Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İsrail’in casus yazılımıyla onlarca gazetecinin telefonunu izlediler: Listede Türkiye’de var

Suudi Arabistan ve BAE’nin, İsrail tarafından geliştirilen casus yazılımı kullanarak onlarca gazetecinin telefonunu hackledikleri öne sürüldü. Casus yazılımın en çok kullanıldığı ilk 6 ülkenin arasında Türkiye’de bulunuyor. 

BOLD – Kanada’nın Toronto Üniversitesi bünyesinde bulunan Citizen Lab isimli araştırma merkezinin raporuna göre, İsrailli NSO Group isimli şirket tarafından üretilen Pegasus isimli casus yazılımla, şu ana kadar tamamı El-Cezire çalışanı olan 36 medya mensubunun telefonlarının hacklendiği ortaya çıktı.

Citizen Lab raporunda, El-Cezire çalışanlarından 18’inin NSO Group operatörlerine bağlanan dört farklı “küme” tarafından hacklendiği ve bunun da Suudi Arabistanlı Monarchy kod adlı bir operatör tarafından gerçekleştirildiği belirtildi.

Raporda, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) adına hareket eden Sneaky Kestrel kod adlı başka bir operatörün de, 15 telefonda casusluk yaptığı ve saldırıları, bu kullanıcıların koordine ettiği kaydediliyor.

Araştırmacılar, diğer iki NSO müşterisinin sırasıyla üç El-Cezire çalışanının telefonunu hacklediğini, ancak saldırıları belirli bir hükümete atfedemediklerini ifade ettiler.

CEP TELEFONLARININ KONTROLÜ TAMAMEN ELE GEÇİRİLİYOR

Raporda, casus yazılım sayesinde telefondan istenilen kayıtların alındığı, telefonun mikrofon ve kamerasının gizlice kullanılarak fotoğraf çekilebildiği, istenilen tüm görüşmelerin kaydedilebildiği, kurbanın şifrelerine erişilebildiği ve konum takibi yapılabildiği hatırlatıldı.

Citizen Lab’daki araştırmacılar raporlarında, hacklenen telefonların tamamının Apple tarafından üretilen iPhone marka telefonlar olduğunu, keşfettikleri kötü amaçlı kodun, Apple’ın iOS 14 sistemine girerek neredeyse tüm iPhone cihazlarını savunmasız hale getirdiğini kaydettiler.

El-Cezire çalışanlarının hacklendiği ilk olarak, Ortadoğu’da tanınmış gazeteci Tamer Almisshal’ın telefonunun ele geçirildiğinden endişelenilmesi üzerine Citizen Lab’a başvurulması ve araştırmacıların Almisshal’ın iPhone marka telefonunu izlemeye başlamasının ardından keşfedildi.

Citizen Lab, şüpheli bağlantılara hiçbir zaman tıklamamasına rağmen Almisshal’ın telefonunun, gönderilen kötü amaçlı bir kod bulaştıktan sonra bir NSO sunucusuna bağlandığını tespit etti.

Citizen Lab araştırmacıları, bu işlemden bir süre sonra da, Almisshal’ın telefonuna sızıldığına dair teknik kanıt buldu.

Citizen Lab’in raporunda, aynı yazılımla Fas’taki gazetecilerin, Ruandalı siyasi muhaliflerin, İspanya’daki politikacıların ve Togo’daki demokrasi yanlısı din adamlarının telefonlarının hacklendiği ifade edildi.

Raporda, Londra’daki Arap televizyon kanalı Al Araby’de çalışan gazeteci Rania Dridi’nin telefonunun da aynı şekilde hacklendiğine dair kanıt bulunduğu ve Dridi’nin, BAE hükümeti tarafından hedef alındığı kaydedildi.

55 ÜLKE YAZILIMI SATIN ALDI

NSO Group’ın adı özellikle gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülmesi olayında duyulmuştu.

ABD’li eski Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) çalışanı Edward Snowden, Suudi Arabistan istihbaratının Kaşıkçı’yı İsrailli NSO Group firması tarafından satılan bir casus yazlımla takip ettiğini iddia etmişti.

NSO Group tarafından üretilen Pegasus yazılımının, istihbarat örgütlerince atılan bir mesaj veya maille telefonlara bulaştırıldığı, bundan sonra kişinin telefonundan yaptığı bütün işlemlerin ve hatta Whatsapp gibi şifreli programlardan yaptığı yazışmalarının dahi takip edildiği ifade edilmişti.

