Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Çakıcı savcılıkta sözlerini savundu: ‘Dürzü’ mezheptir, ‘bakla kazığı’ yasadır

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden organize suç örgütü elebaşı Alaattin Çakıcı’nın ifadesi ortaya çıktı. Çakıcı, savcılığa verdiği ifadede, tehdit ve “balta kazığı” gibi söylemlerini “devlet hesap sorar” anlamında kullandığını öne sürdü. “Dürzü” ifadesini ise “İsmailiye mezhebinin alt kolu” anlamında kullandığını iddia etti.

BOLD – Alaattin Çakıcı’nın Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı’na ifade verdiği ortaya çıktı. Çakıcı, verdiği ifadede Kılıçdaroğlu için kullandığı “dürzü” ifadesini aslında “İsmailiye mezhebinin bir alt kolu” anlamında kullandığını iddia etti. Çakıcı ifadesinde, “Dürzü kelimesinin anlamı, İsmailiye mezhebinin bir alt kolu olan, Cebel dağında yaşayan, Halep bölgesinde yaşayan İslamiyet’in farklı bir kolu olan, yani sosyal hayattaki inanıştaki genişlik kavramıdır dürzü. Evet doğrudur, halk dilinde dürzüyü farklı anlama çekebiliyorlar” şeklinde konuştu.

“TEHDİT DEĞİL, İKAZ MAHİYETİNDE”

Cumhuriyet’in haberine göre “Bakla kazığıyla seni tanıştıracağım” şeklindeki tehdidini savunan Alaattin Çakıcı bu kez şu ifadeleri kullandı: “Tehdit değil, ikaz mahiyetiyle, ‘Bu hakaretlerine devam edersen seni bakla odunuyla tanıştıracağım’ cümlesini kullandım. Ama amacım, ‘seni devlete şikayet ederim.’ Devletin yasalarıyla karşılaştırmaktır. Yani çok sert odun cümlesini kullandım. Adalet anlamında kullandım. Sert odun kırılmaz. Bu anlamda söyledim.”

KILIÇDAROĞLU’NUN AVUKATI ÇELİK: AĞIR BİR CEZA ALMASINI SAĞLAYACAĞIZ

CHP’nin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik ise Çakıcı’nın ifade vermesine yönelik açıklamalarını Cumhuriyet’e değerlendirdi. Çelik, Alaattin Çakıcı’nın savcılığa verdiği ifadede “geri adım” attığını ifade etti. Çelik, “Onun iddiaları bizi bağlamaz. Kesin ve ağır bir ceza almasını sağlayacağız” dedi.

Çakıcı’nın savcılık ifadesi ise şöyle:

” Twitter’daki sözler bana aittir. Ben yazdım nerede yazdığımı hatırlamıyorum, Twitter’da yazdığım sözler için şimdi huzurunuzda ifade vereceğim. Cezaevinden çıktığımdan bugüne kadar Sayın CHP Genel Başkanı Cumhur İttifakı lideri sayın Devlet Bahçeli ve Sayın Devlet Başkanımızın yıpratmak için sürekli gündeme getirerek hakaret ederek ve küçük görerek hem haftalık Meclis konuşmalarında hem basın toplantılarında yukarıda bahsettiğim gibi şahsım üzerinden hem sürekli bana hakaret ederken hem de Devlet Başkanımıza ve Cumhur İttifakı’nın lideri Sayın Devlet Bahçeli’yi yıpratmak için sürekli şahsıma hakaret ediyordu. En son hakaret ettiğinde kendilerine şöyle bir açıklamada bulundum. Açıklamamda şu cümleleri kulandım “Dürzü” kelimesinin anlamı İsmailye mezhebinin bir alt kolu olan Cebel Dağı’nda yaşayan Halep bölgesinde yaşayan İslamiyet’in farklı bir kolu olan yani sosyal hayattaki inanıştaki genişlik kavramıdır; dürzü kelimesi. Evet doğrudur halk dilinde dürzüyü farklı anlama da çekebiliyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu’na ben p…vnk demedim. Mezhep anlamında bu kelimeyi kullandım ancak kendi o şekilde algılamış. Kişinin algıladığına ben ne diye bilirim ki! Kendisine ikaz mahiyetiyle tehdit değil ikaz mahiyetiyle yine bu hakaretlerine devam edersen bakla odunuyla seni tanıştırırım cümlesini kullandım. Ama amacım seni devlete şikayet ederim. Devletin yasalarıyla karşılaştırmaktır. Yani çok sert olan odun cümlesini kullandım adalet anlamında kullandım. Sert odun kırılmaz. Bu anlamda söyledim. Sonra bir daha bana hakaret etti. Bu hakaretin de kendisine bana bu düşmanlığın nedir? PKK ile DHKPC ile ilişki içindesin istersen beni onlara öldürt ben Allah’tan korkarım ihanet edersem devletimden korkarım. Sürekli beni gündeme getirmek kaydıyla Cumhur İttifakına Sayın Devlet Başkanımıza MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi sürekli yıpratmak istemektedir. Tek kullandıkları enstrüman da Alattin Çakıcı üzerinden bunu yapmaktadırlar. Devletimizin beka sorunu varken aylardan beri Mecliste ve basın yayın organlarında hedef yanlılarının CHP lideri bunu gündeme getirmektedirler. Ömrümce devletimin yasaları hakkımda ne karar verdiyse daha evvelki davalarımda bile devletimin vereceği her türlü karara saygılıyım. Sayın savcılığımıza ve adalet bakanlığımıza saygılarımı arz ederim. Başka bir diyeceğim yoktur. Bütün söyleyeceklerim bundan ibarettir.”

