Bizimle iletişime geçiniz

Kültür

Ferhunde Hanımlar’ın Şükufesi Meral Niron vefat etti

Birçok tiyatro oyununda rol alan ve Ferhunde Hanımlar dizisinde canlandırdığı Şükufe karakteriyle televizyon izleyicisi tarafından çok sevilen Meral Niron tedavi gördüğü hastanede 83 yaşında vefat etti.

BOLD– Meral Niron’un vefat haberi Oyuncular Sendikası Twitter hesabından “Meslektaşımız Meral Niron hayatını kaybetti. Çok üzgünüz. Tüm sevenlerine sabır dileriz. Başımız sağ olsun.” açıklamasıyla duyuruldu.

MERAL NİRON KİMDİR

1937’de İzmir’de doğan sanatçı tiyatro yaşamına İzmir Radyo Tiyatrosunda başladı. Dostlar Tiyatrosu, Ankara Sanat Tiyatrosu gibi topluluklarda görev alan Niron, 1987 yılında devlet tiyatrosuna kadrolu çalışan olarak katıldı.

Türkiye’de Rus yazar Maksim Gorki’nin “Ana” oyununda, ana karakterini ilk canlandıran kadın oldu. Sarper Özsan’ın bestelediği “1 Mayıs Marşı” da ilk olarak bu oyunda seslendirildi.

Bertolt Brecht’in “Hitler Rejiminin Korku ve Sefaleti”, “Komün Günleri” ve “Tak-Tik” oyunları, Nâzım Hikmet’in “Ferhat ile Şirin”i, Vasıf Öngören’in “Asiye Nasıl Kurtulur?” adlı oyunu başta olmak üzere çok sayıda tiyatro oyununda rol aldı.

Zeki Ökten’in yönettiği 1978 yapımı “Sürü” ve 1986 yılında senaryosu ve yönetmenliği Ülkü Erakalın’ın üstlendiği, şarkıcı Bergen’in hayatını anlatan “Acıların Kadını” adlı filmlerde rol aldı.

1993 – 1999 yılları arasında yayınlanan “Ferhunde Hanımlar” ile 2000 – 2008 yılları arasında ekrana gelen “Bizim Evin Halleri” adlı dizilerde oynadı.

6 Şubat 2012 tarihinde tiyatro ve sinema oyuncusu Sadri Alışık anısına verilen Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Oyuncu Ödülleri’nde onur ödülüne değer görüldü.

Ödülleri:
2012 – İkinci Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Oyuncu Ödülleri – Onur Ödülü

Tiyatro oyunları:

2010 – “Yaban” – Berkun Oya – Ankara Devlet Tiyatrosu

2009 – “Kahramanlar Öldü mü?” – Refik Erduran – Ankara Devlet Tiyatrosu

2004 – “Nafile Dünya” – Oktay Arayıcı – Ankara Devlet Tiyatrosu

2003 – “Çiçekleri Sarı Kıza Yedirdim” – Nihat Genç – Ankara Devlet Tiyatrosu

2003 – “Gerçek Kurbanın Acısı” – Erhan Gökgücü – Ankara Ekin Tiyatrosu

1997 – “Kanlı Düğün” – Federico Garcia Lorca – Ankara Devlet Tiyatrosu

1994 – “Savaş Baba” – Yakovos Kambanellis – Ankara Devlet Tiyatrosu

1992 – “Hüzün Coşkusu Altındağ” – Yaşar SeymenAdem Atar – Ankara Devlet Tiyatrosu

