Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

84 gündür karantinada: Hasta tutuklu Lütfi Koç’un beynindeki kist 19 milimetre oldu

84 gündür karantinada olan hasta tutuklu Lütfi Koç’un beynindeki kist büyüdü. Engelli çocuğunu ve hastalıklarını anlatan bir dilekçe ile AYM’ye başvuran Koç’un tahliye talebi reddedildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN
BOLD ÖZEL – Yaklaşık 1,5 yıldır cezaevinde bulunan hasta tutuklu Lütfi Koç’un, korona salgını nedeniyle 31 Mart 2020’de çekilecek beyin MR’ı 24 Haziran 2020’de çekildi. E-Nabız’a düşen sonuçlara göre, büyüklüğü daha önce 17 ve 15 mm olan kistlerin biri 16,5, diğeri 19 mm olarak tespit edildi. Heyet raporunun tamamlanması için 2,5 aydır hastaneye gidip gelmek zorunda kalan Lütfi Koç, 84 gündür karantinada. Bu süreçte ne havalandırılmaya çıkarıldı ne de televizyon ve su ısıtıcı gibi ihtiyaçları giderildi. Eşi Züleyha Koç’un verdiği bilgiye göre su ısıtıcısı daha geçen hafta alınabildi. Karın şişliği ve ağrısı şikayeti de bulunan Koç’un kanser olmasından şüphe ediliyor. Üstelik oğlu Muhammed Yahya yüzde 100 engelli. Tüm bunlara tahliye edilmeyen Koç’un tahliye talebini Anayasa Mahkemesi de reddetti.

LÜTFÜ KOÇ’UN 2 OCAK 2020 TARİHLİ İLK MR SONUCU

LÜTFÜ KOÇ’UN 24 HAZİRAN 2020 TARİHLİ İKİNCİ MR SONUCU

ÖZEL BİR YURTTA ÇALIŞIYORDU

Özel bir yurtta memur olarak çalıştığı için cemaat soruşturmaları kapsamında 2 Kasım 2018’de İzmir’de gözaltına alınan Lütfi Koç (46), oğlu Muhammed Yahya’nın durumu göz önünde bulundurularak 2 gün sonra denetimli serbestlikle bırakılmıştı. 7 ay sonra, 29 Nisan 2019’da duruşma için gittiği mahkemede tutuklanmasına karar verildi. 9 Temmuz 2019’da çıkarıldığı ilk mahkemede savunma yapamadan 8 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf Mahkemesi kararı bozdu, cezası 6 yıl 15 aya düşürüldü.

OĞLU ENGELLİ, KIZI KAS HASTASI

Lütfi Koç’un 5 yaşındaki oğlu Muhammed Yahya yüzde yüz ağır engelli. Epilepsi nöbetleri geçiriyor. Görmüyor, konuşamıyor, yürüyemiyor. Devamlı gergin ve güvende hissetmek için sürekli elinin tutulmasını istiyor. Uyku düzeni yok, bakıma muhtaç, devamlı birinin yanında olması gerekiyor. 11 yaşındaki kızında ise iki sene önce kas rahatsızlığı başladı ve Müsküler Distrofi (çocuklarda görülen kas erimesi) tanısı ile takibe alındı. Eğer kızı tedavi edilmezse yürüme fonksiyonlarını tamamen kaybedebileceği söylendi.

Çocuklarının durumu göz önünde bulundurularak ilk başta tutuklanmayan Lütfi Koç, şimdi de cezaevinde kendisinin sağlık sorunlarıyla ve karşısına çıkan engellerle mücadele ediyor. Önce kanserden şüphelenildi, sonra kasık fıtığı ortaya çıktı, daha sonra beyninde 2 kist tespit edildi. Doktorlar kasık fıtığından dolayı ameliyat olması gerektiğini ama beynindeki kistler nedeniyle bu ameliyatın çok tehlikeli olacağını, kalıcı felç geçirebileceğini söylüyor.

Lütfi Koç, bir görüş gününde ailesiyle birlikte.

