Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Tayyip Erdoğan’ın Bip’ine psikolojik analiz yeteneği eklendi

Türkiye’de kamu personeli için kullanılması zorunlu hale getirilen ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da resmen tavsiye ettiği ‘Bip’ mesajlaşma uygulaması, kullanıcıların mesajlarını inceleyerek anlık psikolojilerini analiz eden bir eklenti için patent başvurusu yaptı.

BOLD – WhatsApp’ın Gizlilik Sözleşmesi güncellemesi nedeniyle oluşan belirsizlik sonrası Türkiye’de hükumet tarafından “Bip” isimli mesajlaşma uygulamasının kullanılması tavsiye edildi. Cumhurbaşkanlığı hesabından Erdoğan’ın Bip kullanmaya başladığı duyuruldu. Bip, kamunun hakim ortağı olduğu Turkcell GSM operatörüne ait. Ardından kamu kuruluşları, çalışanlarına resmi yazıyla, görevleriyle ilgili gruplarda Bip kullanmaları yönünde talimat verdi. İlk olarak Cumhurbaşkanlığına bağlı kurumlar haberleşme gruplarını Bip’e taşıdılar, ardından Milli Savunma Bakanlığı’nın da BiP uygulamasına geçeceği duyuruldu. Öyle ki, öğretmen ve öğrenciler arasında daha çok pandemi döneminde kullanılan Whatsapp gruplarının da kapatılıp Bip’e geçilmesi yönünde resmi yazı gönderildi okullara.

Bip uygulaması, Whatsapp, Telegram ve Signal’le karşılaştırıldığında en çok kişisel veri toplayan uygulama olarak dikkat çekiyor. Bip’i indirenler ayrıca tüm bu verilerin devletle paylaşılabileceğini de kabul etmiş oluyorlar. Ancak Bip, daha ileri bir adım attı ve kullanıcıların psikolojik durumlarını, mesajlaşmaları yoluyla tespit edebilecek bir yazılım geliştirdi.

Bip’in sahibi konumundaki Turkcell şirketi, Türk Patent ve Marka Kurumu’na “Psikolojik durum analiz sistemi” ismini verdiği yazılımla ilgili patent başvurusu yaptı. Güvenlik alanıyla ilgili bilgiler veren Webtekno web sayfasının analizine göre Turkcell söz konusu patent başvurusu, Bip’in kişisel yazışmaları açık şekilde analiz edebileceğini gösteriyor. Bu durum da Bip’in tüm kişisel yazışmaları gördüğü anlamını taşıyor.

Patent başvurusunda şu ifadeler yer alıyor:

“Bu buluş, kullanıcıların mobil cihazları üzerinde kullandıkları mesajlaşma uygulamasındaki yazışmalardan doğal dil işleme ile duygu durumunun belirlenmesine ve belirlenen duygu durumuna göre kullanıcıya müzik önerisinde bulunulmasına imkan sağlayan bir sistem ile ilgilidir.”

HÜKUMET DİNLEME VE İZLEME YETKİSİNİ SÜREKLİ GENİŞLETİYOR

Türkiye’de son yıllarda dinleme ve izleme yetkisi her geçen gün genişletiliyor. Erdoğan’ın ilk adımı Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) yetkilerini genişletmek oldu. 2014’te MİT’e, hâkim kararı olmaksızın yurtdışında bulunan vatandaş olsun olmasın herkesi, yurtiçindeki tüm yabancıları ve ankesörlü telefonla görüşen herkesi dinleme yetkisi verdi. Muhalefet bu yetkiyi Anayasa Mahkemesine götürdü. Mahkeme Başkanı Zühtü Aslan “bu yetki polis devleti doğurur” demesine rağmen mahkeme oy çokluğuyla yasayı iptal etmedi. Mahkeme Başkanı Aslan muhalefet şerhinde, “Bu polis devleti uygulamasına yol açar. Demokrasiyi yok etme potansiyeli taşır” değerlendirmesi yaptı.

MİT’in yetkilerinin genişletilmesinin ardından, telefon dinlenmesi, teknik takip kararları, gizli soruşturmalarla ilgili yasalar değiştirildi. 2016’da Kanun Hükmünde Kararnameyle, dinlemeler hakim kararı olmaksızın sadece savcıların talimatıyla mümkün hale geldi.

