Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

12 tonluk kamyon çarpan KHK’lı askeri öğrencinin adalet mücadelesi

Ümit Can Özorman, Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulundan KHK ile ayrılmak zorunda kaldı. Önce kamyon çarptı ardından da MS hastalığına yakalandı. Şimdi ise hayatını anlattığı kitabıyla hem kendisinin hem de müebbet verilen arkadaşlarının sesini duyurmaya çalışıyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

15 Temmuz’dan sonra 300’den fazla askeri öğrenci müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tutuklanmayan ama okulları kapatılıp hayalleri ellerinden alınan öğrencilerin de hayatı alt üst oldu. Bir fabrikada çalışırken iş kazası geçiren ve MS hastalığına yakalanan Ümit Can Özorman yüzde 43 engelli raporuyla hayata tutunmaya çalışıyor.

Ümit Can Özorman’ın hayali çocukluğundan beri asker olmaktı. 1996 Eskişehir doğumlu olan Özorman, Eskişehir Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra 2014’te sınavlara başvurdu. Girmediği askeri okul sınavı kalmadı. Deniz, hava, kara, jandarma hepsini denedi. Sağlık mülakatlarını kolaylıkla geçti. Spor sınavlarında birinci oldu. Kendisinin ifadesiyle sanki arkasından onu öldürecek 1000 çita varmış gibi koşuyordu. Sözlü mülakatlarda ise hep elendi. Yine de vazgeçmedi. 2015’te 7. kez girdiği mülakatı kazanıp Deniz Harp Okulu’na kayıt yaptırdı.

Ancak hayali yine çok uzun sürmedi. 15 Temmuz 2016’dan sonra çıkarılan 669 sayılı KHK ile kayıtlı olduğu Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulu kapatıldı ve tüm askeri öğrencileri gibi onun için de zorlu bir süreç başladı. Önce Eskişehir OHAL Komisyonu’na durumunu anlattı. Sesini duyan olmadı. Ankara’daki OHAL Komisyonu ise askeri öğrencilerin başvurularını kabul etmeyeceğini zaten açıklamıştı.

Ümit Can Özorman, büyük bir emek vererek kazandığı okuldan eşyalarını topladığı o son günü unutamıyor.

Eskişehir OHAL Komisyonu’na yazdığı dilekçe.

12 TONLUK KAMYON ÇARPTI

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER) mektup yazarak güvenlik soruşturmasından geçmek istediğini bile söyledi ama olmadı. Yıkım üstüne yıkım yaşadı. Üniforması elinden alındı, iş bulamadı, garsonluk yapmaya başladı. 2017’de Eskişehir’de bir fabrikada çalışırken 12 tonluk bir kamyonun çarpması sonucu yaralandı. İki ay hastanede kaldıktan sonra 11 Ağustos 2018’de yaşadığı stres nedeniyle Multiple Skleroz (MS) teşhisi konulan Özorman artık yüzde 43 engelli olarak hayata tutunmaya çalışıyor.

“ASKIDA KİTAP UYGULAMASI BAŞLATTI”

Özorman, askıda kitap uygulaması ile bugüne kadar yaklaşık 100 kitap dağıttığını söylüyor.

2016’dan bu yana yaşadıklarını kısa bir süre önce yayınlanan MS’im Komutanım (Yason Yayınları) adlı kitabında anlatan Ümit Can Özorman hem kendisinin hem müebbet verilen arkadaşlarının yaşadıklarının daha geniş kitlere ulaşması için MHP’nin başlattığı “askıda ekmek” uygulamasına nazire yaparak “askıda kitap” dağıtmaya başladı.

Askeri öğrenciler 15 Temmuz gecesi komutanlarının emriyle kışlalardan çıkarılıp o geceki olayların içine çekildi ve 300’den fazla öğrenci 3 yıl süren davalardan sonra müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ümit Can Özorman 15 Temmuz gecesini kitabında şöyle anlatıyor:

“KARARTMA UYGULUYORUZ, KİMSE BİR YERE ÇIKMASIN”

“Nöbetçi subay ve astsubayın endişeli bir şekilde gelmesiyle bir şeylerin yolunda olmadığını anladım. Bize dediklerini aynen aktarıyorum: Arkadaşlar inanılmaz bir bilgi kirliliği var, karartma uyguluyoruz. Cam kenarlarında ve açık alanlarda bulunmak yasak! Evlerinde olan arkadaşlarınıza haber yolluyoruz, evlerinden çıkmayacaklar. Askeri öğrenci veya personel olduklarını belirtmeyecekler. Sizler de teneffüshanede oturun veya isteyen odasına gidip ışığı açmayarak yatabilir! Mühimmat deposunu kilitledik ve nöbetçiler diktik! Dağıl!”

