Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Yüksel Direnişçileri şarkı notalarında

Sanatçı Suvari Öztürk, stüdyoya bu sefer Yüksel Direnişçileri için girdi. ‘Yüksel Caddesi’ isimli yeni parçasını seslendiren Suvari’ye, Ercan Aydın, Defne Halman, Orhan Aydın ve Ahmet Bozkuş eşlik etti.

BOLD ÖZEL – ‘Yüksel Direnişçileri‘ olarak bilinen KHK mağdurları Acun Karadağ, Alev Şahin, Nazan Bozkurt ve Mehmet Dersulu ‘Yüksel Caddesi’ şarkısına ilham kaynağı oldu. Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerini, notalara döken Suvari Öztürk yeni eserini ‘Yüksel Direnişçileri’ne ithaf etti.

TANINMIŞ İSİMLER DESTEK VERDİ

Sanatçı Suvari ‘Yüksel Caddesi’ isimli eserini, Ercan Aydın, Defne Halman Orhan Aydın ve Ahmet Bozkuş ile birlikte seslendirdi. Ses teknisyeni ve sanatçı Salih Ilısu teknik destek verdi. Suvari, “Gönlü güzel insanlarla bu işi yaptık… Burada küçük çalışma odamdan yükseltmeye çalıştığım bir sesin yankısının Amerika’da bir köşeden gelmesi, Türkiye’den bir iki köşeden, Almanya’dan bir yankısının gelmesi çok büyük bir mutluluk, bir şeref benim için. Ben bu şarkıyı Acun Karadağ şahsında Yüksel Direnişçileri’ne ithafen yaptım ama bu o insanların güzelliği” dedi.

KHK’LI ACUN KARADAĞ İLHAM OLDU

KHK’lı öğretmen Acun Karadağ’ın gözaltına alınması sanatçı ve müzisyen Suvari Öztürk’ü derinden üzdü.  “Adil Yargılanma” talebi ile başlattığı ölüm orucunun 297. gününde hayatını kaybeden Mustafa Koçak anısına, Acun Karadağ ile yaptıkları düete de değinen Suvari, “Ben gözaltı kararını öğrendiğim anda kalbime batan oku, o anki iç çekişimi ifade edemem. Ender iç çekişlerimden biridir o. İçime bir sızı düştü. Sanki annem, sanki ablam, kardeşim zarar görmüş gibi onu almışlar gibi… Ve ben o acıyı bugüne kadar hep hissettim içimde. Uykularımı kaçırdığı oldu. Bu şarkının sancısını 6 ay boyunca hep hissettim. Hep taşıdım. Zihnimde, kalbimde onun yorgunluğunu, acısını hep taşıdım. Dolayısıyla 6 aydır içimde mayalanmaya bıraktığım bir eser bu” ifadelerine yer verdi.

Sanatçı Suvari, şarkıyı yapma sebebini “Ben bugün Yüksel Direnişi’ne baktığımda orayı aydınlığın, özgürlüğün, doğruluğun, insanlığın, insanlık onurunun ve direnişin bir yeri olarak görüyorum. Acun Karadağ şahsında diğer arkadaşları da bu bahsettiğim değerlerin vücut bulmuş birer hali olarak değerlendiriyorum. Ben bu şarkıyı yaparken bu duygu ve düşüncelerle yaptım. O insanların meşru direnişine bir imza atabilme, bir ses, bir nefes olabilme adına böyle bir şarkı yaptım.“ sözleriyle anlattı.

“ÖTEKİLEŞTİRİLMİŞLERİN RESMİNİ ÇİZDİM”

Duygularını samimi bir şekilde sözlere dökmeyi sevdiğini ifade eden Suvari Öztürk,“ İnsanlığı, insanlık onurunu hayatında en önemli değer olarak gören, emeği, üretimi en güzel değer olarak gören insanların kesinlikle zulme, haksızlığa, adaletsizliğe maruz kalmamaları gerektiği inancındayım ben. Dolayısıyla bunu bu şarkımda bir kez daha ifade etmek istedim. Bugün zulüm gören, bugün baskı altında yaşayan, bugün ötekileştirilen insanların farkında olmadan ben ruhlarının bir resmini çizdim.” dedi.

