan herhangi bir Batı ülkesi yurttaşı, sahip olduğu paranın bizim paramızın altı-yedi kat üstünde değeri olmasının güveniyle ülkemize bir sömürgeye gelir gibi seyahat edebilirken, bizim bir orta gelirli insanımızın ve çocuklarının bile ülke dışına seyahati artık hayal bile edilemez.

Bizler, yüreği halkıyla, ülkesiyle çarpan sanatçılar da halkımızla aynı sıkıntıları paylaşmanın hem üzüntüsünü hem onurunu taşıyoruz.
En başta söylediğimiz gibi, halkın sanatçısı halk mutluysa mutlu, mutsuzsa o da mutsuzdur.

İçimizde biriken bu acı sözleri içtenlikle ve korkusuzca dile getirmemiz, halkımızın, ülkemizin mutluluğu adınadır.

“KORKMUYORUZ, EVET”

Korkusuzluğumuz sıradan ve temelsiz bir cesaret değil, halkımızın ve ülkemizin yüksek değerlerine inancımızın sonucu olan sevgi ve bilinç birikimiyle ilgilidir.

Korkmuyoruz. Bütün yurttaşlarımızı daha cesur daha özgüvenli, daha inançlı ve kararlı olmaya çağırıyoruz.
Türkiye büyük bir ülkedir.

Dünyanın göz bebeği ülkelerindendir.

Aydınlanma değerlerinin beşiği olan Batı ülkeleri de içinde olmak üzere, bütün dünyada aydınlanmanın yeniden doğuşuna öncülük edebilecek potansiyellere sahip bir ülkedir.

Seslenişimizde sıraladığımız sıkıntılar aşıldığında, bu gerçek bütün dünyada bir kez daha görülecektir…

Bu nedenlerle ve sonuç olarak, iktidar güçlerini başta düşünceyi açıklama özgürlüğü olmak üzere evrensel insan haklarına, ülkenin insan ve doğa kaynaklarına saygılı olmaya önemle davet ediyor, muhalefetteki güçleri de daha kararlı, daha cesur ve daha etkin olmaya çağırıyoruz.

Türkiye sahipsiz değildir.

Çünkü bu sevgili ülke, kendisinin yetiştirmiş olduğu ve her biri kendi alanında değerini bütün dünyaya kabul ettirmiş yazarlara, şairlere, müzisyenlere, ressamlara, tiyatro ve sinema sanatçılarına, sanatın her alanından seçkin, bilinçli, bütün varlıklarıyla yurduna ve halkına bağlı sanatçılara sahiptir.

SANATÇILAR GİRİŞİMİ
  • EDİP AKBAYRAM
  • SADUN AKSÜT,
  • GÜLCAN ALTAN
  • MÜJDE AR
  • KORAY ARİŞ
  • EKREM ATAER
  • ENGİN AYÇA
  • ORHAN AYDIN
  • ENVER AYSEVER
  • RUTKAY AZİZ
  • TANER BARLAS
  • BEDRİ BAYKAM
  • NİHAT BEHRAM
  • ATAOL BEHRAMOĞLU
  • EGEMEN BERKÖZ
  • GANİ CANSEVER-HEVAL
  • METİN COŞKUN
  • MELTEM CUMBUL
  • NEVZAT ÇELİK
  • HALUK ÇETİN
  • MELİKE DEMİRAĞ
  • FÜSUN DEMİREL
  • ERHAN DOĞAN
  • UTKU ERIŞIK
  • YÜCEL ERTEN
  • TURGAY FİŞEKÇİ
  • MÜJDAT GEZEN
  • FEHİM GÜLER
  • TARIK GÜNERSEL
  • SADIK GÜRBÜZ
  • EMİN İGUS
  • GÜLSELİ İNAL
  • EKREM KAHRAMAN
  • TUĞRUL KESKİN
  • ARİF KESKİNER
  • CAN KOLUKISA
  • MACİT KOPER
  • ZÜLFÜ LİVANELİ
  • ZEYNEP ORAL
  • COŞKUN ÖZDEMİR
  • DENİZHAN ÖZER
  • ADNAN ÖZYALÇINER
  • ABDULLAH NEFES
  • VEDAT SAKMAN
  • ADİL SALİH
  • FERHAN ŞENSOY
  • YUSUF TAKTAK
  • CİHAT TAMER
  • AHMET TELLİ
  • SALİ TURAN
  • GÜLSEN TUNCER
  • DİLEK TÜRKER
  • LEVENT ÜZÜMCÜ
  • NEJAT YAVAŞOĞULLARI
  • ÜMİT ZİLELİ

Gündem

Lebalep kongreler level atladı: AKP’liler vur patlasın çal oynasın

AKP Hatay İl Kongresi’nde yasaklara rağmen, AKP Defne Gençlik Başkanı Yusuf Özyurt’u omuzlara alan partililer müzik eşliğinde doyasıya eğlendi. Pandemiye rağmen maske ve mesafe kimsenin umurunda olmadı.

