Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan’dan Kıbrıs’a emlak ziyareti

KKTC Cumhurbaşkanlığı’na Türkiye’nin desteklediği Ersin Tatar’ın seçilmesinin ardından Tayyip Erdoğan ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi. Gündeminde ise emlak işleri vardı.

BOLD – KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a Türkiye’deki gibi bir saray inşa etmesi önerisinde bulunan AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kısmen açılan kapalı Maraş bölgesini ziyaret etti. Erdoğan’ın ziyareti Türkiye’nin Kıbrıs politikasının eskisi gibi olmayacağına ilişkin mesajlarla doluydu. Erdoğan’ın yanında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi de götürmesi, Kıbrıs politikasının değişimi açısından önemli bir sinyaldi.

KALICI RESMİ GÖRÜŞ

Tayyip Erdoğan, Bahçeli ile birlikte Ekim ayında 46 yıl sonra kısmen açılan Kapalı Maraş’ı ziyaret etti. Statüsü tartışmalı olan ve Birleşmiş Milletler gözetimindeki Maraş ziyareti öncesi Erdoğan yaptığı konuşmada “Bugün Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır. Egemen eşitlik temelinde iki devletli çözümün müzakere edilmesi gerekiyor” dedi. Erdoğan’ın bu sözleri Kıbrıs’ta iki devletli çözümün Türkiye’nin kalıcı resmi görüşü haline dönüştüğünün ilanı oldu.

Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarına ilişkin konuşan Erdoğan, Doğu Akdeniz’deki Türkiye ve KKTC’nin haklarını korumakta kararlı olduklarını vurguladı. Erdoğan’ın bir diğer hedefi de Kıbrıs’taki yerel medyaydı. Yerel medyayı Rum yönetimiyle çalışmakla suçlayan Erdoğan, yerel medyaya “paçavra” nitelemesinde bulundu.

Konuşmasında 46 yıl sonra açılan Maraş bölgesine ilişkin mesajlar da veren Erdoğan, Maraş’ta yeni bir dönemin başlayacağının altını çizdi.

SARAY YAPIMINA SPORSOR

Erdoğan’ın Kıbrıs ziyaretinde en çok tartışılan konu ise Cumhurbaşkanı Tatar’a yaptığı Saray inşa etme önerisi oldu. Erdoğan, konuyu Tatar’la konuştuğunu ve 5 dönüm arazi üzerine Türkiye olarak Cumhurbaşkanlığı makamı inşa edebileceklerini söyledi.

Erdoğan: “Bu arada yeni bir adım, sayın Tatar’a da söyledim. Uygun bir yerde, 5 dönüm bir arazi temin etmek suretiyle Cumhurbaşkanlığı makamını da orada süratle inşa edelim ve bu makamını oraya taşıyalım. Zira, bu tür makamlar bildiğiniz gibi farklı ülkelerin bakışını da değiştirir. Anavatan ve garantör Türkiye, KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının yanında olacaktır” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN’IN ZİYARETİYLE YATIRIMLAR ARTAR MI?

Maraş, barındırdığı güzel Akdeniz plajlarıyla geçmişte turizm merkezlerinden biriydi. 46 yıldır dokunulmayan plajlarıyla Maraş’ın yeniden turizm merkezi olabileceği Erdoğan tarafından daha önce ifade edilmişti.

Ancak Maraş’ın yeniden açılması sonrası tartışılan statüsü nedeniyle yatırım teklifi gelmedi.

Erdoğan’ın Maraş’ı ziyareti yatırımcıları ikna etme amacı taşıyor. Kıbrıs medyasına göre Erdoğan’ın programına Maraş ziyaretini dahil etmesinin, Maraş’ın dünyadaki tanınırlığını daha da artıracağı, bunun da menkul değerlerinde önemli bir değer artışı getirebileceği belirtiliyor.

Erdoğan’ın ziyaretinin bir diğer önemli yanı da Türkiye ile KKTC ilişkilerinin ekonomik ve mali boyutu.

