Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

AST’nin Türkiye’deki siyasi tutuklar için başlattığı kampanyaya dünyadan destek çığ gibi

Koronavirüs tehdidine rağmen, siyasi tutukların af düzenlemesinin kapsamı dışında tutularak ölüme terk edilmesini gündeme taşıyan AST’nin başlattığı kampanyaya ünlü isimler destek verdi.

BOLD- Türkiye’deki cezaevlerinde ölümlerle sonuçlanan koronavirüs vakalarının toplu bir felakete dönüşmemesi için 15 insan hakları örgütü, acil eylem çağrısı yapmıştı. Advocates of Silenced Turkey (AST) öncülüğünde başlatılan harekete bu kez dünyanın önde gelen siyasetçi, gazeteci, hukukçu, akademisyen ve insan hakları aktivistleri bireysel imzalarıyla destek verdi.

GANDHİ’NİN TORUNUNDAN DESTEK

“Ölümleri durdurmak için tutukluları salıverin” çağrısı yapan isimlerin arasında Mahatma Gandhi’nin torunu ve Gandhi Gelişim Kurumu Kurucusu Ela Gandhi, Güney Afrika Gazetecileri Geliştirme Enstitüsü Başkanı Amina Frense, Kanada eski Dışişleri Bakanı David Kilgour, Amerikan Dışişleri Bakanlığı cesaret odülü sahibi gazeteci Arbana Xharra, Mississippi Eyalet Senatorü Hillman Frazier ve Güney Afrika Hukukçular Konseyi üyesi Kisten Govender de bulunuyor.

Şuana dek, siyasetçi, yazar, gazeteci, akademisyen 205 ismin imzaladığı ortak çağrıda “Türkiye cezaevlerindeki koronavirüs tehlikesinin bizzat yaşamlarından sorumlu olanlarca ağırlaştırılması ve olası bir toplu felakete engel olunabilmesi için, başta Türkiye Hükumeti olmak üzere, tüm ulusal ve uluslararası kamuoyu ile kurum ve kuruluşlara, derhal ve etkili biçimde harekete geçme çağrısı yapıyoruz” ifadeleri kullanıldı. Çağrının tam metni ve imzacıların listesi AST’nin web sitesinde yayınlandı

İHD’NİN HASTA MAHKUM RAPORU

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2019 raporuna göre cezaevlerinde 458’i ağır olmak üzere bin 334 hasta tutuklu var. Buna rağmen nisan ayında İnfaz Yasası’nda yapılan değişiklikle binlerce adli mahkum salıverilirken, siyasi tutuklular cezaevlerinde adeta ölümle yüz yüze bırakıldı.

Annesi KHK’lı diye bakım parası verilmeyen Sevdegül hayatını kaybetti

 

Dünya

Rusya’dan barış gücü açıklaması: Karabağ’da Türkiye ile işbirliği yok

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Dağlık Karabağ’da oluşturulan barış gücünde Türkiye’nin de olacağı iddialarını yalanladı. Peskov Türkiye ile işbirliğinin Karabağ dışında ve Azerbaycan topraklarında olacağını açıkladı.

BOLD –  Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Dağlık Karabağ’da yapılan anlaşmayla ilgili Rus basın mensuplarına açıklamalar yaptı. Türkiye’nin de barış gücü kuvvetlerine dahil edilip edilmediği sorusuna cevap veren Peskov, “Hayır, Türk-Rus barış güçlerinden bahsedilmedi. Bu konu hiçbir zaman ele alınmadı” dedi.

TÜRKİYE’NİN BARIŞ GÜCÜNDEKİ ROLÜ NE OLACAK?

Barış gücü hakkında daha önce bilgi veren Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev “Anlaşmanın 5. Maddesinde tarafların ateşkese uyması denetiminin verimliliğinin artırılması amacıyla barış gücü merkezi oluşturulacağı yazılıyor. Bu merkezde Rus ve Türk askerleri faaliyet gösterecek. Türkiye resmen bu çatışmanın çözümünde ve ateşkese uyulma işinde rol alacaktır” demişti. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise grup toplantısında yaptığı açıklamada “Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan anlaşmasının uygulanmasını gözetmek ve denetlemek üzere bölgede kurulacak ortak barış gücünde Rusya’yla birlikte yer alacak” dedi.

