Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Kız öğrencilere işkence: Külotunu indirip otur-kalk yaptırdılar!

Uşak’ta gözaltına alınan bir kız öğrenci Bold Medya’ya konuştu: “İki kez çıplak aramaya maruz kaldım. Pantolonu tamamen çıkarttırdılar. İç çamaşırımı dizlerime kadar indirip otur-kalk yaptırdılar. Bunu hem İzmir’de hem de Uşak’ta yaşadım.”

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Geçen hafta Uşak’ta Cemaat soruşturmaları kapsamında 23’ü kız öğrenci olmak üzere toplam 27 kişi gözaltına alındı. Yer olmadığı için Uşak KOM ve Asayiş Şube’de 5 gün kalan öğrenciler 4 Eylül’de Uşak Adliyesinde mahkemeye çıkarıldı. Öğlen 13.30’da başlayan mahkeme 18.00’de bitti ve 22 öğrenci yurt dışı çıkış yasağıyla serbest bırakıldı. 1’i öğrenci olmak üzere 5 kişi ise tutuklandı. Öğrenciler 5 gün boyunca avukatlarıyla sadece resmi ifadeleri alınırken görüşebildi. Onun dışında özel görüşmek isteyenlerin talepleri reddedildi. Ayrıca öğrencilerle “özel mülakat” adı altında resmi olmayan, psikolojik baskının çok fazla boyutta olduğu görüşmeler yapıldı. Bir öğrenci bu sorgu sırasında 3 kez bayıldı, dışarı çıkarılıp hava aldırıldıktan sonra sorgusuna devam edildi.

Hepsi Uşak Üniversitesi öğrencisi olan ve serbest bırakıldıktan üç gün sonra kendisini toparlayabilen bir kız öğrenci (kimliğini güvenlik gerekçesiyle gizli tutuyoruz) yaşadıklarını Bold Medya’ya anlattı. Kadın polisler tarafından 2 kez çıplak aramadan geçirilen öğrenci, külotunu dizine kadar indirdiklerini ve otur-kalk hareketi yaptırdıklarını söyledi. Tutuklananlar arasında bulunan, yeni ameliyatlı, 30 yaşındaki Büşra Elbüken’in yaşadıklarına da yakından tanıklık eden öğrencinin anlattıkları, Türkiye’de işkencenin geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.

Nerede, nasıl gözaltına alındınız? İlk nereye gittiniz?

Gözaltına alınmam bile benim için büyük bir şok oldu. Bizi ilk Bozyaka’ya (İzmir) götürdüler. Sabah 09.00 gibi Bozyaka’daydık. Orada sadece bir kişiyi tanıyordum. 13-14 kız vardık. Bozyaka’daki polisler bize iyi davrandı. Sadece şu çok sıkıntı oldu. Başörtülerimizi açtırdılar. Benden öncekiler tülbent ile duruyorlardı. Ben boneyle kalmak zorunda kaldım. Biraz direndim ama kabul etmediler. “Benim karım da gelse buraya” aynı muameleye tabi olacak dedi.

Erkek polisler mi başınızı açtırdılar?

Orada hem kadın hem erkek memurlar var. Zaten nezarethaneler 7/24 kamera ile izleniyor, bizi kadınlar nezarethaneye götürse dahi erkekler izliyordu. Yürüme alanında bizi görüyorlardı. Ben gömlek giymiştim, yakalarını kaldırıp kendimi örtmeye çalıştım ama onu yapamayanlar da vardı.

Arama yaparken neler yaşadınız?

Arama yapılırken soyunduk. Üst tarafımda bady ve üst iç çamaşırı kaldı. Yani üst iç çamaşırımı kaldırıp sırtıma ve ön tarafıma baktılar. Sütyenimizi kaldırarak elle kontrol ettiler. Eldivenle yaptılar bunu. Saçıma baktılar. Toka, yüzük vs. demir, metal varsa aldılar.

Belden aşağınızı nasıl aradılar?

