Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gaziler isyanda: Başında şarapnel göğsünde mermi ile ayrıma maruz kalıyorlar

Terörle mücadelede yaralanan ancak yüzde 40 maluliyet şartını sağlamadığı gerekçesi ile gazi sayılmayan 20 bin kişi var. Başında şarapnel, göğsünde mermi ile yaşamaya çalışan mağdurlar, gaziler arası ayrımın bir an önce kaldırılmasını talep ediyor.

BOLD – Türkiye’de terörle mücadelede yaralananların gazi sayılabilmesi için yüzde 40’lık iş göremez raporu gerekiyor. Bu koşul vücutlarının farklı yerlerinden yaralanan 20 bin insanın hâlihazırda mağduriyet yaşamasına yol açıyor. Sözcü’den Fatma Vurgun’a konuşan Malul Sayılmayan Gaziler Derneği Başkanı Mesut Kılıçarslan, ayrımcılığın ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı.

TIRNAĞI KIRILAN GAZİ OLUYOR YA PARMAĞI KOPAN?

Kılıçarslan, 25 Haziran 1994’te Kato Dağı’ndaki bir operasyonda el yapımı bombanın patlaması sonucu parmaklarını kaybetmiş. Gözündeki şarapnel parçaları duruyor. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) tedavi gördüğünü aktardı: “Parmaklarım en uygun yerden kesildi. Gözlerime ise müdahale edip şarapnel parçalarını çıkaramadılar. Bir buçuk ay tedavi gördüm. Gözümde şarapnel parçası ile yaşamamı istediler. Gazi olamadın dediler. Tırnağı kırılan gazi oluyor da parmakları kopan neden gazi olamıyor?”

AĞIR METAL ZEHİRLENMESİ YAŞIYORMUŞUM

Malul sayılmayan gazilerden Ayhan Dertli de 1995’te Kuzey Irak’ta mayın patlaması neticesi yaralandı. Vücuduna 500 şarapnel isabet etti. 428’ini hâlâ taşıyor ve ağır metal zehirlenmesi yaşıyor. “Zehirlenmeyi 2013’te tesadüfen öğrendim. Bayılma, kusma baş ağrısı oluyordu ara ara. Ağır metal zehirlenmesiymiş. Bu sebepten çocuklarım engelli olmuş. Her geçen gün ölüyorum. Evden helalleşerek çıkıyorum. Devlet hâlen sen gazi değilsin diyor. Bu vaziyette temizlik görevlisi olarak çalışıyorum” dedi.

VÜCUDUMDAKİ İZLER TATİLDE OLMADI

6 Mayıs 1994’te saldırıya uğrayan askerlere desteğe giden Abidin Şimşek’in de içinde bulunduğu araç pusuya düşürüldü. Araçtaki 10 Mehmetçik’ten 2’si kurtuldu. Şimşek de onlardan, “5 kurşun yedim ve her tarafım şarapnel parçasıydı. 1 haftadan fazla komada kaldım. L4 ve L5 bel kemiklerim kırıldı. Altı ay düzgün yürüyemedim. Sağlam raporu verip ‘Komando olamaz’ dediler. 70 gün eksiğim var diye askere gönderdiler. 2007’de gazilik hakkımı iptal ettiler. Vücudumdaki izler tatil yaparken mi oldu?”

KIZIMA BAĞCIKLI AYAKKABI ALAMIYOR ZİRA EĞİLİP BAĞLAYAMIYORUM

Askerliğini 1998’de yedek subay olarak yapan Tuncay Subaşı, görevinin bitimine 10 gün kala Kuzey Irak’ta teröristlerle girdiği çatışmada ağır yaralandı. Göğsünde ve başındaki şarapneller sebebiyle başını öne eğemiyor, nefes almakta zorlanıyor. Yaşadıklarını şöyle özetledi: “Hastanede, komutanımız geldi ve ‘Tuncay asteğmenim, sen artık bizim kahraman gazimizsiniz’ dedi. Ama 20 yıldır uzuv kaybım yok diye gazi değilim. 10 yaşında bir kızım var. Bağcıklı ayakkabı alamıyorum ona çünkü eğilip bağlayamıyorum. En azından cuma namazlarını ayakta kılmak istiyorum ama alnımı secdeye indiremiyorum. Kızımı göğsüme yaslayamıyorum, kalbimde mermi var ama gazi değilim işte…”

İstanbul’da Bylock operasyonu: Bebekli annelerin de olduğu 28 kişi gözaltına alındı

Gündem

MİT yine adam kaçırdı: Beni takip ediyorlar telefonum kapanırsa savcılığa başvur

İran’a gitmek için geldiği İstanbul’da uçağını kaçıran Bahtiyar Fırat, otele gitmek için bindiği takside kaçırıldı. Savcılığa başvuran ailesine önce “MİT’te” sonra “Bilmiyoruz” dendi.

