Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Avusturya’da Hamas ve Müslüman Kardeşler örgütlerine operasyon

Avusturya’da Styria (Steiermark) bölgesi savcılığı, Müslüman Kardeşler ve Hamas örgüt üyelerine yönelik 60 adrese yapılan operasyonlar kapsamında 30 kişinin gözaltına alındı.

BOLD – Graz Savcılığı tarafından yürütülen operasyon kapsamında Aşağı Avusturya, Steiermark, Karintiya ve Viyana eyaletlerinde terör yapılanması oluşturmak ve teröre destek vermek suçlamasıyla ev, iş yeri ve dernek gibi çeşitli meskenlerde aramalar yapıldı.

Euronews’te yer alan habere göre savcılıktan yapılan açıklamada, operasyonun 2 Kasım’da başkent Viyana’da 4 kişinin ölümüne yol açan terör saldırısıyla ilişkili olmadığı, operasyona ilişkin soruşturmanın bir yıl önce başlatıldığı belirtildi.

‘Ülkede terör yapılanması oluşturmak, teröre finansal destek sağlamak ve suç örgütü kurmak’ gibi çeşitli suçlamalar kapsamında 70 kişiye yönelik yürütülen soruşturmada, 60 meskenin arandığı ve 30 kişinin gözaltına alındığı duyuruldu.

İÇİŞLERİNDEN AÇIKLAMA

Hukuk devletinin imkanları doğrultusunda, aşırıcılık yanlısı, gaddar suç oluşumlarının üzerine gidildiğini söyleyen İçişleri Bakanı Karl Nehammer operasyonlarla ilgili, “Baskınlar, siyasal İslam’ın köklerini kesme amaçlı yapılıyor” dedi.

Nehammer, operasyonun, teröre finansal destek verdiği ileri sürülen, kara para aklayan ve terör yapılanması içinde olduğu iddia edilen kişilere yönelik olduğunu kaydetti.

Azerbaycan Rus helikopterini düşürdüğünü kabul etti: Tazminat ödemeye hazırız

Dünya

Diego Armando Maradona ve Napoli: Futbolun ötesinde bir sevgi

Dünyanın en iyi 10 numarası hayata veda etti. Tüm futbolseverler özleyecek onu elbette ama hüzün en çok İtalya’nın Napoli kentinde yaşanıyor.

BOLD-Endüstrileşen futbolda milyon dolarlık kontratlar bir takımla özdeşleşen futbolcuların giderek azalmasına yol açıyor. Francesco Totti gibi kariyerinde başka kulüp görmemiş kaç futbolcu kaldı ki? Bir şehirle özdeşleşen oyuncu bir tek kişi haricinde hiç olmadı :Maradona…

MARADONA VE NAPOLİ

Maradona 1982’de Barcelona’ya transfer olduğunda herkesin düşüncesi dünyanın en iyi futbolcusunun dünyanın en iyi kulüplerinden birine gittiği şeklindeydi. Ancak bu değerlendirmenin yüzeysel olduğu kısa sürede anlaşıldı. Barcelona, Diego’yu alırken sadece yeteneklerine bakmış, onun özgür ruhunu ve liderliğini göz ardı etmişti.

Köklü İspanyol kulübünün disiplini ve oyun kültürü Maradona’ya göre değildi. O, takımı yönetmek istiyordu ama Barcelona’da böyle bir şey mümkün olamazdı. Takımda kaldığı iki sezonda Barcelona La Liga şampiyonluğu elde edemedi ama bir Kral Kupası bir de İspanya Süper Kupası kazandı. Takımına maç kazandıracak etkili bir performans sunsa da mutlu değildi.

Diego’nun mutsuzluğu önce vatandaşı olan teknik direktör César Luis Menotti’yle daha sonra kulüp başkanıyla sorunlar yaşamasına yol açınca Barcelona, Diego’yu satış listesine koydu.

NAPOLI’YE TRANSFER

Diego satış listesine konduğunda Güney İtalya’nın en fakir ve en sert şehri Napoli’nin kulüp başkanı Corrado Ferlaino, başarısız geçen yıllardan sonra takıma ve kente yeni bir hava getirmek için bir çıkış arıyordu ve Maradona bunun için mükemmel bir seçimdi. Ancak bir sorun vardı, Barcelona o güne kadarki en pahalı transferini ucuza bırakmak istemiyordu. Napoli’nin ise çok parası yoktu. Ama şehrin ruhu bir hikâye yazmaya hazırdı.