DOKTOR KANSERDEN ŞÜPHELENDİ

Lütfi Koç tutuklanıp ilk gönderildiği İzmir Kırıklar Cezaevinde 1,5 ay sonra hastalandı. Birdenbire 20 kilo zayıfladı. Karın şişliği ve ağrısı şikayetiyle 10 Haziran 2019’da Yeşilyurt Hastanesine götürüldü. Kanserden şüphelendiğini söyleyen doktor 2-3 gün sonra kolonoskopi ve endoskopi için çağıracağını söyledi ama aradan bir yıl geçmesine rağmen hala çağrılmadı. 9 ay önce Menemen Cezaevine sevk edilen Lütfi Koç’ta bu sefer kasık fıtığı ortaya çıktı, ameliyat kararı verildi. Hastaneye götürülüp MR çekilince beyininde 2 kist tespit edildi. Anestesi uzmanı beynindeki kistler ve geçirdiği kısmi beyin felçleriyle nedeniyle fıtık ameliyatına izin vermedi. Cezaevine 98 kilo ile giren Koç, şu anda 60 kilo. Karnının sağ tarafı sürekli şiş. 14-13 saat kustuğu günler oluyor. Kendisinin ifadesiyle aylardır yarı yatalak durumda.

ANAYASA MAHKEMESİ REDDETTİ

Tutukluluğun sonlandırılması için çocuklarının ve kendisinin sağlık durumunu anlatan bir dilekçe yazıp Anayasa Mahkemesine (AYM) gönderen Lütfi Koç’a geçen hafta gelen cevapta “73/2 binaen hayati tehlikeniz olmadığından ve hastaneye de getirilip götürüldüğünde talebiniz reddedilmiştir” denildi. Karara itiraz eden Lütfi Koç, hastaneye getirilip götürülmesinin bir şey ifade etmediğini, tedavisinin yapılamadığını, üstelik çocuklarının durumunun göz önünde bulundurulmadığını söyleyen ikinci bir dilekçe yazdı.

Lütfi Koç, ilk yazdığı 23 Haziran 2020 tarihli dilekçesinde (aşağıda) ailesinden birçok kişiyi kanserden kaybettiğini, babasının kolon kanseri tedavisi gördüğünü söylüyor ve cezaevine girdiğinden bu yana yaşadıklarını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

 

60 KİLOYA DÜŞTÜ, HALÜSİNASYON GÖRMEYE BAŞLADI

Ailesinin ve avukatının verdiği bilgiye göre Lütfi Koç’un psikolojik durumu da iyi değil. Züleyha Koç, eşinin son sağlık durumuyla ilgili Bold Medya’ya konuştu:

“Kasık fıtığı nedeniyle karnın sağ tarafı çok şiş. Ameliyat edilmesi gerekiyor. Beynindeki kistler nedeniyle ameliyat olamıyor. 8 aydan fazladır gidiyor geliyor, maalesef bütün cerrahlar durumun çok kötü ama beynin ara ara kısmi felç geçiriyor. Bunu yaparsak anestezi izin vermiyor, kalıcı felç geçirme ihtimali çok yüksek diyor. Bu ameliyatı yapamayız diyerek geri gönderiyorlar. Avukatımız heyet raporu almaya çalışıyor. Eşim Anayasa Mahkemesine durumunu anlatan dilekçe yazmıştı. Oradan cevap geldi, hayati tehlikeniz yoktur diye. Pazartesi günü itiraz dilekçesi yazmış, çocuğumu göz önünde bulundurmamışsınız, hastaneye getirilip götürülmem bir şey ifade etmiyor, tedavim yapılmıyor, ilaç tedavim, ameliyatlarım yapılmıyor.