Gündem

Eski MİT’çi Altaylı’nın Erol Olçok ve Davutoğlu’na verdiği gizli belge deşifre oldu

Eski MİT’çi Enver Altaylı’nın telefonundaki ‘Rusya istihbaratına ait’ denilen belge yayınlandı. Devletin gizli kalması gereken belgesini yayınlamanın suç olduğunu belirten Altaylı, aynı belgeyi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a en yakın isim Erol Olçok ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’na verdiğini açıkladı.

BOLD – Gülen Hareketine yönelik yargılamalar çerçevesinde tutuklanan ve 42 yıl 6 aya kadar hapis cezası talebiyle yargılanan eski Milli İstihbarat Teşkilatı mensubu Enver Altaylı, telefonunda bulunan ve ‘Rusya’ya ait istihbarat belgesi’ olduğu belirtilen dosyaya ilişkin savunma yaptı.

Independent bahsedilen belgeyi yayınlayınca Türkiye Cumhuriyeti devletinin gizli belgesi dünya kamuoyunun önüne düştü. Independent Türkçe’de de yer alan habere göre Altaylı, savunmasında 2017 Ağustos’unda tutuklanmasına, devletin hassas kurumlarına sızmış Rus ajanları ve bazı Rusçu yazarların neden olduğunu söyledi.

RUS İSTİHBARAT TEŞKİLATINA AİT BELGE

Haberde, FSB Müdür Yardımcısı Sirotkin tarafından FSB Başkanı Brotnikov’a sunulduğu belirtilen ve Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dosyasına giren rapor da yayınlandı. Altaylı’nın telefonundan çıkan Rusya Federasyonu İstihbarat Teşkilatı (FSB) Başkanı Alexander Bortnikov’a sunulmak üzere, FSB Müdür Yardımcısı General Sirotkin Gennadyeviç tarafından Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması için hazırlandığı belirtilen bir rapor çıktı.

‘DEŞİFRE EDİLMESİ SUÇ’

Bu raporun iddia makamı tarafından dosyaya konularak deşifre edilmesinin suç olduğunu söyleyen Altaylı, mahkemeyi de uyardı: “Gizli tutulması Türkiye’nin güvenliği açısından, Türkiye-Rusya ilişkileri açısından şart olan bu belge iddia makamı tarafından dünyaya ilan ediliyor. Suç işliyor. Ruslar böylelikle, Türk devletinin elinde olan gizli bir bilgiden haberdar edilmiş olmaktadır. Yani beni casuslukla suçlayan iddia makamı, aslında devletin gizli bir bilgisini Ruslar ile paylaşmaktadır.”