Maradona ismini duyan Napoli halkı adeta seferber oldu. Napoli başkanının “paramız yetmiyor” çağrısından sonra sadece on beş günde yeterli para toplandı ve İtalyan kulüp, Barcelona’yla pazarlığa oturdu.

Diego’nun başka talipleri de olsa kendisi için ayağa kalkan bir şehir tam da onun tutkulu ruhuna göreydi. 1984 yazında Maradona, Napoli’ye geldiğinde herkesin beklentisi daha iyi futbol oynayan, başarı kazanan bir takımdı. Onun şehrin simgesi olacağı kimsenin aklından geçmiyordu.

BİR ŞEHRİN DIEGO’YLA DEĞİŞEN KADERİ

Maradonalı yılların ilk sezonunda sıralamada 8’inci, ikinci sezonunda ise 3’üncü oldular. Sonra 1986 yazı geldi. 26 yaşındaki Maradona Dünya Kupası’nı neredeyse tek başına Arjantin’e taşıdı. Attığı her golle, yaptığı her hareketle dünya futbol tarihinde bir ikon haline geliyordu. Yedi İngiliz futbolcuyu çalımlayarak attığı gol birçok kişiye göre hâlâ futbol tarihinin gelmiş geçmiş en güzel golüdür. Napoli artık dünyanın en iyi ve en çok konuşulan oyuncusuna sahipti.

1986-1987’de Napoli ligde ilk şampiyonluğunu elde ederken Maradona artık tüm şehrin sevgilisiydi. Ertesi sezon ise Napoli kulüp tarihinin ilk Avrupa başarısını elde ediyor ve UEFA Kupası’nı müzesine götürüyordu. 1989-90 sezonunda Napoli ikinci kez şampiyon olunca Maradona artık tam anlamıyla bir Napoli fenomenidir.

İTALYA MARADONA’YA KARŞI

1990’da Dünya Kupası İtalya’da yapılıyordu ve ev sahibi İtalya, Napoli şehrinde oynanacak maçta Arjantin’i ağırlıyordu. Yarı final maçının öncesinde Maradona, Napoli halkına, “364 gün İtalya’yı destekleyebilirsiniz ama yarı finalde beni ve Arjantin’i destekleyin.” çağrısında bulunmuştu. İtalya’yı karıştıran bu açıklamaya Napoli halkı kayıtsız kalmamıştı. O gün stadın yarısı Maradona’yı desteklemiş, Arjantin o gün İtalya’yı mağlup edip adını finale yazdırmıştı. Maçtan sonra Paolo Maldini ise “Bu maç Napoli’de oynanmasaydı finale biz çıkardık.” sözleriyle Napoli halkına sistem etmişti.

FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLDİR

Napoli’nin Maradona tutkusunu yalnızca futbolla açıklamak mümkün değildi. O yıllarda İtalya’nın kuzeyiyle güneyi arasında hem sosyal hem ekonomik anlamda ciddi farklar vardı. Kuzey iyi kazanan, lüks içinde yaşayan, zengin, mutlu insanları temsil ederken; güney tam tersine zorluklar içerisinde kıt kanaat geçinen, fakir ve öfkeli insanların bölgesiydi.

Bu ekonomik standart farkı hayatın her alanında olduğu gibi futbolda da kendini göstermekteydi. Kuzey İtalya’nın Inter, Milan, Juventus gibi zengin takımları çok uzun yıllardır İtalya Ligi Serie A’yı domine ediyorlardı.

Napoli ise tam bir güney şehriydi. 1980’li yılların ortasına kadar Napoli, mafyanın hâkim olduğu bir şehir konumundaydı. Kentin güçlü aileleri arasında yaşanan çatışmalar, kanlı infazlar Napoli için sıradan hâle gelmişti. Diego şehrin imajını yeni baştan yazmıştı. Artık Napoli mafya hesaplaşmalarıyla, cinayetlerle, kavgalarla değil, futboldaki başarılarıyla, çılgın kutlamalarıyla İtalya’nın gündemindeydi.

