Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Biden ile görüşemeyen Erdoğan Hulusi Akar’ı devreye soktu

Seçilmiş ABD Başkanı Joe Biden, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın görüşme talebine bir aydır cevap vermiyor. Erdoğan, hükumet içinde NATO ve Amerika ile ilişkilerini koruma çabasıyla dikkat çeken Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı devreye soktu.

BOLD – ABD seçimleri boyunca son ana kadar Cumhuriyetçi aday Donald Trump’ın seçimleri kazanacağına ilişkin umutlarını koruyan Tayyip Erdoğan, Biden’a tebriklerini en son ileten liderlerden biri oldu. turkishminute.com’un aktardığına göre Biden’ın kazandığının netleşmesinin ardından Erdoğan’ın danışmanları Aralık ayı içinde görüşme talebiyle Biden’ın ofisine ilettiler ancak haftalar geçmesine rağmen görüşme talebine geri dönüş yapılmadı.

Türkiyeli yetkililer, bölge ile ilgili politikalarda Biden yönetiminin Trump yönetiminden çok farklı olacağı konusunda hemfikir. Erdoğan’ın görüşme talebi kabul edilmeyince devreye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar girdi. Akar, fırtınalı ilişkilere rağmen ABD yönetimi ve NATO ile bireysel ilişkilerini koruma konusunda hükümet içerisindeki en hassas isim. Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin eski Genelkurmay Başkanı olması nedeniyle de NATO ve Pentagon’la çalışma prensiplerine hakim.

“PATIROT’U İSTİYORUZ”

Akar, Erdoğan’ın Biden’la randevu talebini farklı biçimde yenileyerek, Türk-ABD ilişkilerindeki gerilimin temeli olan Rusya’dan satın alınan S-400 hava savunma sistemi konusunu yeniden açtı. Akar, Türkiye’nin ABD’den Patriot hava savunma sistemi almak istediğini, kesilen görüşmelerin yeniden başlamasını talep ettiklerini söyledi.

Akar’ın “Patriot istiyoruz” sözleri ABD yönetimine uzatılmış milyarlarca dolarlık bir barış eli. Akar, sözlerinin devamında ABD’nin S-400 nedeniyle uyguladığı CAATSA yaptırımlarına da atıf yaparak “Şimdi biz hasım mıyız? Biden döneminde ABD’nin bu kararını gözden geçirmesini ve normalleşmeye geçmeyi bekliyoruz.” dedi.

F-35 programına da yeniden dönmek istediklerini belirten Akar, S-400’lerin F-35’in çalışmasına soruna teşkil edeceği görüşüne katılmadığını belirtti ve diyalog ile bu sorunların giderilebileceğini, S-400’lerin geri gönderilmesi gibi bir talebin ise sıkıntı vereceğini belirtti.

“ABD ile ortak yapabileceğimiz işler var, hem iki ülkenin hem NATO hem bölge ve dünya yararına.” diyen Akar, yeni göreve başlayacak olan Biden yönetiminin yaptırım kararını gözden geçirip normalleşmeye geçilmesinin önemli olduğunu belirtti. Ancak Akar, S400’ün ikinci paketinin alımı için Rusya ile görüşmelerin sürdüğünü de doğruladı.

AKAR’I ENDİŞENLENDİREN GELİŞMELER

Eski bir genelkurmay başkanı olarak Hulusi Akar’ı ABD ile ilişkileri normalleştirme konusunda istekli yapan gelişmelerden birisi de Türkiye’nin komşusu Yunanistan’ın başlattığı güçlü silahlanma adımları.

Yunan hükümeti 14 Ocak’ta Fransa’dan 18 adet Rafale savaş uçağı alımına ilişkin 2.5 milyar euroluk paketi Meclis’ten geçirdi. Hükümetin Eylül ayında açıkladığı dev savunma programı kapsamındaki Rafale alımları, Yunanistan’ın Ege ve Akdeniz hava sahasında Türkiye’ye karşı üstünlük sağlama hedefinin önemli bir parçası. Diğer parçası ise F-35 alımları. Yunanistan, 24 adet F-35 savaş uçağı satın almak üzere Kasım ayında ABD’ye niyet mektubu göndererek resmi başvuru yapmıştı. ABD yönetimi başvuruya olumlu yanıt verdi.

