Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Siz kıymetli cemaatimizi az çok demeden hayır yarışına katılmaya davet ediyorum”

Diyanet’e 2020 yılı için verilen 11.5 milyar TL’lik bütçe yetmedi. Sayıştay denetimine tabi olmayan Diyanet Vakfı’nın milyarlık bütçesini de yöneten Diyanet, bu cuma günü de bağış toplayacak.

BOLD – Bütçede birçok bakanlığın toplamını dahi geride bırakan Diyanet İşleri Başkanlığı, cami yapımı için halktan para toplamaktan vazgeçmiyor. Diyanet’in bu hafta 81 ildeki camilerde okutulacak “Cami: Allah’ın evi, müminlerin eseri” başlıklı hutbesinde, yurt içi ve yurt dışında yapımı devam eden camiler için destek istenecek.

“AZ, ÇOK DEMEDEN” PARA İSTENİYOR

Hutbenin ilgili bölümünde “Salgın hastalıkla mücadele sürecinde millet olarak paylaşmanın, dayanışmanın, merhamet ve kardeşliğin en güzel örneklerini verdik. Allah yolunda yardımlaşmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşadık. Bugün de başkanlığımızın öncülüğünde yurt içinde ve yurt dışında inşası devam eden camilerimiz için bir yardım seferberliği başlatıyoruz. Dua ve desteklerinizle bu camilerimizi bir an önce tamamlayıp ibadete açacağız. İnşası biten camilerimizde ezanlar yükselecek, mümin gönüller omuz omuza saf tutacak, alınlar secdeyle buluşacak inşallah. Cuma namazının ardından siz kıymetli cemaatimizi az çok demeden bu hayır yarışına katılmaya davet ediyorum.”

8 BAKANLIĞIN BÜTÇESİNİ GEÇTİ

Diyanet İşleri Başkanlığının 2020 yılı bütçesi, yüzde 34 artırılarak 11.5 milyar TL oldu. 2019’a göre bütçesi 1.1 milyar TL yükselen Diyanet, bütçe büyüklüğüne göre yapılan sıralamada, 16 bakanlıktan sekizinin bütçesini geride bıraktı. İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, AB Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı, bütçe büyüklükleri ile Diyanet’in gerisinde kaldı.

Kavala’yı tutuklatan savcıya Erdoğan’dan ödül terfisi

Gündem

Mimar Sinan Müzesi’nde skandal: 404 tablo kayıp 42’si sahte

Müzelerdeki skandalların ardı arkası kesilmiyor. Ankara Üniversitesi’ndeki tarihi yazma eserlerden sonra şimdi de Mimar Sinan Üniversitesi Müzesi’ndeki tabloların kaybolduğu anlaşıldı.

BOLD – Ankara Üniversitesi’nde 440 yazma eserin kayıp olduğunun ortaya çıkmasının ardından, bir skandal da Mimar Sinan Üniversitesi’nde yaşandı. Üniversitenin Resim ve Heykel Müzesi’nde kayıtlı olan, tarihi ve sanatsal değeri bulunan eserlerden 404’ünün kayıp, 42 eserin ise sahte olduğu belirlendi.

SAYIŞTAY’DAN “BAŞKA KAYIPLAR DA OLABİLİR” UYARISI

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre Resim ve Heykel Müzesi malzeme sicil raporuna göre kayıtlı resim ve tablolardan 404 adedi müzede yok. Bunlardan 42 tanesi için de “Kayıp-Çalıntı ve sahte” notunun düşüldüğü belirtildi. Sayıştay yetkilileri kayıp eserlerin dışında başka eserlerin bulunup bulunmadığının araştırılması için bir komisyon oluşturulmasını önerdi.

ESERLERİN 3’TE BİRİ HAKKINDA BİLGİ YOK

Sayıştay denetçileri ayrıca sisteme girilen verilerin güncellenmesini istedi. 2018 yılında da üniversite yönetimini uyaran Sayıştay denetçileri, bir an önce tedbir alınmasını istemişti. Sayıştay raporlarına göre Resim ve Heykel Müzesi’ne kayıtlı 12 bin 378 taşınır bulunuyor. Bunlardan 4 bin 24 tabloya dair hiçbir açıklama veya detay yer almıyor.

Uluslararası Af Örgütü ‘Savunmaya operasyon’u mercek altına aldı: Somut kanıt yok

Okumaya devam et

Gündem

Soylu eleştirisi ölümle bitti

Eleştirel tweet atmaları nedeniyle İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun hedefindeki ailede hastanedeki tedaviyi yarım bırakıp köyüne dönmek zorunda kalan baba Hüdayim Yılmaz hayatını kaybetti.

