Bizimle iletişime geçiniz

Politika

AYM tartışmalarına Abdullah Gül de girdi: Özgürlükçü üyeler saldırı altında, hayretle karşılıyorum

Anayasa Mahkemesi etrafında dönen tartışmalara değinen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: “Özgürlükçü kararlarına ‘evet’ diyen üyeleri saldırı altında, hayretle karşılıyorum” ifadelerini kullandı.

BOLD – Yerel mahkemenin, Anayasa Mahkemesinin (AYM) Enis Berberoğlu kararını tanımamasının ardından başlayan tartışmalar, AYM Üyesi Engin Yıldırım’ın ‘AYM’nin ışıkları yanıyor’ paylaşımıyla doruğa çıktı. Bir süredir İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, MHP Lideri Devlet Bahçeli ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eleştirdiği AYM’nin seçim kanununda yapılması planlanan değişiklikler için engel görülüp hedefe konulduğu yorumları yapılıyor.

T24 yazarı Murat Sabuncu AYM tartışmalarını, bazı üyelerini atayan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile konuştu.

TAYYİP BEY BİR OYLA KURTULDU

Bir dönem parti kapatan yasakçı bir AYM olduğunu hatırlatan Gül: “Çok militan bir laiklik anlayışından dolayı 20 yaşındaki kız çocuklarına başörtüsüyle üniversiteye girmeyi yasak etmişti, yayınladığı, aldığı içtihat kararlarıyla. Böyle bir mahkeme benim iki partimi de kapattı. AK Parti iktidardayken, çoğunluğu varken bir oyla kapatılmaktan kurtuldu. Yani Tayyip Bey, birçok önemli insan yasaklı hale gelmekten bir oyla kurtuldu. O zamanki Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın bile kıymeti bilinmedi. Bir oyla AK Parti kapatılmaktan kurtuldu, böyle bir Anayasa Mahkemesi vardı” dedi.

HÜCUM EDİLİYOR

İki dönemi karşılaştıran Gül: “Bugünkü özgürlükçü davranıyor diye hücum ediliyor. Anayasa Mahkemesi, AİHM içtihatlarıyla karar veriyor diye üstüne gidiliyor ve Anayasa Mahkemesi’ne hücum ediliyor. AYM’nin bütün özgürlükçü kararlarına ‘evet’ diyen üyeleri saldırı altında. Anayasa Mahkemesi Başkanı bütün kararlarda gayet istikrarlı bir şekilde özgürlükçü durmuş. Mahkeme üyesi hakim; gözü kapalı hareket eder, o kim bu kim diye değil, olaya bakar. Bu olay AK Parti’yle ilgili olur, bu olay Cumhuriyet Halk Parti’siyle ilgili olur, bu olay Enis Berberoğlu’yla ilgili olur veya bu olay başkasıyla ilgili olur. Önemli olan olayı değerlendirmesi, olayları özgürlükçü değerlendiriyorlar diye AYM’yi bugün yerden yere vurmayı hayretle karşılıyorum açıkçası” ifadelerini kullandı.

Gül konuşmasına şöyle devam etti: “Mahkemenin çoğunluğuna baktığınızda, benim atadıklarım var, Tayyip Bey’in atadıkları var. Ayrıca AYM ülke için sigorta. Şu açıdan sigorta, yürütme, idare, hükümetler yanlışlar yapabilirler. Bazen çok öfkeyle hareket edebilirler. Ama olay soğuduktan sonra bunun Anayasa Mahkemesi gibi bir mahkeme tarafından düzeltilmesi hükümetlerin de işine gelir. Dolayısıyla bu kıymeti bilmek lazım.

Bizim partimiz kapatıldı, benim Cumhurbaşkanlığı’mla ilgili malum kararlar alındı, tenkit ettik ama bu kadar, böyle saldırmadık açıkçası. Bunu çok üzücü olarak görüyorum. Bu mahkemenin vazifeleri, görevleriyle ilgili 146. Madde bizim zamanımızda çıktı, yani AK Parti hükümeti bu maddeyi hazırladı, Meclis’e getirdi. Ben de Cumhurbaşkanı olarak Meclis’ten geçince, referanduma gönderdim. Neye itiraz ediliyor.

Bireysel başvuru hakkıyla hepimiz övündük, Anayasa’da aynen şöyle söylüyor: “Herkes Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında herhangi bir kişinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir”.

