Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Muhalefet temasta: AKP’ye karşı Boğaziçi ve yeni anayasa mesaisi

Temel Karamollaoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti. Meral Akşener de Ali Babacan ile bir araya geldi. Gündemde HDP ile görüşme, Boğaziçi protestoları ve yeni anayasa vardı.

BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu parti genel merkezinde ziyaret etti. Görüşme sonrası ortak açıklama yapan iki lider, yeni anayasa, HDP ve Boğaziçi Üniversitesi ile ilgili görüşlerini aktardı.

ÇÖZÜLEMEYECEK SORUN YOK

Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir sorunu yok. Belli konularda farklı düşünebiliriz ama ortak çabalarımız var. Türkiye’nin gerçek gündemi aslında pahalılık. Türkiye’nin bu kutuplaşmadan çıkması lazım. Bu tartışmayı başlatabilmeniz için öncelikle var olan anayasaya uymanız gerekir. Biz mevcut anayasaya uymayan bir kişinin davetine nasıl güveneceğiz? AYM’nin kararlarının uygulanmadığı bir ülkedeyiz biz” ifadelerini kullandı. “Hak arama ve adalet kavramı üzerinden yeni bir düşünceyi, zihniyet değişikliğini gerçekleştirmek zorundayız. Erdoğan bunu kabul eder mi? Edeceğini sanmıyorum” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Önemli olan var olana uyacaksınız ve onu mükemmel hale getireceksiniz. Yasalara saygılı olmamız lazım, hukukun üstünlüğüne inanmamız lazım.”

DEMOKRASİNİN GEREĞİ BU

HDP ile görüşme için bir engel olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Yasalara göre kurulan bütün siyasi partiler zaman zaman bir araya gelmek, konuşmak durumundadırlar. Demokrasinin gereği budur zaten. Bir siyasi partiyi düşmanlaştırmak doğru değildir. Düşmanlaştırmak demokrasiye karşı çıkmak demektir. HDP bir siyasi partidir, bizimle görüşmek isterse görüşürüz. Düşüncelerimizi paylaşırız. Onlar ayrı parti, biz ayrı partiyiz. Şu aşamada bir ittifak, ittifak arayışı söz konusu değil,” şeklinde konuştu.

MELİH BULU’YU KİMSE İSTEMİYOR

Kılıçdaroğlu Boğaziçi Üniversitesi gündemiyle ilgili ise şunları söyledi: “Bütün evlatlar bizim evlatlarımız. Çok iyi koşullarda yetişmelerini isteriz. Atama doğru değildir. Orada hocalar, öğrenciler, mezunlar karşı çıkıyor. Kimse rektörle çalışmak istemiyor. Olmuyorsa ayrılırsınız, gerginliğe ortam hazırlamazsınız. O görevde olmak ne katacak size? Herkesin reddettiği bir görevde olmak size ne katacak? Hepimizin oturup sağ duyu ile düşünmesi lazım. Öğrenciler ne yaptılar Allah aşkına? Toplantı ve gösteri yaptılar. Anayasal hak. Bir büyüklük yap, ayrıl. Yarın çocukların yüzüne nasıl bakacak? Bu çocuklara ben memleketimizin evlatları dedim. Terörist diyorlar, suç. Bir kişinin terörist sayılabilmesi için mahkeme kararı lazım. Dava açılırsa tazminat ödemek zorundalar. Gençler bazen bizim düşündüğümüzden aşırı hareketler de yapabilirler. Bizim bunu anlayışla karşılamamız lazım.”

İSTER AKP İSTER HDP OLSUN…

Temel Karamollaoğlu ise şu bilgileri paylaştı: “Bir diyaloğun başlamış olması iyidir. Konuşmak demek. Farklı görüşlerde bulunan siyasi partilerin meselelerini görüşebilmeleri en önemli adımdır. Meseleleri görüşebilmek Türkiye’nin problemlerinin çözümünde en önemli adım. Bize gelen ister AK Parti olsun, ister HDP olsun, onlarla da bu meseleleri görüşmeyi işin tabiatı olarak normal karşılıyoruz. Anayasadan da diğer yasalardan da önce zihniyetlerin değişmesine ihtiyaç var.”