KKTC’de yeni hükumet kurma çalışmaları sonuçsuz kalırken Erdoğan’ın ziyareti sırasında vereceği olası mesajların yeni döneme ilişkin bir sonuç teşkil edebileceği belirtildi.

2020 ve 2021 mali tablo, yeni hükumet çalışmalarında önemli bir sorun yaratırken Erdoğan’ın KKTC’ye yönelik ekonomik ve mali yardımlar konusunda somut mesaj vermesinin yeni hükumeti erken zamanda hayata geçirebileceği ifade ediliyor.

ERDOĞAN’IN GELİŞİ PROTESTO EDİLDİ

Kuzey Kıbrıs’ta ise hafta başından bu yana protestoları gösterileri düzenleniyor. Salı günü yüzlerce kişi “Müdahale değil özgür irade” ve “Kıbrıs’ta son söz Kıbrıslıların” sloganlarıyla Erdoğan ve Bahçeli’nin adaya gelişini protesto etti.

Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiades, Erdoğan’ın ziyaretini “şimdiye kadar görülmemiş bir provokasyon” sözleriyle eleştirdi. Anastasiades, Erdoğan’ın Maraş ziyaretinin Birleşmiş Milletler’in (BM) Kıbrıs kararını ihlal ettiğini de söyledi.

 

Analiz

ABD’deki Sezgin Baran Korkmaz iddianamesinde neler var? Kaç yıl ceza isteniyor?

ABD Adalet Bakanlığı, Avusturya’da 19 Haziran’da gözaltına alınan SBK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Baran Korkmaz hakkındaki iddianamenin ‘gizliliğini’ kaldırdı. 133 milyon dolar aklamakla suçlanan Korkmaz hakkında 225 yıla kadar ceza isteniyor?

BOLD ANALİZ – Utah eyaletindeki Salt Lake Bölge mahkemesi, Sezgin Baran Korkmaz’a 225 yıl hapis istemiyle dava açtı. 28 Nisan tarihinde gizlilik kaydıyla açılan davanın iddianamesi, Utah Mahkeme Heyetinin iddianameyi kabul etmesinin ardından gizlilik kararı kaldırılarak yayınlandı.

15 sayfalık iddianame, Korkmaz’ın Avusturya’da tutuklanmasına gerekçe olarak gösteriliyordu ancak 21 Haziran’a kadar kamuoyu ile paylaşılmamıştı. Korkmaz’ın Avusturya’da ABD’nin talebi üzerine gözaltına alınması ve tutuklanmasının ardından belgenin gizliliği kaldırıldı.

ABD Adalet Bakanlığı da Korkmaz hakkında, ‘kara para aklamak’, ‘para transferi dolandırıcılığı’ ve ‘yargıyı engellemek’ suçlamalarıyla dava açıldığını duyurdu. ABD, Korkmaz’ın Utah eyaletindeki mahkemeye çıkarılması için Avusturya’dan iadesinin talep edileceğini duyurdu.

Avusturya yargısı, Korkmaz’ın, “ABD’ye iade talebinin görüşülmesi için” 5 Temmuz’a kadar tutuklu kalmasını kararlaştırdı.

Korkmaz’ın avukatları ise hakkında Türkiye’de de kara para aklama davası görülen ve iadesi talep edilen müvekkillerinin Türkiye’de yargılanmak istediğini açıkladı.

KORKMAZ’A YÖNELİK SUÇLAMALAR NELER?

ABD’de üzerindeki gizlilik kararı kalkan iddianamede Korkmaz’ın, Türkiye ve Lüksemburg’daki banka hesapları aracılığıyla 133 milyon dolar kara para akladığı iddia ediliyor.

