Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Cezaevinin nabzı ‘Kovuş Gaztesi’nde atıyor: Çekirdek piyasasında son durum ne?

Tutuklandığında kızı 27 günlüktü ve hastane yatıyordu. Moralini bozmadan 16 ay hapis yattı. Herkese neşe kaynağı oldu. Gazete bile çıkardı. İşte mühendislik öğrencisi Recep Gündüz’ün hikayesi…

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Bir hapis, bir hastane, bir de asker arkadaşlığı unutulmaz derler. 16 ay hapis yatan öğrenci Recep Gündüz o unutulmayacak arkadaşlardan biri. 6,5 ay Bilecik M Tipi Cezaevinde kalan Gündüz kader arkadaşlarını mutlu etmek için bir “Kovuş Gaztesi” hazırlamış.

Tahliye olunca dışarıya çıkarabildiği gazete, içeriden günlük yaşama dair haberler veriyor. Eğlenceli üslubuyla da dikkat çekiyor. “Hapiste kaldığım süre içinde her zaman dinamik, enerjik bir insandım. Oraya tabiri caizse oradaki insanlara moral vermek üzere gittiğimi düşündüm hep. O motivasyonla yaşadım” diyen Gündüz artık Fransa’da yaşıyor ve yine arkadaşları için kah Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, kah Birleşmiş Milletler’in önünde yapılan protestolara katılıyor.

“Elimde tuttuğum çiçek aslında bir turp. Çimlenmeye yüz tutmuş turpu bir pet şişeyi kesip altına biraz su koyarak yerleştirdim, her gün güneş yer değiştirdikçe onun da yerini değiştirdim, sonuçta yeşillendi, çiçek açtı. Birçok arkadaş onunla ilgilendi ve fotoğraf çektirdi. Çünkü koğuşumuzdaki tek yeşillik, tek çiçekti.”

TUTUKLANDIĞINDA KIZI 27 GÜNLÜKTÜ

Recep Gündüz, Cemaat soruşturmaları kapsamında 18 Eylül 2017’de tutuklandığında Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnşaat Fakültesinde mühendislik öğrencisiydi. Son sınıfta okuyordu. Aynı zamanda evli ve yeni doğmuş bir kız çocuğunun babasıydı. Kızı daha 27 günlüktü. Tutuklandığı sabahın gecesinde hastanedeydiler. Kızını götürmüşlerdi. Doktor, “durumu çok ciddi, sabaha çıkmayabilir” demişti ve hastaneye yatırmışlardı. Bebek bronşit olmuş ve nefes alamayacak hale gelmişti. Gece yarısı 2’ye kadar hastanede bekleyen karı-koca daha sonra evlerine döndüler. Çocukları sabaha çıkar mı çıkmaz mı, ne olacak diye düşünürken sabah kapılarını polis çaldı.

Recep Gündüz gözaltına alındı. Bir gün Bursa Emniyet Müdürlüğünde, 8 gün Bilecik’te nezarette kaldıktan sonra tutuklanıp Bilecik M Tipi Cezaevine gönderildi. Gündüz, 6,5 ay kaldığı Bilecik’te -daha sonra Düzce T Tipi Cezaevi’ne sevk edildi- hem kendi sıkıntısını unutmak hem de arkadaşlarına moral vermek için gazete hazırladı.

Gazetede yok yok. Gündem başlığı altında tahliye olanlardan ve tutuklananlardan haber veriliyor. KHK uzmanından yorumlar, çekirdek piyasasındaki son durum, Cevdet hocanın fetvaları ve daha neler neler. Bulmacasından akrostişine, spora kadar her şey düşünülmüş. Değişen Hayatlar dizisi bölümünde değişimler, dönüşümler, hapishanede razı olunan imkanlar ve anlar anlatılıyor.

AMELİYATLI HALİYLE 7 GÜN HÜCREDE KALDI

Sağlık köşesi ise cezaevi ve hastane arasında sıkışıp kalan, tedavileri geciktirilen ve hak ihlallerine uğrayan hasta tutukluların yaşadığı gerçekliğe ışık tutuyor. Köşedeki hikaye ise gerçek. Kalbine 6. stent takılmak üzere Eskişehir Osmangazi Tıp Fakültesi Hastanesine götürülen Necip Kardaş, iki süren operasyondan sonra Bilecik Cezaevi’nin kendisini gelip alacağı ana kadar Eskişehir Cezaevine sevk ediliyor. Burada tek kişilik hücreye konulan Kardaş, ameliyatlı haliyle bir hafta hücrede yaşamaya mecbur bırakılıyor. Kovuş Gaztesi’nde yer alan habere göre Kardaş, yaşadığı bu hak ihlalinden sonra koğuş arkadaşlarına “Ölsem de bir daha hastaneye gitmem” diyor.