BOLD – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya eleştirel paylaşımlarda bulunduğu için hakkında ev hapsi kararı verilen ve polis kardeşi Ardahan’a sürülen Erdal Yılmaz’ın, kanser tedavisini yarım bırakarak köyüne dönen babası Hüdayim Yılmaz, yaşamını yitirdi.

SUÇU, SOYLU’NUN ESKİ GÖRÜNTÜLERİNİ PAYLAŞMASI

Cumhuriyet’ten Sena Yaşar’ın haberine göre sosyal medyada “Maske” adlı hesabın kullanıcısı olan Erdal Yılmaz hakkında, hesabından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Samanyolu TV’de konuşmalarını alıntılayarak eleştiren tweet’ler attığı için “hakaretten” soruşturma açılmış, Yılmaz’ın evinin kapısı kırılarak PÖH ekiplerince “silahlı terör örgütüne üye olmaktan” gece saatlerinde basılmıştı. Yurtdışı çıkış yasağıyla serbest bırakılan Yılmaz, tweet atmaya devam ettiği iddia edilerek bir ay içinde yeniden gözaltına alınmış, Yılmaz’a bu kez de elektronik kelepçe takılarak ev hapsi verilmişti.

TEDAVİYİ BIRAKIP KÖYE DÖNMÜŞTÜ

İzmir’de tedavi gören 79 yaşındaki baba Hüdayim Yılmaz, polis oğlu Ardahan’a sürüldükten sonra, bakacak kimse olmadığı için kendi rızasıyla tedaviyi yarım bırakarak İzmir’in Şehitler köyüne, eşinin yanına döndü. Durumu evde giderek kötüleşen Hüdayim Yılmaz’ın geçen hafta içinde bilinci yarı açık hale geldi ve yemek yiyememeye başladı. Baba Yılmaz, dün sabah 06.00 sularında yaşamını yitirdi. Erdal Yılmaz, babasının ardından, “Kardeşim gidince, ‘Annen yalnız, ona bakacak kimse yok’ diyerek köye dönmüştü. Babam öldü, iki evladını göremeden, yapayalnız göçtü, gitti” dedi. Ev hapsindeki Yılmaz, cenaze işlemleri için savcılıktan izin bekliyor.

Uluslararası Af Örgütü ‘Savunmaya operasyon’u mercek altına aldı: Suç teşkil eden somut kanıttan yoksun

Okumaya devam et

Gündem

Uluslararası Af Örgütü ‘Savunmaya operasyon’u mercek altına aldı: Somut kanıt yok

Af Örgütü tarafından hazırlanan rapor, 2 ay önce avukatlara yapılan operasyonlardaki usulsüzlüklere dikkat çekti. Rapora göre, cemaat soruşturmalarında tutuklanan aile üyelerini savunan avukatlar bile tutuklandı.

BOLD – Cemaat operasyonları kapsamında tutuklananların avukatlığını yapan onlarca avukat yaklaşık 2 ay önce gözaltına alındı, avukatlardan 15’i tutuklanarak cezaevine gönderilirken diğerleri adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Konuyla ilgili Uluslararası Af Örgütünün hazırladığı rapor kamuoyu ile paylaşıldı.

Raporda, avukatların AKP Hükümetinin 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sorumlu tuttuğu Gülen hareketiyle bağlantılı olmakla suçlandıkları belirtilerek, “Terör örgütü üyeliği’ şüphesiyle polis tarafından gözaltına alınan avukatlar, örgütün talimatları doğrultusunda hareket etmekle ve ceza soruşturmalarını örgüt yararına etkilemekle suçlanıyorlar” ifadeleri yer aldı.

AVUKAT-MÜVEKKİL GİZLİLİĞİ KORUNMADI

Avukatların sorgularına ilişkin iki polis tutanağını da yer aldığı Uluslararası Af Örgütü raporunda: “Avukatlara ağırlıklı olarak, hangi türde davaları aldıkları, Gülen hareketiyle bağlantılı olduğu iddia edilen şüphelilerle ilgili kaç davaya baktıkları, müvekkilleriyle aralarındaki sözleşmelerin ve parasal ilişkilerin mahiyeti, müvekkillerini nasıl buldukları ve onlardan ortalama ne kadar ücret talep ettikleri gibi mesleki faaliyetleriyle bağlantılı sorular soruldu. Ankara Emniyet Müdürlüğündeki soruşturmalar sırasında avukatlara, aynı ceza soruşturması kapsamında soruşturulan diğer avukatların isimlerini de içeren bir isim listesi gösterildi ve bu kişilerden hangilerini tanıdıkları soruldu. Ayrıca, avukatlara, HTS (cep telefonu arama ve sinyal geçmişi) kayıtları ile telefon dinlemelerinde kaydedilen, müvekkilleri ve meslektaşlarıyla yaptıkları görüşmelere ilişkin sorular da soruldu. Söz konusu telefon görüşmelerinin, avukat-müvekkil gizliliğinin korunması açısından gizli kalması gerekiyordu. Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne Dair Temel İlkeler bu konuya şöyle yer vermektedir: “Hükümetler, avukatlar ile müvekkilleri arasında mesleki ilişkiler kapsamındaki bütün haberleşme ve görüşmelerin gizli olduğunu kabul eder ve buna saygı gösterir” denildi.

