Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

TÜİK’in enflasyonu 4 kat düşürdüğü ortaya çıktı

Bağımsız bir araştırmada TÜİK’in enflasyon oranını 4 kat düşük gösterdiği tespit edildi. TÜİK, Eylül ayında enflasyonu yüzde 0.97 olarak hesapladı. Ancak, TÜİK’in enflasyon sepetini baz alan bilim insanları, fiyatları yaygın marketlerden derleyince enflasyon oranı yüzde 3.61 olarak ortaya çıktı. 

BOLD – Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) adı ile bir araya gelen akademisyenler Türkiye için enflasyon hesaplamaya başladıklarını duyurdu. Tüketici fiyatlarına yönelik değişimleri her ay yayınlayacaklarını duyuran ENAG, Eylül ayı enflasyonunu yüzde 3.61 olarak hesapladı.

TÜİK’İN METODOLOJİSİ KULLANILIYOR

Sözcü’den Mehtap Özcan Ertürk’ün haberine göre ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy’un başında olduğu ENAG, ülkelerin kullandığı ortak standart enflasyon hesaplama yöntemini kullanıyor. TÜİK’in metodolojisini kullandıklarını belirten Ulusoy, TÜİK’in fiyatları ülke genelinde ortalama 500 bin noktadan derlediğini söyledi. ENAG enflasyon hesaplamasında ise bu sayının çok daha fazlası, en az üç katı noktadan fiyat bilgisi aldıklarını belirten Ulusoy, enflasyon sepetindeki fiyatları alırken online veya fiziki satış kanallarının yüksek temsil yüzdesiyle uyumlu olmasına öncelik verildiğini söyledi.

GRAMAJIN DÜŞÜRÜLMESİ GİZLİ ENFLASYONA NEDEN OLUYOR

TÜİK’in aksine eğitim, sağlık ve alkollü içecekleri hesaplamaya katmadıklarını belirten Ulusoy, bu kalemleri hesaplamanın dışında tutmalarının nedenini şu şekilde açıkladı: “Türkiye’de sağlık ve eğitim harcamaları enflasyona etki etmekten öte ondan etkilenen bir süreç izliyor. Yani bu kalemlerde görülen zamlar enflasyonun bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Bu harcamaların enflasyon sepetindeki ağırlıklarını yeniden yapılandırılmasını öneriyoruz.” Ulusoy, önümüzdeki dönem enflasyon hesaplamasına kalite değişim etkisi ve gramajın düşürülmesi ile yaratılan gizli enflasyon’ etkisini de dikkate alacaklarını kaydetti.

ALTERNATİF SEPETLER DE AÇIKLANACAK

Ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy, ‘pandemi endeksi’ gibi alternatif ve dinamik sepetler de oluşturabildiklerini belirterek, “Pandemide tüketici alışkanlıkları ve sepetin yapısı değişti. Eurosat ülkelere enflasyon sepetlerini pandemideki değişen tüketim alışkanlıklarına göre değiştirmeleri konusunda öneride bulundu. Türkiye’ye de önerdi, ancak TÜİK sepette değişikliğe gitmedi. Çalışması devam eden ‘pandemi endeksini de kasım ayında açıklayacağız” dedi.

İşte Meclis kürsüsüne bile çıkmadan maaşı cebe indirenler

Ekonomi

AKP’nin paralel Hazinesi

AKP’nin Varlık Fonu ile ikinci bir Hazine oluşturulduğunu söyleyen CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, Varlık Fonundaki kuruluşlara bütçe yasası ile ödenek aktarılmasının anayasaya aykırı olduğuna dikkat çekti. 

BOLD – CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, Borsa İstanbul’un yüzde 10’unun Katarlılara satılmasıyla gündeme gelen Varlık Fonu ile ikinci bir Hazine oluşturulduğunu söyledi. Mevcut Hazine sisteminin dışına çıkarılan fondaki kuruluşlara bütçe yasası ile ödenek aktarılacağına işaret eden Kuşoğlu, bunun anayasaya aykırı olduğunu kaydetti.

İKİNCİ BİR HAZİNE YARATILMIŞ

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’a konuşan CHP’nin Plan ve Bütçe Komisyonu Sözcüsü Kuşoğlu, 7 Aralık’ta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacak olan 2021 Bütçesi’nin ödeneklerin kullanımına ve harcamalara ilişkin esasları düzenleyen “E Cetveli”ne dikkat çekti. Kuşoğlu, bu cetvel ile yeni fonlar oluşturulduğunu söyledi. Hukuki olmayan bu düzenlemelerin bütçe birliği ilkesine, anayasaya aykırı olduğunu belirten Kuşoğlu, “Varlık Fonu, bütçenin dışına çıkarılmış vaziyette, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na da tabi değil. Farklı bir usulle yani ikinci bir hazine yaratılmış” dedi.

BORSA İSTANBUL HİSSELERİ KAÇA SATILDI?

E Cetveli ile Varlık Fonu’na aktarılan kuruluşlara kamu adına yapılacak sermaye ödemelerinin Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinden karşılanabilmesinin öngörüldüğünü belirten Kuşoğlu, “Bunun doğrudan bütçeyle ilgili bir husus olmaması lazım, bunun için ayrı bir kanun çıkmalı” dedi. Kuşoğlu, Varlık Fonu’nda bulunan Borsa İstanbul’un yüzde 10 hissesinin Katarlılara satıldığını hatırlatarak, “Kaça satıldı, nasıl satıldı, nasıl bir ödeme söz konusu olacak? Bunlarla ilgili hiçbir bilgimiz yok” dedi.