Recep Gündüz: “Arkadaşlarıma tatlılar, meyve tabakları, yemekler hazırlıyordum. Maksat onları dinamik tutmaktı. Gazete fikri de öyle çıktı. Arkadaşları tebessüm ettirebilmek için ne yapabilir diye düşünürken ortaya çıktı. Daraldığım zamanlar tabi ki oldu. Özellikle mahkeme dönüşlerinde. Ama bir gün tahliye olacağıma inancımı hiç kaybetmedim.”

“SUDOKU BULMACASIYLA HABERLEŞİYORSUNUZ” DEDİLER

Recep Gündüz kabına sığmayan neşeli kimliğinin yanı sıra itiraz eden, boyun eğmeyen bir kişiliğe de sahip. Bu yüzden cezaevinde başı derde girmiş ve 3 gün hücre cezası almış. Ancak gelin görün ki infaz hakimliği onu haklı bularak cezasını sonlandırmış. Fitilini sudoku bulmacasının ateşlediği olayı Gündüz şöyle anlatıyor:

“Bilecik’te idare ve personelle yaşadığım sıkıntılardan dolayı 3 günlük hücre cezası verildi. İtiraz ettim. Sudoku bulmacasını çok seven bir arkadaşım vardı, birlikte çok çözerdik başka bir cezaevine nakil olunca orada çözemediği bir bulmacayı mektupla bana göndermiş. Ayrıca sodokuyu herkes çözdüğü için deftelerine çizmişti koğuştakiler. Cezaevi yönetimi de siz bunun üzerinden haberleşiyor musunuz, bu sizin gizli haberleşme ağınız mı diyerek koğuş araması yaptıklar. Sadece bizi değil, diğer koğuşları da aradılar. Üç kere geldiler. Birinde savcıyla, diğerinde jandarmayla. İçinde sudoku bulmacası olan gerek gazete, gerek defterimize çizip çözdüğümüz bulmacaları hepsini topladılar.

İçeride tuttuğum şiir ve günlük defterim vardı. Günlüklerimden birinde cezaevi personeliyle ilgili yazdığım cümlelerin hakaret olduğunu düşünerek hakkımda disiplin soruşturması açtılar. Neticesinde 3 günlük hücre cezası verdiler. İnfaz hakimliği beni haklı buldu. Defterim şahsi olduğunu, onların açıp okuyacağını söyleyerek hücre cezasını bozdu. Yönetim karara itiraz etti. Hakim tekrar bana hak verdi. Yönetim de beni sürgün etti. Tabiri caizse sürdüler. Düzce T Tipi Cezaevine. 9,5 ayda orada kaldım.”

MERİÇ YOLUNDA GASP VE DARP

Mahkemesi hala devam eden Recep Gündüz, tahliye olduktan sonra hemen üniversitesine gitti. Yarım kalan derslerini tamamladı ve 12 Eylül 2019’da son sınavıma girerek okulundan mezun oldu. 18 Eylül 2019’da ise Meriç üzerinden Yunanistan’a çıkmak üzere yola çıktı. Ancak Karaağaç’ta arkadaşıyla birlikte, oranın köylüsü olduğunu düşündükleri iki kişi tarafından gasp ve darp edildiler. Yüzlerinde maske, ellerinde pompalı tüfek ve bıçakla gelen kişiler neyi var neyi yoksa alıp gitti. Gelenler kendilerini asker olarak tanıtmış, hatta devriye gezen asker olduklarını söylemişti. “Geri dönmek zorunda kaldık.” diye Gündüz ve arkadaşı 6 gün sonra, 24 Eylül 2019’da tekrar şansını denedi ve bu kez geçmeyi başardılar.

Kız öğrencilere işkence: Külotunu indirip otur-kalk yaptırdılar!