NSO Group’un daha sonra geliştirdiği Pegasus 3 adlı yazılımda ise mesaj veya mail atılmasına gerek olmadığı, casus yazılımı kullanan istihbarat şirketinin hedef kişinin telefon numarasını bilmesinin yeterli olduğu kaydedilmişti. Pegasus 3 yazılımının cep telefonlarının internet bağlantı ve anten yazılımlarındaki açıklardan girerek telefonu tamamen ele geçirdiği ve telefondan yapılan bütün işlemleri aktardığı belirtilmişti.

Geçtiğimiz yıllarda İngiliz Guardian gazetesinde çıkan bir haberde, NSO Group’un Pegasus 3 yazılımını geçen yıl itibariyle 55 ülkeye sattığı ve şirketin nakit paraya boğulduğu ifade edilmişti. Yazılımı alan ülkeler arasında Türkiye’nin de olduğu medyaya yansımıştı.

PEGASUS YAZILIMIN EN ÇOK KULLANILDIĞI ÜLKELERDEN BİRİ TÜRKİYE

Kanada Toronto Üniversitesi’ne bağlı Citizen Lab’ın 2018 yılında yayınladığı raporda; İsrail merkezli ‘NSO Group’ adındaki şirketin ürettiği ‘Pegasus’ adlı casus yazılımın en çok kullanıldığı ilk 6 ülkeden birinin Türkiye olduğu belirtildi.

Şirketin müşterileri olan devletler, Pegasus adlı yazılımı bulaştırdıkları telefondaki tüm bilgilere erişebiliyor. Bu kapsamda telefon kullanıcısının şifreleri, rehberi, takvimi, mesajları, yazılımlar aracılığıyla yaptığı konuşmalara erişim imkanı verdiği gibi, telefonun kamerası ve mikrofonu da uzaktan açılarak kullanılabiliyor. Yazılım hem Android işletim sistemine sahip telefonları hem de iPhone’ları hedef alabiliyor.

Whatsapp: İsrailli NSO Group 1400 kullanıcının telefonunu hackledi

Dünya

Foreign Policy: Türkiye-ABD ilişkileri ‘diplomatik mayın tarlası’

ABD’de Joe Biden, 20 Ocak’ta başkanlığı Donald Trump’tan devraldı. Ancak 45 gün geçmesine rağmen Biden ile AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında herhangi bir görüşme gerçekleşmedi. Ünlü Amerikan dış politika dergisi ABD’nin Türkiye ile ilişkilerini ‘diplomatik mayın tarlasına’ benzetti.

BOLD – ABD’de dış politika alanında önde gelen yayınlardan Foreign Policy (FP), Başkan Joe Biden’ın göreve başlamasından bu yana henüz AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmemiş olmasının arkasında yatanları ve yeni yönetimin Türkiye’ye yaklaşımını inceleyen bir analiz yayımladı.

“DAHA SERT BİR ÜSLUP BENİMSEYECEĞİNİN GÖSTERGESİ”

Analizde, 10’dan fazla yetkili, Kongre üyesi ve diğer uzmanlarla yapılan mülakatlar, ABD Başkanı’nın sessizliğinin, Amerika’nın Türkiye’ye yönelik daha sert bir üslup benimseyeceğinin bir göstergesi olduğunu ortaya koydu.

Dergi, “Ankara’nın eylemlerini değiştirmemesi ve bunu hızlı bir şekilde yapmaması halinde bu soğuk tavır da devam edecek” yorumunu yaptı.

45 GÜNDE ÜST DÜZEYDE İKİ TEMAS

Biden yönetimi, resmen 20 Ocak’ta göreve başladı. Biden, göreve başlamasının ardından birçok dünya lideri ile telefonda görüşmeler gerçekleştirdi. Ancak bir buçuk ay geçmesine rağmen henüz Biden ile Erdoğan arasında bir telefon görüşmesi yapılmış değil.

Türkiye ile ABD arasında Biden’ın yönetime gelmesinden sonra ilk diplomatik temas, Şubat ayı başında ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın arasında yapılan telefon görüşmesi oldu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu da Şubat ayı ortasında görüştü. Bu görüşmede, ABD, Türkiye’nin Irak’ın Gara bölgesine düzenlediği operasyonda hayatını kaybedenlerle ilgili başsağlığı diledi.

“DİPLOMATİK MAYIN TARLASI”

Türkiye ile ABD ilişkilerini ‘diplomatik mayın tarlası’ olarak nitelendiren Foreign Policy, Biden’ın bir yandan kadim bir NATO müttefiki ile ilişkileri onarırken, diğer yandan da Erdoğan’ın giderek artan otoriterleşme eğilimini dizginleyip dizginleyemeyeceğini ortaya koyması gerektiği ve bunun da dış politika programının önemli bir sınavı olacağını belirtti.

