Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Sosyal ağlara reklam yasağı yolda… Adım adım kapanmaya doğru gidiliyor

Türkiye’de temsilcilik bulundurması zorunlu tutulan sosyal medya platformlarına verilen üçüncü 30 günlük cezada sona gelindi. Sırada 3 aylık reklam yasağı var…

BOLD– Yapılan yasal değişiklikle Trükiye’de temsilci bulundurmaya zorlanan Facebook, Twitter ve TikTok gibi sosyla medya platformlarına verilen üçüncü cezanın da süresi bitiyor. Dördüncü aşamada 3 aylık reklam yasağı söz konusu olacak… Türkiye adım adım dünyanın geri kalanından soyutlanmaya gidiyor.

REKLAM YASAĞI BAŞLIYOR

Türkiye’den günlük erişimi 1 milyonu aşan yurt dışı merkezli sosyal ağ sağlayıcılarının temsilcilik açmalarını zorunlu kılan düzenleme üç ay önce yürürlüğe girdi. Türkiye’de temsilcilik açmamaları nedeniyle ilk aşamada 10 milyon lira, ikinci aşamada 30 milyon lira olmak üzere toplam 40 milyon TL para cezası uygulanan Facebook, Twitter ve TikTok gibi dünyanın önde gelen sosyal medya platformları şimdi ise reklam yasağıyla karşı karşıya kaldı. Bir sonraki aşama ise bant genişliğinin yüzde 90 daraltılması olacak ki bu da fiilen engelleme anlamına geliyor.

REKLAM OLMAZSA NEDEN TÜRKİYE’DE KALSINLAR?

Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre reklam yasağının Türkiye’den reklam veren şirketlerin hiçbir reklamını göremeyecekleri anlamına geldiğini belirten Alternatif Bilişim Derneği Başkanı Faruk Çayır’a göre reklam veren şirketler bu platformlardan geri çekilmek zorunda bırakılacak.

Sosyal medya platformlarının reklamlardan para kazandığını, reklam yasağının ardından Türkiye’de varlıklarını devam ettirmeme kararı alabileceklerini belirten Çayır, konuyla ilgili olarak “Reklamlar olmayınca bu platformların Türkiye’de devam etmelerinin bir anlamı kalmayacak. Bu cezayla sosyal medya platformlarını Türkiye’den çekilmeye zorluyorlar. Reklam olmayınca para kazanamayacaklar, gelir elde edemeyecekler ve çekilecekler. Sosyal medya şirketleri reklamdan gelir elde edemeyince ya uygulamalarını paralı hale getirecekler ya da kapatacaklar. Paralı hale getirmelerinin de bir anlamı yok çünkü bir süre sonra temsilcilik açmazlarsa bant daraltmayla karşı karşıya kalacaklar ve yine kapamaya doğru süreç gidecek.” açıklamasında bulundu.

KOBİLER İÇİN ZOR GÜNLER

Faruk Çayır’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise KOBİ ve şirketlerin durumu. İnternetten alışveriş kültürünün yaygınlaştığı bir dönemde KOBİ’leri sosyal medya yasağından nasıl etkileneceği Çayır tarafından şu sözlerle izah edildi:

“KOBİ’ler reklam veremedikleri için ekonomik olarak dar boğaz ortaya çıkacak. Kendileri bir şirket vasıtasıyla kendi internet sitelerini, e- ticaret sitelerini kuracaklardır ama bundan kimsenin haberi olmayacak. Çünkü yayamayacaklar, insanlar bunu göremeyecek. Reklam yasağının uygulandığı süreçte birçok KOBİ ya da şirket reklam veremediği için zarara uğrayacak. Bir sonraki aşama olan bant daraltmayla insanlar buraya giremediğinde şirketlerin bu platformlara reklam vermesinin bir anlamı da kalmayacak. Ağ daraltıldığında KOBİ’ler de bu platformlarda reklam vermekten vazgeçecekler. VPN ya da başka olasılıklarla bu platformlar kullanılabilir belki ama bu da belli bir kitleyi aşmayacak. İşin açıkçası KOBİ’leri daha zor günler bekliyor.”

DEZAVANTAJLI GRUPLARIN SESİ DE KIZILIYOR

Şiddete uğrayan kadınlar, doğumhane kapısında tutuklamalar, evsizlere sokağa çıkma yasağı kesilmesi gibi birçok durumda mağdurların sesi Twitter başta olmak üzere sosyal medyadan duyurulmuş ve kısmen de olsa adalet sağlanabilmişti. Sosyal medyaya bant genişliğini daraltma yoluyla getirilecek fiili yasak, dezavantajlı grupların ve mağdurların sesinin de kısılması demek.