Korkmaz’ın kara para aklama yoluyla elde ettiği gelirlerin de, ABD’nin Utah Mahkemesi’nde Kingston ailesi üyeleri ve Lev Aslan Dermen’in (Levon Termendzhyan) yenilenebilir yakıt vergisi teşvikinden faydalanarak ABD Hazinesi’ni dolandırmakla suçlandığı yolsuzluk ağıyla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Korkmaz ve işbirlikçilerinin, “yolsuzluk yoluyla elde edilen gelirlerle aklanan paraları Borajet havayolu şirketini, Türkiye ve İsviçre’de otelleri, Queen Anne adlı bir yatı, İstanbul’da Boğaz’da bir villa ve apartman dairesini satın almak için kullandıkları” iddia ediliyor.

NE KADAR CEZA İSTENİYOR?

Korkmaz’a para transferiyle dolandırıcılık yapmaktan 10 ayrı suçlama yöneltildi.

Korkmaz, kara para aklamadan suçlu bulunursa 20 yıla kadar hapis, suçlu bulunduğu her bir para transferiyle dolandırıcılık suçlamasından da 20’şer yıla kadar hapis, yargıyı ve soruşturmayı engelleme suçundan da 5 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya. Savcılık suçlu bulunması durumunda Korkmaz için toplam 225 yıla kadar hapis cezası istiyor.

İDDİANEMEDE NELER VAR?

İddianamede Sezgin Baran Korkmaz sanık, ABD hükümeti davacı olarak yer alıyor.

Utah Başsavcı Vekili Andrea Martinez’in imzasıyla yayınlanan İddianamede adı geçen şirketler ve isimler şöyle:

Korkmaz’ın sahibi olduğu Türkiye’deki SBK Holding AŞ, Biofarma İlaç ve Lüksemburg’daki Isanne Sarl ve banka hesaplarının kontrolünü elinde bulundurduğu Komak Isı Yalıtım, Setap Teknoloji Sistemleri, Blane Teknoloji Sistemleri, Mega Varlık Yönetim, Washakie Renawable Energy şirketi, Washakie Renewable Energy’nin sahipleri Jacob Kingston, Isaiah Kingston, Kingstonların kontrolündeki United Fuel Supply, Lev Aslan Dermen (Levon Termendzhyan), Dermen’in çıkarı olduğu (veya) kontrolündeki Noil Energy Group, Speedy Lion Renewable Fuel Investments, GT Energy, SBK Holdings USA.

İddianamede Kingston kardeşler ile Levon Termendzhyan’ın 2011-2016 yılları arasında, ABD Hazinesi’ne bağlı Vergi Dairesi’nin biyoyakıtlar için sağladığı vergi teşviklerinden faydalanma amacıyla sahte beyannameler düzenledikleri öne sürülüyor.

Washakie Renewable Energy ve United Fuel Supply aracılığıyla Kingstonlar ile Termendzhyan’ın 1 milyar dolarlık beyanname düzenledikleri, ABD Hazinesi’nin de bu kişilere 470 milyon dolarlık teşvik ödemesi yaptığı belirtiliyor.

133 MİLYON DOLARLA YAPILAN ALIMLAR

İddianamede bunların “hak edilmemiş ödemeler olduğu” olduğu belirtiliyor ve şu ifadelere yer veriliyor:

“Jacob Kingston ve Isaiah Kingston, Levon Termendzhyan’ın ve sanık Korkmaz’ın yönlendirmesiyle, Washakie’nin, yolsuzluk sonucu elde edilen yaklaşık 133 milyon doları, Korkmaz’ın Lüksemburg ve Türkiye’deki hesaplarına aktardı.”

İddianamede aklanan paraların ne kadarının hangi şirket ve birey hesabında kullanıldığına ilişkin listelenen iddialar ve meblağlar da var.

Yolsuzluk yoluyla elde edilen paraların Türkiye’de Biofarma ilaç şirketine, adı Servus olan ve daha sonra Setap ve Blane olarak değiştirilen teknoloji şirketine, varlık yönetim şirketi Mega Varlık’a, Borajet’in alınması için kullanılan Bukombin, Bugaraj adlı holding şirketlerine, adı daha sonra SBK Air olarak değiştirilen Aydın Jet’e yatırım amaçlı kullanıldığı öne sürülüyor. Ayrıca, Türkiye’de bir gayrimenkul, otel, hastane, İsviçre’de iki otel, Queen Anne adlı yat, bir havayolu şirketi, bir jet, İstanbul’da Boğaz’da bir villayı ve apartman dairesini de “kara parayla” satın alındığı iddia ediliyor.

