Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gazeteci-yazar Uğur Mumcu katledilişinin 28. yılında anılıyor

Bombalı bir suikastle öldürülen gazeteci-yazar Uğur Mumcu ölümünün 28. yılında anılıyor. Kızı Özge Mumcu Aybars, cinayetin hala kapatılmaya çalışıldığını söyledi.

BOLD – 24 Ocak 1993 günü Ankara’daki evinin önünde uğradığı bir suikast sonucu hayatını kaybeden gazeteci-yazar Uğur Mumcu anılıyor. Her yıl Ankara’daki evinin önünde yapılan anma töreni bu yıl pandemi nedeniyle “bir mum da sen yak” sloganıyla evlerde yapılacak. Türkiye saatiyle 20.00’de başlayacak eylem için Uğur Mumcu Araştırma Vakfı’nın Twitter hesabından açıklama yapıldı. Açıklamada “Her yıl 24 Ocak’ta Uğur Mumcu’nun sokağında ve ülkenin dört bir yanında meydanlarda buluşurduk. Bu yıl pandemi nedeniyle mumlarımızın ve yüreğimizin ışığında buluşacağız. Uğur Mumcu ve aramızdan alınan tüm Aydınlar için sen de karanlığa bir mum da sen yak.” denildi. 

DW’ya konuşan Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu Aybars, cinayetin üzerinin hala kapatılmaya çalışıldığını söyledi. Aybars, “Çünkü ucu birilerine dayanıyor, hâlâ kapatılmaya çalışılıyor” dedi. Babasının gazetecilik ilkelerini yaşatmak için kurulan Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın (um:ag) Yönetim Kurulu üyesi ve koordinatörü olan Mumcu Aybars, “Bugün insanlar belki öldürülmüyor ama aynı zamanda yazamıyor da” ifadelerini kullandı.

GERÇEK FAİLLER ORTAYA ÇIKANA KADAR KAPANMAYACAK

Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı’nın internet sitesinin Uğur Mumcu Cinayeti bölümünde şu ifadelere yer veriliyor:

“2000 yılında 2000/102 E.sayılı Umut Operasyonu Davası adı ile açılan bu dava, çeşitli aşamalardan geçirilerek 08.11.2006 günü Yargıtay 9.Ceza Dairesi’nin 2006/1554 E.2006/6101 K.sayılı kararıyla onandı. Olayın faili olarak bu davada yargılanan Necdet Yüksel yönünden daha önce kesinleşen karar, son kararın onanmasıyla, Ferhat Özmen yönünden de kesinleşti. Görünüşte biten dava, Kalpaksız Kuvva’i Milliyeci Uğur Mumcu’nun yakınları yönünden bitmemiştir. Davanın değişik aşamalarında söylediğimiz gibi, hâlâ bulunamayan Oğuz Demir, yargılanan Ferhat Özmen, Necdet Yüksel ve diğer faillerin cezalandırılması, dosyanın kapandığı anlamına gelmemelidir. Topluma olayın faili olarak sunulanlar değil, olayın arkasındaki gerçek failler ortaya çıkarılıncaya kadar bu dosya kapanmayacaktır. Kapanmamalıdır. Ne yazık ki, Uğur Mumcu cinayeti bütün bağlantılarıyla hâlâ aydınlatılamamıştır. Mahkemenin verdiği karar onansa bile, cinayete azmettirenler ortaya çıkmadığı sürece, dosya bizim açımızdan kapanmış sayılmayacaktır.”

“BU DEVLET KİMİN?”

Öte yandan her yıl “Adalet ve Demokrasi Haftası” adı altında 24-31 Ocak tarihlerinde düzenlenen etkinliklerle faili meçhul cinayetlere kurban giden aydınlar anılıyor. Bu yılki etkinliklerin başlığı ‘Bu Devlet Kimin?’ oldu. Pandemi koşullarında bu yıl etkinlikler internet üzerinden gerçekleştirilecek.

Gündem

Soylu ve Bahçeli kadın katilleri ve tecavüzcülerin ülkücü bağlantılarından rahatsız

Son dönemde Türkiye’yi sarsan kadın cinayetleri ve tecavüz olaylarındaki zanlıların ülkücü hareketle bağlantılı olması dikkat çekiyor. MHP’nin adının adi suçlarla karalanmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Bahçeli ise, peş peşe gelen tecavüz ve şiddet olaylarının faillerinin cezalandırılmasının yanı sıra olayların ‘tertip mi gerçek mi’ olduğunun araştırılmasını istedi. Bahçeli’nin çağrısı sonrası İçişleri Bakanlığı, bakan onayıyla 2 başmüfettiş görevlendirdi.

BOLD – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mesajında son günlerde artan kadına yönelik şiddet ve tecavüz olaylarının faillerinin MHP ve Ülkücü bağlantılarına değindi.

