Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

AKP’nin tarım politikası ‘genç çiftçi’ye başka çare bırakmadı

AKP yönetiminin tarım politikaları her dönemde eleştirilirken köyler adeta boşaldı. 2013’ten bugüne köylerde yaşayan 100 çiftçinin 22’si tarımı bırakarak kente göç etti. Bunları büyük çoğunluğu ise 35 yaşın altında…

BOLD – Geride kalan 8 yılda Türkiye nüfusu yüzde 9 artarken köy nüfusu yüzde 11 azaldı. Birgün’den Ozan Gündoğdu’nun haberine göre Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Adrese Dayalı Nüfus Kayıt İstatistikleri, köyden kente göçün devam ettiğini gösterdi. Verilere göre 2013’te 6 milyon 633 bin olan belde ve köy nüfusu 2019’da 6 milyon 3 bine, 2020’de ise ilk kez 6 milyonun da altına inerek 5 milyon 878 bine geriledi. Buna göre Türkiye nüfusunun yüzde 9 oranında arttığı 2013-2020 arasında köy nüfusu yüzde 11,4 azaldı.

GENÇLER KAÇIYOR

Yaşlı köy nüfusu artarken gençler köyleri boşaltıyor. 65 yaşının üzerindeki köy nüfusu 2013’te 896 binken, 2020’de 1 milyon 49 bine çıkarak yüzde 17 oranında yükseldi. Buna karşılık 65 yaş altı köy nüfusu 2013’te 5 milyon 737 binken, 2020’de 4 milyon 828 bine geriledi. Üstelik nüfusun yaşı azaldıkça kentte yaşama isteği de artıyor. 2013’te 35 yaşın altında köy nüfusu 3 milyon 500 bin kişiyken, 2020’de 2 milyon 717 bin kişiye düşmüş durumda. Başka bir hesapla 2013 ile 2020 arasında köylerde yaşayan 35 yaş altındaki her 100 kişiden 22’si kente göç etti.

İlk nüfus sayımının yapıldığı 1927’den bu yana geçen 93 yılda ülke nüfusu 13,6 milyondan 83,6 milyona yükseldi ancak köylerde yaşayan nüfus neredeyse yarı yarıya azaldı. 1927’deki köy nüfusu 10,3 milyonken 2020’de bu sayı 5,9 milyon. Ancak bu durum özellikle AKP dönemindeki boşalan köyler gerçeğini yeterince açıklayamıyor. Cumhuriyet tarihi boyunca köyden kente göç devam etse de köy nüfusu kendi içinde artmaya devam ediyordu. Böylece 1927’de 10,3 milyon olan köy nüfusu 2000 yılına gelindiğinde 23,8 milyona yükselmişti. Başka bir ifadeyle kente göç devam etse de köyler yaşamaya devam ediyordu.

TARIMA TIRPAN VURDULAR

Özellikle AKP dönemiyle beraber uygulanmaya başlayan IMF politikaları küçük çiftçiliği bitirerek tarımı büyük şirketlere emanet etmeyi amaçladı. Böylece 21’inci yüzyılla beraber köy nüfusu azalmaya başladı. 2000’de 23,8 milyon olan köy nüfusu 2012’de 17,2 milyona geriledi. O yıl yürürlüğe giren büyükşehir yasası ile binlerce köy mahalle haline getirilerek kentlere bağlandı. Bu nedenle 2012’de 17,2 milyon olan köy nüfusu 2013’te 6,6 milyona geriledi.

ÇİFTÇİLERİ İŞÇİLEŞTİRİYORLAR

Genç çiftçilerin neden kente göç edip ucuza çalışmayı tercih ettiklerini Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen) Genel Başkanı Ali Bülent Erdem açıkladı. Erdem, şu bilgileri paylaştı: “Çoğu köyde okul bile yok, genç çiftçi mecburen kente göç ediyor. Tarımdan para kazanamayan çiftçi borçlanmak zorunda. Göçün altında yatan en önemli neden çiftçilerin yüksek borçluluğu. Köyler giderek yaşlanıyor. Çalışan genç çiftçi sayısı azaldıkça, yaşlı çiftçiler daha fazla mevsimlik işçi çalıştırmak zorunda kalıyor. Bu da ekonomik sorunları derinleştiriyor. Köylerde yaşlı nüfus için sağlık ocağı yok. Köylerdeki yaşlı nüfusun sağlık sorunları görünmüyor. Kente göçün sonucunda genç çiftçiler, kentte işçileştiriliyor, ucuz işgücü haline getiriliyor.”