Türkiye’de sahibinin Jacob Kingston’ın olduğu Setap ve Mega Varlık şirketlerine de ABD’den havaleler gönderildiği belirtilen iddianamede, Korkmaz’ın ABD’yle Türkiye arasında gidip gelen toplam 301 milyon 315 bin 477 dolarlık para trafiğinin içinde olduğu belirtildi.

ABD’yle Türkiye arasında gidip gelen paraların açıklamasındaysa, kara para aklanmasının gizlenmesi için “borç aldım, borç verdim, şirketin hisselerini satın aldım, gayrı menkul satın aldım” gibi bazı doğru olmayan gerekçelerin üretildiği öne sürüldü. Korkmaz’ın bilgisi dahilinde bu şekilde 30 para transferinin kaydedildiği belirtildi.

İddianamede ayrıca, kara para aklama yoluyla elde edildiği öne sürülen taşınır ve taşınmaz mülklere el konulması talebi var.

YAZIŞMALARDAKİ ‘BÜYÜKBABA’ KİM?

İddianamede Korkmaz’ın haklarında soruşturma başlatılan Kingston kardeşleri, kod ismi “büyükbaba” olan, savcılığın ismini ve hangi ülkede olduğu belirtmediği bir hükümet yetkilisiyle olan sağlam ilişkileri nedeniyle koruyacağı, kendilerine hiçbir kimsenin ‘büyükbaba’nın (dede – grandfather-grandpa ) gücünden dolayı dokunamayacağını belirttiği iddia edildi. Ancak bu vaadin gerçekçi olmadığı ifade edildi.

Buna istinaden, Jacob Kingston ile “Tanık A” olarak adlandırılan kişi arasındaki ‘Büyükbaba’ ifadesinin de geçtiği cep telefonu mesajlaşmalarına da yer veriliyor.

Korkmaz’ın Kingston kardeşleri korumak için 6 milyon dolar aldığı da iddia edildi. Korkmaz’ın, Kingston kardeşlere bu konudaki mesajların dökümü ve Kingston kardeşlerin de Korkmaz’a kendilerini ‘Büyükbaba’ aracılıyla koruması için Türkiye’ye çeşitli zaman dilimlerinde gönderdiği 6 milyon doların kayıtları da iddianamede yer aldı.

KORKMAZ, TÜRKİYE’YE İADE EDİLMEK İSTİYOR?

ABD’nin yanı sıra Türkiye de Korkmaz’ın iadesi için, Viyana Büyükelçiliği vasıtasıyla resmi girişimlerini başlatmış durumda. Türkiye Cumhuriyeti’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, daha önce yaptığı açıklamada, “Bakanlığımızdan aldığımız talimat doğrultusunda gereğini yerine getirerek iade işlemleri için süreci 19 Haziran tarihiyle başlatmış durumdayız” bilgisini paylaşmıştı.

Bu arada Viyana’da gözaltında tutulan Korkmaz’ın da Türkiye’ye iade edilmek istediği bildirildi. Korkmaz’ın avukatı Volkan Dülger pazartesi günü yaptığı açıklamada, “ABD’nin yeni tespit ettiği bir usulsüzlükten müvekkilimin haberdar olmasını beklemek düşünülemez. Müvekkilim Türkiye’de yargılanmak istiyor ve bu nedenle iadesini talep edecek. Türkiye’nin de iade talebinde bulunduğunu biliyoruz. Biz de bugün ya da yarın Türkiye’ye iade edilmeyi talep edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Susma hakkını kullanan Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluğu uzatıldı

Okumaya devam et

Analiz

Ermenistan’da seçim muamması: Zafer ya da kaos

Ermenistan’da erken genel seçimi, resmi olmayan ilk sonuçlara göre sürpriz şekilde oyların yüzde 54,21’ini alan Başbakan Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi kazandı. Paşinyan zaferini ilan ederken, eski Cumhurbaşkanı Koçaryan usulsüzlük iddialarını gerekçe göstererek sonucu tanımadı.