Analizde, “Türkiye’nin lideri, son yıllarda Washington’da ciddi sıkıntılar yarattı. Ancak ilişkilerin daha da kötüleşmesine izin vermenin felaket sonuçları olur. Şu ana kadar Biden yönetimi, Türkiye’nin sorunlu davranışının karşılıksız kalmamasını sağlayarak, dengeli bir tutum arayışındaymış gibi görünüyor” denildi.

CAATSA YAPTIRIMLARI, EKONOMİYE ZARAR VERECEK ŞEKİLDE TASARLANMADI

Yazıda, Türkiye’de bazı kurum ve kişilerin, Rusya’dan S-400 füze savunma sisteminin satın alınmasından dolayı halihazırda yaptırım uygulandığı ancak eski yetkililerin bu cezaların ekonomiye zarar verecek şekilde tasarlanmadığını söyledikleri ifade edildi.

ABD, Aralık ayında Türkiye’ye CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) kapsamında yaptırım uygulamaya başladı. Savunma Sanayii Başkanlığı ve aralarında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in de olduğu dört yetkili yaptırım listesine alındı.

“ERDOĞAN’IN RUSYA İLE YAKINLAŞMASI GEÇİCİ”

Foreign Policy, “Biden yönetiminin önündeki sıkıntı Türkiye üzerindeki baskıyı sürdürürken, 10 yıllardır devam eden askeri işbirliğini de korumak. Bazı eski ABD’li yetkililer, Türkiye’nin halen NATO’nun güney kanadında kritik bir konumda olduğu ve Erdoğan’ın Rusya ile yakınlaşmasının geçici olduğu gerekçesiyle Biden’ın başkanlığının başında izlediği stratejiden duydukları rahatsızlığı dile getiriyor” dedi.

FP’ye konuşan eski bir yetkili, Türkiye’yi Rusya’nın ‘doğal hasımı’ ve İran’ın Orta Doğu’da etki alanını genişletme çabalarına karşı potansiyel bir odak olarak nitelendirdi.

POMPEO, 29 EKİM MESAJI YAYINLANMASINI ENGELLEDİ

Analizde, Türkiye’ye yönelik sıkıntıların yalnızca Biden yönetimine özgü olmadığını, eski Başkan Donald Trump’ın Erdoğan ile kurduğu yakın ilişkiye rağmen eski yönetim döneminde de bu rahatsızlıkları dile getirenler bulunduğu öne sürüldü.

Dergi, eski Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun 2020 yılında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Türkiye ile ilgili bir kutlama mesajının yayınlanmasını engellediğini kaydetti.

Derginin analizinde, “Eski yönetimden kıdemli bir yetkili, Mike Pompeo’nun mevkidaşı Çavuşoğlu’nu birlikte çalışması zor biri olarak tanımladığını söyledi. Yetkili, bu durumun yanı sıra Türkiye’nin Erdoğan’ın Müslüman Kardeşlere yakınlığı nedeniyle bölgede zorba bir güce dönüştüğünü öne süren Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen baskılar da ikili ilişkileri zedeledi. Bunun bir örneği Ekim 2020’nin sonunda yaşandı. Dışişleri Bakanlığı, Cumhuriyet Bayramı nedeniyle her yıl yaptığı gibi bir kutlama mesajı hazırladı. Ancak konuya yakın yetkililerin verdiği bilgiye göre, bu açıklamanın yayınlanması Pompeo’nun makamından gelen talimatla engellendi. ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti.”

“Biden terörle mücadele söylemini kötüye kullanan Erdoğan’ı neden durdurmalı?”

Okumaya devam et

Dünya

AB’ye yönelik ‘geri itme’ iddiaları aklandı geride yanıtsız sorular kaldı

Ege Denizi’nde Türkiye’ye geri itilen göçmenler konusunda soruşturulan Avrupa Birliği’nin sınır teşkilatı Frontex, uzmanlar tarafından aklandı. Ancak 5 olaydaki bazı temel iddialar yanıtsız kaldı.

BOLD – Avrupa Birliği’nin (AB) dış sınırlarından sorumlu kurumu Frontex, Ege Denizi’nde göçmenlerin Türkiye’ye yasa dışı olarak geri itilmesiyle ilgili açılan iç soruşturmada mültecilerin haklarının ihlal edildiğine dair kanıt bulunamadığı sonucuna varıldı. Ancak resmi raporlarda yer alan 5 olayla ilgili iddialara cevap verilmedi.

