Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Enes Kanter tek siz hepiniz!

Dünyaca ünlü NBA yıldızı Enes Kanter, Türkiye’de yaşanan hukuksuzlukları her fırsatta ABD gündemine getiriyor. Amerikan Kongresi’nde ağırlanan Kanter, senatörlere de Erdoğan’ın hukuk dışı uygulamalarını tek tek anlatıyor. Türk Dışişleri ve AKP iktidarı ise tezlerini anlatmada Kanter karşısında yetersiz kalıyor.

BOLD – ABD Senatosu’ndan 54 üyenin, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a insan hakları konusunda baskı yapılması talebiyle kaleme aldığı mektupta Enes Kanter örneğinin verilmesi dikkat çekti. Türkiye’de Erdoğan yönetiminin hukuksuzlukları anlatılırken NBA yıldızı Kanter’in de mağdurlardan biri olduğu vurgulandı. Kanter’in Erdoğan’a karşı verdiği mücadele Türkiye’de de gündem oldu.

Gazeteci Ruşen Çakır, “Bir yanda Enes Kanter, bir yanda koca Türkiye Cumhuriyeti Devleti” diyerek ABD’li senatörlerin mektubunun önemine dikkat çekti. Türkiye’nin 15 Temmuz’la ilgili tezlerinde kimseyi ikna edemediğini vurguladı.

Aslında AKP ve Erdoğan yönetimi, 15 Temmuz’un hemen ardından harekete geçti. Ancak AKP’nin Hizmet Hareketi aleyhine kullandığı delil niteliği taşımayan, dedikodu niteliğindeki bilgi ve belgeler ne ABD yönetimi ne de başka bir ülke tarafından gerçekçi bulunmadı.

Mevlüt Çavuşoğlu ve Recep Tayyip Erdoğan

AKP 15 TEMMUZ’DAN SONRA SEFERBER OLDU

Anadolu Ajansı ise 15 Temmuz’un 4’üncü yıl dönümünde Türkiye’nin resmi girişimlerini tek tek şöyle aktardı:

  • Türkiye Fethullah Gülen’in iadesi için ilk adımı 15 Temmuz’dan sadece 4 gün sonra attı. 19 Temmuz 2016’da ABD’ye 4 ayrı iade dosyası gönderildi. 22-23 Ağustos 2016 tarihinde 4 kişilik ABD heyeti Türkiye’de iktidar ile ilk görüşmelerini yaptı. AKP iddialarını anlattı.
  • Adalet Bakanlığı, Eylül 2016’da Fethullah Gülen hakkında  15 Temmuz gerekçesiyle ilk geçici tutuklanma talebini, ABD Adalet Bakanlığına iletti. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ilk kez 27 Ekim 2016’da beraberindeki heyetle Washington’a giderek, o dönemki mevkidaşı Loretta Lynch ile görüştü.
  • Bozdağ, ABD Başkanlığına Donald Trump’ın seçilmesinin ardından Adalet Bakanı olarak göreve başlayan Jeff Sessions’a Şubat 2017’de gönderdiği mektupta ve 22 Mart 2017’de yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye’nin iade talebini iletti. Bozdağ 8 Mayıs’ta bizzat Washington’a giderek Sessions ile görüşüp bilgi ve belge paylaştı.
  • AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 15-17 Mayıs 2017’deki Washington ziyaretinde, ABD Başkanı Trump ile yaptığı görüşmede de iadeyi gündeme getirdi.
  • 3 Kasım 2017’de iade talebiyle ABD’ye gönderilen dosya sayısı 7’ye çıktı. Dosyalar arasında Erdoğan’a 15 Temmuz’daki suikast girişimi iddiası da yer aldı.
  • Bozdağ’dan sonra Adalet Bakanı olan Abdulhamit Gül, 7 Kasım 2017’de de dönemin ABD Adalet Bakanı Jeff Sessions ile iade konusunu telefonda görüştü.
  • Aralarında FBI yetkililerinin de bulunduğu ABD heyetinin 3-4 Ocak 2019’da Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmelerle, iki ülke arasındaki heyetler arası görüşme sayısı 6’ya çıktı.
  • Adalet Bakanı Gül, ABD Adalet Bakanlığı görevine getirilen William Barr’a 1 Mart 2019’da gönderdiği tebrik mektubunda, bir kez daha Türkiye’nin iade konusundaki beklentilerini aktardı. Gül, son olarak 11 Haziran 2019’da Washington’a giderek, iade konusunun başta olduğu bir dizi temaslarda bulundu.
İADE TALEBİ LİSTESİ UZUN