 

 

 

 

Okumaya devam et
Reklamlar

BOLD ÖZEL

Cezaevinde bayıldıktan sonra beyin ölümü gerçekleşen KHK’lı öğretmen hayatını kaybetti

Bir KHK’lı öğretmen daha hayatını kaybetti. 30 aydır Siirt Cezaevinde tutuklu olan fizik öğretmeni Cengiz Karakurt geçen hafta karantina hücresinde bayılmıştı.

BOLD ÖZEL – Bir hafta önce cezaevinde bayılıp hastaneye kaldırılan KHK’lı öğretmen Cengiz Karakurt hayatını kaybetti. Aort yetmezliği olduğu için 10 yıl önce açık kalp ameliyatı olan Cengiz Karakurt, 15 Eylül sabahı tek kişilik karantina hücresinde baygın bir şekilde bulundu. Siirt Devlet Hastanesi’ne kaldırılan 41 yaşındaki öğretmen, hastanenin yoğun bakımında korona nedeniyle yer olmadığı için Siirt Özel Hayat Hastanesi’ne götürüldü. Bir haftadır yoğun bakımda yatan ve beyin ölümü gerçekleşen Karakurt, bu akşam üzeri öldü.

Bold Medya’ya konuşan eşi Hatice Karakurt, eşinin bir aydır hasta olduğunu, hastaneye götürüldüğünü ve her seferinde ‘üşütmüşsün’ deyip antibiyotik verilip gönderildiğini söylemişti. Karakurt, eşinin son kez 14 Eylül’de hastaneye götürüldüğünü ve cezaevinde kalmasında mahsur yoktur diye geri gönderildiğini de belirtmişti. Cengiz Karakurt, beyin ölümü gerçekleştikten bir gün sonra ise hemen tahliye edilmişti.

GERGERLİOĞLU: “MAHPUSLARIN HAYATI BÖYLE UCUZ OLMAMALI”

Cengiz Karakurt’un hastane sürecini takip eden HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Siirt Cezaevinde riskli hasta grubunda olan ve günlerdir yoğun bakımda yatan KHKlı mahpus Cengiz Karakurt Covid 19 nedeniyle bugün vefat etti. Yine önemli ihmaller ve ihlaller var! Mahpusların hayatı böyle ucuz olmamalı. Tek kişilik koğuştaydı!” dedi.

KHK İLE İHRAÇ EDİLDİ

Cemaat soruşturmaları kapsamında 16 Nisan 2018’de tutuklanan fizik öğretmeni Cengiz Karakurt, 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası İstinaf Mahkemesinde bulunuyordu. En son Batman’da bir ortaokulda görev yapan Karakurt ikinci KHK ile ihraç edilmişti.

Tutuklu KHK’lı öğretmen hücrede beyin kanaması geçirdi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Savcı cezaevindeki o gecenin tutanaklarını neden paylaşmıyor?

Tahliyesine 3 ay vardı. Hücrede ölü bulundu ancak ölüm nedeni hala sır… Komiser Yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun ailesi, sorumluların bulunmasını ve cezalandırılmasını istiyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

24 gün önce Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevinde hayatını kaybeden Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölümünün arkasındaki şüpheler hala giderilmedi. Suç duyurusunda bulunan ailesi, “Savcı o gece tutulan tutanakları kamuoyuyla neden paylaşmıyor” diye soruyor.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu da Adalet Bakanlığına bir soru önergesi vererek açıklama yapılmasını istedi.

YÜKSEK TANSİYON, ASTIM VE PANİK ATAK HASTASIYDI

Mustafa Kabakçıoğlu, Giresun Emniyet Müdürlüğünde komiser yardımcısıyken Ağustos 2016’da ihraç edildi. Aynı ay Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanıp Gümüşhane E Tipi Cezaevine gönderildi. Yüksek tansiyon ve astım hastası olan Kabakçıoğlu, bu süreçte aşırı kilo kaybetti. Panik atak hastalığı ortaya çıktı. Kanser ve Alzheimer hastalıkları olan annesinin durumunu defalarca mahkemeye sunarak tahliyesini talep eden Mustafa Kabakçıoğlu’nun dilekçeleri dikkate alınmadı. Dört yıldır cezaevinde olan Kabakçıoğlu’nun tahliye olmasına 3 ay kalmıştı.