KAOSU ÇIKARABİLİRSİNİZ AMA YÖNETEMEZSİNİZ!

Kılıçdaroğlu ile Karamollaoğlu’nun bir araya geldiği saatlerde DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de buluştu. Ortak basın toplantısı düzenleyen ikili, Erdoğan iktidarını eleştiren açıklamalar yaptı.

Akşener, Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestolar için “Kaosu çıkarabilirsiniz ama yönetemezsiniz” dedi. 80 öncesi dönemin öğrencilerinden olduğunu hatırlatan Akşener şunları söyledi: “Sayın Erdoğan o dönem top oynuyordu, ben içinden geliyorum. Gençlerin sinir uçlarıyla oynadığınız zaman doğru değildir” dedi. İyi parti lideri şöyle devam etti: “20 yıldır iktidar olan siyasi parti, bu arkadaşı doğru bulup milletvekili yapmamış. Ama 150 yıllık bir üniversitenin rektörlüğüne atandı. Boğaziçi içerisinde AKP’ye oy veren kimse mi yok? Elbette var. O hocalardan biri değil. Dışarıdan, aday adayı olup vekil seçtirilmemiş bir şahıs atandı. Fikirlerini söyleyen Boğaziçi öğrenciler, bu ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından terörist ilan edildi. Genç arkadaşlarıma, ‘terörist kulübüne’ hoş geldiniz diyorum.”

YENİ ANAYASA YENİ BİR SÜREÇ!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasa çağrısını da değerlendiren Akşener, “Bir yeni anayasa kavramı var. Sıfırdan bir anayasa yapmak gibi bir iddia ise o zaman ikinci cumhuriyetin kuruluşu anlamını taşır ki, bunun cevabını almamız gerekiyor. Neye tekabül ettiğine dair bir durum yok. Yine bir yün yumağı attılar, insanları bu işe dolaştırıp gariban çiftçinin bebeğine mama alamayan kadının üretim dışı kalmış sanayicinin derdinin konuşulmadığı yeni bir süreç olarak okuyorum” değerlendirmesinde bulundu.

UYMADIĞINIZ ANAYASAYI NEDEN DEĞİŞTİRİYORSUNUZ?

Ali Babacan da “Hükümetin haftanın düşmanları panosu var. Çözüm üremedikçe haftanın düşmanını ilan ediyorlar” dedi. Yeni anayasa çağrısına ilişkin olarak da şunları belirtti: “Zaten uymadığınız bir anayasayı değiştirmekle niye uğraşıyorsunuz ki? Türkiye’de şu an derin bir işsizlik sorunu var, yoksulluk var. İntiharları yeniden gündemimize getirdi. Hayat pahalılığı herkesi yakıyor. Hükumetin yapması gereken bunlara çözüm üretmek. Bıraksınlar anayasayı. Uymadıkları anayasayı değiştirseler ne değiştirmeseler ne. Gündem değiştirme oyunlarına asla düşmememiz lazım” görüşlerini ifade etti.

Politika

Milli Eğitim’in ‘Hayalindeki Çin’

Milli Eğitim Bakanlığının ortaokullarda düzenlediği “Hayalimdeki Çin Resim Yarışması’na, Türkiye’ye sığınan ve 5 yıldır ailesinden haber alamayan Doğu Türkistanlılar tepki gösterdi.

BOLD – Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Genel Müdürlüğü “Hayalimdeki Çin” adlı bir resim yarışması düzenledi. Uluslararası Bilimsel ve Kültürel Araştırmalar Vakfı tarafından organize edilen yarışma, 3-5 Mayıs 2021 tarihleri arasında Türkiye geneli resmi/özel ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler arasında yapıldı. Cengiz Mete imzalı resmi belgede yarışmanın ücretsiz ve gönüllülük esasına göre yapılması belirtildi.