1988 – “Çil Horoz” – Oktay Arayıcı – Trabzon Devlet Tiyatrosu

1987 – “Kısmet” – Erhan Gökgücü – Trabzon Devlet Tiyatrosu

1987 – “Boş Beşik” – Necati Cumalı – Trabzon Devlet Tiyatrosu

1986 – “Rummuz Göncagül” – Oktay Arayıcı – Ankara Sanat Tiyatrosu

1985 – “Asiye Nasıl Kurtulur?” – Vasıf Öngören – Dostlar Tiyatrosu

1983 – “Taziye” – Murathan Mungan – Ankara Sanat Tiyatrosu

1983 – “Galile’nin Yaşamı” – Bertolt Brecht – Ankara Sanat Tiyatrosu

1982 – “Yaz Misafirleri”- Maksim Gorki – Ankara Sanat Tiyatrosu

1981 – “Küçük Adam Ne Oldu Sana?” – Hans Fallada – Ankara Sanat Tiyatrosu

1981 – “Rumuz Goncagül” – Oktay Arayıcı – Ankara Sanat Tiyatrosu

1980 – “Hikaye-i Mahmut Bedrettin” – Mehmet Akan – Ankara Sanat Tiyatrosu

1979 – “Ferhat ile Şirin” – Nâzım Hikmet – Ankara Sanat Tiyatrosu

1979 – “Oyun Nasıl Oynanmalı?” – Vasıf Öngören – Ankara Sanat Tiyatrosu

1978 – “Tak-Tik” – Bertolt Brecht – Ankara Sanat Tiyatrosu

1977 – “Akıllı Hayvanlar” – Ahmet Tünel – Ankara Sanat Tiyatrosu

1976 – “Komün Günleri” – Bertolt Brecht – Ankara Sanat Tiyatrosu – Ankara Sanat Tiyatrosu

1976 – “İşçi” – Ömer Polat – Ankara Sanat Tiyatrosu

1975 – “Nereye Payidar” – Bilgesu Erenus – Ankara Sanat Tiyatrosu

1974 – “Dimitrof” – Hedda Zinner – Ankara Sanat Tiyatrosu

1974 – “Ana” – Maksim Gorki – Ankara Sanat Tiyatrosu

1972 – “El Kapısı”- Bilgesu Erenus – Ankara Sanat Tiyatrosu

1972 – “403.Kilometre” – İsmet Küntay – Ankara Sanat Tiyatrosu

1972 – “Evler Evler” – İsmet Küntay – Ankara Sanat Tiyatrosu

1971 – “Hitler Rejiminin Korku ve Sefaleti” – Bertolt Brecht – Ankara Sanat Tiyatrosu

Film ve dizileri:

2011 – “Firar” (Nine) (TV dizisi)

2011 – “Dürüye’nin Güğümleri” (Nine) (TV dizisi)

2009 – 2013 – “Deniz Yıldızı” (Zarife Teyze) (TV dizisi)

2000 – 2008 – “Bizim Evin Halleri” (Sakız) (TV dizisi)

1993 – “Yukarı Karakısık” (TV dizisi)

1993 – 1999 – “Ferhunde Hanımlar” (Şükufe) (TV dizisi)

1990 – “Baharda Hüzün” (Neşe’nin annesi) (sinema filmi)

1989 – “Ayaşlı ve Kiracıları” (TV dizisi)

1986 – “Hayroş” (sinema filmi)

1986 – “Guguk Kuşu / Aşka Zaman Yok” (sinema filmi)

1986 – “Düğüm” (sinema filmi)

1986 – “Acıların Kadını” (Yalçın’ın eşi) (sinema filmi)

1985 – “Altın Kızlar” (Estelle Getty seslendirmesi) (TV dizisi)

1983 – “Ve Recep Ve Zehra Ve Ayşe” (sinema filmi)

1983 – “Açık Denizlere Aganta” (TV filmi)

1978 – “Sürü (Sülo’nun karısı) (sinema filmi)

Okumaya devam et
Reklamlar

Kültür

Antik kentin taşlarından cami ve köprü yapmışlar

Manisa’nın Yunusemre ilçesindeki 2800 yıllık Aigaik Antik Kenti kalıntılarından alınan taşlarla üç köprü ve bir cami inşa edildiği ortaya çıktı.

BOLD– Manisa Yunusemre ilçesi Köseler Mahallesi’nde Aigai Antik Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazı çalışmaları 69 yıllık bir gerçeği gün yüzüne çıkardı. Antik kentten alınan ve sökülen taşlar 1951-53 arasında bir caminin ve üç köprünün yapımında kullanılmış.

ATHENA TAPINAĞI TAŞLARINDAN CAMİ YAPILMIŞ

Celal Bayar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Sezgin başkanlığında devam eden kazılarda söz konusu taşların sökülerek taşındığı 2017’de fark edildi. Üç yıldır taşların izini süren heyet özellikle Aigai’ye yakın yerleşim birimlerine odaklandı.

