Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

KHK’lı Ahmet Kaplan’ın cezaevinde ölüme sürükleniş belgeleri

KHK’lı Ahmet Kaplan’ın raporları, ölüm kronolojisini ortaya çıkardı. Yapılmayan tetkikler, yanlış teşhisler, kanserin belirlenişi, buna rağmen tahliye edilmeyişi ve ölüm.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD – Cezaevinde hayatını kaybeden kanser hastası KHK’lı trafik polisi Ahmet Kaplan’ın (48) ölüme sürüklenişinin raporları ortaya çıktı. Mayıs 2020’de aşırı kilo vermeye başlayan Kaplan’ın defalarca revire başvurduğu, peş peşe yanlış teşhisler konulduğu ve eksik tetkikler nedeniyle akciğer kanseri teşhisinin ancak ölümünden bir ay önce konulabildiği raporlarda görülüyor. Kaplan, kanser teşhisi konulduktan sonra da tahliye edilmiyor ve kemoterapi verilip cezaevine gönderiliyor. Raporlar Kaplan’ın adım adım ölüme sürüklenişini belgeliyor.

KHK’LI TRAFİK POLİSİ

Trafik polisi Ahmet Kaplan, 30 bini aşkın meslektaşı gibi 15 Temmuz darbe girişiminden sonra mesleğinden ihraç edildi. Kaplan, Gülen Hareketiyle iltisakı bulunduğu gerekçe gösterilerek 13 Ağustos 2016’da tutuklandı. 10 Kasım 2020’de cezaevinde hayatını kaybetti. 4 yılı aşkın süredir cezaevinde bulunan Kaplan’ın tahliyesine dört ay vardı.

Cezaevinde hayatını kaybeden Ahmet Kaplan’ın adım adım ölüme sürüklenişinin raporlarına Turkish Minute’ten Cevheri Güven ulaştı. Raporlarda; Kaplan’a defalarca yanlış teşhis konulduğu, gerekli muayeneler yapılmadığı ve kanser teşhisinin ardından tahliye talebine cevap verilmediği görülüyor. Kemoterapiden sonra tek başına cezaevine gönderilen Kaplan’a ait bazı raporlar e-nabız sisteminde bulunamıyor ancak mevcut raporlar ölümün kronolojisini ortaya çıkartıyor.

E-NABIZ SİSTEMİNDEKİ RAPORLAR

Mayıs 2020’den itibaren aniden kilo vermeye başlayan Kaplan’ın defalarca cezaevi revirine ve fenalaşması nedeniyle hastaneye götürüldüğü, hastalarla ilgili bilgilerin kayıtlı olduğu elektronik veri tabanı e-nabız sisteminde görülebiliyor. Ancak Kaplan’a eksik teşhisler nedeniyle akciğer kanseri tanısı aylar sonra konuluyor. Teşhis konulduktan ölüm gününe kadar geçen süre ise bir aydan daha az. İnsan hakları savunucusu ve HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na göre Kaplan, cezaevinde sağlık hizmetinden mahrum bırakılarak ölümüne neden olundu.

AHMET KAPLAN’IN GÜN GÜN HASTALIK SÜRECİ

13 Temmuz 2020: Ahmet Kaplan, nefes darlığı, öksürük ve burun akıntısı şikayetiyle cezaevi revir doktoru Sebahattin Ekenel’e başvurdu. Mevsimsel alerji teşhisi konulup koğuşuna gönderildi.

27 Temmuz 2020: Kaplan, aynı şikayetle üç kez daha cezaevi revirine kaldırıldı. Durumu ağırlaşan Kaplan, ardından İskenderun Devlet Hastanesine götürüldü. Doktor Filiz Mısırlıoğlu tarafından muayene edilen Kaplan’a teşhis konulmadı ve ciddi bir rahatsızlığı olmadığı belirtilerek cezaevine geri gönderildi.

30 Temmuz 2020: Fenalaşan Kaplan tekrar cezaevi revirine kaldırıldı.

7 Ağustos 2020: Kaplan, acil başvurusu nedeniyle İskenderun Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. 10 gün hastanede tutuldu. Ciğerlerinde su toplanması (plevral efüzyon) teşhisi kondu.