Altta pantolonu tamamen çıkarttırıyorlar. İç çamaşırınızı dizlerinize kadar indirip otur kalk yaptırdılar. Dokunma yok ama ben body’yi biraz aşağı doğru indirip mahrem yerimizi kapattım ama bazı arkadaşlara ona bile müsaade etmediler.

Nasıl yani, bir saniye anlamadım? Külodunuzu mu çıkarttırdılar?

Evet, indirmek zorunda kaldık ve ayaktayken otur kalk pozisyonu yaptırdılar (derin bir nefes alıyor)… Sebebini bilmiyorum. Bunu herkese yapıyorlarmış. Uşak’ta da yaptılar. Ben belden aşağıyı body ile saklayabildim, beni görmediler diyebilirim ama o bile psikolojik olarak çok yoran ve kıracı bir durumdu.

Görüp görmemesi önemli değil, sizi üzmek istemem ama bu yaptıkları işkence. Ve çok büyük bir haksızlık.

Evet öyle, atlattım diyebilirim… Yapacak bir şey yok, yaşamamız gerekiyormuş demek ki. İleride hukuksal olarak hakkımı arayacağım. Bu arada ilk gözaltına alındığımızda İzmir’de darp raporu için bizi hastaneye götürdüler. Çok detaylı bir şekilde kontrol edildik. Yeşilyurt Hastanesinde de korona testi yaptılar.

Çıplak arama yaparken, özel gününde olan öğrenciler var mıydı? 

Beni tek başıma bir odada kadın polis aradı. Öyle bir şeye tanık olmadım ama öğrenciler arasında özel gününde olanlar vardı. Tek tuvalet vardı ve herkes orayı kullanmak zorundaydı. Oradan biliyorum. Bana çıplak arama yapıldı ama herkese yapıldı mı bilmiyorum, mesela özel gününde olan öğrencilere otur-kalk yaptırdılar mı, ne yaşadılar bilmiyorum.

Uşak’a ne zaman gittiniz?

16.30’a kadar nezarethanelerde kaldık. Yemeklerimizi verdiler. O konularda ne İzmir’de ne Uşak’ta bir sıkıntı yoktu. Aç bırakılma, susuz kalma gibi. Allah var, bu konuda haklarını yiyemem. Resmi evraklar hazırlanınca Uşak KOM Şube’den büyük bir otobüsle geldiler. 12 kişiydik yanlış hatırlamıyorsam, önce Manisa Emniyet’e gittik, oradan 1 kişiyi aldık, Salihli Emniyet’e gittik, oradan da 1 kişiyi aldık. 14 kişi Uşak’a teslim edildik. Yarımız KOM Şube’ye, diğer yarı Asayiş Şube’de kaldık. Arama muayenesi Uşak’ta da yapıldı. Toplamda 27 kişi gözaltına alınmış sanırım.

Aynı şekilde çamaşırınızı yine mi çıkardınız?

Evet dizlere kadar indirip ve 3 defa otur kalk yaptık. İlk gece ifadelerimiz alınmadı. Zaten gece 23.00 gibi varmıştık oraya. Sabah ifadeler başlandı. Normalde bizim gözaltı sürecimiz savcılığın talimatıyla 4 gündü. Ama biz 5 gün kaldık. Bunun usulsüz olduğunu avukatlar mahkemede söyledi. Çünkü biz nezarethaneden çıkış yaptığımıza dair imzaları attık. Ona rağmen adliye nezarethanesinde gözaltında kalmaya devam ettik.

İfadeler alınırken ne yaşadınız?

Bizi pazartesi aldılar. Salı günü ifade vermeye başladık. Normalde avukatla ifadeye girmemiz gerekiyormuş. Ama bilmiyorduk. Kızlar zaten 19, 20, 21 yaşında. Hayatlarında hiç böyle bir şey yaşamamış. Ben de dahil. Nerede susma hakkımızı kullanmamız gerektiğini bilmediğimiz için bizi kamerası olan avukat görüşme odasına aldılar. KOM Şube’de oluyor bu olay. Bu odada tabiri caize ikna odası gibi hiç bizimle alakası olmayan suçları bize atmaya çalıştılar.