ABD’den iadesi istenen isimler arasında Fetullah Gülen’in en yakınındaki isimlerden Cevdet Türkyolu, özel doktoru Kudret Ünal, gazeteci Ekrem Dumanlı, Emre Uslu, Hakan Şükür ve iş adamı İhsan Kalkavan gibi isimler de vardı.

OBAMA VE TRUMP GÖRÜŞMELERİ DE BAŞARISIZ OLDU

Dönemin ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, 15 Temmuz’dan 1.5 ay sonra Türkiye’yi ziyaret etti. Dönemin ABD Başkanı Obama ve Erdoğan ise Eylül 2016’da G-20 Zirvesi için gittikleri Çin’de bir araya geldi. Görüşmelerde Erdoğan, tezlerini dile getirip iade konusunda ısrar etti. Erdoğan, Donald Trump yönetiminden de aynı taleplerde bulundu. Erdoğan’ın bu resmi girişimleri hem Obama hem de 2017’nin başında göreve başlayan Donald Trump yönetiminde karşılık bulmadı.

AKP VE ERDOĞAN’IN TALEPLERİ MASADA KALDI

Erdoğan yönetiminin Hizmet Hareketi aleyhine gösterdiği çabalar bunlarla sınırlı değildi:

  • 20 Temmuz 2016’da ABD Başkanı Obama ile telefonda görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fethullah Gülen için resmi iade talebinde bulunduğu belirtildi. Görüşmede Obama, soruşturmalarda demokratik değerlere uyulması talebinde bulundu.
  • 25 Temmuz 2016’da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’ye yapacağı ziyaret öncesinde konuştu. Fethullah Gülen için yaptıkları geçici tutuklama talebine cevap alamadıklarını belirten Çavuşoğlu, iade olmaması halinde ilişkilerin etkileneceğini söyledi.
  • Erdoğan, Eylül 2016’da 71’inci BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Hizmet Hareketi’nin 170 ülke için güvenlik tehdidi olduğunu ileri sürerek “Bu kürsüden tüm dostlarımıza kendi güvenlikleri için ülkelerinin geleceği için FETÖ’ye karşı gerekli önlemleri almaları çağrısında bulunuyorum” cümleleri ile liderlere çağrıda bulundu.
  • Benzer bir konuşmayı Eylül 2018’deki BM Genel Kurulu’nda da yaptı. 15 Temmuz’la ilgili AKP’nin tezlerini anlatıp “Buradan tüm dünya ülkelerini, canım yandığı için açık söylüyorum. Dikkatli olmaya ve harekete geçmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı. Ancak özellikle gelişmiş ve demokratik ülkelerin hiç birinde Erdoğan’ın bu çağrıları destek bulmadı.
BÜYÜKELÇİLİKLER DEVREYE SOKULDU

İktidarın talimatı ile Dışişleri Bakanlığı da harekete geçti. Başta Washington büyükelçiliği olmak üzere dünyadaki bütün temsilcilikler Hizmet Hareketi aleyhinde propaganda faaliyetlerine başladı. Erdoğan yönetimi ayrıca, astronomik rakamlarla lobi şirketlerini de zengin etti.

