Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Görevden alınan kayyum Can: Şahsımın aldığı arazi etik bulunmadı

Arazi yolsuzluğu operasyonunun ardından görevden alınan Urla Kaymakamı ve belediye Kayyum’u Önder Can, görevden alınma gerekçesini açıkladı. 1785  metrekare arsa satın aldığı için görevden alındığını belirten Önder, “Görevimden büyük bir gururla, başım dik ve vicdanım rahat bir şekilde ayrılıyorum” ifadesini kullandı. Arazi bedelinin 3 milyon lira olduğu belirtiliyor.

BOLD – İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınan Urla Belediyesi kayyumu Önder Can’dan tartışılacak bir açıklama geldi. Arazi yolsuzluğu operasyonunun hemen ardından görevden alınan kayyum Can, “Görevimden büyük bir gururla, başım dik ve vicdanım rahat bir şekilde ayrılıyorum” ifadesini kullandı.

HAZİNE’YE AİT ORMAN ARAZİLERİ SATILDI

Urla Kaymakamı ve belediye kayyumu Önder Can, İçişleri Bakanlığı tarafından 2019’da CHP’li Başkan Burak Oğuz’un yerine görevlendirilmişti. Can, Urla’da jandarma ekiplerinin yaptığı arazi yolsuzluğu operasyonunun ardından görevden alındı. Operasyon, Hazine’ye ait orman arazilerinin kanuna aykırı olarak satıldığı iddiasıyla gerçekleştirdi.

GÖREVDEN ALINMA SEBEBİ RESMİ OLARAK AÇIKLANMADI

Haberi yapan Sözcü gazetesinden Gökmen Ulu, Can’ın yargıya taşınan Urla’daki arazi yolsuzlukları yüzünden görevden alındığını yazdı. Gazeteci Oktay Yaşar, ise sosyal medya hesabından “Sayın kaymakamım; memur maaşıyla piyasa değeri 3 milyon TL olan bir araziyi satın aldığınız doğru mudur?” diye sordu. Önder Can bu soruyu cevapsız bıraktı.

“BAŞIM DİK, VİCDANIM RAHAT”

Yaklaşık bir hafta sonra açıklama yapan Can, yanlış bir şey yapmadığını ileri sürdü. Görevden alınmasının arazi yolsuzluğu soruşturmasıyla ilgili olmadığını iddia etti ancak arazi alımı sebebiyle görevden alındığını kabul etti. Cumhuriyet’in haberine göre Can açıklamasına “Bu görev yeri değişikliğinin gerekçesi, şahsımın hem Kaymakam hem de Belediye Başkan Vekili olarak görev yaptığı Urla’da, 1785 m2 büyüklüğünde bir arsa satın almasının İçişleri Bakanlığınca etik bulunmamasıdır.” dedi. Kayyum Can, “Görevimden büyük bir gururla, başım dik ve vicdanım rahat bir şekilde ayrılıyorum” ifadesini kullandı.

Can değeri 3 milyon lira olduğu belirtilen araziyi nasıl aldığını ise “Bu görev yeri değişikliğinin gerekçesi ise şahsımın hem Kaymakam hem de Belediye Başkan Vekili olarak görev yaptığı Urla ilçesinde her ne kadar hukuken bir engel bulunmasa da, emekli olunca yerleşmek amacı ile babamla birlikte, eşi doktor olarak görev yapan 17 yıllık bir Mülki idare Amiri olarak şahsi birikimlerimiz ve banka kredileriyle ile de olsa 5 ay önce 125+125 toplam 250 m2 konut inşaat iznine sahip 1785 m2 büyüklüğünde bir arsa satın almasının İçişleri Bakanlığınca etik bulunmamasıdır. Satın alma bedeli olarak bazı sosyal medya ve haber organlarında dile getirilen meblağlar abartılı ve gerçeği yansıtmamaktadır” diyerek açıkladı.

Gündem

Savunma Bakanlığı: Helikopter kazasında kararı pilotlar verdi

afp-tatvan-bitlis-bingol-helikopter-kazasi

Milli Savunma Bakanlığı tarafından Bitlis Tatvan’da meydana gelen helikopter kazasına ilişkin yapılan yeni açıklamada “Bulut nedeniyle bir anda görüş alanı kaybedildi, pilotlar geri dönüş kararı verdi” denildi.

