Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Uluslararası kuruluşlardan Yemen için açlık ve susuzluk uyarısı

Birleşmiş Milletler, Yemen’de 13,5 milyon kişinin açlıktan ölme riski ile karşı karşıya olduğunu açıkladı. Uluslararası Kızılhaç Komitesi ise Yemenlilerin üçte ikisinin temiz suya erişemediğini belirtti.

BOLD – Altı yıldır iç savaşın ve yabancı ülkelerin askeri müdahalelerinin devam ettiği Yemen için 2 uluslararası kuruluştan art arda uyarılar geldi.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), Yemen’de 13,5 milyon kişinin açlıktan ölme riski altında olduğunu duyurdu. Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ise Yemenlilerin üçte ikisinin güvenli ve temiz su ile sağlık hizmetlerinden yoksun olduğunu açıkladı.

“YEMEN’DE İNSANLAR AÇ KALMIYOR, AÇLIKTAN ÖLÜYOR”

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi Sözcüsü Vanessa Huguenin, Yemen’deki insani krizin dünyanın en kötüsü olmayı sürdürdüğünü belirterek “Yetersiz beslenme hiç bu kadar kötü olmamıştı. Yemenliler ‘aç kalmıyor’, açlıktan ölüyor. Yemen’de 13,5 milyon kişi şu anda açlıktan ölme riski altında.” dedi.

Ülkede Husilerin 2014 yılında başkent Sana’yı ele geçirmesiyle başlayan iç savaş 2020’de ülkeyi çöküşün eşiğine getirdi.

BM verilerine göre, Yemen halkının yaşadığı insani kriz, 2020 yılında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının da etkisiyle kritik boyutlara ulaştı.

“DÜNYADAKİ EN KÖTÜ İNSANİ KRİZ”

“Yemen’deki insani kriz dünyanın en kötüsü olmayı sürdürüyor.” diye konuşan Huguenin, toplam nüfusu 30,5 milyon olan ülkenin yüzde 80’inin (24,3 milyon) insani yardım ve korumaya muhtaç olduğunu vurguladı.

Huguenin, Yemen’de 16 bin 500 kişinin “kıtlık benzeri koşullarda yaşadığını”, bu sayının 2021’de üçe katlanmasının beklendiğini aktardı.

Yemen’de 13,5 milyon kişinin açlıktan ölme riski altında olduğunu veya devam eden çatışmaların ortasında ailelerini doyurmaya yetecek kadar gıda bulmakta zorlandığını vurgulayan Huguenin, “Haziran 2021 itibarıyla bu sayı 3 milyon artabilir. Yani ülkenin yarısından fazlası akut açlık içinde yaşıyor olabilir.” uyarısını yaptı.

“DÖRT ÇOCUKTAN BİRİ CİDDİ AÇLIK YAŞIYOR”

Huguenin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ülkenin bazı bölgelerinde şu anda dört çocuktan biri (yetersiz beslenmenin yol açtığı) “akut açlık” yaşıyor.”

“YEMENLİLERİN ÜÇTE İKİSİ TEMİZ SUYA ERİŞEMİYOR”

Uluslararası Kızılhaç Komitesi de Yemenlilerin üçte ikisinin güvenli ve temiz su ile sağlık hizmetlerinden yoksun olduğunu açıkladı.

ICRC’nin Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Her üç Yemenliden ikisi temiz su ve temel sağlık hizmetlerinden yoksun.” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, Kovid-19 tehlikesinin devam ettiği bir dönemde Yemenlilerin temiz suya erişiminin sağlanmasının her zamankinden daha önemli hale geldiği vurgulandı.

Yemen’de devam eden çatışmalar sebebiyle kanalizasyon ve su şebekeleri büyük ölçüde zarar görmüştü. Halk, içecek temiz suya ulaşmada büyük sıkıntı yaşıyor.

YEMEN’DEKİ İÇ SAVAŞ VE DIŞ MÜDAHALELER

Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen’de, İran destekli Husiler ile hükümete bağlı güçler arasında çatışmalar yaşanıyor. Husiler, Eylül 2014’ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulundururken Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015’ten bu yana Husiler’e karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

Yemen’de yaklaşık 5 yıldır süren çatışmalarda binlerce kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de iç savaş nedeniyle büyüyen insani kriz de korkunç boyutlara ulaştı.

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nden 1 Aralık’ta yapılan açıklamada, ülkede 6 yıldır devam eden iç savaşın yanı sıra yetersiz beslenme ve kolera gibi hastalıklar yüzünden yaklaşık 233 bin kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti.