Samsun’un Canik ilçesinde boşandığı kadına şiddet uygulayan İbrahim Zarap’ın MHP’ye üye olurken çekilen fotoğrafı ve Aydın’ın Sultanhisar ilçesinde 92 yaşındaki Hanım Pınarlı’ya tecavüz edip, boğarak öldüren Aytu Çetin’in 3 hilal dövmesine atıfta bulunan Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi, lekesiz, gölgesiz ve şüphesiz ambleminin istismarına, adi bir suçlu vasıtasıyla karalanmasına asla göz yummayacaktır. Süreç nereye gidiyorsa oraya kadar götürülmeli, katil cezasını bulmalı, eğer varsa arkasındaki provokatörler deşifre edilmelidir” diye konuştu.

TERTİP Mİ GERÇEK Mİ?

Bahçeli’nin açıklamaları şöyle: “8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün hemen öncesinde ülkemizin farklı yerlerinde yaşanan şiddet ve cinayet vakaları insanım diyen herkesin kanını dondurmuştur. Suçsuz ve günahsız masum kadınlara yönelmiş hunhar saldırılar toplumsal huzur ve insanlık değerlerini hedef almıştır.

Samsun’un Canik ilçesinde, yanında küçücük kızı olmasına rağmen boşandığı eski eşi tarafından sokak ortasında hiç acımadan, hiç gözünün yaşına bakılmadan alçakça dövülen hanım kardeşimiz bizleri derinden yaralamıştır. Bu caniye zalimliğinin hesabı sonuna kadar sorulmalıdır.

Bir diğer sarsıcı olay ise Aydın’da görülmüştür. 92 yaşındaki bir kadına cinsel saldırıda bulunduktan hemen sonra boğarak öldüren bir katil Nazilli’de bir otel odasında yakalanmıştır. Bu cinayetin failinin en ağır cezaya çarptırılması insanlık onurunun bir gereğidir.

92 yaşındaki bir hanımefendinin ırzına ve hayat hakkına musallat olan canavarın gözaltına alındığı esnada, kameralara yansıyan bileğindeki üç hilal dövmesi ise dikkat çekmiştir. Bunun bir tertip mi yoksa gerçek mi olduğu bütün yönleriyle araştırılması hayati bir zorunluluktur.

Gerek güvenlik güçlerimiz, gerek adli makamlarımız, gerekse de Aydın il teşkilatımız üç hilalli dövmeyle afişe edilen cani hakkında ihtiyaç olan incelemeleri derinleştirmelidir. Bir kadına el uzatan, dil uzatan, kanına ve canına kast eden bir yaratığa tahammülümüz yoktur.”

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI MÜFETTİŞ GÖREVLENDİRDİ

Bahçelinin çağrısına İçişleri Bakanlığı olumlu yanıt verdi. Bakanlık konunun araştırılması için 2 başmüfettiş görevlendirdi. Yapışan yazılı açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Aydın’da, 92 yaşındaki bir kadının canice işlenen bir cinayet sonrasında hayatını kaybetmesinin ardından, failin adliyeye kelepçeli bir şekilde götürülmesi esnasında elindeki dövme görüntüsünün yansıması ile ilgili olarak herhangi bir ihmal ya da kasıt bulunup bulunmadığının soruşturulması için Bakan onayı ile bir Mülkiye Başmüfettişi ve bir Polis Başmüfettişi görevlendirilmiştir.”

MUSA ORHAN’IN ÜLKÜCÜ POZLARI KIZDIRDI

Son yıllarda kadına yönelik cinsel saldırı ve şiddet olaylarında faillerin ülkücü hareketle bağlantıları dikkat çekiyor. Siirt’te İpek Er adlı 18 yaşındaki genç kıza tecavüz ederek intiharına neden olan Uzman Çavuş Musa Orhan olayı kamuoyunun gündemini uzun süre meşgul etti. Olayın hemen ardından Orhan’ın ülkücü işareti ile verdiği pozlar sosyal medyada dolaşıma girdi. MHP ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu bu görüntüleri kullanan Habertürk kanallarına tepki gösterdi.

ALEYNA ÇAKIR’IN KATİLİ KORUNDU MU?

Ankara’daki evinde 3 Haziran 2020’de ölü bulunan Aleyna Çakır’a daha önce şiddet uygulayan ve Çakır’ın ailesi tarafından ‘cinayetle’ suçlanan Ümitcan Uygun’un MHP İlçe Merkezi’ndeki görüntüleri çok tartışıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, “Aleyna Çakır’ın intihar etmediği, Ümit Can Uygun tarafından öldürüldüğü, zanlının siyasi kimliğinden dolayı korunduğu iddia ediliyor” dedi. MHP’den iddialara yalanlama geldi.