11 Ağustos 2020: Ciğerlerinden sıvı alındı. Ancak tahlil sonucu e-nabız sisteminde yer almıyor.

18 Ağustos 2020: Tekrar cezaevine gönderildi. Ailesine verdiği bilgiye göre, bu tarihten itibaren cezaevinde kendi ihtiyaçlarını gideremez hale geldi. Ailesiyle görüşmeye getirildiğinde tekerlekli sandalyeyle getirildi. Kaplan, ailesine Mayıs ayından itibaren kilo vermeye başladığını belirtti.

21 Ağustos 2020: Tekrar hastaneye götürüldü.

2 Eylül 2020: Tekrar hastaneye sevk edildi. Ancak hastalığına teşhis konulmadı. Ailesi yetersiz ve özensiz tetkikler nedeniyle teşhisin geciktiğini belirtiyorlar.

14 Eylül 2020: Cezaevi revirine götürüldü. Muayenenin ardından kronik bronşit teşhisi konuldu.

4 Ekim 2020: Akut bronşit teşhisiyle İskenderun Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. 12 gün hastanede tutuldu. Ciğerlerindeki suyu almak için tüp takıldı.

8 Ekim 2020: Doktor Suat Durkaya’nın akciğer kanseri şüphesi üzerine Onkoloji Doktoru Cemile Karadeniz tarafından muayene edildi ve akciğerinden parça alınıp biyopsiye gönderildi.

15 Ekim 2020: Biyopsi sonucu netleşti ve Ahmet Kaplan’a akciğer kanseri teşhisi konuldu.

26 Ekim 2020: Kanser teşhisine rağmen hastaneden cezaevine gönderildi.

02 Kasım 2020: İskenderun Devlet Hastanesi onkoloji servisine götürüldü. Onkoloji doktoru Cemile Karadeniz tarafından Adana Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Durumunun ağır olması nedeniyle iki gün bekletildikten sonra sevk gerçekleşti.

04 Kasım 2020: Adana Şehir hastanesine götürüldü. Muayenenin ardından aynı gün cezaevine geri gönderildi.

06 Kasım 2020: Sağlık Kurulu raporu için cezaevinden alınarak tekrar İskenderun Devlet Hastanesine getirildi. Durumunun ağır olması nedeniyle öncesinde doktor Cemile Karadeniz tarafından muayene edildi. Aynı gün tekrar cezaevine gönderildi.

09 Kasım 2020: İskenderun Devlet Hastanesine getirildi ve kemoterapiye başlandı. Kaplan, ilk kemoterapi dozunun ardından tekrar cezaevine gönderildi.

10 Kasım 2020: Ahmet Kaplan 20:30’da bulunduğu cezaevi hücresinde fenalaştı, hastaneye gönderildi ancak hayatını kaybetti.

Ailesi bu süre zarfında, Ahmet Kaplan’ın hayati tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle sağlık kurulu raporu çıkartılması için başvurdu ancak başvurulara cevap verilmedi. Aile, üç kez infazın ertelenmesi için başvurdu ancak bu başvurulara da cevap verilmedi.

Kaplan, hastalığı sürecinde, kendi başına yemek yeme ve bireysel temizliğini yapma kabiliyetlerini kaybetti. Ailesinin aktardığına göre Kaplan, kanser hastalığı ve kemoterapi nedeniyle ihtiyacı olan iyi beslenme ve hijyen koşullarından mahrum bırakıldı.

AYLARCA TEŞHİS KONULAMADI

Kaplan’ın ihmalle ölümüne neden olunduğuna ilişkin İnsan Hakları Derneği (İHD) inceleme yapıyor. Otopsi raporunun çıkmasının ardından İHD suç duyurusunda bulunacak. Suç duyurusunun temelini; aylarca ilgisizlik nedeniyle erken teşhisin gecikmesi, tedaviden yararlandırılmama ve kanser teşhisine rağmen tahliye edilmemesi oluşturuyor. Raporlarda, Kaplan’a kanser teşhisi konulduğunda hastalığının son evresine geldiği görülüyor. Teşhisle ölüm arasında bir aydan az süre var.