BOLD ANALİZ – Ermenistan’da, Dağlık Karabağ Savaşı’nın ardından muhalefetin yoğun baskısı sonucu yapılan erken genel seçimleri, oyların yüzde 95,8’inin sayıldığı kesin olmayan sonuçlara göre Başbakan Nikol Paşinyan’ın partisi yüzde 54,21 oy alarak kazandı.

Eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın liderliğindeki Ermenistan İttifakı oyların yüzde 20,89’unu alabildi. Usulsüzlük iddialarını gündeme getiren Ermenistan İttifakı, seçim sonuçlarını tanımadığını açıkladı.

Nikol Paşinyan günün ilk saatlerinde yaptığı açıklamada, “Ermenistan halkı, partimize ülkeyi yönetme, bana da ülkeyi başbakan olarak yönetme yetkisi verdi” dedi.

Paşinyan, “Seçimlerde ikna edici bir zafer kazandığımızı ve parlamentoda tatmin edici bir çoğunluğa sahip olacağımızı biliyoruz” ifadelerini kullandı ve destekçilerinden başkent Erivan’ın en büyük meydanı olan Cumhuriyet Meydanı’nda toplanmalarını istedi.

MUHALEFET, USULSÜZLÜKLERİN İNCELENMESİNİ İSTEDİ

Ermenistan eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan

Ermenistan İttifakı ise Paşinyan’ın zaferini ve seçim sonuçlarını, “ihlaller incelenene dek” tanımayacağını açıkladı.

İttifak’tan yapılan yazılı açıklamada, “Oy kullanma merkezlerinden, organize ve planlı sahtekarlıklar yapıldığına yönelik yüzlerce sinyal geldi. Bu da güven eksikliği için ciddi bir neden teşkil ediyor” denildi.

Oylama sonuçları ile ilgili verilerin sekiz aydır toplumsal yaşamda izledikleri gözlemle çeliştiğini ifade eden Koçaryan, sandıklarda organize ve planlı sahtekarlıklara işaret eden yüzlerce işaret olduğunu savundu.

Koçaryan, kayıtlara geçen ve iddia edilen seçim ihlallerinin dikkatli bir şekilde incelenmesini isteyeceklerini, tüm bu sürecin ardından oylama sonuçlarını kabul edeceklerini bildirdi.

Gallup’a bağlı MPG tarafından yapılan ve cuma günü yayınlanan son anket de Koçaryan’ın partisinin yüzde 28,7 ile yarışı önde götürdüğünü; Paşinyan’ın yüzde 25,2 ile ikinci sırada olduğunu gösteriyordu. Diğer yayınlanan anketlerde de iki partinin yüzde 20’lerde oy alacağını gösteriyordu.

Rus Ria haber ajansı, yaklaşık 2 milyon 600 bin kayıtlı seçmenin olduğu ülkede seçime katılımın yüzde 49,4 civarında olduğunu ve 319 usulsüzlük tespit edildiğini bildirdi.

Savunma Bakanlığı, askerlerin oy kullanmaya zorlandığına ilişkin iddiaları reddederek seçim sürecini gözlemlemeyi sürdüreceklerini belirtti.

SEÇİMİN ARDINDAN ÜLKEYİ NELER BEKLİYOR?

Kafkasların fakir ülkesi Ermenistan üzerinde büyük etkiye sahip Rusya açısından 46 yaşındaki Paşinyan’ın seçimleri kazanması, Rusya tarafından arabuluculuğu yapılan Bakü ile Erivan arasındaki ateşkes anlaşmasının devamı adına önemli görülüyor.