Mesela ne dediler?

Biz zaten iki yıldır sizi takip ediyoruz. Neyin ne olduğunu biliyoruz. Her şey bizim elimizde mevcut, sadece bunları senin onaylamanı istiyoruz, dediler. Avukat görüşmesinden önce ön görüşme adı altında çok psikolojik baskı yaptılar. Ben de orada kendimi ifade etmeye çalıştım. Bir öğrenci 3 kez bayılmış.

Bunu kendisi mi anlattı, duydunuz mu? Gerçi annesinin ses kaydını yayınladık. Gerçekliği var bu olayın.

Duydum. Kendisiyle daha konuşamadım. Herkes köşesine çekildi. Bazı arkadaşlara uzun süre psikolojik baskı yapıldı. 3,5-4 sat süren ön görüşmeler olmuş. Herkes çekiniyor, korkuyor.

Avukatlarınızla görüştürülmediğiniz doğru mu? 

Şöyle: Salı günü “ön görüşme” yaparken yanımızda avukat yoktu. Sonra resmi ifademi verirken avukatımı çağırdılar. Bir de mahkemeye çıkmadan 1-2 saat önce bir odada görüştük. Benim avukatım talep etmedi ama diğer öğrencilerin avukatları müvekkilleriyle görüşmek istemiş, gözaltı süresi boyunca. Onlara izin verilmediğini biliyorum.

İfade verirken ne sordular size?

Ben 2016’da üniversiteye girdim. Kaldığım evin örgüt evi, beni de örgüt üyesi olmakla itham ettiler. O evi ben kendim kiraladım. Böyle bir şey olamaz dedim. Kesinlikle böyle bir şey yoktu. Ben zaten Uşak’ı tanımıyordum. İnternet üzerinden emlakçı buldum. Bu ön görüşmeye girenler yüksek rütbeli insanlardı. Belki başkomiser, amir artık bilemiyorum. Bu yüzden bana çok baskı yapıldı.

İfadeye zaten avukatımızla girdik. O zaman psikolojik baskı vs. hiçbir şey yaşatmadılar. Soru sordular, cevapladım bitti. Zaten önce özgeçmişle başladık. Nerede okudun, devlet okulu mu özel mi, dershaneye gittin mi? Yurtlarında kaldın mı? Aboneliklerin var mı? Birkaç isim sordular, hiç kimseyi tanımıyordum. Ailenden soruşturma geçiren var mı, diye de sordular.

Nezarethanede kimlerle kaldınız?

Nezarette üç kişiydik. Şüpheli şahısla aynı markete girdi diye gözaltına alınmış insanlar vardı. Türkmen vatandaşı Al Jamal adlı bir kıza çok psikolojik baskı yapıldığını ve tartakladıklarını duydum.

Gözaltındayken yeni ameliyatlı Büşra Elbüken’in ile konuşmuşsunuz. O neler anlattı?

Kendisi öğrenci değil. Sadece 1-2 saat konuşabildik. Ama inanılmaz yorucu bir hikayesi vardı. 2 sene önce gözaltına alınmış. 11 ay boyunca Uşak Cezaevinde yatmış, 6 yıl 3 ay ceza almıştı. Aynı koğuşta kaldığı kişilerin ailesiyle görüşmesi ve koğuştaki arkadaşlarına mektup yazması “örgütsel motivasyon” adlı altında bir suçlama olarak karşısına çıkmış. Zaten kendisi 28 Ağustos 2020 Cumartesi Günü ameliyat olmuş. Göğüslerinde kitle varmış, her ikisinden de operasyon geçirmiş.

Ne kitlesi, kanser mi?