“TÜRKİYE’DEKİ BU ACI TEK BİR MAHALLEYİ SARAN ACI DEĞİL“

‘Görmez oldu‘, ‘Feridun‘, ‘Enkaz‘ ’13 Gece’ ve daha birçok parçayı yazan ve seslendiren Suvari Öztürk Türkiye’de yaşananların kendisini derinden yaraladığını ifade etti. Birçok parçasının ya çocuklara, ya işkence görmüş insanlara ya da bölünmüşlüğe işaret ettiğini söyledi. Suvari, “ Masum insanların hiç yoktan gözaltına alınmaları, işkence görmeleri, tutuklanmaları, öldürülmeleri, kaybedilmeleri, kaçırılmaları… Bu kabul edilebilecek bir durum değil. İnsanlığa ve insanlık onuruna çok ters, hiçbir şekilde vicdanla, akılla, mantıkla örtüşmeyecek olaylar bunlar. Ben müziğimle birkaç yıldır buna tepkimi çok net bir şekilde koymaya çalışan birisiyim“ dedi.

Kendi imkanları ile müzik çalışmalarına devam ettiğini ifade eden Suvari Öztürk, süreç geçtiğinde vicdanında rahatlığı hissetmek, mağdurların, mazlumların yüzlerine bakabilmek istediğini belirtti. Sanatçı sözlerine şöyle devam etti: “Anneler ağlıyor bugün. Annelerin çocukları boğularak ölüyor. İşkenceyle ölüyor. Kayboluyor da ölüyor. Cumartesi annelerini düşünün mesela. Bugün bebekleriyle beraber 1000’e yakın hapis yatan gencecik anneleri düşünün. Tamamı bunun aşağılık bir insanlık dramıdır. Bir değil ki olay en acısını seçelim. Her yerde bir acı var. Ve bu acı tek bir mahalleyi de saran bir acı değil.“

Yüksel Direnişçileri‘nin en son çıktıkları mahkemede Acun Karadağ tahliye edilirken, 3 kişinin tutukluluğuna devam kararı verildi. Yeni eserini duruşma günü kendi Youtube kanalında yayına veren Suvari, “Acun Hoca tahliye oldu ama içimizdeki sevinç buruk. “ diyerek tahliye edilmeyen isimler için üzüldüğünü söyledi.

BOLD ÖZEL

4 yıldır tutuklu olan esnaf Kenan Özcan hapiste hayatını kaybetti

Dört gün önce hastaneye kaldırılmasına rağmen ailesine haber verilmeyen esnaf Kenan Özcan önceki gün cezaevinde hayatını kaybetti. Ölüm nedeni ailesine hala söylenmeyen Özcan, 4.5 yıldır tutukluydu.

BOLD ÖZEL – Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklu olan Kenan Özcan önceki sabah hapiste vefat etti. İzmir Şakran Cezaevinde 4 yıl kaldıktan sonra bu yıl başında Afyonkarahisar Bolvadin Cezaevine sevk edilen Özcan 4 gün önce hastaneye kaldırılmıştı. Hastaneye kaldırıldığında ailesine bilgi verilmeyen Özcan’ın ölüm nedeni de otopsi yapılmasına rağmen açıklanmadı. Özcan’ın kalp krizi nedeniyle ya da beyninde kan pıhtısı oluştuğu için öldüğüne dair farklı görüşler belirtiliyor.