BOLD – Bitlis’te 11 askerin şehit olduğu helikopter kazasıyla ilgili açıklama yapan Milli Savunma Bakanlığı, olayın meydana gelmesinde helikopterden kaynaklanan bir neden olmadığını savundu. Helikopterin bakımının zamanında ve uygun olarak yapıldığını, helikoptere yönelik hava şartları dışında herhangi bir dış etkinin olmadığını bildirdi. Kazanın sebebinin, ani hava değişimi olduğu vurgulanarak şu bilgiler paylaşıldı: “Uçuşun son aşamasında hava koşullarının ani değişimi sonucunda ortaya çıkan olumsuz hava şartları nedeniyle helikopterin bulut içinde kalması ve bir anda yer görüş şartlarını kaybetmesi nedeniyle meydana geldiği değerlendirilmektedir.”

HELİKOPTERLER AKLANDI

Bakanlığın verdiği bilgiye göre TSK envanterine giren Cougar tipi 50 helikopterin, 30’u Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 20’si ise Hava Kuvvetleri Komutanlığının kullanımına verildi. Cougar tipi helikopterler TSK envanterine girdiği 1995 yılından bugüne kadar her türlü hava ve arazi koşullarında yaklaşık 150 bin saat uçuş yaptı. Mevcut mevzuata göre Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki helikopterlerin ortalama ömrü 40 yıl, ancak bu süre yenileştirme ve modernizasyon faaliyetleri ile uzatılabiliyor. Milli Savunma Bakanlığı, bugüne kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki Cougar helikopterleri ile dört adet can kayıplı olayın hiçbirinin helikopter kaynaklı olmadığını vurguladı.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kaza Kırım ekibinin bulgularıyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakanlık yetkilileri, bölgenin coğrafi yapısından dolayı ani hava değişikliklerinin yaşanabildiğini kaydetti. Yetkililer, helikopterin bir yere çarpmasının söz konusu olmadığını ve bulut içi oryantasyon kaybının yaşandığını belirtti.

BİLİNÇLERİ AÇIK DEĞİL

Kazada yaralanan personelin sağlık durumlarının iyi olduğu, ancak kazayla ilgili konuşmaya olanak verecek ölçüde bilinçlerinin açık olmadığı bilgisi de paylaşıldı.

Hava şartları uygun olmasa dahi komutanların emri ile helikopterlerin havalandırıp havalandırılmayacağına yönelik soruya da yetkililer, “Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Uçuş camiasında pilotun kararı esastır. Buna herhangi bir komutanın etki etmesi mümkün değil. Pilotun kendi kararına bırakılır. Komutan olarak rütbeli personel emir verebilir ama uçuş için bir emir verilmesi söz konusu değildir” yanıtını verdi.

Okumaya devam et

Gündem

10 aylık Saime bebeğin annesi Yasemin Melizci’ye 9 yıl ceza

Ankara Sincan Cezaevinde 21 Ocak’tan bu yana tutuklu bulunan Yasemin Melizci’ye örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 9 yıl hapis cezası verildi. Melizci, 1,5 aydır 10 aylık kızı Saime ile birlikte hapisteydi.

BOLD – Sütten kesilmemiş Saime bebeğin annesi 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bir bebek daha annesiyle cezaevinde yaşamaya mahkum edildi. Bugün saat 14.00’te Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne SEGBİS ile bağlanan 29 yaşındaki Melizci, 21 Ocak’ta eşi Kasım Melizci ile birlikte Ankara’da gözaltına alınmıştı.

Bylock kullandıkları ve tanık ifadelerine dayanılarak bir gün sonra tutuklanan Yasemin Melizci’nin karar duruşması için hakim karşısına çıktı. Hemşirelik mezunu olan Yasemin Melizci’ye örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 9 yıl hapis cezası verildi.

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununa göre hamile ve bebekli anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Kesinleşmiş bir ceza varsa bebek 18 aylık olana kadar ertelenmesi gerekiyor. Ancak bu kanun Cemaat ve Kürt soruşturmaları kapsamında tutuklanan annelere uygulanmıyor.

9 aylık Saime bebeğin annesi ve babası tutuklandı

Okumaya devam et

Gündem

Müyesser Yıldız ‘casusluk’ davasında kendini ‘Fetö’ ile savundu

Gazeteciler Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel hakkında ‘devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin ve ifşa’ iddiasıyla açılan dava sürüyor. Casusluk suçlamasıyla siyasi iktidarın hedefinde olan Yıldız, savunmasını ‘Fetö’ üzerinden yaptı.