TEK KİŞİLİK DİPLOMASİ

Erdoğan cephesinde bunlar yaşanırken ABD basketbol ligi NBA’de tarih yazan Enes Kanter, tek başına Türkiye Hariciyesi’ni gölgede bıraktı.

Yıldız oyuncu Enes Kanter ile AKP ve Erdoğan arasındaki gerilim aslında 15 Temmuz’un öncesinde gün yüzüne çıkmıştı. NBA’deki başarılı performansına rağmen Basketbol Milli Takımına çağrılmayan Kanter, 23 Haziran 2015’te yaptığı açıklamada “Siyasi görüşüm nedeniyle milli takıma çağrılmadım. Vatanım adına da, demokratik değerler adına da endişe verici” ifadelerini kullandı.

Kanter, Mart 2016’da ise ABD’de Zarrab ve Halkbank soruşturmalarını yürüten Savcı Brett Bharara forması giydi. Sosyal medyada “Adamın dibi, hammaddesi” diyerek paylaşımda bulundu.

SAHA DIŞINDA DA KENDİNİ GÖSTERDİ

Kanter 15 Temmuz’un ardından hem sahada hem de saha dışında net bir şekilde tavrını ortaya koydu ve Türkiye’de yaşanan insan hakkı ihlallerini anlattı. 13 Kasım 2019’da Erdoğan’ın ziyaretinden önce ABD Kongresi Enes Kanter’i ağırladı. Çoğunluğunu Amerikan Kongre Üyesi Milletvekillerinin ve siyasi danışmanların oluşturduğu yaklaşık 100 kişilik gruba Kongre binasında bir konuşma yapan Kanter insan hakları ihlallerini ve Gülen Hareketi mensuplarına yapılanları detaylı bir şekilde anlattı. “Onların seslerini duyurma şansı yok” diye konuştu.

“YÜZYILIN HİTLER’İ” BENZETMESİ

Konuşmasında Erdoğan’ı bu yüzyılın Hitler’i olarak niteleyen Enes Kanter, maruz kaldığı tehditlerin, kendisini motive ettiğini ve asla susmayacağını söyledi. Enes Kanter toplantı sonrasında Twitter hesabından, Türkiye’deki insan hakları ihlallerine dikkat çekmek için başlatmış olduğu ve “You Are My Hope” (Benim Ümidimsin!) sloganını kullandığı imza kampanyasına destek çağrısında bulundu.

SENATÖRDEN TRUMP’A ‘İPTAL ET’ ÇAĞRISI

Toplantıyı organize eden Senatörlerden Ed Markey, Trump’a Erdoğan için yaptığı Beyaz Saray davetini iptal etme çağrısı yaptı. Senatör toplantının bitiminde sosyal medya hesabından Kanter’in konuşmanın bir bölümünü yayınlayarak “Erdoğan’ın otoriterizmini kınayan bir yasa tasarısı hazırlıyorum. Konuşma özgürlüğünüzü her zaman savunacağız” yorumunu paylaştı.

MEDYADA DA BOY GÖSTERDİ

Kanter, Mayıs 2020’de ise Amerika’nın önemli yayın kuruluşlarından MSNBC’de Türkiye’deki ailesinin yaşadığı mağduriyeti ve yaşanan hukuksuzluklardan bahsetti.  Türkiye’de çok sayıda gazeteci, öğretmen, ev hanımı gibi pek çok kesimden insanın siyasi sebeplerle suçsuz yere cezaevinde olduğunu söyledi. Kanter, konuşmasının devamında binlerce suçsuz insanın cezaevlerinde koronavirüsü tehlikesi altında olduğunu belirtti.

CNN’e konuk olan Kanter, “Türkiye’de Erdoğan’ı eleştirirsen Teröristsin” ifadelerini kullandı. Erdoğan hükumetinin 5 yıldır Gülen’in iadesini istediğini ama bir tane bile olsa delil gösteremediğini ifade etti. Kanter BBC’ye verdiği söyleşide de ‘Tüm dünyanın Türkiye’de neler olup bittiğini bilmesini istiyorum. Hakikatleri açıktan söylemeyi bırakmayacağım” sözlerini kullandı.