24 KİŞİ BİRARADA KALDI

Kaplan cezaevinde 18 kişilik koğuşta 24 kişiyle oldukça kalabalık bir ortamda kalıyordu. Ailenin İHD’ye anlattıkları şöyle:

“Son 3-4 aylık süreçte kendi bakımını yapamaz, ailesiyle telefon görüşmesi dahi yapamaz hale gelmişti. Bütün süreç cezaevi çalışanları ve devlet hastanesi doktorlarının gözü önünde gerçekleşti. 3-4 ay içinde 30 kilo kaybetmiş olmasına rağmen yetkililer gerekli reaksiyonu göstermediler, tahliyesi için hakkı olan işlemler yapılmadı. Cezaevi ve hastane görevlilerinin ihmal ve kusurlarının araştırılmasını ve adaletin tesis edilmesini istiyoruz.”

BOLD ÖZEL

Adalet tiyatrosu: Sahnede yakalayıp cezaevine attılar!

Tiyatrocu Mustafa Salim, sahnede gösteri yaptığı sırada polisler tarafından gözaltına alındı. Hakime ifade vermeden tutuklanarak cezaevine atıldı. 3.5 ay sonra mahkemeye çıkan Salim, hiç savunma yapmadan tahliye oldu. Salim aylar sonra tekrar gözaltına alındığında ise sinema setindeydi.

BOLD ÖZEL – Derin Sahne Tiyatrosu’nun Silifke İlçe Emniyet Müdürlüğü için organize edilen  ‘Yarınlara Geç Kalmadan’ oyunu için sahneye çıkan Mustafa Salim, polisler tarafından önce alkışlandı. Sonra aynı polisler tarafından terör suçlaması ile gözaltına alındı. İfade vermek için Emniyete götürülen Mustafa Salim o anları “ Bir arkadaş çağırmış da çay içmeye gidiyormuşuz gibi oldu” sözleri ile anlattı.

SAVCI KIZINCA MAHKEME YERİNE DİREK CEZAEVİNE GÖNDERDİ

Terör örgütü üyesi iddiası ile ifadesi alınan Mustafa Salim gözaltındaki ilk gecesini nezarette geçirdi. Trajik bir güne uyandığını söyleyen Mustafa Salim hakim karşısına bile çıkarılmadan demir parmaklıkların ardına gönderildi. Hiç görmediği hakimin tutuklama kararı ise günler sonra cezaevine gönderildi.

İfadesinde savcı, Salim’e Hizmet Hareketi’ne yakınlığı ile bilinen Canik Başarı Üniversitesine neden gittiğini sordu. Yüzde 100 burs kazandığını belirten Salim, kendini “Savcı Bey! Okulun açılışına zamanın Cumhurbaşkanı, Başbakanı geldi. Ben bu insanlara güvenmeyeceksem kime güveneceğim bu devlette” sözleri ile savundu. Bu sözlerine savcının çok sinirlendiğini anlatan Salim şöyle devam etti:

“Savcı ters ters baktı. İçtiği sigarayı yüzüme üfledi. ‘Sayın savcım kayda değer bana bir şey sorun. Yoksa ben gitmek istiyorum’ deyince vurdu masaya elini. ‘Sen kimsin? Ben savcıyım burada. Çık dışarı! Alın bunu buradan!’ dedi.”

HAKİMİ SONUNDA GÖRDÜ AMA SAVUNMA YAPMASINA İZİN VERİLMEDİ

Mustafa Salim’in cezaevine girmesi gibi tahliye olması da bir hukuk garabetiydi. 3.5 ay sonra tek sayfalık bir iddianame ile bu kez hakim karşısına çıkabildi ama savunma yapmasına yine izin verilmedi. Hakim “Savunmaya gerek yok” diyerek 6 yıl 3 ay ceza verdi. Ardından tahliye etti.

SİNEMA SETİNDE İKİNCİ KEZ GÖZALTINA ALINDI

Mustafa Salim, yarım kalan oyunculuk hayalini tamamlamak için kararlıydı. Kısa film yarışması için Kayseri’ye gitti. Polisler bir kez daha gözaltına aldı. Bu kez sinema filmi yarım kaldı. Sorgusunun ardından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Salim, hakim ile olan diyaloğunu hayatı boyunca unutamayacağını söyledi. İkinci seferde, telefon görüşmesindeki ifadeleri için gözaltına alındığını belirten Salim “Tahliye olduktan sonra telefonumu dinlemişler. Silifke’deyken bir arkadaşın iddianamesinde suç gerekçesi Kuran-ı Kerim öğreticisi yazıyordu. Telefonda konuşurken bunu bir arkadaşıma söylediğim için beni çağırmışlar. Hakim, ‘Sen ne demek istiyorsun. O zaman bütün imamlar suçlu mu’ diye sordu” cümleleriyle ifade anısını anlattı.