BOLD – Koronavirüs pandesi yüzünden vatandaş geçen Kasım ayından beri, AKP Hükumetinin dayattığı kısıtlamalarla hayatını idame etmeye çalışıyor. Kalabalıkların bir araya gelmesini önlemek amacıyla kısıtlamalar çerçevesinden halı sahalar, düğün salonları, müzikli eğlence mekanları, kıraathaneler, restoran ve lokanta gibi işletmeler tamamen kapatıldı.

İŞSİZ KALAN MÜZİSYENLER İNTİHAR ETTİ

Bu süreçte mekanların hala kapalı olması nedeniyle işsiz kalan müzisyen Mehmet Mert El ve 2 çocuk babası Erdem Topuz, geçinemediği için intihar etti.

AKP kendi getirdiği kısıtlamaları kongrelerinde ihlal etmeye devam ediyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ise kongrelerin lebalep dolu olmasıyla övünüyor.

Son olarak, AKP’liler Hatay İl Kongresi’nde AKP Defne Gençlik Başkanı Yusuf Özyurt’u omuzlara alarak müzik eşliğinde doyasıya eğlendi. Pandemiye rağmen maske ve mesafe kimsenin umurunda olmadı.

KONGRE SONRASI POZİTİF ÇIKTI

Tayyip Erdoğan’ın katıldığı İzmir İl Kongresine katılan eski AKP Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcısı Emre Cemil Ayvalı’nın koronavirüs testi pozitif çıktı. Ayvalı, salgın önlemlerinin hiçe sayıldığı kongrede birçok siyasetçi ve partili ile yan yana geldi.

Pandemi döneminde eğlence mekanlarının, kafe, bar ve restoranların kalabalıkların toplanmaması amacıyla yasaklanırken AKP’nin eğlence düzenlemesi sosyal medyada büyük tepki çekti.

Üniversitelerdeki nepotizm gerçeği: Rektörlük akraba sayısını yetersiz gördü

 

Okumaya devam et

Gündem

Üniversitelerdeki nepotizm gerçeği: Rektörlük akraba sayısını yetersiz gördü

İzmir’deki Katip Çelebi Üniversitesi’ndeki akraba kayırmacılığı Türkiye üniversitelerindeki nepotizmi tekrar gözler önüne serdi. Suçlamalar muhatapları tarafından yalanlansa da bazen bir taziye ilanıyla bazen de bir ihbar sonucu, rektörlerin YÖK’ün ‘cezalandırırız’ uyarını takmadığı gösterdi.

BOLD – İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, okulun yönetim ve akademik kadrosundan 27 kişinin akrabalık bağı ortaya çıktıktan sonra açıklama yaptı. Rektörlük, üniversite bünyesinde bin 75 akademik, 579 idari personel olmak üzere toplam bin 654 kişinin çalıştığını belirtti. Açıklamanın devamında “Tüm çalışanların sadece yüzde 1,6’sında akrabalık bağının tespit edilmiş olmasını nepotizm bağlamında değerlendirmek, en basit tabirle kötü niyetli bir yaklaşımın tezahürüdür” ifadeleri kullanıldı.

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi akraba kayırmacılığının yapıldığı tek üniversite değil. Meclis, bu tür atamalar yüzünden soru önergeleriyle dolu. Üniversitelerde şoförlükten daire başkanlığına yükseltilenler bile var.

MECLİS SORU ÖNERGELERİYLE DOLU

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır Mersin Üniversitesindeki akraba kayırmacılığını geçen Ağustos ayında TBMM gündemine taşıdı.

Başarır üniversitedeki durumu şöyle özetledi: “Mersin Üniversitesi’nde Rektör Ahmet Çamsarı, yeğeni Sena Karakuş’u Eğitim Fakültesi’ne, Sena Karakuş’un eşi İsmail Karakuş’u Türkçe Öğretimi Arş. Merkezi’ne, diğer yeğeni mühendis Emre İnanç’ı yapı işleri daire başkanlığına atamıştır.” Bu atamalar Başarır’ın uzun listesinden sadece birkaçı.

ÜNİVERSİTEDEKİ SKANDAL ÖLÜM İLANIYLA ORTAYA ÇIKTI

Geçen sene Şubat ayında Gaziantep Üniversitesindeki akraba atamaları sosyal medyaya yansıyan paylaşımlarla ortaya çıktı. Rektör Ali Gür yakınlarını ve üniversitede kendisini destekleyen isimlerin yakınlarını kadroya almakla suçlanıyor.

Bu iddialar geçen Kasım ayında üniversitenin yayınladığı bir taziye mesajı sonrası gün yüzüne çıktı. İlan şöyle: “Üniversitemiz Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Yıldırım’ın kayınpederi, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakülte Sekreteri Ayfer Yıldırım’ın babası, Sosyal Bilimler MYO Öğr. Gör. Aykut Direnzici’nin dedesi, Rektörlük Özel Kalem Aysun Şahan’ın dedesi vefat etmiştir.”