BOLD – Gazeteciler Müyesser Yıldız, İsmail Dükel ve astsubay Erdal Baran’a ‘devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin ve ifşa ettikleri’ iddiasıyla açılan davanın dördüncü duruşması Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılıyor. Müyesser Yıldız, savcının 41 yıla kadar hapis istemiyle verdiği mütalaasına karşı savunmasını yaptı.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre Yıldız, daha önce de eski savcı Zekeriya Öz tarafından hapse atıldığını hatırlatarak mevcut davaya ilişkin şunları söyledi: “Bu davada kaç kişiyiz; 3. Benim ‘İntikamname’ olarak nitelendirdiğim iddianame kaç sayfa; 180. Dosyada ne var; yine haberler ve telefon tapeleri. Demek ki 10 yılda, yani ‘Fetö’ döneminden bugüne, hiçbir şey değişmemiş.”

ÜÇÜNCÜ GÜN SUÇUN NEVİ DEĞİŞTİ

Yıldız, MİT Başkanı Hakan Fidan’ın MİT’in 2020 yılı faaliyet raporundaki “Teşkilâtımız 2020 yılı içerisinde kanunun verdiği yetki ve sorumluluk hâlinde… terörle mücadeleyi uluslararası boyuta taşımış, istihbarata karşı koyma alanında ülkemizi hedef alan casusluk faaliyetlerini deşifre etmiş, teknik istihbaratı çalışmalarını ana bileşeni hâline getirmiştir” sözlerini hatırlattı. Yıldız bu sözlerin kendi dosyalarını da ilgilendirdiğini ifade ederek, şunları aktardı: “Bu sözlerin davamızla ilgisi ne mi? Başlangıcı ‘askeri casusluk’ iddiasıyken, üçüncü gün suçun nevi değiştirildi ya; eğer MİT diğer casusluk faaliyetlerini de böyle ‘deşifre’ etti ve ediyorsa, yandık demektir.”

Yıldız, telefonlarının illegal şekilde dinlendiğine dikkat çekti. “MİT’in dosyadaki o kağıt parçasından sonra, bu da telefonlarımın çok önceden illegal şekilde dinlendiğinin delili değil midir? Şimdi sormak istiyorum. Telefonlarımı kimler, illegal şekilde dinledi, dinletti? Ve bunları birilerine servis edenler kimlerdir; amaçları nedir? Şu tablodan sonra, ‘Demek ki, Fetö hâlâ tüm gücüyle iktidarda’ dersem yanlış mı olur” diye sordu.

ERDOĞAN’IN EYLEM PLANI’NA GÖNDERME

Yıldız, davada gazetecilik faaliyetinden dolayı yargılandıklarını kaydederek, “Bu dava, bağımsız gazeteciliği ortadan kaldırıp, halkın bilgi ve fikir sahibi olmasını engelleme davasıdır” dedi.

Yıldız, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nı da anımsatarak, “Ve dahi bu dava, bizzat Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 6 gün önce açıkladığı ‘İnsan Hakları Eylem Planı’nı her yönüyle boşa çıkaran bir davadır. Biliyorum; birtakım güç ve güçlüler tarafından ‘diken’ sayılıyoruz. Biliyorum; artık adalet tanrıçası Themis’in yerini başka tanrılar aldı” diye konuştu.

NE OLMUŞTU?

Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel 8 Haziran 2020’de ‘askeri casusluk’ suçlamasıyla evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. Üç günlük gözaltının ardından Dükel serbest bırakıldı, Yıldız ise tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne konuldu. Yıldız ile birlikte haber kaynağı Erdal Baran da tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede gazeteciler Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel ile Erdal Baran’ın “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçlamasıyla 17.5 yıla kadar hapisleri talep edildi. 9 Kasım 2020’de görülen ilk duruşmada Yıldız, yurtdışına çıkış yasağı konularak tahliye edildi. Mahkeme ayrıca sanıklar hakkında TCK’nin 327. maddesinde düzenlenen ‘devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etmek’ suçlamasıyla Ankara Başsavcılığı’na bildirimde bulunulmasına karar verdi.

Davanın ikinci duruşmasında, gazeteciler hakkında “zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etmek” suçu uyarınca hazırlanan ikinci iddianame dava dosyasıyla birleştirilmişti.

Davanın üçüncü duruşmasında, üç ismin de Türk Ceza Kanunu’nun 327’nci ve 329’uncu maddelerinde düzenlenen suçlamaların zincirleme bir şekilde ihlal edildiğini öne sürerek, 41 yıla kadar hapislerini istemişti.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0