Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Başkent’te günlük vaka sayısı 4 bin: Ameliyathaneler korona yoğun bakım servisine dönüştürüldü

Salgının kontrolden çıktığı İstanbul’dan sonra Ankara’da da vaka sayısında patlama yaşanıyor. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasına göre başkentte günlük vaka sayısı 4 bini geçti. Ameliyathaneler Kovid-19 yoğun bakım servisine çevrildi.  

BOLD – Kovid-19 vaka sayıları Tüm Türkiye gibi Ankara’da da hızla artmaya devam ediyor. Vaka sayısının günlük 4 bini geçmesi sonrası hastanelerde yer kalmazken, hastalar yatış için sıra bekliyor. Yeni yoğun bakımlar oluşturmak için ameliyathaneler Kovid-19 yoğun bakım servislerine çevriliyor.

DAHA KÖTÜSÜNE HAZIRLIK YAPILIYOR

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şube Eşbaşkanları Nazan Karacabey ile Kubilay Yalçınkaya Ankara’daki son durumu BirGün’den İsmail Arı’ya anlattı. “Ankara’daki hastanelerin yoğun bakımları sürekli genişletiliyor ama ilerleyen günlerde bu alanlar da yetmemeye başlayacak” diyen Karacabey, “Ankara Şehir Hastanesi’nde ameliyathane alanlarındaki operasyon öncesi odalar ile uyandırma odaları Kovid-19 yoğun bakım servisine çevriliyor. Bu hazırlıklar vakaların daha da artacağını ve buna karşı bir hazırlık yapıldığını gösteriyor” dedi.

ÇALIŞANLAR KOVİD-19 OLDU, EKİP SAYISI AZALDI

Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi’nde daha önce boş olarak bekletilen bir kata yoğun bakım hastalarının alınmaya başlandığını belirten Karacabey, “Ankara’daki Kovid-19 Çağrı Merkezi telefonlara yetişemiyor. . Evde tedavi ile filyasyon ekiplerinin iş yükü artı. Hastaneler dolduğu için Kovid-19 hastaları hastanede değil evde tedavi ediliyor. Filyasyon ekibi sayısı Ankara’da 900’lerden 500’lere kadar düşürüldü. Bu durumun nedeni de pek çok sağlıkçının Kovid-19 olmasıdır” dedi.

TEMASLILARA ARTIK TEST YAPILMIYOR

SES Ankara Şube Eşbaşkanı Kubilay Yalçınkaya ise İstanbul’daki vaka artışıyla beraber Ankara’daki test sayısının düştüğünü vurgulayarak, “Geçen yaz bir pozitif hasta çıktığında filyasyon ekibi hastanın evine giderek evdeki tüm temaslılara test yapıyordu ama artık temaslılara test yapılma oranı çok düştü, evdeki temaslılara test yapılmıyor” diye konuştu. Ankara’daki filyasyon ekiplerine günlük iki bin dolayında şikâyet ve talep geldiğini de belirten Yalçınkaya, “Bazı hastanelerde Kovid-19 hastaları 10 saat boyunca acil servislerde bekliyor. Çünkü hastanelerde boş yatak bulunamıyor” dedi.

Anne ve babayı cezaevine gönderip üç çocuğu ortada bıraktılar

Gündem

110 gün işkence gören Zabit Kişi’nin suç duyurusunu sümen altı ettiler

MİT tarafından kaçırılarak aylarca insanlık dışı muameleye maruz bırakılan Zabit Kişi’nin işkencecileri hakkında yaptığı suç duyurusu yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle 2 yıl 7 ay sonra kapatıldı.

BOLD – Ankara’da işkenceye maruz kaldığını söyleyen Zabit Kişi, 5 Nisan 2018’de Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Ancak dosya, 17 Kasım 2020’de kapatıldı.

“İFADEME BİLE TENEZZÜL EDİLMEDİ”

Suç duyurusunun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Adem Ayyıldız tarafından tam 2 yıl 7 ay 12 gün sonra kapatıldığını söyleyen Zabit Kişi, “Kendi imkanlarımla ulaşabildiğim onlarca belge/evrakları da soruşturma savcısına gönderdim. Hakikat güneş gibi ortadayken iddiam soyut beyaz görülerek başka delil olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya gerek olmadığına karar verildi. Etkin soruşturma kapsamında ifademe bile tenezzül edilmedi.” dedi.