HABER ALMA HAKKININ ENGELLENMESİ

AKP döneminde gerçekleşen/ gerçekleşmekte olan birçok yolsuzluk ve kanunsuzluk ancak sosyal medyada kendine yer bulabiliyor. Bu mecranın kısıtlanması Türkiye’yi tam da AKP’nin istediği kimseye hesap vermedikleri, yaptıkları hiçbir şeyin haber olmadığı hale getiriyor. Kuzey Kore’den sadece birkaç adım uzaktayız…

Gündem

Liselinin Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı’yla imtihanı

Erdoğan’ın yeni ve sivil bir Anayasa ile sonuçlanacağını söylediği İnsan Hakları Eylem Planı’nın açıklanmasının üzerinden 24 saat geçmeden bir lise öğrencisi sosyal medya paylaşımları yüzünden gözaltına alındı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Uzun süredir üzerinde çalışıldığını söylediği İnsan Hakları Eylem Planı’nı dün açıkladı.

Çalışmanın nihai hedefinin yeni ve sivil Anayasa olduğunu belirten Erdoğan planın 9 amaç, 50 hedef ve 393 faaliyet içerdiğini anlattı.

Plan gözaltılar konusunda da şüpheli lehine değişiklikler içeriyor. Erdoğan bunu “Hiç kimse, başkalarının kişilik haklarına saygı göstermek suretiyle yaptığı eleştirileri veya düşünce açıklamaları nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” diyerek vurguladı.

EVİNDE GÖZALTINA ALINDI

Öte yandan Erdoğan’ın ‘İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıklamasının üzerinden 24 saat geçmeden Bursa’da bir liseli sosyal medya paylaşımları nedeniyle evine giden polisler tarafından gözaltına alındı.

Liseli Genç Umut’tan yapılan açıklamada arkadaşlarının evinden gözaltına alındığı, gözaltındaki liselinin avukat talebine polislerin karşı çıktığı duyuruldu. Liseli gencin savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldığı öğrenildi.

https://twitter.com/Liseli_GencUmut/status/1367069307293868032/photo/1

Okumaya devam et

Gündem

Metin Feyzioğlu kimdir: Cuntacılıktan AKP yandaşlığına…

AKP iktidarını en sert eleştirenlerin başında gelirken son yıllarda iktidarla birlikte hareket etmeye başlayan TBB Başkanı Feyzioğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nı öve öve bitiremedi.

BOLD – Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın dün açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nın yıldızlara erişmeyi sağlayacak bir plan ve yol haritası olduğunu söyledi.

“PLANIN OLUŞMASINA KATKI SUNDUK”

Avukatların da planın hazırlık sürecinde görüşlerini aktardığını hatırlatan Feyzioğlu, planın olgunlaşmasına katkı sunduklarını bildirdi. Feyzioğlu, eylem planında öngörülen düzenlemelerin vatandaşların hayatına dokunduğunu söyledi. Feyzioğlu, “İnsan Hakları Eylem Planı, sokaktaki insanımıza, hane halkına dokunuyor. Yıldızları tarif eden bir eylem planı değil, o yıldızlara erişmemizi sağlayacak bir eylem planı. Ciddi bir yol haritası” dedi.

ERDOĞAN’LA GİRDİĞİ POLEMİKLERLE GÜNDEMDEYDİ

AKP iktidarının büyük kısmında Erdoğan’la girdiği polemiklerle gündeme gelen Feyzioğlu, son yıllarda ise Erdoğan’ın yanından ayrılmayan bir kişiye dönüştü. 2014 yılı Mayıs ayında Danıştay töreninde yaptığı konuşmada dönemin Başbakanı Erdoğan’ı eleştirince “edepsiz” olmakla suçlanmış ve Erdoğan’ın töreni terk etmesi günlerce konuşulmuştu. Törende Feyzioğlu’nun konuşmasını bölen Erdoğan, “Yanlış konuşuyorsun. Böyle bir edepsizlik olmaz ki’ diye tepki göstermişti. Konuşması devam eden Feyzioğlu, Erdoğan’ın bu sözleri üzerine kürsüden; “Edepsizlik yapan ben değilim sayın Başbakan” diye yanıt vermişti.

AYASOFYA CAMİİ’NİN AÇILIŞINA DA KATILDI

Son yıllarda Erdoğan’ın en yakınındaki isimlerden biri haline gelen, ve “saray hukukçusu” olarak nitelendirilen Feyzioğlu, pandeminin zirve yaptığı bir dönemde Ayasofya Camii’nin açılışına katılarak AKP eski Amasya Milletvekili Haluk İpek ile fotoğraf çektirdi. Ayasofya hatırasını, kişisel Twitter hesabından paylaşan İpek, “Rabbime şükürler olsun. Cumhurbaşkanımıza sonsuz teşekkürler” dedi. Feyzioğlu’nun Ayasofya’daki mutluluğu ise dikkat çekti.