60 kiloya düştü. Karnının sağ tarafı çok şiş, fıtık o tarafta. Heyet raporu için 84 gündür karantina koğuşunda, sürekli hastaneye gidip geldiği için. 15 gün dolmadan kaç kere götürüldü. Mesela salı günü, günü doluyordu, o gün tekrar götürmüşler. 84 gündür hiç havalandırmaya çıkmadan, su ısıtıcısı, TV ihtiyaçları görülmeden yaşıyordu. En son geçen hafta su ısıtıcısı alabildik. 26 Ağustos’ta kapalı görüş vardı. ‘Koca kafalı, koca kulaklı biri geliyor yanıma Azılı katiller bile havalandırma çıkıyor, ben çıkamıyorum’ dedi. Bazen avukatımızı da ‘siz de bana düşmansınız’ diye kovalıyor. Bir hafta gayet iyi karşılıyor diğer hafta kovalıyor. Avukatımız da ruh ve beden durumunun iyi olmadığını söylüyor. Kistlerin psikolojik rahatsızlığa neden olabileceğini, hayatını büyük oranda etkileyeceğini doktor söylemişti. Sol gözünde de görme sıkıntısı var.”

Züleyha Koç, engelli oğlu Muhammed Yahya ve kas hastası kızıyla birlikte.

Muhammed Yahya’nın elini kim tutacak?

BOLD ÖZEL

2 milyar dolarlık patronluktan işçiliğe: Nakıboğlu ailesinin çökertilişi

Tüm varlığına el konulan Naksan Holding’in patronlarından Osman Nakıboğlu, depo işçisi olarak çalışıyor. Kızı at ahırı temizliyor. Bir Anadolu Kaplanı’nın yok edilişi…

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Havuz medyası tarafından milyonlarca doları yurt dışına kaçırdığı ve lüks yaşam sürdüğü iddia edilen Naksan Holding Yönetim Kurulu Üyesi Osman Nakıboğlu, 2,5 senedir Kaliforniya’da bir gıda deposunda çalışıyor. Ayrıca arabasıyla lokantalara gıda pazarlıyor, part time ne iş bulursa yapıyor. Holdingin içini boşaltıp yatırımlarını Amerika’ya taşıdığı ileri sürülen Nakıboğlu’nun pandemi döneminde ise geçinebilmek için işsizlik parası aldığı öğrenildi.

AKP hükumeti tarafından şirketlerine kayyum atanan ve 2 milyar dolar değerindeki mal varlığına el konulan Osman Nakıboğlu, bir depoda ağır yükleri taşımak için kullanılan Forklift araçların operatörlüğünü yaparken görüntülendi. Osman Nakıboğlu, ABD’ye yerleştikten sonra 2017’de üç ortaklı bir gıda şirketi kurmuştu ancak daha sonra bu ortaklıktan ayrıldığı ve yatırdığı paranın büyük bir kısmını da geri alamadığı belirtiliyor.

KIZI AT AHIRI TEMİZLİYOR

Osman Nakıboğlu’nun 2014’ten beri ABD’de yaşayan kızı ise at ahırı temizliyor. Oğlu Bahaeddin Nakıboğlu da Amazon’dan ürün alanlara reklam desteği vererek geçimini sağlıyor. Bahaeddin Nakıboğlu’nun ofis kiralama işi yaptığı Innoworld adlı şirket, tüm dünyayı sarsan koronavirüs salgının etkisiyle zarar etti ve kapandı.

Osman Nakipoğlu.

15 TEMMUZ’DAN SONRA KAYYUM ATANDI

Plastik, tekstil ve enerji sanayinde faaliyet gösteren Gaziantep’teki Naksan Holding’in temeli 1940’lı yıllarda atıldı. Nakıboğulları şehrin köklü ve zengin ailelerinden. Holding bünyesinde 7 bin kişi çalışıyorken kayyum döneminde bu sayı 3 bin 500’e düştü. 15 Temmuz’da sonra TMSF’ye devredilen Naksan Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Cahit Nakıboğlu 2 yıl cezaevinde kaldı. Oğulları Taner ve Emre Nakıboğlu hala cezaevinde. Taner Nakıboğlu 15, Emre Nakıboğlu 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Naksan Holding, 2014’ten itibaren kredilerin geri çağrılmasından dolayı şirketlerini küçültüp, şahsi mal varlıklarını satıp borçlarını kapatmaya çalıştı. Vakıflar Bankası’na olan borcun büyük bir kısmı bu şekilde ödendi. Bu satışlar, hala devam eden dava dosyasına “Naksan’ın içini boşaltıp ABD’ye para götürüldü” şeklinde girdi. Kayyumlar şirketin içi boşaltılmasını bu satışlara dayandırdı.