KIRMIZI BÜLTEN GERİLİMİ

Kanter ve Türkiye arasındaki bir başka gerilim ise kırmızı bülten tartışması oldu. Türkiye’nin hakkında yakalama talebiyle kırmızı bülten çıkardığı Kanter, ABD dışındaki ülkelerdeki maçlara yaklaşık 2 yıl gidemedi. Can güvenliği ve kırmızı bülten sebebiyle İngiltere’deki maçına gidemeyeceğini açıklayan Kanter’e Florida Senatörü Morco Rubio’dan destek geldi. Enes Kanter’in pasaportunun Türkiye tarafından iptal edildiğini belirten Senatör Rubio, Türkiye’de hükumeti eleştirmenin terörizm gibi gösterildiğini ve Enes Kanter hakkında da aynı şekilde terörizm davası açıldığını ifade etti.

‘HERKES İÇİN ÖZGÜRLÜK’ MESAJI

Kırmızı Bülten nedeniyle ABD dışına çıkamayan Enes Kanter, Başbakan Justin Tredau hükümetinin verdiği özel güvenceyle Kanada’ya gitti. Boston Celtics’in Toronto’yu 118-102 yendiği karşılaşmada sahaya “Freedom for All” (Herkes için Özgürlük) yazılı tişörtü ile gelen Enes Kanter, parkeye de ‘Freedom’ (Özgürlük) yazdığı ayakkabılarıyla çıktı. Kanter, Tredau ile özel bir görüşme de yaptı.

SOSYAL MEDYADAN SESİNİ DUYURDU

Kanter, maçlarla ilgili sosyal medya paylaşımları ile de AKP’nin tepkisini üzerine çekti. Kanter 5 Şubat 2021’de takımının Philadelphia’yı yendiği maçı Boğaziçili öğrencilere hediye etti. 31 Ocak 2021’deki Portland-Chicago Bulls maçının galibiyetini ise cezaevindeki babalara hediye ederek sosyal medya hesabından “Bugün babamın doğum günü, o şimdi özgür ama 2016 yılından beri Türkiye’de 96 bin 585 masum tutuklu var. Birçoğu işkence görüyor, hapishanelerde ölüyor, aileler acı çekiyor. Bugün elde ettiğimiz bu zaferi o masum babalara adıyorum” ifadelerini kullandı.

“DİKTATÖR ERDOĞAN” PAYLAŞIMINA TARAFTARDAN DESTEK

20 Ağustos 2020’de ise Kanter’in takımı Bostan Celtics, NBA’de Play-off’un ilk turunda Philadelphia ile karşılaştı. Maç sonrasında galibiyet sevincini Twitter’dan paylaşan Enes Kanter, mesajının devamında “Diktatör Erdoğan bu gece uyuyamayacak” cümlesiyle saraya gönderme yaptı. Kısa bir süre sonra @celtics resmi Twitter hesabının, Enes Kanter’i RT etmesiyle, Yıldız Oyuncuya Boston Celtics taraftarlarından büyük destek geldi.

AKP’nin Enes Kanter’e karşı attığı birçok adım ise karşılıksız kaldı. Onlardan biri de Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’nin (TASC) Kanter’e yönelik başlattığı kampanyaydı. AKP hükumetinin büyük finansman desteği sağladığı ve kendisine yakın kişileri yönetici yaptığı TASC’ın organize ettiği kampanyada Kanter’e ‘terörist’ iftirası atıldı. Twitter ise kuruluşun hesabını askıya aldı.

İktidar ve Kanter arasındaki gerginlik ilginç bir noktaya taşındı. Öyle ki, Enes Kanter’in sosyal medya hesabını takip etmek, Cemaat soruşturmaları kapsamında kimi dosyalara suç delili olarak konuldu. Kanter’in oynadığı birçok NBA maçı, Türkiye’deki spor kanallarında verilmedi. Yayınlanan maçlarda ise spikerler Kanter’in ismini söylemeden maçı anlatmaya çalıştı.

