Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

‘Erdoğan’ın lise diploması yok’ iddiası: HKP diploma için Eyüp Lisesine başvurdu

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, diploma tartışmaları ile bir kez daha gündemde. Bu sefer Halkın Kurtuluş Partisi, Erdoğan’ın lise diploması için Eyüp Lisesine başvurdu.

BOLD – Halkın Kurtuluş Partisi, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın lise diploması için Eyüp Lisesine başvuruda bulundu. HKP’li avukatlar, Eyüp Lisesi Müdürlüğüne, “Recep Tayyip Erdoğan Eyüp Lisesine kayıt yaptırmış mıdır? Yaptırmışsa hangi tarihte başvurup kayıt yaptırmıştır?” sorusunu yöneltti.

Birgün’ün haberine göre Halkın Kurtuluş Partisi avukatları tarafından Eyüp Lisesi Müdürlüğü’ne Erdoğan hakkında 5 soru soru soruldu ve cevaplandırılması talep edildi.

‘ÜNİVERSİTE DİPLOMASI SAHTE’ İDDİASI

Dilekçede Erdoğan’ın 4 yıllık bir yükseköğretim kurumundan mezun olduğuna dair diplomasının kamuoyu ile paylaşılmadığı belirtildi ve ardından “Paylaşılan diplomaların ise gerçek olmadıkları, evrak üzerinde düzenlemeler yani evrakta sahtecilik yapıldığı şüphe götürmez bir şekilde kanıtlarıyla ortaya çıkarılmıştır” denildi.

“Erdoğan tarafından YSK’ye verilen Yükseköğrenim diplomasının sahte olduğu Türkiye Noterler Birliği Disiplin Kurulu’nun kararıyla sabitlendiği” belirtilen dilekçede, “Bu kararla; notere diploma aslı olmadan onay işlemi yaptırılarak, sahte bir evraka resmiyet kazandırıldığı ortaya çıkmıştır” ifadeleri kullanıldı.

“LİSE DİPLOMASI TARTIŞMALI”

Dilekçede, şu ifadelere yer verildi: “Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun 4 Ağustos 1971 tarihli 225 sayılı kararında İmam-Hatip okullarının orta kısmı kapatılmış ve Lise kısmı üç yıldan dört yıla çıkarılmıştı. Farklı derslerden sınava girmek şartıyla İmam-Hatip Okulu’nun bir sınıfından liseye veya lise dengi başka bir okula geçme imkânı tanındı. Erdoğan’ın yükseköğrenim diplomasında durum bu iken yükseköğrenim yapabilmesi için gerekli olan Lise diploması da tartışmalıdır.”

“KÜTÜK DEFTERİNDE İBARE YOK”

Erdoğan’ın İstanbul İmam Hatip Lisesi’nin diploma kütük defterinde Eyüp Lisesi’ne gittiğinin yazılı olması gerektiği belirtilen dilekçede, “İstanbul İmam Hatip Lisesinin basında yayınlanan diploma kütük defterinde böyle bir ibare yoktur” denildi.

4982 Sayılı Bilgi Edinme Kanunu’nun maddeleri hatırlatılan dilekçede, “Bilgi Edinme Yasasında öngörülen kurallardaki gibi, ülkemizde demokratik ve şeffaf bir yönetimin olabilmesi Cumhurbaşkanlığı gibi önemli bir kurumun başındaki kişinin bu görevi yürütmek için gerekli Anayasal ve Yasal şartları taşıyıp taşımadığı bilgisinin edinilmesi, tüm ülke için hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle bu konuda tüm kamuoyunun bilgilenmesi gerektiğini düşünmekteyiz” ifadelerine yer verildi.

EYÜP LİSESİNE KAYIT YAPTIRMIŞ MIDIR?