Almanya’ya iltica başvuruları 2020’de azaldı: Türkler iltica başvurularında 4. sırada

Dünya

BM: Akdeniz’de hafta sonu yaşanan faciada en az 41 göçmen hayatını kaybetti

Birleşmiş Milletler’e bağlı 2 kuruluş, hafta sonu Akdeniz’in orta kesiminde yaşanan göçmen faciasında en az 41 kişinin öldüğünü açıkladı.

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü (IOM) İtalya Şubesi ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinden (UNHCR) yapılan ortak yazılı açıklamada, 20 Şubat’ta yaşanan bot kazasında lastik botta bulunan en az 41 kişinin boğularak can verdiği belirtildi. Olayda Vos Triton isimli gemi tarafından 77 kişi lastik bottan kurtarılmıştı.

İtalya’nın güneyindeki Porte Empedocle limanındaki UNHCR yetkililerinin kurtulanların ifadesinden elde ettiği bilgilere göre, 18 Şubat’ta Libya’dan ayrılan lastik botta, biri hamile 6 kadın ve 4 çocuk olmak üzere 120 kişi bulunuyordu.

Denize açıldıktan 15 saat sonra bot su almaya başladı ve acil yardım çağrısında bulunuldu.

Açıklamada, zor durumdaki bota, 3 saat sonra Vos Triton gemisinin zor bir operasyonla yardım ettiği, bu sırada çok sayıda kişinin öldüğü bilgisine yer verildi.

BM kurumlarının ortak açıklamasında, Libya üzerinden Orta Akdeniz’i geçmeye çalışan on binlerce göçmenin insan kaçakçıları ve milislerin “tarifsiz vahşetinin” kurbanı olduğu, 2021 yılının başından bu yana 160 düzensiz göçmenin denizde hayatını kaybettiği kaydedildi.

Açıklamada, 1 Ocak-21 Şubat 2021 tarihlerinde Akdeniz’i geçerek İtalya’ya ulaşanların sayısının 3 bin 800’den fazla olduğu, bunların 2 bin 257’sinin Libya’dan hareket ettiği belirtildi.

AKDENİZ GÖÇÜNÜN BİLANÇOSU

Akdeniz’de Avrupa’ya yönelik 3 temel göç rotası bulunuyor: Batı, Orta ve Doğu Akdeniz.

Bu rotalar içerisinde en ölümcül olan rota Libya’dan başlayıp deniz yoluyla Malta ve İtalya’ya ulaşan Orta Akdeniz göç rotası.

Afrika ve Asya’dan savaşlar, iç savaşlar, baskı ve ekonomik nedenlerle daha iyi bir hayat ümidiyle başlayan göç yolculuğunda binlerce umut yolcusu Akdeniz’de hayatını kaybetti.

Yıllara göre Akdeniz’de göçmen facialarında kaydedilen can kayıpları şöyle:

  • 2014 – 3 bin 283
  • 2015 – 4 bin 054
  • 2016 – 5 bin 143
  • 2017 – 3 bin 139
  • 2018 – 2 bin 299
  • 2019 – 1 885
  • 2020 – 979

(Kaynak: statistica.com)

Çin’in Uygur zulmü İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuna da girdi

Okumaya devam et

Dünya

Diktatör Franco’nun son heykeli de yıkıldı

İspanya, ülkeyi yaklaşık 40 yıl boyunca diktatörlükle yöneten Francisco Franco’nun son heykelini de kaldırdı. Heykel, İspanya’nın kuzeybatı Afrika’daki özerk şehri Melilla’da bulunuyordu.

BOLD – Bir süredir diktatörlük döneminin ülkedeki izlerini silmeye çalışan İspanya, Francisco Franco’nun son heykelini de kaldırdı. Kuzeybatı Afrika’daki özerk şehir Melilla’da bulunan heykel, Franco’nun 1978’deki ölümünden 3 yıl sonra yapıldı.

Euronews’in haberine göre heykel, herhangi bir taşkınlık yaşanmadan bir kepçe ve vinç ile yerinden sökülerek kamyona yüklendi. Heykel Franco’nun Kuzey Afrika’daki Berberi kabileleriyle İspanya arasında 1920’lerde yaşanan Rif Savaşı anısına yapılmıştı.

Ülkedeki sosyalist partiler, sosyalist İspanyayı yaklaşık 40 yıl yöneten Franco’nun izlerini silmek için Mecliste 16 ay boyunca mesai harcamıştı. Bu kapsamda İspanya’da 2007 yılında çıkarılan Tarihi Bellek yasası ile Franco ve diktatörlüğe ait tüm izlerin silinmesi kararı alınmıştı. Yasa, Franco’ya ait ve kamuya açık devlet eliyle yaptırılan bütün heykellerin kaldırılmasını da içeriyor.

