Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Katar ile Körfez ülkeleri arayı düzeltti

Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkeler, Katar’la ilişkilerin normalleştirilmesini öngören “dayanışma ve istikrar” anlaşmasını imzaladı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud, Katar ile diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edildiğini duyurdu.

BOLD – Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin liderleri, Suudi Arabistan’ın El Ula kentinde dün yapılan zirvede, Katar’la gerginliğe son verilmesini öngören bildiriyi imzaladı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud, ülkelerin farklılıkları tamamen bir kenara bırakmakta anlaştıklarını belirtti.

Suudi Bakan el Suud, “Katar’la tüm bağları yeniden kurma” üzerinde anlaştıklarını söyledi.

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed El Sani, 2017’den bu yana ilk kez Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesi’ne katıldı. Muhammed bin Selman zirve için ülkesine gelen Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed El Sani’yi havaalanında karşıladı.

“İRAN’A KARŞI BİRLİKTELİK”

Suudi Arabistan adına anlaşmayı Veliaht Prens Muhammed Bin Selman imzaladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bildiri için “dayanışma ve istikrar anlaşması” ifadesini kullandı.

Prens Selman “Günümüzde bölgemizi kalkındırmaya ve güçlüklere karşı – özellikle İran rejiminin nükleer ve balistik füze tehditlerine yönelik – birlikte hareket etmeye çok ihtiyacımız var.” diye konuştu.

Selman, anlaşmanın imzalanmasının ardından ABD’ye ve Kuveyt’e arabulucuklarından ötürü teşekkür etti.

Anlaşma haberini ilk olarak Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Ahmed Nasser el Sabah duyurmuş, Suudi Arabistan’ın zirve öncesi Katar ile hava, kara ve deniz sınırını açacağını belirtmişti.

MISIR DA BİLDİRİYİ İMZALAYACAK

Zirveye katılanlar arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kushner de yer aldı.

Trump yönetimi, Katar ile diğer KİK üyesi ülkeler arasındaki gerginliğin son bulması için yoğun çaba harcamıştı.

Körfez İşbirliği Konseyi, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Umman’dan oluşuyor.

Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri yaklaşık üç buçuk yıldır Katar’a ambargo uyguluyordu.

Kuveyt ve Umman bir süredir, Katar ile diğer KİK üyeleri arasında arabuluculuk yapıyordu. Mısır da gün içinde bildiriyi imzaladığını açıkladı.

TÜRK DIŞİŞLERİ’NDEN ‘MEMNUNİYET’ MESAJI

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, anlaşma ile ilgili yazılı açıklama yaparak, gelişmelerden duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Açıklamada “Körfez ihtilafının çözümü yolunda ortak bir irade serdedilmesi ve Katar ile diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edileceğinin açıklanması memnuniyet vericidir. Zirve sonucunda KİK üyeleri ile Mısır tarafından imzalanan El-Ula Bildirisi’nin ihtilafın nihai çözüme kavuşturulmasını sağlamasını temenni ediyoruz.” denildi.

İLİŞKİLER NASIL KOPTU?

2017 yılında Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır, “terör örgütlerini desteklediği” gerekçesiyle Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmişti.

Katar’a ekonomik ve siyasi ambargo uygulanırken, Doha yönetimi suçlamaları reddetmişti. Kuveyt ve ABD, Körfez bölgesindeki krizin sona ermesi için arabuluculuk yapıyordu.

Bu dört ülke Katar’a 13 maddelik bir talep listesi sunmuştu. Bunun reddedilmesinin ardından Katar’a hem ambargo uygulamaya başlamış hem de diplomatik ilişkileri kesmişti.

Sunulan talepler arasında Katar’daki Türk askeri üssünün kapatılması, medya kuruluşu El Cezire’nin yayınını durdurması, İran’la ilişkilerin zayıflatılması ve Yemen’deki isyancı Husilere desteğin sonlandırılması da bulunuyordu.

Türkiye, ambargonun ardından Katar’a en büyük desteği veren ülkelerden olmuştu.

Suudi Arabistan ile Katar arasında normalleşme adımının, ABD’de Joe Biden’ın Başkanlık görevini resmen devralacağı 20 Ocak öncesinde gelmesi dikkat çekti. Riyad’ın bu adımında, Suudi Arabistan’a karşı Trump’tan daha sert politikalar izlemesi beklenen Biden ile ilişkileri yumuşatma çabasının rol oynadığı değerlendirmesi yapılıyor.

İran’ın uranyum zenginleştirme kararı sonrası körfezde tansiyon yeniden yükseldi

Dünya

Güney Afrikalı minikler gülsün diye…

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Cape Town şehrinde yaşayan Hizmet Hareketi gönüllüleri, Eğitim Bakanlığı ile koordineli olarak ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına yardım eli uzatıyor.

