Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Sendikadan korkutan tespit: 4 milyon öğrenci uzaktan eğitime ulaşamıyor

Vaka sayısının artmasıyla 31 Aralık’a kadar okullar kapatılırken, uzaktan eğitimde yaşanan sorunlar tekrar gündeme geldi. Eğitim-Sen Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, 4 milyonun üzerinde öğrencinin uzaktan eğitime ulaşamadığını belirtti. Aydoğan’a göre, erişebilen öğrencilerin yüzde 60’ından fazlası ise anne ve babasının cep telefonlarıyla uzaktan eğitime ulaşmaya çalışıyor.

BOLD – Türkiye genelinde koronavirüs vakalarının artmasıyla AKP hükumeti okulların 31 Aralık’a kadar kapatılarak uzaktan eğitime devam edilmesine karar verdi.

Gazete Duvar’ın haberine göre, pandemi döneminde kısmi olarak açılan okulların kapatılması kararının ardından eğitimciler ve veliler, online eğitim sürecinde derinleşen eğitimdeki eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasını istedi.

Eğitim-Sen Başkanı Feray Aytekin Aydoğan, Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının yüz yüze eğitim için gereken tedbirleri almadığını savundu. Aydoğan, şunları söyledi: “Okullarda tüm önlemlerin alınması gerektiğini defalarca ifade ettik. Tüm bu önlemler alınmazsa yüz yüze eğitimin sürdürülebilmesinin mümkün olmadığı, salgın yayılımının okullara etkisinin artacağı ve okulların kapatılacağı uyarısını yaptık. Bütün bu uyarılarımız 31 Aralık 2020’ye kadar uzaktan eğitim kararı açıklamasıyla bir kez daha haklı çıktı. Salgın döneminde 17 eğitim emekçisi arkadaşımızı kaybettik. Şubelerimizden gelen bilgiler doğrultusunda bin 248 eğitim kurumunda vakalar yaşandı. Yüzlerce eğitim emekçisi arkadaşımız ve öğrencilerimize pozitif tanısı konuldu. Gerekli önlemlerin alınmadığı koşullarda okulların çarşıdan, pazardan daha güvenli olduğu şeklinde bilim dışı açıklamaların hiçbir gerçekliği olmadığını görmüş olduk.”

4 MİLYON ÖĞRENCİ ULAŞAMIYOR

Uzaktan eğitim kararı alındığını ancak bu konuda sorunların devam ettiğini kaydeden Eğitim Sen Başkanı Aydoğan, hâlâ 4 milyondan fazla öğrenci uzaktan eğitime ulaşamıyor. Erişebilen öğrencilerin yüzde 60’ından fazlasının ebeveynlerinin cep telefonlarıyla uzaktan eğitime bağlanmaya çalıştığını ifaden eden Aydoğan, “Erişebilen öğrencilerimiz açısından cep telefonu üzerinden eğitimin nitelikli olduğundan söz etmemiz de mümkün değil. Çok hızlı bir şekilde Milli Eğitim Bakanlığının uzaktan eğitime erişim imkânı olmayan tüm öğrencilerin hem gerekli cihazlarını hem de internet erişimlerini sağlaması gerekiyor “dedi.

‘MERKEZİ SINAVLARIN İPTAL EDİLMESİ GEREKİYOR’

Tüm itirazlarına rağmen pandemi koşullarında yüz yüze sınavların da gerçekleştirildiğini kaydeden Aydoğan, “Hâlâ bundan sonra gerçekleştirilecek YKS ve LGS gibi merkezi sınavların iptaliyle ilgili bir açıklama yapılmadı. 16 Mart’ta okulların kapandığı günden bugüne uzaktan eğitime kesintisiz ulaşabilen özel okuldaki bir öğrenciyle uzaktan eğitime hiç erişemeyen öğrenci aynı sınavlara mecbur bırakılıyor. Sınavların bir an önce hem eğitimdeki eşitsizliğin derinleşmemesi hem de sağlık riski nedeniyle iptal edilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

BİRÇOK ÖĞRENCİ ONLİNE DERS YAPAMAYACAK

Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Başkanı İlknur Kaya Bahadır ise, uzaktan eğitime birçok öğrencinin erişemeyeceğini belirterek,  şöyle konuştu: “Online alt yapıyı hazırlayamadıkları için okulları açmaya mecbur kalmışlardı. Şimdi okulları kapatmak zorunda kaldılar ve aynı sorun devam ediyor. Birçok öğrenci grubu yine online ders yapamayacak. Konunun muhatapları, bu alanın akademik çalışmasını yapan kişileri bir araya gelip bu süreci çocuklarımız için en iyi nasıl atlatırız diye bir şey yapılmıyor. Bir kişi ben her şeyi biliyorum diyor ve o da olmuyor. Bakan geçen hafta okullar önümüzdeki hafta bütün sınıflarda derslere başlayacak dedi. Dün açıklanan ise 31 Aralık’a kadar tatil olduğu. Eğitimde işler bir gün öyle bir gün böyle aileler tepkili. Dolayısıyla bu durum herkesi germiş durumda. Çocukları için endişeleniyor veliler ve iktidarın söylediği hiçbir şeyi ciddiye almıyorlar.”