Mustafa Salim ilk davasından 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı. İkinci davası ise devam ediyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Yüzde 60 engelli Bilal Danış’ı cezaevinde esir tutuyorlar

Cezaevinde iki kez mide kanaması geçiren, 15 gün önce de koronavirüs teşhisi konulan yüzde 60 engelli Bilal Danış’ın cezaevinde yatması gereken süre dolduğu halde tahliye edilmiyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Türkiye cezaevlerinde tahliye hakkı doğduğu halde serbest bırakılmayan birçok mahpus var. 5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nda yapılan son düzenlemeye göre engelli tutuklular cezasının son 3 yılını, diğerleri ise son bir yılını dışarıda geçirmesi gerekiyor.

Cemaat soruşturmaları kapsamında 20 Kasım 2016’da gözaltına alınıp bir gün sonra tutuklanan yüzde 60 engelli Bilal Danış, Bank Asya hesabı, kapatılan bir etüt merkezinde sigortasının olması ve içeriği olmayan mesajlaşma programı Bylock kullandığı gerekçesiyle 9 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

4 yıldır İzmir Şakran 2 No’lu T Tipi Cezaevinde tutuklu olan Danış’ın cezaevinde kalması gereken süre 20 Kasım 2020’de doldu. Son 3 yılını dışarıda geçirebilmek için dilekçe yazıp cezaevi yönetimine veren Danış’a hala bir cevap verilmedi.

Geçen yıl ekim ayında iki kez üst üste mide kanaması geçiren Bilal Danış, bir kolunu 2010 yılında meydana gelen bir trafik kazasında kaybettiği için hapse girdiğinden bu yana sağlık sorunları yaşıyor. İki kez mide kanaması geçiren, bağırsaklarında da sürekli sancısı ve kanaması olan Danış’ın tedavisi salgın nedeniyle aksadı. İki aydır sağlık kurulu raporu için hastaneye gidip gelen Danış, 13 Kasım 2020’de tek başına kaldığı karantina hücresinde koronavirüse yakalandı.

“BÜTÜN İŞLERİNİ TEK KOLUYLA YAPMAYA ÇALIŞIYOR”

Cezaevi kampüsünün içindeki hastanede tedavi gören 30 yaşındaki Danış, 8 gün sonra tekrar hapse gönderildi. Şu anda yine tek kişilik koğuşta yaşıyor ve bütün işlerini tek koluyla yapmaya çalışıyor.

Bold Medya’ya konuşan annesi Mukadder Danış, “Tek koluyla bulaşığını, çamaşırını, her şeyini kendisi halletmeye çalışıyor. Geçen cuma görüşe gittik. Eline eldiven geçirmişti. Nasıl yaptın dedim, dişimle dedi. Koğuştayken arkadaşları yardımcı oluyordu. Kantinden aldığı paketleri de dişiyle açıyor. Acaba o yüzden mi virüs kaptı?” dedi.

“KOĞUŞ ARKADAŞLARI İLTİHABI BOŞALTTI”

Oğlunun hapse girdiğinden beri çok çektiğini ifade eden Danış,  “İlk dönemde yerde yatıyordu. Yatağını tuvalet kapısının önüne koymuşlar. Birinin ayağı kayınca oğlumun kırık koluna basabilmiş, kaç zaman onun ağrısını çekti. Sırtında, omurilik üzerinde çıban çıktı. Günlerce onunla uğraştık. En sonunda koğuştaki arkadaşları iğnenin ucuyla iltihabı boşalttılar. Hangi zamandayız? Nelere mecbur kalıyoruz” ifadelerini kullandı.

1990 doğumlu Bilal Danış, Ege Üniversitesi Tarih Bölümü’ne devam ederken 2010 yılında geçirdiği trafik kazasında sol kolunu kaybetti. Yüzde 60 engellilik raporu verilen Danış, İzmir Sağlık Müdürlüğünde çalışırken tutuklandı. Danış, hem hakkı olduğu halde tahliye edilmeyerek hem de engelli olmasına, koronavirüse yakalanmasına ve farklı sağlık sorunları yaşamasına rağmen cezaevinde tutularak hak ihlaline uğruyor.