HKP avukatları, Eyüp Lisesi Müdürlüğüne şu soruları yöneltti:

“Recep Tayyip Erdoğan Eyüp Lisesine kayıt yaptırmış mıdır? Yaptırmışsa hangi tarihte başvurup kayıt yaptırmıştır?

O dönem yükseköğrenim kurumuna girebilmek için İmam Hatip Lisesinden mezun bir öğrencinin kaç fark ders vermesi gerekiyordu ve bu fark dersler ne kadar sürede verilebilirdi?

Recep Tayyip Erdoğan, okulunuzda kaç fark ders verdi ve hangi derslerden hangi notları aldı?

Recep Tayyip Erdoğan okulunuzdan hangi tarihte mezun oldu? (Mezun olduysa diplomasının bir örneğinin çıkartılmasını talep ediyoruz.)

Recep Tayyip Erdoğan üniversiteye 1973-1974 tarihinde girdiğini iddia etmektedir. Ancak 1973 tarihinde İstanbul İmam Hatip Lisesinden mezun olup o yıl Lisenizde fark dersleri veriyorsa aynı tarihte üniversiteye nasıl girmiştir?”

HKP avukatları, dilekçenin devamında soruların cevaplandırılmasını talep ederek, “Cumhurbaşkanı’nın dört yıllık yüksek okul diplomasının olup olmadığı yıllardır tartışılmaktadır. Tüm tartışmaların önünü kesmek ve tüm ülke halkını yakından bilgilendirmek için yaptığımız bu başvuru özel hayatın gizliliği kapsamında da değildir” ifadelerini kullandı.

HKP: LİSE DİPLOMASININ OLMADIĞINI İDDİA EDİYORUZ

HKP Genel Sekreter Yardımcısı Av. Tacettin Çolak konuyla ilgili basın açıklaması yaptı. Çolak, özetle şu ifadelere yer verdi:

“Bugün Tayyip Erdoğan’ın Lise Diploması’nın olup olmadığı ile ilgili Eyüp Lisesine başvuru yaptık. Biliyorsunuz Tayyip Erdoğan’ın Fatih İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduğu ve Eyüp Lisesi’nden de fark derslerini vererek Marmara Üniversitesi’ne kayıt yapıldığı iddia ediliyor. Kendi söylediklerine göre 1973 yılında fark dersleri alınmış ama 1973 yılında da Üniversite kaydı yaptırılmış. Oysa mevzuata göre İmam Hatiplilerin fark dersleri vererek Lise Diploması alabileceği değişiklik yapılmış olmasına karşın bu fark derslerini almak için en az bir yıl o lisede okunması, ders görmesi, sınavlara girmesi gerekir. Ondan sonrada Üniversite sınavına girmesi gerekiyor. Aynı yıl içerisinde bunların yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla biz Lise Diploması’nın olmadığını iddia ediyoruz. Lise Diploması olmayan birinin de Üniversite’ye kayıt yaptırması, 4 yıllık Üniversite kaydının olması mümkün değildir. Dolayısıyla Anayasa’nın Cumhurbaşkanı’nda aramış olduğu niteliklerden olan 4 yıllık Yüksek Öğretim Mezun olma niteliğine de sahip değildir.”

Gündem

Gülenistlerin birbirleriyle evlenmeleri de suç kapsamına girdi

Gülen Hareketi’ne yönelik soruşturmalarda gözaltına alınanlara sorulan şablon sorulardan biri “eşinle seni kim tanıştırdı” sorusu. İlk bakışta anlamsız gelen bu soru, günümüz Türkiye’sinde binlerce kişinin tutuklanmasına neden oldu. 26 Ocak sabahı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla yapılan ve 19 kişinin gözaltına alındığı “evlilik yapılanması” isimli polis operasyonu da bunlardan biriydi.

BOLD – Operasyonda gözaltına alınan 19 kişiye Ankara Başsavcılığı tarafından yöneltilen suçlama “evlilik yapılanması üyesi olmak” şeklinde açıklandı. Savcılığa göre bu kişiler bekar Gülenistlerin evlenmesini sağlayarak suç işlemişlerdi.