F-35 programından çıkartılan Türkiye, Yunanistan karşısında hava gücünde dezavantajlı konuma gerilerken; Yunanistan ile ABD arasındaki savunma alanındaki ilişkiler ise her geçen gün ilerliyor.

Akar, geçtiğimiz yıl yaptığı iki açıklamada Yunanistan’ın çılgınca silahlanmaya başladığını söyleyerek tepki göstermişti.

Erdoğan, Biden’in yemininden önce İsrail, Avrupa Birliği, Suudi Arabistan ve Yunanistan’a yönelik bir dizi teklifte bulundu. Erdoğan, Türkiye’nin halen ciddi gerilimler yaşadığı bu ülkelerle yeniden diyalog başlatmak istediğini belirtti. Erdoğan’ın özellikle Yunanistan konusunda aniden değişen istekli tavrı, ülke içerisinde eleştirilere neden oldu.

AKP’NİN DÜŞÜNCE KURULUŞU TEMKİNLİ

Cumhurbaşkanı Erodoğan’ın partisi AKP’nin düşünce kuruluşu olarak bilinen Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Biden döneminde ilişkilerin Trump dönemindeki kadar rahat olmayacağına ilişkin bir görüş yayınladı.

SETA direktörlerinden Kemal İnat’ın imzasını taşıyan görüşe göre Trump, başkanlığı dönemince Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri en az hasarla yürütmeyi başardı.

İnat, ilişkilerin Trump döneminde kötüleştiğini kabul ederken, bununla ilgili Obama döneminden kalan bürokrasiyi suçluyor:

“Amerikan güvenlik bürokrasisi ile Kongre’nin büyük kısmı, Obama döneminden devraldıkları Türkiye karşıtlığını Trump’ın başkanlığı döneminde tırmandırdılar.”

Hükumetin stratejisini belirleyen kuruluş olma özelliği de taşıyan SETA’nın sayfasında Twitter’ın Trump’ın sosyal medya hesaplarını askıya almasına tepki gösteren iki makale de bulmak mümkün. Buna karşın Biden döneminde ilişkilerin pozitif yöne evrilebileceğine ilişkin SETA’nın bir öngörüsü bulunmuyor.

Analiz

İşte kadın kanıyla yazılan AKP tarihi

Samsun’daki dayak görüntüleri Türkiye’deki kadına yönelik şiddeti yeniden tartışma konusu yaptı. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında 66 olan kadın cinayetleri, 2007 yılında bine çıktı. 18 yılda 7 bin 600 kadın öldürüldü. Son 8 yılda 480 bin kadın yaralanırken, 1,6 milyon kadın koruma talep etti. Muhalefet kadına yönelik şiddetin, iktidarın yarattığı yoksulluk, eğitimsizlik ve cezasızlık kültürünün ürünü olduğunu belirtti.

BOLD – Türkiye’nin kanayan yarası kadına şiddet haberi bu kez de Samsun’dan geldi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü arifesinde bir kadın, 5 yaşındaki kızının gözleri önünde, 3 yıl önce boşandığı İbrahim Zarap tarafından öldüresiye dövüldü. Saldırgan, çevredeki vatandaşlarca etkisiz hale getirilerek polise teslim edildi. Emniyetteki ifadesinde olaya müdahale eden vatandaşlar tarafından darp edildiğini söyleyen zanlı, şikayetçi olacağını belirtti. Adliyeye sevk edilmesinin ardından İbrahim Zarap tutuklandı. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı, ise darp edilen kadın ile çocuğunun koruma altına alındığını açıkladı.

AKP iktidarında kadın cinayetleri 7 kat arttı. CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün hazırladığı rapora göre, 2002 yılından itibaren 18 yılda Türkiye’de en az 7 bin 600 kadın öldürüldü. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de Türkiye’de öldürülen kadın sayısı 66 iken, 2007 ve 2009 yıllarında öldürülen kadın sayısı binin üzerine çıktı. 2019’da da 474 kadın öldürüldü. 2020’de 25 Kasım’a kadar geçen 330 günde 270’e yakın kadın öldürüldü. Kadın cinayetleri salgın döneminde de hızla artarken, “şüpheli” kadın ölümleri de aynı dönemde katlanarak arttı.

460 BİN KADIN YARALANDI

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında hizmet veren Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’nde (ŞÖNİM) 2013 yılından 2020 Ocak ayı sonuna kadar 460 bin 815 kadın yararlandı.

