Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Akdeniz’de Alman askerlerinden silah yüklü Türk gemisine baskın

Almanya’nın prestijli haber dergisi Der Spiegel, Türk hükumetini silah kaçakçılığına yardım etmekle suçladığı bir habere imza attı. Habere göre Alman askerleri, Libya’ya silah taşıyan bir Türk gemisine baskın yaptı. Ancak Türk hükumeti arama yapılmasına engel oldu.

BOLD – Der Spiegel’de yer alan habere göre AB misyonu bünyesinde görevli Alman askerleri, Libya açıklarında yasa dışı silah taşıdığı şüphesiyle İzmir merkezli Arkas’a ait yük gemisi Rosoine-A’yı durdurdu. Alman askerler gemiye baskın yaptı ve arama yapmak istedi. Ancak Türk hükumeti aramaya izin vermedi.

Derginin haberine göre Avrupa Birliği (AB) misyonu “Irini” bünyesinde görevli “Hamburg” adlı Alman ordusuna ait fırkateyn Pazar günü Libya’nın doğusundaki Bingazi kentinin 200 kilometre açıklarında bulunan Rosaline-A adlı Türk gemisini yasa dışı silah taşıdığı şüphesiyle durdurdu. Gemide arama yapmak isteyen Alman askerlere Türkiye izin vermedi.

İddiaya göre Türk hükümeti Alman askerlerinin Türk gemisini kontrol etmesini protesto etti ve AB misyonuna gemisinin kontrol edilmesine izin verilmediği bildirildi. Bunun üzerine AB bünyesinde görev yapan Alman askerlerinin gemiyi terk ettiği ve geminin rotasına devam ettiği belirtildi. Rosaline-A adlı Türk gemisinin Misrata Limanı’nda demir atması bekleniyor.

Birleşmiş Milletler tarafından 2016’dan bu yana Libya’ya uygulanan silah ambargosunu denetlemeyi ve ülkeden petrol kaçırılmasını önlemeyi amaçlayan AB’nin “Irini” adlı askeri misyonu 2020’nin Mart ayında başlamıştı. Misyon kapsamında “Hamburg” adlı gemide görev yapan 240 dolayında Alman askeri Ağustos ayından bu yana Akdeniz’de Libya’ya giden gemileri kontrol ediyor. Misyonun amaçları arasında, silah kaçakçılığını engellemenin yanı sıra iç savaşın sürdüğü Libya’da istikrarın sağlanması ve BM öncülüğünde siyasi barış sürecinin desteklenmesi de bulunuyor.

TÜRK DIŞİŞLERİ’NDEN AÇIKLAMA

Türk Dışişleri Bakanlığı, Türk gemisine yapılan müdahaleden Ankara’nın veya gemi kaptanının haberdar olmadığını belirtti. Irini Harekâtı’nın amacı ve faydasının tartışmaya açık olduğunu vurguladı. Bakanlık Sözcüsü Hami Aksoy, Irini’nin taraflı bir operasyon olduğunu iddia etti. “Darbeci Hafter’e gelen silah desteklerini denetlemeyen, keyfi uygulamalarda bulunulan, meşru Libya hükümetini cezalandırmaya yönelik bir harekattır” dedi.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklama şöyle:

Irini Harekâtı, AB tarafından yürütülen ancak amacı ve faydası tartışmaya açık bir harekâttır. Bu harekât çerçevesinde dün (22 Kasım) “Hamburg” isimli Alman savaş gemisi, Ambarlı Limanından Misurata’ya boya, boya malzemesi ve insani yardım malzemesi taşımakta olan “MV Roseline A” adlı Türk bayraklı ticaret gemisini sabah saatlerinde ayrıntılı şekilde sorgulamıştır. Kaptan işbirliği göstererek geminin yükü ve seferi hakkında ayrıntılı bilgi paylaşmıştır. Buna rağmen saat 17:45’te Irini Harekâtı silahlı unsurları tarafından gemiye çıkılarak uzun saatler süren bir “denetleme” yapılmıştır. Tüm personelin, Kaptan dâhil, zorla üstleri aranmış, bütün personel bir yerde toplanarak alıkonulmuş, Kaptanın başına silahlı asker dikilerek, zor kullanmak suretiyle konteynerler aranmıştır.

Söz konusu müdahale, ne bayrak devleti olarak ülkemizin, ne de gemi kaptanının rızası alınarak gerçekleştirilmiştir. Kaptanın taşınan kargonun niteliğine dair beyanlarına rağmen, muğlak bir şüphe üzerine başlatılan ve gece yarısı sonrasına kadar devam eden bu müdahale, ancak ülkemizin ısrarlı itirazları üzerine sonlandırılmıştır. Silahlı personel sabaha kadar ticaret gemisinde beklemiş, sabah saat 09:38’de gemiyi terk etmiştir.