PESKOV: TÜRK-RUS BARIŞ GÜÇLERİNDEN BAHSEDİLMEDİ

Bu sözler Türkiye’nin Dağlık Karabağ’da Rusya ile birlikte barış gücünde görev yapacağı şeklinde yorumlanmıştı. Konuyla ilgili detayları paylaşan Peskov, Azerbaycan’da bir gözlem noktası oluşturulacağını, Türkiye’nin de Dağlık Karabağ’da değil, bu gözlem noktasında yer alacağını açıkladı.

RUS BARIŞ GÜCÜ DAĞLIK KARABAĞ’DA

Diğer yandan Rusya Savunma Bakanlığı, Dağlık Karabağ’a yerleştirilecek Rus barış gücü birliklerinin yola çıktığını duyurdu. Rusya’nın verdiği bilgiye göre İl-76 model askeri kargo uçaklarıyla 1960 asker, 90 zırhlı ve 380 araçtan oluşan Rus barış gücünün Dağlık Karabağ’a gönderildi.

Merkez Askeri Bölgesi’nden 15. motorize birliklerin bölgeye sevk edildiği kaydedilen açıklamada, Rus askeri birliklerinin, tarafların anlaşmalara uyumunu izleyeceği, Dağlık Karabağ’daki temas hattı ve Laçin koridoru boyunca gözlem noktaları kurulmasının planlandığı hatırlatıldı.

Okumaya devam et

Dünya

Bahreyn’de 51 yıldır başbakanlık yapan Selman el-Halife öldü

Bahreyn’de 50 yıl 296 gündür başbakanlık koltuğunda oturan 84 yaşındaki Selman el-Halife hayatını kaybetti. Selman, iki hafta sonra doğum gününü kutlayacaktı.

BOLD – Bahreyn Kraliyet Divanı tarafından yapılan yazılı açıklamada, 1971 yılından bu yana Bahreyn Başbakanı olan Halife bin Selman el-Halife’nin 84 yaşında hayatını kaybettiği duyuruldu.

Selman’ın 85’inci doğum gününe iki hafta kala öldüğü bildirildi. Bahreyn medyası haberinde, “Majesteleri Kral Hamad bin Isa Al Khalifa’nın emriyle Kraliyet Mahkemesi, ABD’nin Mayo Klinik Hastanesinde bu sabah hayatını kaybeden Başbakan Halife bin Selman el-Halife’nin yasını tutuyor” ifadelerine yer verildi.

Bahreyn’in eski hükümdarı Salman’ın ikinci oğlu Prens Halife’nin 24 Kasım 1935’te doğduğu, 1971’te krallığın ilk başbakanı olduğu ve 50 yıl 296 gün ile başbakanlık görevini dünyanın en uzun süreli yapan kişini haline geldi.

Okumaya devam et

Dünya

Almanya’da Ülkücü Hareket’e yasak geliyor: Erdoğan milliyetçiliğinin bu ülkede yeri yok!

Ülkücü Hareket ya da Bozkurtlar adıyla anılan Türk milliyetçisi grup, Almanya’da tartışmaların odağında yer alıyor. Son olarak CSU Parlamento Grup Başkanı Stefan Müller, Ülkücü Hareketi “Erdoğan milliyetçiliği” olarak nitelendirdi. Grubun kapatılmasına yönelik çağrılar giderek artıyor.