SON 8 YILDA 1,6 MİLYON KADIN KORUMA TALEP ETTİ

2012’de kadına yönelik şiddeti önlemek amacı ile kabul edilen 6284 sayılı Kanun kapsamında son 7 yılda koruma kararı talebiyle açılan dava sayısı 1 milyon 608 bin 657’ye ulaştı. Koruma talep eden kadınların 463 bin 590 başvurusunun çeşitli gerekçelerle reddedildi.

AYRIMCILIK KADROLAŞMAYA DA YANSIYOR

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü verilerine göre, bürokraside üst düzey yöneticilerin yüzde 88,62’si erkek ilen sadece yüzde 11,38’i kadın kadrolardan oluşuyor. Toplam kamu çalışanlarının ise yüzde 39,36’sı kadın iken devlet kadrolarının yüzde 60,64’ünü erkekler oluşturuyor.

CEZASIZLIK KÜLTÜRÜNÜN ÜRÜNÜ

Bingöl, kadına şiddetin sosyal adaletsizlik, eğitimsizlik ve yoksulluğun yanı sıra cezasızlık kültürünün de ürünü olduğunu söyledi.

AKP ŞİDDETİ MEŞRULAŞTIRIYOR

‘Erkeklere sesleniyorum; kendinize gelin’ diyen AKP’lilerin insan aklıyla dalga geçtiklerini söyleyen Bingöl: “AKP iktidarı, şiddeti var eden bütün temelleri derinleştirerek kadının toplumsal hayattaki varlığını tehdit etmektedir. Cumhuriyet’ten günümüze kadınların kazanılmış bütün haklarını hedef alan AKP, yaratılan cezasızlık kültürü ile kadına yönelik şiddeti meşrulaştırmaktadır” dedi.

Eski eşini sokak ortasında tekmeleyen İbrahim Zarap tutuklandı

Okumaya devam et

Analiz

İnsan Hakları Eylem Planı kayıplarını arayan aileleri görünür yapar mı?

Öğretmen Yusuf Bilge Tunç 577, öğrenci Gülistan Doku 425, Hürmüz Diril 422, Mehmet Bal 406, Hüseyin Galip Küçüközyiğit 66 gündür kayıp. Başvurdukları devlet kapılarından eli boş dönen kayıp yakınları seslerini sosyal medyadan duyurmaya çalışırken, Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı ‘endişeli ailelere umut olur mu?’ sorusu gündeme geldi. Açıklandığı gün bir liselinin sosyal medya paylaşımları yüzünden evinde gözaltına alınması,  planın samimiyetinin sorgulanmasına neden oldu.

BOLD – Düşünce suçları, KHK’lar, zorla kaybettirilme, işkence ve adil olmayan yargılanma gibi insan hakları ihlalleri yüzünden ekonomiden dış politikaya kadar bir çok alanda gerileme yaşayan AKP Hükumeti, dün İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıkladı.

PLANIN 9 AMACI

128 sayfalık plan metninde amaçlar şöyle sıralanıyor: “1) Daha güçlü bir insan hakları koruma sistemi, 2) Yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkının güçlendirilmesi, 3) Hukuki öngörülebilirlik ve şeffaflık, 4) İfade, örgütlenme ve din özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi, 5) Kişi özgürlüğü ve güvenliğinin güçlendirilmesi, 6) Kişinin maddi ve manevi bütünlüğü ile özel hayatının güvence altına alınması, 7) Mülkiyet hakkının daha etkin korunması, 8) Kırılgan kesimlerin korunması ve toplumsal refahın güçlendirilmesi, 9) İnsan hakları konusunda üst düzey idari ve toplumsal farkındalık.”

GÜVEN VE İNANDIRICILIK SORUNU VAR

Genel olarak olumlu vaatleri barındıran İnsan Hakları Eylem Planı, vaatlerin yerine getirileceği konusunda güven ve inandırıcılık sorunu yaşıyor.

