Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Uğur Şahin: Aşının mutasyonlu koronavirüse karşı koruma sağlayacağına inanıyorum

Kavid-19 aşısını bulan bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin, aşının mutasyonlu koronavirüs karşısında da etkili olacağını söyledi. Buldukları aşıyı 20 kadar virüs varyasyonu üzerinde denediklerini belirten Şahin, aşının İngiltere’de ortaya çıkan yeni tür koronavirüs üzerinde de etkili olacağına inandıklarını belirtti. 

BOLD – Almanya merkezli biyoteknoloji firması BioNTech’in Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Uğur Şahin, ABD’li Pfizer şirketi ile geliştirdikleri aşının İngiltere’de mutasyona uğrayarak ortaya çıkan yeni tür koronavirüse karşı da koruma sağlayacağına inandığını söyledi.

20 MUTASYON ÜZERİNDE DENENDİ

Alman haber ajansı dpa’ya konuşan Şahin, bilimsel açıdan ihtimalin yüksek olduğuna dikkat çekerek “Aşıyı mutasyona uğramış yaklaşık 20 virüs varyasyonu üzerinde test ettik. Aşının sağladığı bağışıklık tepkisi, her virüs varyasyonunu etkisiz hale getirdi” dedi.

TESTLERE DEVAM EDİLECEK

Virüsün şu anda güçlü bir şekilde mutasyona uğradığını ifade eden Şahin, testlere devam etmeleri gerektiğini ve bunun da yaklaşık iki hafta süreceğini belirterek “Ancak (aşının) etki mekanizmasının önemli ölçüde etkilenmeyeceğine eminiz” dedi.

ZARARSIZ OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ

Geliştirdikleri aşıda kullanılan antijenin bin 270 aminoasitten oluştuğunu anlatan Şahin, bunlardan dokuzunun mutasyona uğradığını ve bunun da aminoasitlerin yüzde biri bile olmadığını ifade etti. “Aşımız tüm proteini görüyor ve çoklu bağışıklık tepkileri geliştiriyor. Dolayısıyla virüsün kaçamayacağı kadar çok kenetlenme noktası var” diyen Şahin, ancak bunun virüsün yeni türünün zararsız olduğu anlamına gelmediğini kaydetti.

 

Eski diplomat aracındaki 100 kg eroinle yakalandı, “duyulmasın” diye talimat verildi

Dünya

Rusya-Bulgaristan casusluk krizi: Moskova 2 Bulgar diplomatı istenmeyen kişi ilan etti

Bulgaristan’ın geçen ay ülkeden iki Rus diplomatı ‘casusluk’ gerekçesiyle sınır dışı etmesine Rusya da karşılık verdi. Moskova, Bulgar diplomatlara ülkeyi terk etmeleri için 72 saat süre tanıdı.

BOLD – Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Bulgaristan’ın Moskova Büyükelçisi Atanas Krıstin’in Bakanlığa çağrılarak nota verildiği bildirildi.

Büyükelçilikteki iki diplomatın ‘istenmeyen kişi’ (persona non grata) ilan edildiği aktarılan açıklamada, diplomatlara Rusya’yı terk etmeleri için 72 saat verildiği ifade edildi.

Açıklamada, “Bu önlem, bu yıl martta Bulgar tarafının, Rusya’nın Sofya Büyükelçiliğindeki iki çalışanını gerekçesiz şekilde ‘istenmeyen kişi’ ilan etmesine karşı cevap niteliğindedir.” ifadelerine yer verildi.

CASUSLUK KRİZİ

Bulgaristan Cumhuriyet Başsavcılığı, 19 Mart’ta Savunma Bakanlığı, Askeri İstihbarat Komutanlığı ve Parlamentonun gizli belge arşivinde görev yapan 6 kişilik bir şebekenin Rusya’nın Sofya Büyükelçiliğine para karşılığı gizli bilgiler aktardığını açıklamıştı.

Soruşturma sonrası Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı, 22 Mart’ta ülkede Rusya Büyükelçiliğinde çalışan 2 diplomatı ‘istenmeyen kişi’ ilan etmiş, bu diplomatların Bulgaristan’ı terk etmesi için 72 saat süre verildiğini bildirmişti.

İki diplomatın da dahil edilmesiyle Bulgaristan’ın son 2,5 yılda ‘ülkede casusluk yaptığı’ iddiasıyla sınır dışı ettiği Rus diplomat sayısı 7’ye ulaşmıştı.