Hasta tutuklu Bilal Danış cezaevinde koronavirüs kaptı

Yüzde 60 engelli hasta tutuklu iki kez mide kanaması geçirdi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu üsteğmen Silivri’den yazdı: Toplu tıbbi deneye tabi tutulduk 

Silivri Cezaevinde Kovid-19 teşhisi konulan Hava Üsteğmen Yasin Solmaz, plastik torbada verilen isimsiz 12 adet hap ile toplu tıbbi deneye tabi tutulduklarını iddia etti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Mart 2020’de tüm kıtalara yayılan koronavirüs salgını Türkiye’de kısa süre içinde cezaevlerinde de görüldü. Silivri Cezaevinde Mayıs 2020’de 44 mahpus koronavirüse yakalandı. Cezaevi yönetimi tarafından saklanan bu olay medyada gündeme gelince savcılık açıklama yapmak zorunda kaldı.

51 aydır Silivri’de tutulan Yasin Solmaz da koğuşta virüs kapan 44 kişi arasında bulunuyor. O günlerde eşi Şakire Solmaz’la yaptığı telefon görüşmesinde “Bize vebalı gibi davranıyorlar, son görüşmemiz olabilir” diyen üsteğmen, doktor onayı olmayan, reçetesiz, prospektüssüz, kutusuz, tabletsiz, ambalajsız, tamamı açılmış olarak kendilerine plastik bir torbada 12 adet hap verildiğini yazdı. Bu haplarla toplu tıbbi deneye tabi tutulduklarını, toplu ölüme gönderildiklerini söyledi. Cezaevi yönetiminin sistematik ve nitelikli işkenceyle kendilerini öldürmeye çalıştığını iddia etti.

“DİLEKÇEMİ, HAYVAN HAKLARI DERNEKLERİNE GÖNDERİN”

Hava Harp Akademisi 1. sınıfta kurmaylık okurken 15 Temmuz’dan sonra tutuklanıp ardından ihraç edilen Yasin Solmaz, Harp Akademileri Davası’nda 125 kişiyle birlikte yargılandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 28 Ekim 2020’de “Avukat Hanım (Acele)” başlıklı bir dilekçe yazarak avukatına gönderen Solmaz, 5 sayfalık dilekçesinin başta Yargıtay, TBMM İnsan Hakları Komisyonu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER), Adalet Bakanlığı olmak üzere 13 ayrı kuruma acil gönderilmesini istedi. Solmaz, cezaevinde “hayvandan daha aşağılık bir muameleye tabi tutulduğu için” dilekçesinin tüm illerin hayvan hakları derneklerine gönderilmesini de ironik bir dille belirtti.

“ZALİMANE VE AŞAĞILIK UYGULAMALARLA ÖLÜME MARUZ KALIYORUZ”

Koğuş olarak zalimane ve aşağılık uygulamalar maruz kaldıklarını ifade eden Solmaz, “Yedi hayvanlık bir kafese, bir hayvan daha eklenmez ve barındırılmaz iken 51 aylık tutukluluk süresince 7 kişilik kapasite ve altyapı ile inşa edilen koğuşa 35-45 insan (?) 7 gün/24 saat “Covid-19 Hastası” olarak, izole edilmeden, sosyal mesafe uygulanmadan, acımasız bir şekilde insafsızca hayvandan daha aşağılık bir muamele ile zalimane sıkıştırılarak, aşırı kalabalık yaşama/ölüme maruz bırakılıyoruz.” dedi.

Cezaevlerinde kalabalık koğuşlar, az yemek verilmesi, gece yarısı bile beklenen tuvalet ve banyo sırası, insanların yerde yatmak zorunda kalması, yanmayan kaloriferler gibi birçok sorun olduğu biliniyor. HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk  Gergerlioğlu tarafından da defalarca gündem getirilmesine rağmen bu sorunlar bugüne kadar giderilmedi. Geçici çözümlerle mahpuslar susturulmaya çalışıldı.