Savcılığın açıklamasında şöyle dendi:

“FETÖ’nün güncel izdivaç yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında; dosya şüphelilerinden bir kısmının etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde alınan ifade ve teşhislerinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı olduğu belirtilen sivil 19 şüpheli hakkında Ankara merkezli 13 ilde gözaltı kararı verilmiştir.”

MİT’İN GÜLENİST BELİRLEME KRİTERLERİ

Turkishminute’nin haberine göre evlilik konusu Milli İstihbarat Teşkilatı’nın, Gülen Hareketi takipçilerini tespit etmek için belirlediği kriter listesindeki maddelerden biri. Özürlü çocuk sahibi olmak da kriter listesindeki maddelerden. MİT’e göre Gülen hareketi takipçileri dindar oldukları için özürlü çocukları doğacağını fark ettiklerinde kürtajla bebeği aldırmıyorlar.

Bir başka kriter ise, evlendikleri kişiyle nasıl tanıştıklarına ilişkin sorgu. Eğer evlendikleri kişiyle tanışmalarını sağlayan kişi de bir Gülenist ise bu durumda ailenin tüm üyeleri Gülen hareketi takipçisi sayılıyor.

Toplumsal olarak alt seviyelerden gelip üst seviyelere tırmanmak da kriterlerden bir diğeri. Örneğin, ailesinde hiç üst düzey bürokrat ya da subay bulunmayan ve köyde büyümüş biri hayatının ilerleyen dönemlerinde üst düzey bürokrat, diplomat ya da subay olmuşsa, bu durum Gülenist olma kriterlerine uyuyor.

Yurt dışı eğitim, yabancı dil bilme de kriterlerden. MİT’in çizdiği Gülenist prototipine göre, Gülenistler hayatlarının bir döneminde yurt dışında eğitime gidiyor ve dil becerileri de Türkiye ortalamasının üzerinde. Bu durumdaki özellikle devlet memurları MİT’in kriterleri kapsamına giriyor.

Gülen hareketine yakın işadamlarına ait Bankasya’da hesabı bulunmak gibi uzayan kriterler listesindeki üç kriteri karşılayanlar savcılıklar tarafından Gülenist olarak niteleniyor ve tutuklama talep ediliyor.

POLİS EVLİLİK HİKAYELERİNİ RAPORLAŞTIRIYOR

İçişleri Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 550 bin kişi hakkında Gülen Hareketi takipçisi oldukları gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Bugüne dek 170 bin kişi çeşitli sürelerde tutuklandı. Halen cezaevlerinde 30 bine yakın kişi var ve on binlerce dava da devam ediyor.

Gözaltına alınan tüm Gülen hareketi takipçilerine sorulan ve “şablon sorular” olarak adlandırılan bir liste var. “BankAsya’ya para yatırdın mı, herhangi bir Gülen okuluna gittin mi” gibi soruların yanında “Eşinle nasıl tanıştın, kim tanıştırdı” sorusu da yer alıyor. Yargılananların evlilik hikayesi de polis sorgusunda dosyaya yazılıyor.  Hala geleneksel evliliklerin yaygın olduğu Türkiye’de bu soru garip karşılansa da Gülen hareketi takipçileri için tutuklanma nedeni.  Evlilik hikayesinde ismi geçen kişilerden biri Gülen hareketi takipçisiyse, savcılıklar bunu “örgüt talimatıyla evlilik” kapsamına sokuyorlar.

Yüzbinlerce gönüllüden oluşan Gülen Hareketi üyelerinin eğitim seviyesi açısından Türkiye’nin en eğitimli grubunu oluşturuyor. Hareketin üyelerinin yüzde 90’ından fazlası üniversite mezunu. Türkiye’nin üniversite mezunu nüfus ortalaması yüzde  %13,9, hiç okula gitmemişlerin oranının  %10,5 düzeyinde.