‘EROL OLÇOK’A VERDİM’

Altaylı, Türkiye’nin 24 Kasım 2015’te hava sahasını ihlal eden Rusya Federasyonu Hava Kuvvetleri’ne ait SU-24 savaş uçağını düşürdükten sonra hazırlandığı belirtilen raporu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde şüpheli şekilde öldürülen Erol Olçok’a verdiğini ve onun aracılığıyla üst düzey devlet görevlilerine ulaştırılmasını sağladığını anlattı.

‘DAVUTOĞLU’NA ULAŞTIRILMASI İÇİN BİLGİN’E TESLİM ETTİ’

Altaylı savunmasında, Rusya’nın, Türkiye’ye karşı atacağı adımların yer aldığı raporu, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na ulaştırması için Çankaya Köşkü’nde bir araya geldiği Başbakan Başdanışmanı Feridun Bilgin’e teslim ettiği bilgisini de verdi. Altaylı, bu belgeyi devlet görevlilerine teslim ettiği için kendisinin suçlanamayacağını, böyle bir yargılamanın ancak Rusya Federasyonu savcıları tarafından yapılabileceğini belirtti.

BİLGİN DOĞRULADI: RAPORU DAVUTOĞLU’NA TESLİM ETTİM

Independent Türkçe’ye konuşan Feridun Bilgin, Altaylı’yla bir araya geldiklerini ve FSB’nin üst düzey yöneticileri tarafından hazırlandığı ileri sürülen raporu aldığını ifade etti. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun liderliğindeki Gelecek Partisi’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Bilgin, “Raporu başbakana teslim ettim. İlgili kurumlar gereğini yapmıştır” ifadesini kullandı.

Biden’dan umduğunu bulamayan Erdoğan rotayı Putin’e çevirdi

Okumaya devam et

Gündem

AKP yargısı IŞİD’e merhametli: Türk askerlerinin yakılma videosunu çeken IŞİD’liyi serbest bıraktı

AKP yargısının IŞİD’i kollayan yeni bir kararı daha ortaya çıktı. Türk askerlerinin yakılma videosunu çeken IŞİD’li Ömer Y.’nin serbest bırakıldığı ortaya çıktı. Geçen hafta da iki Türk askerinin yakılarak şehit edilmesinde fetva veren “IŞİD kadısı” Alwi’nin de adli kontrolle serbest bırakıldığı, Gaziantep’te dükkân işlettiği belirlenmişti.

BOLD – Türk askerleri Sefter Taş ve Fethi Şahin’in Suriye’de yakılarak şehit edilme görüntüleri Türkiye’de infiale yol açmıştı. Şehit edilen Mehmetçiklerin aileleri faillerin bulunması için her yolu denedi. Ancak AKP medyası olayın üstünü kapattı. Yakalanan IŞİD’lilerin de sessiz sedasız cezaevinden tahliye edildiği ortaya çıktı.

IŞİD’IN MEDYA BAKANLIĞI ÇALIŞANI

IŞİD’in “medya bakanlığı” olarak adlandırılan yapılanmasında çalışan ve iki Türk askerinin yakılma görüntülerini çekip servis eden Ömer Y.’in İstanbul’da yargılandığı mahkeme tarafından, 16 Nisan 2020 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiği ortaya çıktı. Ömer Y.’nin şu an nerede olduğu bilinmiyor.

IŞİD Medya Sorumlusu Ömer Y.

2018’DE TUTUKLANDI, 2020’DE SERBEST KALDI

ANKA Haber Ajansı’nın haberine göre Ömer Y, 2018 yılında Ankara Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı’nda alınan ifadesinin ardından adliyeye sevk edildi. Tutuklanan Ömer Y. hakkındaki soruşturma dosyası, “yetkisizlik” kararı ile İstanbul’a gönderildi. IŞİD’li sanık hakkındaki yargılama İstanbul’da sürerken 16 Nisan 2020 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi.

GAR KATLİAMINDA DA DİNLENECEKTİ

IŞİD militanı Ömer Y., 2018 yılında Ankara’da yakalanmıştı. IŞİD’in öldürdüğü Türk askerlerinin yakılma anının görüntülerini çektiren ve servis eden sanığın ifadesi, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin yargılama dosyasına da girmişti. Ömer Y. 24 Kasım 2021 tarihinde 10 Ekim katliamına ilişkin firari sanıklar yönünden devam eden dosya kapsamında da tanık olarak dinlenecekti.