1,5 YILDIR ZORLA KAYBETTİRİLEN İNSANLAR

15 Temmuz sonrası Cemaat mensuplarının kaçırıldığı haberleri sık sık basında yer aldı. Bunlardan bazıları aylar sonra birden bire polis merkezlerinde ortaya çıkarken, Hüseyin Küçüközyiğit, Yusuf Bilge Tunç gibi isimler hala kayıp. Eski bir öğretmen olan Tunç’tan 577 gündür haber alınamıyor. Kayıp olan Gülistan Doku, Hürmüz Diril, Mehmet Bal’dan da bir yılı aşkın süredir haber alınamıyor. Kayıpları arayan yakınları devlet kapılarından eli boş dönerken, bazen de gözaltına alınıyor.

KAYIPLARI OLAN ÜLKENİN DAHA ÖNEMLİ GÜNDEMİ OLABİLİR Mİ?

66 gündür kayıp hukuk müşaviri olan Hüseyin Galip Küçüközyiğit’in kızı Nursena Küçüközyiğit babası için sosyal medyada zaman zaman kampanya başlatıyor. “Babam nerede” diye soran Nursena Küçüközyiğit bir paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Bir ülkede insanların kaybedilmesinden daha önemli bir gündem olabilir mi?”

Yakınlarını sosyal medyada arayan aileler Erdoğan’ın açıkladığı planın eyleme dönmesini bekliyor.

Öte yandan Erdoğan’ın ‘İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıklamasının üzerinden 24 saat geçmeden Bursa’da bir liseli sosyal medya paylaşımları nedeniyle evine giden polisler tarafından gözaltına alındı. Olay planın samimiyetinin sorgulanmasına neden oldu.

Liselinin Erdoğan’ın İnsan Hakları Eylem Planı’yla imtihanı

Okumaya devam et

Analiz

Dolar reforma inanmadı: 7,50 TL

Reform paketinin boş çıkmasıyla 7,50 lirayı zorlayan dolar, Merkez Bankası’na faiz baskısını arttırıyor. Enflasyon, kur ve Saray üçgeninde sıkışan MB Başkanı Naci Ağbal’ın 18 Mart toplantısında vereceği karar merak ediliyor.

BOLD – Merkez Bankası Başkanlığı’na Naci Ağbal’ın atanması ve Berat Albayrak’ın bakanlıktan istifası sonrası 8,50 liradan 6,85 liraya kadar gerileyen dolardaki ılımlı hava kısa sürdü. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aylardır duyurduğu ‘reform paketinin’ hukuk ve insan hakları adına boş çıkması doları 7,22 liradan 7,50 seviyesine fırlattı. Euro’da yeniden 9 liraya ulaştı.

MERKEZ BANKASI ZORDA

Faizi yüzde 10,25’ten yüzde 17’ye çıkaran MB, ‘soslanan’ reform paketinin doları 7 liranın altında kalıcı tutacağını hesapladı. Böylece 18 Mart 2021 Para Politikası Kurulu toplantısında faiz yükseltme zorunluluğundan kurtulmayı planladı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymayınca ve ABD 10 yıllık tahvillerindeki yükseliş kaynaklı dalgalanma Merkez Bankası’nı zora soktu. Rezervleri eksi 42 milyar  dolara çakılan Merkez, 7 liranın altına düştüğünde dolar alım ihalesi yapacaktı. Ucuza satılan 128 milyar doları parça parça yerine koyacaktı.

FAİZ İNDİRİMİ HAYAL, ARTARSA ENFLASYON PATLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği faiz kartını kasım ve aralık aylarında kullanan MB’nin 18 Mart toplantısında faizi indirme ihtimali de sıfıra düştü. Ocak ve şubat aylarında faizi sabit tutan Naci Ağbal yönetimindeki Bankanın, faiz artırması durumunda son 1,5 yılın zirvesini gören yüzde 15,61’lik enflasyon tamamen patlayacak. Ağbal’ın tek haneli enflasyon hedefi de tutmayacak. Faizi sabit tuttuğunda ise dolar 7,50 lira direnç noktasını da kırarak, 7,60 liraya doğru yol olacak.

OLAN VATANDAŞA OLACAK

Merkez Bankası hangi kararı alırsa alsın olan vatandaşa olacak. Faiz, dolar, enflasyon ve Saray arasında sıkışan esnaf ve vatandaşın fakirleşmesi devam edecek. Çektiği kredilerin faizleri 2 ayda 625 puan artan işletmeci ve vatandaşların borcu artacak. Türkiye’de yaşayanlar gıda zamlarının ardından giyimdeki zamlarla karşılaşacak.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0