“YAPILAN HAKSIZLIK BİTMİYOR NE YAZIK Kİ”

Özcan’ın vefat haberini Twitter hesabından duyuran yeğeni Ayşe Özcan, “Amcam Kenan Özcan 4 gün önce hastaneye kaldırılmış ama haber verilmedi. Dün sabah vefat haberini aldık. Otopsi yapılmış olmasına rağmen ölüm sebebi de saati de hâlâ net değil. Bu yüzden İzmir’de hastaneler kabul etmiyor. Yapılan haksızlık bitmiyor ne yazık ki. Dualarınıza talibiz.” dedi. 

En son İzmir Tepecik Hastanesi’nin kabul ettiği 66 yaşındaki Özcan’ın cenazesinin bugün defnedileceği öğrenildi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Yedi haftalık bebeğini hapiste kaybeden kanser hastası Gülden Aşık yine tutuklandı

Üç ay kaldığı Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden Gülden Aşık, 15 Eylül’de tutuklandı. Cezaevindeyken ilk biyopsisi yapılan üç çocuk annesi Aşık, iki yıldır tiroid kanseriyle mücadele ediyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

İki yıl önce Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden ve tahliye edildikten çok kısa bir süre sonra tiroid kanseri teşhisi konulan Gülden Aşık, 15 Eylül’de Edirne’de yine tutuklandı. Edirne Cezaevine konulan Aşık’ın kanser belirtileri daha önceki tutukluluk sürecinde ortaya çıkmış, ilk biyopsisi tahliye edilmeden 4 gün önce yapılmıştı.

Cezaevinde yaşadığı ağır travmanın etkisi henüz geçmemişken kanser olduğunu öğrenen Aşık, iki yıldır hastane hastane geziyordu. Doktor ameliyat olması gerektiğini söyledi. Ancak ses tellerini kaybedebileceği riskli bir ameliyattı. Aşık’ın tedavi çabaları tutuklanmasıyla birlikte yarım kaldı.

“BENİM YAVRUM KANIM CANIM, ONLAR İÇİN ÇÖPTÜ”

12, 11, 8 yaşlarında üç çocuk sahibi olan ev hanımı Gülden Aşık, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 10 Nisan 2019’da Bandırma’da gözaltına alındı. 2 gün sonra tutuklanıp Bandırma M Tipi Cezaevine konuldu. Bylock kullandığı iddiasıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak 26 Şubat 2020’de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Aşık’ın dosyası İstinaf Mahkemesi’nde bulunuyor.

Hapse girdiğinde hamile olduğunu öğrenen Aşık, 1 Haziran 2019’da bebeği 10 haftalıkken düşük yaptı. Ancak otopsi sonucunda bebeğin 7 haftalık 5 günlükken kalbi durduğu ortaya çıktı. Karnında ölü bebekle hapiste 3 hafta yaşayan Gülden Aşık, kürtajdan 1 gün sonra taburcu edilip tekrar hapse gönderildi.

Bebeğini kaybettikten sonra eşine 19 sayfalık bir mektup yazan Aşık, gardiyanların doğmamış çocuğuna çöp muamelesi yaptığını kaleme almıştı. Bold Medya’nın yayınladığı mektupta geçen Aşık’ın “Benim yavrum canım kanım, onlar için çöptü” cümlesi ise akıllara kazınmıştı.

“BEN TERÖRİST DEĞİLİM, ELİMİ KELEPÇELEMEYİN”

Narkozun etkisiyle “Ben terörist değilim, elimi kelepçelemeyin… Bebeğimi öldürdüler” diye sayıklayan Aşık, bir gardiyan ve komutan arasında geçen konuşmayı şöyle yazmıştı: “Komutan nöbeti yeni aldığından ‘bayanın bebeği ölmüş vs’ diye beni soruyor. Memure hanım ‘abi küçük ya daha 7-8 haftalık çöp yani çöp işte…’ gibi bu minvalde cümleler kurdu. Az ileride ben duyuyorum. Benim kaybım başkasının dilinde çöp. İçim yandı, kalbim sızladı, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Benim yavrum çöp, kanım canım çöp… Ve aynı memure birkaç dakika sonra hasta bakıcı gelmediği için evde çocuğum beni bekliyor diye isyan etti. Ben de içim boş, kalbim kırık, boynum bükük, yanımda bir çöp poşetinde eşyalarımla öylece oturdum ve yandım.”