Brüksel merkezli EU Observer internet sitesi, Frontex’ten temin ettiği belgelerle Atina yönetiminin, Yunan Sahil Güvenliğine sığınmacıları Türk kara sularına geri itme yönünde talimat verdiğini ortaya koymuştu. Almanya’nın Der Spiegel dergisi de benzer iddiaları haberleştirmesinin ardından 7 Avrupa ülkesinden uzmanlardan oluşan özel bir çalışma grubu durumu inceleyerek rapor hazırladı.

BEŞ OLAYLA İLGİLİ İDDİALAR YANITSIZ BIRAKILDI

Raporda, Frontex’in Ege’de göçmenlerin Yunanistan tarafından Türkiye’ye geri itilmesinde temel hakları ihlal ettiğine dair kanıt bulunmadığı kaydedildi. Kurum içi yapılan soruşturmada, suçlamalara konu olan 8 vakada Frontex’in kusuru bulunmadı. Ancak diğer 5 şikayetle ilgili makul şüphenin ötesinde olayların tamamen çözülmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldı.

“KANITLARA DAYALI SONUÇ BULUNAMADI”

AB Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı (Frontex) Direktörü Fabrice Leggeri, Avrupa Parlamentosunda Frontex ile ilgili inceleme grubu üyelerinin sorularını yanıtladı.

Leggeri, “Nihari raporda Frontex’in temel hakları ihlal edilmesine katıldığına veya bu tür ihlallerde bulunduğuna dair kanıtlara dayalı bir sonuç bulunmamaktadır.” dedi.

Frontex’in temel haklarla ilgili bir politikaları bulunduğunu ve buna bağlı olarak çalıştıklarını dile getiren Leggeri, ajansın hazırladığı raporda doğrudan veya dolaylı olarak bu politikaların ihlal edildiği sonucuna varılmadığını söyledi.

SORUŞTURMALARIN ODAĞINDAKİ FRONTEX

Brüksel merkezli EU Observer internet sitesi, Frontex’ten temin ettiği belgelerle Atina yönetiminin, Yunan Sahil Güvenliğine sığınmacıları Türk kara sularına geri itme yönünde talimat verdiğini ortaya koymuştu.

Almanya’nın Der Spiegel dergisinin araştırmasında da Yunan sınır muhafızlarının, mültecileri Yunanistan’a ulaşmamaları için açık denize geri ittikleri ve Frontex’in de uluslararası hukuka aykırı bu operasyonlarda yer aldığı ifade edilmişti.

Frontex tarafından kullanılan bir uçağın mültecileri durdurduğu, uçaktaki kamera görüntülerinin Varşova’daki Frontex Genel Merkezine canlı olarak aktarıldığı ancak Frontex’in söz konusu bölgeye mültecilerin kurtarılması için yardım göndermediği belirtilmişti.

Spiegel’in ve başka medya kuruluşlarının zorla geri göndermelerin birçoğunu tam olarak belgelemiş olmasına rağmen Yunan hükümeti, mültecilerin Türkiye’ye zorla geri gönderildiğini reddediyor.

Uluslararası medyada Yunanistan’ın kendi kara sularında bulunan sığınmacıları Türkiye’ye geri ittiği yönünde çıkan haberlerin ardından AB Yolsuzlukla Mücadele Ofisi (OLAF) ve AB Ombudsman Kurumu da Frontex hakkında soruşturma başlatmıştı.

Yunanistan, mülteci kampındaki 13 Afgan’ı zorla bota bindirip Türkiye’ye geri itti

 

Okumaya devam et

Dünya

Güney Afrikalı minikler gülsün diye…

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Cape Town şehrinde yaşayan Hizmet Hareketi gönüllüleri, Eğitim Bakanlığı ile koordineli olarak ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına yardım eli uzatıyor.

BOLD – Güney Afrika’da Turkuaz Harmoni Enstitüsü gönüllüleri ve Star Koleji velileri, iki haftada bir araya gelerek kendi elleriyle sandviçler hazırlıyor. Her seferinde bin 500’ün üzerinde sandviç yapılıyor. Yiyecekler Eğitim Bakanlığının gösterdiği okullara, evinden yemek getiremeyen öğrencilere teslim ediliyor.

Hizmet gönüllüleri bayramlarda ve özel günlerde yetimhaneler başta olmak üzere ihtiyaç sahiplerine kıyafet, gıda ve temizlik maddesi yardımı yapmaya da devam ediyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0