Analiz

Dolar reforma inanmadı: 7,50 TL

Reform paketinin boş çıkmasıyla 7,50 lirayı zorlayan dolar, Merkez Bankasına faiz baskısını arttırıyor. Enflasyon, kur ve Saray üçgeninde sıkışan MB Başkanı Naci Ağbal’ın 18 Mart toplantısında vereceği karar merak ediliyor.

BOLD – Merkez Bankası Başkanlığı’na Naci Ağbal’ın atanması ve Berat Albayrak’ın bakanlıktan istifası sonrası 8,50 liradan 6,85 liraya kadar gerileyen dolardaki ılımlı hava kısa sürdü. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aylardır duyurduğu ‘reform paketinin’ hukuk ve insan hakları adına boş çıkması doları 7,22 liradan 7,50 seviyesine fırlattı. Euro’da yeniden 9 liraya ulaştı.

MERKEZ BANKASI ZORDA

Faizi yüzde 10,25’ten yüzde 17’ye çıkaran MB, ‘soslanan’ reform paketinin doları 7 liranın altında kalıcı tutacağını hesapladı. Böylece 18 Mart 2021 Para Politikası Kurulu toplantısında faiz yükseltme zorunluluğundan kurtulmayı planladı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymayınca ve ABD 10 yıllık tahvillerindeki yükseliş kaynaklı dalgalanma Merkez Bankası’nı zora soktu. Rezervleri eksi 42 milyar  dolara çakılan Merkez, 7 liranın altına düştüğünde dolar alım ihalesi yapacaktı. Ucuza satılan 128 milyar doları parça parça yerine koyacaktı.

FAİZ İNDİRİMİ HAYAL, ARTARSA ENFLASYON PATLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği faiz kartını kasım ve aralık aylarında kullanan MB’nin 18 Mart toplantısında faizi indirme ihtimali de sıfıra düştü. Ocak ve şubat aylarında faizi sabit tutan Naci Ağbal yönetimindeki Bankanın, faiz artırması durumunda son 1,5 yılın zirvesini gören yüzde 15,61’lik enflasyon tamamen patlayacak. Ağbal’ın tek haneli enflasyon hedefi de tutmayacak. Faizi sabit tuttuğunda ise dolar 7,50 lira direnç noktasını da kırarak, 7,60 liraya doğru yol olacak.

OLAN VATANDAŞA OLACAK

Merkez Bankası hangi kararı alırsa alsın olan vatandaşa olacak. Faiz, dolar, enflasyon ve Saray arasında sıkışan esnaf ve vatandaşın fakirleşmesi devam edecek. Çektiği kredilerin faizleri 2 ayda 625 puan artan işletmeci ve vatandaşların borcu artacak. Türkiye’de yaşayanlar gıda zamlarının ardından giyimdeki zamlarla karşılaşacak.

Okumaya devam et

Analiz

Avrasyacı generallerin NATO karşıtı söylemlerinde dikkat çekici artış

TSK içindeki Avrasyacı kadro, Türkiye’nin Rusya-Çin-İran üçlüsüyle iş birliği yapmasını savunuyor. Avrasyacı kadronun beyni, emekli Amiral Cem Gürdeniz ve emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Batı ülkelerini ‘dost olmayan kuvvetler’ olarak tanımlıyor.