Gülenistler için bu sorguyu anlamak ilk zamanlar oldukça güç oldu. Semra Polat da benzer sorgudan geçen isimlerden biri. Spor öğretmeni olan Semra Polat, 2017 yılında gözaltına alındığında bu kriterlerden habersizmiş. 15 Temmuz başarısız darbe girişiminden sonra getirilen kriterler doğrultusunda sorgulanan Polat’a da eşiyle nasıl tanıştığı sorulmuş. Polat, bu soruları anlamsız bulduğunu ve tepki gösterdiğini söylüyor. Ancak ilerleyen dönemlerde evlilikleri de karşılarına suç unsuru olarak çıkartılan Gülenistler, artık gözaltına alındıklarında özel hayatlarıyla ilgili sorularla karşılaşacaklarını biliyor.

Evlilikle ilgili kriterler en sert olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nde uygulandı. Milliyet Gazetesi’nde 23 Şubat 2017’de yayınlanan ve Ankara Cumhuriyet Başsavcı vekili Necip Cem İşçimen’in raporuna dayandırılan habere göre, eşi doktor ya da hakim gibi mesleklerden olan subaylar, Gülenist olarak listelendi. Savcılığa göre bir subayın hakim ya da doktorla evlenmesi hayatın olağan akışına uygun değil.

GÜLENİSTLERE ÖZEL SUÇ KRİTİRLERİ

Yaklaşık 6 yıldır yoğun baskı altında bulunan ve sosyal hayattan dışlanan Gülenistlerin birbirleriyle evlenmeleri ya da aynı evde yaşamaları örgütsel faaliyet olarak değerlendiriliyor. Son iki yıldır öğrenci evlerine yapılan polis baskınlarına “yeniden yapılanma”, evliliklerle ilgili soruşturmalara ise “izdivaç yapılanması” ismi veriliyor.

Okumaya devam et

Gündem

Kaçırılan Gökhan Güneş işkenceyi anlattı: Darp edip elektrik verdiler

Kaçırıldıktan 6 gün sonra evine dönen Gökhan Güneş yaşadıklarını anlattı. Darp edildiğini ve elektrik verildiğini belirten Güneş, tecavüz ve mezara sokmayla tehdit edildiğini söyledi. Güneş ayrıca kendilerine “Biz bilinmeyenleriz” diyen kişilerce kaçırıldığını açıkladı.

BOLD –  İstanbul’da 20 Ocak günü kaçırılan Gökhan Güneş, kayıp olduğu 6 günle ilgili bilinmeyenleri anlattı. İnsan Hakları Derneği’ndeki basın toplantısında Güneş, kendilerine “Biz bilinmeyenleriz” diyen kişilerce kaçırıldığını söyledi. Güneş ayrıca darp edildiğini, tecavüz ve mezara sokmayla tehdit edildiğini anlattı.

DAYAK, ELEKTRİK, TECAVÜZ TEHDİDİ

Kronos’un haberine göre kendisine elektrikli işkence yapıldığını söyleyen Güneş, tecavüz tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, çıplak şekilde darp edildiğini belirtti. Güneş, “Direnmek istediğimde elektroşok ile elektrik verdiler. Kaba dayak, ayakta elektrik, mezara sokma ve tecavüz tehdidi gibi işkence yöntemleri uygulandı. İşbirliği olma gibi teklifleri oldu” dedi.