Çin’in Sincan bölgesinden kaçıp Türkiye’ye sığınan Uygur Türkleri ve insan hakları savunucuları MEB’in düzenlediği bu yarışmaya akıl olmaz olarak değerlendirdi. İstanbul’da yaşayan ve ailesinden 5 yıldır haber alamayan Ömer Hamdullah, “Kızlarım Çin ’de Türk olduğu için alıkonuluyor artık bu duruma bir son verin yalvarıyorum. Orada Çinlileştirmeye izin vermeyin vatandaşlarınızı. yüreğimdeki acı gün geçtikçe büyüyor, sabrım tükendi.” dedi. 

“TOPLU TECAVÜZE UĞRADIM”

Sincan’daki gizli gözaltı merkezinde 9 ay kalan ve daha sonra kaçıp Amerika’ya sığınan Tursunay Ziyabudun, maskeli Çinli erkeklerin “her gece” hücrelerden kadınları çıkarıp tecavüz ettiklerini, kendisinin de işkence gördüğünü ve üç farklı zamanda iki-üç kişinin toplu tecavüzüne uğradığını söylemişti.

Üç ay önce BBC’ye konuşan Ziyavudun yaşadığı anı şöyle anlatmıştı: “Polis üniforması değil, takım elbise giyiyorlardı. Bazen gece yarısından sonra hücrelere geliyor, istedikleri kadınları seçiyor ve hiçbir gözetim kamerasının olmadığı ‘kara oda’ adı verilen odaya götürüyorlardı.”

Okumaya devam et

Politika

72 Kürt siyasetçi için şipşak inceleme: 424 yıl hapis talebi

HDP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesinde açtığı dava iade edilen Yargıtay Başsavcılığı, şimdi de başka bir davada 72 Kürt siyasetçiye verilen 424 yıl 10 ay 20 günlük hapis cezasının onanmasını istedi.

BOLD – Yargıtay Başsavcılığı, “KCK Cizre” davasının binlerce sayfadan oluşan dosyasını kısa sürede inceleyerek, 72 siyasetçiye verilen 424 yıl hapis cezasının onanmasını istedi.

İSTİNAF DA KISA SÜREDE ONAYLADI

Şırnak’ın Cizre ilçesinde 2011 yılında yapılan operasyonlar kapsamında 72 kişinin yargılandığı davanın karar duruşması, 24 Haziran 2020’de Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 72 kişi hakkında toplam 424 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası verildi. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi de kararı kısa sürede onamasının ardından dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16. Ceza Dairesi, 11 Kasım 2020’de başladığı 135 klasör ve 2 binden fazla sayfadan oluşan dava dosyanın incelemesini, 29 Nisan’da tamamladı. Yargıtay savcısının hazırladığı cezaların onanması istendi.

135 KLASÖR 50 GÜNDE İNCELENDİ

MA’dan Zeynep Durgut’a konuşan dava avukatlarından Nevroz Uysal, Yargıtay savcısının hazırladığı mütalaanın hukuka ve hakkaniyete uymadığını belirterek, kararın usul açısından hatalar içerdiğine dikkat çekti. Uysal, “Bu aynı zamanda dosyaya ne kadar üstün körü, ne kadar toptancı ve ne kadar baştan salma ve ciddiyetsiz yaklaştıklarını gösteriyor. Çünkü dosyada 135 klasör var ve sadece 2 klasörden oluşan gerekçeli bir karar var. Yani yaklaşık 135 klasörlük bir dosyanın Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 50 günlük kısa bir süre içerisinde incelenmiş olması akla, mantığa, hukuka, hakkaniyete, bir insanın vereceği efor ve emeğe uymuyor” dedi.