İNTERNET TRAFİĞİNİ İZLEME YETKİSİ

Erdoğan Hükumeti’nin ikinci adımı internet trafiğine yönelik oldu. 2017 yılındaki düzenlemede de hakim kararını by-pass edecek şekilde yapıldı. Polise ve MİT’e internete ve abonelere ilişkin bilgilere mahkeme kararı olmaksızın erişme yetkisi verildi. İnternet operatörleri, servis sağlayıcılar ve server firmaları mahkeme kararı olmadan her türlü internet veri trafiğini polise açmak zorunda bırakıldı.

KAMU ÇALIŞANLARINA WHATSAPP YASAĞI

Bu adımların ardından muhalif kesimler başta olmak üzere hemen herkes Whatsapp kullanmaya başladı. Telefon görüşmelerinde GSM şebekeleri neredeyse hiç kullanılmamaya başlandı. Anamuhalefet Partisi Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu telefonunun dinlendiğini defalarca açıkladı. Kamu kurumları da kendi içlerindeki iletişimi Whatsapp üzerinden sürdürmeye başladı. Ancak son adımla kamu personeli Bip kullanmaya zorlanıyor.

Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi, kamu kurumlarının bilişim sistemlerindeki güvenlik risklerinin minimuma indirilmesini gerekçe göstererek, “Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi” yayınladı. Kamu çalışanlarına yabancı mesajlaşma uygulamaları yasağı geldi ve kurumsal işlemlerde yerli mesajlaşma uygulamalarının kullanılması zorunluluk haline getirildi.

Gündem

Anne ve babası tutuklu olan çocuklarla ilgili dikkat çeken uyarı

KHK’lı akademisyen Yasemin Ceylan, anne ve babası dini sebeplerle cezaevlerinde olan gençlerde inançsızlığın baş gösterdiğini ve beş yıl sonunda bazılarının intihar etmeye başladığını söyledi.

BOLD – Anadolu Üniversitesi’nden ihraç edilen sosyolog Yasemin Ceylan, annesi ve babası cezaevinde olan çocuklarda intihar eğiliminin arttığını söyledi. Beş yıldır anne-baba yolu gözleyen gençlerde inançsızlığın da ciddi bir şekilde baş gösterdiğini belirten Ceylan, “Çünkü bu çocuklar belli bir dindar çevreden geliyor. Aileleri dini gerekçelerle cezaevinde. Mesela suç gerekçelerinden biri dershanedeki öğretmenin dershane sonrasında Kuran-ı Kerim öğretmesi. Bunu gören çocuklar dinden soğuyor” dedi.

TV 5’te yayınlanan Mustafa Mehdigil’in sunduğu Haber Merkezi programının konuk olan Ceylan, “Öyle bir cendereye sokulmuş durumdayız ki, hiçbir noktadan nefes almamıza izin verilmiyor. O kadar sistematik bir işkence var ki ne tarafından tutup hangisine üzüleceğimizi bilmiyoruz.” diye konuştu.

“OĞLUM HALA PSİKOLOJİK TEDAVİ GÖRÜYOR”

Kendisinin ve ailesinin de bu hukuksuzluklardan etkilendiğini ifade eden Ceylan, 8 Mart 2017’de gözaltına alındı. Bir hafta nezarette kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Ceylan’ın dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

7 ve 3,5 yaşındaki iki çocuğu olduğunu söyleyen Ceylan, büyük oğluna Diyanet’in okulunda kendisi KHK’lı olduğu için mobing yapıldığını söyledi. Ceylan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eşim de 5,5 ay hapis yattı. Ben o sırada doğum yapmak üzereydim. O süreci hapishanelerde geçirdim, yüksek düşük riskiyle beraber. Feci bir hamilelik süreci yaşadım. Keza çocuğum ‘babam niye burada’ diye demirleri yumrukluyordu, bir çocuğa bunu nasıl açıklayabilirsiniz. O zaman 2,5 yaşındaydı. Hala psikolojik tedavi görüyor. Hala kaygı duyuyor. ‘Ya babamı bir sabah gelip alırlarsa’ diye. Oğlumu Diyanet’in sübyan mektebine gönderiyordum. Öğretmeni benim ihraç bir akademisyen olduğumu öğrenince çocuğuma mobing uygulayıp gitmesini sağladı. İstemiyoruz çocuğunuzu, dediler.”

6 aylık hamile tutuklu Arzu Nur Özkan: Her gün acile gidiyorum, tansiyonum 20!

