Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Türkiye’deki Whatsapp paniğinin arka planı: Bylock tutuklamaları

Kullanım şartları ve gizlilik politikasını değiştirme kararı alan Whatsapp, kullanıcılarını kaybetmeye devam ediyor. İddiaya göre, oluşan korkunun sebebi mesaj içeriklerinin devlete verileceğine ilişkin söylentiler. Türkiye, geçmiş dönemde Bylock isimli mesajlaşma programının MİT’in eline geçmesi sebebiyle on binlerce kişinin tutuklanmasına sahne olmuştu.

BOLD – Dünyanın en büyük, Türkiye’nin ise en çok kullanılan dijital mesajlaşma uygulaması WhatsApp, 4 Ocak Pazartesi günü kullanım şartları ve gizlilik politikasını 8 Şubat günü değiştireceğini duyurdu. Son düzenleme, bir önceki kullanım şartlarında geçen “Facebook reklam ve ürünleriyle ilgili deneyiminizin iyileştirilmesi amacıyla WhatsApp hesap bilgilerinizin Facebook’la paylaşılmamasını seçebilirsiniz” ibaresini kaldırarak, bu veri paylaşımının zorunlu olduğunu ima ediyor. Aslında bu düzenleme, 2016’da fiilen gerçekleşmiş bir veri paylaşım politikasının yasal düzenlemeler doğrultusunda kullanım şartnamesine geçirilmesinden ibaret.

turkishminute.com’un haberine göre konu Türkiye’de Whatsapp’ın mesaj içeriklerini artık görebileceği ve bunları devlete verebileceği şeklinde yayıldı. Söylentiler o kadar arttı ki konu Twitter Türkiye gündeminde TT oldu. Bir anda onbinlerce kişi Whatsapp’ı kaldırmaya, ya da tüm mesajlaşma geçmişini silmeye başladı.

Korkunun nedeni yakın dönemde Bylock isimli mesajlaşma programı nedeniyle son dört yıldır yaşanan kitlesel tutuklamalar. Bylock uygulaması Eylül 2014’e kadar Appstore’da, Nisan 2016’ya kadar ise Google Play’den indirilebiliyordu. Uygulama bu tarihlerden sonra iki dijital marketten de kaldırıldı. Ancak MİT, Bylock’un Litvanya’da bulunan serverını bir iddiaya göre server şirketine yüksek miktarda para vererek, bir iddiaya göre ise hackleyerek kopyaladı. Ardından Türkiye’deki Bylock kullanıcıları hakkında soruşturma başlatıldı. Bylock kullanmak yargı kararıyla terör örgütü üyesi olma suçuna delil  olarak kabul edildi. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre; 2019 sonu itibariyle 82 bin 894 kişi hakkında Bylock kullandığı için soruşturma açıldı. 14 bin 791 kişi hakkında inceleme devam ediyor. Bu kişilerden onbinlercesi tutuklandı. Hükümet Bylock isimli mesajlaşma programını Gülen Hareketi üyelerinin kullandığını iddia ediyor.

Tutuklananların büyük kısmının Bylock mesajlaşma içeriğine ulaşılamadı. Ancak programı indirmek bile suç olarak kabul edildi. Whatsapp’la ilgili söylentilerin Türkiye’de panik dalgasına dönüşmesinin sebebi Bylock nedeniyle yaşanan tutuklamalar.

HÜKUMET ‘BİP’İ ÖNERİYOR

Whatsapp kullanmayı bırakanların çoğunlukla tercih ettiği programlar Telegaram ve Signal isimli uygulamalar. Ancak çoğunluk hissesini devlete ait olan GSM şirketi Turkcell’e ait Bip isimli bir uygulama da son dönemde popüler. Erdoğan’a yakın isimler ve Erdoğan medyası Bip uygulamasını öneriyor. Uygulama Erdoğan’ın son yıllarda en çok kullandığı “yerli ve milli” sloganıyla sunuluyor.