Söz konusu anlaşma, Dağlık Karabağ‘da 44 gün süren çatışmaların ardından geçen yıl 9 Kasım tarihinde imzalanmıştı. Ateşkes anlaşması aynı zamanda 2 bin Rus askerinin bölgede barış gücü olarak bulunmasına olanak sağlıyor.

Ermenistan’da seçim kampanyası gergin geçmiş; 46 yaşındaki Paşinyan mitinglerinde çekiç sallarken, 66 yaşındaki Koçaryan, “Başbakanla düelloya hazır olduğunu” söylemişti.

Paşinyan, Karabağ savaşı sonrası ülkedeki siyasi gerginliğin dinmesi ve kendisine yönelik protestoların dinmesi için seçim kararı almıştı. Ancak yine de seçimleri Paşinyan’ın kazanması durumunda ülkedeki öfkenin dinmeyeceği ve protesto gösterilerinin devam edeceği ifade ediliyordu. Buna şimdi bir de seçime yönelik usulsüzlük iddiaları eklendi.

Bu yönüyle Ermenistan’ın kısa süre içerisinde siyasi huzura kavuşmasının zor olduğu ve yeni bir seçime gidebileceği belirtiliyor.

ERMENİSTAN NEDEN ERKEN SEÇİME GİTTİ?

Ülkede 2018’de yapılan halk devriminin ardından iş başına gelen Batı yanlısı Nikol Paşinyan, on yıllardır devam eden yolsuzlukları sonlandıracağı ve yoksulluğu bitireceği vaadinde bulunmuştu. Ancak geçen yıl 6 bin kişinin hayatını kaybettiği Karabağ’daki yenilgi halk nezdinde tam bir hayal kırıklığı meydana getirdi.

Erivan yönetimi, 1990’daki savaşta Azerbaycan’dan alınan toprakların önemli bir kısmını geri vermek zorunda kaldı. Bu yenilginin ardından halk protestoları baş göstermiş ve Paşinyan’ın istifasını isteyen birçok gösterici meclisi işgal etmişti.

Ermenistan Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan ve üst düzey komutanlar, 25 Şubat’ta Başbakan Paşinyan’ı istifaya çağıran bir bildiriye imza atarak, Paşinyan’a ‘muhtıra’ vermişti. Paşinyan ise hemen Genelkurmay Başkanı Gasparyan’ı görevden aldığını duyurmuştu.

Muhalefet yanlısı tutum sergileyen Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Gasparyan’ın görevden alınmasına ilişkin 2 kararnameyi imzalamadı ve Anayasa Mahkemesi’ne gönderdi.

Paşinyan, ordu komutanlarının kendisine yönelik istifa çağrılarını “darbe girişimi” olarak nitelendirdi.

Başbakan Paşinyan, aylarca süren protestoların ardından 25 Nisan’da parlamento seçimlerinin önünü açmak için istifa ettiğini açıkladı ancak seçime kadar geçen süre içinde başbakanlığa devam etti.

Ermenistan’da batı yanlısı Paşinyan ile Rusya yanlısı Koçaryan seçimde yarışıyor

Okumaya devam et

Analiz

HDP iddianamesi kabul edildi ama kapatma kararı çıkacak mı?

Anayasa Mahkemesi, eksik olduğu gerekçesiyle 31 Mart tarihinde iade ettiği HDP’nin kapatılması talebiyle hazırlanan iddianameyi bu kez kabul etti. HDP’nin savunmasının ardından AYM üyeleri kapatma talebini esastan görüşecek. Kapatma talebi 15 üyeli AYM’de 3’te 2 oy çokluğuyla yani 10 üyenin oyuyla karara bağlanacak. Kararı verecek AYM’nin 7 üyesini Erdoğan atadı.

BOLD – Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in HDP’nin kapatılması talebiyle hazırladığı iddianameyi kabul etti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, eksik olduğu gerekçesiyle 31 Mart’ta iade edilen HDP iddianamesini yeniden hazırlayarak 7 Haziran tarihinde mahkemeye göndermişti. Raportör, ilk incelemesinin ardından iddianamenin kabul edilmesi yönünde görüş bildirdi. AYM Genel Kurulu, bugün davaya ilişkin yaptığı ilk incelemede oybirliğiyle iddianamenin kabulüne karar verdi. AYM, ilk inceleme sırasında partinin hazine yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulması talebini ise reddetti.