Silah ambargosunu ihlal etmediği görülen gemimizin ağır hava şartları altında saatlerce güzergâhından alıkonulmasını, ayrıca denetleme sırasında personele adeta suçlu muamelesi yapılmış olmasını esefle karşılıyoruz. Yetkisiz ve güç kullanılarak yapılan bu eylemi protesto ediyoruz. Bundan doğabilecek zarar ve kayıplara karşı ilgili gerçek ve tüzel kişilerin her türlü tazminat hakkı tabiatıyla saklı olacaktır.

Uluslararası sularda ticari gemilere müdahale edilebilmesi için bayrak devletinin rızasının alınması esastır. Libya silah ambargosuna dair BMGK kararları bu yükümlülüğü ortadan kaldırmamaktadır.

AB’nin ne meşru Libya Hükümetiyle, ne ülkemizle, ne de NATO’yla istişare etmeden başlattığı Irini Harekâtının tarafsızlığı hâlihazırda tartışmalıdır. Hal böyleyken, ülkemizden Libya’ya taşımacılık yapan gemilere uygulanan bu çifte standartlı ve hukuk dışı muamele asla kabul edilemez.

Daha önce de birçok kez belirttiğimiz gibi İrini operasyonu taraflı bir operasyondur. Darbeci Hafter’e gelen silah desteklerini denetlemeyen, keyfi uygulamalarda bulunulan, meşru Libya hükumetini cezalandırmaya yönelik bir harekattır.

Dünya

DSÖ düşük gelirli ülkelere aşı tedariği için Pfizer/BioNTech ile anlaşma imzaladı

Pfizer ve BioNTech, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) düşük gelirli ülkelere aşı dağıtılması için kurduğu COVAX mekanizmasına Covid-19 aşısı tedarik etme konusunda anlaşma imzaladı.

BOLD – Dünya Sağlık Örgütü’nün düşük gelirli ülkelere aşı dağıtılması için kurduğu COVAX mekanizması, Pfizer ve BioNTech ile koronavirüs aşısı tedariği konusunda anlaşma imzaladı.

Anlaşma kapsamında COVAX’ın ne kadar ödeme yapacağının ve kaç doz verileceğinin henüz net olmadığı ama hacmin düşük olacağı vurgulandı. Pfizer/BioNTech aşısı öncelikli olarak bu ülkelerdeki sağlık çalışanlarına uygulanacak.

COVAX programı kapsamında düşük gelirli ülkelere ilk aşılar Şubat ayından itibaren dağıtılmaya başlanacak.

COVAX bu yıl içerisinde 1,8 milyar doz aşıyı düşük gelirli 92 ülkeye dağıtmayı planlıyor. Bu miktar düşük gelirli ülkelerin nüfusunun yaklaşık yüzde 27’sine denk geliyor.

COVAX; DSÖ, aşı ittifakı ve Salgın Hastalıklar Hazırlığında Yenilikçi Yaklaşımlar Koalisyonu (CEPI) önderliğinde fakir ülkelerin aşı konusunda zengin ülkelerin arasından sıyrılarak aşıya erişim imkanı bulamayacağı endişesiyle geçtiğimiz yıl kuruldu.

COVAX şu ana kadar AstraZeneca, Hindistan Serum Enstitüsü ve Sanofi-GSK işbirliği’nin gelecekteki aşılarının tedariği konusunda anlaşma imzaladı. Ayrıca Johnson & Johnson ile mutabakata vardı.

Pfizer, AstraZeneca’dan sonra COVAX’ın bazı ülkelerden kullanım onayı almış ikinci aşı anlaşması olacak.

Pfizer/BioNTech aşısı çok düşük sıcaklıklarda saklanması gerektiği için nakliyesinde özel araçların kullanılması gerekiyor ve özellikle sıcak iklimli fakir ülkeler için çok pratik olmayabileceği düşünülüyor.

Türkiye’nin tercih ettiği Sinovac, aşı üretimini arttırıyor

Okumaya devam et

Dünya

Lohusa annenin karantinaya alınma şekli Moğolistan başbakanını koltuğundan etti

Moğolistan’da yeni doğum yapmış Kovid-19 hastası bir annenin eksi 25 derecede ve üzerinde bir gecelikle karantina merkezine götürülmesi başbakanı koltuğundan etti.

BOLD – Moğolistan’da başkent Ulanbatur’da yeni doğum yapmış Kovid-19 hastası bir annenin eksi 25 derecede üzerinde sadece bir gecelik, ayağında plastik terlikler ve kucağında yeni doğmuş bebeğiyle karantina merkezine götürülmesi ülkede infial yarattı.

Salgınla mücadele politikası pandeminin başından beri eleştirilen Başbakan Khurelsukh Ukhnaa, patlak veren protestolar sonrası görevini bıraktığını duyurdu.

“Bir başbakan olarak sorumluluğu almalıyım” diyen Ukhnaa, “Ne yazık ki, o annenin yerini değiştirirken hata yaptık. O görüntüleri izlemek çok üzücüydü” ifadelerini kullandı.

Hükümet binalarının önünde yapılan büyük çaplı protestoların ardından Moğol siyasetçi hükumet adına özür diledi ve derhal geri çekileceğini söyledi.