Ancak Bip, Whatsapp ve Signal’de olduğu gibi uçtan uca şifreleme özelliğine sahip değil. Bu sebeple Bip kullanıcılarının yazışma ve sesli görüşmelerini araya girip görmek mümkün.

Whatsapp’ın son güncellemesiyle Facebook için istediği reklam izinlerinin çok daha fazlası ise Bip’i indirenler tarafından veriliyor.

Şaşırtıcı biçimde Bip’e tepki gösterenlerden biri de Erdoğan’ın güçlü savunucularından Yenişafak Gazetesi yazarı İsmail Kılıçaslan oldu. Kılıçarslan, Bip uygulamasını ‘polis devleti vaat ediyor’ şeklinde yorumladı:

“Bir operatör reklam platformu olarak tasarlanan BİP, hem kişisel verilerimiz hem de mahremiyet alanımızla ilgili bize koca bir polis devleti vadediyor, bir gram fazlası değil. BİP’te her kişisel verimiz reklam optimizasyonu için, her yazışmamız da emniyet güçleri için paylaşılabilir durumda. BİP’i kurarken onayladığımız sözleşmede bu hususların tamamı yazılı.”

ERDOĞAN’IN DAMADI DA SİLDİ

Erdoğan hükümetine yakın isimlerin Whatsapp’ın silinip yerine Bip uygulamasının yüklenmesi konusundaki ısrarını endişeyle karşılayanlar da var. Hükümetin kişisel verileri daha kolay takip edebilmek için Bip konusunda ısrarcı olduğunu savunanlar da var, herhangi bir toplumsal olayda ya da kriz durumunda hükümetin alternatif haberleşme ağlarını kontrol edebilmek için bu propagandayı yaptığını savunanlar da.

Twitter’da ‘WhatsAppSiliyoruz” etiketiyle başlatılan kampanya özellikle Erdoğan’a yakın isimler tarafından desteklendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savunma sanayinde büyük bir şirketi bulunan damadı Selçuk Bayraktar da bunlardan biri.

Silahlı dronlar üreten Bayraktar, Whatsapp’tan ayrıldığını Twitter üzerinden yaptığı paylaşımla açıkladı. Selçuk Bayraktar, alternatif olarak sunduğu uygulamaların bir numarasına Bip’i koydu:

”Whatsapp’dan uygulamaya koyduğu yeni veri politikası nedeniyle ayrılıyorum. Kullandığım mesajlaşma programları: BIP. Açık kaynak kodlu olduğu için: Telegram Signal.”

#WhatsAppSiliyoruz etiketi adıyla başlayan WhatsApp boykotu, kısa süre içinde yüzbinlerce kişiye ulaşmayı başardı.

FACEBOOK TÜRKİYE, KONUYLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTI

WhatsApp’ın sahibi Facebook, Türkiye’de tartışmalara neden olan gizlilik ayarlarındaki değişiklikle ilgili açıklama yaptı. Şirket, planlanan değişikliğin Whatsapp’ın Facebook’la veri paylaşımını değiştirmediğini duyurdu.

Planlanan değişikliğin WhatsApp’ın Facebook ile veri paylaşımını değiştirmediği vurgulanan açıklamada, bunun kullanıcıların kurduğu iletişimi etkilemediğine de dikkat çekildi. Açıklamada, planlanan güncelleme ile ilgili olarak “Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar insanların arkadaşlarıyla veya aileleriyle özel olarak nasıl iletişim kurduğunu etkilemiyor. Gelecek ay boyunca kullanıcılarımızın gözden geçirmelerine süre tanımak adına yeni politikamızı şimdiden WhatsApp aracılığıyla paylaşıyoruz” denildi.