Trump: Beyaz Saray’a bir daha Cumhuriyetçi bir başkanın gelmesi zor olur

Okumaya devam et

Ekonomi

2002’de 1000 TL olan çiftçinin borcu bugün 61 bin TL

Üreticilerin borçları gün geçtikçe artıyor. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de kişi başı 1000 TL olan borç, bugün 61 bin liraya kadar yükseldi. Borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin traktörlerine el konuluyor.

BOLD – Amasya’da üretim yapabilmek için Tarım Kredi Kooperatifi’ne borçlanan, ancak faizle büyüyen borçları ödeyemediği için traktörü haczedilen 19 çiftçinin ardından, tarımdaki borç yükü tekrar gündeme geldi.

İCRALIK ÇİFTÇİ SAYISI AÇIKLANMIYOR

Cumhuriyet’ten Leyla Kılıç’a konuşan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Tarım Kredi Kooperatifi’ne olan borçların çiftçi üzerinde ağır bir yük olduğunu söyleyerek, “Tarım Kredi Kooperatifi artık iktidarın şirketi gibi oldu. Çiftçinin 180 milyar TL borcu var. Bu borçlar yapılandırılmalı” dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın icralık çiftçi sayısını açıklamadığını söyleyen Sarıbal, “Bu konuda verilen soru önergeleri ‘bankacılık sırrı’ denilerek açıklanmıyor” diye konuştu.

BORCUNU ÖDEYEMEYEN ÇİFTÇİYE HACİZ GÖNDERİLİYOR

Amasya’da yaşanan haciz işleminin tüm Türkiye’nin yansıması olduğunu hatırlatan Sarıbal, “2002’de 2.6 milyon çiftçimizin resmi borcu yaklaşık 2.5 milyar TL iken, BDDK’nin 2020 Eylül verilerine göre, 2 milyon 110 bin çiftçinin bankalara borcu 125 milyar TL borcu var. Çiftçilerin, Tarım Kredi Kooperatifi’ne olan 12 milyar TL ve özel sektör borçları dahil edildiğinde 180 milyar TL’ye yakın borcu bulunuyor” dedi.

BORCUN BÜYÜK KISMI KAMU BANKALARINA

Bugün yalnızca bir çiftçinin yaklaşık 61 bin TL borcu olduğunu hatırlatan Sarıbal, “Çiftçinin 2002’de kişi başına yaklaşık bin TL olan borcu bugün 61 bin TL civarında. Çiftçiler 128 milyar TL kredinin yüzde 73’ünü kamu, yüzde 9’unu yerli ve yüzde 18’ini yabancı bankalardan kullandı. 2004 Aralık’ta takipteki borç miktarı 209 milyon TL iken aradan geçen 16 yılda 24 kat arttı. Geçen hafta çıkarılan yeni torba yasa ile kamu alacakları yapılandırılırken çiftçi borçları yapılandırılmadı” dedi.

Trump: Beyaz Saray’a bir daha Cumhuriyetçi bir başkanın gelmesi zor olur

Okumaya devam et

Ekonomi

CHP, satılan 130 milyar dolar için komisyon kurulmasını istedi

CHP, doları sabit tutmak için Merkez Bankası rezervlerinden harcanan 130 milyar dolar için komisyon kurulmasını talep etti. Kamu zararının boyutunun araştırılması talep edilen önergenin gerekçesinde, doları kimlerin aldığının belirlenmesi istendi.   

BOLD – CHP grup başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç, Merkez Bankası’nın kuru tutmak için döviz rezervlerini harcadığını, satılan 128-130 milyar dolardan kimlerin kazanç sağladığının ve oluşan kamu zararının boyutunun araştırılması için TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasını istedi.

130 MİLYAR DOLAR SATILDI

Araştırma önergesinin gerekçesinde Merkez Bankası’nın ve kamu bankalarının kaynaklarının döviz satarak dövizi ve faizi düşük tutmaya harcandığı, düşük faizle kullandırılan kredilerle piyasaya çıkan paranın, ithalatı tetikleyip cari işlemler açığını artırırken altın ve dövize olan talebi körüklediği belirtildi. Gerekçede “Kuru tutmak için döviz rezervleri harcanmış ve net rezervler swaplar sonrası eksiye düşmüştür. Kredi notumuz ‘çöp’ seviyesine inmiş, Türk Lirası’nın değeri tarihinin en değersiz noktasına düşmüştür. Swap yoluyla alınan 63 milyar dolarlık borç düşüldüğünde Merkez Bankası’nın net rezervi eksi 55.5 milyar dolara kadar düşmüştür. Satılan rezervin 128-130 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmekte” denildi.

DOLARLAR KİMLERE SATILDI?

Buna karşın ne döviz kurunun ne de faiz oranının düşük tutulabildiği aktarılan gerekçede, “Merkez Bankası, yüzde 58’i döviz cinsinden 1.9 trilyon liralık kamu borcu, vergi gelirlerinin yüzde 20’sini yutan faiz yükü, 420 milyar dolarlık dış borç, 245 milyar liralık bütçe açığı ile baş başa kalmıştır” denildi. Önergede, Merkez Bankası’nın döviz rezervini neden satmaya zorlandığının, bu dövizin hangi fiyatla ve kimlere satıldığının, satış işlemlerinin yasal olup olmadığının, kimlerin bundan kazanç sağladığının, kamu bankalarının bu işlemlerden ne kadar zarar ettiğinin araştırılması için Meclis araştırması açılması istendi.

 

Koronavirüs vaka sayısı 30 bini geçti

Okumaya devam et

Popular