MÜTALAA SİYASİ SAİKLERLE YÜRÜTÜLÜYOR

Dava kapsamında ceza yağdırıldığını, bu durumun “KCK” adı altında yürütülen tüm davalarda benzer olduğunu hatırlatan Uysal, “Mütalaa maalesef hukuki değil, siyasi saiklerle yürüttüğünü gösteriyor. Bu bizi tedirgin ediyor. Bu aşamada müvekkillerimizin haklarının hukuki anlamda yürütebileceği bir süreç değil ve güvensizliğin zemini hazırlanıyor. Savcılığın vermiş olduğu tebliğname, bizce hukuka uygun değil. Buna karşı bizler de kendi görüşlerimizi sunacağız. Ama maalesef diğer KCK dosyalarına benzer bir hukuki garabetle karşı karşıya kalacağımıza dair bir öngörümüz var. Umarız ki bu öngörü gerçekleşmez ve hukuka uygun bir tavır sergilenir” dedi.

Kolombiya’da ordu ve polis katliam yaptı: Ölü sayısı 100’ün üzerinde

Okumaya devam et

Politika

MHP yeni anayasa taslağı ile Saray’ın elini kolunu bağlıyor

MHP, AKP’nin sıcak bakmadığı yeni anayasa taslağı konusunda ısrarlı. Taslakta seçilmiş başkan yardımcıları ile güçlendirilmiş Meclis dikkat çekiyor. Merkez Bankasının anayasal güvence altına alınmasına yönelik madde ile AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yetki göndermesi yapılıyor.

BOLD – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıkladığı MHP’nin anayasa çalışmasında bazı maddelerin içeriği dikkat çekti. Yeni anayasa çalışmasındaki bazı maddeler ile Saray’a yönelik göndermeler yapıldığı öne sürülüyor.

“BAŞKAN YARDIMCILARI DA SEÇİLSİN” TALEBİ

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre AKP’nin “sıcak bakmadığı” ancak MHP’nin ısrarla anayasada olması gerektiğini savunduğu “iki başkan yardımcısının da halk tarafından seçilmesine yönelik” maddenin özünde, yurtdışı seyahatleri gibi durumlarda devletin başının “atanmışlara değil seçilmişlere bırakılmasının” amaçlandığına işaret ediliyor. MHP’nin yeni anayasa çalışmasında “TBMM başkanının seçildikten sonra partisinden istifa etmesine” ilişkin madde ile de TBMM başkanının parlamentodaki olası uzlaşmazlıklara “tarafsız yaklaşabileceği ifade ediliyor.

MERKEZ ÜZERİNDEN ERDOĞAN’A YETKİ GÖNDERMESİ

Çalışmada yer alan “Merkez Bankasının (MB) anayasal güvence altına alınmasına” yönelik madde de en fazla konuşulan maddelerden. Bu maddenin AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, yetki göndermesi içerdiğine” dikkat çekiliyor. Erdoğan’ın, son zamanlarda, artan döviz kurları karşısında, “MB başkanlarını bir gece yarısı kararnameyle görevden aldığı”, bu maddeyle “başkanların bu şekilde görevden alınmasının önüne geçileceği” belirtiliyor.

LİYAKATLI REKTÖRLER İÇİN YÖK ÜYELERİNE SEÇME YETKİSİ

Çalışmada TBMM’ye “YÖK üyelerini seçme yetkisi” de öngörülüyor. Bu maddenin de iktidara, “üniversitelere rektör atamalarında TBMM’nin ve millet iradesinin etkin olması gerektiği” yönünde mesaj verdiği dillendiriliyor. Bu maddeyle üniversitelere “liyakat sahibi isimlerin rektör olarak atanmasının amaçlandığı” belirtiliyor. MHP’nin çalışmasında YÖK yerine “Türkiye Liyakat Kurulu” kurulması da öngörülüyor.

AKP çizgi film çekiyor vatandaşsa ya dilenmeyi ya da intiharı seçiyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0