Bunu Anayasa maddesi yapmışız biz. Şunu da hatırlatmak isterim, bu Anayasa Mahkemesi Türkiye’nin en büyük problemlerinden birisini çözdü. Vaktiyle genelkurmay başkanından birçok subaylara, birçok profesör, birçok gazeteci, Silivri’den, Ankara’daki Sincan’dan eğer çıktılarsa, bundan çıkış yolunu AYM sağladı. AYM o zaman bireysel başvuru hakkını yürürlüğe koydu. O zaman Cumhurbaşkanı olarak çok destek verdim kendilerine, görüşmeler yaptım, cesaretle bunu yapın dedim, Türkiye’nin çıkışı ancak bu, bu şekilde bireysel başvuruyla Türkiye’yi siz düzlüğe çıkartırsınız ve o şekilde hepsi çıktı. Şimdi bunları AK Parti vaktiyle yaptı, bunlarla övünüyorduk. Şimdi ne oldu da Anayasadaki görevleri yapan Anayasa Mahkemesi’nin üyelerine hücum ediliyor.

SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞIMI YANLIŞ BULUYORUM

Bu bağlamda şunu da söylemek isterim. Yüksek yargı mensuplarının veya herhangi bir hâkimin siyasi görüşlerini, polemikli görüşlerini sosyal medya vasıtasıyla paylaşmasını çok yanlış bulurum. Buna çok yüksek seviyedeki devlet görevlilerini de eklerim. Devletin yüksek kademelerinde görevli memurların, hakimlerin, savcıların, bunları asla yapmaması lazım. Ama burada gördüğüm kadarıyla özgürlükçü zihniyete saldırılıyor. Bunu çok yanlış buluyorum. Anayasa’nın 153. Maddesi çok açık. Anayasa Mahkemesi’nin kararları Resmi Gazete yayımlanınca, Yasama yani Meclis’i yani yürütmeyi Hükümeti, yargı organlarını idari makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar diyor.

Anayasa Mahkemesi’nin kararına hoşlanmadığınız bir karardan dolayı uymazsanız yarın başka biri başka bir sebepten uymaz. Siz birgün bu kararı tanımazsanız yarın başka birisi başka bir kararı tanımaz. Kaosa fırsat vermemek gerekir. Yanlış bir gelişme. Bu tartışmaları üzüntüyle karşılıyorum. Televizyonlara baktığımda tartışırken hiç kimse yasakçı özgürlükçü ekseni koymuyor. Kimini ben atamışım kimini Tayyip Bey atamış; bunlar konuşuluyor.

Böyle bir yasakçı zihniyet arayışı içinde olmayı çok yadırgıyorum. Türkiye böyle mi olacaktı? Biz Avrupa halkının tattığı özgürlükleri Türk halkı da yaşasın, tatsın diye uğraşmadık mı? Avrupa halkından daha mı az hürriyeti olsun Türk halkının. Özgürlükçü bir Anayasa Mahkemesi’nin oluşmasıyla ilgili Anayasa değişikliğini referanduma taşıyan bir cumhurbaşkanı olarak da sahipleniyorum. Anayasa Mahkemesi normal hukuk düzeni içinde temyiz mahkemesi değil ama AYM en üst yargı organı. O dönem bireysel başvuru hakkı kime verilsin tartışmaları yapıldığında Yargıtay, ‘bunu biz yapalım’ dedi. Sonra konuşuldu, bunu AYM yapar dedik ve Anayasa Mahkemesi’ne görevi verdik. AYM’nin üstünlüğü tartışma götürmez.

AYM son yıllarda en az itibar kaybeden kurum açıkçası. Bunun kıymetini hükümetin bilmesi lazım. Hükümet bazen öfke ile hareket edebilir, bazen şartlar öyle gerektirir, bazı yanlışları yapabilir siyasetin doğasında olan bir şeyler ama olaylar soğuduğunda bütün bunları düzeltecek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre düzeltecek bir mahkemenin olması hükümetin de çıkarınadır. Anayasa Mahkemesi’nin itibarı hükümetin de Türkiye’nin de itibarıdır.”

Cezaevinde plastik sandalye üzerinde ölüm Meclis’e taşındı

Politika

Bülent Arınç’ın oğlundan babasına fitneci diyen ‘Reis’e duygu dolu mesaj

AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç, babasının istifasının ardından sosyal medya hesabından, “Bu denizde tek bir gemi, tek bir rota ve tek bir Reis var” mesajı paylaştı.

BOLD – TBMM eski Başkanı Bülent Arınç Habertürk’te katıldığı programda Osman Kavala ve HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluklarını eleştirerek tahliye edilmeleri gerektiği yönünde açıklamalarda bulundu. Arınç’ın sözleri hükumetin normalleşme adımı gibi görülse de bir gün sonra, partisinin il kongrelerinde konuşan Erdoğan tarafından sert bir dille eleştirildi.