Devlet ‘Loves Erdogan’

Okumaya devam et

Gündem

Devlet ‘Loves Erdogan’

ABD New York’taki Times Meydanı’ndaki ‘Stop Erdogan’ ilanına karşılık, AKP’li belediyelerin başlattığı ‘Love Erdoğan’ kampanyasına Devlet Demiryolları da katıldı. Kurum Marmaray’ı ‘Love Erdogan’ görselleriyle donattı.

BOLD – Geçen hafta ABD’nin New York kentindeki ünlü Times Meydanı’nda dev ekranlardan paylaşılan ‘Stop Erdoğan’ ilanı için önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ardından da AKP’liler harekete geçti. Başsavcılık ilan ile ilgili soruşturma başlatırken AKP’li sosyal medya hesapları ilana tepki olarak ‘Love Erdoğan’ etiketiyle gündem olmaya çalıştı. Kampanyaya AKP’li siyasetçiler de destek verdi. AKP’li belediyeler ise reklam panolarını bu ifadelerle donattı.

DEVLET KURUMUNDAN ‘LOVE ERDOGAN’A DESTEK

AKP’lilere bir destek de devlet kurumu Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’ndan (TCDD) geldi. Marmaray’da Bostancı durağında inenler, TCDD panosunda ‘Love Erdoğan’ görseliyle karşılaştı.

Sosyal medyadaki paylaşımlarla, ‘Love Erdogan’ görselinin başka duraklarda reklam panolarına yansıtıldığı ortaya çıktı.

Bir devlet kurumunun AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan için ‘Love Erdogan’ görselleri paylaşımına sosyal medya kullanıcıları tepki gösterdi. Erdoğan’ın halka zorla sevdirilmeye çalışıldığını söyleyen bir vatandaş: “Vatandaş artık nefret eder duruma geldi.. Çözümü ilanlar da arıyorlar” ifadelerini kullandı.

TÜKENİŞ DÖNEMİ

Bir başka sosyal medya kullanıcısı ise, “Tükeniş dönemini yaşayan AKP, çareyi Marmaray’a ‘Love Erdoğan’ yazmakta buldu” yazdı.

İşte kadın kanıyla yazılan AKP tarihi

Okumaya devam et

Gündem

Kaşıkçı cinayeti belgesel oldu

İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürülen Cemal Kaşıkçı cinayeti belgesele konu oldu. Oscar ödüllü yönetmen Bryan Fogel tarafından hazırlanan “The Dissident” (Muhalif)  Türkiye, Kanada ve ABD’de çekildi.

BOLD – İstanbul’un göbeğinde gerçekleşen ve tüm dünyanın tepkisini çeken Cemal Kaşıkçı cinayetinin belgeseli çekildi. Bryan Fogel’in çektiği belgeselde Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz, o dönemde İstanbul Cumhuriyet Basavcısı İrfan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi Başkanı Fahrettin Altun konuştu.

Cumhuriyet’ten Emrah Kolukısa’nın haberine göre 2 Ekim 2018’de İstanbul’daki Suudi Arabistan konsolosluğuna gelen Cemal Kaşıkçı nişanlısı Hatice Cengiz ile evlenmek için gereken işlemleri yapmak niyetiyle içeri girdi ama dışarı asla çıkmadı. Nişanlısı onu dışarıda bekliyordu ve onun gelmediği her dakika içindeki endişeyi büyütüyordu. Saat 13.00 civarında içeri giren ama 12 saat geçtiği halde dışarı çıkmayan Cemal Kaşıkçı önce ‘kayıp’ notuyla düştü dünya basınına. Ardından öldürüldüğü kanaati yaygınlaştı ve vaka bir cinayet soruşturmasına evrildi. İşte “The Dissident” (Muhalif) adlı belgesel bu olaya ışık tutmaya çalışıyor ve Cemal Kaşıkçı’nın neden, kim ya da kimler tarafından katledildiğini araştırıyor.

Suikastin emrini verdiği düşünülen Suudi Prensi Muhammed Bin Salman (solda) ve Cemal Kaşıkçı.

GÜVEN KAZANMAK İÇİN 7 AY İSTANBUL’DA YAŞADI

2017’de spordaki en büyük doping skandallarından birinin perde arkasını anlatan Icarus” adlı belgeseliyle En İyi Belgesel dalında Oscar kazanan Bryan Fogel ocak ayında The Hollywood Reporter’a verdiği söyleşide suikast haberini duyduğu güne kadar Cemal Kaşıkçı hakkında pek bir şey bilmediğini itiraf ediyor.