Dilekçesinde bu sorunları ayrıntılı bir şekilde kaleme alan Yasin Solmaz, fayanslarından kurtçukların çıktığını, tavandan vıcık vıcık yosunların üzerlerine düştüğünü, salgın varken tamamen hijyenden uzak bir ortamda yaşadıklarını vurguladı. Yaşamaya mecbur bırakıldıkları koğuşun ulusal ve uluslararası yasalar ve sözleşmeler kapsamında suç olduğunu dile getiren Solmaz şöyle devam etti:

“Hemen hemen her gün yedi kişilik karavanca ile 35-45 kişiye bir karavana yemek verilerek, verilen öğünlerin ve beslenmenin çok ciddi yetersiz olduğu, 35-45 kişiye iki tuvalet-banyo ve bir mutfak lavabosunun olduğu sürekli sıra bekleyerek ve ihtiyaç gideremeyerek (sinir harbinin yaşandığı ve krizlere girildiği), tuvalet-banyo-oda kapılarının paslı/talaşlı olduğu (TETANOZ riski yaşattığı), banyo tavanının yosunlu olduğu ve vıcık vıcık üzerimize/vücudumuza düştüğü (MANTAR ve cilt enfeksiyonları yaşattığı), banyo ve zemin fayansları kırık aralıklardan kurtçuk ve parazitlerin çıktığı (Atık Su Bulaşıcı Hastalık riski yaşattığı), daha birçok yapısal sorunların/yetersizliklerin olduğu, tuvalet-banyo-bulaşık-çamaşır-deterjan kokularının (klor, amonyak, ozon…vb. gazların) çok yoğun olduğu, (kimyasal kokulardan kurtulmak isteseniz pislikten/kirlilikten hasta olma riski, yeterince temiz olmaya çalışırsanız kimyasal gaz koklamaktan veya kimyasalla aşırı temastan hasta olma riski yaşandığı), insan ve ihtiyaç sirkülasyonunun sürekli ve çok fazla olması sebebiyle havalandırmanın, zemin temizliğinin, tuvalet-banyo-lavabo temizliğinin, ortam temizliğinin, ve kullanılan tüm malzemelerin kesinlikle steril ve hijyenik olmadığı, her türlü bulaşıcı hastalık riskinin çok yüksek ve iyileşmenin çok zor olduğu ve normale nazaran uzun zaman aldığı, 10 m2’lik tek kişilik odalarda altı kişinin dolap ve ranzalarla sıkıştırıldığı, ya havasızlıktan ya sıcaktan ya soğuktan ya horlamadan yada koğuştaki uğultu/yüksek sesten uyunamadığı, 30 m2’lik ortak alanda 7-10 masa 35-45 sandalye ile insanların sığmadığı, sürekli uğultu ve yüksek TV sesinin olduğu, aşırı kalabalık ortamdan- insanların ihtiyaçlarından ve ruh hallerinden kaynaklı olarak -sürekli- gürültülü, tartışmalı, kavgalı, gerilimli, sürtüşmeli, anlaşmazlıklarla dolu, yıldırıcı, yıpratıcı, çıldırtıcı, intihara sürükleyici, kurumun ve kurum personelinin her türlü ihtiyacı karşılamada yetersiz kaldığı/ karşılamadığı/ karşılayamadığı, acil olmadıkça hiçbir tedavi ve muayenenin yapılmadığı tüm bu şartlarda halen tutuklu bulundurulma Ulusal ve Uluslararası yasalar/sözleşmeler kapsamında HEM SUÇTUR HEM DE HAYATİ TEHLİKE YAŞATMAKTADIR.”

Yasin Solmaz, dilekçesinde ayrıca cezaevi yönetiminin kendisine her türlü maddi ve manevi çok ciddi zararlar ve rahatsızlıklar verdiğini, telafisi, tarifi imkansız derin üzüntü, ızdırap, zulüm, işkence, acılar yaşattığını ve yaşatmaya devam ettiğini de dile getirdi.

YASİN SOLMAZ’IN DİLEKÇESİNİN TAMAMINI YAYINLIYORUZ.

 

(Dilekçenin diğer iki sayfası avukatına özel yazıldığı için bu haberde yer verilmedi.)

 

 

 

Silivri karantinasındaki 3 isim konuştu: “Son görüşmemiz olabilir, bize vebalı gibi davranıyorlar”

Okumaya devam et

Popular