Ümit Can Özorman o gece okuldan dışarı çıkmayarak hapse girmekten kurtulmuştu, peki ama arkadaşları? Trenlere, metrolara, otobüslere kitabını bırakan Özorman bir yandan MS hastalığının ataklarıyla uğraşıyor, diğer yandan müebbet verilen, öldürülen askeri öğrencilerin sesi olmaya gayret ediyor.

Ümit Can Özorman, askerliğe tutkuyla bağlı bir öğrenci. Bu tutkusunu kitabında “Üniformamı ve sağlığımı alsalar da askerlik ruhunu alabilecekleri bir teknoloji yok. Deniz Kuvvetleri’nden aldığım devlet terbiyesi ve askerlik ruhuyla bir ömür yaşayacağım. Benim isteğim maaş, para, pul değil orada aldığım devlet terbiyesi ve silah arkadaşlığı duygusu.” ifadeleriyle tarif ediyor.

İzmir Limanı’nı yaptıklarında İzmirlilerin Kordon’da onları karşılaması.

Ümit Can Özorman’ın ağrına giden olaylardan biri de askeri okulları kapatıldıktan sonra kayıt yaptırdığı Selçuk Üniversitesi’nin verdiği öğrenci belgesinde damgalanması olmuş. Belgenin en alt kısmında “Öğrenci kapanan askeri MYO’dan yatay geçiş yolu ile yüksekokulumuza kaydını yaptırmıştır.” yazıyor.

BOLD ÖZEL

Frankfurt Havaalanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel yarın deport edilecek

39 gündür Frankurt Havaalanı’nda tutulan ve haklarında deport kararı çıkan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah 10.00’daki Sofya uçağıyla Bulgaristan’a gönderilecek.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

18 Haziran’dan bu yana Frankfurt Havalaanı’nda tutulan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah saat 10.00’da Bulgaristan’a deport edilecek. Bold Medya’ya konuşan Çetin ve Demirel, kendileri için Sofya uçağına bilet alındığını ve sabahtan koronavirüs testi yapılacağını bugün öğrendiklerini söyledi. İlk başta buna inanmak istemediklerini söyleyen öğretmenler, görevlilerden biletlerini istediklerini, onların da getirip gösterdiğini belirtti.

Öte yandan Çetin ve Demirel’in avukatının, deport kararının durdurulması için Frankfurt’un da içinde bulunduğu Hessen eyaletinin başkenti Wiesbaden Parlamentosu’na bugün başvuru yapacağı öğrenildi.

39 gün önce Almanya’ya sığınma talep eden Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, Vietnam’dan Almanya’ya Bulgaristan vizesiyle geldikleri için haklarında deport kararı çıktı.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında Almanya’dan vize alamadıkları için Bulgaristan’a başvurduklarını söyleyen genç öğretmenler Bulgaristan’a gitmek istemediklerini, Türkiye’ye iade edilip tutuklanan öğretmenlerle aynı kaderi yaşamaktan endişe ettiklerini belirtiyor.

Çetin ve Demirel, 15 Temmuz’dan sonra Vietnam’a komşu olan Tayland, Malezya, Mynmar, Endonezya gibi ülkelerden birçok Gülen Hareketi mensubunun yasa dışı yollarla kaçırılıp Türkiye’ye iade edildiği için Almanya’ya sığınmak istiyor.

VİETNAM’DA OKUDULAR

8 yıl önce Vietnam’a üniversite okumaya giden 27 yaşındaki Jülide Çetin, Ho Chi Minh şehrindeki Vietnam Nationel Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği bölümünde okudu. Şeyma Demirel ise 2018’de Hanoi Üniversitesi’nden mezun oldu. Vietnam’da İngilizce öğretmeni olarak çalışan Çetin ve Demirel mesleklerine Almanya’da devam etmek istiyor.