“DEVLET ADINA İŞKENCE YAPTILAR”

Üç yıldır tutuklu bulunduğu Kocaeli 2 No’lu F Tipi Cezaevinden HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na 16 Aralık 2020 tarihli bir mektup gönderen Zabit Kişi, maruz kaldığı işkenceyle ilgili tüm yasal yolları kullanmasına rağmen, kamu gücü kullanılarak soruşturma dosyası kapatıldığı için bu mektubu yazmaya karar verdiğini söyledi.

Bu kararın Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün “Adil karar verin. Dünya yıkılırsa yıkılsın” dediği günlere denk geldiğini hatırlatan Zabit Kişi şöyle devam etti:

“Kanun gereği delilleri toplamakla görevli Cumhuriyet savcısıdır. İşkence iddialarına inandırmam için işkence görüntüsünü savcılığa vermem mi gerekirdi? O zaman da montaj demez miydi? Ya da ne yapmam gerekirdi? devlet vatandaşına işkence yapmaz, yapamaz. Hiçbir canlı türüne reva görülmeyecek işkence ve kötü muameleyi 110 gün boyunca bana yapanlar ne üzücüdür ki, devlet adına yaptılar. Tüm taleplerime rağmen devletin ilgili kurumları lal kesilmiştir. İşkencenin zaman aşımı yoktur.”

Zabit Kişi ve ailesi.

NE OLMUŞTU? 

Cemaat soruşturmaları kapsamında 30 Eylül 2017’de Kazakistan’dan Türkiye’ye getirilen Zabit Kişi 110 gün Ankara’da kayıt dışı gözaltında tutuldu. Bu süreçte ailesine ve avukatlarına hiçbir bilgi verilmedi. Tüm başvurulara rağmen devlet, Zabit Kişi’nin elinde bulunduğunu kabul etmedi. Ailesinin Kazakistan’da yaptığı girişimler sonucu Kazakistan İstihbarat Başkanlığı, Zabit Kişi’nin MİT personeline teslim edildiğini ve THY’nin TT-4010 sefer sayılı 23.32 Almatı-Ankara uçağı ile 30 Eylül 2017’de Türkiye’ye gönderildiği bilgisini içeren resmi bir belge verdi. Zabit Kişi bu tarihten sonra 18 Ocak 2018’de 30 kilo kaybetmiş şekilde Ankara Adliyesi’nde ortaya çıktı.

21 Haziran 2019 cuma günü 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Zabit Kişi, 12 Temmuz 2018’de Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptığı suç duyurusunda gördüğü işkenceleri anlattı. Kişi, Kazakistan’da MİT’e teslim edildiği andan itibaren işkence görmeye başladığını, uçağın içinde kasıklarına aldığı darbe nedeniyle günlerce cinsel organından kan aktığını belirtti.

Ankara’da indirildiği havalimanına araçla 6 dakika mesafede bir yerde bir konteynerin içinde tutulduğunu anlatan Zabit Kişi, çırılçıplak soyulduğunu, vücuduna elektrik verildiğini, günlerce susuz bırakıldığını, cinsel istismara maruz kaldığını, kesintisiz biçimde dövüldüğünü, tuvaletini yaparken seyredildiğini, ölecek duruma geldiğinde vücuduna bilmediği ilaçlar enjekte edilerek tekrar işkenceye devam edildiğini ifade etti.

Zabit Kişi, bu kişilerin uçakta kendilerini MİT olarak tanıttıklarını, işkencenin ardından bilmediği bir yerde Ankara Terörle Mücadele Ekiplerine teslim edildiğini dile getirdi. Teslimin ardından ise kendisi Ankara Terörle Mücadele Şubesine gelmiş gibi belge düzenlendiğini ve ardından tutuklandığını anlattı.

SORU ÖNERGESİ “KABA VE YARALAYICI ” DİYE REDDEDİLMİŞTİ

Ömer Faruk Gergerlioğlu, kendisine daha önce de mektup yazan Zabit Kişi’nin MİT tarafından Kazakistan’dan kaçırılıp Türkiye’ye getirilmesini ve gördüğü işkenceleri 2019 yılında TBMM gündemine taşıdı. Zabit Kişi’nin kendisine yazdığı mektupla birlikte bir araştırma önergesi veren Gergerlioğlu’nun önergesi TBMM Başkanı Mustafa Şentop tarafından kaba ve yaralayıcı cümleler barındığı gerekçesiyle işleme alınmayıp iade edildi.