HDP DAVASINDA SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

HDP iddianamesinin kabul edilmesinin ardından AYM’de kapatma davası süreci ise HDP’nin Anayasa Mahkemesinin tanıdığı süre içinde ön savunmasını vermesiyle devam edecek. HDP, savunma için ek süre isteyebilecek.

Parti tarafından ön savunmanın verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin esas hakkındaki görüşünü sunacak. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin belirlediği tarihlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak. Bütün sürecin ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu süreçte Başsavcılık ve HDP ek delil ya da ek savunma sunabilecek.

10 ÜYENİN OYUYLA KARAR VERİLECEK

Raporun, mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından AYM Başkanı Zühtü Arslan, toplantı için bir gün belirleyecek ve kapatma talebi esastan görüşülecek. HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Kapatma ya da kapatılmama kararı üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla verilebilecek.

KAPATMA HALİNDE 5 YIL SİYASET YASAĞI GETİRİLECEK

Anayasa Mahkemesi’nin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle odak haline geldiğinin tespiti halinde partinin kapatılmasına ya da Hazine yardımından mahrum bırakılmasına hükmedilebilecek. Partinin kapatılmasına karar verilmesi durumunda 451 HDP’linin bir bölümü siyasi yasaklı olacak. Bu kişiler 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak. Siyaset yasağı istenen isimler arasında Selahattin Demirtaş, Mithat Sancar, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Sezai Temelli, Adil Zozani, Meral Danış Beştaş’ın da olduğu HDP’liler bulunuyor.

AYM’NİN 7 ÜYESİNİ ERDOĞAN SEÇTİ

HDP davasında karar verecek 15 üyeli AYM’nin 7 üyesi AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından seçildi. Erdoğan, en son eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan’ı AYM’ye seçmişti. AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın da bulunduğu 5 isim ise 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atandı. 3 isim ise TBMM tarafından seçildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin, iddianamenin 843 sayfa olduğunu, 451 HDP’li hakkında siyasi yasak istendiğini ve partinin hazine yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulmasının istendiğini söylemişti.

AYM TARİHİ BİR FIRSATI HEBA ETTİ

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, MYK üyeleriyle birlikte HDP’ye açılan kapatma davasının iddianamesinin AYM tarafından kabul edilmesine ilişkin açıklama yaptı. Mithat Sancar, şunları söyledi: “Bu iddianame MHP Genel Merkezi’nde hazırlanmış, sarayın hukuk birimlerinde son şekli verilmiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmişti. Davanın savcısının bizzat iktidarın kendisi olduğunu herkes görmelidir. Bu davanın savcısı nasıl iktidarsa bu davanın gerçek avukatı da bizzat halkın kendisidir. HDP’yi kapattırmayacağız. Bu davada verilecek karar sadece HDP’ye yönelik olmayacaktır. AYM, HDP’yi kapatma kararı verirse kendini kapatma kararını da vermiş olacaktır. Biz kararlıyız, HDP’yi sonuna kadar savunacağız, kimsenin şüphesi olmasın HDP’yi yaşatacağız. AYM, iddianameyi kökten reddetme fırsatına sahipti. Bunu yapması için de yeterince hukuki ve vicdani sebep mevcuttu. AYM iddianameyi reddetmiş olsaydı demokrasi umudu adına önemli bir mesaj vermiş olacaktı. AYM, tarihi bir fırsatı heba ettiğini açıkça söylemek zorundayız. AYM’nin bundan sonraki süreçte bu vebali ortadan kaldıracak bir tutum sergilemesi yönünde beklentimizi korumak istiyoruz. Bu davanın iddianamesi hazırlayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı değildir.”

314. madde sopası: 426 bin soruşturma 264 bin kişiye ceza

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0