TMSF DÖNEMİNDE BORCU ARTTI

Şirketin borcu ise TMSF döneminde 7 milyar TL’ye çıktı. Naksan Holding’e kayyum atandıktan sonra, 2017 yılında holding çatısı altındaki Royal Halı’dan 22 milyon TL’lik halı çalınınca da kayyımlar değiştirilmişti.

Önceki gün satışa çıkarılan Naksan Holding’e müşteri çıkmadı. Bunun iki sebebi olduğu ifade ediliyor. Satış şartnamesinde holding bünyesindeki makinelerin değersiz gösterilmesi ve Naksan Holding ile Yargıtay’da bulunan dosya sonuçlanmadan, şirketlerin alelacele gerçek değerlendirilmeleri yapılmadan satışa sunulması.

51 ŞİRKETE EL KONULDU

Naksan Holding bünyesinde el konulan 51 şirketin adı geçiyor. 70-75 şirket yargılanıyor. 20’si Naksan Holding’e ait. Diğerleri yönetim kurulu üyelerinin şahsi şirketleri, ayrıca farklı kişilere ait şirketler de var. 27 Ekim 2020’de mahkemesi olan Osman Nakıboğlu, kendisiyle ilgisiz, başkalarına ait 30-40 şirketle yargılanmasına bir anlam veremiyor.

Naksan Holding’in yaptırdığı yurt, okul, üniversite binalarının açılışına Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Mehmet Şimşek, Kürşat Tüzmen gibi dönemin bakanları katıldı. Gülfer Nakıboğlu Kız Öğrenci Yurdu’nun açılışını 2009’da o dönem TBMM Başkanı olan Bülent Arınç yapmıştı.

 

Akın İpek: Bu dava ibret vesikası olarak okunacak

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Oğlu ile karantina hücresinde kalan anneden mektup var

3 hafta önce 3 yaşındaki oğlu ile hapse gönderilen Emine Köksal karantina hücresinden yazdı: “Küçücük bir çocuk için çok büyük değil mi bu yük? Bir topluluk nasıl bu kadar merhametsiz olabiliyor?”

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL 

2 Ekim 2020’de tutuklanıp oğlu Halid Metin ile birlikte Bursa Yenişehir Cezaevine gönderilen sınıf öğretmeni Emine Köksal karantina hücresinde geçirdiği 3 günü yazdı. 14 gün oğlu ile tek başlarına karantina süresinin dolmasını bekleyen Köksal, hayatının bir anda alabora olduğunu söyledi.

Oğlunun sürekli “Anne eve gidelim, evimizi özledim” dediğini aktaran Köksal, “Bir çocuğun kocaman dünyasını, hayallerini küçücük bir odaya sığdırdığını görmek çok zor. Evle ilgili hayallerin anlatırken inşallah eve gidebilirsek diye başlıyor artık cümlelerine. Anne şakacıktan burası bizim evimiz olsun diyor” dedi.

Dernek üyeliği bulunduğu için Cemaat soruşturmaları kapsamında 7 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Köksal, Halid 1 yaşındayken de gözaltına alınmış ve oğlunun küçük olması nedeniyle denetimli serbestlikle bırakılmıştı.

“BİR ÇOCUK İÇİN ÇOK BÜYÜK BİR YÜK DEĞİL Mİ?”