Astım ve yüksek tansiyon hastası Kabakçıoğlu 20 Ağustos 2020’de koğuşta fenalaşınca hastaneye kaldırıldı. Çok öksürdüğü için dönüşte korona şüphesi nedeniyle karantina hücresine konuldu. 14 ve 16 yaşında iki çocuğu bulunan, 44 yaşındaki Kabakçıoğlu, karantinanın 9. gününde, 29 Ağustos 2020 sabahı hücresinde ölü bulundu. İddiaya göre sabaha kadar öksüre öksüre can verdi. Cenazesi, Trabzon Adli Tıp’a götürülen Kabakçıoğlu’na yapılan test sonucunda korona olmadığı ortaya çıktı. Samsun’dan Trabzon’a cenazeyi almaya giden ailesi Mustafa Kabakçıoğlu’nu Samsun’da defnetti.

Olayın şokunu üzerinden ancak atabilen aile bir hafta sonra Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek suç duyurusunda bulundu. Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölüm nedeninin araştırılmasını ve varsa sorumluların cezalandırılmasını istedi. Ancak henüz bir sonuç elde edilmiş değil.

SAVCI “AÇIKLAMA YAPACAĞIM” DEDİ

“Gelin cenazenizi alın” diye cezaevinden arandıklarında şok yaşadıklarını ve apar topar yola düştüklerini söyleyen Mustafa Kabakçıoğlu’nun amca oğlu Kaya Kabakçıoğlu, “Son zamanlarda astım bronşiti biraz artmıştı. 20 Ağustos 2020 tarihinde son telefon görüşmesi yaptığı günün gecesi saat 23.00 gibi acil servise kaldırılmış olduğunu sonradan öğrendik ve sonraki hakkı olan telefon görüşme günü olan 27 Ağustos Perşembe günü biz ailesini aramadı. Acile kaldırıldığı o geceden 9 gün sonra vefat haberini verdiler bize.” dedi.

Gümüşhane Cumhuriyet Savcısı Ahmet Tozluyurt ile 15 Eylül 2020’de görüştüklerini belirten Kaya Kabakçıoğlu, “Kendisi 16 Eylül Çarşamba günü basın toplantısı yoluyla açıklama yapacağım dedi ama hala herhangi resmi bir açıklama yapmadı. Bize 21 Eylül’de hastaneye götürdük dedi. Ama e-Nabız’da hastaneye götürüldüğüne dair herhangi bir belge yok. Savcı, ben ambulans çağırdım, ambulansın içinde oksijen verdik. Bunlar onların iddiaları. Her şey şüpheli.” diye konuştu.

“BİR HAFTA ÖNCE SAĞLIKLIYDI, BİZDEN KİTAP İSTEDİ”

Genç komiserin hastaneye götürülmediğini iddia eden Kabakçıoğlu, “Benim düşünceme göre ambulansın içinde tedavi yaptılar ve sonra tekrar cezaevine koydular. Çok öksürdüğü için de karantinaya aldılar ve 9. gün gece yarısı saat 2.30’da vefat ediyor. 5.45’te kapıyı açtıklarında ölü bulunuyorlar. Oturur vaziyetteymiş. Butona basmamış. Ya da bastı ise duyulmadı mı? Bilmiyoruz tabi, bunların hepsi soru işareti. Bir hafta öncesi telefon konuşmalarında sağlıklı konuşan, okumak için bizlerden kitap isteyen, bu dört yılda açık öğretim lisans programını yüksek puanlarla bitirip diplomasını alan, dört ay sonra bitecek ceza sonrası yapmak istediği hayallerden bahsederken ani vefat etmesi bizlerde büyük şüpheler uyandırmıştır.” ifadelerini kullandı.

“CESEDİNİ PİS BİR BATTANİYEYE SARMIŞLARDI”

Kaya Kabakçıoğlu

Bold Medya’ya konuşan Kaya Kabakçıoğlu, amca oğlunun vefatından sonra Trabzon Adli Tıp’ta yaşadıklarını ise şöyle anlattı:

“Sabahleyin bizi aradılar, Mustafa Kabakçıoğlu vefat etti, gelin cenazesini alın diye. Biz de apar topar Samsun’dan Gümühane’ye yola çıktık. Yarı yolda aradılar. Trabzon Adli Tıp’a götürdük, oraya gelin dediler. Gittik. Biz vardığımızda cenaze arabası yeni gelmişti. Bir tek beni aldılar içeri. Cesedini pis bir battaniyenin içine sarmışlardı. Adli tıpa cenazesi getirmişlerdi, ellerinde herhangi bir belge de yoktu. Oradaki görevli de cenazeyi getiren görevlilere bağırdı. ‘Bütün pis işlerinizi biz mi temizleyeceğiz. Ölümü için herhangi bir yazı yazılmamış, bir şey yapılmamış.’ dedi. Orada korona testi yapıldı. Sonuç negatif çıktı. Ölmeden önce kendisine ne tür bir tedavi uygulandı, ne yapıldı bilmiyoruz. Otopsi yapıldı. Sonucu henüz belli olmadı. Korona çıkmayınca defin için bana yazı verdiler. Cenazemizi alıp Samsun’da defnettik.”

“KAMUOYUNDAN SAKLANAN BİR ŞEY Mİ VAR?”

Bir hafta sonra Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına gidip suç duyurusunda bulunan Kabakçıoğlu ailesi şu sorulara cevap verilmesini istiyor:

1. Mustafa Kabakçıoğlu’nun Gümüşhane cezaevinde, kapatıldığı tek kişilik karantina hücresinde öksüre öksüre ölümünden haberdar mısınız? Eğer haberdarsanız biz ailesine neden 24 gündür açıklama yapılmıyor?

2. Kamuoyundan saklanan bir şey mi var? Ağır hasta olduğuna Tanık olabilecek dahil hiçbir koğuş arkadaşlarının ve cezaevi personelinin bugüne kadar neden ifadesine başvurulmadı?

SAVCI “TEK KİŞİLİK HÜCRE” LAFINDAN RAHATSIZ OLDU

3. Mustafa Kabakçıoğlu rahatsızlığını bildirmesi üzerine ne gibi önlemler alındı? Yüksek tansiyon hastası olduğu bilinmesine rağmen Mustafa Kabakçıoğlı, neden tek kişilik hücreye alındı? Koğuştan sorumlu ceza infaz memurları tarafından nöbetçi cezaevi doktoruna götürüldü mü? Revirdeki doktor gördü ise ne teşhis koydu, ne gibi ilaçlar verdi? Bu süreçteki tıbbi müdahaleleri neden paylaşılmıyor, şüpheleri üzerinize çekiyorsunuz?

4. Olayla ilgili sosyal medyada haber sitelerinde kullanılan “tek kişilik hücre” lafından rahatsız olan Cumhuriyet savcısı Ahmet Tozluyurt, neden hücre olmadığını ispatlayacak kamera görüntü ve diğer belgeleri paylaşmıyorsunuz? Neden şüpheler bırakıyorsunuz?

5. En basit tıp bilgisine vakıf olanların da bildiği üzere tıpta durup dururken ölüm yoktur, peki Mustafa Kabakçıoğlu neden öldü? 20 Ağustos’ta fenalaşıp acile kaldırıldığı ve doktor gözetiminde tutulması gerektiği halde neden cezaevine gönderilmiştir? Hastaneden tekrar cezaevine gönderilen Mustafa Kabakçıoğlu’nun vefatından kim sorumludur? İlk başta Kovid-19 tedavisine başlanılmadı, daha sonra Kovid-19 olmadığı anlaşıldığında neden kendi koğuşunda götürülmedi? Hasta tutukluyu tek başına hücrede bırakmak, yakın gözetim altında tutmamak ölüme terk etmek değil midir?

“İDARİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI MI?”

6. Adalet Bakanlığı ve Ceza Tevkifevleri bu skandal olay sonrası Gümüşhane E Tipi Ceza ve İnfaz Kurumu görevlileri hakkında idari soruşturma başlattı mı? Sorumlular hakkında yaptırım uygulanacak mı? Soruşturma başlattıysa kimler sorgulandı? O geceki nöbetçi savcı tutulan tutanakları kamuoyuyla neden paylaşmıyor?

7. Bizler Kabakçıoğlu ailesi ve yakınları defalarca sorup hiç cevap alamadığımız soruları tekrar tekrar soracağız ta ki vicdanları rahatlatacak, karanlıkta kalan soruları aydınlatacak açıklamalar ilgili ve sorumlu yetkililerden gelene kadar.”

CEZAEVİNDE HAYATINI KAYBEDEN MAHPUS SAYISI KAÇ?