Okumaya devam et

Gündem

“Ümit Dündar, askeri öğrencilerin infaz edilmesine göz yumdu”

15 Temmuz gecesi, 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar ile yakın çalışan bir subay konuştu: “Dündar o gece köprünün dibindeydi. Halkın askerleri infaz etmesine göz yumdu.”

BOLD – 15 Temmuz gecesi Boğaziçi Köprüsü’nde darbe girişimini durdurmak için mücadele verdiğini söyleyen ve adının açıklanmasını istemeyen bir ihraç asker önemli açıklamalarda bulundu. Kronos’a konuşan ihraç albay, o dönemde İstanbul’da görev yaptığını ve 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar’la yakın çalıştığını söyledi.

“YAŞANANLARI NORMAL BİR VATANDAŞ GİBİ İZLEDİ”

O gece İstanbul’un en yetkili komutanı 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar paşanın olduğu belirten ihraç albay, “Şayet birileri köprüye ya da başka yere çıkmışsa bunu tek bir emirle geri getirebilirdi. Ama Ümit Dündar’la ilgili gecede çok karanlık noktalar var. Askerlerin birliklerine geri dönmeleri için hiçbir şey yapmamıştır. Tam aksine Boğaziçi Köprüsü’ne siyah sivil bir araçla gelmiş, yaşananları normal bir vatandaş gibi izlemiştir. Sonra da köprünün dibinde halkın askeri infaz etmesine göz yummuştur.” dedi.

15 Temmuz gecesi Orgeneral Ümit Dündar ile hem köprüde hem de köprünün ayağında aracında beklerken birkaç kez görüştüğünü kaydeden ihraç albay, buna karşın dönemin 1. Ordu Komutanı’nın kılını bir kıpırdatmadığını söyledi. “Komutanım bir emrinizle çocukları birliklerine geri gönderirsiniz. Aksi halde bu halk çocukları infaz edecek.” dediğini kaydeden albay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki Ümit Paşa, askerlerin halkın ayakları altında ezilmesine göz yumdu. Oralı dahi olmadı. ‘Hangi akılla darbe yapmaya kalkıştılar. Hesabını versinler paralel köpekler’ ifadesini kullandı. Ben ilk defa o zaman ‘fetö’ ve ‘paralel darbe’ ifadesini duydum.”

15 Temmuz gecesi kendisine bağlı birliklerden bir tek askerin sokağa çıkmadığını ve hiçbir faaliyetinin olmadığına dikkat çeken ihraç albay, buna rağmen ‘darbeye teşebbüs’ suçlamasıyla bir dönem tutuklu kaldığını belirtti. İhraç albay, görev yaptığı dönemde yazılı ya da sözlü olarak tarafına darbeye yönelik hiçbir çağrı yapıldığının altını çizdi.

“BİZLER DE ÇOK ŞAŞIRDIK”

İhraç albay, eski İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ın da darbe girişiminden haberdar olduğu imasında bulundu. O gece Çalışkan ile Ümit Dündar paşanın ile birlikte hareket ettikleri yönünde kendisinde bir intiba oluştuğunu söyleyen ihraç albay sözlerini şöyle noktaladı: “Bizler sivil halk ile asker arasında çevik kuvvet ekiplerini yerleştirdik. Sonra da askerleri ikna ettik. O çocuklar silahlarını indirdi. Kendilerini 1. Ordu Komutanlığı İnzibat ekiplerine teslim edecektik. Bu konuda Mustafa Çalışkan ve ekibiyle anlaştık. Ne hikmetse Çalışkan bir anda elindeki hoparlörden ‘çevik çekil’ şeklinde talimat verdi. Bizler de çok şaşırdık. Bir anda kızgın halkla askerler karşı karşıya geldi. Elinde kesici aletler olan sarıklı cübbeli tipler askerlerin arasına daldı. Bazı çocuklar gözlerimizin önünde infaz edildi. Bizler bir şey yapamadık. O çocukların acısını buralarda hala yaşıyorum.”