Hayır kanser gibi kötü bir hastalık değil. Biri yağ bezesi, diğerini bilmiyorum. Kanserden bahsetmedi. Dikişlerinin birkaç günde bir pansuman olması gerekiyorken hiçbir şekilde pansuman yaptıramadı. Uşak’ta darp raporu için hastaneye götürdüklerinde doktora ameliyatlı olduğunu ve dikişlerinin acımaya, bandajlarının açılmaya başladığını söylemiş. Darp raporu veren doktor, ‘bu beni alakadar eden bir durum değil, ben sadece darba bakıyorum’ deyip pansuman yaptırmasını reddetmiş. Kendisi acılar içindeydi. İniltileri aklıma kazındı. Hafızamdan çıkmıyor. Savunmasını anlattı, söyledikleri beni çok duygulandırdı açıkçası.

Ne demiş savunmasında?

Suçlamalara cevap verdikten sonra şu ifadesi beni çok üzdü. “Sayın hakime hanım siz burada benim özgürlükle mahkumiyetim arasındaki kararı değil, yaşamımla ölümüm arasındaki kararı vereceksiniz.” Bunu duyunca ben çok hüzünlendim…. (sesi titriyor). Kendisi o kadar metanetli o kadar dimdik ki, zaten gözaltına alınırken ayakkabıyla değil terlikle gelmişti. Cezaevine terlikle almıyorlar o yüzden terlik giydim dedi. Tutuklanacağınızı nereden biliyorsunuz, çok güzel kendinizi savundunuz, belki bırakırlar diyorum. Bugün ‘suç’ kabul edilen ne banka ne Bylock, hiçbir şey yok. Adresi belli. Ailesiyle yaşıyor. Ameliyat olmuş, kaçma şüphesi yok. Tutuklanmazsınız dedim. Ama o, tutuklanacağımı biliyorum, dedi. Elinde kağıtlar vardı. Bunlar ne, dedim? Ameliyat sonrası raporların ve reçetelerin fotokopisini çektirmiş. Antibiyotik kullandığım için bu raporu istiyorlar, bunsuz bana ilaç vermezler cezaevinde diye, reçetesini hazır getirmişti yanında. Söylemek istediğim bir şey daha var.

Tabi buyurun söyleyin…

Bazı polisler bize iyi davrandı. Yeme içme noktasında hiçbir sıkıntı yaşamadık. Bir öğrenci tutuklandı. Ona da çok üzüldüm. O kadar güzel bir kızdı ki, o kadar metanetli ve dimdik ki, ben tahliye olmama sevinemedim, onun tutuklanmasına üzüldüm (Sesi titriyor).

Gözaltındaki 22 kız öğrenci serbest bırakıldı, 5 kişi tutuklandı

 

BOLD ÖZEL

Cezaevinde bayıldıktan sonra beyin ölümü gerçekleşen KHK’lı öğretmen hayatını kaybetti

Bir KHK’lı öğretmen daha hayatını kaybetti. 30 aydır Siirt Cezaevinde tutuklu olan fizik öğretmeni Cengiz Karakurt geçen hafta karantina hücresinde bayılmıştı.

BOLD ÖZEL – Bir hafta önce cezaevinde bayılıp hastaneye kaldırılan KHK’lı öğretmen Cengiz Karakurt hayatını kaybetti. Aort yetmezliği olduğu için 10 yıl önce açık kalp ameliyatı olan Cengiz Karakurt, 15 Eylül sabahı tek kişilik karantina hücresinde baygın bir şekilde bulundu. Siirt Devlet Hastanesi’ne kaldırılan 41 yaşındaki öğretmen, hastanenin yoğun bakımında korona nedeniyle yer olmadığı için Siirt Özel Hayat Hastanesi’ne götürüldü. Bir haftadır yoğun bakımda yatan ve beyin ölümü gerçekleşen Karakurt, bu akşam üzeri öldü.

Bold Medya’ya konuşan eşi Hatice Karakurt, eşinin bir aydır hasta olduğunu, hastaneye götürüldüğünü ve her seferinde ‘üşütmüşsün’ deyip antibiyotik verilip gönderildiğini söylemişti. Karakurt, eşinin son kez 14 Eylül’de hastaneye götürüldüğünü ve cezaevinde kalmasında mahsur yoktur diye geri gönderildiğini de belirtmişti. Cengiz Karakurt, beyin ölümü gerçekleştikten bir gün sonra ise hemen tahliye edilmişti.