Uzmanlardan Kovid-19 önlemlerine tepki: Mış gibi önlemler

Gündem

Serviste ön koltuğa oturdu diye eşini yakarak öldürdü

Eşini 10 yaşındaki kızının önünde benzin döküp yaktı. Can havliyle ikinci kattan aşağı atlayan kadın, 12 günlük hayat mücadelesinin ardından vefat etti. Vefat eden Güllü Yılmaz’ın gördüğü şiddet sebebiyle sığınma evinde kaldığı ve kocası tarafından bir süre önce eve getirildiği ortaya çıktı.

BOLD – Diyarbakır’da yaşanan aile içi şiddet kan dondurdu. Can Yılmaz (36), evli olduğu Güllü Yılmaz’ı (30) üzerine benzin dökerek ateşe verdi. İkinci kattan atlayan kadın hastaneye kaldırıldı. Ancak hastanedeki 12 günün ardından vefat etti.

Kan donduran olay, 17 Ekim 2019’da Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde meydana geldi. Can Yılmaz, 3 çocuğunun annesi Güllü Yılmaz ile iş yerinin servis aracının ön koltuğuna oturduğu gerekçesiyle tartıştı. Yılmaz, tartışma sırasında evde bulunan bidon içindeki benzini kendisi ile kızı Zeynep ve eşi Güllü’nün üzerine döküp, ateşe verdi.

Güllü Yılmaz bir anda alevler içinde kaldı. Can havliyle ikinci kattaki evlerinin penceresine koştu. Ardından da aşağı atladı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan genç kadın, 12 günün sonunda yaşam mücadelesini kaybetti.

“KOCAM BENİ YAKTI”

Güllü Yılmaz, bilinci kapanmadan polise verdiği ifadesinde, “Kocam beni yaktı. Çocuklarım size emanet” dedi. Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmada iddianame tamamlandı. Can Yılmaz hakkında ‘eşe karşı canavarca hisle kasten öldürme’, ‘çocuğa ve altsoya karşı canavarca hisle öldürmeye teşebbüs’ suçlarından ceza verilmesi talep edildi. Diğer yandan Güllü Yılmaz’ın olaydan kısa bir süre önce kocasından şiddet gördüğü için kadın sığınma evine yerleştiği, ancak Can Yılmaz tarafından ikna edilip eve döndürüldüğü ortaya çıktı.

10 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUNU DA YAKMAK İSTEDİ

Yaralı olarak kurtulan 10 yaşındaki Zeynep ise babasının annesine yumruklu saldırıda bulunduğunu ardından banyodan getirdiği bidondaki benzini annesi ile kendi üzerine döktüğünü belirtti. Olay sırasında babasının elinde çakmak olduğunu anlatan çocuk, annesinin çakmağı almaya çalıştığını, babasının vermediğini ve çakmağı yaktığını söyledi. Annesinin alev aldığını anlatan küçük kız, alevlerin babasının kıyafetlerini de tutuşturduğunu söylerken, balkona çıkıp baktığında annesini sokakta yerde yanarken gördüğünü anlattı.

Okumaya devam et

Gündem

Ünlü yazarlardan Kovit-19 değerlendirmeleri kitabı: Çivisi Çıkan Dünya

Felsefe, antropoloji, tarih ve biyoloji gibi farklı alanlarda çalışan önemli isimlerin pandemiye ilişkin değerlendirmeleri Çivisi Çıkan Dünya adlı kitapta toplandı.

BOLD– Çin’in Wuhan kentinden tüm dünyaya yayılarak on binlerce kişinin ölümüne yol açan koronavirüs pandemik salgınının nedenleri hâlâ tartışma konusu. Farklı disiplinlerde çalışmalar yürüten önemli yazarlar ve bilim insanlarının konuya ilişkin görüşlerini içeren Çivisi Çıkan Dünya seçkisi bu alandaki değerlendirmeleri bir araya getiriyor.

SALGINA VE NEDENLERİNE BAKIŞ

Her biri kendi alanında tanınmış isimler olan David Harvey, Slavoj Zizek, Giorgio Agamben, Alain Badiou, Judith Butler, Mike Davis, Bruno Latour, Adam Tooze, Daniel Tanuro, Sandro Mezzadra, Panagiotis Sotiris, Massimo De Angelis, Ingar Solty, Josh Gabert Doyon, Rob Wallace‘ın makalelerinin yer aldığı “Çivisi Çıkan Dünya-Covid-19 Salgını Üzerine Muhasebeler” kitabı Erkan Ünal tarafından derlendi ve Runik Kitap tarafından yayınlandı.

Kitapta koronavirüs salgınına farklı açıdan yaklaşan bilim insanlarının değerlendirmeleri aynı zamanda ilerleyen yıllarda da benzeri salgınlarla karşılaşabileceğimiz konusunda uyarı niteliğinde.