İki kadın öğretmen Türkiye’ye iade riskiyle karşı karşıya

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AİHM’nin Bylock kararı sonrası 95 bin kişi beraat bekliyor

AİHM’nin Bylock kullanmanın suç olmadığı ve tek başına tutuklanmaya yeterli delil olmadığı kararı haksız yere cezaevine giren binlerce kişiyi ümitlendirdi. MİT’in raporuna göre Bylock’ta mesaj içeriği olmayan 34 bin 837 kişi, en az 1 kez mesaj attığı iddia edilen 60 bin 473 kişi AİHM’in Tekin Akgün kararı sonrası beraat kararı bekliyor.

BOLD ÖZEL – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda tek ve esas delilin Bylock olmasının tutuklamaya yetmeyeceği kararının ardından programla ilgili tutuklanan ve ceza alan binlerce kişi hukuksuz kararların kaldırılmasını istiyor.

AİHM’nin Tekin Akgün başvurusunda tek ve esas delilin Bylock olmasının tutuklamaya yetmeyeceği kararı diğer dosyalar için de emsal teşkil ediyor. Yargıtay, istinaf ve yerel mahkemelerin Bylock iddiasıyla tutuklu yargılananları Anayasa’nın 90’ncı maddesine göre AİHM içtihadına uyarak tahliye etmesi, davalarda ise beraat kararı vermesi gerekiyor.

AİHM kararı sonrası Bylock kullandığı iddiasıyla kaç kişinin yargılandığı sorusu gündeme geldi. Bu konuda net bir rakam bulunmazken, İçişleri Bakan Yardımcısının 4 Mart 2019 tarihli açıklamasına göre tekil kullanıcı olduğu iddia edilen 95 bin 310 kişiye Bylock davası açıldığı tahmin ediliyor. MİT’in Teknik Raporuna göre Bylock’ta en az  1 kez mesaj atmış veya almış kişi sayısı 60 bin 473 kişi bulunuyor. Yine MİT raporuna göre, Bylock’ta mesaj içeriği olmayan kişi sayısı ise 34 bin 837. AİHM’nin kararı sonrası Bylock kullandığı iddia edilen 95 bin kişiden tutuklu bulunanların tahliye edilmesi, yargılananlar hakkında da beraate hükmedilmesi hukukun gereği olarak kabul ediliyor.

YARGITAY VE AYM KARARLARINI DEĞİŞTİRMELİ

AİHM kararına göre Bylock, terör örgütü üyeliği suçu için makul bir şüphe oluşturmuyor. Oysa ki Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2017’de Bylock’un terör örgütü üyeliğine yeterli delil olduğunu kabul etmiş, içeriği olup olmadığına bakmadan programı indiren ve user ID’si bulunan yüzlerce kişinin cezasını onamıştı. Anayasa Mahkemesi de Bylock’u tutuklanma için kuvvetli belirti saymış ve tutuklamaları hak ihlali saymamıştı. AİHM’nin kararı sonrası Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları adeta çöp oldu. İki yüksek yargı organının içtihatlarını AİHM kararı doğrultusunda değiştirerek Bylock’un suç teşkil etmediğine karar vermesi gerekiyor. Bylock’tan cezası kesinleşenlerin de AİHM kararı doğrultusunda yeniden yargılanma talep etmesi hakkı bulunuyor. AİHM kararı emsal kabul edilerek Bylock iddiasıyla tutuklu bulunanların da derhal tahliyesine karar verilmesi hukukun gereği olarak kabul ediliyor.

AİHM’NİN BYLOCK KARARI

AİHM, polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda Bylock’un tek başına delil olmayacağını, içeriklerin suç unsuru taşıması gerektiğini, terör örgütü üyeliğini kanıtlayacak yan deliller olması gerektiğine dikkat çekti. 20 Temmuz’da açıklanan kararda, “İlke olarak Bylock gibi şifreli iletişim uygulamalarını indirme/kullanma veya mesajlaşma gizliliğini korumak için başka herhangi bir yöntemin, tek başına suç oluşturan faaliyette bulunulduğuna dair objektif bir gözlemciyi tatmin edebilecek kanıt teşkil etmez” değerlendirmesi yapıldı. Özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar veren mahkeme, 12 bin Euro manevi tazminat ile bin Euro masraf ve giderlerin ödenmesine de hükmetti. 