GERGERLİOĞLU: “MAHPUSLARIN HAYATI BÖYLE UCUZ OLMAMALI”

Cengiz Karakurt’un hastane sürecini takip eden HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, “Siirt Cezaevinde riskli hasta grubunda olan ve günlerdir yoğun bakımda yatan KHKlı mahpus Cengiz Karakurt Covid 19 nedeniyle bugün vefat etti. Yine önemli ihmaller ve ihlaller var! Mahpusların hayatı böyle ucuz olmamalı. Tek kişilik koğuştaydı!” dedi.

KHK İLE İHRAÇ EDİLDİ

Cemaat soruşturmaları kapsamında 16 Nisan 2018’de tutuklanan fizik öğretmeni Cengiz Karakurt, 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosyası İstinaf Mahkemesinde bulunuyordu. En son Batman’da bir ortaokulda görev yapan Karakurt ikinci KHK ile ihraç edilmişti.

Tutuklu KHK’lı öğretmen hücrede beyin kanaması geçirdi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Savcı cezaevindeki o gecenin tutanaklarını neden paylaşmıyor?

Tahliyesine 3 ay vardı. Hücrede ölü bulundu ancak ölüm nedeni hala sır… Komiser Yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun ailesi, sorumluların bulunmasını ve cezalandırılmasını istiyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

24 gün önce Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevinde hayatını kaybeden Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölümünün arkasındaki şüpheler hala giderilmedi. Suç duyurusunda bulunan ailesi, “Savcı o gece tutulan tutanakları kamuoyuyla neden paylaşmıyor” diye soruyor.

HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu da Adalet Bakanlığına bir soru önergesi vererek açıklama yapılmasını istedi.

YÜKSEK TANSİYON, ASTIM VE PANİK ATAK HASTASIYDI

Mustafa Kabakçıoğlu, Giresun Emniyet Müdürlüğünde komiser yardımcısıyken Ağustos 2016’da ihraç edildi. Aynı ay Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanıp Gümüşhane E Tipi Cezaevine gönderildi. Yüksek tansiyon ve astım hastası olan Kabakçıoğlu, bu süreçte aşırı kilo kaybetti. Panik atak hastalığı ortaya çıktı. Kanser ve Alzheimer hastalıkları olan annesinin durumunu defalarca mahkemeye sunarak tahliyesini talep eden Mustafa Kabakçıoğlu’nun dilekçeleri dikkate alınmadı. Dört yıldır cezaevinde olan Kabakçıoğlu’nun tahliye olmasına 3 ay kalmıştı.

Astım ve yüksek tansiyon hastası Kabakçıoğlu 20 Ağustos 2020’de koğuşta fenalaşınca hastaneye kaldırıldı. Çok öksürdüğü için dönüşte korona şüphesi nedeniyle karantina hücresine konuldu. 14 ve 16 yaşında iki çocuğu bulunan, 44 yaşındaki Kabakçıoğlu, karantinanın 9. gününde, 29 Ağustos 2020 sabahı hücresinde ölü bulundu. İddiaya göre sabaha kadar öksüre öksüre can verdi. Cenazesi, Trabzon Adli Tıp’a götürülen Kabakçıoğlu’na yapılan test sonucunda korona olmadığı ortaya çıktı. Samsun’dan Trabzon’a cenazeyi almaya giden ailesi Mustafa Kabakçıoğlu’nu Samsun’da defnetti.

Olayın şokunu üzerinden ancak atabilen aile bir hafta sonra Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek suç duyurusunda bulundu. Mustafa Kabakçıoğlu’nun ölüm nedeninin araştırılmasını ve varsa sorumluların cezalandırılmasını istedi. Ancak henüz bir sonuç elde edilmiş değil.