Cezaevi hücresine girdikten itibaren oğlunun “Anne neden geldik buraya?” “Burada ne yapacağız” “Bunlar kim?” diye aralıksız sorduğunu belirten Köksal, Halid Metin’in bir gün çok öfkelendiğini, kapıya tekmeler attığını, kapının açılmadığını görünce “Camdan atlayalım” dediğini aktardı. Köksal, “Terliklerimizi çıkar, ayakkabılarımızı giyelim, gidelim” diyor. Nezarette de aynısını yapmıştı. Ayakkabılarını alıp el sallamıştı. Konuşamıyordu daha. 3 yaşında küçücük bir çocuk için çok büyük değil mi bu yük? Sonra baktı kapı açılmıyor, “Camdan atlayalım” diyor. Ve ben yapılan tüm haksızlığa rağmen ona kaçmanın doğru olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Neden?” ifadelerini kullandı.

Köksal, bahçe saati geldiğinde ise oğlunun yine çok ağladığını ve “Anne taksiye binip gideceğim.” dediğini yazdı. Onu 1 saatlik havalandırma hakkı süresince olabildiğinde koşturup hareket ettirmeye çalıştığını da belirtti.

“BEYNİM ZONKLUYOR, BU ÇOCUK BURADA DURAMAZ”

Koğuş ve hücre ortamlarının çocuklar için hijyenik olmadığı biliniyor. Oğlunun banyo yapmak, tuvalete bile gitmek istemediğini aktaran Köksal, “Bu çocuk burada duramaz” dedikten sonra duvarlar dahil her yeri çamaşır suyuyla silmesine rağmen ortamın paslı ve kirli olduğunu söyledi.

31 yaşındaki Köksal, tutukluluğa itiraz dilekçesine red cevabı geldiği günü ise şöyle anlatıyor: “Bugün itiraz dilekçeme red cevabı geldi. Cezanın uygun olduğuna kanaat getirmişler. Beynim zonkluyor. Bir insan da değil bir topluluk nasıl bu kadar merhametsiz, vicdansız olabiliyor. Bir çocuğun hallerine, kör, sağır duyarsız olabiliyor.”

Emine Köksal’ın eşi Emin Köksal da 4 yıldır Bursa E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu. 8 yıl 9 ay hapis cezası verilen finans müdürü Emin Köksal’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Babası hapiste olan 3 yaşındaki Halit’in annesi de tutuklandı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Afyon Cezaevinde yaşananları Meclis’e şikayet etti hücreye atıldı

Tutuklu Hüseyin Torlak, Afyon Cezaevinden mektup yazarak TBMM İnsan Hakları Komisyonuna gönderdi. Cezaevinde kendilerine darp, cebir, psikolojik işkence yapıldığını yazdı. Bunun üzerine hücreye atılan Torlak, “Beni kurtarın” diye feryat etti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

6 Temmuz 2020’den bu yana Afyonkarahisar 2 Nolu T Tipi Cezaevinde tutuklu olan Hüseyin Torlak, insan haklarını ve sağlığını hiçe sayan kanunsuz koğuş aramasını TBMM İnsan Hakları Komisyonuna mektupla anlattığı için hücreye kapatıldı ve hakkında soruşturma başlatıldı.

MASKESİZ, ELDİVENSİZ KOĞUŞ ARAMASI

Afyon 2 Nolu T Tipi Cezaevi A-13 koğuşunda 21 Ağustos 2020’de arama yapıldı. Hüseyin Torlak’ın anlattığına göre bu aramada tüm koğuş insanlık dışı muamelelere, psikolojik işkenceye maruz kaldı. Salgın olduğu halde gardiyanlar koğuşa maskesiz ve eldivensiz girdi. Yataklarına ayakkabı ile basıldı. Namaz takkelerini pis zemine bırakmaları istendi. İbadet özgürlüğü ve hijyen özgürlüğü kısıtlandı.

Tüm bunlar olurken insan onurunu kırıcı hakaretlere ve bağırmalara maruz kaldılar. Kendilerine savaş esiri muamelesi yapıldığını ifade eden Torlak bunların  kurum idaresinin talimatıyla yapıldığını iddia ediyor.

DARP EDİLDİ, HASTANEYE GÖTÜRÜLMEDİ

İsmail Kılıç adlı tutuklu ise arama esnasında gardiyan tarafından kasıklarından darp edildi. Darbın etkisiyle gece uyuyamayan ve hastaneye gitmek isteyen Kılıç’ın bu talebi yerine getirilmedi. ‘Kalp krizi mi geçiriyorsun’ diye kendisiyle alay edildi. ‘Hastane dönüşünde 14 gün karantinada kalacaksın, telefon ve görüş hakkın olmayacak’ denilerek baskı da yapıldı.