 

BOLD ÖZEL

İdare Mahkemesinden delilsiz ‘şifahi’ adalet

15 Temmuz’un ardından KHK’larla ihraç edilenlere yönelik hukuksuz kararlara bir yenisi daha eklendi. Bir ihbar üzerine açılan ceza davasından beraat eden KHK’lı, ihracının iptali için Ankara 24. İdare Mahkemesine dava açtı. Mahkeme, dosyada delil bulamayınca MİT’in şifahi(sözlü) olarak verdiği bilgiye dayanarak davayı reddetti.

BOLD – Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi, ceza davasından beraat eden KHK’lının ihracına karşı açtığı davayı reddetti. Mahkeme herhangi bir delile yer vermediği gerekçeli kararında emniyet ve MİT Bölge Başkanlığının şifahi(sözlü) bilgilendirmesini ihraç için yeterli buldu.

KHK’yla ihraç edilen bir kişi, hakkındaki ihbar üzerine gözaltına alınıp tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevkedildi. Sulh Ceza Hakimliği, tutuklama talebini reddetti. Hakkında açılan davadan da tanığın beyanlarını reddetmesi üzerine beraat etti. Ancak OHAL Komisyonu memuriyete iadesine dair başvuruyu reddedince KHK’lı Ankara 24. İdare Mahkemesine dava açtı.

İSTİHBARATIN ŞİFAHI BİLGİSİYLE KARAR VERDİ

Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi, Emniyet ve MİT Bölge Başkanlığının KHK’lı kişinin cemaat ile irtibatının bulunduğu yönündeki ‘şifahi’ bilgilendirmesini yeterli bularak davayı reddetti. Mahkemenin gerekçeli kararında, “…emniyet istihbaratında ve MİT Bölge Başkanlığından verilen şifahi bilgide kişinin yoğun olarak FETÖ mensupları ile ilişki içerisinde olduğu ve onlarla yoğun bir şekilde irtibat ve ilişkisinin bulunduğu bildirilmiştir” denildi.

Ankara 24. İdare Mahkemesinin hukuksuz ‘şifahi’ kararı.

Sedat Peker’in son videosu Hizmet Hareketine kurulan tuzağı deşifre etti

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mikrofonu açık unutan Prof. Dr. Ahmet Özmen online derste nasıl torpil yaptığını anlattı

Sakarya Üniversitesi’nde online canlı ders sırasında mikrofonunu açık unutan Yazılım Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özmen, staj alımlarında nasıl torpil yaptığını detaylarıyla anlattı.

BOLD – Sakarya Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özmen’in online dersi sırasında bir öğretim görevlisi arkadaşı yanına geliyor. Özmen, arkadaşıyla konuşabilmek için bilgisayar başındaki öğrencilerine “Derse 5 dakika ara veriyorum” diyerek kamerasını kapatıyor ancak mikrofonunu açık unutuyor.

KİMSEYE YAYMAMALI!

Özmen, öğretim görevlisi arkadaşına, kendisine bir başvuru geldiğini, BAUM (Bilgisayar Araştırma ve Uygulama Merkezi) müdürü ve bölüm başkanı olduğunu söylediğini aktarıyor. Başvuru sahibinin gelip staj yapabileceğini ama kimseye yaymaması gerektiğini ise özellikle vurguluyor.

“DAYISI BİZDE PROFESÖR”

Özmen’in bu ifadelerinin ardından arkadaşı da “Bizde profesör dayısı, ben tanımıyorum” diyerek torpil rezaletini deşifre ediyor. Daha sonra Ahmet Özmen, kendi yeğeninin de geleceğini anlatıyor.

Ardından derse döndüğünde mikrofonun açık olduğunu fark eden Prof. Dr. Özmen, öğrencilere “Sorun yok siz de duymuş oldunuz biz böyle arada konuşuyoruz zaten mesele değil” diyor.

EKŞİ SÖZLÜK VE TWITTER TAKİPTE

Torpil skandalıyla ilgili Ekşi Sözlük’te “06.05.2021 saü’de torpil rezaleti” başlığı açıldı. Twitter’da de #meseledeğil etiketi altında rezalete tepki yağdı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevlerinde kaç insan koronavirüsten öldü?