SAVCI “AÇIKLAMA YAPACAĞIM” DEDİ

“Gelin cenazenizi alın” diye cezaevinden arandıklarında şok yaşadıklarını ve apar topar yola düştüklerini söyleyen Mustafa Kabakçıoğlu’nun amca oğlu Kaya Kabakçıoğlu, “Son zamanlarda astım bronşiti biraz artmıştı. 20 Ağustos 2020 tarihinde son telefon görüşmesi yaptığı günün gecesi saat 23.00 gibi acil servise kaldırılmış olduğunu sonradan öğrendik ve sonraki hakkı olan telefon görüşme günü olan 27 Ağustos Perşembe günü biz ailesini aramadı. Acile kaldırıldığı o geceden 9 gün sonra vefat haberini verdiler bize.” dedi.

Gümüşhane Cumhuriyet Savcısı Ahmet Tozluyurt ile 15 Eylül 2020’de görüştüklerini belirten Kaya Kabakçıoğlu, “Kendisi 16 Eylül Çarşamba günü basın toplantısı yoluyla açıklama yapacağım dedi ama hala herhangi resmi bir açıklama yapmadı. Bize 21 Eylül’de hastaneye götürdük dedi. Ama e-Nabız’da hastaneye götürüldüğüne dair herhangi bir belge yok. Savcı, ben ambulans çağırdım, ambulansın içinde oksijen verdik. Bunlar onların iddiaları. Her şey şüpheli.” diye konuştu.

“BİR HAFTA ÖNCE SAĞLIKLIYDI, BİZDEN KİTAP İSTEDİ”

Genç komiserin hastaneye götürülmediğini iddia eden Kabakçıoğlu, “Benim düşünceme göre ambulansın içinde tedavi yaptılar ve sonra tekrar cezaevine koydular. Çok öksürdüğü için de karantinaya aldılar ve 9. gün gece yarısı saat 2.30’da vefat ediyor. 5.45’te kapıyı açtıklarında ölü bulunuyorlar. Oturur vaziyetteymiş. Butona basmamış. Ya da bastı ise duyulmadı mı? Bilmiyoruz tabi, bunların hepsi soru işareti. Bir hafta öncesi telefon konuşmalarında sağlıklı konuşan, okumak için bizlerden kitap isteyen, bu dört yılda açık öğretim lisans programını yüksek puanlarla bitirip diplomasını alan, dört ay sonra bitecek ceza sonrası yapmak istediği hayallerden bahsederken ani vefat etmesi bizlerde büyük şüpheler uyandırmıştır.” ifadelerini kullandı.

“CESEDİNİ PİS BİR BATTANİYEYE SARMIŞLARDI”

Kaya Kabakçıoğlu

Bold Medya’ya konuşan Kaya Kabakçıoğlu, amca oğlunun vefatından sonra Trabzon Adli Tıp’ta yaşadıklarını ise şöyle anlattı:

“Sabahleyin bizi aradılar, Mustafa Kabakçıoğlu vefat etti, gelin cenazesini alın diye. Biz de apar topar Samsun’dan Gümühane’ye yola çıktık. Yarı yolda aradılar. Trabzon Adli Tıp’a götürdük, oraya gelin dediler. Gittik. Biz vardığımızda cenaze arabası yeni gelmişti. Bir tek beni aldılar içeri. Cesedini pis bir battaniyenin içine sarmışlardı. Adli tıpa cenazesi getirmişlerdi, ellerinde herhangi bir belge de yoktu. Oradaki görevli de cenazeyi getiren görevlilere bağırdı. ‘Bütün pis işlerinizi biz mi temizleyeceğiz. Ölümü için herhangi bir yazı yazılmamış, bir şey yapılmamış.’ dedi. Orada korona testi yapıldı. Sonuç negatif çıktı. Ölmeden önce kendisine ne tür bir tedavi uygulandı, ne yapıldı bilmiyoruz. Otopsi yapıldı. Sonucu henüz belli olmadı. Korona çıkmayınca defin için bana yazı verdiler. Cenazemizi alıp Samsun’da defnettik.”

