Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Ölüm raporundaki ‘doğal ölüm’ aile itiraz edince Kovid-19’a dönüştü

Mersin’de koronavirüs nedeniyle yaşamını yitiren işçiye hastanenin “doğal ölüm” raporu verdiği ancak ailenin itirazıyla el yazısı ile “Kovid-19” notu düşüldüğü ortaya çıktı. Bu skandal Kovid-19 ölümlerinin gizlendiği tezini güçlendirdi.

BOLD – Normalleşme süreciyle birlikte Kovid-19 vakaları ülke genelinde artarken Sağlık Bakanlığının açıkladığı rakamların gerçekliğine ilişkin tartışma da büyüyor. Testleri pozitif olmasına karşın resmi sistemde “doğal ölüm” olarak kaydedilen işçi hakkında düzenlenen raporda ailenin isteği üzerine el yazısıyla değişiklik yapıldı.

KORONALI HASTANIN ÖLÜMÜ DOĞAL DİYE İŞLENDİ

Anka’nın haberine göre Mersin’de salgının arttığı sanayide kronik hastalığına rağmen zorla çalıştırılan işçi E.K. rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırıldı. Testleri pozitif çıkan işçi Tarsus Devlet Hastanesinde 31 Ağustos’ta yaşamını yitirdi. Hastanenin düzenlediği ‘Ölüm Belgesi’nde işçinin “Ölümün Şekli” başlığı altında resmi sisteme “Bulaşıcı olmayan hastalık (Doğal Ölüm)” yazılması dikkat çekti. Ailenin itirazı üzerine “Ölüm Nedeni” bölümüne doktorun el yazısı ile “Kovid-19” yazısı eklendiği ve imzayla paraf atıldığı tespit edildi.

VERİLER TOPLUMDAN SAKLANIYOR

Mersin’de yaşanan skandala tepki gösteren CHP Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel, “İnsanlarımız hayatlarını kaybederken bu neyi gizleme çabası? Hiçbir tedbir alınmadan işçiler çalıştırılıyor. Hiçbir önlem alınmıyor. Ülkemizde vaka sayılarında yeni bir zirve yaşadığımız şu günlerde aklıselim hareket edilmesi gerekiyor” diye konuştu. Gökçel, “Bakanlığın verileri saklamasıyla alakalı en somut örnek. Normal ölüm yazınca ailenin itirazları neticesinde bir doktor ıslak imzayla gerçekleri ortaya koyuyor. Bakanlık, gerçek verileri vermiyor, toplumdan saklıyor” dedi.

AKP Sözcüsü Çelik Yunanistan konusunda Merkel ve AB’yi eleştirdi

Gündem

Türkiye hak ihlallerinde rekor kırdı

Anayasa Mahkemesinin yayımladığı bireysel başvuru istatistikleri hak ihlallerindeki acı tabloyu ortaya koydu. Resmi rakamlara göre AYM’nin esastan incelediği dosyaların yüzde 94’ünde hak ihlali kararı verildi. Adil yargılama hakkının ihlali ise yüzde 55’le ilk sırada yer aldı. İstatistikler 15 Temmuz 2016 sonrası OHAL’in başlamasıyla birlikte hak ihlali başvurularında patlama yaşandığını da gözler önüne serdi.

BOLD – Kapatılma riskiyle karşı karşıya kalan Anayasa Mahkemesi (AYM), Eylül 2012 ile Eylül 2020 arasını kapsayan 8 yıllık bireysel başvuru istatistiklerini yayımladı. Esastan incelenen 11 bin 124 dosyadan 10 bin 428’inde hak ihlali kararı verildi. Bu rakama göre esastan incelenen bireysel başvuruların yüzde 93,7’inde hak ihlali kararı verdi.

OHAL SONRASI TARİHİ ZİRVE

AYM’nin istatistikleri, tartışmalı 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra hak ihlalleri başvurularının katlanarak arttığını da ortaya koydu. 2012’de bin 342, 2013’te 9 bin 897, 2014’te 20 bin 578, 2015’te 20 bin 376 olarak gerçekleşen başvuralar adeta OHAL ile birlikte patlama yaşadı. Başvurular, 2016 yılında 80 bin 756, daha sonraki yıllarda ise sırasıyla 40 bin 530, 38 bin 186, 42 bin 971, 2020’nin Eylül ayı itibarıyla ise 30 bin 584 oldu.