AVUKATLAR İÇERİK HAKKINDA BİLGİ ALAMADI

Raporda ayrıca, avukatların birbirlerinin duruşmalarına girmeleri veya birbirlerine dava dosyası yönlendirmeleri gibi temel mesleki uygulamaların örgütsel bir ilişki gibi yorumlandığı vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: “Bu uygulamalardan kaynaklanan mesleki ilişkileri hakkında da sorular sorulduğunu gösteriyor. Soruşturma üzerinde gizlilik kararı olduğu için avukatların ve onların hukuki temsilcilerinin soruşturma dosyalarını incelemesine izin verilmiyor. Şüpheli avukatlar ve hukuki temsilcileri Ankara Emniyet Müdürlüğündeki sorgularına kadar iddiaların içeriği hakkında bilgi edinemedi. Bu durum, kişilerin savunma hazırlamak için yeterli süre ve imkanlara sahip olma hakkını ihlal etmektedir.”

AİLESİNİ SAVUNAN DA TUTUKLANDI

Aile bireylerini savunan avukatların da tutuklandığının belirtildiği raporun devamında: “Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde 12 gün gözaltında tutulduktan sonra tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderilen bir kişinin avukatı, Uluslararası Af Örgütü’ne, müvekkilini sorgu öncesinde yasal olarak bilgilendirmek ve ona hukuki destek sağlamak için HTS ve dinleme kayıtlarına erişmesine ve bunları incelemesine izin verilmediğini söyledi. Avukat, ayrıca, müvekkilinin, Gülen hareketiyle bağlantılı olduğu iddia edilen yakınları ve aile dostlarının hukuki temsiliyetini üstlendiği davalar hakkında sorgulandığını belirtti” ifadeleri kullanıldı.

ARAMALARDA SAVCILIK USUL HUKUKUNA UYMADI

Soruşturmanın avukatların suç teşkil eden bir eylemde bulunduğunu açıkça gösteren kanıtlardan yoksun olduğunun belirtildiği raporda: ” Uluslararası Af Örgütü, Ankara’da avukatların evlerinde yapılan aramalar sırasında savcılığın usul hukukuna uymadığını kaygıyla not düşmektedir. 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58. Maddesi gereğince, ‘avukat yazıhaneleri ve konutları, Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir.’ Ankara Barosu’nun konuya dair yaptığı açıklamada, Ankara’daki avukatların ev aramalarının baro temsilcisi hazır bulunmadan yapıldığı bildirildi. Birleşmiş Milletler Avukatların Rolüne edilmemelerini sağlamalıdır ve avukatlar, görevlerini icra etmeleri nedeniyle müvekkilleriyle veya müvekkillerinin davalarıyla özdeşleştirilmemelidir.
Avukatların yalnızca mesleki görevlerini icra ettikleri ve ‘terör’ ile bağlantılı suçlamalarla yargılanan müvekkillerini temsil ettikleri için soruşturulması, adil yargılanma hakkının en temel ilkelerini tehdit etmektedir. Avukatlar hakkında mesleki faaliyetleri nedeniyle ceza soruşturmaları açılması ve avukatların, müvekkillerinin işlediği iddia edilen suçlarla ilişkilendirilmesi, hukuki temsil ve savunma haklarını zayıflatmaktadır.
Uluslararası Af Örgütü, avukatların, müvekkilleriyle ve işledikleri iddia edilen suçlarla özdeşleştirilmelerinin, suçlanan kişilerin adil yargılanma hakkı üzerinde caydırıcı bir etki yaratmasından kaygı duymaktadır. Zira, böyle bir özdeşleştirme, avukatları terörle bağlantılı suçlar isnat edilen kişilerin hukuki savunmalarını üstlenmekten caydırabilir ve suçlanan kişilerin masum sayılma hakkını engelleyebilir.
Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerine, avukatlık mesleğinin bağımsızlığına saygı gösterme, avukatların bireysel olarak veya başkalarıyla iş birliği içinde mesleklerini özgürce yapabilmelerine olanak sağlama ve uluslararası insan hakları standartlarına uygun şekilde müvekkil-avukat gizliliği ilkesini uygulayarak, avukatların gizlilik hakkını koruma çağrısı yapmaktadır. Sadece mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklanan avukatlar derhal ve koşulsuz serbest bırakılmalıdır” denildi.

Savunmaya operasyon sürüyor: 55 avukat daha gözaltına alındı

Okumaya devam et

Popular