Belki de bu yüzden, filmde Kaşıkçı’nın kim olduğu, neden Suudi Arabistan’da istenmediği ve hayatının bilinmeyenleri üzerine özellikle dikkatle eğilmiş. Fogel’in film için görüştüğü kişiler arasında özellikle nişanlısı Hatice Cengiz ve Kanada’da yaşayan muhalif aktivist Ömer Abdulaziz belgeselin üzerinde durduğu önemli sac ayaklarını oluşturuyor. Ayrıca suikastı araştıran savcı İrfan Fidan başta olmak üzere, olay yerini inceleyen ekibin başındaki adli polis Recep Kılıç, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve Fahrettin Altun gibi isimler de yönetmenin söylediğine göre, sadece bu film için kamera karşısına geçerek açıklamalarda bulunmuşlar. Fogel 2019’da yaklaşık 7 ay boyunca İstanbul’da yaşadığını ve ilk haftalar sırf Hatice Cengiz’in ve Türkiye’de görüştüğü diğer isimlerin güvenini kazanmak için toplantı üzerine toplantı yaptığını da ekliyor.

KRALİYAT AİLESİNDEKİ ÇALKANTILARA DEĞİNİYOR

Suudi Arabistan’ın yakın tarihini de özetleyen “The Dissident” özellikle kraliyet ailesinde son dönemde yaşanan çalkantılara eğiliyor ve son kral Salman’ın oğlu Prens Muhammed Bin Salman’ın (genellikle MBS olarak anılıyor) aile içindeki rakiplerini nasıl saf dışı bıraktığını anlatıyor. Zaten uzun yıllar kraliyet ailesiyle yakın ilişkileri olan gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın persona non grata ilan edilmesi de bu döneme rastlıyor zira dünyanın en prestijli basın organlarından The Washington Post gazetesi için çalışan Kaşıkçı olan biteni yazmaya başlıyor ve bir anda Suddi Arabistan rejimine muhalif düşerek ‘hain’ ilan ediliyor.

İRFAN FİDAN CİNAYETİN AYRINTILARINI ANLATIYOR

Gazetecilerin hain, hatta terörist ilan edilmesi bizde de sık rastlanan bir durum malumunuz (gerçi sadece gazeteciler değil, öğrencilerden tutun da soğan üreticilerine kadar herkes terörist) ama insan hakları çerçevesinden bakıldığında batıda bu durumun mantıkla izah edilmesi çok kolay değil elbette. Öte yandan Fogel’in odaklandığı nokta da son derece yerinde, zira sonuçta Kaşıkçı akıl almaz bir vahşet sonucu (bu bölüm elbette görüntülenmiş değil ama İrfan Fidan’ın ağzından aktarılan ayrıntıları dinlemek bile insanın kanını donduruyor cidden) öldürülüyorsa bunun sebepleri işte bu Suudi rejimine olan muhalif çıkışları yüzünden oluyor.

Bryan Fogel’in Kanada’da konuştuğu Ömer Abdülaziz ise uzakta olsa da sürecin yakın tanıklarından. Siyasi sığınmacı olarak Kanada’ya yerleşen ve zaman içinde Kaşıkçı ile dost olan Abdülaziz suikaste giden yolda yaşananlara dair ilginç ayrıntılar anlatıyor. Örneğin sosyal medyada Suudi kraliyet ailesi için çalışan trol ordusuyla giriştikleri mücadele… Trolleri ‘sinekler’ diye tanımlayan (‘Ne zaman bir paylaşım yapılsa sinekler gibi üşüşüyorlardı’) Abdülaziz buna karşı kendilerinin ‘arılar’ diye bir karşıt oluşum kurduklarını ve sosyal medyayı adeta bir savaş alanına çevirdiklerini söylüyor.

Arap Baharı’na kadar uzanan ve Suudi kraliyet ailesinin Arap coğrafyasındaki halk hareketlenmesini durdurmaya yönelik karşı devrimci politikalarını eleştiren Kaşıkçı’nın (ilk önemli kopuşlardan biri) sosyal medyadaki mücadelesinin zaman içinde geldiği noktayı özetleyen Abdülaziz’in anlattıkları suikastin sebeplerini anlamak açısından bir hayli önemli elbette. Film bir yandan da The Washington Post’un sahibi, Amazon’un da kurucusu Jeff Bezos (ki Bezos’un telefonlarının dinlendiğine dair ciddi şüpheler de var bu dönemde, muhtemelen Suudiler tarafından) ve dönemin ABD Başkanı Donald Trump üzerinden ABD’deki farklı tavırları da gözler önüne seriyor. Bezos’un suikastin birinci yılında İstanbul’daki anmaya katılarak yaptığı konuşmanın görüntülerini de -başka birçok haber görüntüsünün yanında- filme dahil etmiş Fogel. Belgeselde kullanılan haber görüntüleri arasında Erdoğan’ın kimi açıklamaları da var.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0