“GÖRÜNMEYENLER”

Güneş, kaçırılma anını ve sonrasında yaşananları şöyle anlattı:

“Otobüse bindim. Durakta bekleyen ortalama 4 kişi falan vardı. ‘Buraya bakar mısın’ dediler. Arkamı döndüğümde üzerime çullandılar. Sayıları daha sonra attı. Araca bindirmeye çalıştılar. Direndim. Daha sonra elektroşok ile elektrik verdiler. Kendime geldiğimde arabadaydım. Kafamda siyah çuval vardı. Sonra araba değişikliği yaptılar. Beni bir yere götürdüler. Neresi olduğunu görmedim, belirtilmedi. Sistematik olarak işkence yaptılar. Elektrik verme, kaba dayak ve soğuk suyla ıslatarak şiddet uyguladılar. Bazı anlarda ‘mezar’ dedikleri bir bölüm var. Tehdit ve teklifler ile çıkabiliyorsunuz. Bu süre böyle geçti. ‘Bizimle çalışır mısın’ gibi teklifleri oldu. Benim onlara ‘Herhalde istihbaratçısınız’ sözlerim üzerine ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ demediler. ‘Biz görünmeyenleriz’ şeklinde söylemleri oldu hep.”

“GÖZÜMÜ BANTLA SARDILAR BIRAKTILAR”

Eve dönme anlarını da anlatan Gökhan Güneş, “Gözümü açtıktan sonra fark ettim, ‘gözünü açma sadece ileriye doğru yürü’ dediler. Gözümü bantla sarmışlardı. Sabah erkenmiş, akşam sanıyordum. Bir taksiye binerek ailemin evine geldim. Bu saldırıların sosyalist kimliğim nedeniyle olduğunu düşünüyorum” dedi.

İHD BAŞKANI TÜRKDOĞAN: İŞKENCE SUÇTUR

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise Güneş’in kaçırılmasıyla ilgili, “İşkence suçunu işleyenlerle ilgili bazı özel yasalar var biz kendini bazı yasal korumalar altında hissedenlerin bu suçu işlediğini düşünüyoruz. En problemli kanun MİT Kanunu, MİT’in sınırsız yetkiyle, insanların özgürlüklerini kısıtlayarak iç güvenliği sağlaması mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Gündem

Selçuk Özdağ Bahçeli’nin “kendini dövdürdü” iddiasını yargıya taşıyor

MHP lideri Devlet Bahçeli ve Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ arasındaki “dayak” polemiği yargıya taşınıyor. Bahçeli’nin yaşadığı saldırıyı kendisinin düzenlediği iddialarına yanıt veren Özdağ, suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.

BOLD – MHP lideri Devlet Bahçeli, Selçuk Özdağ’ın uğradığı saldırı için “Bildik bir numara” dedi. Ödağ ise Bahçeli’nin sözlerine “Deli saçması” cevabı verdi. Özdağ, iddiaları sebebiyle Bahçeli hakkında suç duyurusunda bulunma kararı verdi.

BAHÇELİ’YE SUÇ DUYURUSU

Birgün’de yer alan habere göre Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin evinin önünde uğradığı sopalı ve silahlı saldırıya ilişkin, “Sicili kabarık bir siyasetçinin evinin balkonuna kamera yerleştirip kavga anını kayda aldırması sonra da dönüp masumiyet pozuna bürünmesi, bununla da yetinmeyip ‘Bana saldırdılar’ çığırtkanlığına tevessül etmesi bildik bir numaradır” ifadelerine yanıt veren Özdağ, “Bu iddialar deli saçması. Yarın Bahçeli hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Suçluluk psikolojisi içerisindeler” şeklinde konuştu.

T24’e konuşan Özdağ’ın açıklaması şöyle:

“Bu iddialar deli saçmasıdır. Sayın Bahçeli’ye düşen görev savcılığa başvurmaktır. Suçluluk psikoloji içerisindeler, telaş içerisindeler. Çaresizliğin ve mağlubiyetlerinin göstergesi. Biz böyle alçaklıkları yapmayacak, yaptırmayacak kadar delikanlı insanlarız. Sayın Bahçeli nereden öğrenmiş balkondan benim görüntüleri çektirdiğimi. Kendisi devlet içinde devletse buyursun ispat etsin.

Okumaya devam et

Popular