2021’DE DEVAM EDECEK

Göç üzerine çalışmalarıyla bilinen Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Doç. Dr. Didem Danış da köyden kente göç davranışının altında yatan en büyük nedenin ekonomik olduğunu vurguladı. Danış’a göre sadece kente göç değil, aynı zamanda nüfus artış hızının da azalmasının en önemli nedeni ekonomik bunalım. Bilindiği üzere 2019’da binde 13 olan nüfus artış hızı 2020’de binde 5,5’e gerilmişti. Danış şunları dile getirdi: Sorun ekonomik, köylerde geçim sıkıntısı çok büyük. Kırsal kesimde yaşlanma çok ciddi boyutlara vardı. Gençlerin köyleri boşaltması sonucu köydeki kuşaklar arası dayanışma çöktü. Göç edenler eskiden İstanbul’a giderdi, son yıllarda daha çok köyün bulunduğu kent merkezine göç ediliyor. Bunun en temel sebebi İstanbul’daki geçim sıkıntısı. Göç edenlerin büyük kısmı kentte hizmet sektörünün ucuz işgücü talebini karşılıyor. Göç edenler kentte, köy derneği, whatsapp grupları vb. yollarla kendi köylüleriyle dayanışmayı sürdürüyor. 2020’de görülen trend 2021’de de devam edecek. Çünkü ekonomik sorunlar büyüyor.

İSTANBUL’UN NÜFUSU İLK KEZ AZALDI

Köyden kente göçün bu zamana dek en önemli adresi ‘taşı toprağı altın’ kabul edilen İstanbul’du. Ancak uzun yıllardan sonra ilk kez 2020’de İstanbul’un nüfusu azaldı. 2019’da 15 milyon 519 bin olan megakentin nüfusu, 2020’de 15 milyon 462 bine geriledi. Doç. Dr. Didem Danış, 3 önemli tespitte bulundu:

  1. Ekonomik bunalım yüzünden doğurganlık hızı azaldı.
  2. Emekli maaşıyla geçinmenin imkansız olduğu İstanbul’dan Anadolu’ya göç yaşanıyor.
  3. Sanayinin İstanbul dışına taşınmasıyla İstanbul’dan özellikle Tekirdağ ve Kocaeli’ne işçi göçü yaşanıyor.
35 YAŞ ALTI KÖYLERİ BOŞALTIYOR

Nüfus verilerine göre 35 yaş altındakiler köyde yaşamak istemiyor. 2007 yılında köy nüfusunun yüzde 60,3’ü 35 yaşın altındayken bu oran 2020’de yüzde 46,2’ye geriledi.

Cumhuriyet tarihi boyunca köyden kente göç devam etse de köy nüfusu azalmıyordu. Ta ki, 1980’e kadar. 1980 nüfus sayımına göre 25,1 milyona ulaşan köy nüfusu bir daha bu sayıdan daha büyüğünü göremedi. 1980-2000 arasında kısmen yatay bir seyir izleyen köy nüfusu 2000’li yıllarda küçük çiftçiliği baltalayan IMF politikalarıyla birlikte sert biçimde azalmaya başladı. Son 8 yıl ise köyler için adeta bir yıkıma dönüşmüş durumda. 2012’deki Büyükşehir Yasası’nın ardından kağıt üzerinde 6,6 milyona gerileyen köy nüfusu, o günden bugüne yüzde 11 azaldı.

Ekonomi

Gelişen ülkeler arasında en çok Türkiye’nin döviz rezervleri azaldı

Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), Kovid-19 salgını döneminde Türkiye ile benzer parasal önlemler uygulayan gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının döviz rezervlerinde, Türkiye’deki kadar önemli bir düşüş görülmediğini açıkladı.

BOLD – Uluslararası Ödemeler Bankası’nın (BIS) yaptığı çalışmaya göre, koronavirüs pandemisi döneminde Türkiye ile benzer parasal önlemler uygulayan gelişmekte olan ülkelerin merkez bankalarının döviz rezervlerinde, Türkiye’deki kadar önemli bir düşüş görülmedi.

Çalışmada ekonomiyi desteklemek için kur müdahalesinde bulunan gelişmekte olan ülkeler arasında Çekya, Endonezya, Kolombiya ve Türkiye yer aldı. Türkiye bu ülkeler arasında en fazla rezerv kaybına uğrayan ülke oldu.

Bu dönemde herhangi bir kur müdahalesinde bulunmayan Meksika’da rezerv artarken Güney Afrika’nın rezervleri neredeyse sabit tutuldu.

TÜRKİYE’NİN REZERVLERİ GERİLEDİ, BİRÇOK ÜLKENİNKİ ARTTI

IMF verileri üzerinden yapılan hesaplamaya göre, Türkiye’nin swaplar dahil net döviz rezervleri Mart 2020’den Şubat 2021’e kadar 21,7 milyar dolar gerilerken, salgın döneminde Türkiye gibi kur müdahalesinde bulunan Çekya Merkez Bankası’nın rezervleri 15,8 milyar dolar artış gösterdi.

Endonezya Merkez Bankası da salgın döneminde kur müdahalesinde bulunmasına rağmen swaplar dahil net döviz rezervlerini 17,3 milyar dolar artırdı. Kolombiya Merkez Bankası da bu dönemde döviz rezervlerini 2,3 milyar dolar yükseltirken Meksika Merkez Bankası rezervlerine 16,8 milyar dolar ekledi.