‘PERSONA NON GRATA’

Devletler arası ilişkilerde persona non grata (Latince: “istenmeyen kişi”) bir ülkeye girmesi veya o ülkede kalması ülkenin yerel hükumeti tarafından yasaklanan yabancı bir kişi için kullanılıyor.

Yabancı bir diplomat ev sahibi ülke tarafından istenmeyen kişi (persona non grata) ilan edildiğinde diplomata ev sahibi ülke tarafından tanınan siyasi dokunulmazlık hakkı sayesinde tutuklama ve herhangi bir kovuşturmadan korunma hakkı kaldırılmış oluyor.

Bu durum bir diplomata herhangi bir ülkenin uygulayabileceği en ciddi kınama biçimi olarak kabul ediliyor.

Rusya’dan karşı hamle: Çekya’nın 20 diplomatı sınır dışı ediliyor

Okumaya devam et

Dünya

Çad Cumhurbaşkanı İdriss Deby Itno çatışmada hayatını kaybetti

Çad Ordusu, Cumhurbaşkanı İdriss Deby Itno’nun cephe hattında yaşanan çatışmada hayatını kaybettiğini açıkladı. Itno, 30 yılı aşkın süredir ülkeyi yönetiyordu.

BOLD – Çad Ordu Sözcüsü Azem Bermandoa Agouna, ulusal televizyonda yaptığı açıklamada 68 yaşındaki Cumhurbaşkanı Itno’nun, hafta sonu ülkenin kuzeyinde ayrılıkçılara karşı düzenlenen operasyona katıldığını, çıkan çatışmada yaralandığını ve bugün hayatını kaybettiğini duyurdu.

30 yıldan fazla süredir Orta Afrika ülkesi Çad’ı yöneten Itno, 11 Nisan’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini altıncı dönemde de kazanarak zaferini ilan etmişti.

Şok edici haber, seçim kurulu yetkililerinin Deby’yi cumhurbaşkanlığı seçimlerinin galibi ilan etmesinden sadece birkaç saat sonra geldi.

2033’E KADAR ÜLKEYİ YÖNETMEYİ PLANLIYORDU

Cumhurbaşkanı Itno, 2018’de Anayasa değişikliğiyle, bu yıl görev süresinin dolmasının ardından, her biri 6’şar yıl olmak üzere 2 dönem daha seçilebilmesinin yolunu açmıştı. Çad lideri böylece 2033’e kadar görevde kalmayı planlıyordu.

Deby’nin cephede hayatını kaybetmesinin ardından kendi oğlunun liderliğindeki bir askeri konseyin iktidarı devraldığı öne sürüldü.

Itno’nun bölgeyi neden ziyaret ettiği ve kendi yönetimine karşı çıkan isyancılarla devam eden çatışmalara neden özellikle bugün katıldığı bilinmiyor. Haber bağımsız kaynaklarca da doğrulanmadı.

Türkiye Ukrayna’ya göndermek için cihatçı mı topluyor?

Okumaya devam et

Dünya

Almanya’da Merkel’in halefi belli oldu: Armin Laschet

Almanya’da Hristiyan Birlik partilerinin Başbakanlık adayı Armin Laschet oldu. Sosyal Demokrat Partinin başbakan adayı Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Olaf Scholz, Yeşiller Partisinin başbakan adayı ise Annalena Baerbock.

BOLD – Almanya’da Başbakan Angela Merkel 26 Eylül’de yapılacak seçimlerle birlikte siyasete veda edecek. 2005’ten beri dört kez seçimi kazanarak 16 yıldır ülkeyi yöneten Başbakan Merkel’in bir daha başbakanlığa aday olmayacağını açıklaması diğer partilerin iktidara gelme umutlarını arttırdı.

Almanya’da siyasi partiler genel başkan dışında bir de başbakan adayı seçiyorlar. Bu durumda partilerin genel başkanı ile partinin başbakan adayı bazen aynı kişiler olmayabiliyor.

HRİSTİYAN BİRLİK PARTİLERİNDE LASCHET VE SÖDER YARIŞTI

İktidardaki Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin başbakan adayı bugün belli oldu. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partisi Genel Başkanı Armin Laschet 26 Eylül’de yapılacak seçimde başbakanlık için yarışacak.

Bir süredir Almanya Başbakanlığı için ortak aday konusunda uzlaşı arayışında olan Hristiyan Birlik (CDU / CSU) partileri cephesinden beklenen açıklama geldi. Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partisi lideri ve Bavyera Eyalet Başbakanı Markus Söder, adaylığını geri çektiğini açıkladı. Rakibi Hristiyan Demokrat Parti (CDU) lideri Armin Laschet’in adaylığını kabul ettiğini ifade eden Söder, “Verdiğim söz hala geçerli” diye konuştu.