Genç komiserin ölümünü kamuoyuna duyuran ve olayın ilk günden beri takipçisi olan HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün cevaplaması için bir soru önergesi verdi. Kabakçıoğlu ailesinin iddialarının doğru olup olmadığının araştırılmasını isteyen Gergerlioğlu önergesinde şu sordu:

“Mustafa Kabakçıoğlu isimli yurttaşın ölüm nedeni nedir? Ölümüyle ilgili açılmış bir soruşturma var mıdır? Neden tek kişilik koğuşa alınmıştır? Neden hastaneye sevk edilmemiştir? Halen cezaevinde kalan ve Mustafa Kabakçıoğlu’nun rahatsızlığına benzer şikayetleri olan mahpus sayısı kaçtır? Bu kişilerin aynı şekilde cezaevinde ölmemesi için ne yapılması gerekmektedir? Son 5 yılda cezaevinde hayatını kaybeden mahpus sayısı kaçtır? Cezaevlerine güveni sarsan bu ve benzeri olayların tekrarlanmaması güvenin tekrar tesisi için hükumetinizin alacağı önlemler nelerdir?”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Dünya Enes Kanter’e uygulanan sansüre inanamadı!

Boston Celtics’in Miami Heat ile oynadığı Doğu Konferansı finalinin 2. maçında Türk spikerlerin uyguladığı sansür dünya basınına konu oldu. Arap ve Polonya basını skandal sansürü bakın nasıl haber yaptı…

MUHAMMET ALİ TOKSOY – BOLD MEDYA

3 senedir Enes Kanter’in maçlarını yayınlanmayan S Sport kanalı, Boston-Miami arasında oynanan Doğu Konferansı Final Serisi’ni yayınlamaya karar verdi. Maçı ESPN kanalı için anlatan ABD’li spiker başarılı Türk yıldıza övgüler yağdırırken S Sport sunucuları Uğur Ozan Sulak ve Kaan Kural, maçta 9 sayı, 6 ribaundla oynayan Enes Kanter’e sansür uygulayarak adını ağızlarına bile alamadı.

S Sport kanalının uygulamış olduğu bu sansür dünya çapında haber olmaya devam ediyor. Polonya’nın en büyük ve en prestijli spor gazetesi Przegląd Sportowy’nin başarılı muhabiri Jakub Wojczyński olayı Polonyalı basketbolseverler için haberleştirdi.

NBA ve Avrupa Basketbolunu yakından takip eden tecrübeli gazeteci, geniş kapsamlı bir yazı kaleme alarak, Enes Kanter’e uygulanan komik sansürü görmek için Türkçe bilmenize gerek yok ifadelerini kullandı. Avrupa Kupası maçları için Türkiye’ye de gelen ve Enes Kanter’in son yıllarda yaşadıklarını haberinde anlatan Jakub Wojczyński, yazısını NBA yıldızının düşüncelerini aktararak bitirdi:

“Türkiye diktatörün eline bırakılmamalı. Eğer Türk hükumetini eleştirirsen kötü birisin. Ben sadece özgürlük, demokrasi ve insan hakları için savaşıyorum. İnsanlar benim hikayemi NBA’de oynadığım için biliyor ama Türkiye’de hikayeleri benimkinden çok daha kötü olan binlerce aile var. Pek çok insan bana basketbola odaklanmamı ve siyaseti bırakmamı söyledi, ancak söylediklerim kesinlikle siyaset değil.”

ARAPÇA NBA TWITTER HESABI ŞAŞIRDI

Twitter üzerinden Arapça yayın yapan ve yaklaşık 100 bin takipçisi olan NBA hesabı Enes Kanter’e uygulanan sansürü şaşkınlıkla karşıladı. Doğu Finalinde Enes Kanter’in ribaund aldığını, sayılar attığını ancak Türk spikerlerin Boston Celtics maçı 4 kişi oynuyormuş gibi davrandığını ifade etti ve görüntüleri takipçileriyle paylaştı. İşte o tweet:

Enes Kanter’in Miami Heat karşısındaki ribaund ve sayılarını, ABD’li spikerler ile Türk spikerlerin karşılaştırmalı anlatımıyla, aşağıdaki YouTube linkinden izleyebilirsiniz.

 

 

Okumaya devam et

Popular