Orantısal olarak bakıldığında ise aynı dönemde Meksika Merkez Bankası’nın rezervleri yüzde 9,6; Endonezya Merkez Bankası’nın rezervleri yüzde 16,4; Çekya Merkez Bankası’nın rezervleri yüzde 10,8 ve Kolombiya Merkez Bankası’nın rezervleri yüzde 4,3 artış gösterdi.

TÜRKİYE’NİN REZERVLERİ YÜZDE 58,6 GERİLEDİ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervleri ise bu dönemde yüzde 58,6 geriledi. TCMB’nin en güncel açıkladığı 9 Nisan haftası verisinde ise swaplar dahil net rezervler 9,9 milyar dolar seviyesinde bulunurken, swaplar hariç rezerv eksi 49,1 milyar dolar seviyesinde.

TÜRK LİRASI EN ÇOK DEĞER KAYBEDEN İKİNCİ PARA BİRİMİ

Gelişen ülke para birimleri arasında salgın döneminde en fazla değer kaybeden para birimi yüzde 32,9 düşüş ile Arjantin pesosu olurken ikinci sırada yüzde 23,4 ile Türk Lirası geliyor.

Merkez’in rezervleri 2 yıl önce kaldırılan maddeyle eritildi

Okumaya devam et

Ekonomi

Hazine ve Maliye Bakanlığı Tokat Turhal’ı satışa çıkardı!

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Tokat Turhal ilçesini satışa çıkardı. Turhal’da devlete ait 9 bin metre kareye yakın tam 22 arazi özelleştirilecek.

BOLD – Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 30 araziyi satış kararı Resmi Gazetede yayımlandı. Karara göre AKP, özelleştirmede yeni bir aşamaya geçti. Hazine arazilerini tek tek satan AKP hükumeti toplu satış dönemini başlattı.

YATIRIMCILARA DUYURU

Hazine ve Maliye Bakanlığı ihaleye çıkarılan taşınmazları Resmi Gazetede listeledi. Ankara’da iki, Erzurum’daki iki arsanın yanı sıra İstanbul, Kayseri  Afyonkarahisar ve Kahramanmaraş’ta devlete ait araziler özelleştirilecek.

‘Yatırımcılara Duyuru’ başlığıyla yayımlanan listede 30 arsanın 22’sinin Tokat Turhal’da olması dikkat çekti. Buna göre Turhal’daki devlet arazilerinin büyük bölümü özelleştirilecek. Tokat Turhal’da satışa çıkarılan 22 arsanın büyüklüğü 8 bin 682 metre kareyi buluyor.

 

Okumaya devam et

Ekonomi

O gecenin Türkiye’ye maliyeti 531 milyar TL

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 19 Mart’ı 20 Mart’a bağlayan gece aldığı kararların Türkiye’ye maliyeti hesaplandı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Merkez Bankası Başkanı’nın bir gece görevden alınması, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması Türkiye’ye 531 milyar TL’ye mal oldu” dedi.

BOLD – Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın istifasının ardından Türkiye ekonomisinin düzelme eğilimine geçtiğini söyleyen Babacan, “Bakan ortadan kayboldu ertesi gün piyasalar düzeldi, faizde düşüş, kurda düşüş oldu. Boş koltuk bile ülkeye kazandırdı.” diye konuştu.

YANLIŞ İMZANIN SONUCU

Merkez 128 milyar doların Fatih Altaylı’nın Teke Tek programına katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Resmi Gazete kararlarını değerlendiren Babacan, “Merkez Bankası Başkanı’nın bir gece görevden alınması, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması Türkiye’ye 531 milyar TL’ye mal oldu. Özel sektörle kamunun borcuna bakıyoruz. Döviz cinsinden borç sıçradı mı? Bir gece atılan yanlış imzanın sonucu. Bu kadar çabuk bozulabiliyorsa. Hazine ve Maliye Bakanı’nın boş koltuğu bile piyasaya yarıyorsa demek ki kural bazlı çalışmaya başladığında çok hızlı değişir” ifadelerini kullandı.

VATANDAŞLAR PARASINI YURT DIŞINDA TUTUYOR

Türkiye’nin her şeye rağmen çok büyük potansiyeli bulunduğunu kaydeden Babacan, “Bugün bankalarda kiralık kasa bulmak zor. Vatandaşlarımız bodrum kata inip kiralık kasaya yatırıyorlar. Üst kata vezneye gitmiyorlar. Kiralık kasadaki değerler eksi birden vezneye yatsa ülke nefes alır. Vatandaşlarımızın yastık altında ve yurt dışında tuttuğu çok ciddi kaynaklar var. Öz sermaye ve kredi alma gücünü birleştirirseniz Türkiye’nin kaynak sorunu olmaz” bilgisi verdi.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0