AİHM’den ilk karar: ByLock’u tutuklamaya delil kabul etmedi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Yalanlanamayan” haberlerin muhabiri Mehmet Baransu 2318 gündür hapiste

Türk Ordusu içindeki skandallar başta olmak üzere devletteki yolsuzluk ve usulsüzlüklerle ilgili yaptığı haberler sonrası hedef haline gelip hapse atılan Gazeteci Mehmet Baransu, bir Basın Bayramı’na daha cezaevinde girdi. Baransu, 2318 gündür cezaevinde bulunuyor.

BOLD – Yaptığı haberler nedeniyle AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve hükumetinin doğrudan hedefi haline gelen Gazeteci Mehmet Baransu, doğruluğu ortaya çıkan ve yalanlanamayan haberleri nedeniyle 2 Mart 2015’te tutuklandı. 6 yıl 4 ay 4 gündür tutuklu olan Baransu, 2318 gündür cezaevinde bulunuyor. Baransu’ya yaptığı doğrulanmış haberleri nedeniyle 37 yıla yakın hapis cezası verildi.

BELGELİ MİT HABERİ SONRASI HEDEF HALİNE GELDİ

Birçok önemli habere imza atan Baransu, 2011 yılında Uludere’de (Roboski) 34 sivilin F-16’larla yapılan bombalama sonrası ölümüne ilişkin “Devlet halkını bombaladı” başlığıyla imza attığı haberle Erdoğan’ın hedefi haline geldi. Baransu’nun bombardımanın Erdoğan’a bağlı olan MİT’in verdiği yanlış istihbaratla gerçekleştiğini belgeleriyle ortaya koydu. Baransu daha sonra ise AKP’lilerin karıştığı yolsuzluklarla ilgili birçok habere de imza attı. Duruşmalarda haber kaynaklarını açıklaması için baskı gören Baransu, haber kaynaklarından hiçbirinin ismini açıklamadı.

GDO’LU PİRİNÇLERDEN 20 YIL HAPİS CEZASI ALDI

Baransu’nun Temmuz 2013’te yazdığı, laboratuvar belgeli GDO’lu pirinç haberi, kendisi gibi GDO’lu pirinci tespit eden, raporlaştıran ve soruşturma açan polis ve savcılar dahil 77 kişiyi işinden etti. GDO’lu pirinci ithal eden Erdoğan’a yakın iş insanı Mahmut Aslan’la ilgili soruşturmanın kapatılması için Erdoğan ve bakanlar devreye girdi. GDO’yu ortaya çıkaran görevliler ve haberleştiren Baransu, “gizliliği ihlal” suçlamasından tutuklandı. 19 Temmuz 2020’de sonuçlanan mahkeme sonrası Baransu 19 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

ERDOĞAN’IN 2004’TE İMZALADIĞI GÜLEN’İ BİTİRME PLANINI ORTAYA ÇIKARDI

Baransu, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve hükumet üyeleri ile üst düzey generallerden oluşan MGK’nın 25 Ağustos 2004’teki toplantısında Fethullah Gülen Grubu’nu yok etmek için üzerinde mutabık kaldığı eylem planı belgesini 28 Kasım 2013’te yayınladı. AKP Hükumeti’nin yalanlamaya çalıştığı plan, 2016’da yaşanan 15 Temmuz sonrasında fiilen uygulamaya konuldu. Gizli bir belgeyi haberleştirdiği için hakkında dava açılan Baransu 23 Kasım 2020’de 17 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.

EN PRESTİJLİ GAZETECİLİK ÖDÜLLERİNİ TOPLADI

Baransu’nun “”O Dört Er Böyle Öldü: Pimini Çekip Bombayı Verdi” başlıklı haberi, yayınlandığı 2009 yılında Türkiye’deki en prestijli gazetecilik ödüllerini topladı. Columbia Üniversitesi Uluslararası-Halkla İlişkiler Bölümü Medya ve İletişim Program Direktörü Prof. Dr. Anya Schiffrin yayınladığı tarihe damgasını vurmuş en iyi 47 haber arasına Baransu’nun bu haberi de girdi.

 

 

 

Akın İpek: Hayatımın en güzel bayram hediyesi

Okumaya devam et

Popular

Shares