Türkiye’yi Mart 2020’de etkilemeye başlayan koronavirüs salgınının üzerinden 14 ay geçti. Bu süre içinde cezaevlerinde Kovid-19 nedeniyle resmi açıklamaya göre 9, İHD’nin araştırmasına göre 17 insan hayatını kaybetti. Bold Medya olarak ise koronavirüs nedeniyle ölen; adını, yaşını, ölüm tarihini, kaldığı cezaevini tespit ettiğimiz mahpus sayısı 14.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ANALİZ 

Bir hafta içinde Türkiye cezaevlerinde 3 insan koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Afyon Bolvadin Cezaevinde virüs kapan makine mühendisi Ali Orhan 4 Mayıs’ta, Çanakkale E Tipi Cezaevinde hastalanan Yrd. Doç. Halil Şimşek 5 Mayıs’ta, Silivri 5 Nolu Cezaevinde korona olan eski yarbay Erdal Kılınç ise 12 Mayıs’ta öldü.

Türkiye’yi 14 Mart 2020’de etkisi altına alan salgın nedeniyle bugüne kadar cezaevlerinde kaç kişi öldü? Ceza ve Tevkifleri Genel Müdürlüğü’nün açıkladığı 9 rakamı doğru mu? İnsan hakları dernekleri bu konuda ne diyor?

DOKUZ MAHPUS MU, YOKSA 17 MAHPUS MU?

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 18 Şubat’ta yaptığı resmi açıklamaya göre 14 Mart 2020’den itibaren cezaevlerinde 240 Kovid-19 vakası görüldü. Bu vakalar arasında bulunan 9 hükümlü virüse bağlı olarak yaşamını yitirdi. 18 Şubat’tan sonra medyaya yansıyan ölüm sayısı 4.

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 1 Nisan’da açıkladığı 2020 Cezaevleri Hak İhlalleri raporuna göre ise 14 Mart 2020’den itibaren Türkiye cezaevlerinde 17 mahpus koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. Raporda ayrıca 20 farklı hapishaneden 489 tutuklunun Kovid-19’a yakalandığına dair İHD’ye başvuru yapıldığı bilgisi yer aldı.

TEADAVİ VE MUAYENE TALEPLERİNE GEÇ CEVAP VERİLİYOR

Resmi rakamlara göre cezaevlerinde şu anda 276 bin tutuklu var. İHD’nin raporuna göre Türkiye hapishaneleri mahpus sayısı bakımından tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor ve bu durum yoğun hak ihlâllerini de beraberinde getiriyor. İHD raporunda, koronavirüs belirtisi gösterenlerin “muayene ve tedavi taleplerinin karşılanmadığı ya da geç cevap verildiğine” ilişkin çok sayıda başvuru aldıklarını belirtiyor.

Bold Medya olarak bizim yaptığımız araştırmaya göre ise 14 Mart 2020’den itibaren cezaevlerinde koronavirüs nedeniyle ölen; adını, yaşını, mesleğini, ölüm tarihini ve kaldığı cezaevini tespit edebildiğimiz kişi sayısı 14. Arif Yıldırım ve İsmet Nice adlı iki mahpus dışında hepsinin de fotoğrafına ulaştık. İşte o isimler…

1- Mehmet Yeter (70), 3 Nisan 2020, Bafra T Tipi Cezaevi ve Samsun Cezaevi.

2- İsmet Nice (60), 4 Nisan 2020, Şakran Cezaevi (fotoğrafına ulaşamadık).

3- Arif Yıldırım (70), 14 Nisan 2020, Ankara Sincan Cezaevi (fotoğrafına ulaşamadık).

4- Veysel Atasoy, polis, 12 Eylül 2020, Kütahya Tavşanlı Cezaevi.

5- Yunus Gökgöz (30), memur, 10 Ekim 2020, İzmir Buca Cezaevi.