BOLD – Türk Ordusu içindeki Avrasyacı subayların sembol ismi emekli Amiral Cem Gürdeniz, son dönemde Amerika Birleşik Devletleri ve NATO ‘dost olmayan kuvvet’ tanımlaması yaptı. Rusya-İran-Çin üçlüsünden ise ‘müttefik’ olarak söz etmeye başladı. Geçmişten beri Batı ve NATO’ya karşı mesafeli olduğu bilinen Gürdeniz’in, Joe Biden’ın başkan seçilmesinin ardından söylemlerinin daha açık ve sert olduğu görülüyor. Birkaç yıl öncesine kadar Türk Donanmasının kilit isimlerinden biri olan Gürdeniz, hala Türkiye’nin denizlerdeki politikasını belirleyen önemli isimlerden biri. Öyle ki, Türk Donanmasındaki bazı subayların emekli olmasına rağmen hala Gürdeniz’den talimat almaya devam ettikleri iddia ediliyor.

turkishminute.com’dan Cevheri Güven’in haberine göre Cem Gürdeniz, uzun süredir Çin’in, Amerika Birleşik Devletleri’nin dünyadaki etkisini kırdığını ve bunun Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu söylüyor. Türkiye’nin Uygurlara yönelik baskılar nedeniyle Çin’le, Kırım’ın işgali nedeniyle Rusya ile karşı karşıya gelme ihtimali Gürdeniz’e göre bir tuzak.

İki bölge barındırdığı Müslüman nüfus nedeniyle Türkiye için oldukça hassas. Ancak AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslamcı ideolojisine rağmen Avrasyacı bürokrasinin tavsiyeleri doğrultusunda iki konudan da uzak duruyor.

15 Temmuz’daki başarısız darbe girişiminden sonra 20 bine yakın askerin tasfiye edilmesinden sonra Avrasyacı askerler TSK içerisinde güçlü grup haline geldi. Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşması ve Rusya-Çin-İran üçlüsüyle iş birliğine gitmesini savunan Avrasyacı kadronun ‘beyni’ olarak gösterilen emekli amiral Cem Gürdeniz ve emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, artık Batı ülkelerinden ‘dost olmayan kuvvetler’ olarak söz ediyorlar.

ABD TÜRKİYE’Yİ KIŞKIRTMAK İSTİYOR

Gürdeniz, Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği son röportajda, ABD’nin Yunanistan’ı kullanarak Türkiye’yi kışkırtmaya çalıştığını dile getirdi. Gürdeniz’e göre Türkiye, kuşatılmaya çalışılıyor ancak doğu sınırında Rusya ve İran’ın bulunması büyük bir şans. Gürdeniz şöyle konuştu:

“Türkiye, güneyden ve batıdan kuşatma altında. Doğuda İran ve Rusya’nın olması, Türkiye için önleyici faktörler. Bugün Batı ve Batı’yla birlikte hareket eden Arap âlemi, Türkiye’yi çevrelemeye çalışıyor; Rusya da aynı tehditle karşı karşıya. Baltık’tan çevrelendi. Polonya, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Ukrayna ve Gürcistan üzerinden çevreleniyor her geçen gün. ABD, bu ülkeleri yeni dönemde yoğun şekilde kullanacağını açıkça söylüyor. Türkiye’yi de bu süreçte Karadeniz’den zorluyor. Montrö rejiminin sahibi olmamıza rağmen Rusya’ya karşı hamlelerde bulunmamızı teşvik ediyor. İçimizdeki Atlantikçiler de bu tuzaklara çanak tutuyor…”

Gürdeniz’in “İçimizdeki Atlantikçiler” olarak nitelediği kesim TSK içerisinde sayıları oldukça azalmış olan NATO perspektifli subay kadrosu.

Gürdeniz, Biden yönetiminin Türkiye için de Rusya için de bir tehdit olduğu görüşünde. Son yazısında Biden kabinesini “savaş kabinesi” olarak niteledi ve ABD’nin saldırganlık dozunu artırdığını belirtip, NATO’dan “ABD’nin sadık hizmetkarı” olarak söz etti.

Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ise geçtiğimiz ay Sözcü Gazetesi’ne verdiği röportajda ABD’nin rahatsızlığının sebebinin Türkiye’nin silah üretim kapasitesindeki artış olduğunu söyledi. Başbuğ, Türkiye’nin artık pek çok teknolojiyi yerli olarak üretebildiğini, Türk ABD ilişkilerindeki kırılmanın asıl sebebinin de bu olduğunu savundu.