SALGINI SERMAYE MERKEZLERİ YAYIYOR

Minnesota Üniversitesi Küresel İncelemeler Enstitüsü bilim insanlarından biyolog Rob Wallace’ın makalesi bunlardan biri. Wallace makalesinde, yaban hayatının tahrip edilmesinin ve büyük endüstriyel çiftliklerin salgındaki rolüne değiniyor:

“Sermaye, dünya çapında balta girmemiş ormanlar ve küçük çiftlik sahiplerine ait tarıma elverişli arazileri gasp etmekte başı çekiyor. Bu yatırımlar, hastalıkların ortaya çıkmasına yol açan bir kalkınmaya ve ormanların yok edilmesine neden oluyor. Bu devasa araziler, doğanın sunduğu işlevsel çeşitlilik ve karmaşıklığı bozarak, daha önce bir yerlere sıkışıp kalmış patojenleri yerel çiftlik hayvanlarına ve insan topluluklarına yayacak şekilde açığa çıkarıyor. Kısacası Londra, New York ve Hong Kong gibi sermaye merkezleri, birincil hastalık yayma merkezleri olarak ele alınmalı.”

Sağlık çalışanlarına adanan kitabı derleyen Erkan Ünal ise çalışmayı gerçekleştirmekteki amacını şöyle ifade ediyor:

“Covid-19’la ilgili dar bakışlı ve indirgemeci yazılara meydanı boş bırakmamak için meseleyi çok yönlü biçimde, eleştirel gözle, kamunun acil gereksinimlerini ve daha iyi bir dünya ihtimalini düşünerek bu derlemeyi yaptık.”

Okumaya devam et

Gündem

Koronavirüs nedeniyle marta kadar 100 bin insan ölebilir

Koronavirüs nedeniyle Türkiye genelinde ölümlerin hızla arttığına dikkat çeken CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, mart ayına kadar bu şekilde devam ederse 100 binin üzerinde insanın öleceğini savundu. 

BOLD – Tıp doktoru olan CHP’li Mustafa Adıgüzel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Sağlık Bakanlığının açıkladığı verilerin doğruyu yansıtmadığını yineleyerek, 3 büyük ilin vefat sayılarını açıkladı. Adıgüzel’in açıkladığı verilere göre; İstanbul’da 11 bin 600, İzmir’de 2 bin 87, Ankara’da 2 bin 923 kişi yaşamını yitirdi. Adıgüzel, bu şekilde devam ederse mart başına kadar 100 binin üzerinde insanın hayatını kaybedebileceğini kaydetti.

ÇOK KÖTÜ BİR SÜREÇ YAŞANACAK GİBİ

Sözcü yazarı Aytunç Erkin’e konuşan Adıgüzel’in “Pandemide gelinen nokta 20 günlük tam kapatmayı gerektirmektedir. Salgının başından beri en kötü günleri yaşamaktayız. Dünya Sağlık Örgütü üçüncü bir dalgadan söz etti. Mart başına kadar çok daha kötü bir süreç yaşanacak gibi görünüyor” dedi.

ÖLÜM RAPORUNA BULAŞICI HASTALIK YAZILIYOR

Sağlık Emekçileri Sendikası’nın üyelerinden, büyükşehir belediyeleri ve CHP’li belediyelerden aldığı verilerle konuştuğunu belirten Adıgüzel, “Şu anda sadece 3 ilin cenaze sayısı 24 Kasım için İstanbul 211, İzmir 73, Ankara 31 olmak üzere toplam 315. Pandemi toplamında ise İstanbul 11 bin 600, Ankara 2 bin 923, İzmir 2 bin 87 olmak üzere 16 bin 610… Bu sayıların doktor onaylı sadece pozitif sayılar olduğunu bilmenizi isterim. Çünkü ölüm raporu bildiriminde ‘bulaşıcı hastalık’ kodunu girebilmek için test pozitif şartı var. Yoksa site engelliyor, seçenek vermiyor” dedi.

GÜNLÜK ÖLÜM BİNİN ALTINDA DEĞİL

Günlük pozitif vefat sayılarının 800’den, pandemi süreci boyunca da 50 binden aşağı olmadığını belirten Adıgüzel, “Bir de bu pozitif cenazelerden hariçler var. Bu sayıdan daha fazla olmak üzere testi Kovid-19 negatif ölümleri ve bilerek ya da idari mobbing ile bulaşıcı hastalık girişi yapılmayan Kovid-19 ölümleri var ki, bu cenaze sayılarından daha da yüksek. Bu durumda sayılara testi negatif Kovid ilişkili ölümleri de eklediğimizde cenaze sayısının Türkiye ölçeğinde günlük binin, pandemi toplamında da 100 binin altında olmadığını görüyoruz” dedi. Mart başına kadar böyle devam ederse 100 binin üzerinde insanın yaşamını kaybetme riski bulunduğunu aktaran Adıgüzel, 20 günlük tam kapatmanın şart olduğunu kaydetti.

Tutuklu gazeteci Harun Çümen: “Koğuşta 25 fare öldürdük çıldırmak üzereyiz”

Okumaya devam et

Popular