6- Hüseyin Özen (49), Bursa Telekom Bölge Müdür Yardımcısı, 14 Kasım 2020, Bursa H Tipi Cezaevi.

7- Kemal Polat (68), emekli şoför, 6 Aralık 2020, Kahramanmaraş Türkoğlu.

8- Metin Yücel (51), Avukat, 18 Ocak 2021, Düzce Cezaevi.

9- Kahraman Sezer, Diyarbakır Çevik Kuvvet eski Şube Müdürü, 30 Ocak 2021, İskenderun T Tipi Cezaevi.

10- Ersoy Karamustafa (44), Din Kültürü Öğretmeni, 13 Şubat 2021, Manisa T Tipi.

11- Önder Ateş (45), İngilizce öğretmeni, 3 Mart 2021, Samsun T Tipi Cezaevi.

12- Ali Orhan (56), makine mühendisi, 4 Mayıs 2021, Afyon Bolvadin Cezaevi (12 Nisan’da tahliye edilmişti).

13- Yrd. Doç. Halil Şimşek (53), 5 Mayıs 2021, Çanakkale E Tipi Cezaevi.

14- Yarbay Erdal Kılınç (48), 12 Mayıs 2021, Silivri 5 Nolu Cezaevi.

VAKALAR SAKLANIYOR MU?

Salgın başladığından bu yana cezaevlerindeki koronavirüs vakalarının saklandığı bilinen bir gerçek. Sincan Cezaevinde virüs kaptıktan sonra 14 Nisan 2020’de hayatını kaybeden 70 yaşındaki Arif Yıldırım’ın ölüm nedenini ortaya çıkardığı için insan hakları savunucusu HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında soruşturma başlatıldı. Gergerlioğlu ayrıca geçen yıl haziran ayında “Dalaman Açık Cezaevi’nden tahliye olduktan sonra vefat eden başka bir mahpus da var. Tahliye sonrası aileyle konuştum. Nusaybin’de yaşıyorlar. Bu mahpus da koronadan öldü.” demişti.

ÇELİŞKİLİ RESMİ AÇIKLAMALAR

Cezaevlerindeki vakaların saklandığına dair en kuvvetli delil, 3 Nisan 2020’de Samsun Cezaevinde koronavirüse yakalanıp ölen Mehmet Yeter ile ilgili iki ayrı resmi kurumdan yapılan çelişkili açıklamaydı. Samsun Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’nün 3 Nisan 2020’de yaptığı, Cumhuriyet Savcısı Serhan Güven imzalı açıklamaya göre Mehmet Yeter, Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti ve cenazenin bekletilmesi riskli olduğu için ailesine ulaşılmadan hemen defnedildi. Yeter’in ailesi ölümden ancak 5 gün sonra haberdar edildi ve oğlu Ferhat Yeter bu olaya isyan etti.

Sosyal medyada çok tepki çeken bu ölüm sonrasında 8 Nisan 2020’de Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı ikinci bir açıklama yapmak zorunda kaldı ve Mehmet Yeter’in koronavirüs nedeniyle değil, bacağındaki kangrene bağlı olarak hayatını kaybettiği ve ailesine de haber verildiği açıklandı.

Samsun ve Bafra olmak üzere iki cumhuriyet savcılığından açıklama yapılmasını nedeni; seker hastası Mehmet Yeter, 3 yıl Bafra Cezaevinde kaldıktan sonra sağlık sorunları nedeniyle 16 Mart’ta Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi’ne yatırıldı. Bir hafta sonra sol bacağı kangren nedeniyle kesildi. 26 Mart’ta taburcu edilen Yeter, Samsun Cezaevine gönderildi. Burada tekrar fenalaşan Yeter, 3 Nisan 2020’de öldü. Hangi açıklama doğru ve akla daha yatkın? Hemen defnedilmesini talimat veren 3 Nisan’daki mi, yoksa ölümünden 5 gün sonra yapılan açıklama mı?

 

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0