Skandal sonrası sadece Başbakan değil, yardımcısı, pandemiyle ilgilenen ulusal acil durum komisyonu ve salgın hastalık merkezi başkanı da istifa ettiğini açıkladı.

Aralık ayında da yetkililer 58 yaşındaki bir kadının, Kovid-19 test sonucunun negatif olmaması nedeniyle hastaneye girişi reddedildikten sonra hayatını kaybetmesi üzerine özür dilemek zorunda kalmıştı.

Avrupa Parlamentosu Türkiye’deki cezasız kalan hukuksuzluklar için harekete geçti

Okumaya devam et

Dünya

AP’den Türkiye’ye ‘Demirtaş ve Kavala’yı serbest bırakın’ çağrısı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Brüksel’de Avrupa Birliği (AB) üst düzey yetkilileri ile temaslarda bulunduğu gün Avrupa Parlamentosu’ndan dikkat çeken bir açıklama geldi. Açıklamada Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın, derhal ve koşulsuz serbest bırakılmaları talep edildi.

BOLD – Avrupa Parlamentosu Türkiye’ye Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararları gereği derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısı yaptı.

AP’deki siyasi grı uplar tarafından ortaklaşa hazırlanan, “Başta Selahattin Demirtaş ve düşüncelerinden ötürü hapiste olan diğer tutuklular olmak üzere, Türkiye’de insan haklarının durumu” başlıklı karar tasarısı genel kurulda bugün yapılan oylamada oy çoğunluğuyla kabul edildi.

Kararda Selahattin Demirtaş hakkında AİHM Büyük Dairesi’nin 22 Aralık 2020 tarihinde açıkladığı nihai hüküm hatırlatılıp, bu hüküm gereği Demirtaş’ın “derhal ve koşulsuz serbest bırakılması” talep edildi.

AİHM kararlarının Avrupa Konseyi üyesi devletler için bağlayıcı olduğunun hatırlatıldığı kararda, aksi takdirde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile zıtlık oluşacağı mesajı verildi.

AİHM’nin Demirtaş’ın geçici tutukluluğunun “uzun ve yasa dışı” olduğu sonucuna vardığı not edildi. Demirtaş’ın dört yılı aşkın süredir “yasa dışı” koşullarda tutuklu olmasının, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”yla ilgili 17’nci maddesine ve AİHS’ye aykırı olduğu görüşü kaydedildi. Ayrıca AB kurumlarından Demirtaş’ın durumunu Türk muhataplarıyla görüşmelerde gündeme getirmeleri istendi. Bu kapsamda Avrupa Komisyonu ve üye devletlere Türkiye’deki insan hakları savunucularına daha fazla kaynak aktarmaları çağrısında bulunuldu.

AVRUPA KONSEYİ’NE VE ALMANYA’YA ÇAĞRI

Avrupalı parlamenterler, AİHM kararlarının uygulanışının denetleyicisi konumundaki Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinden mart ayındaki insan hakları gündemli toplantısında Demirtaş kararıyla ilgili bir deklarasyon yayınlayıp Türkiye’ye “kararı uygula” çağrısında bulunmasını istedi. Bakanlar Komitesi dönem başkanlığını yürüten Almanya’ya ve AB’nin Avrupa Konseyi Daimi Temsilciliğine konuyu yakın takibe almaları çağrısında bulundu.

Kararda Türk makamları ve yargı sisteminin AİHM kararlarına yönelik son zamanlardaki “hor görücü” tutumları ve Anayasa Mahkemesi’nin bazı kararlarının yerel mahkemeler tarafından uygulanmaması da “kaygı verici” olarak tanımlandı. Ankara’dan hukuk devleti ilkesinin sağlamlaştırılması için Avrupa Konseyi ile sıkı iş birliği yürütmesi istendi.

AP, Türkiye’de muhalif siyasi partilere yönelik “daimi saldırı ve baskılar”, sivil toplumun hareket alanının “daralması” ve temel hak ve özgürlüklerin “kötüleşmekte olmasından” duyduğu “ciddi endişeyi” de kararına yansıttı. Bu kapsamda, “sivil toplumun önemli ismi” olarak tanımlanan Osman Kavala’nın, hakkındaki AİHM kararı ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi çağrıları gereği “derhal serbest bırakılması” talep edildi.

TÜRKİYE’DE MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜ

Türkiye’de medya özgürlüğüne de değinilen kararda, gazeteciler ve medya çalışanlarına karşı “siyasi kovuşturmaların” sona erdirilmesi istenirken, kimi sosyal medya hesaplarının kapatılması kınandı. Sosyal medya hesaplarının kapatılması “ifade özgürlüğüne yönelik ek bir kısıtlama ve sivil toplumu bastırmak için bir vasıta” olarak nitelendi.

Avrupa Parlamentosu Türkiye’deki cezasız kalan hukuksuzluklar için harekete geçti

Okumaya devam et

Popular