BOLD – Türk Milliyetçileri, 2015 yılından itibaren AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la güçlerini birleştirdi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Erdoğan iktidarının koalisyon ortağı olurken Ülkücüler ve İslamcıların birlikteliği döneminde Türkiye demokrasisi gerileme yaşadı. Bunun da ötesinde Avrupa Birliği ile ilişkiler hiç olmadığı kadar gerildi.

turkishminute.com‘un aktardığına göre Fransa’nın Ülkücü Hareketi yasaklama kararı almasından sonra Almanya’da da aynı talep her geçen gün artıyor. CSU Partileri ülkücülerin ve radikal camilerin yasaklanmasını istiyor. CSU Parlamento Grup Başkanı Stefan Müller, bu talebi en açıkça dile getiren isimlerden…

Müller, “Erdoğan milliyetçiliği veya İslamcı şiddet. İkisinin de ülkemizde yeri yok. Almanya’da kim nefret tohumları ekiyorsa, hukuk devletinin gücünü hissetmesi gerekiyor. Yasaklama ya da kapatılma yoluyla” diyor

Alman Federal Meclisi Üyesi Sevim Dağdelen de Almanya’nın hızla Fransa’yı örnek alması gerektiğini ve Ülkücü Hareketi yasaklaması gerektiğini söylüyor. Dağdalen’e göre Ülkücüler aşırı milliyetçilikleri nedeniyle toplumun kutuplaşmasına neden oluyor.

Yeşiller ve Sol Parti, Almanya’daki ülkücülerin mevcut dernek ve kuruluşlarının yasaklanması için girişimin iki öncüsü. Girişime Alman hükumetinin koalisyon ortakları da sıcak bakıyor.

İSTİHBARAT TAKİPTE

Alman istihbaratına göre Almanya’da en az 11 bin ülkücü var. Bunlardan bir kısmı dernekler çatısı altında, bir kısmı ise resmi olmayan bir networkla birbirine bağlı.

DW’ye konuşan İktidarın büyük ortağı Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) Federal Meclis İçişleri Komisyonu Üyesi Christoph de Vries de Ülkücülerin yasaklanmasının şart olduğu görüşünde.

Ülkücülerin “ultra milliyetçi ideolojisinin insanları aşağılayıcı” olduğunu söyleyen CDU’lu de Vries, Almanya’daki özgür ve demokratik düzen için bir tehdit teşkil ettiğini ifade etti. CDU’lu vekil Christoph Ploß ile birlikte Bozkurtlar’ın yasaklanmasını talep eden de Vries, “Başka dini ve etnik grupları küçük gören faşist ve ırkçı ideolojilerin, Alman veya göçmen kökenli olmasından bağımsız bu ülkede yeri yok” diye konuştu.

Sol Parti İç Politikalar Sözcüsü Ulla Jelpke, ülkücülerin yıllardır “ölümcül bir tehdit” teşkil ettiğini söylüyor ve Ülkücülerin sadece muhalif Türkleri veya Kürtleri değil, Ermeni Soykırımı karar tasarısının Federal Meclis’te kabul edilmesinden sonra Alman milletvekillerini bile hedef aldıklarını belirtiyor. Jelpke, Bozkurtların Türk devleti tarafından düzenli biçimde yurtdışındaki muhalifleri sindirmek için görevlendirildiklerini de iddia ediyor. Jelpke, ülkücülerin MİT tarafından istihbarat amaçlı kullanıldığının Federal Hükümet tarafından tespit edildiğinin de altını çiziyor.

ÜSTÜN TÜRK IRKI PROPAGANDASI

İki büyük ülkücü dernek, Almanya Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu (ADÜTDF) ve Avrupa Türk İslam Kültür Birliği (ATİB) Almanya’da faaliyet gösteriyor.

Bunun dışında örgütlü olmayan Ülkücüler var. ATİB’in Kurucu Genel Başkanı ise ilginç bir isim; Papa suikastçisi Mehmet Ali Ağca’ya silah ve suikast için vadedilen 3 milyon markı sağlayan kişi olarak adı MİT raporlarında geçen Musa Serdar Çelebi…

DW’ye göre Alman istihbaratı, örgütlü olmayan Ülkücülerin, internet üzerinden üstün Türk ırkı propagandası yaydığı başta Kürtler, Ermeniler, Yunanlar, Yahudiler ve ABD’lileri düşman gruplar olarak tanımladığı belirtiliyor.

AYM’den 15 Temmuz kararı: Sivillere dokunulmazlık Anayasa’ya uygun

Okumaya devam et

Popular