Pazartesi günü düzenlenen olağanüstü çevrimiçi toplantı öncesi Söder, başbakan adaylığı konusunda kararı CDU’ya bıraktığını açıklamış ve “CSU da, ben de karara saygı duyacağım” demişti.

Böylece 26 Eylül’de yapılacak genel seçimlerde CDU ve CSU’nun ortak adayı olarak Armin Laschet başbakanlık için yarışacak.

Başbakan Angela Merkel’in partisi CDU’nun yönetim kurulu yaklaşık altı saat süren görüşmelerin ardından sabaha karşı parti lideri Laschet’in başbakan adaylığına desteğini açıklamıştı.

Hristiyan Birlik partileri Almanya’daki 16 eyaletin 15’inde Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) adıyla seçimlere giriyor; Münih ve Nürnberg şehirlerini kapsayan Bavyera eyaletinde ise Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) adı altında teşkilatlanmış durumda.

Alman Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) Genel Başkanı Markus Söder

CDU Genel Başkanı ve Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Başbakanı Laschet’in ardından, CSU lideri ve Bavyera Eyaleti Başbakanı Söder’in de yaklaşık 10 gün önce başbakan adayı olmak istediğini açıklamasıyla iki siyasetçi arasında mücadele başlamıştı.

CDU ve CSU geleneksel olarak genel seçimlere ortak bir başbakan adayı ile giriyor, genellikle de başbakan adayı CDU’dan seçiliyor.

Armin Laschet, Ocak ayında yapılan kongrede CDU Genel Başkanlığı’na seçilmişti.

YEŞİLLER’İN BAŞBAKAN ADAYI ANNALENA BAERBOCK

Alman Yeşiller Partisi Eş Genel Başkanları Annalena Baerbock ve Robert Habeck

Almanya’da son dönemlerde yapılan kamuoyu yoklamalarına göre siyasetin yükselen gücü Yeşiller’in başbakan adayı Annalena Baerbock oldu.

41 yaşındaki Baerbock, Avrupa politikası, yoksullukla mücadele ve iklimlerin korunması konularında uzman olarak biliniyor. Buna karşılık siyaset uzmanları, Baerbock’un ekonomi konularında eksiklikleri olduğunu vurguluyor. 2013’ten bu yana Yeşiller’den Federal Meclis milletvekili olan evli ve iki çocuk annesi Baerbock, 2018’den bu yana Robert Habeck ile partiye eş başkanlık yapıyor.

Kadın-erkek eşitliğine büyük özen gösteren Yeşiller’in tüzüğüne göre, partide makamlarda öncelik kadınlara veriliyor. Erkekler ise kadın adayın feragat etmesi durumunda söz konusu makam için aday olabiliyor.

TÜRKLERİN ARMİN’İ

Almanya’nın en çok nüsufa sahip eyaleti olan Kuzey Ren-Vestfalya’nın başbakanı Armin Laschet, Merkel’in partisini merkez sağda konumlandıran, diğer parti seçmenlerine de hitap eden ılımlı politikalarına yakınlığı ile tanınıyor.

2015 yılındaki mülteci krizi sonrasında Merkel’in izlediği “açık kapı” politikasına destek veren 59 yaşındaki Laschet, Türkiyeli göçmen nüfusunun yoğun olarak yaşadığı Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti’nin uyum bakanı olarak da görev yaptı. Göçmen kuruluşları ve temsilcileri ile yakın ilişki içerisinde olan Laschet, liberal görüşleri nedeniyle sağcı kesimlerin eleştiri oklarının hedefindeki bir siyasetçi.

Angela Merkel ve Armin Laschet

Hatta Laschet, Alman basını ve kimi siyasetçiler tarafından “Türklerin Armin’i” olarak da adlandırılıyor. Yeşiller Partili Cem Özdemir, bir televizyon programında, sunucunun Laschet’ten söz ederken bu takma adı kullanması üzerine, “Ben bu tanımlamanızı reddediyorum” sözleriyle tepki göstermiş, sağcılar tarafından kötü amaçla takılan bu tür lakapların demokratlar tarafından kullanılmaması gerektiğini savunmuştu.

Armin Laschet, geçmiş yıllarda Türkiye iç siyasetinde yaşanan gerilim ve kutuplaşmanın, Almanya’daki Türk toplumuna yansımalarını frenlemeye çalışan, bu gerilimin Almanya topraklarına taşınmaması çağrısını yapan, hatta bunların iç güvenliği tehdit etme noktasına gelmesini önlemek için de aktif rol üstlenen siyasetçilerden.