İSTİFASI KABUL EDİLDİ

Arınç’ın sözleri için ‘fitne ateşi’ ifadesi kullanan Erdoğan, Demirtaş ve Kavala’nın tahliyelerini de yalanladı. Erdoğan’ın sözlerine incindiğini söyleyen Arınç, bugün Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa etti. Arınç’ın istifası Erdoğan tarafından kabul edildi.

TEK GEMİ TEK REİS

Öte yandan, Bülent Arınç’ın oğlu AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç, babasının istifasının ardından sosyal medya hesabından ilginç bir paylaşımda bulundu. Mücahit Arınç paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Aynı denize dökülen farklı ırmaklarız. Ama sefere çıktığımız ilk gün de dediğimiz gibi; “Bu denizde tek bir gemi, tek bir rota ve tek bir Reis var.”

Gökçek’e Bülent Arınç’ın gidişi yetmedi kampanya başlattı: Bülent de öğrensin

Okumaya devam et

Politika

Genel Kurul’da koronavirüs paniği

HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir’in, TBMM Genel Kurul’daki çalışmaları sırasında koronavirüs testinin pozitif olduğunun öğrenilmesinin ardından Genel Kurul salonu boşaltıldı.

BOLD – HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir, Meclis kampüsündeki hastanede yaptırdığı koronavirüs testi sonucunu TBMM Genel Kurulda olduğu sırada öğrendi. Aydemir pozitif çıkan sonucun ardından çalışmalarını yarıda bırakarak Meclis’ten ayrıldı. HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, TBMM Başkanlık Divanı’nı konuyla ilgili bilgilendirdi.

Oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Celal Adan, “Genel kurul salonuna girip çıkan bir arkadaşımızın daha pozitif çıktığını öğrendik” anonsunu yaptıktan sonra Genel Kurul’un dezenfekte edilip havalandırılması için ara verdi.

KORONAVİRÜSLÜ VEKİL SAYISI 102 OLDU

Dezenfekte çalışmalarının ardından Genel Kurul çalışmalarına yeniden başladı. Aydemir ile birlikte koronavirüse yakalanan milletvekili sayısı 102’ye yükseldi.

Vefat sayılarının açıklanmasına tepki gösteren Bahçeli’ye İmamoğlu’dan yanıt: Derdim şeffaflık

Okumaya devam et

Politika

Vefat sayılarının açıklanmasına tepki gösteren Bahçeli’ye İmamoğlu’dan yanıt: Derdim şeffaflık

imamoğlu bahçeli

Partisinin grup toplantısında İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hedef alan MHP lideri Devlet Bahçeli’ye, İmamoğlu’dan şeffaflık hatırlatması geldi.

BOLD – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hedef aldı.

NİYETİ KÖTÜDÜR

İmamoğlu’nun İstanbul’daki anormal artışta olan bulaşıcı hastalık kaynaklı ölümleri gündeme getirmesine tepki gösteren Bahçeli: “Özellikle vaka ve vefat sayılarıyla ilgili korku uyandıranların bize göre niyeti kötüdür. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı’nın Sağlık Bakanlığı’nın verilerini tekzip eden laçka açıklamalarının itibar edilecek hiç bir yanı yoktur. Böylesi bir dönemde siyasi çıkar peşinde koşmak gafilce bir yaklaşımdır. Sağlık Bakanımızın geceli gündüzlü mücadele ederken, belediye işlerinden başka işlere burnunu sokan bu kendini bilmezin amacı nedir?

Virüsün bir siyaset ve ekonomik krize yol açması, demokrasi dışı oluşumları tetiklemesi mi amaçlanmaktadır. Covid-19’un meslek hastalığı sayılması konusunda TBMM’de üzerimize ne düşüyorsa yapacağımızın teminatını veriyoruz” dedi.

ŞEFFAFLIK VURGUSU

Bahçeli’nin kendisini hedef alan konuşmasının ardından saygı duyduğu siyasi parti liderleri ile polemiğe girmek istemediğini söyleyen İmamoğlu ise: “Benim yapmak istediğim, vatandaşı doğru bilgilendirmek ve doğru tedbirlerin alınmasını sağlamaktır. Dünyada da örnekleri var. Bazen bir ülkedeki doktorun feryadı sayesinde, o ülkedeki sistem şeffaflığa dayalı olunca başarılar elde ediliyor.

Benim derdim, sürecin şeffaflıkla yönetilmesidir. Vefat rakamlarını öğrenmek için genel başkanlar beni aramıştır. Ben de şeffaflıkla bilgi vermişimdir. Umuyorum ki Sayın Bahçeli de arar. Gerektiğinde ben de aramaktan imtina etmem, süreci paylaşırım” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu: İradeleri ipotek altında reform yapamazlar

Okumaya devam et

Popular