Maradona, ülkenin güneyde de güzel bir hayat olduğunu, burada da mutlu olunabileceğini tüm İtalya’ya göstermişti. Şehir de onu bağrına basmıştı. Diego Napoli’den ayrılalı 28 yıl olmasına rağmen şehrin her yerinde hâlâ ona rastlamak mümkün.

Futbolun tamamen para eksenli bir oyun haline geldiği günümüzde bir şehir ve bir oyuncu arasında böyle bir ilişkinin gelişmesi artık ne yazık ki mümkün değil. “Diego ve Napoli” sevdası tekti ve hep öyle kalacak.

***Bu yazıda büyük ölçüde Marmara Life 2019 / Eylül-Ekim sayısından yararlanılmıştır.

Okumaya devam et

Dünya

Fransa Senatosu Ermenistan’ın bile tanımadığı Karabağ’ı tanıma kararı aldı

Fransız Senatosu, Fransa Devleti’nin Ermeni işgalcilerin yönetimindeki “Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ni tanımasını” isteyen karar tasarısını görüşerek kabul etti. Sembolik karara Azerbaycan ve Türkiye tepki gösterdi.

BOLD – Fransa Senatosu, Paris hükümetini, Ermeni işgalcilerin yönetimindeki ‘Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’ni tanımaya çağıran tavsiye niteliğindeki kararı kabul etti. Karar teklifinin hukuki bir bağlayıcılığı bulunmuyor, ancak sembolik bir önem taşıyor.

Hazırlanan karar teklifinde, Fransız hükümetinden “Dağlık Karabağ hükümetini tanıması ve bu tanımayı kalıcı bir barışın tesisinde müzakere aracı olarak kullanması” isteniyor.

ERMENİSTAN’IN BİLE TANIMADIĞI KARABAĞ CUMHURİYETİ

Karar metnine, iktidar partisi LREM hariç tüm gruplar destek verdi. Oylamada 305 senatör, kararın kabul edilmesi yönünde oy kullandı. Hükümet, “Ermenistan’ın bile tanımadığı Karabağ Cumhuriyeti’ni tanımak bu sorunu çözmez” diyerek, tasarının bu bölümüne karşı görüş belirtti.

Turizmden ve yurt dışındaki Fransızlardan sorumlu Devlet Bakanı Jean-Baptiste Lemoyne söz konusu kabulün Fransa’nın ‘tüm nüfuzunu ve kapasitesini’ kaybetmesine neden olacağını ve Paris’in artık yardım etmek istediklerine de hiçbir faydasının olmayacağı çıkışında bulundu.

Lemoyne, “Ermenistan dahil hiç bir ülke Karabağ Cumhuriyeti’ni tanımış değil. Hükümetin sorumluluğu, bu davranışın faydalı ya da etkili olabileceğini düşünmek. Fransa, Minsk Grubu’nda, ancak arabuluculuğu iki tarafça da onaylanırsa devam edebilir. Açık olalım, Fransa tarafından tek taraflı tanınması, kimsenin faydasına olamaz. Ne Ermenistan, ne Karabağ, ne Fransa, ne diğer Minsk taraflarının faydasına olur bu adım. Biz tek taraflı davranışlardan çok, taraflar arası diyaloğu kurmak için çalışmalıyız. Sembolik bir tanıma sorunun çözümüne katkı getirmez” diye konuştu.

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından yapılan açık oylamaya 336 senatör katıldı. Bunlardan 306 oy geçerli sayıldı. Geçerli oylardan 305’i tasarının kabul edilmesi yönünde oy verdi. Yalnızca 1 senatör “hayır” oyu verdi.

 

TASARI SEMBOLİK ÖNEME SAHİP

Karar metninde Fransız hükümetine “bölgeye uluslararası güç gönderilmesi fikrini Minsk Grubu içinde savunması, Dağlık Karabağ’da işlenmiş savaş suçlarıyla ilgili uluslararası soruşturma yürütülmesini talep etmesi, 1994 yılında belirlenmiş sınırları yeniden tesis edecek biçimde soruna Minsk Grubu bünyesinde müzakere edilmiş kalıcı çözüm için çalışması ve Türk makamlarının oynadığı rolle ilgili tüm diplomatik sonuçları tartarak Avrupalı ortaklarıyla en uygun yanıtları öngörmesi” çağrısında bulunuluyor.