Titiz çalışmalar sonucunda Aigai Antik Kenti’ndeki Athena Tapınağı’ndan sökülen taşların izi 8 kilometre mesafedeki Seyitli Mahallesi Camii’nde bulundu.

ÜÇ TANE DE KÖPRÜ YAPMIŞLAR

Camideki keşiflerinin ardından çalışmalarını devam ettiren heyet, mahalle içerisinde ve girişinde bulunan ve 1951’de inşa edildiği belirlenen 3 köprünün de bütünüyle Aigai Antik Kenti’nden taşınan taşlarla yapıldığını saptadı. Köprüleri yapmak için Aigai Antik Kenti’nde bulunan 2 bin yıllık tiyatro binası girişindeki kemer taşları sökülerek taşınmış.

EŞEK VE DEVELERLE TAŞIDIK

Söz konusu tarihlerde cami ve köprünün inşasında çalıştığını belirten İsmail Gürler, taşları antik kentten taşımalarını “1953 yılında tüm köylü el birliğiyle camimizi yaptık. Taşları antik kentten eşek ve develer yardımıyla getirdik. Hemen hemen tüm köylü 10’ar defa eşeklerle taş getirdik.” sözleriyle anlattı.

Dönemin bir başka tanığı olan Mehmet Tosun ise babasına ait deveyle taşları taşıdıklarını şu sözlerle anlattı:
“Köseler Mahallesi’ndeki tarihi antik kentten, köylüler olarak, el birliği ile deve ve eşeklerin yardımıyla taşları getirdik. Tüm köylü getirdi. Benim babamın devesi vardı. Devesiyle oradan taş getirdik. Zor oldu ama getirdik. Caminin yanı sıra köprü de yaptık. Köprüden geçerek, köyün mezarlığına gidiyoruz.”

TAŞLAR GERİ ALINAMAZ

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Aigai Kazı Başkanı Doç. Dr. Yusuf Sezgin, taşları geri almak gibi bir uygulamanın söz konusu olmadığını bunun yerine onları artık bulundukları yerde en iyi şekilde korumak gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Yusuf Sezgin’in açıklamaları şöyle:

“Maalesef antik kentlerin kaderi taş ocağı olarak kullanılmak. Aigai Antik Kenti de Yuntdağı’nın en önemli taş ocaklarından biri haline getirilmiş. Özellikle 1900’lü yılların başı ile koruma başlayana kadar yaklaşık 80 yıl boyunca, çevredeki bütün köylerin taş ihtiyacı Aigai’den karşılanmış. Şu an bulunduğumuz cami 1953 yılında, köprüler ise 1951 yılında yapılmış. Yani 1950’li yıllarda Aigai’den çok yoğun bir taş alımı gerçekleştirilmiş. Özellikle camide kullanılan taşların biz, Athena Tapınağı’ndan götürüldüğünü tespit ettik.”

Sezgin, ayrıca bazı taşlarda 1901 tarihin gördüklerini dolayısıyla yüzyılın başlarında da antik kentten taşlar alındığını ancak en yoğun yapılaşmanın 1950’lerin başında yapıldığını belirtti.

Okumaya devam et

Kültür

Yılın en etkileyici filmi: Sound of Metal

Amazon Prime duyma yetisini kaybeden bir davulcunun hikâyesini anlatan ve Riz Ahmed’in performansıyla öne çıkan Sound of Metal filminden fragman paylaştı.

BOLD– ABD’de “Duyma Engelliler Farkındalık Ayı” olarak geçen eylülde duyurulan Sound of Metal prömiyerini geçen yıl Toronto Uluslararası Film Festivali’nde yapmış ancak koronavirüs salgının da etkisiyle gösterim şansı bulamamıştı. 20 Kasım’da sınırlı sayıda gösterilerek Oscar yarışına sokulacak olan film, 4 Aralık’ta Amazon ekranlarına gelecek.

Riz Ahmed “Sound of Metal”de etkileyici bir performans sunuyor

İŞİTEMEYEN BİR MÜZİSYENİN DRAMI

Bantmag’dan Biçem Kaya’nın haberine göre Sound of Metal, Darius Marder’in ilk yönetmenlik denemesi. Eroin bağımlısı baterist Ruben’in, punk-metal grubuyla turneye çıktıkları günleri anlatan film, başkarakterin duyma yetisini kaybetmeye başlamasıyla bambaşka bir yöne evriliyor.