ÇOMÜ’DE 250 AKRABA AKADEMİSYEN

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin de (ÇOMÜ), 2019 yılında basına yansıyan torpil atamaları ile aile üniversitesine dönüştürüldüğü ortaya çıktı. Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, Üniversitedeki eş, dost, akraba atamaları sadece akademik personel içinde 250’yi aştı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üniversiteleri “cezası var” diyerek uyarsa da kişiye özel ilanlarla kurulan akademik kadroya, idari personel ve işçi kadroları da eklenince ÇOMÜ’deki skandal yüzlerce kişilik bir akrabalık ağına dönüştü.

SİVAS ÜNİVERSİTESİNDE SINAV SKANDALI

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi için 2018 yılında yapılan kadro sınavı da akraba skandalına dönüştü. Sınavı öğretim üyelerinin eş ve çocukları kazanmış, konu basında yer alınca Üniversite Genel Sekreteri Hakan Yekbaş, “Kayırma söz konusu değil, başarılı olan kazanıyor” demişti.

EŞİM YETKİN KİŞİ

15 Temmuz sonrası vekaleten Pamukkale Üniversitesine atanan, 19 Nisan 2017’de de AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından asaleten rektörlük ataması yapılan Prof.Dr. Hüseyin Bağ, Bereketli İmam Hatip Ortaokulu’nda öğretmen olarak görev yapan eşi Derya Bağ’ı, Pamukkale Üniversitesi İslami İlimler Enstitüsü’ne Enstitü Sekreteri olarak atadı. Eleştirileri yanıtlayan Rektör Bağ, eşini göreve yetkin olduğu için getirdiğini belirtti.

Tutuklu gazeteci Mehmet Baransu’ya büyük destek

 

Okumaya devam et

Gündem

Tutuklu gazeteci Mehmet Baransu’ya büyük destek

Jailed Journos platformunun, gazetecilik faaliyetleri yüzünden yaklaşık 20 yıl hapis cezası alan, 6 yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu gazeteci Mehmet Baransu için sosyal medya üzerinden başlattığı kampanya büyük ilgi gördü.

BOLD – Gazeteci Mehmet Baransu’nun yargılandığı Mersin 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Temmuz 2020 tarihli karar duruşmasında Baransu’nun ‘gizliliği ihlal’ iddiasıyla 2 yıl hapsine, ‘yasaklanan bilgileri açıklama’ iddiasında ise 4 yıl hapsine hükmetti.

Mahkeme heyeti, Baransu’ya ayrıca ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ iddiası kapsamında da 13 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Baransu’nun 3 suçtan toplam 19 yıl 6 ay hapsine hükmedildi.

Tutuklu gazetecilerin sesi Jailed Journos platformu, yaptığı 3 haber yüzünden 19,5 yıl hapis cezası alan, 6 yıldır tutuklu gazeteci Mehmet Baransu’nun tahliyesi için sosyal medya üzerinden kampanya başlattı.

“MehmetBaransuya Özgürlük #FreeMehmetBaransu” etiketiyle yapılan paylaşımlar 140 bini buldu. Mehmet Baransu’nun tahliyesi için acil çağrı yapıldı.

KAMPANYAYA YURTDIŞINDAN DESTEK YAĞDI

Baransu’ya özgürlük için başlatılan kampanyaya Kanada PEN de destek verdi. Atılan destek mesajında “Mehmet Baransu 2015’ten beri cezaevinde. Hapsedilmesi konusunda farkındalık yaratmak ve Türkiye’de gazeteci olarak yaptığı çalışmalar nedeniyle. #FreeMehmetBaransu” ifadeleri kullanıldı.

Ünlü İtalyan çizer Gianluca Costantini de gazeteci Mehmet Baransu için özel bir çizim yaptı. Costantini çizimi paylaştığı mesajda “MehmetBaransuya Özgürlük #FreeMehmetBaransu” etiketini kullandı.

Mehmet Baransu’nun gerçek twitter hesabı (@mehmetbaransu) ilk defa cezaevinden fotoğraflar paylaştı. Ailesiyle birlikte fotoğraf çektiren Baransu’nun kilo verdiği ve sağlığının yerinde olduğu görülüyor.

HAKKINDA 3 DAVA DAHA VAR

3 Mart 2015’ten beri Silivri Cezaevinde tutulan Baransu hakkında, ‘Balyoz Darbe Planı davası’, ‘Egemen Harekât Planı’ başlıklı savaş planlarının gazetede yayımlandığı iddiasıyla açılan davalar devam ediyor. Bu davada Baransu’nun 35 yıldan 75 yıla kadar hapsi isteniyor. Ayrıca “Futbolda Şike” davasında yargılanıyor. Bu davada yargılanan 108 isim hakkında sekiz yıldan 85 yıla kadar değişen oranlarda hapis cezaları isteniyor.

Gazetecilikten başka suçu olmayan Mehmet Baransu 6 yıldır neden hapiste?

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0