Yasa kapsamında başkent Madrid yakınlarındaki Şehitler Vadisi’nde bulunan Franco’nun anıt mezardaki naaşı ve kalıntıları 44 sene sonra aile mezarlığına taşınmıştı. Francisco Franco’nun döneminde büyük insan hakları ihlallerinin yaşandığı ve birçok insanın faili meçhul cinayetlerde hayatını kaybettiği biliniyor. Ayrıca tam rakam bilinmemekle birlikte 200 bin ila 400 bin insanın öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Okumaya devam et

Dünya

Çin’in Uygur zulmü İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuna da girdi

New York merkezli İnsan Hakları İzleme (HRW) örgütü, Çin’de Uygurlar ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik kovuşturma ve hapis cezalarının sayısında belirgin artış gözlendiğini açıkladı. Örgüte göre, hapis cezalarının süreleri de arttı.

BOLD – Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Müslüman azınlıklara yönelik adli takibatların sayısında belirgin bir artış gözlendiği kaydedildi. HRW bölgede Uygurlar ve diğer Müslüman azınlıkların “bir tartışma başlatmak” ya da denizaşırı ülkelerde yaşayan akrabalarına hediye göndermek gibi suçlardan mahkum edildiğini belirtti.

YAŞAM TARZI VE DİNİ PRATİKLER SUÇ SAYILDI

Örgüt verilerine göre, ülkenin kuzeybatısındaki bölgede 2016’dan bu yana 250 binden fazla kişi hapis cezasına çarptırıldı. HRW araştırmacısı Maya Wang, cezaevinde bulunanların çoğunun yaşam tarzı ve dini pratikleri nedeniyle hapis cezası aldığını belirtti.

2017-2019 yılları arasında bölgede hüküm giyenlerin sayısında patlama yaşandığına dikkat çeken örgüt, hükumet verilerine dayandırdığı açıklamasında Sincan mahkemelerinin 2016’da yaklaşık 40 bin kişiyi cezalandırırken, 2017’de bu rakamın 100 bini bulduğuna dikkat çekti.

YURTDIŞINDAKİ AKRABALARINA HEDİYE GÖNDERMEK SUÇ SAYILDI

HRW, savcıların ve mahkemeler üzerinde “terörle mücadele”de daha sert bir tavır takınmaları yönünde kurulan baskı sonucu, çok sayıda kişinin gerçek bir suç işlemeksizin hüküm giydiğini belirtti. Örgüt, başkalarına neyin haram, neyin helal olduğunu söylemek ve Türkiye’deki akrabalarına hediyeler göndermek gibi eylemlerin mahkumiyet sebebi sayıldığını kaydetti.

Örgüt, verilen hapis cezalarının sürelerinin de arttığına dikkat çekti. 2017 yılı öncesi hüküm giyenlerin yaklaşık yüzde 11’i beş yılın üzerinde hapis cezasına çarptırılırken bu oran, 2017’de yüzde 87’ye çıktı.

UYGUR TÜRKLERİNE KARŞI İNSAN HAKLARI İHLALLERİ

Yaklaşık bir milyon Uygur ve diğer Müslüman azınlığın Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki kamplarda tutulduğu tahmin ediliyor. Çin’in bölgedeki Müslüman azınlığı kamplarda çalıştırdığı, zorla doğum kontrolü ve kısırlaştırma uyguladığı iddiaları uluslararası kamuoyunda tepki çekmişti. Kampların varlığını önce reddeden Pekin, daha sonra bunların İslamcı aşırılıkla mücadele için kurulan eğitim kampları olduğunu savunmuştu.

ABD VE KANADA SOYKIRIM DEDİ

ABD’de hem Biden yönetiminin Dışişleri Bakanı Anthony Blinken hem de Trump yönetiminin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin’in Uygur Türkleri ve diğer etnik gruplara yaptıklarının bir soykırım olduğunu söylemişti.

Kanada Parlamentosu da bu hafta yaptığı oylamada Çin’in Uygur Türklerine yaptıklarını oybirliğiyle bir soykırım olarak tanıdı.

Kanada’da kabul edilen yasa, hükumete bu konuda yapması gerekenlerle ilgili bağlayıcı bir yol haritası vermiyor fakat bu alanda komşusu ABD’yi örnek alması gerektiğini vurguluyor.

Perinçek’in gazetesi Aydınlık Uygurlar için “terörist” dedi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0