BOLD – Güney Afrika’da Turkuaz Harmoni Enstitüsü gönüllüleri ve Star Koleji velileri, iki haftada bir araya gelerek kendi elleriyle sandviçler hazırlıyor. Her seferinde bin 500’ün üzerinde sandviç yapılıyor. Yiyecekler Eğitim Bakanlığının gösterdiği okullara, evinden yemek getiremeyen öğrencilere teslim ediliyor.

Hizmet gönüllüleri bayramlarda ve özel günlerde yetimhaneler başta olmak üzere ihtiyaç sahiplerine kıyafet, gıda ve temizlik maddesi yardımı yapmaya da devam ediyor.

Okumaya devam et

Dünya

Berlin-Ankara hattında yine Akdeniz krizi: İki geminin aranmasına Türkiye izin vermedi

irini misyonu almanya turkiye baskin dogu akdeniz

Doğu Akdeniz’de Almanya ile Türkiye arasında yaşanan gemi baskını krizine bir yenisi daha eklendi. Şubat ayında Libya’ya giden iki Türk ticaret gemisinde Berlin’in arama talebine Ankara izin vermedi.

BOLD – Ankara’nın geçen ay Türkiye bandıralı iki ticaret gemisinin Doğu Akdeniz’de aranmasına izin vermediği bildirildi. DW Türkçe’nin Alman haber ajansı DPA’ya dayandırdığı habere göre, Şubat ayında gerçekleşen olayda AB’nin Irini misyonu kapsamında Libya’ya yasa dışı sevkiyatlarda kullanıldığından şüphelenilen iki gemi Avrupalı askerlerce aranmak istendi. Ancak Türk Dışişleri Bakanlığı aramaya izin vermedi.

Kasım ayında Roseline-A adlı Türkiye bandıralı yük gemisinin Libya açıklarında İrini’de görevli bir Alman fırkateyni tarafından durdurularak aranması iki ülke arasında krize yol açmıştı. Türkiye kendisinden izin alınmadan arama yapıldığı suçlamasında bulundu. İrini ise, yapılan başvuruya Ankara’dan 5 saat boyunca yanıt gelmemesi üzerine aramaya başlandığını, Ankara’nın müdahalesi ile operasyonun derhal sona erdirildiğini duyurdu.

TÜRKİYE’DEN ELEŞTİRİ

Libya’da Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükumeti’ni (UMH) destekleyen Türkiye, İrini misyonunun sadece denizden yapılan sevkiyatlara odaklandığı, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi ülkelerden kara ve hava yoluyla yapılan sevkiyatları önemsemeyerek Halife Hafter güçlerine avantaj sağladığı eleştirisinde bulunuyor. AB ise Irini’nin tamamen tarafsız bir misyon olduğunu savunarak tüm ülkeleri arama çalışmalarını desteklemeye çağırıyor.

AB, Libya’ya yönelik BM silah ambargosunu ihlal ettiği gerekçesiyle Türkiye, Ürdün ve Kazakistan’dan üç şirket ve iki kişiyi Eylül ayında yaptırım listesine dahil etmişti. Doğu Akdeniz’de Irini bünyesinde görev yapan Hamburg fırkateynini Aralık ayında geri çeken Almanya, Cuma günü bölgeye 220 askerlik mürettebatıyla Berlin adlı fırkateynini gönderecek.

Okumaya devam et

Dünya

Almanya, Türkiye için ölçüyü açıkladı

Alman Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’de insan hakları durumunun iyileşmesinde AİHM kararlarının derhal ve eksiksiz şekilde uygulanmasının ölçü olarak alınacağını belirtti. Alman siyasiler de Erdoğan’ın sunduğu İnsan Hakları Eylem Planı’nı inandırıcı bulmadı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nı yorumlayan Almanya Dışişleri Bakanlığı, insan hakları ihlallerine dikkat çekti. DW Türkçe’den Elmas Topçu’nun aktardığına göre bakanlık, özellikle medya mensuplarının, muhaliflerin ve sivil toplum temsilcilerinin de aralarında bulunduğu kişi ve gruplara yönelik davalarda, yöneltilen suçlamaların terörle mücadele yasasındakilere dayandırılmasının son yıllarda çok endişe verici boyuta ulaştığını vurguladı.

HIZLI VE ADİL YARGILAMA

İnsan haklarının iyileşmesinde düşünce özgürlüğü ile hızlı ve adil yargılamanın büyük rol oynadığını vurgulayan bakanlık, sunulan İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde öngörülen yıllık raporların yerine getirilmesi halinde, planın Türkiye’deki insan haklarının durumunda iyileşme sağlamaya katkıda bulunabileceğini aktardı. Ancak Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri bulunduğuna da dikkat çekildi.