NATO MİSYONLARINA SİYASİ GÖREVLER

Türkiye’deki NATO karşıtı söylemler, NATO’da görevli Türk subaylarına da yansıyor. Türkiye’nin satın aldığı Rus hava savunma sistemi S-400’ü her ortamda savunmak Genelkurmay tarafından NATO’da görevli Türk personele verilen ana görevlerden biri.

Genelkurmay’dan tüm NATO birimlerine gönderilen başka bir emir yazısında ise “Katar’ın Türkiye’nin partneri olduğu ve tüm NATO misyonlarında Katar’ın çıkarlarının da savunulması” yönünde.

İsminin açıklanmasını istemeyen askeri bir yetkili, sicilleri bozulabilir endişesiyle Genelkurmay’da ve NATO nezdinde görevli subayların NATO ile müşterek hareket ediyor görüntüsü vermemeye çalıştığını söyledi. Kaynak, TSK’da artık NATO’ya problem çıkartan subayların yükseleceğine ilişkin inanç nedeniyle, NATO’da görevli subayların gerilim çıkarmak için bahane arar hale geldiklerini aktardı.

HULUSİ AKAR DENGE GÜDÜYOR

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise her konuşmasında NATO ile ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Akar her ne kadar kabine üyesi olarak sivil bir pozisyonda bulunsa da 2015-2018 yılları arasında Genelkurmay Başkanı olması nedeniyle TSK’yı fiilen yöneten isim konumunda. Akar, TSK’da güçlü bir grup haline gelen Avrasyacı subaylar ile NATO arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Akar geçmişte NATO karargahlarında uzun yıllar görev yapan subaylardan biri.

Okumaya devam et

Analiz

Millet İttifakı’nın çözmesi gerek 5 sorun

Yerel seçimlerde büyük başarı sağlayan Millet İttifakı’nı oluşturan partiler büyük sorunlarla uğraşıyor. CHP’de Muharrem İnce ayrılığı yaşanırken, İyi Partide kongreden bu yana işler iyi gitmiyor. DP ve Saadet’in ne yapacağı ise kesinleşmedi. İttifakı son seçimlerde dışardan destekleyen HDP ise kapanmanın eşiğinde.

BOLD – Son genel seçimlere CHP, İyi Parti, Demokrat Parti (DP) ve Saadet Partisi (SP) ittifak halinde girdi. Seçimde ittifak büyük başarı sağlayamasa da barajı geçemeyecek Saadet Partisi 2 vekil CHP listesinden, Demokrat Partisi 1 vekil İyi Parti listesinden seçildi. Seçimden sonra 3 vekil partilerine geri döndü. Genel seçimlerin ardından DP ve SP ittifaktan ayrıldı.

YEREL SEÇİMLERDE BÜYÜK BAŞARI

Bir sonraki yıl yapılan 2019 Yerel Seçimlerinde ise HDP’nin dışarıdan desteklediği Millet İttifakı tarihi başarıya imza attı. 21 büyükşehirde ortak aday çıkarma kararı alan CHP ve İyi Parti, yıllarca AKP tarafından yönetilen İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bir çok büyükşehir belediyesini kazandı.

CHP’DE AYRILIKLAR DURACAK MI?

Millet İttifakı içindeki partiler ve destekçileri zor günler geçiriyor. İttifakın en büyük oy oranına sahip CHP’den istifa eden Muharrem İnce, Memleket Hareketi’nin partileşme sürecine hız verdi. İnce’nin çalışmaları en çok CHP’nin başını ağrıtıyor. Partisinden istifa eden CHP İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, Karabük Milletvekili Hüseyin Avni Aksoy ve Yalova Milletvekili Özcan Özel Memleket Hareketi’ne katılacağını duyuruldu. Son olarak da CHP eski milletvekillerinden Mevlüt Dudu ve Hakkı Akalın da CHP üyeliğinden istifa ederek İnce’nin Memleket Hareketi’ne katıldı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 3 milletvekiliyle istifalarını vermeden önce yaptığı görüşme dışında herhangi bir adım atmadı.