BOLD – Tahran’a gitmek üzere Hakkari’den İstanbul’a gelen servis şoförü Bahtiyar Fırat, İstanbul Havalimanındaki pasaport kontrolü sırasında polis tarafından gözaltına alınmak istendi. MİT’e teslim edilmek üzere gözaltına alındığı belirtilen Fırat’ın bir süre sonra yanlış anlaşılma olduğu belirtilerek serbest bırakıldığı öğrenildi. Olup bitene anlam veremeyen Fırat uzayan işlemler yüzünden uçağı kaçırınca otele gitmek üzere taksiye bindi. Yolda takip edildiğini anlaya Fırat eşini arayarak: “Beni takip ediyorlar, telefonum kapanırsa savcılığa başvur.” dedi.

ŞU AN NEREDE NE YAPIYOR BİLMİYORUM

13 Ekim gecesinden beri bir daha eşinden haber alamayan eşi Esra Fırat, “O geceden beri kendisinden haber alamıyoruz. Eşim bir suç işlemişse bile şu an nerede olduğunu, sağlığını ve akıbetinin ne olduğunu bana söylesinler. Bir haftadır savcılık tek bir açıklama yapmadı. Eşim şu an nerede ve ne yapıyor bilmiyorum. ” dedi.

ÖNCE MİT’TE SONRA BİLMİYORUZ DEDİLER

Bahtiyar Fırat’ın talimatı doğrultusunda savcılığa başvuran ailesine savcılıktan ilk önce, “Bahtiyar’ı MİT gözaltına almış, sabırlı olun” denildi. Daha sonra dosyaya el koyan başsavcılık, Bahtiyar Fırat’ın nerede olduğunu bilmediklerini, soruşturmanın devam ettiğini söyledi.

YİNE BİR KAÇIRILMA VAKASI

HDP Kocaeli Milletvekili ve Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu, 7 gündür kendisinden haber alınamayan Bahtiyar Fırat için sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. Kaçırılma vakalarının rutin hale geldiğini vurgulayan Gergerlioğlu: “Yine bir kaçırma vakası!!! Yüksekovalı Bahtiyar Fırat İstanbul’da kaçırıldı 13 Ekim 2020 günü eşini arayarak takip edildiğini, eğer kaçırılırsa Savcılığa gitmesi gerektiğini söyledi Savcılık, işlem yapmıyor, açıklama yok! Öncekilerden bildiğimizin aynısı!” dedi.

YUSUF BİLGE TUNÇ’TAN 452 GÜNDÜR HABER YOK

Cemaat soruşturmaları kapsamında Savunma Sanayi Müsteşarlığındaki görevinden ihraç edilen Yusuf Bilge Tunç, 6 Ağustos 2019’da Ankara’da kaçırıldı. Güpegündüz başkentin göbeğinde kaçırılan Tunç’tan ailesi 452 gündür haber alamıyor. Tunç’un nerede olduğuna ilişkin bugüne kadar hiçbir açıklama da yapılmadı.

Aile boyu tutukluluğa isyan: Ekmek su vermeyin, ot bulur ot yeriz

Okumaya devam et

Gündem

Madenci eşinin çığlığı: Ekmek asmayacaksınız para vereceksiniz!

Soma’daki eylemde bir madenci eşi, MHP’nin askıda ekmek kampanyasına tepki gösterdi. Milletvekillerine seslenen kadın, “600 tane adam belki 25 bin lira para alıyorlar. Askıya ekmek asıyorlar. Ekmek asmayacaksınız arkadaşım para vereceksiniz ki millet kendi ekmeğini kendi götürecek” dedi.