Sanatı kimliği haline gelmiş bir müzisyenin yepyeni bir hayata adapte olmaya çalışırken geçirdiği zorlu süreci başarıyla canlandıran Riz Ahmed’in 2021’de ödül törenlerinde boy göstermesi pek de sürpriz olmayacak. Başarılı oyuncu daha önce de Rogue One ve Nightcrawler filmler ve The Night Of dizisindeki performansıyla dikkatleri toplamıştı.

FİLME ÖZEL SES EFEKTLERİ

Duyma yetisini kaybeden bir müzisyeni anlamamız hedeflenen filmin ses efetkleri de titizlikle planlanmış. Ruben karakterinin işitme problemlerinin baş gösterdiği sahnelerin daha etkileyici olabilmesi için yenilikçi tasarımlar uygulanarak izleyiciyi filme çekilmek amaçlanmış.

Etkileyici performansında aynı zamanda bir müzisyen olmasının payı da bulunan Riz Ahmed’in deneysel hip-hop tarzındaki albümü The Long Goodbye aşağıdan dinlenebilir.

Okumaya devam et

Kültür

Surp Sarkis Kilisesi’nin taşları çalınıyor

Büyük oranda tahrip olan tarihi Surp Sarkis Kilisesi’ne ait taşlar, çalındı. HDP Milletvekilli Garo Paylan, bakanlığın koruma kararı için harekete geçmesini istedi.

BOLD– Diyarbakır Sur’daki Alipaşa Mahallesi’nde bulunan, yıllar içinde ilgisizlik ve korunmasızlık sebebiyle büyük bölümü yıkılan Surp Sarkis Kilisesi şimdi de taş hırsızlarının hedefinde. Ortodoks Ermenilerine ait kilisenin yıkılan bölümündeki taşlar çalındı.

BAKANLIK KORUMA ALTINA ALMALI

Nupel’in haberine göre HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan Surp Sarkis Kilisesi’nin durumunu gündeme taşıdığı açıklamasında Kültür Bakanlığı’nın tarihi yapıyı koruma altına almasını istedi. HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan yaptığı açıklamada 6 Aralık 2019’da duvarları yağmur sebebiyle yıkılan kilisede bu sırada bir çocuk ağır yaralandı. İki sütunun ve 50 civarında taşın yerinden çıktığı eserde hiçbir önlem alınmadığı için taşlar aradan geçen sürede çalındı. Paylan’a göre bu ilgisizlikle kentin hafızası yok edilmeye çalışılıyor.

ŞEHRİN HİKAYESİ YOK EDİLİYOR

Açıklamasında önceki yüzyılın başlarında Diyarbakır nüfusunun yarısının Ermeni ve Süryanilerden oluştuğuna vurgu yapan Garo Paylan, “Bu halkların hikayesi, hafızası, kültürel mekanları yok edildi ve yok edilmeye devam ediliyor. Surp Sarkis Kilisesi de bunların sembollerinden birisi. Surp Sarkis Kilisesi maalesef yıkılmaya terk edildi ve şu anda da görüldüğü gibi taşları da çalınarak, aslında bir hafıza, hikaye, Ermenilerin buradaki varlığına dair en büyük belgelerden birisi daha yok ediliyor” diye konuştu.

KAYYIM RESTORASYON ÇALIŞMALARINI DURDURMUŞ

Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir yönetimi zamanında bir başka kültürel miras olan Surp Giragos Kilisesi’nin restore edildiğini ifade eden Paylan’ın verdiği bilgiye göre Surp Sarkis Kilise’si için hazırlanan projeler ise Sur’daki çatışmalar yüzünden önce bekletilmiş sonra da kayyım döneminde askıya alınmış. Kültür Bakanlığına çağrıda bulunan Garo Paylan “Kilisenin mülkiyeti şu an da Diyarbakır Ermeni Kilisesi Vakfı’na aittir. Ancak bu vakfın, kiliseyi restore edecek gücü bulunmamakta. Bu anlamda yerel yönetim, merkezi yönetim ve vakıfla birlikte kilisenin restore ve ihya edilmesi konusunda çalışma yürütülmesi lazım.” dedi.

Okumaya devam et

Popular