10 Haziran 2019’da tahliye edilen Gülden Aşık’a birkaç gün sonra tiroid kanseri teşhisi konuldu. Gülden Aşık cezaevinde maruz kaldığı hak ihlallerini tahliye olduktan sonra Bold Medya‘ya verdiği özel röportajda anlatmıştı.

“Karnımda ölü bebekle cezaevinde 3 hafta yaşadım”

 

Bebeğini kaybeden tutuklu anne: “Benim yavrum, kanım, canım onlar için çöptü”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Organlarıyla 5 kişinin hayatını kurtaran hakim Nurfer Akgül’e ‘KHK’ sansürü

Beyin kanaması sonucu 2 Eylül’de hayatını kaybeden KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi Nurfer Akgül, bağışladığı organlarla 5 kişiye hayat oldu. Akgül’ün ölümünü 1. sayfasından duyuran Hürriyet başta olmak üzere iktidar medyası ve internet siteleri KHK’lı hakim olduğunu yazmadı. “Hukukçu” demekle yetindiler.

BOLD ÖZEL – Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 15 Kasım 2016’da aldığı kararla Yargıtay tetkik hakimliğinden ihraç edilen Nurfer Akgül 2 Eylül’de geçirdiği beyin kanaması sonucunda 38 yaşında hayatını kaybetti. Üç yıl önce organlarını bağışlayan Akgül’ün kalbi, akciğeri, karaciğeri ve iki böbreği başka insanlara nakledildi.

İHRAÇTAN SONRA İKİ ÜNİVERSİTE OKUDU

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Nurfer Akgül, ihraç olduktan sonra bilişim hukuku alanında master yaptı, çocuk gelişimi okudu, bir süre de avukat olarak çalıştı. Akgül, olay günü, 30 Ağustos 2021’de iki oğlu, bir arkadaşı ve onun çocuklarıyla birlikte Kocaeli’nden Ankara Beypazarı’na tatile gidiyordu.

Mudurnu civarında rahatsızlanan Akgül, aracını yol kenarına çekerek 112’yi aradı. Çekmeseydi araba uçurumdan uçacaktı. Gelen sağlık ekiplerince Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Akgül’ün beyin kanaması geçirdiği tespit edildi. İki gün sonra Akgül’ün beyin ölümü gerçekleşti.

“BİR GÜN ÖLECEĞİZ, İNSANLAR BİZE DUA EDER”

Akgül ailesi, üç yıl önce organlarını bağışlayan Nurfer Akgül’ün 11 yaşındaki oğlu Adem Eymen’in okulun ilk günü yazdığı otobiyografiyle gündeme geldi. Baba Alper Akgül hem kendisini hem de herkesi çok duygulandıran oğlunun otobiyografisini sosyal medya hesabından paylaştı. Eymen, otobiyografisinde annesinin fren yaparak durması sayesinde araçtaki 5 kişinin ve organlarını bağışlayarak da 5 kişinin daha hayatını kurtararak toplamda 10 kişinin hayatını kurtarıp melek olduğunu yazmıştı.

Eymen’in otobiyografisi iktidar medyasında, internet sitelerinde birinci sayfadan haber oldu. Hürriyet haberi “Ağlattın bizi Eymen” başlığıyla duyurdu. Ancak hiçbiri gazeteci Nurfer Akgül’ün KHK’lı Yargıtay tetkik hakimi olduğunu yazmadı. Nurfen Akgül organlarını bağışladıktan sonra ailesine “Bir gün öleceğiz en azından arkamızda açık bir kapımız olsun, insanlar bize dua ederler.” demişti.

Nurfer Akgül’ün ihraç kararı 17 Kasım 2016’da Resmi Gazete’de yayınlandı.

Okumaya devam et

Popular

Shares