CUNTACI DEDESİ YETİŞTİRDİ

Aslen Kayserili olan Metin Feyzioğlu, CHP eski Milletvekili Turhan Feyzioğlu’nun torunu. 1969 yılında annesi Saide Feyzioğlu, doğum esnasında hayatını kaybedince dedesi Turhan Feyzioğlu ve anneannesi tarafından evlat edinildi. Dedesi Turhan Feyzioğlu her dönemin cuntacıları ile yakın ilişkileri olan bir hukuk profesörü. Darbe dönemlerinde Millî Eğitim Bakanlığı, Başbakan yardımcılığı ve 5 saat Başbakanlık yapan dede Feyzioğlu, darbecilerle işbirliğini “milli ruh ve şuur” sahibi olmasına bağlıyordu.

“DERİNLERİN ADAMI MISINIZ” SORUSUNA ÖLÜRÜM DE SÖYLEMEM

Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu, canlı yayında “Derin devletin adamı mısınız” sorusuna “Ben devletin menfaatlerini hukuk çerçevesinde korumakla görevli bir örgütün başkanıyım. Amerikan Barolar Birliği de Alman Barolar Birliği de bunu yapar. Siz Alman Barolar Birliğinin Alman devletinin milli politikasına, milli duruşuna karşı tek bir cümlesini duyamazsınız. Benden de duyamazsınız. Ölürüm de bunu söylemem” dedi.

Damat Berat Albayrak’ın ekonomi karnesi ‘çokomelli’

Okumaya devam et

Gündem

Vücudumda 898 yara vardı: Sıradan bir şeymiş gibi işkence yaptılar!

OHAL döneminde kaçırıldıktan sonra Ankara’da 6 ay işkence edilen Ayten Öztürk, dün mahkemede kendisine yapılan işkenceleri tekrar anlattı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nda “İşkenceye sıfır tolerans” tanındığını söylerken aynı saatlerde Ankara’da 6 ay işkence gören Ayten Öztürk, mahkemede bir kez daha yaşadıklarını anlattı.

Ağırlaştırılmış müebbet hapisle üç yıldır tutuklu yargılanan Öztürk dün hakim karşısına çıktı. İstanbul 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşma, Öztürk’ün tahliyesine ilişkin beyanlarda bulunmasıyla başladı. Öztürk, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevinden mahkeme salonuna getirildi.

“BENİ ORADA ÖLDÜRMEK İSTEDİLER”

Öztürk yaptığı savunmada, “Bana çok sıradan bir işmiş gibi işkence yapıldı ama dinleyenlerin sıradan bir olaymış gibi dinlemesini istemiyorum. Ben doktorla görüşmeden önce TEM şubeden biri geliyor ve doktorla görüşüyordu. Bu yüzden doktorlar kafasını kaldırıp bakmıyordu bile. İşkenceye ilişkin hiçbir soruşturma açılmadı bugüne kadar. Ben adres veremiyorsam işkencenin olmadığını mı gösteriyor? İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Serbest bırakıldığım dosyada, şimdi ağır müebbetle yargılanıyorum” ifadelerini kullandı. Öztürk, Ankara’da bir senaryo oluşturulduğunu ve mahkeme heyetinin oluşturulan bu senaryoya göre hareket ettiğini belirtti.

Öztürk, “Beni orada öldürmek istemişlerdi öldüremediler şimdi hapishanede öldürmeye çalışıyorlar. 898 yara vardı benim vücudumda ruhumdakileri saymıyorum” diyerek tahliyesini talep etti. Avukat Seda Şaraldı, müvekkili Öztürk’ün tahliyesini talep etti. Savunmasında, iddianamede ve mütalaada tutukluluğunu gerektirecek bir olayın olmadığını vurgulan Öztürk, tutukluluğu ile yaşadığı işkencenin örtbas edilmeye çalışıldığını söyledi.

Müvekkilinin tedavi olması gerektiğini söyleyen Ayten Öztürk’ün avukatı Seda Şaraldı, Öztürk’ün tutuklu kaldığı zaman zarfı içerisine telafisi mümkün olmayacak sağlık sorunları yaşayabileceğini söyleyerek, müvekkili Öztürk’ün tahliyesini talep etti. Ayten Öztürk hakkında oy çokluğu ile tutukluluğunun devamına karar veren Mahkeme Heyeti, bir sonraki duruşma 19 Mart tarihine ertelendi.

OHAL DÖNEMİNDE KAÇIRILMIŞTI

OHAL döneminde kaçırıldığı bilinen tek kadın Ayten Öztürk 8 Mart 2018’de yaşadığı Lübnan’da Türkiye yetkililerine teslim edilmiş, Ankara’da 6 boyunca işkence görmüştü. Birlikte yargılandığı diğer sanığın beyanına dayanarak tutukluluğu devam eden Öztürk’e DHKP-C üyeliği iddiası yöneltiliyor. Öztürk, mahkeme karşısına ancak bir yıl sonra çıkarıldı ve maruz kaldığı işkence nedeniyle ömür boyu kullanacağı ilaçlara bağlı yaşıyor.

Ankara’daki işkence merkezinde 6 ay işkence gören Ayten Öztürk her şeyi anlattı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0