İhlal kararı oranlarının yıllara göre dağılımına bakıldığında, 2018 yılı yüzde 21’le zirvede yer aldı. 2018’de toplam 2 bin 167 ihlal kararı verildi. 2020’de ise henüz eylül ayı itibarıyla hak ihlali payı yüzde 20 olarak gerçekleşti.

İhlal kararlarının hak ve özgürlüklere göre dağılımında ise adil yargılanma hakkının açık farkla ilk sırada yer alması dikkat çekti. İhlal kararlarının yüzdesel dağılımında ilk 5 sıra şu şekilde:

Adil yargılama hakkı: Yüzde 55 (5 bin 884)

Mülkiyet hakkı: Yüzde 25,9 (2 bin 758)

İfade özgürlüğü: Yüzde 5,7 (603)

Kötü muamele yasağı: Yüzde 3,4 (358)

Özel hayatın korunması hakkı: Yüzde 2,7 (288)

Okumaya devam et

Gündem

Hakan Şükür’ün babasına hapis cezası talebi

Eski milli futbolcu ve milletvekili Hakan Şükür’ün babası Selmet Şükür’ün cemaat üyeliği suçlamasıyla yargılandığı davada 1 yıl 13 aydan 15 yıla kadar hapsi istendi.

BOLD – Sakarya’da, eski futbolcu Hakan Şükür’ün babası Selmet Şükür’ün cemaat üyeliği iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine devam edildi.

Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık Selmet Şükür’ün cemaate yardım suçunu işlediğini savundu. Şükür’ün ‘silahlı terör örgütüne yardım’ suçundan 1 yıl 13 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Söz alan sanık avukatları, mütalaaya katılmadıklarını belirterek, esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için süre istedi. Sanık ve avukatlarına mütalaayı inceleyip esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için süre verilmesine hükmeden mahkeme heyeti, duruşmayı 15 Aralık’a erteledi.

Cemaat soruşturması kapsamında 2016’da gözaltına alınan Selmet Şükür, ertesi gün tutuklanmış, 25 Kasım 2016’da sağlık sorunları nedeniyle ev hapsi kararıyla tahliye edilmişti.

Öldürülen Azerbaycan askerleri haberinde Serdar Ortaç fotoğrafı

Okumaya devam et

Gündem

Boşanmış eşler merak ediyor; Ömür boyu nafaka bitiyor mu?

Zaman zaman eleştirilen ‘ömür boyu nafaka’ ödenmesi, Adalet Bakanlığı’nın çalışmasıyla bir kez daha gündeme geldi. ‘Ömür boyu nafaka’ya karşı olan bakanlık, alt ve üst sınır getirilmesini önerdi. Çalışmayla en az 2 en çok 6 yıl nafaka ödenmesi tavsiye edildi.

BOLD – Süre sınırlaması olmaksızın ölüme kadar yapılan nafaka ödemeleri için Adalet Bakanlığı yeni görüşmeler yaptı. Süre önerisinin ön plana çıktığı görüşmelerde alt sınırın 2, üst sınırın ise 6 yıl olması önerildi.

BAKANLIK ÖMÜR BOYU NAFAKAYA KARŞI

Kamuoyunda nafaka süresi ve nafaka miktarı konularında tartışmalar devam ediyor. 2 yıldır çalışmalarına devam eden Adalet Bakanlığı’ndan yeni bir öneri geldi. Öneride kesin çizgiler çizilmezken, taktir hakkının hakimlere bırakılması tavsiye edildi. Bu çerçevede “Süre koymak doğru değil, bazı boşanmalarda nafaka vermeye gerek yokken, bazı davalarda ömür boyu nafaka ödemek zorunda bırakılması gerekebilir. Bu konuda takdir hâkimlere bırakılmalı.” değerlendirmesi de yapıldı.

Hürriyet Gazetesi’nin haberine göre Bakanlık, daha önce yaptığı alternatifli çalışmada, ‘nafakanın 5 yıl süreli olması’, ‘evliliğin süresiyle sınırlandırılması’, ‘evliliğin yarısı kadar süreyle sınırlandırılması’ gibi önerilerde bulunmuştu.

Okumaya devam et

Popular