BOLD – Manisa’nın Soma ve Ermenek’in Karaman ilçelerindeki maden işçileri, ödenmeyen ücretleri ve kıdem tazminatları için Ankara’ya yürüme eylemi başlattı. Soma’daki işçiler Salihli’ye ulaşırken burada bekleyişlerini sürdürüyorlar.

Soma’da yürümek isteyen işçilerin aileleri ve geride kalan arkadaşları da destek amacıyla basın açıklaması yaptı. Maden kazasında ayağını kaybeden İdris Sarıkaya ve gözünü kaybeden Ali Kandemir Soma Meydanı’ndaki eylemde konuştu. Sarıkaya, Salihli yürüyüşüne kendisinin de katıldığını ve gece yarısı jandarma tarafından gözaltına alındıklarını hatırlatarak, “Sabahın 5’inden öğlenin birine kadar aç susuz karakolda bekletildik. Çıkan gözün, kopan bacağın bedeli bu mu” diye sordu.

GELECEK NESİLLER BİZİM GİBİ MAĞDUR OLMASIN

“Bu kopan bacağın, çıkan gözün bedelini ödeyecekler” diyen Sarıkaya, gelecek nesillerin kendileri gibi mağdur olmaması için eylem yaptıklarını vurguladı “Ben eşimin eline pazar parası veremiyorum. Evimin giderlerini karşılayamıyorum. Bana 525 lira engelli maaşı bağladılar. Bu mudur adalet” diye konuştu.

Eşi madenci olan bir kadın da TBMM’deki milletvekillerine şöyle seslendi: “600 tane adam belki 25 bin lira para alıyorlar. İkisinin maaşıyla zaten benim adamın tazminatı ödenir. Askıya ekmek asıyorlar. Ekmek asmayacaksınız arkadaşım para vereceksiniz ki millet kendi ekmeğini kendi götürecek” dedi.

Kadın, çocuğunun jandarmadan korkar hale geldiğini kaydederek “Nasıl korkmayacak, babasını gözaltına alıyorlar” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Okumaya devam et

Gündem

Fincancı’dan Bakan Fahrettin Koca’ya ‘birlik ve beraberlik’ dersi

Türk Tabipler Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “Vatandaşımızın moralini bozmaya kimsenin hakkı olamaz” sözlerine cevap verdi: “Birlik ve beraberliği korumak için gerçekleri söylemek gerekir.”

BOLD – Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), koronavirüs salgınının sağlık çalışanlarında yarattığı psikolojik etkilere dikkat çekmek için ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Sağlıkçıların yükleri günden güne arttığı halde hak ettikleri saygıyı bile göremeyip idarecileri tarafından ‘kendilerini hastalandırmak’la suçlanıyorlar. Bulaştırıcı olup olmadıkları hakkındaki bilgisizliğin verdiği kaygı içinde kaldılar. Hastalanan sağlık çalışanlarının göreve dönmelerinin hemen ardından ani ölümleriyle karşılaşılması, tıbbi yönden ‘göreve başlama’ ölçütlerinin uygulanmasında duyarlık gösterilmediğinin göstergelerindendir” denildi.

Ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı ve asistanı hekimlerin pandemi servislerinde pratisyen hekim olarak görevlendirildiğine dikkat çekildi. “Bu uygulama, çok sayıda uzman adayının eksik eğitimine yol açmakta, ruh sağlığı sorunu olan bireylerin tedavilerinde aksamalara neden olmaktadır” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, Sağlık Bakanlığına çağrı yapılarak şunlar dile getirildi: “Sağlık çalışanlarının tükenmelerini önlemek amacıyla ruh sağlığı yönünden tarama çizelgeleri ve psikiyatrik muayenelerle izlenmeleri gereklidir. Alınacak önlemler ile beraber tükenmişliğin önüne geçebilir.”

Ortak açıklamanın ardından konuşan Fincancı, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın verileri doğru açıklamadığına yönelik eleştirilere verdiği “Vatandaşımızın moralini bozmaya kimsenin hakkı olamaz” sözlerine net cevap verdi:

“Birlik ve beraberliği korumak için gerçekleri söylemek gerekir. Gerçekler olmadığında sorunun boyutunu göremiyoruz.”

Fincancı, geçen ay 900 hekimin istifa ettiğini açıkladıklarını anımsatarak “Aslolan tükenmeyi engellemek” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Popular