Arkadaşının yaşadıklarına sessiz kalmak istemeyen Hüseyin Torlak, hem koğuş aramasında yapılanları hem de Kılıç’ın başına gelenleri anlattığı mektubu yazdıktan iki gün sonra 26 Ağustos 2020’de hakkında soruşturma açıldı. Soruşturma bitene kadar da tek başına B-41 koğuşunda kapatıldı.

“BAŞIMA GELEBİLECEK HER ŞEYİN SORUMLUSU İDAREDİR”

Savunması dahi alınmadan baskı politikası uygulandığını, psikolojisinin bozulduğunu ve intihar etmeyi düşündüğünü söyleyen Torlak dilekçesini şöyle bitirdi:

“Savunma bile vermeden baskı politikası uyguladılar. İfade hürriyetimi ve dilekçe yazma hürriyetimi engellemeye çalışmaktadır. Bununla da yetinmeyip yaptıkları insan hakları ihlallerine boyun eğmemi istemektedirler. Bu cezaevine geldiğimden beri psikolojimi bozdular. İntiharı bile düşünmeye başladım. Bu saatten sonra başıma gelebilecek her şeyin birinci sorumlusu Afyon 2 Nolu T Tipi Cezaevi idaresidir. Bir an önce beni kurtarmanızı ve cezaevi yönetimi hakkında gerekeni yapmanızı arz ederim.”

Torlak’ın bu dilekçeyi yazmasının üzerinden 2 ay geçtiği için son durumu hakkında herhangi bir bilgiye ulaşılamadı. Hala hücrede mi, başına bir şey geldi mi, sağlığı nasıl bilinmiyor. Hüseyin Torlak, cemaat soruşturmaları kapsamında üç yıldır tutuklu. 3 aydan beri de Afyon 2 Nolu T Tipi Cezaevinde kalan Torlak 8 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

“AFYON’A GELİP İNCELEME YAPMANIZI İSTİYORUM”

Hüseyin Torlak, TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na yazdığı ilk dilekçesinde komisyon üyelerini cezaevine davet etti ve devletin kurumunu babalarının çiftliği zannedenlerden hesap sorulmasını istedi:

“Bu insanlık dışı arama talimatını veren bütün cezaevi idaresinden şikayetçiyim. Darp, cebir, sözlü işkence, aşağıla suçlarından hepsine soruşturma açılmasını istiyorum. Kamu görevini kötüye kullanma suçundan cezaevi idare yönetiminin tamamı hakkında soruşturma açılmasını istiyorum. Komisyon olarak gelip Afyon 2 Nolu CİK’te olmayan insan haklarını incelemenizi istiyorum. Kanunlara göre hareket etmeleri gerekirken kanunları çiğneyip insanlara zulüm eden, devletin resmi kurumunu babalarının çiftliği zannedenlerden yaptıklarının hesabını sormanızı istiyorum.”

“HANİ İŞKENCE YOKTU, NELER OLUYOR?”

Torlak’ın 3 sayfalık mektubundan bazı bölümleri Twitter hesabından paylaşan TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyesi, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Adalet Bakanı’na “Afyon T2’de neler oluyor? @ctekurumsal  Hani işkence yoktu?” diye sordu. 

HÜSEYİN TORLAK’IN TBMM İNSAN HAKLARI KOMİSYONUNA GÖNDERDİĞİ MEKTUP

Hüseyin Torlak ikinci dilekçesinde ise ilk dilekçesinde anlattığı şikayetlerden sonra hücreye kapatılmasını ve haklarının elinden alınmasını anlatıyor. “Beni buradan kurtarın” diye feryat ediyor.

“Benimle namaz kıldıklarında anladım ki işkenceyi ibadet olarak görüyorlar”

 

 

Okumaya devam et

Popular