“SEDAT PEKER VE MİLLETVEKİLİNE SUİKAST DÜZENLEYECEKTİK”

Ömer Y. 2018 yılında alınan ifadesinde IŞİD’in askeri yapılanmasını anlatmıştı. Sanık ifadesinde, “20 Temmuz 2015 Suruç, 10 Ekim Ankara Tren Garı ile 20 Ağustos Gaziantep düğün saldırıları emrini Ebu Zeynep Halebi verdi. Türkiye’deki saldırıları organize eden Abullatif Efe kod isimli Yunus Durmaz’ın IŞİD’in dış istihbarat birimi çalışanıydı. IŞİD’in Muğla’nın Bodrum, İzmir’in Çeşme ve Aydın’ın Didim ilçelerine yönelik saldırı planı yapıyordu. Organize suç örgütü yöneticiliğinden hakkında yakalama kararı çıkarılan Sedat Peker ve bir milletvekiline IŞİD suikast düzenleyecekti. IŞİD’e katılan Türkler ‘Fursanül Hilafe Ketibesi’ne giriyordu. Ketibe’nin başında Gaziantepli Cengiz Dayan vardı” iddialarını gündeme getirmişti.

23 bin kişinin atıldığı TSK’da ankesör soruşturması: 51 gözaltı

Okumaya devam et

Gündem

23 bin kişinin atıldığı TSK’da ankesör soruşturması: 51 gözaltı

ByLock ve ankesör iddiasıyla 23 bin kişinin ilişiğinin kesildiği TSK’da ankesör soruşturmaları devam ediyor. Ankesörlü telefonla arandıkları gerekçesiyle Ankara merkezli 19 ilde 51 TSK personeline gözaltı kararı verildi. Bu kişiler arasında daha önce ilişiği kesilmiş 4 askeri öğrenci de bulunuyor.

BOLD – 15 Temmuz sonrası askeri okulla ilişiği kesilmiş, ancak yaşı küçük olduğu için hakkında işlem yapılamayan askeri okul öğrencilerine yönelik gözaltılar devam ediyor. Bu yıl başından beri gözaltına alınan askeri okul öğrenci sayısı 700’ü geçerken, bugün Ankara merkezli 19 ilde başlatılan soruşturmalar kapsamında daha önce ilişiği kesilmiş 4 askeri okul öğrencisi için gözaltı kararı verildi.

GÖREVDE OLAN 14 ASKER DE SORUŞTURMA DOSYASINDA

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Gülen Hareketi’nin Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki yapılanması iddiasıyla yapılan soruşturmada toplam 51 şüpheli hakkında Ankara merkezli 19 ilde gözaltı kararı verildi. Aktif görevde olan 2 binbaşı, 1 yüzbaşı, 1 üsteğmen, 1 teğmen, 7 astsubay, 2 uzman çavuş, daha önce ilişiği kesilen 3 albay, 3 yarbay, 2 binbaşı, 4 astsubay, 1 uzman çavuş olmak üzerek 27 askeri personel ile daha önce ilişiği kesilmiş 4 askeri öğrenci hakkında gözaltı kararı verildi. 51 kişinin gözaltına alınması için çalışma başlatıldı.

SUÇLARI ANKESÖRLE ARANMAK

Ankara genelinde çeşitli semtler ve daha önce görev yaptıkları yerlerde bulunan büfe, bakkal, market gibi umuma açık iş yerlerinde bulunan kontörlü sabit hatlar veya ankesörlü telefonlar kullanılarak arandıkları delil olarak sunuluyor.

TSK’DA ATILAN PERSONEL SAYISI 23 BİNİ GEÇTİ

Bylock, ankesörle aranma gibi deliller öne sürülerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilenlerin sayısı ise 23 bini geçti. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, iki ay önce bu konuda yaptığı açıklamada Gülen Hareketi ile mücadele kapsamında toplam 23 bin 364 kişinin Türk silahlı kuvvetlerinden ihraç edildiğini açıklamıştı.

108 Kürt siyasetçinin yargılandığı gün Erdoğan’dan ‘Kürt Sorunu’ yorumu: Çözdük, aştık, bitirdik

 

 

Okumaya devam et

Popular

Shares