ZABİT KİŞİ’NİN GERGERLİOĞLU’NA YAZDIĞI MEKTUP

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARAR

Zabit Kişi işkencede geçen 108 günü anlattı: İntihar edenleri artık yadırgamıyorum

Okumaya devam et

Gündem

Katledilişinin 14. yılında arkadaşları Hrant Dink’i anlattı

19 Ocak 2007’de Şişli’deki gazete binasının önünde katledilen Hrant Dink’in ölümünün üzerinden tam 14 yıl geçti. Arkadaşları, Dink’in bu topraklardaki insanların bir arada, özgürce ve barış içerisinde yaşaması için çabaladığını dile getirdi.

BOLD – Kaleme aldığı bir yazı nedeniyle ırkçı çevrelerce hedef haline getirilen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007 günü Şişli’deki gazete binasının hemen önünde tetikçi Ogün Samast tarafından katledildi. Arkadaşları ölüm yıldönümü öncesi Dink’i anlattı.

İNSANLARIN ÖNYARGILARINDAN UZAKLAŞABİLECEKLERİNİ DÜŞÜNÜYORDU

Mezopotamya Ajansı’ndan Ferhat Çelik’in haberine göre Hrant’la, Agos’un yayın hayatına başlamasına yakın günlerde tanıştığını dile getiren Yazar ve Karikatürist Kemal Gökhan Gürses, “Türkçe yayınlanacak bir gazete idi. Ermenice eki vardı. Halen öyle. Ermeniler ilk kez kapalı cemaat kimliklerini genel toplumuna sunmaya soyunmuşlardı. Hrant’ın amacı da bence buydu. Birbirini duyan ve anlayan, birbiriyle konuşan insanların ön yargılarından uzaklaşabileceklerini düşünüyordu. Son derece açık bir bakışla yapmak istiyordu bunu. ‘Tek yolumuz bir arada yaşamayı savunmak olmalı’ diyordu’ Hrant” dedi.

İLİKLERİME KADAR ANADOLULUYUM

Arkadaşlarından Tatyos Bebek de, Hrant Dink’in bu topraklarda bütün insanların bir arada, özgürce ve barış içerisinde yaşaması için çabaladığının altını çizdi. Bebek, bu çabasını ise yine Dink’in, “Türkiyeliyim, Ermeni’yim ve iliklerime kadar da Anadoluluyum. Bir gün bile ülkemi terk etmeyi, geleceğimi Batı denilen o hazır özgürlükler cennetinde kurmayı, başkalarının bedeller ödeyerek oluşturdukları demokrasilere yamanmayı düşünmedim. Kendi ülkemi de o tür özgürlükler cennetine dönüştürmek temel kaygım oldu” şeklindeki sözleriyle hatırlattı. Bebek, Hrant Dink’in farklılıkları zenginlik olarak gördüğünü vurguladı.

TÜRKİYE’YE DÖNÜŞÜMDE HRANT DİNK KARŞILAMIŞTI

Hrant’ın yakın arkadaşlarından Gazeteci-Yazar Aydın Engin de “1992’de 12 yıl süren siyasal göçmenliğe son verip, Türkiye’ye döndüm. Yasa gereği kesinleşmiş hapis cezalarımın altıda birini yatmak zorundaydım. Uçağın kapısında polislerce alınıp, havalimanı polis merkezine götürülürken beni karşılamaya gelen bir avuç gazeteci arkadaşın arasında kara gözlü, kara saçlı, uzun boylu ve yakışıklı biri hızla sıyrıldı. Polislerin engellemesine zaman bırakmadan omzuma dokundu ve ‘Biz senin yazılarınla büyüdük Aydın Abi, aramıza hoş geldin. Ben Hrant Dink’ dedi. Bir gazeteciye 12 yıllık göçmenlik yaşamından sonra bundan daha büyük nasıl bir ödül verilebilirdi ki?” dedi. Engin, Hrant Dink’in çizgisinin bugün genç Hrantlar tarafından aynı kararlılıkla sürdürüldüğünü söyledi.