Alman Dışişleri, bu noktada baz alınacak ölçütün Türkiye’nin hem Avrupa Birliği aday ülkesi hem de Avrupa Konseyi üyesi olması sebebiyle yerine getirmeyi taahhüt ettiği uluslararası standartlar olacağının altını çizdi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) verdiği kararların derhal ve noksansız biçimde yerine getirilmesi gerektiğine işaret eden bakanlık, AİHM kararlarının yerine getirilmesi üzerinden bakıldığında da özellikle Osman Kavala ile Selahattin Demirtaş’ın ivedilikle serbest bırakılması gerektiği uyarısında bulundu.

ALMANYA’DAN ÖZEL ÇALIŞMA

Almanya’nın halen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığı’nı yürüttüğü, AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmadığını izleyen ve halihazırda Macaristan’ın dönem başkanlığında olan Bakanlar Komitesi’nin sorumlu komisyonunun 9-11 Mart tarihlerinde yapacağı oturumda Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulama yükümlülüğünü yerine getirmesi için Almanya’nın özellikle çalışacağı bildirildi.

GÖZ BOYAMA PLANI

Yeşiller partisi Federal Meclis milletvekili Cem Özdemir ise Erdoğan’ın sunduğu İnsan Hakları Eylem Planı’nın “göz boyama” olduğu görüşünde: “Erdoğan anlattığı masallarla Almanya Dışişleri Bakanı ve Federal Hükümet’teki pembe gözlüklü kesimi etkileyebilir. Ancak 26 Eylül’de yapılacak seçimlerden sonra Berlin’de kurulacak hükümet için Türkiye ile yakınlaşmada baz alınacak temel ölçü, insan hakları alanında atıldığı söylenen, somut ve kontrolü mümkün ilerlemeler olacaktır. Erdoğan, propaganda ekibinin hazırladığı eylem planı ile isterse o zevksiz sarayının duvarlarını kaplasın. Ancak gelecekte Berlin’de kimseyi etkileyemeyeceğini bilmeli.”

Özdemir, Almanya’da sonbahardaki seçimler sonrası kurulacak yeni hükumetin ABD’deki Biden-Harris yönetimi ve Avrupalı partnerleriyle birlikte Türkiye’deki siyasi tutukluların serbest bırakılması, AİHM kararlarının tamamıyla uygulanması ve Türk hükumetinin komşu ülkelerine yönelik tehdit ve şiddete son vermesini talep etmesi gerektiğini kaydetti.

ULUSLARARASI KAMUOYUNU YANILTMA ÇABASI

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) Almanya‘dan Sol Partili Milletvekili Özlem Alev Demirel de, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sunduğu İnsan Hakları Eylem Planı Türkiye ve özellikle de uluslararası kamuoyunu yanıltma çabası olarak nitelendirdi. Demirel, Erdoğan’ın iki yıl önce de benzer vaatlerde bulunduğunu, ancak AP raporlarının ortaya koyduğu gibi şimdiye kadar hiçbir ilerleme kaydedilmediğini, tersine insan hakları ve yargı bağımsızlığı alanlarında durumun kötüleştiğini vurguladı.

Türk hükumetinin planının göz boyama olduğu eleştirisini getiren Demirel, “Bir yandan İnsan Hakları Eylem Planı sunulurken, aynı saatlerde AKP-MHP ittifakı Türkiye parlamentosunun üçüncü büyük gücü olan Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) yasaklamayı ve önde gelen dokuz vekilinin dokunulmazlıklarını kaldıracağını söylüyor. Göz boyama değil ise bunun başka ne açıklaması olabilir ki?” dedi.

AVRUPA’NIN İKİLEMİ

“Bakalım Erdoğan’ın sözde reformları AB’yi ve Avrupalı yaptırımcıları memnun edecek mi?” diye devam eden Demirel, sözlerini “Öyle olması halinde de AB’nin jeostratejik ve ekonomik çıkarları öne çıkmış olacak, vatandaşının demokrasi talepli baskısı değil” diye sürdürdü.

Demirel, gerçek bir değişiklik ve ilerleme için Türkiye’de atılması gereken en acil 5 adım olduğunu belirtti ve bunları şöyle sıraladı:

  • Siyasi tutukluların serbest bırakılması.
  • İşini veya görevini kaybedenler, örneğin Barış İçin Akademisyenler göreve iade edilmesi.
  • Muhalefet partilerine veya düşünce ve basın özgürlüğüne yönelik yaptırımlar derhal durdurulması.
  • Örgütlenme ve toplanma hakkının tesis edilmesi.
  • Yargı sisteminin demokratik bir yapıya kavuşturulması ve yasaların hazırlanırken farklı düşünenlerin de sürece dahil edilmesi.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0