“KAMUOYUNDAN SAKLANAN BİR ŞEY Mİ VAR?”

Bir hafta sonra Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına gidip suç duyurusunda bulunan Kabakçıoğlu ailesi şu sorulara cevap verilmesini istiyor:

1. Mustafa Kabakçıoğlu’nun Gümüşhane cezaevinde, kapatıldığı tek kişilik karantina hücresinde öksüre öksüre ölümünden haberdar mısınız? Eğer haberdarsanız biz ailesine neden 24 gündür açıklama yapılmıyor?

2. Kamuoyundan saklanan bir şey mi var? Ağır hasta olduğuna Tanık olabilecek dahil hiçbir koğuş arkadaşlarının ve cezaevi personelinin bugüne kadar neden ifadesine başvurulmadı?

SAVCI “TEK KİŞİLİK HÜCRE” LAFINDAN RAHATSIZ OLDU

3. Mustafa Kabakçıoğlu rahatsızlığını bildirmesi üzerine ne gibi önlemler alındı? Yüksek tansiyon hastası olduğu bilinmesine rağmen Mustafa Kabakçıoğlı, neden tek kişilik hücreye alındı? Koğuştan sorumlu ceza infaz memurları tarafından nöbetçi cezaevi doktoruna götürüldü mü? Revirdeki doktor gördü ise ne teşhis koydu, ne gibi ilaçlar verdi? Bu süreçteki tıbbi müdahaleleri neden paylaşılmıyor, şüpheleri üzerinize çekiyorsunuz?

4. Olayla ilgili sosyal medyada haber sitelerinde kullanılan “tek kişilik hücre” lafından rahatsız olan Cumhuriyet savcısı Ahmet Tozluyurt, neden hücre olmadığını ispatlayacak kamera görüntü ve diğer belgeleri paylaşmıyorsunuz? Neden şüpheler bırakıyorsunuz?

5. En basit tıp bilgisine vakıf olanların da bildiği üzere tıpta durup dururken ölüm yoktur, peki Mustafa Kabakçıoğlu neden öldü? 20 Ağustos’ta fenalaşıp acile kaldırıldığı ve doktor gözetiminde tutulması gerektiği halde neden cezaevine gönderilmiştir? Hastaneden tekrar cezaevine gönderilen Mustafa Kabakçıoğlu’nun vefatından kim sorumludur? İlk başta Kovid-19 tedavisine başlanılmadı, daha sonra Kovid-19 olmadığı anlaşıldığında neden kendi koğuşunda götürülmedi? Hasta tutukluyu tek başına hücrede bırakmak, yakın gözetim altında tutmamak ölüme terk etmek değil midir?

“İDARİ SORUŞTURMA BAŞLATILDI MI?”

6. Adalet Bakanlığı ve Ceza Tevkifevleri bu skandal olay sonrası Gümüşhane E Tipi Ceza ve İnfaz Kurumu görevlileri hakkında idari soruşturma başlattı mı? Sorumlular hakkında yaptırım uygulanacak mı? Soruşturma başlattıysa kimler sorgulandı? O geceki nöbetçi savcı tutulan tutanakları kamuoyuyla neden paylaşmıyor?

7. Bizler Kabakçıoğlu ailesi ve yakınları defalarca sorup hiç cevap alamadığımız soruları tekrar tekrar soracağız ta ki vicdanları rahatlatacak, karanlıkta kalan soruları aydınlatacak açıklamalar ilgili ve sorumlu yetkililerden gelene kadar.”

CEZAEVİNDE HAYATINI KAYBEDEN MAHPUS SAYISI KAÇ?