ÇOK İÇTEN BİR İNSANDI

Hrant’la 1990’ların sonunda Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin çalışmaları esnasında tanıştıklarını ifade eden arkadaşlarından Emel Kurma da “Hrant çok içten bir insandı. Bu memleketi, bu ahaliyi iyileştirmeye çalışan, yeniden dünyaya gözümüzü açmamızı, birbirimize güvenmemizin yollarını sağlamaya çalışan, ezberlerden kurtulmamızı sağlamaya çalışan insanlardan biriydi Hrant. Onun etkisi ne olursa olsun silinemeyecek bir şey. Öldürülmesinin kahrı da hepimizin üzerinde bir lanet gibi duracak” dedi.

BU YIL Kİ ANMA ONLİNE YAPILACAK

Hrant’ın Arkadaşları İnisiyatifi’nden Bülent Aydın ise, Hrant’ı bir “hakikat anlatıcısı” olarak tanımladı. Bu yılki Hrant Dink anmasının diğer yıllardan farklı olacağını söyleyen Aydın, her yıl Agos Gazetesi’nin eski çalışma ofisinin bulunduğu Sebat Apartmanı’nın önünde yapılan anma töreninin bu yıl pandemi nedeniyle çevrimiçi yapılacağı bilgisini paylaştı. Herkesin 19 Ocak’ta yayınlayacakları internet adresi üzerinden anmaya katılabileceğini ve ‘Buradasın Ahparig’ yazan çevrimiçi pankartlarını Hrant Dink’in öldürüldüğü yere bırakabileceğini belirten Aydın, gün boyunca yapılacak yayınlarda Rakel Dink’in, eşi Hrant Dink’in öldürüldüğü Sebat Apartmanı önünden sesleneceğini belirtti.

AKP Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı: Tam 5 kat arttı

Okumaya devam et

Gündem

Kızı dağa çıkarılan anneye HDP önünde oturması için para teklif edildi

Çocukları dağa çıkarılan ailelere, HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde oturması için polis tarafından para teklif edildiği öne sürüldü. Hanım Sever, kendisine iki defa 10 bin TL para teklif edildiğini belirtti. 

BOLD – İçişleri Bakanlığının yönlendirdiği ailelerin HDP Diyarbakır İl Örgütü binası önündeki bekleyişi sürüyor. HDP önüne kurulan çadırda bekletilenlerin sayısının düşmesi sonrası ailelere para teklif edildiği öne sürüldü. Kızı PKK’ya katılan Hanım Sever’i iki kez arayan polisin, HDP önünde oturması için 10 bin lira para teklifinde bulunduğu belirtildi.

10 BİN LİRA VE YOL PARASI TEKLİF EDİLDİ

Mezopotamya Ajansından İdris Sayılğan’ın haberine göre polislerin 5 ay önce kendisini aradığını ve “Rozerin’den haber var mı” diye sorduklarını aktaran Sever, kendisinin “hayır” yanıtını vermesiyle, polisin kendisini “Seni Diyarbakır’da HDP il binasının önüne götürelim, orada otur belki kızın gelir” diyerek yönlendirmeye çalıştığını ifade etti. Polislerin 2 ay önce bir kez daha kendisini yine telefonla arayarak, HDP Diyarbakır İl Örgütü binası önünde oturması için 10 bin lira ve yol parası teklifinde bulunduğunu dile getiren Sever, bu kez de polislere “Ben ne oraya gelirim ne de öyle bir şeye tenezzül ederim” yanıtını verdiğini kaydetti.

ERDOĞAN ELİNİ VİCDANINA KOYSUN

Çözümün Kürt halkının haklarının tanınmasında olduğuna işaret eden anne Sever, “Barış istiyoruz. Erdoğan elini vicdanına koysun. Artık Kürt çocukları öldürülmesin. Biz sadece Kürt halkının haklarının tanınmasını istiyoruz. İnsanlarımızın tutuklanmasını istemiyoruz. Hepsi de bizim oğullarımız, kızlarımızdır. Kürt halkı artık böyle yaşamasın. Anne ve babalar artık ağlamasın. Yazıktır, günahtır. Anneler gece gündüz ağlıyorlar. Erdoğan hiç mi bunu görmüyor. Artık yeter, bu zulüm son bulmalıdır. Biz onun zulmünü kabul etmiyoruz” dedi.

İmam hatipten arkadaşını köşklerle yaşatıyor: 125 milyon yetmedi 99 milyon daha verecek

Okumaya devam et

Popular