İYİ PARTİ HDP GERGİNLİĞİ

Millet İttifakı’nın 2. büyük partisi İyi Parti’de de işler biraz karışık. Parti kongresinde Koray Aydın’ın başrol oynadığı liste krizinin ardından İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ kendi partisinin İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’yu Fetöcü diyerek suçladı. İhraç edilen Özdağ mahkeme kararıyla geri döndü.

İyi Parti asıl sınavı ittifakı dışarıdan destekleyen HDP konusunda verdi. Akşener, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için terörle iç içe ifadesini kullandı. Bu ifadeler HDP’yi rahatsız etti. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Gara Operasyonu sonrası görüşmek için randevu talep edeceklerini açıkladıkları İyi Parti ziyaretinden vazgeçtiklerini açıkladı. Yaşananlar ittifakın geleceğini etkileyecek gibi görünüyor.

HDP’YE KAPATMA DAVASI İHTİMALİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, HDP ile ilgili inceleme başlattı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Siyasi Partiler Bürosu inceleme kapsamında 108 sanıklı Kobani iddianamesi ve HDP’li milletvekilleri hakkında hazırlanan fezlekelerin örneği Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan istedi.

hdp mithat sancar

İnceleme sonucu HDP’nin “örgüt eylemlerinin odağı” olduğu tespit edilirse parti hakkında kapatma davası açılması gündeme gelebilecek. İttifaka yerel seçimlerde verdiği destekle başarıda büyük pay sahibi olan HDP’nin önümüzdeki günlerde çözmesi gereken öncelikli sorunu kapatma davası olacak.

SAADET HANGİ İTTİFAKTA YER ALACAK

SP Lideri Temel Karamollaoğlu genel seçimlerin ardından hiçbir ittifakın içerisinde yer almadıklarını söyledi. SP’yi Millet İttifakı’na kaptırmak istemeyen Erdoğan, yeni yılın ilk günlerinde, ittifak ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den ardından, ikinci ev ziyaretini SP Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Oğuzhan Asiltürk’e yaptı. Erdoğan görüşme sonrası ittifak konusu konuşulduğunu açıkladı.

AKP ile bir işbirliğine sıcak bakmayan Karamollaoğlu’na rağmen Erdoğan’la ittifak konusunda anlaştığı söylenen Asiltürk’e partinin genç isimlerinden tepki yağdı. Saadet Partisi’nin Millet İttifakı’nı mı yoksa Cumhur İttifakı’nı mı seçeceğini zaman gösterecek.

YENİ PARTİLER VE DP

Cumhuriyet’in haberine göre, yeni kurulan DEVA ve Gelecek partilerinin 2023’teki seçimlerde Millet İttifakı’ndan bağımsız bir araya gelerek Meclis’te yeni bir grup kurabileceği konuşuluyor. Bugüne dek Millet İttifakı bileşeni içinde yer almayı tercih eden DP’nin de 2023 seçimlerinde Millet İttifakı bloku içinde yer almak istemediği, milletvekili aday listelerini ve kendi cumhurbaşkanı adayını çıkaracağı belirtiliyor. Bunda en büyük etkenin, son günlerde kapatılması ve Hazine yardımının kesilmesi tartışmalarıyla gündeme gelen HDP’nin, doğrudan ya da dolaylı şekilde Millet İttifakı’na destek verebileceği olasılığı olduğu iddia ediliyor. CHP ve İyi Parti, ‘DP krizini aşıp yeni partileri ittifaka katabilir mi?’ sorusu gündeme geliyor.

Metin Feyzioğlu kimdir: Cuntacılıktan AKP yandaşlığına…

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0