“ÜYELİK SÜRECİNE SON VERMEK SADECE ERDOĞAN’I GÜÇLENDİRİR”

Laschet, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türk Hükümeti ile Almanya arasında yaşanan ağır siyasi gerilim ve krizler sırasında “şantaj ve tehditlere boyun eğilmemesi” gerektiğini savunmakla birlikte, NATO üyesi ve AB’nin komşusu olduğuna vurgu yaptığı Türkiye’nin ülke olarak Almanya için önem taşıdığına dikkat çekerek, iki ülke arasındaki tüm görüş ayrılıklarına rağmen diyalogun muhafaza edilmesini, sorunların bu yolla çözümlenmesi gerektiğini savunmuştu.

Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine karşı olan ama daha önceki federal hükümetlerin verdiği sözlere, ahde vefa ilkesi ışığında, bağlı kalınması gerektiğini savunan Laschet, hukuk devleti alanındaki gerileme nedeniyle Türkiye’nin AB üyelik sürecine son verilmesine de karşı çıkıyor.

Laschet, “Bu ancak Erdoğan’ı güçlendirir” diyerek Türkiye’de AKP’ye oy vermemiş milyonlarca insan olduğunu, üyelik sürecine son vermenin akılcı bir adım olmayacağını savunuyor. Geçen yıl Erdoğan’ın “Kapıyı açtık” sözleri üzerine Yunanistan sınırına yaşanan göçmen akınının yol açtığı kriz sırasında, “Şantaja boyun eğmemeliyiz” diyerek tepki gösteren Laschet, bununla birlikte Türkiye’ye ağırladığı Suriyeli mülteciler için daha fazla mali yardım yapılması gerektiğini savunuyor.

YEŞİLLER ANKETLERDE İKİNCİ SIRADA

Yeşiller, son yapılan kamuoyu yoklamalarına göre Hristiyan Birlik partilerinin ardından ikinci sırada bulunuyor.

Anketlerde Yeşiller’e artan destek, şu andaki Birlik Partileri-Sosyal Demokrat Parti (SPD) koalisyonunun son aylarda büyük eleştirilere uğrayan korona politikalarının ve KOVID-19 aşısını hizmete sunmaktaki başarısızlığının bir sonucu olarak tanımlanıyor.

Ayrıca maske tedariki sürecinde CDU ve CSU’lu bazı milletvekillerin karıştığı yolsuzluklar, Birlik Partileri’nde büyük oranda prestij kaybına yol açmıştı.

YEŞİLLER, TÜRKİYE’Yİ ÇOK SERT SÖYLEMLERLE ELEŞTİRİYOR

Yeşiller, son dönemde Türkiye’yi çok sert biçimde eleştiriyor. Alman hükümeti ve Avrupa Birliği’nin ‘demokrasi ve insan hakları konusunda Türkiye’ye baskı kurmak için elindeki tüm araçları kullanması’ gerektiği görüşünü ifade eden Yeşiller, bu bağlamda sıklıkla ekonomik yaptırımları da gündeme getiriyor. Yeşiller Partisi ayrıca AB ile Türkiye arasında imzalanan mülteci mutabakatının da sona erdirilmesini savunuyor.

SOSYAL DEMOKRAT PARTİ DE BAŞBAKAN ADAYINI BELİRLEDİ

Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Olaf Scholz

Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise aday olarak Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Olaf Scholz’u belirledi. Ancak Scholz’un başbakan olması olasılığı çok düşük.

Uzun süredir derin bir bölünmüşlük içerisinde olan SPD’nin oy oranı yüzde 16’larda seyrediyor. Son yapılan kamuoyu yoklamalarında Almanya’da bu hafta sonu genel seçim olsa CDU/CSU’nun yüzde 25, Yeşiller’in yüzde 23, Almanya için Alternatif’in (AfD) yüzde 11, Hür Demokrat Parti’nin (FDP) yüzde 10 ve Sol Parti’nin yüzde 9.5 oy alacağı saptandı.

Bu veriler ışığında Yeşiller öncülüğünde SPD ve FDP ile koalisyon veya Yeşiller, SPD ve Sol Parti’nin katılımıyla koalisyon oluşturulabileceği belirtiliyor. Böyle bir durumda Yeşiller Partisi’nden Baerbock, Başbakan Merkel’den boşalacak koltuğa oturarak tarihe geçecek.

Almanya’da ‘gri pasaport’ alarmı: Sınır dışı edilecekler

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0