Kararda “Türkiye’nin desteğiyle Azerbaycan’ın askeri saldırıları ve bölgeye yabancı savaşçı (cihatçı) götürüldüğü” iddiası da kınanmakta olduğu belirtiliyor.

Geçtiğimiz günlerde Fransa’da Ermenistan için yardım toplayan bir derneğe destek ziyaretinde bulunan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “Uluslararası hukuka göre Dağlık Karabağ bölgesi Azerbaycan toprağıdır. Egemen devletin talebi olmadıkça da müdahale etme hakkınız yoktur” demişti.

AZERBAYCAN TEPKİ GÖSTERDİ

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Fransa Senatosu’ndaki oylamanın ardından yayınladığı açıklamada, “tek taraflı ve hakikata uygun olmayan” unsurlar içerdiğini belirttiği karara sert tepki gösterdi.

Açıklamada, “tümüyle taraflı” karar tasarısının kabul edilmesinin provokatif bir adım olduğu, Ermeni kökenli Fransızlar’ın Karabağ meselesini seçim amaçları için kullandığının görüldüğü savunuldu.

Kararın hiçbir hukuki bağlayıcılığının olmadığı ifade edilen açıklamada, ihtilafta arabuluculuk görevine sahip bir ülkenin böyle bir tasarıyı geçirmesinin, bu ülkenin tarafsızlığına gölge düşürdüğü belirtildi.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI KARARI “GÜLÜNÇ” OLARAK NİTELENDİRDİ

Dışişleri Bakanlığından, “Fransa Senatosunun Azerbaycan’a kendi topraklarından çekilmesi çağrısında bulunması gülünç, tarafgir ve gerçeklerden kopuktur.” açıklaması yapıldı.

Azerbaycan Kelbecer’in kontrolünü Ermenilerden devraldı

Okumaya devam et

Dünya

Beklenen oldu: Trump FBI’a yalan söyleyen eski danışmanını affetti

ABD medyasının af iddiası doğru çıktı. ABD Başkanı Trump, eski danışmanı Michael Flynn’i affettiğini açıkladı. Flynn, 2016’daki başkanlık seçimlerine Rusya’nın müdahalesine ilişkin soruşturmada FBI’a yalan söylediğini itiraf etmişti.

BOLD – Aldığı af kararını Twitter’dan paylaşan ABD Başkanı Donald Trump, “General Michael Flynn’e tam af verildiğini açıklamak benim için büyük bir onur. Flynn ve harika ailesini tebrik ediyorum. İşte şimdi harika bir Şükran Günü geçireceğini biliyorum” diye yazdı.

TRUMP’UN ALDIĞI EN ÜST DÜZEY AF KARARI

Başkan Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, 2016 seçimlerinin ardından görevde kısa süre kaldıktan sonra geçiş sürecinde Ruslarla temasları konusunda Federal Soruşturma Bürosu’na yalan söylediğinin ortaya çıkmasının ardından istifa etmek zorunda kalmıştı. Kısa süre önce ABD basınında Trump’ın danışmanlarına Flynn’i affetmeyi düşündüğünü söylediği haberleri yer almıştı. Trump’ın Flynn’e af vermesi, başkanlığı boyunca aldığı en üst düzey af kararı olarak kayıtlara geçti.

YALAN SÖYLEDİĞİNİ İTİRAF ETMİŞTİ

Emekli general Michael Flynn, 2017 yılında Trump’ın görevi devralmasından haftalar önce Rusya’nın ABD Büyükelçisi Sergey Kislyak ile görüşmesine ilişkin FBI’a yalan söylediğini itiraf etmiş ve savcılıkla işbirliğine gitmişti. Flynn’ın Fethullah Gülen’e karşı Türk hükumetiyle bir komplonun parçası olduğu da belgeleriyle ortaya çıkmıştı.

KHK zulmüne böyle direniyorlar: İşte İzmir’in ‘Badanacı Ablalar’ı

 

 

Okumaya devam et

Popular