“BİR MİT MENSUBU VE İKİ GAZETECİ ARADI”

Adının açıklanmasını istemeyen ihraç tümgeneral de bazı askerlerin Boğaziçi Köprüsü’ne tankla çıkmasının ardından hükümete yakın bir ismin kendisini aradığını, darbeyi reddettiği ve hükümetin yanında yer aldığı yönünde basına demeç vermesini söylediğini belirtti. İhraç tümgeneral, yaşadıklarını şöyle özetledi:

“Ben kendisine izinli olduğumu, olayları basından duyduğumu aktardım. Konuya vakıf olmadığım için üstlerimden bilgi alıp değerlendireceğimi belirttim. Sonra beni birazdan bir MİT mensubu ile iki gazetecinin de arayacağını söyledi. Telefonu kapattıktan sonra Dündar paşayı aradım. Ne yazık ki telefonuma çıkmadı. Telefonlarıma çıkmayan Dündar Paşa ne hikmettir ki, başkaları ile sivil aracında uzun uzun görüşmeler yapıyormuş. Hem de görüşme yaparken yanına da kimseyi yaklaştırmıyormuş.”

İhraç tümgeneralin verdiği bilgilere göre hükümete yakın kişinin telefonu kapatmasının hemen ardından üst düzey bir MİT mensubu kendisini aradı. Darbeye karşı olduğunu açıkça beyan etmesi telkininde bulundu. Aksi durumda darbenin bastırılmasından sonra mağdur olabileceği mesajını verdi. Tanıdığı iki gazetecinin de kendisinin selamıyla arayacağını söyledi. ,

MİT mensubu ile yaptığı görüşmenin ardından telefonu kapattı. MİT mensubundan sonra iki gazeteci peşi sıra aradı. Ümit Dündar paşaya ulaşamadığı için gelen çağrılara yanıt verdi. Darbenin karşısında olduğunu ifade etti. Ancak 15 Temmuz’un ardından, darbeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklandı. Bu dönemde gözaltı ve tutuklanma aşamasında insanlık dışı muamelelere maruz kaldı. Birkaç yıl tutuklu kaldı. Halen TSK’da etkin pozisyonda bulunan bazı komutanların, “fetöcü değil” şeklindeki bilgilendirmeleri üzerine tahliye edildi.

Adil Öksüz videosu neden 5 yıl sonra servis edildi?

Okumaya devam et

Gündem

Time to Help’ten iyilik kervanı: 500 noktada kurban eti dağıtıldı

İnsani yardım kuruluşu “Time to Help” başta Afrika ülkeleri olmak üzere 16 ülkede, 500 farklı noktada kurban eti dağıttı.

BOLD – Time to Help’in Almanya şubesi bu yılki Kurban Bayramı’nda on binlerce ailenin yüzünü güldürdü. Dernek gönüllüleri, Kenya’dan Uganda’ya, Nijerya’dan Tanzanya’ya, Yemen’den Filipinler’e, Pakistan’dan Etiyopya’ya birçok ülkede mağdur insanlara umut oldu.

Kurban dağıtımı başta Afrika ülkeleri olmak üzere 16 ülkede yapıldı. Time to Help Almanya, 500’e yakın noktada yapılan kurban dağıtımını, bu ülkelerde bulunan partner kuruluşlar ile gerçekleştirdi. Önce vekaletler verildi, ardından tekbirler eşliğinde kesim yapıldı. Özenle paketlenen kurban etleri, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere araçlara yüklendi.

Kara ulaşımı mümkün olmayan bazı köylere teknelerle kurban eti götürüldü. İyilik kervanına çoğu farklı ülkelerden gelen 2 bine yakın gönüllü katıldı. Binlerce kilometre uzaktan mağdur coğrafyalara giden gönüllüler, yardımları en ücra köylere kadar ulaştırdı.

YILDA 1 KEZ ET YİYORLAR

Almanya’da bir kişi yılda ortalama 90 kilogram et tüketirken, bu oran Afrika ülkelerinde yıllık 10 kilograma düşüyor. Bu rakamlar ülkede yaşayan bütün insanların ortalaması. Yine istatistiklere göre gelir seviyesi düşük olan insanlar bir yılda 1-2 kg et ya yiyorlar ya da hiç yiyemiyorlar.

Yılda sadece bir kez et yiyebilen on binlerce insan olduğunu belirten Time to Help görevlileri, bu yüzden Kurban Bayramı’nın bu insanlar için çok daha değerli olduğuna dikkat çekiyor. Time to Help Almanya yetkilileri, bu yılki Kurban Kampanyası’nda hedeflenenden çok daha fazla kişiye yardım ulaştırdıklarını belirtti.

Almanya başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden gönderilen kurbanlar, yüzlerde tebessüm oldu. Yardım eli uzatılan binlerce ailenin sofrası bereketlendi, hanesi neşelendi.

Okumaya devam et

Popular

Shares