Genç komiserin ölümünü kamuoyuna duyuran ve olayın ilk günden beri takipçisi olan HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün cevaplaması için bir soru önergesi verdi. Kabakçıoğlu ailesinin iddialarının doğru olup olmadığının araştırılmasını isteyen Gergerlioğlu önergesinde şu sordu:

“Mustafa Kabakçıoğlu isimli yurttaşın ölüm nedeni nedir? Ölümüyle ilgili açılmış bir soruşturma var mıdır? Neden tek kişilik koğuşa alınmıştır? Neden hastaneye sevk edilmemiştir? Halen cezaevinde kalan ve Mustafa Kabakçıoğlu’nun rahatsızlığına benzer şikayetleri olan mahpus sayısı kaçtır? Bu kişilerin aynı şekilde cezaevinde ölmemesi için ne yapılması gerekmektedir? Son 5 yılda cezaevinde hayatını kaybeden mahpus sayısı kaçtır? Cezaevlerine güveni sarsan bu ve benzeri olayların tekrarlanmaması güvenin tekrar tesisi için hükumetinizin alacağı önlemler nelerdir?”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Dünya Enes Kanter’e uygulanan sansüre inanamadı!

Boston Celtics’in Miami Heat ile oynadığı Doğu Konferansı finalinin 2. maçında Türk spikerlerin uyguladığı sansür dünya basınına konu oldu. Arap ve Polonya basını skandal sansürü bakın nasıl haber yaptı…

MUHAMMET ALİ TOKSOY – BOLD MEDYA

3 senedir Enes Kanter’in maçlarını yayınlanmayan S Sport kanalı, Boston-Miami arasında oynanan Doğu Konferansı Final Serisi’ni yayınlamaya karar verdi. Maçı ESPN kanalı için anlatan ABD’li spiker başarılı Türk yıldıza övgüler yağdırırken S Sport sunucuları Uğur Ozan Sulak ve Kaan Kural, maçta 9 sayı, 6 ribaundla oynayan Enes Kanter’e sansür uygulayarak adını ağızlarına bile alamadı.

S Sport kanalının uygulamış olduğu bu sansür dünya çapında haber olmaya devam ediyor. Polonya’nın en büyük ve en prestijli spor gazetesi Przegląd Sportowy’nin başarılı muhabiri Jakub Wojczyński olayı Polonyalı basketbolseverler için haberleştirdi.

NBA ve Avrupa Basketbolunu yakından takip eden tecrübeli gazeteci, geniş kapsamlı bir yazı kaleme alarak, Enes Kanter’e uygulanan komik sansürü görmek için Türkçe bilmenize gerek yok ifadelerini kullandı. Avrupa Kupası maçları için Türkiye’ye de gelen ve Enes Kanter’in son yıllarda yaşadıklarını haberinde anlatan Jakub Wojczyński, yazısını NBA yıldızının düşüncelerini aktararak bitirdi:

“Türkiye diktatörün eline bırakılmamalı. Eğer Türk hükumetini eleştirirsen kötü birisin. Ben sadece özgürlük, demokrasi ve insan hakları için savaşıyorum. İnsanlar benim hikayemi NBA’de oynadığım için biliyor ama Türkiye’de hikayeleri benimkinden çok daha kötü olan binlerce aile var. Pek çok insan bana basketbola odaklanmamı ve siyaseti bırakmamı söyledi, ancak söylediklerim kesinlikle siyaset değil.”

ARAPÇA NBA TWITTER HESABI ŞAŞIRDI

Twitter üzerinden Arapça yayın yapan ve yaklaşık 100 bin takipçisi olan NBA hesabı Enes Kanter’e uygulanan sansürü şaşkınlıkla karşıladı. Doğu Finalinde Enes Kanter’in ribaund aldığını, sayılar attığını ancak Türk spikerlerin Boston Celtics maçı 4 kişi oynuyormuş gibi davrandığını ifade etti ve görüntüleri takipçileriyle paylaştı. İşte o tweet:

Enes Kanter’in Miami Heat karşısındaki ribaund ve sayılarını, ABD’li spikerler ile Türk spikerlerin karşılaştırmalı anlatımıyla, aşağıdaki YouTube linkinden izleyebilirsiniz.

 

 

Okumaya devam et

Popular